Ortaögretimde basörtüsü serbest
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Uyuşturucuyla mücadele acil eylem planı üzerinde görüşmeler yapıldı. Görüşmeler sonunda eylem planı onaylandı. Plan üzerinde çalışmak üzere Uyuşturucuyla Mücadele Bakanlar Komitesi tertiplendi" dedi.
Arınç, Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrasında, açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Toplantıda görüşülen konular ve alınan kararlara ilişkin bilgi veren Arınç, şunları söyledi:
"Uyuşturucuyla Mücadele Acil Eylem Planı üzerinde görüşmeler yapıldı. Bu görüşmeler sonunda eylem planı onaylandı ve plan üzerinde çalışmak üzere Uyuşturucuyla Mücadele Bakanlar Komitesi tertiplendi. Bu komite benim başkanlığımda Adalet Bakanımız Bekir Bozdağ, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Ayşenur İslam, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Faruk Çelik, Gençlik ve Spor Bakanımız Akif Çağatay Kılıç, İçişleri Bakanımız Sayın Efkan Ala, Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı, Sağlık Bakanımız Sayın Mehmet Müezzinoğlu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanımız Necdet Ünüvar’dan müteşekkil."
Bakanlar komitesinin bugün kararlaştırılan kendi başkanlığından önce temmuz ayından itibaren çalışmalarını yaptığını ve planı net bir şekle getirdiğini anlatan Arınç, bugünkü toplantıda da Ünüvar’ın ve bakanların eylem planı içindeki kendilerine düşen görevleri hakkında bilgi verdiklerini ifade etti.
Uyuşturucunun sadece Türkiye’nin değil aynı zamanda dünyanın sorunu olduğunu anımsatan Arınç, şöyle devam etti:
"Hatta bize bakılırsa Batı dünyasının daha büyük sorunudur. Elimde bazı istatistikler var. Bu istatistiklerde Türkiye’nin durumu evet üzücü olmakla birlikte rakamsal veriler itibarıyla diğerlerinden daha düşüktür. Ancak biz rakamsal verilere değil, toplum içerisindeki etkisi ve algısı bakımından büyük bir problem yaşadığımızı biliyoruz. Uyuşturucu büyük bir illettir ve bugün Sayın Başbakanımızın tanımlamasıyla ‘Sosyal bir terör olarak’ da görülebilir. Dolayısıyla uyuşturucuyla mücadeleyi kaynakları, kullanış biçimi ve insanlar üzerinde meydana getirdiği etkisi bakımından belki bir terörle mücadele olarak da nitelendirmek ve buna göre bazı çalışmalar yapmak doğru sayılabilir."
Hazırlanan eylem planının takviminin de belirlendiğini aktaran Arınç, kısa vade çalışmaların 2014 sonuna kadar yapılacağını, orta vade çalışmaların 2015-2018 arasında, uzun vade çalışmaların ise 2019-2023 arasında yapılacağını bildirdi.
Tüm çalışmalarını aşamalar içinde takvimlendirmek durumunda olduklarını dile getiren Arınç, şunları kaydetti:
"Bu yıl sonuna kadar benim başkanlığımda yapılacak çalışmalarla bütün sosyal tarafları da bir araya getirebilecek, içinde belki psikologların, pedagogların din adamlarının ama daha çok emniyetle ilgili olan, yurt dışından bir terminal noktası olarak Türkiye üzerinden dışarıya pazarlanan ve aynı zamanda doğal uyuşturucu dediğimiz birtakım morfin, eroin, kokain ve benzerleri gibi bir kısmının da sentetik olarak nitelendirebileceğimiz uyuşturucu çeşitlerinin dünyada nerelerden çıktıkları, ne yollarla Türkiye’ye geldikleri ve özellikle 15-24 yaşları üzerindeki gençlere ne şekilde ulaştırıldıkları ve bütün bunlara sosyal etkileri şurada gerçekleştirilecek görüşmeler sonunda netleştirilecektir."
Bakanlar Komitesinin şura çalışmalarını takiben bazı konular üzerinde ayrıca bir görevlendirmeyi de gerçekleştireceğini dile getiren Arınç, "Uyuşturucuyla sokak bazında mücadele, yani okullar ve çevreleri, kafeler kafeteryalar ve diğer konular üzerinde viran evlerde veya harap yerlerde uyuşturucuların daha çok kullanıldığı tespit edildiğine göre, bunların birtakım kişiler tarafından ucuz yöntemlerle de gençlik üzerinde tahribat içeren birtakım sonuçlar doğurduğunu bu yüzden sokak bazında mücadeleyi de emniyet işbirliğiyle ve diğer bütün paydaşlara da görevler yüklemek suretiyle bir denetim mekanizmasını getirmiş olacağız" dedi.
Eğitim kurumlarına yönelik de tedbirler aldıklarını söyleyen Arınç, şunları dile getirdi:
"Hedef gruplara yönelik farkındalık eğitimleri yapacağız, danışma birimleri kuracağız. Tedavi mekanizmalarının güçlendirilmesini göz önüne koyduk tam 4 saat sürdü bu konu üzerindeki çalışmamız. Tedavi sonrası rehabilitasyon mekanizmasını düzenledik. Bilimsel Danışma Kurulunu tespit ettik, uyuşturucu karar destek sistemini kurduk, mevzuat değişikliği önerileri var bunları Adalet Bakanlığımız ve ilgili bakanlıklar çalışacaklar, bir arada çalışacaklar çünkü sadece Adalet Bakanlığımızın mevzuat üzerinde değişiklik yapması yetmiyor bunun bağlantılarını da tespit etmek mecburiyetindeyiz. Koordinasyon ve işbirliğine önem vereceğiz. Medya, iletişim ve kamuoyunun bilgilendirilmesi, stratejik yol haritası süreçte başlatılan ve tamamlanan çalışmalar bütün bunlar gündemimize geldi."
Uyuşturucuyla mücadelenin söz konusu eylem planıyla başladığının düşünülmemesini isteyen Arınç, "Bu çok eskiden bu yana uyuşturucuyla mücadele kurulları, kurumları hatta illerdeki örgütlenmelerin de var olduğunu biliyoruz. Ancak yeni konsept içerisinde daha yeni tedbirler almamız, uygulamayı gözden geçirmemiz, faydalı bulduklarımızı devam ettirmemiz ama etkisiz olduklarını düşündüklerimizden de vazgeçmemiz gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Yani bugünkü eylem planının geçmişteki çalışmalarda önemli rolleri bulunan kurumların rollerini ve görevlerini tekrar gözden geçirmelerine yol açabilecek bir plan olarak kendilerine geldiğini anlatan Arınç, "Bunun üzerine karar kıldık. Şüphesiz şurada alacağımız kararlarda eylem planı üzerinde belki bazı rötuşlara ve ilavelere de yol açabilecektir" diye konuştu.
Bakanlar Kurulu’nda haftadan haftaya somut neticeler alacak çalışmaları sürdürdüklerini bildiren Arınç, geçen haftaki toplantıda çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler hakkında Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in eylem planını Bakanlar Kurulu’na sunması ve bunun üzerindeki görüşmelerin bitirilerek yürürlüğe konulması konusunda söz verdiklerini hatırlattı. Arınç, şunları belirtti:
"Bu konuyla ilgili çalışmalar da olumlu görüldü. Bazı konular üzerinde bazı bakanların müşterek tekrar çalışma yapıp gözden geçirmesine karar verildi. Bunun için Sayın Başbakanımızın kendisinin bir sunum yapacağını ve kabul edilen eylem planını bütün paydaşların da birlikte bulunduğu bir toplantıda açıklayacağını ifade etmiştim. Bunun için 10 Ekim tarihinden itibaren Sayın Başbakanımız muhtemelen İstanbul’da işverenleri, işçi kesimlerini ve bu konunun paydaşlarını bir araya getirecek ve çalışma hayatıyla ilgili düzenlemelerimizi içeren bu eylem planının detayları konusunda bizzat kendisi açıklamalar yapacaktır."
Eylem planını başlıklar halinde anlatan Arınç, şunları söyledi:
"Daha önce de konuşulmuştu mesleki yeterlilik belgesinin çalışanlara kazandırılması konusunda önemli bir adım atıyoruz. Bunun kanunu çıkmıştı ancak geçiş süreci daha ilerideki yıllara ait olarak kabul edilmişti. Biz yaşadığımız son olaylar sebebiyle bunu öncelikli olarak uygulama prensibi edindik ve önümüzdeki en kısa süreç içerisinde mesleki yeterlilik belgesinin çok tehlikeli işlerden başlanarak bakanlıkça belirlenecek sürenin sonunda, bu zorunluluğun kabul edilmesinin ve Mesleki Yeterlilik Kurumuna göre edinilecek mesleki yeterlilik belgesi belge masrafı ve sınav ücretlerinin büyük bir kısmının da bakanlık tarafından karşılanması kararlaştırılmış oldu. Bununla ilgili mevzuat uyarlaması bugünlerde yapılmış olacaktır."
İşyerlerinin tehlike sınıfı ve çalışan sayısına göre idari para cezalarının tekrar gözden geçirildiğini ve artırıldığını dile getiren Arınç, açıklamalarını, "Çalışan işçi sayısına göre 10’dan az çalışanlarda, 10’la 49 arasında, 50 ile 249 arasında ve 250’nin üstünde işçi çalıştıranlarda ’az tehlikeli’, ’tehlikeli’ ve ’çok tehlikeli’ sınıflar için bazılarında yüzde 100 bazılarında yüzde 300 artırılabilecek noktada idari para cezaları getirilmektedir. Madenlerin denetiminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında yapılacak son görüşmeleri takiben, bu bakanlıklarımızdan birisine devredilmesi söz konusu olabilecektir. İnşaatlardaki denetim düşünülmüştür" sözleriyle tamamladı.
İş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili alınan kararlara ilişkin bilgi veren Arınç, şunları söyledi:
"Teşvik uygulaması getirilmektedir. 1 yıl içerisinde ölümlü iş kazası olmayan, tehlikeli ve çok tehlikeli iş yerlerinden, işsizlik sigortası priminin alınmaması, daha sonraki yıllarda kaza olursa tekrar geriye dönüş biçiminde düzenlemeler vardır. İhale sözleşmeleri kanununda değişiklik yapılacaktır. Teşvik projelerinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin tekrar gözden geçirilmesi kararlaştırılmıştır."
Üretim zorlamasının engellenmesi konusunun ayrı bir başlık altında kabul edildiğine değinen Arınç, ölümlü iş kazaları, yüksek öğretim kurumlarında yapılacak müfredat değişikliği, ortaöğretim kurumları, çalışanların iş akdinin haklı feshi gibi kanunda olan ama bugüne kadar uygulanmamış bir hususu özellikle yerine getirmek istediklerini belirtti.
Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği kanununda belirtilen yükümlülüklerden herhangi birini yazılı olarak hatırlatıldığı halde yerine getirmemesinin, İş Kanunun 25. Maddesi’nde düzenlenen haklı fesih sebeplerinden birisi sayılması konusunda düzenleme yapıldığını aktaran Arınç, şöyle devam etti:
"Alt işveren, taşeron işçilerinin sorunu da genel olarak görüşülmüştür. Bu konuda belki çok kısa süre içerisinde yeniden bir çalışma yapılması zarureti düşünülmüş ve kabul edilmiştir. Cezaların etkinleştirilmesi ve diğer konular ancak iş güvenliği iş sağlığı konusunda, önce Soma’da meydana gelen olay, daha sonra bir işyerinde asansörün yere çakılması sonucunda hayatını kaybeden yurttaşlarımızın durumu ve maalesef her gün birer ikişer bazı işyerlerinde yine iş güvenliğine bağlı olarak iş kazaları sebebiyle hayatlarını kaybeden insanlarımızın durumu, öncelikli iş güvenliğine yönelik tedbirlerin alınması konusunda bir eylem planı hazırlanması zaruretini getirmiştir."
Arınç, toplantıda, son dönemde Suriye’den gelen mültecilerin durumu hakkında Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ile İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın bilgi sunduğunu ifade etti.
Orta öğretim kurumlarında başörtüsüyle ilgili düzenleme
Arınç, Milli Eğitim Bakanlığının ortaöğretimle ilgili öğrencilerin kılık kıyafetine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı yönetmelikte de değişiklik yapıldığını bildirdi.
Bu değişikliği özellikle bazı kız öğrencilerin hasretle beklediğini bildiğini dile getiren Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Son Bursa seyahatimde de okullarının açılışlarında öğrencilerle bir araya geldiğimizde onlar heyecanlı bir şekilde bu müjdeyi bekliyorlardı. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul ve öğrencilerin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelikte değişiklik yapılması hakkında yönetmelik gözden geçirilmiş ve bu yönetmeliğin üçüncü, dördüncü maddelerinde bir değişiklik yapılarak, dördüncü maddesinin birinci fıkrasının ’e’ bendinde yer alan ’baş açık ibaresi’ ve aynı bendin son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır. Yarın veya bir sonraki gün yayımlanabilecektir. Bununla ortaöğretim kurumlarında başörtülü olarak eğitimine devam etmek isteyen kız öğrenciler için bir zaruret, 30 Eylül’den sonraki demokratikleşme paketimizde bazı hususlar yerine getirildiği için bugün böyle bir yönetmelik değişikliğin yapılmasına da zaruret görülmüştür. Öğrencilerimiz, velilerimiz ve öğretim hayatımızın için hayırlı olmasını diliyorum."
Arınç, Kurban Bayramı ile ilgili alınan kararları da önümüzdeki Bakanlar Kurulu sonrasında açıklayacağını söyledi.
Musul’da alıkonulanların Türkiye’ye getirilmesi
Toplantıda, iç ve dış güvenlik konuları ile Musul’da alıkonulan Türk vatandaşlarının Türkiye’ye getirilmesiyle ilgili konunun da değerlendirildiğini belirten Arınç, şöyle konuştu:
"Geçtiğimiz günlerde büyük bir başarıyla sonuçlanan 46 yurttaşımızın Musul’dan Türkiye’ye getirilmesi olayı ayrıca değerlendirilmiştir. Esasen bu başarı üzerine düşüncelerimizi daha önce ifade etmiştik. Sağ salim memleketlerine kavuşmuşlardır. Milletimiz bundan çok büyük memnuniyet ve iftihar duymuştur. Biz tekrar bu olay üzerinde gelişmeleri, Sayın Başbakanımızın başkanlığında görüşmüş ve tekrar bu olayda dahli olan, yani kurtarma operasyonunda, Türkiye’ye getirilmeleri konusunda bütün görevlilerimize teşekkür ettik. Şüphesiz hükümetimiz, bu başarının sahibi olduğu gibi, Başbakanlığa bağlı olarak çalışan bütün birimlerin de yerelde kendilerinden istifade ettiğimiz pek çok insana da teşekkür borcumuzu olduğunu ifade etmek istiyorum."