Insan Haklari Baskanligi’ndan ‘28 Subat Darbesi: Insan Haklarina Balans Ayari’ etkinligi
AK Parti Genel Başkanvekili ve Başbakan Binali Yıldırım’ın teşrifleriyle, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Dr. Ravza Kavakcı Kan’ın ev sahipliğinde parti genel merkezinde gerçekleştirilen etkinliğe; Başbakan Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları; Hayati Yazıcı, Mustafa Ataş, Ahmet Sorgun, Mahir Ünal, Cevdet Yılmaz, Hamza Dağ, Çiğdem Karaaslan, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam, Eski Bakan Hasan Celal Güzel ve çok sayıda milletvekili ile davetli katıldı.
Etkinlik kapsamında; Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere çok sayıda siyasetçi, bürokrat, akademisyen, gazeteci ve dönemin mağdurlarının 28 Şubat’a ilişkin değerlendirmelerinin yer aldığı video izletildi.
Kavakcı: Adına ‘Post-modern’ de denilse 28 Şubat bir darbedir
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kavakcı, programın açılışında yaptığı konuşmada darbenin bir insanlık suçu olduğunu vurgulayarak, “İnsan eşref-i mahlûkattır, çünkü Ahsen-i takvimde yaratılmıştır. Fakat zaman zaman esfel-i safilin seviyesine iner. Haksız yere can alır, zulmeder, hak-hukuk tanımaz, darbe yapar. 28 Şubat bir darbedir. Adına ‘Post-modern’ de denilse, basbayağı alçak bir darbedir! Tıpkı milli iradeye kasteden diğer tüm darbeler gibi tıpkı 15 Temmuz’daki gibi…” dedi.
Kavakcı, 28 Şubat’ta hayalleri tanklarla ezilen insanların; ‘alevi-sünni, Kürt-Türk, sağcı-solcu’ diye birbirine düşürülmeye çalışıldığını hatta ‘çağdaş-gerici’, ‘laik-antilaik’ diye ayrıştırıldığını söyledi.
28 Şubat sürecinde Erdoğan okuduğu şiir bahane edilerek cezaevine gönderildi
28 Şubat’ta ekonomik ayrımcılıklarla sermayenin yerli ve milli olan kesiminin ‘yeşil sermaye’ yaftasıyla aşağılandığını, faizci-rantçı güruhun ise ‘çağdaş sermaye’ övgüsüyle yükseltilerek, kayırmacılıkla sınıflandırılması sonucunda devasa bir ekonomik soygun süreci yaşandığına değinen Kavakcı, istifaya zorlanan seçilmiş hükûmetin Başbakanı merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın tüm baskılara rağmen ‘savunan adam’ olarak hafızalara kazındığını dile getirdi.
28 Şubat sürecinde dönemin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanıyken verdiği hizmetlerle halkın gönlünde taht kuran Recep Tayyip Erdoğan’ın sırf bir şiir okudu bahanesiyle cezaevine gönderildiğini hatırlatan Kavakcı, kibirli ve elitist zihniyet tarafından ‘muhtar bile olamaz’ algısıyla siyasi hayatı bitirilmeye çalışılan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a o dönemde en büyük desteği yine milletin verdiğini belirtti.
“28 Şubat işgücüne ve üretim sektörüne de çok büyük bir darbe”
Tarihi 80 darbesinden öncesine dayanan kadına karşı ayrımcılığın en keskin örneklerinden başörtüsü yasağı zulmünün 28 Şubat sürecinde ayyuka çıktığını aktaran Kavakcı, “İkna odalarının, Doç. Dr. Merve Kavakcı’nın tabiriyle ‘ruhlar için gaz odaları’nın gencecik kızların ve onları yetiştiren ailelerin hayallerini boğmaya çalıştığı zamandır 28 Şubat. İmam hatiplilere ‘yarasa’ diyen başbakanların, ‘siyasi hayatıma mal olsa da bu kanunu geçireceğim’ diyerek ‘8 yıllık kesintisiz eğitim’ garabetiyle imam hatipleri kapatırken, bütün meslek liselerinin de önünü kestiği ve ülkenin başta ara eleman ihtiyacı olmak üzere işgücüne ve üretim sektörüne de çok büyük bir ‘darbe!’ yaptığı dönemdir.” diye konuştu.
Ahmet Kaya’nın lince maruz kalmasıdır 28 Şubat
28 Şubat’ta Ahmet Kaya’nın Kürtçe şarkıların yer alacağı bir kaset çıkarmak istediğini söylediği için lince maruz kaldığına dikkati çeken Kavakcı, şöyle devam etti:
“‘Baba’ lakaplı Cumhurbaşkanın ‘başörtülüler gitsin Suudi Arabistan’da okusun’ diyebildiği dönemdir 28 Şubat. 14 yaşındaki Yakup Köse’nin gençliğinin, sadece Refah Partisi mitingine katıldığı için adını bile bilmediği bir örgüte üyelikten hapishanede çürütülmesidir 28 Şubat. 15 Temmuz hain darbe girişiminin mimarı FETÖ’nün Allah’ın ayetine ‘füruat’ dediği dönemdir. Seçilmiş bir kadın milletvekiline, ailesine ve ona oy verenlere başbakan tarafından had bildirilmesi, had bildirmenin medya, siyaset ve yargı tarafından da icra edilmesidir. Aynı milletvekiline dönemin Cumhurbaşkanının elinde tek bir delil olmadığı halde hiç yüzü kızarmadan ‘ajan provokatör’ diyebilmesidir.”
Bin yıl sürecek zannedilen zulmü dualar sona erdirdi
28 Şubat ceberut devlet anlayışının bugün yerini milletin hizmetkârı olmaktan şeref duyan bir anlayışa terk ettiğini kaydeden Kavakcı, “Bugünden geriye bakıldığında, ‘28 Şubat’ demek milli iradenin önünde hiçbir engelin duramayacağının ispatı, milletin iradesinin tankların gücünü yenebildiği, nesillerce devam edegelmiş ayrımcılıkların bile tarihin karanlık sayfalarına gömülebilmesi demektir. ‘Dünya 5’den büyüktür’ diyerek sadece kendi ülkesinin değil bütün dünya mazlumlarının sesi olan bir liderin arkasında milletin kenetlenmesi ve 15 Temmuz’da yaptığı gibi yekvücut olarak hareket etmesidir. Hayal bile edilemeyen günlerin gelmiş olması ve daha güzellerinin gelecek olması demektir. Bugünden geriye bakıldığında 28 Şubat, bin yıl sürecek zannedilen zulmü sona erdiren duaların kabul edilmiş olması demektir.” ifadelerini kullandı.
“28 Şubat darbesinin son izi silininceye kadar mücadeleye devam etmeliyiz”
28 Şubat’ın insanların hayatlarında ve ruhlarında derin yaralar açtığının altını çizen Kavakcı, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:
“Bu yaraların pek çoğu artık kanamasa da izleri çok ama çok derin, hâlâ sızlıyor. Hatta bazıları tam olarak iyileşmedi, iyileşemedi, ne yazık ki bir türlü iyileştirilemedi. Bu gibi yaraları tam olarak iyileştirmeye çalışmak da üzerimize vazife olsa gerek. Bunun için mücadeleye devam etmeliyiz. 28 Şubat darbesinin son izi tamamen silininceye kadar, son mağdur için hak yerini kâmilen bulup adalet tamamen tecelli edene kadar mücadeleye devam etmeliyiz ve edeceğiz inşallah.”
Başbakan Yıldırım ve Genel Başkan Yardımcısı Kavakcı, programın ardından etkinliğin yapıldığı salonun girişinde hazırlanan ‘28 Şubat’ın Manşetleri Sergisi’ni gezdi.