ÖYM’leri kaldirmayi hedefliyoruz
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kurdaki yükselişin ardından Merkez Bankasının yapacağı müdahaleye ilişkin, "Faizlerin artırılmasına her zaman olduğu gibi bugün de karşıyım ama Merkez Bankasına müdahale yetkim yok. Tasarrufum altında, yetkim altında değil ve sorumluluğu da onlara aittir" dedi.
Erdoğan, İran ziyareti öncesinde Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin ’’Önce MHP, ardından da dün CHP’ye yönelik bir saldırı oldu. Art arda gelen bu iki saldırı seçim öncesi birbiriyle ilişkili mi? Bugün MHP lideri Devlet Bahçeli PKK’ya işaret etti. Böyle bir bilgi sizin elinizde var mı? Olayın failleriyle ve saldırı nedeniyle ilgili size ulaşan bilgiler var mı?’’ sorusu üzerine Erdoğan, devlet yönetmenin farklı bir şey olduğunu belirterek bu yönetimin sorumluluğunun da farklı bir şey olduğuna işaret etti.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
’’Öncelikle son seçimlerde bizim 200’e yakın sadece İstanbul’da seçim koordinasyon merkezlerimiz kimi yerlerde molotofkokteylleriyle kimi yerlerde taşlarla kimi yerlerde taranmak suretiyle hep taciz edildi ve biz hep buna karşı sabırla göğüs gerdik. Sabrımızın neticesini de başarılı bir seçim sonucuyla aldık.
Esenyurt’ta meydana gelen olayın içeriği itibarıyla ’ben tabii şudur’ deme konumunda değilim. Ama emniyet teşkilatımız süratle oraya müdahale etmiş ve bunun neticesinde de 9 kişi gözaltına alındı. Şu anda onların savcılıktaki ifadeleri ve mahkemeye sevki ile ilgili çalışmalar sürüyor. Son bana gelen bilgi buydu.’’
Bunun neticesinin ne olacağı, mahkemenin ne karar vereceğini bilemeyeceğini ifade eden Erdoğan, ’’Ölen kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum, yaralı olanlara Allah’tan şifalar diliyorum. Bir seçimin arefesinde böyle bir durumun olması, böyle bir tablonun ortaya çıkması çok çok üzücü’’ diye konuştu.
’’Onların özgüveni doğrusu beni de çok duygulandırdı’’
Esenyurt’un hassas bir ilçe olduğunu belirten Erdoğan, bu hassasiyeti de kendisinin çok iyi bildiğini söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:
’’Fakat bunun yanında ondan önce Van’da büyükşehir belediye başkanımız, esnaf ziyareti yaparken, esnaf ziyareti sırasında büyükşehir belediye başkanımıza ve yanındaki onunla beraber tüm arkadaşlarımıza taşlı, sopalı saldırılar oldu. Bununla da yetinmediler, daha sonra büyükşehir belediye başkanımızın evine iki kez ses bombası atıldı. Bütün bunlar aslında caydırmaya yönelik, seçim öncesi bir adeta korku atmosferi oluşturmaya yönelik adımlar. Tabii bunların hiçbirinden yılmak gibi bir şeyimiz söz konusu değil. Sağolsun belediye başkanım, başkan adayım ve arkadaşları bu noktada çok çok kararlılar. Bütün bu olaylar karşısında onların özgüveni doğrusu beni de çok duygulandırdı.’’
Şişli Belediyesine yapılan saldırının da manidar olduğunu ifade eden Erdoğan, ’’Bu bir senaryo mudur, yoksa gerçekten bir karşı adım mıdır? Silahın oraya bırakılması anlamlıdır ve taranması anlamlıdır. Bununla ilgili de emniyet teşkilatımız yoğun bir şekilde takibini sürdürmektedir’’ dedi.
’’Alacakları karar inşallah isabetli olur’’
’’Dolardaki artış karşısında Merkez Bankasının akşam da bir açıklama yapması bekleniyor. Piyasalarda bir faiz arttırımı beklentisi oluştu. Faiz arttırımı olursa dolardaki yükseliş durumuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?’’ sorusu üzerine Erdoğan, Merkez Bankasının bağımsız bir kurum olduğunu hatırlatarak, şunları belirtti:
’’Konuyla ilgili olarak ben herhangi bir açıklama yapmaya kalksam diyecekler ki Merkez Bankasına müdahale etti. Ama şunu bilmenizi istiyorum: Ben faizlerin artırılmasına her zaman olduğu gibi bugün de karşıyım. Onu özellikle bilmenizi istiyorum. Ama tabii Merkez Bankasına müdahale yetkim yok. Tasarrufum altında, yetkim altında değil. Sorumluluğu da onlara aittir. Yarın orada doğabilecek her şeyin sorumluluğunu, hesabını tabii ki onlar vereceklerdir. Bunu da görmemiz lazım. Temenni ederim ki duam da odur ki atacakları adım, alacakları karar inşallah isabetli olur. Kurda yeni bir dönem başlar. Böylece de ekonomi bu noktada, ihracat, ithalat arasındaki dengede bu sıkıntıları aşarız.’’
Türkiye’nin ithalata dayalı bir ekonomik anlayış içinde olmadığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
’’Aslında biz ihracata dayalı bir ekonomik anlayışın içindeyiz. İthalattan beklentimiz nedir? Eğer ithalat, ihracatımızı tahrik edecekse teşvik edecekse o tabii bizim için önem arz eder ama yok öyle değil de iç piyasada ithalat, ihracat arasındaki dengeyi bozacaksa o tabii bizim için arzu edilen bir süreç değil. İşte o da cari açıkta meydana getirdiği malum etkiler ortada. Bizim en önemli talihsizliklerimizden bir tanesi de petrol noktasındaki sıkıntımızdır, doğalgaz noktasındaki sıkıntımızdır. Tabii 60 milyar doları aşkın bir bu noktadaki ithalatımız bizi ciddi manada sıkıntıya düşürmektedir. Ama bunu biz farklı şekilde, farklı enstrümanlarla bugüne kadar kapadık, kapamaya da devam ediyoruz.’’
’’Onlarla yapılacak pek bir şey gözükmüyor’’
Başbakan Erdoğan, ’’HSYK düzenlemesi ile ilgili iki öneriniz vardı. Bu konuyla ilgili yol haritanız nedir? Seçimlerden önce yasalaştırmayı, Genel Kurul’a getirmeyi düşünüyor musunuz?’’ sorusunu şöyle yanıtladı:
’’Farklı teklifler gelmedi. Muhalefetin bu konuyla ilgili bize bir sorun çözme noktasında hiçbir teklifi yok. Anayasa değişikliğine zaten ’hayır’ dediler. Yasal düzenleme yapalım, yasal düzenlemeye de maalesef yanaşmadılar. Hatta hatta HSYK’nın oluşumu ile ilgili gelin müşterek adım atalım, yapalım anayasa değişikliğini, sizler de Parlamento’daki gücünüz nispetinde HSKY’da yer alsın dedik. Bir de baktım ki anamuhalefetin bugün bir tane mensubu çıkmış şu ifadeyi kullanıyor: ’Herkes eşit oranda orada temsil edilmeli’ diyor. Dünyanın neresinde böyle bir uygulama var? Bunlar nasıl dünyaya bakıyorlar, dünyayı nasıl takip ediyorlar anlamak mümkün değil. Onun için onlarla yapılacak pek bir şey gözükmüyor.
Paketin Adalet Akademileri kısmı ile HSYK kısmı olduğunu anımsatan Erdoğan, ’’Adalet Akademileri ile ilgili olan kısmın düzenlemesi bitti. Şu anda arkadaşlarımız bu konuyla ilgili çalışmalarını sürdürüyorlar. Temenni ederim ki, en azından Adalet Akademisi ile ilgili kısmı ve bunun yanında belki 2-3 madde daha bitirilmek suretiyle önümüzdeki hafta içerisinde adımı atarız’’ diye konuştu.
Somut sonuçları da alırız
"P5+1 ile ilgili İran ile yapılan ön anlaşma vardı. Bu anlaşma çerçevesindeki yaptırımlar bir miktar hafifledi. Önümüzdeki dönemde bir anlaşma olursa çok daha ciddi şekilde hafifletilecek. Bu kapsamda bu ziyaretinizde Türkiye’nin veya Türk şirketlerinin İran’a yapacağı yeni yatırımlar ya da işbirliğine ilişkin somut sonuçlar olabilir mi" şeklindeki soru üzerine, Erdoğan, "Temenni ederim ki bu ziyarette o somut sonuçları da alırız. Zira bizim bildiğiniz gibi 10 milyar metreküp yıl doğalgazı İran’dan alıyoruz. Tabi petrol noktasında onların ellerinde ciddi birikim var. Bu konuda o yaptırımlar sebebiyle bir kesintiye uğramıştı. Bu ziyaretimizde tabii bu konuları ele alacağız" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, daha önce İran’ın işlenmiş altın noktasında Türkiye için çok ciddi bir ihracat piyasası olduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:
"Bu yaptırımlar sebebiyle belli bir sıkıntı oldu. Bunları görüşeceğiz. Yeni dönemle ilgili ne gibi adımlar atabiliriz, bunun değerlendirmesini karşılıklı olarak yapma fırsatımız olacak. Tabii bunun dışında ekonomik enstrümanlar noktasında arkadaşlarımızın yine çalışmaları var. Yani önümüzdeki döneme yönelik başta tasarruf dahil bütün bunlarla neler yapabiliriz, bunların üzerinde çalışıyoruz. Ona göre de peyder pey açıklamalarını yapacağız."
TÜBİTAK’ın bazı davalara delil teşkil eden raporu ve Adalet Bakanlığının yeniden yargılanma konusunda yürüttüğü çalışmalara ilişkin soruyu da yanıtlayan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Yani TÜBİTAK olayı buradaki, harddiskler olayı bunların hepsi bilirkişilerle alakalı konu. Yani kurumla alakalı. Bilirkişi orada bu sürecin takibini yapıyor, inceliyor veya inceletiyor, ondan sonra bilirkişi raporu hazırlıyor. Doğrusu bu bilirkişinin hazırladığı rapor ne içeriyor görmüş değilim, ondan haberim yok. Tabii şu anda henüz Ergenekon ile ilgili gerekçeli kararı veya gerekçeyi görmüş değiliz. Böyle bir durum da söz konusu. Bu konuyla ilgili bu noktada herhangi bir açıklama yapmamız da mümkün değil."
"TMK kaldırılacak"
Adalet Bakanlığının yeniden yargılanma sürecini değerlendirdiğini ve bu konu üzerinde çalışmalarını yaptığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Muhtevası ne olacak, nasıl olacak, mesela burada sadece bir şeyi açık söyleyebilirim; özel yetkili mahkemeler, bunu kaldırmayı kesinlikle hedeflemiş durumdayız. TMK’yı aynı şekilde kaldırmayı ama buradaki şeyleri Türk Ceza Kanunu’na aktarılması gereken maddeleri, oraya aktarma gibi bir hedefimiz var ve Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırarak bu mahkemeleri tamamıyla ağır ceza mahkemelerine, bunları buradaki hangi dosyalar nerelerdeyse, bunları o mahkemelere devretmek suretiyle artık bu süreci kapatmış olacağız. Böylece sadece 133 ağır ceza mahkemesi var şu anda yanılmıyorsam, 8 yetkili mahkeme var, 8 mahalde, dolayısıyla 133 ağır ceza mahkemesiyle artık bundan sonra bu süreci sürdüreceğiz. Böyle bir dönemi başlatıyoruz."
"İran ile Türkiye arasındaki ticaret işbirliği arasına ne gibi engeller görüyorsunuz unların kaldırılması için neler yapılması gerekiyor?" şeklindeki soru üzerine de Erdoğan, şunları söyledi:
"Sebebi birinci derecede özellikle bu yaptırımlar konusuydu. Tabii bir dünya ülkesiyiz. Bu yaptırımların uygulanabilirliği uygulanamaz yanı vesairesi, bunlar üzerinde çok durduk ve hassasiyetle bu süreci işlettik ve geldiğimiz nokta şu anda bu. Yeni atılan adımlarla tabii bu dönem biraz daha farklı olacak. Dolayısıyla bunları aramızda görüşeceğiz. Atılması gereken adımları da atacağız."
"Sinyaller gelmeye başladı"
Erdoğan, "Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun Başbakanlık ofisindeki dinlemelerle ilgili raporu tamamlandı mı? Size ulaştı mı? Bizimle paylaşacağınız bilgiler var mı" şeklindeki soru üzerine de "Sinyaller gelmeye başladı" yanıtını verdi.
"Yeniden yargılamalar çerçevesinde İzmir’deki casusluk davasında bir sanık avukatı, sizin Malezya’ya ziyaretiniz esnasında, ’içeride yatan çok günahsız kişi var’ sözünüz ve Danışmanınız Sayın Yalçın Akdoğan’ın, ’milli orduya kumpas kuruldu’ yazısını hatırlatarak tanık olarak dinlenmenizi istedi. Yeniden yargılama gündeme gelirse avukatların böyle bir talepte bulanacağı iddialar var. Bu çağrılara karşı tavrınız ne olacak" şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:
"Ben tabii önümde bu tür çağrılara yönelik herhangi bir gerekçeli veya bir geniş metin görmedikten sonra karar vermem mümkün değil. Önce bunları görmem lazım. Neye dayanarak bunları söylüyorlar. Bunları gördükten sonra ancak bir değerlendirme yapabiliriz, ona göre de atılması gereken adım varsa çekinmeden atarız."