Insanin hakkini vereceksiniz
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Eğer, bir siyasi sosyal hareket gençlerden hız almamışsa statükoculuğa, durağanlığa teslim olur. Ama gençleri yanına almış, gençleri arkasına almış, gençleri önünde yürüten bir siyasi hareket, tarihin içinde tarihi yürüyüşünde büyük devrimlere öncülük eder" dedi.
Davutoğlu, Mehmet Akif Ersoy Kongre Salonu’nda düzenlenen "İstiklal Şehrinde Gençlerle İstikbal Buluşması" programına katıldı.
Davutoğlu, buradaki konuşmasında, istiklal şehrinde istikbalin teminatı gençlerle bir araya geldiğini söyledi.
Aşkla yürüyen, aşkla konuşan, aşkla haykıran bir gençlikle beraber olmaktan mutlu olduğunu ifade eden Davutoğlu, seçim kampanyasında Kahramanmaraşlı gençlerle buluşmayı planladıklarını söyledi.
Kahramanmaraş’ın, esaret zincirlerini kıran, şehadete yürüyen kahraman gençlerin diyarı olduğunu belirtenDavutoğlu, "Daha millet adına gür ses ortada yok iken bir işgale karşı gür sesin en anlamlısını en ulvisini yücelten Kahramanmaraş’ın o şehit gençlerine buradan selamlar diliyorum, rahmetler diliyorum" diye konuştu.
Gençlerin, tarihi harekete geçiren bir güç olduğuna işaret eden Davutoğlu, "Eğer, bir siyasi sosyal hareket gençlerden hız almamışsa statükoculuğa, durağanlığa teslim olur. Ama gençleri yanına almış, gençleri arkasına almış, gençleri önünde yürüten bir siyasi hareket, tarihin içinde tarihi yürüyüşünde büyük devrimlere öncülük eder" ifadesini kullandı.
Bütün büyük hareketlerde ister manevi, ister siyasi hareketler olsun hepsinde gençlerin izlerinin olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, insanlık tarihinde öncü olan, öne geçen ve tarihin akışını değiştirenlerin gençler olduğunu vurguladı.
Bu gençlerin simasını salonda gördüğünü anlatanDavutoğlu, gençlerde Hz. Yusuf’un cemalini, Hz. İsa’nın merhametini, şefkatini, Hz. Ali’nin cesaretini, imanını, ilmini, Alparslan’ın, 21 yaşında İstanbul surlarına dayanan Fatih Sultan Mehmet’in, Anadolu gençlerinin izlerini gördüğünü söyledi.
Bu gençlerin tarih yazdıklarını, arkalarında büyük miraslar bıraktıklarını dile getiren Davutoğlu, "Biz ve siz o mirasların bugünkü takipçileriyiz" dedi.
Salondakilerin "Ahmedim Ahmet, gücümüz millet" sloganları üzerine Davutoğlu, Kahramanmaraşlıların kendisine çok güzel hitap ettiklerini kaydetti.
Salonda "Recep Tayyip Erdoğan" sloganları üzerine de Başbakan Davutoğlu, "O da bir genç olarak girdiği siyasette halkın seçtiği ilk cumhurbaşkanı oldu" diye konuştu.
"Mekana, insana ve zamana selam olsun" diyen Davutoğlu, mekana selam olsun dediklerinde; "kainatın, doğanın her bir unsuruna selam olsun" şeklinde ifade ettiklerini belirtti.
Bunun için AK Parti gençliğinin bütün mekana saygılı gençler olduğunu anlatan Davutoğlu, "AK Parti gençliği, o mekana Rabbimizin büyük bir nimeti olarak tek bir çiçeği bile üzmeyecek şekilde merhametle yaklaşır. AK Parti gençliği Yunus Emre’nin sarı çiçeğe seslenişindeki o güzel manayı anlayan gençliktir" ifadesini kullandı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Özellikle tam da bu dönemlerde Kahramanmaraş, İstiklal Harbi’ne direnirken, İstiklal Harbi’nin hemen öncesinde işgale karşı, esarete karşı direnirken esaret altında kalan Halep’in durumuna bakınız. Şimdi Halep’in kaderi kesinlikle Kahramanmaraş’tan ayrılamaz. Halep bizim şehrimizdir. Şam bizim şehrimizdir. Şam’u Şeriftir. Kudüs, Kudüsü Şerif’tir. Bağdat, ana gibi yar kendisi gibi diyar olmayan bir büyük beldedir" dedi.
28 Şubat’ta, o dönem bir başbakanın, İmam Hatip’lerin savunulması, kesintisiz eğitime karşı çıkıldığında, karşı çıkanları, "Mağaralardan beslenen yarasalara" benzettiğini hatırlattı.
O dönemde Yeni Şafak’ta yazar olduğunu anımsatan Davutoğlu, gazetedeki yazısında "Biz Müslümanlar, biz mağaraları ve yarasaları çok severiz. Çünkü biz Rabbimizin yarattığı her şeyde, yarasa da olsa sadece güzelliği ve mucizeyi görürüz. Rabbimizin yarattığı hiçbir şey de kötü bir şey görmez, kötü bir gözle bakmayız. Biz mağaralar dendiğinde vahyin indiği o mübarek Hira mağarasını anlarız. Biz Müslümanlar Hira mağarasında geçecek bir saniyeyi, kumarhanenin loş koridorlarında geçecek bin asra değişmeyiz" ifadelerini kullandığını hatırlattı.
Davutoğlu, 28 Şubat günlerinde nasıl çileler yaşandığını, başörtülü gençlerin nasıl tahkir edildiğini, özgürlüklerin nasıl ayaklar altına alındığını, gençlerin çok iyi bildiğini aktardı.
Gençlere, mekana saygı duymaları, tabiatta Allah’ın yarattığı her şeye merhametle, aşkla bakmaları tavsiyesinde bulunan Davutoğlu, mekana saygının ikinci boyutun ise üzerinde yaşanılan aziz vatan ve bu coğrafyanın hakkının verilmesi olduğunu anlattı.
"Şam bizim şehrimizdir. Şam’u Şerif’tir. Kudüs, Kudüsü Şerif’tir"
Bu toprakların mübarek ve tarih içerisinde büyük çığırlara zemin olan topraklar olduğuna dikkat çeken Davutoğlu, "Üzerinde yaşayanlar eğer o toprakların hakkını verirlerse, üzerinde yaşayanları izzetli kılarlar. Eğer hakkını vermezlerse de zelil kılar. Bizler, bütün büyük insanlık medeniyetlerinin insanlık tarihindeki bütün büyük medeniyetlerin kurulduğu bu topraklar üzerinde yaşamanın hakkını vermek durumundayız. Mezopotamya, Mısır, Anadolu, Kafkasya, Balkanlar, Orta Asya, tarihte doğmuş bütün büyük medeniyetlerin eğer tarihi bir odak noktasını keşfetmek, anlamak, o odak noktasına tarihin izini sürmek isterseniz Anadolu çıkar. Onun için bu topraklar üzerinde adaletin sözcüsü olan insanlar, adaletin sözcüsü olan liderler çıkardığında büyük düzenler büyük adalet nizamları kuruldu. Bu çıkmadığı zaman, bunlardan eksik ve mahrum kaldığı zamanlar büyük zulümler yaşandı" değerlendirmesinde bulundu.
Gençlerden bu toprakların ruhuna sahip çıkmasını isteyen Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Bu topraklarda dolaşırken her bir şehirde, her bir mahallede, her bir köyde bütün o büyük İbrahimi geleneğini, tevhid inancını, kurulan büyük devletlerin temelini teşkil eden bu adalet anlayışını görecek ve hissedeceksiniz. Özellikle tam da bu dönemlerde Kahramanmaraş, İstiklal Harbi’ne direnirken, İstiklal Harbi’nin hemen öncesinde işgale karşı, esarete karşı direnirken, esaret altında kalan Halep’in durumuna bakınız. Şimdi Halep’in kaderi kesinlikle Kahramanmaraş’tan ayrılamaz. Halep bizim şehrimizdir. Şam bizim şehrimizdir. Şam’u Şerif’tir. Kudüs, Kudüsü Şerif’tir. Bağdat, ana gibi yar kendisi gibi diyar olmayan bir büyük beldedir. İşte bütün bu coğrafyada eğer bugün kan dökülüyorsa, eğer bugün kardeş kavgası yaşanıyorsa, hepinizin mekana olan saygınızın bir gereği olarak bu mübarek beldelerde tekrar adaletin merhametin ve şefkatin egemen olması için yeni bir yürüyüşe çıkma konusunda hiç tereddüt etmemeniz lazım. Bu coğrafya, medeniyetlerin kurulduğu coğrafyadır. Tekrar bu coğrafyada o kadim medeniyetimizin ihyası, inşası için sizlerden büyük, çok büyük gayret gösterme beklentimiz var. Talebemiz, önümüzdeki bu çetin yıllara, on yıllara sizin en iyi şekilde hazırlanmanızdır."
" ’Tanrı Uludur’ denilen günleri yaşadılar"
Gençlerden zamanın hakkını vermelerini isteyen Başbakan Davutoğlu, zamanın hakkının verilmesinin yaşanılan zamana hitap etmek, zamanın gerektirdiği gayreti göstermek olduğunu söyledi.
Davutoğlu, "Her dönemde eğer zamanın hakkını veren liderler çıkmasaydı tarih şekillenmezdi. Alparslan, Fatih Sultan Mehmet, İstiklal Harbi’nin öncüleri, Çanakkale’de savaşan yiğitler kendi zamanının hakkın verdi" dedi.
1912’den 1923 yılına kadar bu toprakların çocuklarının tüm Balkanlar, Orta Doğu, Mezopotamya, Kafkaslar coğrafyasında son devletin kalan son medeniyet merkezlerini korumak için şehit düştüklerini söyleyen Davutoğlu, "Onlar bizim dedelerimizdi. Hiçbir aile yoktur ki Anadolu’da o dönemden kalanların içinde şehit bırakmamış olsun. Onlar büyük bir kadim medeniyetin savunmasını yaptılar. İkinci nesil, babalarımızın nesli. Onların bıraktığı topraklar üzerinde kurulan Cumhuriyetimiz içinde kendi haklarının mücadelesini verdiler. Modernite karşısında yenik düştüğü zannedilen kadim bir medeniyetin temsilcisi, savunucusu oldular. Zor günler geçirdiler. Ezan-ı Muhammedi yerine, ’Tanrı Uludur’ denilen günleri yaşadılar. Kuran-ı Kerim’in okunmasının bile suç sayıldığı günlerden geçtiler" ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkanı ve BaşbakanDavutoğlu, "70’li yıllarda ’sağcı solcu’ diye ayrılan bir Türkiye’de öğrenci olaylarıyla, kaosla karşı karşıya kalmış bir Türkiye’de bütün bu birikim üzerinde hayaller kurduk, iddialar ortaya koymaya çalıştık, rüyalarımız oldu. Bizi suçladılar. Dışişleri Bakanı olduğum dönemde ’tarihi hayallerle uğraştım’ diye, ’uğraşıyorum’ iddiasıyla hakaret ettiklerini düşünenler çıktı. O zaman şunu söylemiştim, şimdi de size söylüyorum; evet bizim bu ülke için hayallerimiz var, bizim gönül coğrafyamız için hayallerimiz var, bizim insanlık için hayallerimiz var. Hayalleri olmayanlar utansın" dedi.
Başbakan Davutoğlu, burada yaptığı konuşmada, kendi gençlik yıllarından örnekler verdi.
Davutoğlu, "70’li yıllarda ’sağcı solcu’ diye ayrılan bir Türkiye’de öğrenci olaylarıyla, kaosla karşı karşıya kalmış bir Türkiye’de bütün bu birikim üzerinde hayaller kurduk, iddialar ortaya koymaya çalıştık, rüyalarımız oldu. Bizi suçladılar. Dışişleri Bakanı olduğum dönemde ’tarihi hayallerle uğraştım’ diye, ’uğraşıyorum’ iddiasıyla hakaret ettiklerini düşünenler çıktı. O zaman şunu söylemiştim, şimdide size söylüyorum; evet bizim bu ülke için hayallerimiz var, bizim gönül coğrafyamız için hayallerimiz var, bizim insanlık için hayallerimiz var. Hayalleri olmayanlar utansın" diye konuştu.
Kendi neslinin 12 Eylül dönemini, 28 Şubat dönemini yaşadığını anlatan Davutoğlu, şunları aktardı:
"Tek bir şeyi hedeflemiştik; mevki, makam, bakanlık, milletvekilliği ya da güçlü bir takım, güç sahibi olmayı değil, onurlu bir ülkenin onurlu vatandaşları, yükselen bir ülkenin neferleri olmayı istemiştik. Hayatımızda kariyer planlamalarından daha çok bütün o geçmiş nesillerin mirasının sözcüsü olmak için çileye hazırlık vardı. Allah’a hamd olsun, bütün o geçmiş nesillerin yaptığı fedakarlıkları üzerinde, bugün bütün bu iddiaların sözcüsü AK Parti kadroları dimdik ayakta, geleceğe doğru yürüyüşüne devam ediyor."
AK Parti’nin belli konjonktürel şartlarda çıkmış konjonktürel bir parti olmadığını vurgulayanDavutoğlu, AK Parti’nin tarihi bir yürüyüşün ve bu tarihi yürüyüşe katılanların yer aldığı büyük bir ailenin adı olduğunu söyledi.
Gençlere tavsiyelerde bulunan Davutoğlu, "Siz, Türkiye’nin gençliği olarak, önümüzdeki dönemde kendinizi sadece hem kadimi anlamaya hem modernite ile gerektiğinde hesaplaşmaya hem de küreselleşmenin getirdiği meydan okumalara karşı kadimin savunucusu, küreselleşmenin öncüsü olacak yepyeni bir hareketin temsilcisi olmak durumundasınız" ifadesini kullandı.
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın"
İnsanın hakkını vermenin önemini anlatan Davutoğlu, "Zamanın hakkını vereceksiniz, insanın hakkını vereceksiniz. İnsanın hakkını vermek eşrefi mahlukat olan insana, eşrefi mahlukat olmanın anlayışıyla ve o şuurla yaklaşmaktır. Adaletle yaklaşmaktır, merhametle yaklaşmaktır ve insan odaklı olarak" dedi.
Şeyh Edebali’nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" sözünü anımsatan Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Ama bunun hakkını da vereceksiniz. Adalet söz konusu olduğunda dönüp sağınıza, solunuza ’acaba bu benim mezhebimden mi, bu benim etnik kökenimden mi, bu benim şehrimden mi, bu benim ailemden mi’ demeksizin... Tek bir nazarla bakacaksınız, insan nazarıyla Kürt, Türk, Sünni, Alevi gibi bölmek isteyenlere ve bir tür asabiyet ortamı oluşturmak isteyenlere karşı ’Biz insana eşrefi mahlukat olarak bakar, insanı Allah için severiz’ diyeceksiniz ve her sözünüzde ve her eyleminizde sadece insan onuru olacak."
"İnsan odaklı yaklaşan, insana insan olmak hasebiyle değer veren bir siyasi hareketin tarihten kopması mümkün değildir" değerlendirmesinde bulunan Davutoğlu, insani özü bırakıp, insandan uzaklaşan, insana yabancılaşan ve insana zulmeden rejimlerin de siyasi hareketlerin de yaşamasının mümkün olmadığını vurguladı.
Bugün, Suriye’de olduğu gibi zulüm rejimlerinin olduğunu anlatan Davutoğlu, "Kendi insanına böylesine zalimce yaklaşan bir rejimin ayakta durması mümkün değildir. Sizlerden AK Parti gençliği olarak, bu ülkenin gençliği olarak en büyük talebimiz; dünyanın neresinde olursa olsun insana eşrefi mahlukat olarak bakmak ve insana, insan onuru çerçevesinde muamele etmektir" dedi.
"Bizim milletimiz 2 milyon kardeşine bağrını açtı"
ABD ziyaretinden örnek veren Başbakan Davutoğlu, "Birleşmiş Milletler’de bize muhalif olanlar dahi söz aldıklarında Suriye’den gelen 2 milyon mülteciye davranışımız dolayısıyla insanlık adına bize teşekkür ettiler. Ben onlara şunu, gönlümden gelerek söyledim. Bizim milletimiz o kadar asil bir millettir ki bir kaç bin mülteci Avrupa’ya gittiğinde ortaya çıkan ırkçı akımlara, o mültecilere çelme takan gazetecilere, o mültecilere dipçik vuran polislere karşı bizim halkımız, bizim milletimiz 2 milyon kardeşine bağrını açtı, sofrasını açtı, aşını paylaştı, en önemlisi yüreğini açtı. Bizi bu yüzden eleştirenler şimdi seneler sonra bunun ne kadar haklı olduğunu görüyorlar. Çünkü biz hiç bir insana ülkesi, ırkı, etnik mezhebi, geçmişi dolayısıyla bakmayız."
Kahramanmaraş ile Halep’i ayırmanın, Suriyelilere herhangi bir yabancı gibi bakmanın mümkün olmadığını ifade eden Davutoğlu, insana hakkını veren ve insan olmak hasebiyle Suriye’den gelen mültecilere bağrını açan Türk milletine teşekkür etti.
Davutoğlu, gençlerden Suriyeli mültecileri ihmal etmemelerini istedi.
Suriyeli mültecilerin Edirne’ye yürürken, Kurban Bayramı öncesi kendisiyle görüşmek istediğini söyleyenDavutoğlu, Başbakanlıkta bir görüşme yaptıklarını orada bir Suriyeli’nin, "Sakın yanlış anlamayın Türkiye’ye karşı hiçbir protesto yapmıyoruz. Biz sizin hakkınızı ödeyemeyiz. Eşim doğum yapacaktı, 15 gün önce hiç bir maddi imkanımız yoktu. Hastaneye götürdüm. Bir taraftan doğum yapan eşimin mutluluğunu duydum, bir oğlum oldu ama diğer taraftan da ücreti nasıl ödeyeceğim diye kara kara düşünüyordum. Özel bir hastaneydi. Hastaneden ayrılma vakti gelince ben ücret sorduğumda ’siz bize Allah’ın misafirisiniz, ücret yok’ dediler. Bunu yaptıkları yetmiyormuş gibi bir taksi tuttular, taksinin parasını ödediler ve eve gönderdiler. Biz sizin milletinizin hakkını nasıl öderiz’ dediğini anlattı.
"Gelecek nesillere özür dileyecek bir miras bırakmayacaksınız"
Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu topraklarda bu aziz ülke, İstiklal harbiyle mazlum milletlere öncü olmuş. Bu milleti temsil edenlerden bir kısmı, geçmişte Cezayir’in Fransa’ya karşı istiklal harbinde ’Türkiye Fransa’nın yanında oy kullandı’ diye onlarca yıl büyük bir utanç duymuştu, Rahmetli Özal Cezayir’e gitti özür diledi, sırf bu sebeple. Şimdi ben size söylüyorum, ne biz ne de siz, bizden sonra siz geleceksiniz hiç bir şekilde gelecek nesillere özür dileyecek bir miras bırakmayacaksınız."