Yükleniyor...

Kaos senaryolarinin karsiligi yoktur

 

Cevahir Kongre Merkezi’ndeki Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD)  25. kuruluş yıl dönümü programına katılan Davutoğlu, toplantıya gecikmesinden dolayı özür dileyerek, kendisini de bir mensubu gördüğü MÜSİAD üyelerinin, özrünü kabul edeceğine inandığını söyledi. 

MÜSİAD ailesinin, söz verdiği zaman mutlaka bunu gerçekleştirdiğini ve o sözü gerçekleştirirken saatlerce beklemesi gerekirse, sıkılmadan beklediğini dile getiren Davutoğlu, kendisini de MÜSİAD ailesinin bir parçası olarak gördüğünü kaydetti. 

Davutoğlu, tarihte hiçbir şeyin, vakti gelmiş bir fikirden ve kurumdan daha güçlü bir etki yapamayacağını belirterek, "Vakti gelmiş fikirler, ortaya atıldıklarında daha sonraki tarihi şekillendirirler, ona öncülük ederler. Ama esas itibarıyla da tarihi kuranlar, sadece tarihi şahsiyetler ve onların fikirleri değil, onların oluşturduğu kurumlardır" diye konuştu.

MÜSİAD’ın çıktığı yılların, tarihi bir dönüşümün ayak seslerinin duyulduğu bir dönüm noktası olduğunu anlatan Davutoğlu, şunları aktardı:

"Ben de o yıllarda akademisyen olarak MÜSİAD’ın kuruluşunu yakından takip ettim. Birçok istişari kurulunda yer aldım ve bundan büyük onur duydum. O yıllarda amir, alim, tacir üçlemesi üzerine yazdıklarımıza şimdi baktığımda, çok büyük gururla diyebiliriz ki bu prototiplerin oluşması sürecinde çok önemli mesafeler katettik. O zaman bir ilim adamı olarak, alim prototipinin İslam dünyası ve insanlık için taşıdığı önemi vurgulayan yazılar yazıyordum ama ilim adamlarının oluşturmaya çalıştığı ahlakı, tarih içinde yürüyen bir olgu haline getirecek olan iş adamları ve pazardı." 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, şimdi bir başbakan olarak, bir siyaset prototipi oluşturma çabasındayken yine en önemli yoldaşlarının, bu yeni tacir prototipi etrafında örgütlenmiş olan iş adamı kuruluşları ve başta da MÜSİAD olduğunu dile getirdi. 

Davutoğlu, 90’lı yıllarda bu iddialarla yola çıkarken, yeni bir medeniyet inşası fikri üzerinde zihin yorduklarını ve emek verdiklerini ifade etti. 

MÜSİAD’ın 25 yılını değerlendirirken, üç konu üzerinde bir gelecek perspektifi çizmek istediğini vurgulayan Davutoğlu, "Birisi, uzun dönemli medeniyet bölümü. İkincisi, orta vadeli toplumsal dönüşümü şekillendiren siyasi ayak. Üçüncüsü de bunlarla birlikte gelişen bir profesyonel iş adamları topluluğu olarak her an karşı karşıya kalınan ekonomik dönüşüm" dedi.

Davutoğlu, ahlak ve norm üreten hareketlerin, bu ahlakın soyut çerçevesi dışında test edildiği alan olarak piyasaya bu ahlakı sirayet ettirmek istediklerini anlatarak, "Bu bazen pozitif anlamda ahlaktır, bir norm ve değer üretme anlamında ahlaki vasıflardır ki hala toplumsal hayatımızı ayakta tutan ahlak budur. Edirne’de Selimiye’nin hemen önünde çarşıyı açarken, sabah namazından sonra yapılan dualarla başlayan ve bütün Anadolu ve Rumeli’de hakim olan o derin ahlaki kültürü bugüne yansıtan temel piyasa kuralları içinde o ahlakı yaşanır kılan husus, geçmişten geleceğe nakledilen bu değerler bütünüdür" şeklinde konuştu.  

MÜSİAD’ın tarihsel dönüşüm arifesindeyken böyle bir iddiayla yola çıktığını dile getiren Davutoğlu, "12 kahraman insanın yeni bir ahlak üzerinde yeni bir piyasa inşa etmek için taş üstüne taş koyduğu gayretin ürünüdür. Gerek bu 12 arkadaşımızı ve daha sonra kendilerini takip eden tüm MÜSİAD üyelerini, yöneticilerini, bu inşa faaliyetinde üstlendikleri rol nedeniyle tebrik ediyorum. Vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum" ifadelerini kullandı.  

"Bakınız tam da inşa faaliyetini anlamak için hangi çerçevede MÜSİAD ortaya çıktı, kısaca bir bakalım" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"1990 yani soğuk savaşın sona erdiği yıl, modernite içinde ciddi bir hesaplaşmanın başladığı, modernlikten küreselleşmeye geçişin bütün sancılarının yaşandığı, küresel ve insanlık aleminin genel dengelerinin değiştiği bir dönem. Yine Türkiye’de siyasal anlamda 12 Eylül rejiminin getirdiği bazı kalıntıların hala siyasi hayata egemen olduğu bir dönemde yeni özgürlük arayışları. İktisadi olarak da rahmetli Özal’ın, Türk ekonomisini, iş adamlarını dünyaya açma ve dünyaya açarken de dünyaya hazırlama çabasına öncülük ettiği yıllar. Şimdi geriye doğru baktığımızda nasıl Selçuklu Devleti kurulurken Ahilik teşkilatı ortaya çıkmıştır ve Selçuklu Devleti’nin ahlakına, ekonomisine İpek Yolu üzerindeki temel ekonomik dinamikleri inşa etmede öncü bir rol üstlenmiştir ve aynı dönemde Anadolu erenleri, Horasan erenleri ve ilim adamlarıyla bu medeniyet yükselmiş ve birkaç yüzyıl sonra 16. yüzyılda dünyanın en büyük ekonomik gücü ve en büyük siyasi gücü haline dönüşmüştür, işte aslında bu tohumu atanlar aynı idealle çok uzun perspektifli bir medeniyet yolculuğuna çıkmışlardır."

Başbakan Davutoğlu, MÜSİAD’ın 25 yılına bakıldığında çok ciddi gayretlerin ortaya konulduğunun görüldüğünü ancak ileriye doğru bakıldığında aslında daha başlangıç aşamasında olunduğunu söyledi. 

Daha temeli yeni atılmış, asırlarca sürecek bir yolculuğun harcının karıldığı bir 25 yıldan bahsettiklerini anlatan Davutoğlu, şunları dile getirdi:

"En çok heyecanlandığım husus, bu salonda bulunun MÜSİAD yöneticilerinin, bu 25 yılın yorgunluğunu değil önümüzdeki 250 yılın enerjisini taşımış olmalarıdır. Yine daha yakın dönemlere baktığımızda hep Türkiye’deki toplumsal dönüşümle ekonomik atılımlar arasında, dünyadaki dönüşümlerle birlikte bir irtibat olmuştur." 

Davutoğlu, Osmanlı’nın son asrının direniş odaklarından birinin, ekonomideki bağımsızlığı yitirme konusunda olduğunu belirterek, şunları anlattı:

"Ben bunu kendi hayatımda çarpıcı şekilde yaşadım. 7 yıl okuduğum İstanbul Lisesi, Düyun-u Umumiye binasıydı. Osmanlı’nın dış borçlarının tahsil edilmesi için yabancı güçlerin Türkiye’de kurdukları müessese. Şimdi baktığımda çocuk yaşta o binaya girdiğimde, o yüksek duvarlar arasında bazı odalar vardı ki kasa odalar. Kapıları da muazzam organize edilmiş. Şimdi baktığımda, Düyun-u Umumiye neyi temsil ediyorsa, MÜSİAD tam da onun zıddını temsil ediyor."

Kaos senaryolarının karşılığı yoktur

Başbakan Ahmet Davutoğlu, MÜSİAD’ın 25. kuruluş yıldönümü programında yaptığı konuşmada, "Ekonomik anlamda kaos senaryoları çıkaranlar olabilir. Türkiye’de kaos senaryosunun olmasından memnun olacak çevreler olabilir içeride ve dışarıda. Ama gücünü Anadolu’dan ve Rumeli’den, sınırlarımızı genişletmeden büyüttüğümüz gönül coğrafyamızdan alanlar için bu kaos senaryosunun hiçbir karşılığı yoktur" dedi.

Davutoğlu, "Türkiye, bütün bu çileli yollardan, süreçlerden sonra, demokrasiye karşı kurulan bütün bu tuzaklardan sonra demokrasisini pekiştirecektir. 7 Haziran günü seçimlerle birlikte Türkiye’de demokrasinin çok daha güçlendiğini, siyasi istikrarın çok daha sağlam bir temelde inşa edildiğini ve Türkiye’de önümüzdeki döneme hükmedecek yeni bir restorasyon döneminin başlamış olduğunu hepimiz göreceğiz" şeklinde konuştu.

Davutoğlu,  Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD)  25. kuruluş yıl dönümü programında yaptığı konuşmada, bir ülkenin gerçek anlamda bağımsız olabilmesi için iktisaden bağımsız olması gerektiğini ifade ederek, medeniyetin inşası için zihinlerdeki prangalardan kurtulunması gerektiğini, bunun da MÜSİAD gibi tohumlarla atılacağını söyledi.

Türkiye’de iş dünyasının devletle ilişkiler üzerinden zenginleşen bir dünya haline zamanla geldiğini belirten Davutoğlu, devletle iş tutarak, devlet üzerinden zenginleşen bir iş dünyası konseptinin oluştuğunu, MÜSİAD’ın ise tam da bunun karşısında ortaya çıktığını vurguladı.

Davutoğlu, "Müstakil derken, hem dış etkiye karşı müstakil hem de içerideki siyasal etkilere ve baskılara karşı da müstakil olarak ortaya çıktı" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, derneğin, "yeşil sermaye" diye baskı altına alındığında, gerektiğinde devlet erkini kullanarak sermaye üzerine baskı kurmaya çalışanlara karşı hiç boyun eğmediğine işaret etti.

Tanzimat’tan o döneme kadar Türkiye’de iş dünyasının hep siyasi otoritenin alan açtığı yerlerde iş tuttuğunu ve siyasi otoritenin verdiği imtiyazlarla ayakta durmaya çalıştığını dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşte burada siyaset alanına giriyoruz. Siyasetle ilişkinizi doğru bir hat üzerinde tanımlamadığınızda içi boş bir kavram haline dönüşür. MÜSİAD’la niye gurur duyuyoruz? Çünkü MÜSİAD bunu siyasal alanda da en vakur şekilde temsil etti. 25 yıl içinde her türlü baskıyla karşı karşıya kalındı, özellikle 28 Şubat’ta. Ama MÜSİAD çizgisini hiç değiştirmedi. Küçük menfaatler ve hesaplar için siyasal alanla iş birliği yapabilmek adına o medeniyet çizgisi dediğimiz değerlere dayalı çizgiyi hiç terk etmedi. Anadolu sermayesi, gücünü Anadolu’nun bereketinden, zihninden aldı. Gücünüz eğer buna dayanırsa emin olunuz MÜSİAD 250 yıl da sürer, 2 bin 500 yıl da sürer. MÜSİAD sadece bir dernek veya hukuki sistem içindeki bir kurum adı değildir. MÜSİAD, bir zihniyetin adıdır ve bu zihniyeti de şu ana kadar onurla tarih içinde temsil etmiştir. Devletten beslenerek ya da devleti kullanarak sermaye oluşturmaya çalışanlar, 28 Şubat’ta hani o beşli çete manzaralarını ve birçok şeyi hatırlarsınız, onlar o resmin içinde yer alırken MÜSİAD tarihi resim içinde milletin yanında yer aldı."

"Tuzaklar kurulduğunda tavrını açıkça ortaya koydu"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, milletten, milli ahlak ve değerden kopan bir sermayenin milletten güç alabilmesinin mümkün olmadığını belirterek, hem 28 Şubat’ın zor şartlarında hem de AK Parti iktidar olduktan sonra bütün yapıların kendilerini özgürce ifade ettiği dönem başladığında, bu ortama karşı 27 Nisan e-muhtırası gibi tuzaklar kurulduğunda herkesten önce MÜSİAD’ın öne çıkarak tavrını açıkça ortaya koyduğunu anlattı.

MÜSİAD’ı hep doğru yerde, doğru zamanda, doğru bir tavırla gördüklerini dile getiren Davutoğlu, "Başka bazı yapılar iş adamları adına, Türkiye’deki her müspet harekete eleştiri getirirken, Türkiye’deki her vesayet çabasına ise meşruiyet kılıfı bulmaya çalışırken MÜSİAD hiçbir vesayetin, hiçbir darbenin, hiçbir örtülü ya da örtüsüz milli iradeyi dışlayan çabanın içinde yer almadı. Hep demokrasinin, özgürlüklerin ve kendi emeğiyle, alnının teriyle inşa edici bir iktisadi faaliyet içinde bulunan o geniş kitlelerin yanında yer aldı" diye konuştu.

Davutoğlu, özellikle soğuk savaş sonrasında Türkiye’de siyaset yeniden yapılanırken 2002’de başlayan özgürlükçü atmosferin, milletten güç alan bir siyasi hareketin bu noktaya gelmesinde MÜSİAD gibi sivil toplum kuruluşlarının desteği olduğunu vurgulayarak, gerek AK Parti olarak, gerekse Türkiye’deki siyasi dinamizmin bu anlamda milli iradeyi belirleyici bütün aktörleri olarak hep MÜSİAD’ı ekonomik alanda kendi özgün katkısını yapan, bununla Türk siyasetinde her zaman demokrasiyi savunan bir iş adamları örgütü olarak gördüklerini kaydetti.

Ekonomideki ilerleme

İktisadi olarak 1990’dan 2002’ye bakıldığında, dünya ekonomisinin geliştiği, genişlediği, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin milli gelirlerini birkaç misli artırdığı bir dönem olduğunu aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye’ye bakınız. Tam da MÜSİAD’ın birtakım baskılara direndiği o günleri tekrar hatırlamanın vaktidir bugün. Türkiye 1990’da 200 milyar dolar civarında bir milli gelire sahipti. 2002 AK Parti iktidarı hükümeti devraldığında milli gelirimiz 230 milyar dolardı. Sadece 30 milyar dolarlık bir artış. Son 12 yılda ise 230 milyar dolarlardan 830 milyar dolarlara milli geliri taşımışsak, bunda siyasi kadroların, başta Cumhurbaşkanımızın dirayetli yönetimi olması yanında MÜSİAD gibi her türlü meydan okumaya, hesaplaşmaya, zorluğa göğüs germeye hazır bir iş adamları kitlesinin mevcudiyeti etkili olmuştur. En onur duyduğum çalışmalardan biri, MÜSİAD’ın oluşum sürecinde istişare kurullarında yer almış ve bu anlamda ilim adamı olarak katkıda bulunmuş olmamdır."

Davutoğlu, bir ülkede siyasi gücün temerküz edebilmesi için milli iradenin esas olduğunu, ülkenin yükselebilmesi için mutlaka ekonomik gücün de temerküz etmesi gerektiğini belirterek, son 12 yılda birçok önemli reforma, önemli atılıma öncülük ettiklerini söyledi.

En büyük devrimin öz güven devrimi olduğunu vurgulayan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"2001-2002’de bütün öz güvenini kaybetmiş, psikolojik olarak büyük bir darbe yemiş, tabiri caizse dumura uğramış bir toplumdan 12 yılda her türlü hamleye hazır, her türlü meydan okumaya karşı dirençli yeni bir toplumsal psikoloji oluşmuşsa, bunun arkasındaki devrimin adı öz güven devrimidir. Bunu hep birlikte yaptık. Bu sadece siyasal değil, ekonomik ve kültürel bir başarıdır. Önümüzdeki dönemde daha birçok yüzleşmelerle karşı karşıya geleceğiz. Bugünkü tarihi akışı doğru okumak ve geleceğin temelini bu tarihi akış üzerinde en sağlam bir şekilde atmak. Bu çerçevede MÜSİAD’ın 25 yılı başarılarla dolu altın bir çeyrek yüzyıldır. Türkiye’nin son 10-12 yılı başarılarla doludur. Bu başarıların taçlanabilmesi için mutlaka güven ve istikrarın sağlanması, iş dünyası ile siyaset ve ilim dünyası arasındaki bağların güçlenmesi şart."

Davutoğlu, Cevahir Kongre Merkezi’nde Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD)  25. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programda yaptığı konuşmada, seçimlere az bir süre kaldığını, 7 Haziran seçimlerinin bir dönüm noktası olduğunu ama dönüm noktalarının bitmediğini ifade etti.

Her dönüm noktasında milletle buluşarak, milletten aldıkları gücü ve enerjiyi, tarihi akışı yönlendirecek şekilde bütün toplum kesimleriyle buluşturarak yola devam edeceklerini anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye için kaos senaryoları yapanlar çıkabilir. Etrafımızda bir ateş çemberi var. Suriye, Irak, Lübnan, Libya, Ukrayna, Yemen. Ülkeler parçalanma riskleriyle karşı karşıya. Türkiye ise bütün bu ateş çemberi içinde bir istikrar adası. Demokrasisini sağlam bir şekilde sürdürüyor. Toplumsal gelişmesini özgürlükler temelinde güçlendiriyor ve ekonomik kalkınmasını da dünya ekonomisinin daralmasına ve krizlere rağmen sürdürebiliyor. Bunun arkasındaki temel saik, bütün bu ateş çemberinin ortasında bizi bir arada tutan o tarih mayasıdır. Bu mayayı güçlendireceğiz. Ekonomik anlamda kaos senaryoları çıkaranlar olabilir. Türkiye’de kaos senaryosunun olmasından memnun olacak çevreler olabilir içeride ve dışarıda. Ama gücünü Anadolu’dan ve Rumeli’den, sınırlarımızı genişletmeden büyüttüğümüz gönül coğrafyamızdan alanlar için bu kaos senaryosunun hiçbir karşılığı yoktur."

"Türkiye ekonomik kalkınmasını sürdürüyor"

Başbakan Davutoğlu, küresel ekonomik daralmaya rağmen Türkiye’nin ekonomik kalkınmasını sürdürdüğünü, iş dünyasının dinamizmini her zaman takdirle andıklarını ifade etti.

Son ekonomik verilerin, dün açıklanan sanayi üretimi rakamlarındaki yüzde 4,7 ölçeğindeki büyümenin önemli bir işaret olduğunu vurgulayan Davutoğlu, son 4 ay içinde otomobil satışlarındaki yüzde 57 artışın, ülkedeki hem üretimin hem de refahın daralan dünya ekonomisine rağmen sürdüğünü ortaya koyduğunu dile getirdi.

Nisan ayındaki 532 milyon dolarlık borsa girişinin, dışarıdaki ekonomik daralmaya rağmen, dışarıdan Türkiye’ye gelen finansal akım bakımından da son derece önemli göstergeler olduğunu belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Önümüzdeki dönemle ilgili olarak bütün bu karamsar senaryolara karşı çok parlak bir geleceğin hepimizi beklediği inancını pekiştirmemiz gerektiği mesajını iletmek istiyorum. MÜSİAD’ın 25. yılı bu anlamda hepimizin hem geçmiş dönemin hafızasını canlandırmak ve o hafıza üzerinden nelerden kaçınmak gerektiği hususunda ortak bir akıl geliştirmek bakımından önemlidir hem de önümüzdeki 25 yılı planlamak açısından. Türkiye, bütün bu çileli yollardan, süreçlerden sonra, demokrasiye karşı kurulan bütün bu tuzaklardan sonra, demokrasisini pekiştirecektir. 7 Haziran günü, seçimlerle birlikte Türkiye’de demokrasinin çok daha güçlendiğini, siyasi istikrarın çok daha sağlam bir temelde inşa edildiğini ve Türkiye’de önümüzdeki döneme hükmedecek yeni bir restorasyon döneminin başlamış olduğunu hepimiz göreceğiz. Psikolojimizi yeniden inşa edeceğiz öz güven üzerine. Siyasetimizi, yeni bir sivil anayasa ile yeniden inşa edeceğiz. Ekonomimizi MÜSİAD başta olmak üzere bütün iş adamlarımızla birlikte dünya ile rekabet eder hale getirmek üzere yeniden inşa edeceğiz. Ahlak üzerine inşa edeceğiz."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Yargı Reformu Stratejisi’nde geçen ay vurguladığı gibi adaleti yeniden inşa edeceklerini, bütün bu yeniden inşa faaliyetleri üzerinde, medeniyeti yeniden inşa edeceklerini, bütün unsurlarıyla birlikte yeni bir medeniyetin öncüsü olmaya gittiklerini söyledi.

Bu inşa faaliyetinin en önemli kurumlarından biri olan MÜSİAD’ı 25. yılında yeniden tebrik eden Davutoğlu, "25 yıl kurumsal tarih bakımından uzun gelebilir ama büyük tarihi yürüyüşümüz bakımından yeni 250 yılların, 2500 yılların habercisidir" dedi.

Konuşmasının ardından Davutoğlu’na ağaç dikim sertifikası ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MÜSİAD Başkanı Nail Olpak’la çektirdiği fotoğraf takdim edildi.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.