Yükleniyor...

Istihbarat teskilatimiz güçlendirilmeli

 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim zaten istihbarat teşkilatımızı hallaç pamuğu gibi atmışlar. Emniyet İstihbarat öyle, MİT’imiz öyle, ne bileyim diğer istihbarat kuruluşlarımız öyle. Şimdi, bütün bunlar üzerinden demokrasi tahribata uğruyor. Şimdi bizim de tabii bunları güçlendirmemiz lazım. Onun için önemli adımlar atmamız gerekiyor. Şu anda biz tabii bütün bunların çalışmalarını da yapıyoruz. Güçlü bir istihbarat teşkilatını bir an önce kurmanın da gayreti içerisindeyiz" dedi.

Erdoğan, NTV ve Star televizyonunun ortak canlı yayınında soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

İdeolojiye oy vermek veya siyasi Kürtçülük yapmak suretiyle bir yere varılmayacağını ifade eden Erdoğan, siyasi Türkçülük yapmakla da bir yere varılmayacağını dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, "Biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz. Bizim farkımız bu" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Çünkü her yere elimizi biz bu noktada çalışarak uzatıyoruz. İşte Diyarbakır’da ne yaptık? Mesut Barzani’yi oraya getirdik. Şivan Perver’i oraya getirdik. İbrahim Tatlıses’i oraya getirdik. O gün orada 100 bini aşkın insanı bir araya getirdik. Ben orada o gece de kaldım. İki ayrı ilçesine gitmek suretiyle orada da vatandaşlarımızla bir araya geldik. Bizde ayrımcılık yok. Onu her zaman söylüyorum. Ben Türk’ü Türk olduğu için sevmiyorum, Kürt’ü Kürt olduğu için sevmiyorum, Laz’ı Laz olduğu için sevmiyorum. Boşnak’ı, Arnavut’u, Roman’ı yani kendi etnik yapılarından dolayı sevmiyorum. Beni yaratan Allah, onları da yarattığı için seviyorum. AK Parti’yi diğerlerinden ayıran bu. Çünkü biz, bir olmaya mecburuz, kardeş olmaya mecburuz, beraber olmaya mecburuz. Çünkü bu ülkenin birliğe ihtiyacı var, kardeşliğe ihtiyacı var. Alevi, Sünni asla bu ayrımların olmaması lazım. Temenni ederim ki bu seçim inşallah bütün bunların bir miladı olur."

"Tokadı yediler gittiler"

4 bakanla ilgili fezlekelerin ve kurulacak komisyonun akıbetinin ne olacağına ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Şu anda yani 4 tane arkadaşımın, 4’ü de biliyorsunuz, kendileri aklanmak istediklerini, kendileriyle ilgili böyle bir komisyonun kurulması noktasındaki tekliflerini Meclis Başkanlığı’na da verdiler, Grup Başkanlığına da verdiler" diye konuştu.

Erdoğan, "Biz beklerdik ki muhalefet baştan böyle bir komisyon kurulmasını istesin. Ama onlar böyle bir şeyi istemediler. Onlar sadece Meclis’te bir şov yapmak için geldiler ayın 19’unda işte. Bir araya gelip, ’acaba böyle bir seçim süreci içerisinde ne yaparız’. Yani ne olacaktı sanki 10 gün, 15 gün bunu geri atsak. Seçimden sonra bu yapılamaz mıydı? Seçimden sonra da yapılırdı" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ama bunlar, dertleri başka. ’Eğer oradan bir şey koparabilirsek acaba ne olur?’ Meclis’in kapısını bilmeyenler, o gün Meclis’teydiler. ’Acaba netice alır mıyız?’ Ne oldu? Hep bu güven oylamalarında olduğu gibi o gün de yine tokadı yediler gittiler. Demokratik tokat budur işte.

Şimdi öyle zannediyorum ki nisan ayı içerisinde, bununla ilgili komisyonun oluşturulmasına yönelik çalışma yapılacaktır. Burada da 9 üye bizim partimizden, 4 üye anamuhalefetten, bir de diğerlerinden olmak üzere 15 kişiden oluşan bir komisyon tahakkuk edecektir. Komisyon çalışmasını yapacaktır. Bu çalışmanın neticesinde de değerlendirme ona göre daha sonra yine parlamentoda yapılacaktır."

"17 Aralık süreci hasar yarattı"

"17 Aralık süreci, devletin istihbaratında, dış politikada, belki iç politikada ne kadar hasar yarattı" sorusuna ise Erdoğan "(Hasar yaratmadı) diyemeyiz. Muhakkak hasar yarattı" diye yanıt verdi.

MİT Müsteşarlığı’nın, öyle rastgele bir teşkilat olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Yani bunun ciddi manada güvencesinin olması lazım" ifadesini kullandı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yani dünyada şöyle düşman güçler nereye saldırır diye baktığınız zaman, bir ülkenin köprüleri nerededir ona saldırır, havalimanlarına saldırır, milli istihbarat teşkilatlarına saldırır. Onları yok etmek... Çünkü istihbarat teşkilatının yok olması lazım ki o istihbarat bilgileri ortadan kalkmış olsun. Şimdi bizim içimizde maalesef yani iç düşmanlar türedi. Bu iç düşmanlar bizim ulusal güvenliğimizi şu anda ne yapıyor? Hedef alıyor. Böyle bir şey olamaz. Bunun tamamen adı, bir defa kesinlikle dinlemelerden tutunuz, çünkü bu olayda ciddi bir dinleme ağı var, casusluktur. Dolayısıyla bunun tabii bizim peşini bırakmamız mümkün değil. Eğer Milli İstihbarat Teşkilatımız böyle bir durumla karşı karşıya kaldığı zaman, tabii ki onunla ilgili tedbirleri almak da bizim görevimizdir. Yargı üzerine düşeni yapmak durumundadır. Aynı şekilde yürütme de burada bu işin takibini yapmak durumundadır. Çünkü güçlü bir devlet, güçlü bir istihbaratla olur. Güçlü bir devletin eğer zayıf istihbaratı olursa çok süratli bir şekilde güç kaybına uğrar ve yer ile yeksan olur." 

Erdoğan, "Bizim zaten istihbarat teşkilatımızı hallaç pamuğu gibi atmışlar. Emniyet İstihbarat öyle, MİT’imiz öyle, ne bileyim diğer istihbarat kuruluşlarımız öyle. Şimdi, bütün bunlar üzerinden demokrasi tahribata uğruyor. Şimdi bizim de tabii bunları güçlendirmemiz lazım. Onun için önemli adımlar atmamız gerekiyor. Şu anda biz tabii bütün bunların çalışmalarını da yapıyoruz. Güçlü bir istihbarat teşkilatını bir an önce kurmanın da gayreti içerisindeyiz" dedi.

"Bunu ne kadar paylaşırsınız" sorusuna ise Erdoğan, "Tabii bu paylaşılmaz" diye yanıt verdi.

"Bu seçim bir milat"

"Paralel yapılanmayla ilgili soruşturmanın ipuçlarını ne zaman görürüz" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, "İşte şu seçimi atlatmamız lazım. Seçimden sonra, dedim ya bir milat bu seçim. Yeni bir süreç başlayacak" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, şunları söyledi:

"Bununla birlikte tabii şimdi bu örgütün evlerinde veyahut da yurtlarında olan yavrulara şu söyleniyor, ’bu hükümet, işte sizi yurtlardan atmalardan tutunuz da tutuklamalara varıncaya kadar bunları yapacaklar. Sizi işte yargıya sevk edecekler’ gibi birçok şeylerle yalan yanlış bir korku atmosferi oluşturmanın gayreti içindeler. Tabii bunların hepsi yalan. Çünkü bunlarda şu anda bizim en önemli şeyimiz, aileler büyük tahribat gördü. Yani yanımıza gelen kızlar var. Bu kızlar bize, evlerde kendilerine yapılanları anlatıyor. Mesela bizi diyorlar ’Beddua seanslarına kaldırıyorlar’. Başbakan’a beddua. ’Bizi herhangi bir yerde, AK Parti’nin mitingine gittiğimiz an bizi takip ediyorlar. Annemize, babamıza çok çirkin telefonlar açıyorlar’. Yani bu tür çirkinlikler var. Tabii bütün bunlarla ilgili olarak da nelerle meşgul olduğu ortada. Şantaj almış başını gidiyor. İşte bugün yine bir iki gazetede çıkan bazı röportajlar vardı. Hatta bir kanalda da yayınlandı. Orada da zaten olayın boyutu belli. Yani adeta haraç topluyorlar. ’Verdin, verdin. Vermediğin takdirde kasetin var’. Böyle yürüdüler."

Aynı şeyin, milletvekillerine, hatta bakanlara da yapıldığına dikkati çeken Erdoğan, "Yani şu istifa mistifa filan olaylarının arkasında bu tür şeyler de var" diye konuştu.

"Temenni ediyorum ki 30 Mart, bu işlerin sonu olur"

Erdoğan, "Düşünün 15 sene, hatta 30 sene ama 15 sene yanında çalışan talebesini dinleyen bir zihniyetten ne olur? Yanında çalışan, yanında olan öğrencisi, işte kendisi itiraf etti. Sordum, ’hocam beni niye dinledin?’ ’Nereye gidiyorsun, ne yapıyorsun, ne ediyorsun, bilmem lazım’. Şu hale bak. Böyle bir hocalık olur mu?" ifadesini kullandı.

Başbakan Erdoğan, şu görüşleri dile getirdi:

"Böyle bir İslam yok. İslam buna müsaade etmiyor. Diyanet İşleri Başkanımızın üzerinde durduğu konu bu. İslam’da böyle bir şey yok. Bu dinimize de saygısızlıktır. Çünkü dinimiz, bu tür ahlaki olmayan bir davranış biçimini asla kabullenmez. Bizim dinimizin ahlak kuralları var, itikati kuralları var, ibadete müteallik kuralları var, muamelat denilen kuralları var. Öyle rastgele işler değil bunlar. Siz bunların hepsini bir kenara koyacaksınız, adeta kendi iradenizle, kendinize göre bir sistem oluşturacaksınız. Böyle bir şey yok."

Fethullah Gülen’in, "Hz. Cebrail inse, parti kursa ona da oy vermeyeceği" yönündeki sözlerini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hz. Cebrail’in işi gücü yok da parti mi kuracak? Meleklerin görevleri bellidir. Bizim inancımızda bunun yeri bellidir. Bunu nasıl söylersin? Peygamber Efendimizi Miraç’tan indiriyor, kamyonete bindiriyor. Kendi televizyonlarında... Senaryosu kendisine ait, onay oradan geliyor. İlginç şeyler oluyor. Cebrail’in partisine ’hayır’, CHP’ye ’evet’. Böyle bir mantık olur mu? Temenni ediyorum ki 30 Mart, bu işlerin sonu olur."

Erdoğan, "30 Mart’ın, ülkemiz için, milletimiz için, demokrasimiz için yeni bir dönemin başlamasına vesile olmasını diliyorum. İnşallah birliğimizin, beraberliğimizin, kardeşliğimizin bir teyidi olur diye düşünüyorum" dedi.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.