Yükleniyor...

Mazlumlarin sesi olarak yürüyecegiz

 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Yıllardır milleti yok sayan, milletin kararına itibar etmeyenler şu anda ittifak yaptılar. Milletin iradesini gasbetmenin mücadelesini veriyorlar. Türkiye’de gezi olaylarından itibaren başlayan tartışma bunun tartışmasıdır, Türkiye’yi kim yönetcek? Hiç kusura bakmasınlar biz bu emaneti hiç kimseye vermeyiz, bu iradeyi hiç kimseyle paylaşmayız. Milletin emanetini yetkisini, iradesini çalmaya çalışanlara asla göz yummayız” dedi. 

Erdoğan, AK Parti’nin Afyonkarahisar’da düzenlediği mitinginde yaptığı konuşmada, Afyonkarahisar’ın ilçelerini tek tek sayarak orada yaşayanlara selamlarını gönderdi.

Afyonkarahisar’ın barışın, zaferin, yiğitliğin, mertliğin, kahramanlığın, direnişin, istikbalin ve hürriyetin şehri olduğunu ifade eden Erdoğan, Kocatepe’de taarruz emrini veren Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı, Yüzbaşı Agah Efendi’yi, Reşat Bey’i ve Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarını, Türkiye’nin, Afyonkarahisar’ın her karışında şehit olanları rahmetle andığını söyledi.

Erdoğan, 30 Mart yerel seçimlerinin startını dün Sivas’ta verdiklerini, ardından Yozgat’ta miting düzenlediklerini, bugün de Afyonkarahisar’ın ardından Kütahya’da vatandaşlarla buluşacaklarını anlattı.

Vatandaşların “Dik dur eğilme, bu millet seninle” tezahuratları üzerine Erdoğan, “Şüpheniz var mı? Evvelallah dik duracağız, dikleşmeyeceğiz” dedi.

Afyonkarahisar’ın demokrasi mücadelesinde de kahraman bir şehir olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Afyonkarahisar 1946 seçimlerinde 8 milletvekilinin 8’i de Demokrat Partiden seçildi, 1950 seçimlerinde 9 milletvekilinin 9’u da Demokrat Partiden seçildi. 1954’te yine 9’da 9 yaptınız, 1957’de 10 milletvekili vardı 10’unu da Demokrat Partiye verdiniz. Afyonkarahisar’ın AK Parti tarihinde de çok önemli bir yeri var. Biz, kutlu yolculuğumuza, Büyük Türkiye yolculuğumuza, istiklal mücadelemizin, zaferin şehri Afyonkarahisar’dan çıktık. Partimizin kuruluş hazırlıklarını burada yaptık, 2002 seçimlerinde yüzde 34,5 oyla başladık, 2011 seçimlerinde Türkiye genelinde yüzde 50, Afyonkarahisar’da yüzde 60 oy aldık. Afyonkarahisar, demokrasi mücadelesinde, milli iradenin güçlenmesinde, Büyük Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesinde en önde durmaya, sancağı taşımaya devam ediyor. Allah sizlerden razı olsun. Desteğiniz, katkınız, ahde vefanız, tevehcühünüz için Rabbim sizlerden razı olsun. Rabbim uhuvetimizi, birliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin.”

Afyonkarahisar’a 1 milyar 124 milyon liralık yatırım

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, mitingin ardından Afyonkarahisar ve ilçelerinde toplam yatırım değeri 1 milyar 124 milyon liralık hizmet, eser ve yatırımların resmi açılış törenini yapacaklarını anımsatarak, Afyonkarahisar’da üniversitenin, belediyenin, il özel idaresinin, Orman ve Su İşleri Bakanlığının yatırımlarını, sağlık ve eğitim hizmetlerine yönelik eserleri kazandırdıklarını söyledi.

Erdoğan, Türkiye’de 1950 yılından bugüne kadar konuşulan, tartışılan çok önemli bir konu olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“Nedir bu konu, nedir bu tartışma? 1950’den beri ülkemizde Türkiye’yi kim yönetecek, bunun tartışması yapılıyor. CHP diyor ki; Türkiye’yi sadece biz yönetiriz, iktidar olsak da biz yönetiriz, muhalefet olsak da biz yönetiriz. Medya diyor ki; Türkiye’yi biz yönetiriz, manşetlerimizle Türkiye’ye biz istikamet çizeriz. Bazı iş adamları diyor ki; para bizde, money bizde Türkiye’yi biz yönetiriz. Elitler, seçkinler, o çeteler, o mafyatik yapılanmalar, o paralel çeteler diyor ki; Türkiye’yi biz yönetiriz.

Gazi Mustafa Kemal ve İlk Meclis daha 1920 yılında onlar ne diyordu; Türkiye’yi millet yönetir.  Merhum Menderes  1950’de ‘hayır. Türkiye’yi egemen güçler siz değil, millet yönetecek. Yeter söz milletindir’ dedi. Aynı şekilde biz de Afyonkarahisar’dan yola çıkarken ne dedik; Türkiye’yi millet yönetecek, söz milletindir, karar milletindir, yetki milletindir dedik. Bu ülkenin sahibi millettir. Bu ülkeyi idare edecek olan millettir. Bu ülkeyle ilgili kararları verecek olan söz sahibi, karar sahibi, mühür sahibi sadece millettir, sizsiniz. Bu ülkeyi siz yöneteceksiniz, son 12 yılda olduğu gibi bu ülkenin istikametini siz belirleyecek, bu ülkenin rotasını hep siz çizeceksiniz, manşetler değil, işveren çevreleri değil, paralel örgütler değil, mafya, cunta, çeteler değil, bu ülkeyi siz yöneteceksiniz.”

"Yıllardır milleti yok sayan, milletin kararına itibar etmeyenler şu anda ittifak yaptılar"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, şu anda Türkiye’de bir kez daha “Türkiye’yi kim yönetecek” konusunun tartışılmaya başlandığını belirterek, “Yıllardır milleti yok sayan, milletin kararına itibar etmeyenler şu anda ittifak yaptılar. Milletin iradesini gasbetmenin mücadelesini veriyorlar. Türkiye’de gezi olaylarından itibaren başlayan tartışma bunun tartışmasıdır. Türkiye’yi kim yönetecek. Hiç kusura bakmasınlar biz bu emaneti hiç kimseye vermeyiz, bu iradeyi hiç kimseyle paylaşmayız. Milletin emanetini yetkisini, iradesini çalmaya çalışanlara asla göz yummayız” diye konuştu.

Merhum Adnan Menderes’in milli iradeyi, demokrasiyi egemen kılmasından, yetkiyi millete devretmesinden başta CHP olmak üzere, medya, seçkinler ve elitlerin çok rahatsız olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bundan 54 yıl once Merhum Menderes’e ne yaptılarsa, hangi tuzakları kurdularsa, hangi senaryoları yazdılarsa şu anda bize de aynısını yapıyorlar. Manşetlere bakın, bugün atılan manşetlerle 54 yıl öncesinin manşetlerinin aynı olduğunu göreceksiniz. Sokak olaylarına bakın aynı, CHP’nin tavrına bakın aynı, işverenlerin, çetelerin tavrına bakın… 54 yıl önce neyse bugün yine aynı.

Merhum Menderes’e hangi iftiraları attılar, hatırlayın. Örtülü ödenekten dava açtılar, aynı şeyi bize yapmak istiyorlar, ama benim milletim bunları yutmuyor. 6-7 Eylül sokak eylemlerinden dava açtılar, İstanbul’da  yaptığı çok önemli yatırımlardan dolayı, açtığı yollardan dolayı dava açtılar. Kardeşlerim yargı içinde bazı demokrasi karşıtı oluşumlarla mücadele ettiği için dava açtılar. Çok çirkin iftiralarla, çok ama çok çirkin iftiralarla Menderes’i maalesef milletin gözünden düşürmek için her türlü iftirayı attılar. Tuttu mu? Tutmadı, tutmayınca ipe götürdüler. Menderes bugün var, Hasan Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu da var. Peki onları idam edenler var mı? Kimse onları hatırlıyor mu? Hatırlamıyor. Niye? Zalimler hiçbir zaman kalıcı olmaz. Zalimler her zaman zulümleriyle anılır. Biz, mazlumların, mağdurların sesi olarak yürüyeceğiz. 54 yıl önce ne yaptılarsa bugün aynını yapanlar bilesiniz ki onlarda hiçbir zaman emellerine kavuşamayacaklar.”

"Manşetlerle, sokak eylemleriyle, küresel projelerimize açtıkları davalarla, iddialarla, ithamlarla, iftiralarla bir kez daha aynı tuzağı kurmaya, bir kez daha aynı senaryoyu hayata geçirmeye çalışıyorlar" diyen Erdoğan, yapacakları üçüncü havalimanının engellenmeye çalışıldığını belirtti.

Kanal İstanbul’u engellemek istediklerini, Marmaray’ı da engellemeye çalıştıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Ne oldu? Engellemeye çalıştı, çalıştı, başarabildiler mi? Söke söke aldık ve Marmaray’ı yaptık. Şimdi merak ediyorum engellemeye çalışanlar acaba hangi yüzle Marmaray’a binip de oradan karşıya geçiyorlar? Allah rahmet etsin Sivaslı Nuri Demirağ boğaza ilk köprüyü yapacağı zaman ona da o zaman İnönü engel oldu. Hayaliydi yapamadı. Şimdi torunu bizim partimizin milletvekili ama biz yaptık, biz başardık. Birinci köprünün karşısına dikildi, kim? CHP. İkinci köprünün karşısına dikildi, kim? CHP. Şimdi Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yapıyoruz, kim karşı çıkıyor, yine CHP.

Denizin altından şimdi ikinci geçidi yapıyoruz, otomobil geçidi, ona da karşı çıkıyorlar. Allah’tan denizin altından da, göremiyorlar. Onlar isteseler de istemeseler de biz bunları yapacağız. Bunların önünü kesemeyecekler. Zafer Havalimanı’nı yaptık mı, yaptık. Bunlara kalsa olur muydu? Bunların böyle bir derdi yok ki böyle bir sevdası, böyle bir aşkı yok. Bu kez sert kayaya çarptılar, bu kez millete tosladılar, millete. Bu millet çok güçlü şekilde iradesine, sandığa, hükümetine, demokrasiye, hükümetine, siyasete sahip çıktı. Bu aziz millet kimin ne yapmaya çalıştığını, kimin nerede durduğunu görüyor. Engin ferasetiyle olaylarda hakemlik yapıyor."

"Sen laf milliyetçisisin"

Türkiye’de on ay önce, 2013 yılının mayıs ayında tarihi nitelikte gelişmelerin yaşandığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, söz konusu ayda İstanbul’da 46 milyar dolarlık üçüncü havalimanının ihalesini yaptıklarını belirtti. "Bizim cebimizden bir kuruş çıkmıyor" diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Tamamen ihaleye giren 5 ortaklı konsorsiyum bunu yapıyor. Ne yapacak? 20 yıl burayı çalıştıracaklar. 20 yıl sonra ne olacak? Devlete teslim edecekler. Bunu durdurmak istediler, hala bunu durdurmak için gayret içindeler ama başaramayacaklar. Bu üçüncü havalimanının yıllık yolcu kapasitesi 100 milyon. Dünyanın ilk üç havalimanından bir tanesi, bunu engellemeye çalışıyorlar. Ankara’da Japonya Başbakanı ile bir görüşme yapıyorum o ay içinde, ağırladık, misafirim. Nükleer enerji santralini yapacağız, nerede? Sinop’ta. Maliyeti ne? 22 milyar dolar. Yapacaklar, belli bir süre işletecekler ondan sonra onu bize devredecekler. Bu da beyleri rahatsız etti. ondan sonra ben Japonya’ya gittim. MHP’nin başındaki zat ne diyor biliyor musun, geçenlerde? Gerçekten acınacak bir hali var. ’Bu başbakan hiç yer inmiyor ki’ diyor, ’Hep havada geziyor’ diyor, ’Ama onu da biz kulaklarından tutup getireceğiz’ diyor. MHP’nin genel başkanı, ismini anmayacağım için isimlerini vermiyorum biliyorsunuz, bu iki ismin ismini hiç anmıyorum, MHP’nin genel başkanı olan zat, sen zaten uçma özürlüsün, senin böyle ülkeler arası dolaşman zaten mümkün değil. Çünkü 3,5 yıl bu ülkede başbakan yardımcılığı yaptın, nereye gittin onu söyle. 

Bu ülkenin başında biz öyle bir ecdadın torunlarıyız ki at üstünde kıtalar arası dolaşıyorlardı ama sende böyle bir şey yok. Sen laf milliyetçisisin, laf. 3,5 yıl başbakan yardımcılığı yaptın, ne yaptın onu söyle. İşte Sakarya, Düzce depreminde ne yaptınız onu söyleyin. Onların çürüklerini biz topladık."

Kendi iktidarları döneminde de depremlerin olduğunu, Van’da, Bingöl’de, Simav’da depremlerin yaşandığını hatırlatan Erdoğan, "Şu anda oralar deprem öncesinden daha güzel hale geldi. Neden? Güçlüyüz, sağlamız, anında müdahale ve bir yılda deprem bölgelerini farklı hale getirdik. Seyretmedik, izlemedik, dertliydik, dertli olduğumuz için bunları yaptık" ifadelerini kullandı.

"Rahat durmadılar, kıskandılar" 

Geçen Mayıs ayında İstanbul Boğazı’na 2,5 milyar dolarlık yatırımla Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün temelini attıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, köprüdeki iki kulenin yüksekliğinin 250 metre olduğunu söyledi. 4 gidiş, 4 geliş olan köprünün 15 yıl çalıştırılmasının ardından devlete teslim edileceğini belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"4 şerit gidiş, 4 şerit geliş ama ortasında ne var biliyor musunuz? Tren. Ortadan da raylı sistem. İlk defa Türkiye’de bu uygulamayı yapıyoruz, dünyada da örnek köprülerden bir tanesi. İstanbul borsası ilk defa 93 binin üzerine çıkıyor. Rahat durmadılar, kıskandılar ve borsa işte şu andaki seviyelerine maalesef düştü ama yine çıkacak. Merkez Bankası’nın durumu neydi? Döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. MHP’den böyle aldık. Mayıs ayı itibarıyla 136 milyar dolara çıkmıştı, şu anda 130’a filan düştü. Böyle bir noktaya gelmiştik. IMF yine MHP 23,5 milyar dolarla bize devretti. 3,5 yıl kaldı 5 yıl kalması gerekiyordu, duramadı, kaçtı gitti MHP. Niye kaçtın, 5 yıl işte kalsaydın orada? Kalacak mecali yoktu, yürütemedi bu ülkeyi, gitti. 23,5 milyar dolar IMF’ye borç şu anda sıfırlandı, 14 Mayıs’ta onu sıfırladığımız gibi şimdi IMF bizden borç istiyor, buraya geldik. Gösterge faizi, biz yüzde 63 seviyesinden aldık, yine MHP’den. Mayıs ayında nereye düştü biliyor musunuz? Yüzde 4,6’ya, ta oraya kadar düştü. Bir değil, iki değil, üç değil tam 4 kredi derecelendirme kuruluşu ard arda Türkiye’nin kredi notunu yükselttiler. Hep bu dönemde oluyor bunlar, çünkü güçlü bir Türkiye vardı. Güçlü bir Türkiye farklı bir şekilde kendini dünyada hissettiriyordu."

Yine aynı dönemde enflasyonda, sanayi üretiminde, dış ticarette de üst üste rekorlara şahit olunduğunu vurgulayan Erdoğan, "İşte bütün bunlar bir tek ay içinde, Mayıs 2013’te oldu. Türkiye’nin umudu çoğaldı, Türkiye’nin heyecanı arttı, Türkiye hep birlikte bu gelişmelere sevindi" diye konuştu.

"Bir el devreye girdi"

Bunların yanı sıra çözüm sürecinde de çok önemli mesafelerin kat edildiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Silahlar sustu, siyaseti devreye aldık. Hatırlayın, Nevruz bütün Türkiye’de coşkuyla, barış umuduyla, huzur heyecanıyla kutlandı. Ölümler adeta sona erdi, gözyaşlarını dindirdik. Türkiye’nin önündeki terör engeli hamd olsun çok farklı bir konuma düştü. Türkiye’yi zincirlerinden, prangalarından hamd olsun kurtarma noktasına geldik. İşte tarihimizin en başarılı, rekorlarla dolu Mayıs ayını yaşarken bir şey oldu. Bir el devreye girdi. Ağaç, park bahanesiyle insanlar sokağa döküldü. Yaktılar, yıktılar, tahrip ettiler, sokakları ateşe verdiler. 3 milyar şu an itibarıyla fidan ve ağaç diken bir iktidarız biz. Gelirken havalimanından, refüje baktım, Veysel Bey dedim, ’Bu ağaçlar nereden?’  ’Bunları söktük, getirdik’ dedi. Ama bunlar böyle söküp taşınan ağaç nedir bundan anlamazlar, CHP’nin kafası böyle şeylere ermez. Bunların hayatında bu yok. Modern dünya bunları bu şekilde yapıyor. Fidan dikmek yerine yetişmiş ağaçları bu şekilde bu güzelleştirmenin adımlarının atıldığı yerlere taşıyor. İşte şimdi refüjde o yetişmiş ağaçlar oraya bambaşka bir hava katmıyor mu? O caddeyi bambaşka bir zenginliğe kavuşturdu. Tabii bu olaylar çok abartılı bir dille, çok abartılı görüntülerle dünyaya servis edildi. Ben size bir şey söyleyeceğim, bu uluslararası medyanın bazıları var ki dünyada hazmedemedikleri yerleri karıştırmaya çalışırlar. Dün ne oldu biliyor musunuz? Yozgat toplantısı sebebiyle Yozgat’ın çekimini nasıl değerlendiriyorlar biliyor musunuz? ’Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını protesto etmek için toplanan kalabalık’ diye. Bunların cibilliyeti bozuk, bunlarda dürüstlük diye bir şey yok. Medyayı bunlar bugüne kadar böyle kullandılar. Bunların bizde de benzer uzantıları var onu da söyleyeyim. Şimdi hele hele sosyal medyada vesaire bunu aynen bu şekilde yapıyorlar. Eğer yüreğiniz varsa, eğer mertseniz, namert değilseniz şu gerçekleri ortaya aynen yansıtın. Öyle bir yerlerden kontrolle, bir yerlerle oynamak suretiyle bunları değiştiremezsiniz."  

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.