Yükleniyor...

Ikametgah ‘e-devlet’ten verilecek

 

Davutoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin demokratik ve çok farklı görüşlerde siyasi partilerin bulunduğu bir ülke olduğunu ve olacağını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Ama temelde iki siyasi eğilim var. Son olaylar bunu daha açık bir şekilde ortaya koyuyor. Bir tek tipçi, Baasçı, dayatmacı ve başka fikirlere tahammül edemeyen siyasi akım. İkincisi de demokratik çoğulculuğu benimsemiş, her bir vatandaşına saygıyla, muhabbetle bakan, her bir siyasi görüşe özgürlükçü bir yaklaşımla, empatiyle yaklaşan akım. Birincisinin temsilcileri belli, maskeleri düştü, kendilerini gösterdiler. Nasıl Suriye’de Baas rejiminin yanında durmuşlarsa onlar, Türkiye’de de istiyorlar ki belli bir bölgede sadece bir siyasi parti olsun, başka siyasi partiler olmasın. Bir siyasi görüş olsun, başka bir siyasi görüş olmasın. Başka bir sivil toplum kuruluşu yapılanması olmasın, olursa onlardan izin alarak hayat hakkına sahip olsunlar, farklı görüşler özgürce beyan edilmesin, insanlar zorla haraç vermeye, belli siyasi görüşleri ifade etmeye mecbur bırakılsınlar. İşte bunları alt alta koyduğunuzda tam bir Baas ideolojisi çıkıyor. Bunları yapmak isteyen bir siyasi görüş var Türkiye’de. Aynı şekilde farklılıklara tahammül edemeyen ve kendi siyasi geçmişi dolayısıyla tek partici zihniyeti bir CHP var, bir HDP var. Birlikte Türkiye’deki bu şehirlerin yanmasına sebep olacak provokasyonlara çanak tuttular. Biz hangi amaçla olursa olsun, hangi etnik veya mezhebi grubu diğerine karşı destekliyor olursa olsun hiçbir tekçi yaklaşıma izin vermeyeceğiz. şehirlerimiz, sokaklarımız, köylerimiz, aşiretlerimiz, obalarımız ailelerimiz, evlilik üzerinden en yakın akrabalıklarımız her bir vatandaşımızı barındıracak çeşitliliği muhafaza edecekler. İşte o zaman geleceğimize emniyet içinde bakabiliriz."

Bu mücadeleyi sürdürmeye kararlı olduklarını vurgulayan Davutoğlu, "Onlar için kendilerinden olmayanların hayat hakkı yoktur" dedi.

Olaylarda ölenler

Bu olaylarda kayıpların 40’a yaklaştığını, son olarak yaralılardan vefat edenlerle de 38 olduğunu belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

"Katledilen vatandaşımızdan bahsetmek istiyorum. Şehit olan Atıf Şahin’i. Ailesini evinde ziyaret ettim. Amasya’ya gittiğimde de zikrettim. Amasya’da Hüseyin Hatipoğlu polis kardeşimin, şehidimizin ailesini ziyaret ettim. Her iki aileye de gerçekten buradan millet adına tebriklerimi, teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Bütün bu olayları tam bir metanetle karşıladılar. Hiçbir polis, emniyet görevlisinin evinde nefret dili duymadım, ’gidin de şunları cezalandırın’ gibi bir tabir duymadım. Başka gruplara karşı şiddet içeren bir ifade duymadım. Aksine mütevekkil ve gayet vakur bir duruşla ’vatan sağolsun, milletimizin arasına fitne girmesine sayın Başbakanım izin vermeyin’ dediler. İşte bizim kültürümüz bu. Şimdi şehit edilen Atıf’ta, Hüseyin de bu anlamda bu vandalizmin kurbanı oldular. Diyarbakır’da şehit edilen 16 yaşındaki Yasin Börü’de. Hüseyin’de, Yasin Börü’de, Atıf’ta Kürt, Türk olarak aynı katillerin elinde şehit oldular. Birisi esnafla omuz omuza olduğunu göstermek için onları ziyaret ederken ikisi şehit oldu. O genç kardeşimiz de bugün sabah babasıyla tekrar konuştum. Fikri bey. O genç kardeşimiz de kurban etini fakirlere dağıtmak isterken üçüncü kattan atılarak, üzerinde taşla başı ezilerek şehit oldu. Tabii onun yanında diğer 3 arkadaşı şehit oldular. 

Bu vatandaşlarımızın doğdukları yerler, bu vatandaşlarımızın etnik veya kültürel arka planları artık  önemli değil. Türktüler, Kürttüler, Diyarbakırlıydılar, Amasyalıydılar, Ankaralıydılar. Ama nezdimizde bugün onlar bu zalimler karşısında her biri bir Hz Hüseyin’dir. Tam Muharrem ayı yaklaşırken zikrediyorum. Muharrem ayı yaklaşırken Amasyalı Hüseyin bir Kerbela şehidi gibi kendi halkıyla dayanışma içindeyken şehit edildi. Yasin arkasından Yasin’i Şerif okuyarak defnedilen Yasin fakirlere, mazlumlara yardım etmek isterken şehit edildi. Allah onlara rahmet eylesin. Ama bu toprakları Kerbela’ya çevirmek isteyenlere bir daha izin vermeyeceğiz. Hiçbir şekilde etnik ve mezhep temelli katliamlara, katillere bu topraklarda yer olmayacak. Bunu böyle bilmeleri lazım. 

Onların tavrının aksine bizim için her can azizdir. Her insan korunması gereken kutsal bir emanettir. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın şiarını her bir vesileyle zikrederken bunu dilimizden söylemiyoruz, aklımızdan dahi söylemiyoruz, yüreğimizden söylüyoruz biz yüreğimizden."

İç Güvenlik Reformu

İnsanın hayatı, özgürlüğü, onuru, nesli, aklı, malı ve canının emniyet altında olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Bizim kadim kültürümüzde makasıd olarak bilinen bu temel haklar, evrensel hukukta da tekrar edilmiştir. İnsanın canı, aklı, inancı, nesli, malı emniyet altındadır ve emniyet altında olacaktır" diye konuştu.

Davutoğlu, bunların her birine yapılan saldırının insanlık onuruna yapılan saldırı olduğunu vurgulayarak, "Bu açıdan baktığımızda ’özgürlük, güvenlik dengesi’ dedik. Hatta bir adım öteye giderek bugün yeni bir kavramla bunu ifade etmek isterim. Özgürlük, güvenlik uyumu. Sadece dengesi değil. İki taraflı denge değil. Aksine iç içe geçmiş bir uyum mantığıyla yaklaşıyoruz" dedi.

Bu anlamda da Kobani olaylarından sonra ülkenin her bir yanından gelen seslere, taleplere, çağrılara cevap verecek bir özgürlüklerin korunması ve iç güvenlik reformu paketini bir hafta boyu çalışarak hazır hale getirdiklerini bildiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Dikkat ediniz öylesine bir ayrım yaşandı ki ’sokağa çıkın’ çağrısı yapanlar dahi bu vandalizmi savunamaz hale geldiler. O zaman kimse bugün paylaşacağım konuları Türkiye’nin otoriterleşmesi ya da daha özgürlükleri kısıtlayan bir alana geçmesi diye görmemelidir. Madem ki bu manzaraları. O manzaraları çıkarmak için provokatif tweet atanlar dahi bugünü savunamıyorlar. O zaman getirdiğimiz ve getireceğimiz tedbirler konusunda da objektif yaklaşsınlar ve bunların Türkiye ve dünyadaki uygulamalarına bakarak değerlendirsinler. Bir önyargıyla yaklaşmasınlar. Bunları bir siyasi istismar malzemesi yapmasınlar. Aksine bugün açıklayacağımız tedbirler ve reform projeleri bunu altını çizerek söylüyorum reformlar, özel hayatın mahremiyetini korumaya, kişisel verilerin korunmasına, insan hak ve özgürlüklerinin tahkim edilmesine yönelik reformlardır. Diğer taraftan elektronik ticaret güvenliğinden iş güvenliğine kadar uzanan geniş çaplı bütün vatandaşlarımızın günlük hayatlarını tam bir güven içinde yaşamalarını sağlayacak reformlar olacaktır. Ayrıca uyuşturucuyla mücadeleden terörle mücadeleye kadar birçok alanda da bu güvenlik ortamını zedeleyeceklere karşı alınacak tedbirler var."

"Devletimiz vatandaşına güvenmelidir"

Davutoğlu, "özgürlüklerin korunması ve iç güvenliğin tahkim edilmesine yönelik" olarak ifade ettiği reformları aktardı.

İlk olarak İçişleri Bakanlığı ile yaptıkları değerlendirmelerle vatandaşların günlük hayatlarını kolaylaştırıcı ve vatandaşlarına  güven duyan bir devlet anlayışını yerleştirici birtakım adımlar atmaya karar verdiklerini belirten Davutoğlu, bunların Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle sağlanacağını söyledi.

Doğum, evlenme, boşanma ve ölüm gibi hallerde nüfus müdürlüklerine gitmek zaruretinin ortadan kalkacağını, doğrudan bildirimle tescil yapılabileceğinin altını çizen Davutoğlu, "Öyle anlar hepimiz yaşamışızdır. En yakınımızı kaybederiz. Bir taraftan cenaze hazırlıklarıyla uğraşırken bir taraftan da ölümü bildirip, nüfus müdürlüklerine giderek kağıt almaya çalışırız. Defin kağıdı. bizim devletimiz vatandaşına güvenmelidir, güvenecektir" dedi.

Bu çerçevede nüfus müdürlüklerine gitmeden bildirimle tescil imkanı sağlanacağını yineleyen Davutoğlu, artık isim ve soyisim değişiklikleriyle ilgili mahkeme kararına ihtiyaç olmayacağını kaydetti.

İsmin zati ve kişinin kendisinin seçmesinin en doğal hakkı bulunduğu bir husus olduğunu dile getiren Davutoğlu, kimsenin bir isim için herhangi bir yere gidip izin alma ya da isim değişikliği için izin alma zorunluluğunun olmayacağına dikkati çekti.

Bu zati hakkın vatandaşlara verileceğini belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

"Vatandaşlarımız mahkemeye gitmeden tek bir dilekçeyle ’ben bundan sonra şu soyadını değil, bu soyadını kullanmak istiyorum’ diyecek. Dedikten sonra da işlem başlamış olacak. Hiçbir mahkeme süreci olmayacak. O eskidendi. Ben kendi kızımı kaydederken nüfus memuru hatırlıyorum annemin adı Meymune, ’bunu kaydedemem’ demişti. Sene 88. ’Arapça bu isim’ demişti. Baktım nüfus memurunun kendi adı da Mahmut. ’Peki bu isim nece?’ dedim ve Mahmut isminin kökenini anlattım ona. Ama niye o ismi istediğim konusunda ikna etmem emin olun 15, 20 dakikayı buldu. Artık kimse çocuğuna vereceği konusunda da... Kendisi bir isim değişikliği istiyorsa soyadı değişikliği ki vaktinde son derece rastgele verilmiş ve birçok vatandaşımız için de kullanıldığında bazen yüzü kızaran soyadları var. Bütün bu soyadlarını tek bir dilekçeyle değiştirme imkanı vereceğiz. Hiçbir hakim de hiçbir memurda vatandaşımızın ismine karışma ya da o ismi tayin etme hakkına sahip olmayacak."

Davutoğlu, nüfus ve kayıt örneği, ikametgah gibi belgelerin "e-devlet üzerinden verileceğine, ikametgahlar için artık sıra beklemelerin, bürokratik işlemlerin gerekli olmayacağına işaret etti.

"Vatandaşlık haklarıyla ilgili alanlar"

Pasaport ve sürücü belgelerinin nihayetinde seyahat belgesi olduğunu belirten Davutoğlu, bunların güvenlikle ilgili bir konu ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün işi olmadığını söyledi.

Pasaport alacak olanların bundan sonra Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gitmeyeceğini, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne gideceğini anlatan Davutoğlu, böylece sanki pasaportla yurtdışına çıkan her vatandaşın bir potansiyel suçluymuş gibi gidip emniyet kapılarında, pasaport ya da ehliyet için beklemeyeceğine dikkati çekti. 

Bunun çok temel bir değişiklik olarak niteleyen Davutoğlu, bunun bir zihniyet değişimini yansıttığını, bunların artık polisiye alanlar değil, vatandaşlık haklarıyla ilgili alanlar olduğunu söyledi.

İçişleri Bakanlığı’nın yeniden yapılandırılmasına ilişkin Davutoğlu, "İçişleri Bakanlığı’nda aldığım çok kapsamlı brifingden sonra birçok bakanlıkta edindiğim intibayı orada da edindim. Bakanlıklarımızın son 12 yıllık tecrübemiz ışığında yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç var. Önümüzde yeni Türkiye inşa edilirken kurumlarımızın kendilerini şöyle bir muhasebeden geçirmesi gerekiyor. Geçmiş birikimler neydi? 12 yıllık tecrübe için de yaşananlar noktasında geldiğimiz düzey nedir ve şimdi atılması gereken adımlar. Bütün bu bakanlıklarımıza ve bütün kurumlarımıza bu talimatımı verdim. Bizzat gidip herkesi dinleyeceğim" diye konuştu.

"Hiç tereddüt etmeden reformları yapacağız"

Davutoğlu, herhangi bir bakanlıkta, herhangi bir kurumda reform yapılması gerekiyorsa hiç tereddüt etmeden o reformları yapacaklarını ifade ederek, artık Türkiye’nin sivil, demokratik karakterini tahkim etmesinin vaktinin geldiğini kaydetti. Davutoğlu, "Bunu Diyanet İşleri Başkanlığımızda da yaptım, YÖK’te de yaptım. Meslektaşlarım rektörlerle üniversitelerimizin problemlerini açık bir şekilde kamuoyu önünde de tartıştım. Bundan sonra bizim herşeyi şeffaf bir  şekilde tartışarak ülkemizin geleceğini, devletimizin yeniden yapılandırılmasını ve demokrasimizin tahkim edilmesini teminat altına almamız lazım. Bunu yapmaya çalışıyoruz" dedi.

Davutoğlu, bu çerçevede Emniyet Genel Müdürlüğü’nün etkinliğini  ve idari esnekliğini güçlendirecek tedbirleri alacaklarını vurguladı. Davutoğlu, "Emniyet Genel Müdürlüğü’nün gerek Bakanlar Kurulu’nda gerel bakanlıkta verilen brifingde kendi örgüt şeması, kendi kurumsal yapısı içinde çok ciddi bir piramit bozulması olduğunu hep beraber gözledik. Bunu düzelteceğiz. İhtiyaçlar neyse onlar karşılanacak. Ama her bir güvenlik birimimiz, mensubumuz da demokratik hukuk devleti kuralları içinde hareket etmeye yönlendirilecekler. Bu kurallar içinde davranmaları bir güvenlik kültürü haline gelecek. Güvenlik bir kültürdür. Salt fiziki güçle ilgili bir husus değil. O kültürü yerleştireceğiz" diye konuştu.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.