Yükleniyor...

Kararimizi mutlak sekilde uygulariz

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bir kez daha ifade ediyorum ki biz bir karar aldık mı, karşımıza kim çıkarsa çıksın, ister Karadeniz’in dağları gibi doğal, isterse diğer tarafta bazı örgütlerin çalışmaları gibi şiddet yanlılarının engelleri olsun, hepsini aşarız ve kararımızı mutlak şekilde uygularız" dedi.

Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen yerli uçak tanıtım töreninde konuşan Davutoğlu, tarihi bir gün olduğunu belirttiği 27 Mayıs’ın iki açıdan önemi bulunduğuna işaret etti.

Davutoğlu, bugünün, ülkenin geçmiş 50-60 yılına damgasını vuran acı bir olayın yıl dönümü olduğunu dile getirerek, 27 Mayıs 1960 ihtilalinin demokraside birçok kesintiye yol açtığını söyledi.

Başbakan Davutoğlu, "Ben 27 Mayıs 1960 ihtilali ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla Türk demokrasisinin bir daha bu tür müdahalelere maruz kalmayacağı inancıyla rahmetli şehit Başbakanımız Adnan Menderes ve arkadaşlarını bir kez daha milletim adına onurla, gururla burada anıyorum, hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum" dedi.

Milletin, milli iradesiyle seçtiği hükümetlerin bu şekilde görevden alındığı günlere şahit olmamasını dileyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Allah, hep beraber milli iradeye, demokrasiye sahip çıkma kararlılığını göstermeyi nasip eylesin. İkincisi, büyük bir hayal. Sadece bugünün hayali değil, bugünün rüyası, ideali, hedefi değil. Bundan 71 yıl önce 26 Mayıs 1944’te yani bundan bir gün önce, rahmetli Nuri Demirağ ve arkadaşları yeni ve genç Cumhuriyeti onurlandıracak büyük bir projeyi hayata geçirmek için çıktıklarında birçok engelle karşılaşmışlardı. 1944’te 26 Mayıs’ta onların geliştirdiği uçak, NuD38 uçağı İstanbul-Ankara arasında test uçuşunu başarıyla tamamlamıştı. Fakat kişilerin vizyon sahibi olması, bu vizyonu hayata geçirmek için fedakarlıklar yapması yetmiyor. O zaman devleti yönetenler bu vizyonu anlayamadıkları için, bu büyük ideali gerçekleştirmek yönünde atılan o cesur adımları takdir edemedikleri için Türkiye’nin yüzde yüz yerli milli uçak geliştirme projesi 71 yıl sonra, 71 yıl gecikmeyle bugün tekrar gündeme geliyor. Bir kez daha rahmetli Nuri Demirağ’ı hayırla, takdirle anıyorum."

"Türkiye’de yapılan uçağın yurt dışına satışı bir kanunla durdurulmuş"

Başbakan Davutoğlu, Demirağ’ın 1936’da çıktığı ilk yolda bugün Deniz Müzesi’nin yanındaki binada başlayan idealin önce başarılı adımlarla devam ettiğini, şimdiki Atatürk Havalimanı’nın bulunduğu yerde o günkü Amsterdam Havalimanı büyüklüğünde, hangarlarla, tesislerle kurulan güzel başlangıcın, stratejik vizyon yetersizliği dolayısıyla daha sonra da Eskişehir’de söz konusu olan bir kaza üzerine tümüyle iptal edildiğini söyledi.

Bunun üzerine Türk Hava Kurumu’nun siparişlerini geri aldığına, yurt dışından yapılan siparişlerin o dönemin idarecileri, hükümeti tarafından bir kanunla durdurulduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Yani Türkiye’de yapılan uçağın yurt dışına satışı bir kanunla durdurulmuş. Bu aslında tek parti yönetimlerinin bazen ve ilkesel olarak bir bütün etrafında düşünüldüğünde ne kadar vizyonsuz bir perspektif çizebildiklerinin en çarpıcı örneği. Aradan yıllar geçti, o tek parti yönetimi gitti. O projeyi durduranlar iktidardan çekildiler. Ama o günden bugüne hiçbir hükümet tekrar bu projeyi gündeme alma, tekrar bu projeyle birlikte yeni ve güzel bir yolculuğa çıkma iradesi gösteremedi. Ta ki 2002 yılında AK Parti iktidarları gelene kadar."

Davutoğlu, AK Parti iktidarları döneminde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde, Türk havacılık sektörünün olağanüstü bir atılım içine girdiğini dile getirerek, "Dünyada yılda yüzde 5 büyüyen sektör Türkiye’de yüzde 15 büyüdü. Çok kısa bir sürede Türk Hava Yolları dünyanın en önemli markaları haline geldi. Çarpıcı birkaç rakam vermek gerekirse iç hat yolcuları 2002’de 9 milyonken, bugün 85 milyon. Takriben 10 misli arttı" dedi.

"Dünyada üçüncü, Avrupa’da ilk olan denize dolgu yapılarak inşa edilen havalimanı açtık"

Dış hat yolcu sayısının 34 milyondan, bugün 166 milyona çıktığını aktaran Davutoğlu, dünyanın en büyük havalimanını İstanbul’a inşa etmek için 2013’te harekete geçtiklerini hatırlattı. 

Davutoğlu, 2003’te sadece Türk Hava Yolları’nın iç hatlarda 2 merkezden 26 noktaya sefer yaptığını, bugün ise 6 hava yolu şirketinin 7 merkezden 55 noktaya uçtuğunu kaydetti. 

Geçen hafta Ordu-Giresun Havalimanı’nı açtıklarını anımsatan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Dünyada üçüncü, Avrupa’da ilk olan denize dolgu yapılarak inşa edilen havalimanı. Bir mucize. Aslında ideallerin kararlılıkla birleşmesi halinde engel tanımayacağının çok çarpıcı bir göstergesi. Ben birçok vesileyle Fatih Sultan Mehmet Han’ı anarak, Ordu-Giresun Havalimanı’nı misal olarak zikretmiştim. Fatih Sultan Mehmet Han, fetihten önce donanmayla Haliç önlerine geldiğinde, Haliç’in kapalı olduğunu gördüğünde normalde başka bir komutan olsa konvansiyonel bir şekilde düşünüp, ’uygun bir zamanı bekleyelim’ diyebilirdi. Liderlik, konvansiyonel ve alışılagelmiş çizginin dışında karar alma yeteneğidir ve nitekim donanmayı karadan yürüterek Haliç’e inme fikri, o zaman için ilk anda söylendiğinde gerçekleşmesi imkansız gelebilir de ama doğru, güçlü bir siyasi irade, doğru bir karar, idealin etrafında birleştiğinde olmazları olur kılıyor. Ordu-Giresun Havalimanı da ilk anda bakıldığında hemen denizin yakınından yükselen dağlar ve son derece coşkulu Karadeniz dalgaları arasında belki o mekanda havaalanı yapmanın zorluğu aşikardı. Ama Sayın Cumhurbaşkanımız o dönemde verdiği güçlü kararla hem bu yolu açtı hem de aşılmaz zannedilen yolların ve engellerin nasıl aşılacağının güzel bir örneğini verdi ve biz Ordu-Giresun Havalimanı’nı elhamdülillah büyük bir onurla açtık."

Hakkari-Yüksekova Havalimanı 

Benzer projelerle çalışmalara devam edeceklerini vurgulayan Davutoğlu, dün de Hakkari-Yüksekova Havalimanı’nı 55. havalimanı olarak açtıklarını anımsattı.  

Davutoğlu, iktidara geldiklerinde ülkede 26 havalimanı bulunduğunu aktararak, şöyle devam etti:

"Şu anda 55 havalimanı oldu. Hakkari-Yüksekova’nın önemi de Hakkari denildiğinde genellikle Türkiye’nin hep bir köşesi, bir şekilde bir uç noktası ifade edilmek için kullanılan bir vilayetemizken, bu havalimanıyla birlikte sadece Türkiye’nin her köşesine değil, dünyaya bağlantı sağlayabilen ve Irak’tan, İran’dan ya da Erbil’den gelebilecek yolculara da ev sahipliği yapabilecek bir merkez, vilayet haline dönüşmeye başlıyor. Bunun yine önemli bir tarafı, terör örgütünün yıllarca bu havalimanının açılmasını engellemek için gösterdiği çabalara, yaptığı tehditlere, baskınlara, iş makinelerini kırmalarına, işçileri tehdit etmelerine rağmen güçlü bir siyasi iradeyle bu havalimanının yapılmış olmasıdır. Buradan bir kez daha her iki havalimanının yapılmasına katkıda bulunan bütün kurumlarımızı, bakanlıklarımızı, müteahhit firmaları tebrik ediyorum. Bir kez daha ifade ediyorum ki biz bir karar aldık mı, karşımıza kim çıkarsa çıksın, ister Karadeniz’in dağları gibi doğal, isterse diğer tarafta bazı örgütlerin çalışmaları gibi şiddet yanlılarının engelleri olsun, hepsini aşarız ve kararımızı mutlak şekilde uygularız. Hiçbir şey, aldığımız kararın uygulanmasını biraz belki geciktirebilir ama durduramaz. Yine hava yolu bakımından son derece önemli bir istatistik olarak 2003 yılında 2 hava yolu şirketimiz 60 noktaya uçarken, 2014 yılında 6 hava yolu şirketimiz 237 noktaya uçuyor. 108 ülkede 237 noktaya uçuyor. Türk Hava Yolları bu çerçevede dünyanın en fazla destinasyonuna uçan hava yolu şirketi unvanını kazandı."

"Nereye bir uçağımız iniyorsa orada bir büyükelçimiz olacak"

Dışişleri Bakanlığı döneminde de en fazla takip ettiği hususlardan birinin vizelerin kaldırılması, diğerinin de Türk Hava Yolları’nın uçuş noktalarının artırılması olduğuna işaret eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

 "Yükselen ülkelere baktığınızda British Airways’ın güneş batmayan imparatorluk iddiasıyla tarih sahnesinde yer alan İngiltere için taşıdığı önem, ister yükselen Almanya için Lufthansa’nın taşıdığı öneme baktığınızda veya diğer hava yolu şirketlerinin kendi ülkeleri açısından taşıdığı öneme baktığınızda, bizim için de hava yolu şirketlerimizin dünyada ne kadar çok noktaya uçtuğu, yükselmemizin en önemli kriterlerinden biridir. Nerede bir havalimanı varsa oraya inecek Türkiye Cumhuriyeti bayraklı hava yolu şirketi, başta Türk Hava Yolları şirketi olmak üzere diğer şirketlerimiz olacak. Nereye bir uçağımız iniyorsa orada bir büyükelçimiz, orada bir temsilimiz olacak. Artık Türkiye yerel, bölgesel düşünen bir ülke değil, küresel düşünen bir ülke ve bu küresel rekabette hak ettiğimiz yeri alacağız."

Davutoğlu, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen yerli uçak tanıtım töreninde yaptığı konuşmada, son 12 yılda 10 milyon vatandaşın ilk kez uçağa bindiğini ifade ederek, 12-24 ve 25 saat süren uzun otobüs yolculuklarının yerini konforlu, çok kısa sürede hedefe ulaşabilen hava yolu imkanlarının aldığını söyledi.

Bu çerçevede 100 kilometrelik daireler içinde havalimanına ulaşım imkanı olmayan tek bir vatandaş bırakmayacaklarını dile getiren Davutoğlu, Türkiye’nin yükselen bir ülke olarak milli savunma sanayisini geliştirme konusunda çok geç kaldığını, yavaş davrandığını, önündeki on yılları kaybettiğini aktardı.

Davutoğlu, milli uçak yapımında 1944’ten bu yana geçen zamanın "kaybedilmiş yıllar" olarak görülebileceğini belirterek, 2002’de AK Parti iktidarı ülkede söz sahibi olana kadar bütün savunma ihtiyaçların dışarıdan karşılanacağı bir varsayım içinde davranıldığını, hatta bir takım rant çevrelerinin oluştuğunu kaydetti.

Türkiye’nin ihtiyacını hibe silahlardan karşılayan ya da satın alımlarda başka ülkelerin kongrelerine, parlamentolarına muhtaç bırakan, aradaki bazı kesimlerin de yüksek karlarla ülke ekonomisini zora soktuğu projelerin gündeme getirildiğine dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:

"İktidara gelişimizle birlikte yerli tedarik bağlamında bir stratejik tercihte bulunuldu. 2002’de savunma sanayinde yerlilik oranı, yüzde 24 iken bugün yüzde 60’a kadar çıktı. Dışişleri Bakanlığım döneminde, özellikle füze teknolojisi bağlamında gelişmeleri takip etmek üzere ROKETSAN’ı ziyaret ettiğimde, ROKETSAN yetkililerinin söylediği husus aradaki değişimi açık bir şekilde ortaya koyuyordu. Bizden önce ROKETSAN’ın 2005’te kapatılmasına karar verilmişti. Yani Türkiye’nin ASELSAN’dan sonra önemli kurumlarından bir tanesinin 2002’de alınan kararla kapatılmasına karar verilmişti. Şimdi ise ROKETSAN dünyada rekabet gücü yüksek uluslararası şirketler arasına girdi. Nasıl Nuri Demirağ’ın projeleri durdurulmuşsa, bir el ROKETSAN’ın üzerinden mili savunma sanayinin füze teknolojisine dayalı önemli projelerini durdurmak için düğmeye basmıştı. Eğer AK Parti iktidarda olmasaydı şu anda geliştirilmiş birçok proje, gelişme imkanı bulmadan durdurulmuş olacaktı. Biz hiçbir şekilde durdurulamayacak bir iradenin sözcüleriyiz. Bizi durdurmak isteyen ancak ve ancak 27 Mayıs gibi darbeler üzerinden hedefine ulaşabileceğini zannedebilir. Türkiye’de de artık ne bu darbelere, ne bu vesayete, sığ yaklaşımlarla büyük projeleri durduran dar siyasi anlayışlara izin verilmeyecektir."

"Tasarım için gerekli yetkilendirmeler verildi"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, son 12 yılda savunma sanayisinin her alanında büyük hamleler yaptıklarının altını çizerek, Altay tankı, ANKA insansız hava aracı, HÜRKUŞ eğitim uçağı projesi, milli gemi projesi, yerli otomobil gibi çok geniş bir alanda Türkiye’nin savunma sanayisine katkıda bulunulabilecek yan sektörlerle desteklenen projelerin hayata geçirildiğini anlattı.

Artık hibe üzerinden kendi savunmasını tanzim etmeye çalışan bir ülke olmadığını vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aksine 5 milyar dolarlık yıllık üretim, 1,6 milyar dolarlık ihracatı, 1 milyar dolara varan Ar-Ge çalışmalarıyla çok güçlü, dünyanın rekabet edebilecek kapasitedeki öncü ülkeleri arasında olan bir savunma sanayimiz var. Savunma Sanayii İcra Komitelerinde ele aldığımız hususlar bağlamında önümüzdeki dönemde de inşallah milli muharip uçağımızı, 2023’e kadar Türk semalarında uçurmuş olacağız. Tasarım için gerekli yetkilendirmeler verildi. Füze savunma sanayi konusunda, milli kapasiteyi artırıcı her türlü tedbir alınacak. Türkiye kendi savunması için neye ihtiyaç hissediyorsa, kendi mühendisleri, kendi sermayesi, kendi emeği, en önemlisi kendi iradesiyle hayata geçirecek. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu çerçevede çok önemli bir atılım, tabiri caizse paradigmayı, oyunu, akış seyrini değiştirecek önemli bir kararı almamız gerekiyordu. Bu da milli bölgesel uçak yapımı."

Yüzde 100 Türk tasarımı

Daha önce ilk sunumların Bakanlar Kurulu’nda yapıldığını, son aylarda bu çalışmalara hız verdiklerini bildiren Davutoğlu, geçiş aşamasıyla süreyi kısaltmayı, bir an önce sertifikasyonu ve güvenirliği olan model üzerinde yoğunlaşmayı ve onunla yola çıkmayı amaçladıklarını kaydetti.

Davutoğlu, Nuri Demirağ’ın uçağının o dönemin "A" kategorisinde sertifikasyonunu alan bir uçak olduğunu anımsatarak, ancak durdurulduğunu, durduranların ise ülkenin içinde ve dışında bağlantıları olduğunu söyledi.

Güvenirliği yüksek, test edilmiş model Dornier 328 ve 628 ile ilgili yapılan anlaşma ve telif haklarının alınması sonrasında sertifikasyon da dahil tüm süreçlerin kısa sürede tamamlanacağını vurgulayan Davutoğlu, 2019’da Dornier 328 model etrafında yapılan ilk uçağın uçuşa geçeceğini, 2023’te de sipariş edilen 50 uçağın üretileceğini dile getirdi.

Davutoğlu, 2020’de, Dornier 628 modeliyle ilgili tasarımın tamamlanıp, 2023’te uçuşun gerçekleşeceğine dikkati çekerek, yüzde 100 Türk tasarımı milli bölgesel uçak ile milli muharip uçağın birlikte Türk semalarında uçağını ifade etti.

Davutoğlu, Haliç Kongre Merkezi’ndeki yerli uçak tanıtım töreninde, milli iradeye dayalı siyasi hareketlerin hiçbir zaman eğilmeyeceğini söyledi.

Nuri Demirağ’ın engellendiğini anımsatan Davutoğlu, "Onunla başlayan proje hayata geçirilmiş olsaydı belki bu yol çok daha kısa sürede katedilmiş olurdu ama bizi engelleyemeyecekler. Hangi tuzakları kurarlarsa kursunlar, önümüze hangi engelleri çıkarırlarsa çıkarsınlar, bizi bu kararlılığımızla Türkiye’yi, yeni Türkiye’yi küresel bir güç haline getirme hedefimizden bir santim dahi saptıramayacaklar. Geri dönüşü olmayan bir yoldayız" diye konuştu.

Yerli uçağı "Gerçekten gurur duyacağımız bir proje" diye nitelendiren Davutoğlu, salondan gelen "Onlar konuşur, AK Parti yapar" tezahüratına da "Onlar engeller, AK Parti yapar" şeklinde karşılık verdi.

Davutoğlu, "Bütün bu projeler başladığı gibi, şimdiye kadar verdiğimiz bütün sözlerin gerçekleşmesi gibi gerçekleşecek ya da bütün bu projeler geçmişte olduğu gibi durdurulmaya çalışılacak" diye konuştu.

"Bütüncül strateji, entegre bakış"

Davutoğlu, "Hızlı tren Türkiye için bir hayaldi" ifadesini kullanarak, 2001 yılında dönemin MHP’li Ulaştırma Bakanı’nın "Bu projeyi bırakın bizi, bizim çocuklarımızın ve hatta torunlarımızın görmesi bile hayal" dediğini anımsattı.   

Davutoğlu, "Ama biz gördük ve yaptık. Çünkü bir şeye önce inanmak lazım.  Kendisine güvenen, milletine inanan bir kadronun gerçekleştiremeyeceği hiçbir hedef yoktur" görüşünü dile getirdi.

İstanbul - Ankara arasında çalışan ilk yüksek hızlı treni dışarıdan teknoloji transferiyle gerçekleştirdiklerini ama çok kısa bir sürede Türkiye’nin kendi lokomotiflerini, vagonlarını üretip hatlarını da kendisi yaygınlaştıran bir ülke haline geldiğini anlatan Davutoğlu, "Bütün bunlar bütüncül bir stratejinin, entegre bir bakışın, vizyonun eseri olabilir" dedi.

Davutoğlu, Türkiye’deki havalimanlarının sayısının da hızla artıp 55’e ulaştığını ifade ederek, bunun da beraberinde bütün bu havalimanları arasında çapraz uçuşları zaruri hale getirdiğini kaydetti.

Yerli uçak projesiyle üretilecek 70 yolcu kapasiteli DRJ-628’lerin kısa mesafeli uçuşa elverişli olduğuna işaret eden Davutoğlu, "Bununla artık o kadar seri bir uçuş imkanına kavuşacağız ki bütün Anadolu birbirine entegre olacak. Bu aslında aynı zamanda toplumu birbirine entegre eden bir milli birlik projesi. Herkes her yere uçabilecek ve toplumsal entegrasyon en üst düzeyde gerçekleşecek" şeklinde konuştu.

"Ülkeler tek bir sektöre dayalı kalkınamaz"

Davutoğlu, yerli uçak modelinin sadece yolcu taşımacılığında değil, askeri nakliye, VIP, ambulans uçak olarak da kullanılabileceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Bütüncül yaklaşımın bir parçası olarak sivil havacılık alanında attığımız bir adım, bize milli savunma alanında da büyük bir sektörün gelişmesi imkanı sağlayacak. Onun için son Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısında da bu konularda elde edilecek birikimin, Türkiye’nin bütün teknik kapasitesini ve  teknolojik birikimini artıracak sonuçlar doğuracağı kararıyla bu projelerin desteklenmesi kararını verdik. Böylece sivil ve askeri ihtiyaçların hepsinin karşılanacağı çok geniş tabanlı bir yeni dönem başlıyor."

Geçen hafta Kocaeli’nde temeli atılan Bilişim Vadisi’nin ve üzerinde çalışılmaya başlanan çip fabrikası projesinin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini anlatan Davutoğlu, "Bütün bunlar birbirinden kopuk, ayrı projeler gibi algılanabilir ama biz baktığımızda bütün bunları birbirini tamamlayan üniteler olarak görüyoruz. Çünkü ülkeler tek bir sektöre, alana dayalı olarak kalkınamazlar, bütün alanları kuşatan stratejik, yenilikçi bir anlayışla kalkınabilirler" diye konuştu.

"Millilik oranını artıracağız"

Davutoğlu, üç ay önce ilan ettikleri 25 Öncelikli Dönüşüm Programı’nın en önemli özelliğinin, millilik oranını artırmak olduğunu vurguladı.

Bütün bu çabalara rağmen Ar-Ge, bilişim vadisi çalışmaları ve teknolojik atılımlarla millilik oranını artıracaklarına değinen Davutoğlu, şunları anlattı:

"Türkiye silah, uçak, tren alan veya teknoloji almak zorunda kalan bir ülke olmaktan çıkıp teknoloji üreten, satan, katma değerle ürettiği ürünlere rekabetçi karakter kazandıran bir kaynak ülke haline gelecek. 2023’e kadar bütün bu projelerle gerçekleştireceğimiz yeni atılım dönemi Türkiye’yi bölgesel bir güç olmaktan çıkarıp küresel bir aktör haline getirecek. Bunun için her şeyden önce irade, vizyon, ideal lazım. Bunlar da kadrolarımızda var ve milletimizin 7 Haziran’da vereceği destekle bütün bu projeler tayin edilen vakitte mutlaka hayata geçirilecek." 

İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde gerçekleştirilen projelerin dünyada ya alanlarının en büyük örneği ya da ilk niteliğinde olduğunu anlatan Davutoğlu, "İstanbul etrafında da Marmara etrafında da Türkiye’nin yükselişiyle gelişen, dünyanın en önemli ulaşım, teknoloji havzalarından biri oluşacak. Biz ülkemize baktığımızda aciz, muhtaç, mahcup bir ülke değil, kudretli, şefkatli, her yere eli, her ile uçağı ve dünyanın her ülkesine havayolu ulaşan bir ülke görüyoruz" diye konuştu.

Yerli uçak projesine katkıda bulunan herkesi tebrik eden Davutoğlu, "Göklerde bir Türk olarak Nuri Demirağ yalnızdı ama bilsinler ki bu projeyi yapan arkadaşlarımız, bütün yetkililer, hükümet olarak hepimiz, bilmeliyiz ki biz yalnız değiliz, arkamızda 78 milyonluk inançlı bir millet var, zihnimizde bu ülkeyle ilgili çok büyük idealler var" dedi.

Notlar

Törene Davutoğlu’nun yanı sıra  Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Feridun Bilgin de katıldı.

Salonu dolduranlar "Onlar konuşur, AK Parti yapar", "Türkiye seninle gurur duyuyor", "Dik dur eğilme Türkiye seninle" sloganlarıyla zaman zaman Davutoğlu’na tezahüratta bulundu.

Törende, yerli uçak için Sierra Nevada Corporation’ın sahipleri Eren ve Fatih Özmen çifti ile sözleşme imzalandı.

İmzanın ardından Başbakan Davutoğlu’na yerli uçağın 29 Ekim 2019’da yapması planlanan ilk uçuş olan Konya-Yüksekova seferinin temsili biniş kartı takdim edildi.

Davutoğlu, biniş kartı üzerindeki tarihe dikkati çekerek, "Bunu bana tevdi eden yetkililer söz vermiş oluyorlar. Bunun takipçisi olacağım. Allah ömür verirse, inşallah bütün bu kadroyla birlikte 29 Ekim 2019’da Konya’dan kalkıp, dün açtığımız Yüksekova’ya ineceğiz. Hazreti Mevlana’nın diyarından, o güzel yaylalara, Seyyid Taha Hakkari’nin diyarına ineceğiz" ifadelerini kullandı. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.