Yükleniyor...

Ortak kabine toplantisi 24-25 Aralik’ta

 

Davutoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, son dönemlerin en önemli ziyaretlerinden birini Bağdat’a gerçekleştirdiğini belirterek, Irak’ın Türkiye’nin hem dostu hem kardeşi hem önemli stratejik ortağı olduğunu söyledi. Davutoğlu, "Irak söz konusu olduğunda biz hiçbir Iraklı kardeşimize etnik, mezhebi, dini kimliği perspektifinden bakmayız. Kut’ül Ammare’den bakarız. İşgalcilere karşı bizim dedelerimizle omuz omuza veren Şii, Sünni, Arap, Kürt, Türkmen bütün o kardeşlerimize Kut’ül Ammare perspektifinden bakarız. Yanyana şehit düşen ortak tarih perspektifinden" diye konuştu.

Bağdat ziyaretindeki görüşmelerini anlatan Davutoğlu, Irak Başbakanı Haydar Abadi ile detaylı görüşmeler yaptığını bildirdi. Davutoğlu, "Hani birileri ’nerede o eski ortak kabine toplantıları’ diyordu ya belki üzülecekler ama Türk ve Irak halkının çok sevineceği bir haberi buradan vermek istiyorum. İnşallah Türkiye ile Irak arasında 2009’da kurulan yüksek düzeyli stratejik ortak kabine toplantısının bir yenisini 24-25 Aralık tarihlerinde Türkiye’de gerçekleştireceğiz" dedi.

Her zaman "Türkiye ile Irak’ın dostluğu baki arada çıkabilecek sorunlar konjonktüreldir" dediklerini ifade eden Davutoğlu,  "Irak’ta son dönemde yaşanan etnik ve mezhebi farklılıklarla ilgili görüş beyan ettiğimizde dostça , kardeşçe ve bir ayrım gözetmeden beyan etmiştik. Şimdi Bağdat’ta gördüğüm gibi ortak bir tehdit karşısında bütün o kardeşlerimizin, siyasi liderlerin bir platformda buluşmuş olması ve ilk defa Irak’ta herkesin elini taşın altına koyduğu bir hükümet yapısının ortaya konulmasından en fazla memnun olan da biz olduk" şeklinde konuştu.

Irak’taki görüşmeleri

Davutoğlu, 12 saatte 17 farklı görüşme gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, görüşmelere ilişkin şunları söyledi:

"Irak Cumhurbaşkanı sayın Fuat Masum ile görüştüm. Meclis Başkanı Selim Cuburi ile  görüştüm. Cuburi ile birlikte Irak Meclis’te temsil edilen bütün Iraklı siyasi partinin temsilcileriyle yaklaşık 1.5 saate varan bir beyin fırtınası yaptık. Görüşmlerimizi paylaştık. Eski başbakanlardan sayın Allavi ile görüştük. Eski Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı sayın Allavi ve sayın Nuceyfi ile ayrı ayrı görüştük. Biri Şii diğeri Sünni. Ama bizim dostluğumuzda hiçbir fark yok. Irak’taki Şii geleneğin en önemli ailelerinden olan ve bugün de Irak’ta en etkili siyasi gruplardan birini oluşturan  Şii Irak İslam Yüksek Konseyi Başkanı Ammar el-Hakim ile görüştük. Erşat Salihi’nin başkanlığındaki Türkmen heyetiyle uzun, dostça, kardeşçe hasret giderdiğimiz bir görüşme yaptık.

Bütün bu görüşmelerden sonra tekrar sayın Haydar Abadi ile biraraya gelip, görüşmelerdeki intibalarımı paylaştım. Dostça, kardeşçe gece 12 civarında sarılarak ayrıldık."

Görmek istedikleri tablonun bu olduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Eğer Irak’ta olduğu gibi Kürt cumhurbaşkanı, Şii başbakan, Sünni başbakan yardımcısı, Sünni meclis başkanı, Sünni, Şii, Kürt, Türk, Arap  cumhurbaşkanı yardımcıları, siyasi parti grup liderleri yanyana bir resim verdiklerinde bizim özlediğimiz Ortadoğu tablosu çıkar. Biz hiçbir zaman herhangi bir etnik ve mezhebi diğerine karşı desteklemedik. Mezhepçilik ve etnik ayrımcılık fitnesine hep karşı durduk, dik durduk. Fakat kime karşı çıktık? Hangi etnik kökenden hangi mezhepten hangi dinden olursa olsun zalimin de karşısında kararlı şekilde durduk, durmaya devam ederiz."

"Irak aynı zamanda Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı"

Irak’ın aynı zamanda Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Türk iş adamlarına seslenerek,  "Sayın Abadi bunu benden rica ettiği için bir kez daha sesleniyorum; kaygıları, tereddütleri bir kenara bırakarak Irak’ın yeniden yapılandırılması için lütfen seferber olunuz. Basra’dan Erbil’e, Musul’dan Kerkük’e, Diyala’dan Ammar’a kadar Irak’ın her bir toprağında bizim şirketlerimizin, emekçilerimizin, bizim milletimizin alınterini görmek istiyoruz. Eminim ki Irak’taki her bir şehirde sizleri kucaklayarak dostça bağrına basacaktır" dedi.

Davutoğlu, Türk ve Irak ekonomilerinin gelecek dönemde gittikçe daha artan bir hızda entegre olacağını söyledi.

Daha sonra Bağdat’tan Erbil’e geçtiğini, bunun da kritik bir ziyaret olduğunu belirten Davutoğlu, Mesud Barzani ve Neçirvan Barzani ile hem Irak’taki siyasi gelişmeleri değerlendirdiklerini hem de IŞİD tehdidi sonrasında ortaya çıkan bölgesel konjonktürü ele aldıklarını aktardı. 

Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’ni Irak’ın bir parçası olarak ve Türkiye’nin sınırdaşı, akrabası, dostu, kardeşi olarak gördüklerini ve şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da desteklemeye devam edeceklerinin altını çizen Davutoğlu, "Çünkü oranın istikrarı Türkiye’nin istikrarı için önemlidir. Çünkü oranın refahı kalkınması Türkiye’nin ekonomisi için önemlidir" şeklinde konuştu.

"Gaziantep ile Halep arasında hızlı tren gidip gelecekti" 

Gece saat  2-2.5 civarında Erbil’e indiğini kaydeden Davutoğlu, şunları kaydetti: "Havaalanından şehre, otele giderken her yerde Kayseri, Yozgat, Bursa gibi bizim şirketlerin tabelalarıyla dolu sokaklardan geçtik. Eğer Erbil’e inmiş olduğunuzu bilmeseniz, bir an sadece tabelalara baksanız ’herhalde Türkiye’de bir yere indik’ diye düşünürdünüz. İşte biz bunu istiyoruz. Ekonomi üzerinden sınırlara saygı göstererek bütün Ortadoğu’nun birbirine entegre olmasını, birbiriyle bütünleşmesini istiyoruz. Rüyamız, hayalimiz bu. Eğer Beşşar Esad bizi dinleyeseydi Halep’te böyle olacaktı, refah içinde olacaktı. Yıkım içinde değil. Kendi uşakları tarafından tahrip edilmiş olmayacaktı. Eğer kendi halkına savaş açmamış olsaydı şu anda Gaziantep ile Halep arasında mülteciler gidip gelmeyecekti, hızlı tren gidip gelecekti. Bunun planlamasını yapmıştık. 

Şimdi bizim bu hedeflerimiz ve vizyonumuzu anlayamayanlar Türkiye’nin Ortadoğu politikasını eleştirmeye kalkıyorlar. Biz bu bölgeyi, bu medeniyet havzasını yeniden inşa etmek için her türlü çabayı gösterdik. Birileri de yıkmak için gösterdiler. Bunun hesabını soracak olanlar Halep ile Gaziantep arasında gönül köprüsü kurmaya çalışan bizleri değil, 4 yıldır Halep gibi o güzide şehri havadan, karadan toplarla, Scud füzeleriyle vuran zalimlerden hesap sormalı. Bir gün Halep kurtulacak, bir gün Suriye ayağa kalkacak. İnşallah o gün geldiğinde biz aynen Irak’ta olduğu gibi ortak kabine toplantısı tekrar yapacağız. Ne Suriye’yi ne Irak’ı ne de diğer kardeş ülkeleri IŞİD benzeri teröre de, Esad benzeri zalimlere de terketmeyeceğiz. Elimizden gelen gayreti göstereceğiz, bu kardeşliği de daim kılacağız."

Erbil ve Duhok ziyareti

Bu görüşmeler dışında 2 önemli ziyarette bulunduğunu aktaran Davutoğlu, bu ziyarete ilişkin olarak şunları anlattı:

"Birisi Bölgesel Kürt Yönetimi’nin -ki Irak ordusunun asli unsurudur,  Anayasaya göre kimse bunu başka yere çekmesin ve 90’lı yıllarda da bizim o zaman terör örgütüne karşı verdiğimiz mücadelede TSK ile omuz omuza çarpışmıştır Peşmergeler. 95, 96 yıllarını hatırlatırım. Şimdi de Irak anayasasının, Irak savunma sisteminin bir parçasıdır. Yeni Irak Savunma Bakanı Sünni Araptır, yeni Genelkurmay Başkanı da Kürt’tür. Bu da güzel bir kompozisyon. Bu dostlarımıza Kuzey Irak’ın güvenliği ve IŞİD terörüne karşı da o güvenliği temin etmek için TSK’nin eğitim verdiği alanı ziyaret ettik. Orada TSK mensuplarımızın gösterdiği disiplin, profesyonelce askerlik ve hemen hemen Kuzey Irak sathını bütünüyle tanımaları ve gördüğüm kararlı tutum dolayısıyla orada görev yapan bütün subaylarımızı, astsubaylarımızı, erlerimizi tebrik ediyor, alınlarından öpüyorum. O zor şartlarda hem bizim sınır güvenliğimizi hem de Irak’ın birlik, beraberliğini  ve Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin istikrarını temin etmek için çaba sarfediyorlar. Çok büyük bir mutluluk duydum, onur duydum, gurur duydum. Helikopterlerimizle neredeyse Kuzey Irak sathını doğudan batıya, kuzeyden güneye 4 saat içinde geçtik. Bizim oradaki subaylarımız her bir dağı her bir tepeyi tanıyordu. Çünkü bizim için bu önemli. Hiç kimsenin toprağında gözümüz yok. Bizim bu aziz vatanımız bize yeter. Tek istediğimiz şey sınırlarımızın ötesinde barış ve huzurun olması. Ama oraları kendi kaderine de terk edemeyiz. Oraları kendi kaderine terk edersek biz de Anadolu topraklarında rahat oturamayız.

Sonra Duhok’a gittim ve bir kampımızın üzerinden geçtim ikinci kampımızda indim. AFAD’ın IŞİD teröründen kaçan Türkmenler ve Ezidi’ler için açtığı kamplar. Havadan gördüğünüzde bile orada bizim devletimizin, milletimizin şefkatini ve disiplinini görüyorsunuz. Tertemiz kamplar. O dağların arasında beyaz melekler gibi örtüler, çarşaflar... Helikopterden baktığınızda yüzlerce kamp, binlerce insan. Helikopkteri gördüğünde el sallayarak koşuşan kimisi Türkmen kimisi Kürt kimisi Arap kimisi Ezidi çocuklar. Kampa indiğimde güzel bir sürprizle de karşılaştım Duhok Valisi. Kendisi yeni atanmış ve benim eski öğrencim. 20 sene önce öğrencimdi, şimdi Duhok Valisi. Onu da sarılarak gözlerinden öptüm. 20 sene önce Malezya’da onu okuturken ve onun gibileri ’bir gün inşallah sizler bizim makus talihimizi, hangi ırktan,hangi kavimden hangi etnik ve mezhebi kökenden olursa olsun doğunun makus talihini yeneceksiniz’ diye okutmuştuk. Gurur duydum. ’Hocam’ diye sarıldı. Orada ne ben Türktüm ne o Kürttü, hepimiz insandık. Ben hocaydım, o talebeydi  ve hepimiz bu toprakların çocuklarıydık. İşte görmek istediğimiz tablo bu."

Davutoğlu, AFAD yetkililerine, emek sarfeden bütün kurumlara ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ederek, "Onların bu şefkati, bu merhameti bizim gurur kaynağımızdır" ifadesini kullandı.

"Geride bırakacağımız sadece kardeşlik, sadece insanlık olmalı"

Davutoğlu, konuşması sırasında partililerin şiir okuması üzerine, "Sözler üstada ait olunca kesmek ayıp oluyor. Üstadı rahmetle anıyoruz. Onun büyük doğusu bir gün doğacak. Kim ne derse desin güneş doğudan doğacak ve büyük doğu batıyla buluşmak üzere doğacak" dedi.

Davutoğlu, Cuma namazına Erbil’in büyük bir camisine gittiklerini belirterek, burada hocanın kendilerinin gittiğini görerek hutbesini Kürtçe, Arapça ve Türkçe okuduğuna dikkati çekti. Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Kürtçe konuşurken de anlamaya çalıştım, Arapça’yı zaten anladım. Türkçe, bizim dilimizde döndü ve Yunus Emre’yi okudu. ’Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.’ İşte bizim istediğimiz bu. Horasan’ın Yunus Emre’sinin güzel Türkçe’sini bir Kürt hoca efendi Erbil’de okuyorsa bir Türk hoca buralarda Kürtçe bir deyişle Faki-yi Tayran’dan, Ahmed-i Hani’den bir şeyler okuyorsa işte barışın yolu budur.  Dilleri yasaklayarak, efendim baskıları artırarak, birilerinin arasındaki psikolojik bariyerleri tırmandırarak kimse bu dünyada kalamaz. Yunus’un dediği gibi bu dünya kimseye kalmaz. Geride bırakacağımız sadece kardeşlik, sadece insanlık olmalı. O camiden çıktığımızda da her dilden kardeşlerim kucaklayarak, sarıldılar. Kendimi Konya’da mı tahayyül ettim, Erzurum da mı, Kayseri de mi farklı değil. İstediğimiz tablo bu."

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.