Parti Sözcümüz Çelik, MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik, "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili bugün yasa teklifinin verilmiş olmasıyla, 2 yıllık sürecin en önemli aşamasına gelindiğini bildirdi.
Çelik, partimizin genel merkezinde Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
MKYK toplantısında Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan ve TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler'in sunumlarının olacağını belirten Çelik, partinin 14 Ağustos'ta kutlanacak 25. kuruluş yıl dönümü hazırlıklarını da Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar'ın koordinasyonunda güçlü şekilde sürdürdüklerini ifade etti.
Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarının alındığını anımsatan Çelik, bugüne kadar görev yapan ve görevden ayrılan bütün askerlere, komutanlara teşekkür etti, yeni göreve gelenleri ve yeni rütbe alanları da tebrik etti.
Çelik, YAŞ kararlarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki kadın general sayısının artmasının "sevindirici" olduğunu belirterek, "Bütün kuvvetlerimizde kadın general sayısının artmasının, Türk ordusunun niteliğini göstermesi ve kadınlarımızın da yüksek rütbelerde bulunmasının Cumhuriyet'in bir kazanımı olarak değerlendirilmesi bakımından son derece önemli olduğunun altını çizmek isterim. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'ne her zamanki gibi başarılar diliyoruz." dedi.
"Süreci başarıya ulaştırmak için yapılması gerekenlerle ilgili talimatlar verdi"
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın MKYK toplantısının açılışındaki konuşmasında, "Terörsüz Türkiye" konusuna değindiğini aktaran Çelik, "Şimdiye kadar yaptığımız çalışmaların bugün geldiği nokta ve bundan sonrasında da inşallah bütün bu süreci başarıya ulaştırmak için yapılması gerekenler, ortaya koyulması gereken tavırlar, kullanılması gereken üslup, Cumhur İttifakı'nın birlik ve dirliği açısından ilgili talimatları verdiler. Aynı şekilde bu konuyla ilgili devlet kurumlarının koordinasyonu bakımından talimatlarını tekrar hatırlattılar. Bugün yasa teklifinin verilmiş olmasıyla birlikte 2 yıllık bir sürecin en önemli aşamasına gelinmiş oldu." diye konuştu.
Çelik, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın son derece büyük riskler ve tehditlerle dolu olduğuna işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:
"Tüm bunların arkasında birtakım siyasi projeler de var, ülkemizi yolundan çevirmeye çalışan, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kastetmeye çalışan. Bütün bunlar karşısında şimdiye kadar Türkiye Cumhuriyeti, bütün unsurlarıyla beraber milletimizin desteğiyle en güçlü mücadeleyi verdi. Her türlü darbe girişiminden tutun, birtakım emperyalist ve siyonist projelerin ülkemize musallat olan kötü niyetlerine kadar her şey, kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin büyük fedakarlıklarıyla engellendi."
Şehitlere Allah'tan rahmet dileyip gazilere hürmetlerini sunan Çelik, "Onları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu, her zaman gündemimizde olduklarını ifade etmek isterim." şeklinde konuştu.
"Kurallı dünya düzeni sona ermiş, kuralsız dünya düzenine geçilmiştir"
"Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge" süreci için çok emek sarf edildiğini, pek çok çalışma yapıldığını dile getiren Çelik, şöyle devam etti:
"Esasında 'Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge' hedefi, etrafımızdaki gelişmeleri çok iyi izlediğimizde, yakın bölgemizde emperyalistlerin, siyonistlerin hangi kirli planları, bölgeyi parçalamaya, bölge insanlarını birbirine düşürmeye dönük hangi şer şebekelerini devreye soktuğunu düşündüğümüzde, Türkiye Cumhuriyeti'nin köklü devlet aklının, siyasette, Meclis'te ve diğer alanlarda tecelli eden siyaset aklının, milletimizin değerlerinin, irfanının, basiretinin bir neticesi olarak ortaya çıktı. Bölgemizdeki bütün bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde, özellikle son 10 yıla odaklandığımızda, göreceğimiz şey şudur, kurallı bir dünya düzeni sona ermiştir, kuralsız bir dünya düzenine geçilmiştir. Kaotik bir şekilde ortaya çıkan bu tablo neticesinde dünyanın bütün dikişleri sökülmektedir."
Çelik, Sykes-Picot Anlaşması rejiminin bölgede değişmesi gerektiğine dair tartışmaların, Batılı bazı odaklar, düşünce kuruluşları tarafından başlatıldığını anımsatarak, şöyle konuştu:
"O zaman bakıldı ki aslında Sykes-Picot'un bölgeye getirdiği yanlışlıkların ve zararların giderilmesini amaçlayan bir yaklaşım değil bu. Tam tersine daha çok bölünmüş, parçalanmış, etnik ve dini temelde birbiriyle daha kavgalı hale gelmiş bir bölgenin ortaya çıkmasını istiyorlar. Bununla ilgili olarak birçok diplomasi yürütüldü. Arap Baharı'ndan başlayarak Türkiye, bu dalgaların geldiğini görerek, çok büyük çalışmalar yaptı. Mesela Arap Baharı zamanında da bazı ülkelerdeki halkların meşru tepkilerini, o devletlerin kurumlarını, devlet kapasitesini yok edecek şekilde yönlendirdiler. O zaman da uyarımızı yapmıştık ve bölgede buna karşı yeni bir kardeşlik siyaseti atağı başlatmıştık. Onun sabote edilmesi için de çeşitli büyük güçler devreye girmişti, birtakım istihbarat örgütleri doğrudan vekalet savaşlarını terör örgütleri yoluyla devreye sokmuştu."
"Meselenin sahibi 86 milyon vatandaşımızdır"
Son 3-5 yıla bakıldığında çok daha sert bir dalganın, kötü bir planın devreye sokulduğunu gördüklerini hatırlatan Çelik, şunları kaydetti:
"Ama günün sonunda şu oldu, yine terör örgütleri üzerinden yükseltilen bütün bu dalgalar, bölge halklarının daha çok acı çekmesine yol açtı. Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Ezidi, Keldani acı çekti. Tüm bunların içerisinde aslında bölge, kendi iradesini özgün şartlarıyla ortaya koyamamanın büyük bedellerini ödedi. Türkiye'nin, bizim, 'Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge' diyerek ortaya koyduğumuz bu irade, bölgemize dönük kötü niyet besleyen emperyalist ve siyonist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaplardan bir tanesidir. Burada devletimizin binlerce yıllık tecrübesi, milletimizin binlerce yıllık tarihin içinden süzülerek gelen kardeşliği ve basireti, esasında bütün bu politikaların ana dinamiğini oluşturmuştur. Dolayısıyla 'Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge' nedir?' diye bir cümleyle tanımlayacak olsak, bölgemizde herkes için, Türk, Kürt, Arap, Sünni, Alevi ve Şii için kötü niyet besleyenlere, bu kötü niyetlerine geçit vermeyecek şekilde verilen bir cevaptır, diyebiliriz. Bugüne kadar da bununla ilgili gerçekten çok hassas çalışmalar yürütüldü. Ama günün sonunda meselenin sahibi 86 milyon vatandaşımızdır."
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik, "Terör yükünün ortadan kalkması, demokrasimiz üzerindeki terör stresinin ve terör tehdidinin ortadan kalkmasıyla birlikte terör gündemden çıkınca, demokrasimizin ölçeğini çok daha büyütecek bir siyasi iklim herkesi, 86 milyonu saracak sarmalayacaktır." dedi.
Emperyalist ve siyonist projelerin Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Sünni'nin, Alevi'nin, Şii'nin, Nusayri'nin, Dürzi'nin, Keldani'nin, Ezidi'nin birbiriyle yumruklarıyla konuşmasını istediğini belirten Çelik, "Dini ve etnik temelde bölünmüş birtakım parçacıklar, birtakım cemaatçikler haline gelmesini ve birbirlerine yumruklarıyla hitap etmelerini istiyor. İşte bizim yürüttüğümüz bütün bu süreç, esasında birilerinin terör örgütlerini kendileri için vekalet unsuru olarak kullanmalarını devreden çıkararak, yumruk yumruğa gelmemizi isteyenlere karşı bütün bu bahsettiğim Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Alevi, Nusayri, Dürzi, Ezidi, Keldani bütün yakın bölgemizdeki halkların yumruk yumruğa değil, kol kola yürüyeceği bir tarihi ve geleceği inşa etmektir." ifadelerini kullandı.
Çelik, bölgedeki halkların geçmişte el ele ve kol kola medeniyetin en güzel örneklerini verdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bundan sonrasında da bizi yumruk yumruğa, karşı karşıya getirmek isteyen emperyalist ve siyonist projelere karşı, kol kola yürüyen, geleceğe el ele tutuşarak, kol kola girerek hep beraber yön vermeye çalışan bir iradeyi inşa etme olarak düşünmemiz lazım. Yani meseleye geniş bir kadrajdan, çok daha yüksek bir perspektiften, biraz daha yukarıdan baktığımızda meselenin esasında çok daha büyük ufuklara ulaşacağını hep beraber çok rahatlıkla görebiliriz. Bizi yumruk yumruğa, karşı karşıya getirmeye, karşı kol kola yürüme irademizi, el ele yürüme irademizi, omuz omuza kendi geleceğimizi inşa etme irademizi bir kere daha ortaya koymuş oluyoruz."
"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin çalışmalara da değinen Çelik, şöyle devam etti:
"Bütün bu çalışmalar yapılırken esas mesele silahlı tehdidin ve terör örgütünün gündemden çıkmasıdır. Türkiye çok uzun zamandır silahlı terör örgütünün tehdidiyle karşı karşıyadır. Buna karşı mücadele etmiştir. Kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin eşsiz fedakarlıklarıyla bu terörün ve terörün arkasındaki siyasi projelerin hedefine ulaşması engellenmiştir. Bugün gelinen noktada yapılan yasal düzenleme PKK/KCK terör örgütünün, Türkiye'deki, Suriye'deki, Irak'taki, İran'daki, Avrupa'daki legal ve illegal bütün unsur şube ve uzantılarıyla gündemden çıkmasını ve sona ermesini hedeflemektedir. Bu son derece açık bir şekilde şimdiye kadar ifade edilmiştir. Bundan sonrasında da takip edilecek husus budur."
"Güveni ve güvenceyi bir arada gösteren bir çerçeve yasa ortaya çıkmıştır"
Çelik, terörün gündemden çıkmasına ilişkin sürecin, devletin nitelikleri ve milletin değerleri çerçevesinde ortaya koyduğu seçenekler sayesinde gerçekleştirildiğini söyledi.
Bütün devletlerin kendilerine dönük tehditler karşısında, "hard power" ve "soft power" olarak adlandırılan sert ve yumuşak güçlerle mücadele yöntemleri olduğunu belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geçmişte AK Parti'den önce de Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tavsiyeleriyle bunlar gündeme getirilmiştir. Terör örgütünden ayrılmak isteyenlerin ve bir zemin oluşturulması için... Bugün gelinen noktada ise bütün bu tecrübelerden yola çıkarak, son derece güvence veren, güveni ve güvenceyi bir arada gösteren bir çerçeve yasa ortaya çıkmıştır. Tabii PKK/KCK terör örgütünün Türkiye, Irak, İran, Suriye bütün Avrupa'daki illegal ve legal unsurlarıyla sona ermesi, silahlı terör unsurunu demokrasimiz üzerinde bir yük olmaktan çıkaracaktır. Türkiye, bu silahsızlanmayla birlikte bu tehdidin sona erdiğini, bu süreç başarıya ulaşırsa ki başarıya ulaşması için hepimiz gayret etmeye devam edeceğiz, hep beraber görecektir."
Çelik, silahlı terör örgütlerinin bütün demokrasilerin üzerinde bir yük olduğunu belirterek, bütün bir siyaset iklimini ve devlet hayatının ritmini etkilediğini ifade etti.
"Yepyeni bir iklim doğacak"
Demokratik ülkelerin uyması gereken kurallar ve hukuk ilkeleri olduğunu belirten Çelik, "Terörün gündemden çıkmasıyla birlikte yepyeni bir iklim doğacaktır. Bu yepyeni iklim, demokrasimizin üstündeki yükün kalkması, demokrasimizin üzerindeki bu stresin kalkmasıyla birlikte aslında demokrasimizin ölçeğini büyütecek. Demokrasimizin derinleşmesine daha çok imkan verecek. Demokratik birtakım adımların atılması için daha güçlü bir siyasi ve demokratik iklimin ortaya çıkmasını sağlayacaktır." şeklinde konuştu.
Çelik, PKK/KCK terör örgütünün sona ermesi ve Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla bunun tespit edilmesinden sonra demokrasinin silahlı tehdit yükünden kurtulacağını söyledi.
Türkiye'nin terör örgütü yükünden kurtulmasının aynı zamanda demokrasisinin ölçeğini de büyüteceğine ve siyasi iklimin daha çok oksijene kavuşacağına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:
"Siyasi iklimin daha çok oksijene kavuşması demek, Türkiye'nin, Türkiye Yüzyılı hedeflerine giderken, bölge barışına ve küresel barışa katkı yaparken çok daha yüksek bir performans ortaya koyması demektir. Tabii bütün bu tartışmalar esasında birtakım dış güçler tarafından da kullanılmıştır. Kardeşliğimize halel getirmeye çalışan, kardeşliğimizi zarara uğratmaya çalışan pek çok provokasyonla karşı karşıya kalınmıştır. O sebeple de her zaman şunu söyledik. Burada dünyadaki birtakım örneklere bakarak mukayese etmeyin. Çünkü dünyadaki örneklerin çoğunda iç savaşlar, etnik kavgalar, dini kavgalar, ciddi ayrışmışlıkların neticesinde ortaya çıkan bölünmüş parçalanmış toplum yapıları vardı. Fakat bütün bu olayların en şiddetli zamanında en stresli zamanında bile Türk'üyle, Kürt'üyle ve Sünni'siyle, Alevi'siyle ve diğer bütün unsurlarıyla milletimiz, tek millet olma vasfını hiçbir zaman kaybetmemiştir. Sokaktaki hiçbir vatandaşımız kendi komşusuna, kendi mahallelisine, kendi iş arkadaşına yan gözle bakmamıştır. Türkiye'nin en büyük gücü budur. O sebeple baştan beri dedik ki biz bütün bu süreci yürütürken devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri çerçevesinde bütün bu süreci yürütüyoruz."
"Atılan adım esasında bir başlangıcı oluşturacak"
Çelik, silahların bırakılması sürecinin tamamlanması yani silahlı terör örgütünün gündemden çıkmasıyla yepyeni bir sayfanın açılmasına imkan doğacağını belirterek, "Bölgede terör örgütleri üzerinden vekalet savaşları yoluyla birbirine düşürülmeye çalışılan kardeş halklar arasına giren diğer terör örgütlerinin de ortadan kalkması için yeni bir dalga, yeni bir iklim oluşacaktır. Bugün bu yasal çerçeveyle atılan adım esasında bu açıdan bakarsanız bir başlangıcı oluşturacaktır. Terör yükünün ortadan kalkması, demokrasimiz üzerindeki terör stresinin ve terör tehdidinin ortadan kalkmasıyla birlikte terör gündemden çıkınca demokrasimizin ölçeğini çok daha büyütecek, bir siyasi iklim herkesi, 86 milyonu saracak sarmalayacaktır." şeklinde konuştu.
Terörün Türkiye gündeminden çıkmasıyla oluşacak demokrasi ikliminin her kesime pozitif etkileri olacağına dikkati çeken Çelik, "Bunun Meclisimize, ekonomimize yansıması, bunun sivil toplum hayatımıza yansıması, bunun bugün aralarında birtakım mesafe olduğunu düşünen toplumsal kesimlere yansıması çok büyük, çok pozitif ve çok değerli olacaktır. Onun için her birimizin burada bahsettiğim çerçevede bu sürecin başarıyla tamamlanması ve bu silahlı tehdidin gündemden çıkması, terör örgütünün gündemden çıkması bütün bu sürecin başarıyla sonuçlanması için katkısı, esasında Türkiye'nin geleceğine atılmış bir imza olarak düşünülebilir." ifadelerini kullandı.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik, Terörsüz Türkiye süreci kapsamındaki "çerçeve yasa"ya ilişkin, "Net bir şekilde silah bırakma tespit ve teyit edildikten sonra bu MGK kararıyla birlikte hayata geçecek, Meclis bunu izleme komisyonuyla birlikte takip edecek, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında bir kurul burada çalışmalar yapacak." dedi.
Terörsüz Türkiye sürecini destekleyenlerin yanı sıra bu sürece karşı olanların da kullandıkları üsluba çok dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Çelik, "Eleştiri haktır. Demokrasinin en büyük nimetlerinden birisi eleştirinin kurumsallaşmış olmasıdır. Ama bu eleştiriler siyaset içerisinde mi, dışında mı gerçekleşiyor? Siyasetin var etmesi gereken, demokrasi ile arzu ettiğimiz şey silahın, şiddetin olmadığı, medeni bir toplum hayatının var olmasıdır. Medeni bir toplum hayatının doğru düzgün işlemesidir." diye konuştu.
"Devletin tüm unsurlarıyla birlikte yönetildiği bir tablonun içerisindeyiz"
Dünyada ve bölgede devam eden çatışmalara değinen Çelik, şöyle devam etti:
"Şimdi bunun (çatışmaların) içerisinde tecrübesi olan, türedi olmayan bir devlet dünyanın parçalanmaya doğru gittiği bir noktada hukuk, hakkaniyet ve ilkeler içerisinde buna bütünleşme ile cevap verir. Bu parçalanmanın peşine takılmaz. Biz burada bütün bunlara cevap verirken ne diyoruz? Hukuk devletinin imkanları diyoruz. Yani meşruiyet alanı içerisinde adımları attığımızdan bahsediyoruz. Ne diyoruz? İşte PKK/KCK terör örgütü bütün şube ve uzantılarıyla silahlarını bırakacak. Bu teyit edilecek ve bu yasa, MGK kararının alınmasından sonra devreye girecek. Bunu yönetecek bir kurul olacak. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisinde yine bir izleme kurulu, komisyonu bu süreci takip edecek. Yani devletin siyaset kurumları, yüce Meclis ve milleti temsil eden unsurlarıyla birlikte yönetildiği bir tablonun içerisindeyiz."
Çelik, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Terörsüz Türkiye sürecine olan katkısını hatırlatarak, "Yüce Mecliste ve komisyonda bu meseleyle ilgili son derece net tartışmalar yapıldı. Bu tartışmalar neticesinde farklı siyasi partilerden son derece sağduyulu açıklamalar geldiğinde bu süreç katlanarak büyüdü. AK Parti ve MHP, Cumhur İttifakı olarak son derece yüksek katkıda bulundu. DEM Partiden sağduyulu konuşan vekiller yüksek katkıda bulundu. Yeni Yol ve bağımsız olan arkadaşlarımızdan da son derece sağduyulu konuşanlar oldu. Yine CHP içerisinden son derece sağduyulu katkılar yapan arkadaşlarımız oldular. Bütün bu tablo aslında Türkiye'nin yüksek bir iradeyi topyekun nasıl gerçekleştirebileceğini göstermiş oldu." ifadelerini kullandı.
"Bu tarihi bir yaklaşımdır"
Sürece katkısı olan herkese teşekkür eden Çelik, "Şimdi geldiğimiz noktada çok yüksek bir sayıyla bu kanun teklifi verildi. Dolayısıyla şimdiye kadar yapılan çalışmalar neticesinde PKK terör örgütünün tasfiyesi ve silahları bırakması şeklindeki bir yaklaşımın bir yasal güvenceyle yönetileceği ve destekleneceği net bir şekilde bugün bu başvuruyla birlikte ortaya koyulmuştur. Mesele terörün gündemden çıkarılmasıdır. Bu yasal güvence, yasal çerçeve bunu yönetecek hukuki navigasyonu burada oluşturmaktadır. O açıdan da bu, tarihi bir yaklaşımdır." şeklinde konuştu.
Çelik, Terörsüz Türkiye sürecinin, Türkiye modelini ortaya koyması bakımından önemli olduğunu vurgulayarak, "Bu inşallah sonuca eriştiği zaman başka ülkeler için de bir referans olacaktır. Net bir şekilde silah bırakma tespit ve teyit edildikten sonra, bu MGK kararıyla birlikte hayata geçecek, Meclis bunu izleme komisyonuyla birlikte takip edecek, Cumhurbaşkanı Yardımcı'mızın başkanlığında bir kurul burada çalışmalar yapacak." dedi.
Süreci sabote etmeye ve iftira atmaya çalışanların bütün argümanlarının boşa çıkarıldığını belirten Çelik, "Çok net bir şekilde hedefleri belli, silahların bırakılmasına dönük yasal güvence oluşturan bir tablo burada ortaya çıkmıştır. Bu yasal zeminin oluşması da Cumhuriyet tarihi açısından bir dönüm noktası olarak, silahlı terör örgütünün gündemden çıkarılması bütün şube ve uzantılarıyla ortadan kalkması için sağlam bir zemin oluşturmaktadır." diye konuştu.
"Türkiye'nin bir üçüncü göze ihtiyacı yoktur"
Çelik, Türkiye'nin kendi meselesini çözecek iradeye ve vizyona sahip olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bu süreçte yapılan tartışmalardan bir tanesi de dünyadaki farklı modelleri gözeterek, bir üçüncü göz olması gerektiği şeklindeydi. Biz, ısrarla buna karşı çıktık. Türkiye'nin bir üçüncü göze ihtiyacı yoktur. Bugün 86 milyon açısından söylediğinizde Türk'le Kürt'ün arasına üçüncü bir gözün girmesi dünyanın en saçma meselesi olur. Hiçbir üçüncü göze gerek yok. Bütün bu sürece bakacak olan milli bir göz var. O milli göz de 86 milyon vatandaşımızın tamamıdır. Kendi işimizi kendi irademizle, kendi sorunumuzu kendi irademizle halledebileceğimize dair net bir tutumdur. Bu da bu açıdan dünyaya verilmiş bir mesajdır."
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik, "Tarihi bir gündeyiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün yurttaşları olarak kardeşliğimiz, birliğimiz, dirliğimiz için önemli adımlar atıyoruz." dedi.
"Çerçeve yasa" teklifine ilişkin bilgi veren Çelik, Komisyon'da ve Genel Kurul'da bütün siyasi partilerin, hür iradeleriyle görüşlerini açıklayacağını belirtti.
Çelik, "Dolayısıyla Meclis'ten çabuk geçeceğini ve bu meselenin bir an evvel çözüme kavuşması, adımların atılması için bu aşamanın çabuk kat edileceğini değerlendiriyoruz. Bu bir irade beyanıdır. Türkiye Cumhuriyeti devleti bütün dünyaya, dünyanın kaosa sürüklendiği bir dönemde, 'Biz her türlü kendi meselemizi, kendi imkan ve kabiliyetlerimizle ve kendi irademizle çözebiliriz' mesajını vermiştir." diye konuştu.
"Hepimiz milletimizin talimatıyla iş yaparız"
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın, MYK ve MKYK toplantılarının kapalı bölümlerinde uzun değerlendirmeler yaptığını ve "Terörsüz Türkiye" konusundaki hassasiyetini her toplantıda dile getirdiğini vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
"Terörsüz Türkiye konusunda Cumhur İttifakı'nın bir ve beraber bir şekilde hareket etmesi gerektiğini net bir şekilde söylemiştir. Devlet kurumlarına talimatlarını vermiştir. Biz heyet olarak, yani bu süreci yürütmekle görevlendirilmiş, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız tarafından görevlendirilmiş heyet olarak sürecin her aşamasında kendilerine bilgi verdik, kendilerinin talimatlarını aldık. O talimatlar çerçevesinde sonraki adımlarımızı şekillendirdik. Dolayısıyla zat-ı devletleri bu sürecin olumlu bir şekilde işlemesi, provokasyonlara ya da sabotajlara karşı dirençli hale gelmesi, yoldan çıkmaması için gerçekten mesaisinin çok önemli bir bölümünü ayırdı ve heyetimizin kendisine arz ettiği konularda net talimatlarla yönlendirdi. Tabii milletimiz her şeyin karar vericisidir. Hepimiz milletimizin talimatıyla iş yaparız.
Bu sürece dönük provokasyonlar ve iftiralar karşısında Sayın Devlet Bahçeli'nin gerek grup konuşmalarıyla gerek diğer zamanlarda yaptığı stratejik müdahaleler, cesur ve net açıklamalar bir şeyi daha göstermiştir. Burada Türk milliyetçiliği üzerinden bu süreçleri sabote etmek isteyenlere karşı aslında Türk milliyetçiliğinin bir 'millet milliyetçiliği' olduğunu, bir 'ırk milliyetçiliği' olmadığını, bu basiretle ve bu dirayetle bu sürecin yönetilmesi gerektiği konusunda da Sayın Bahçeli'nin açıklamaları Cumhuriyet tarihine geçecek bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü burada esas olan milletin tamamının hukukunu, devletin bekasını ve milletin geleceğini gözetmektir. Sayın Bahçeli'nin stratejik müdahaleleri, bu sabotajların ve yoldan çıkarma çabalarının ortadan kaldırılması bakımından son derece büyük bir işlev gördü. DEM Parti'den, CHP'den ve diğer partilerden bütün bu süreç boyunca sürecin sağlıklı işlemesi için yapıcı eleştirilerde bulunan, fikirlerini net bir şekilde açıklayan milletvekili arkadaşlarımızın çok büyük katkıları oldu. Tabii Sayın Meclis Başkanımızın, Sayın Kurtulmuş'un Komisyon'a bizzat başkanlık etmesinin de hem Türkiye'deki sürecin yönetilmesi ve Meclis'in iradesinin ortaya çıkması bakımından hem de dışarıya Yüce Meclis adına verilen mesaj açısından çok büyük bir kıymeti oldu. Bütün bu destek, süreci oturttu."
"Hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir"
Çelik, gelinen aşamada izlenecek yolun belli olduğunu belirterek, silahlı terör örgütünün ortadan kalkmasının ardından Türkiye'nin şimdiye kadar olduğu gibi "tarihdaşlık" ve "kaderdaşlıkla" yol yürüyeceğini, yüksek demokrasi standartlarında vatandaşlık ilkelerini daha ileriye taşıyacağını söyledi.
Kaderdaşlığın önemine işaret eden Çelik, geçmişte ve bugün olduğu gibi gelecekte de milletin kaderinin bir olduğunu dile getirdi.
Çelik, belirlenen aşama ve hedeflere ulaşılmasının ardından vatandaşlık ilkelerinin güncellenmesinin, siyasi ve demokratik sisteme daha fazla oksijen pompalanmasının mümkün olacağını kaydetti.
"Tarihi bir gündeyiz." ifadesini kullanan Çelik, "Adlarımız farklı olabilir ama adlarımız farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir." diye konuştu.
Türkiye'de ikinci sınıf vatandaş bulunmadığını vurgulayan Çelik, geçmişte bazı vatandaşları dini, mezhepsel ve etnik aidiyetleri, kılık kıyafetleri ya da dini düşünceleri nedeniyle ikinci sınıf vatandaş konumuna getirmeye çalışan vesayetin, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen 25 yıllık mücadeleyle ortadan kaldırıldığını söyledi.
Türkiye'de herkesin birinci sınıf vatandaş olduğunu belirten Çelik, sürecin sağlıklı işleyebilmesi için her vatandaşın desteğine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Eleştirinin herkesin hakkı olduğunu dile getiren Çelik, bu eleştirilerin yapıcı, ön açıcı, yol gösterici, ışığı ve oksijeni çoğaltan, demokrasinin ve siyasetin ölçeğini büyüten nitelikte olması gerektiğini kaydetti.
Tarihi bir günde bulunulduğunu yineleyen Çelik, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün yurttaşları olarak kardeşliğimiz, birliğimiz, dirliğimiz için önemli adımlar atıyoruz. Bundan sonrasında daha önce ince işçilik demiştim. Onun üzerine de çok spekülasyon yapılmış. Bir kere daha söylüyorum. İnce işçilik yapacağız. Daha özenli dil kullanacağız. Hassasiyetleri daha doğru bir şekilde yöneteceğiz. Herkesin katkı vermek isteyen herkesin yolunu açan bir yaklaşım ortaya koyacağız. Hep şunu söyleyeceğiz: Türkiye Cumhuriyeti çok yaşasın, Türkiye Büyük Millet Meclisi var olsun, kardeşliğimiz ebedi olsun."
Dervişoğlu'nun açıklamaları
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, siyasetin belirli hukuk prensipleri ve devletin meşru mekanizmaları içerisinde yapıldığını söyledi.
Devletin nitelikleri ve milletin değerleri etrafında hareket ettiklerini belirten Çelik, bir kişinin sürece karşı çıkabileceğini ancak "ihanet" ifadesinin siyasi bir cümle olmadığını kaydetti.
Konunun makul bir şekilde konuşulması gerektiğini dile getiren Çelik, şunları söyledi:
"Üstelik Türkiye Büyük Millet Meclisi Gazi Meclis'tir, iki kere gazi olmuştur. Burada bunların sükunetle konuşulabilmesi gerekir. Ama sürekli olarak İYİ Parti milletvekillerinin bunu bir kavgayla konuşması kendileri için de iyi bir şey değil. Sonuçta 'Ben bu yönteme katılmıyorum, şu yöntemi tercih ediyorum' diyebilirler, bu başka bir şeydir. Ama burada siz bir ihanet dediğiniz zaman, bu şekilde konuşanların geçmişte neler yaptığının Türkiye'deki siyasi arkeolojisi bellidir. Dolayısıyla kendinizi o kampa sokmayın, gidin başka cümlelerle konuşun. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli ile 'ihanet' kelimesi asla yan yana gelmez. Bunu sokaktaki hiçbir vatandaşımıza kabul ettiremezsiniz. Bunu bu şekilde ifade ettiğinizde vatandaşımızdan alacağınız cevap bellidir. Sayın Cumhurbaşkanımızla ve Sayın Bahçeli ile yan yana gelecek kelime 'vatanseverlik'tir. Birileri ihanet için adres arıyorsa başka yerlere baksınlar."
Karadeniz'de Türk gemilerine yönelik saldırılar
Karadeniz'de Türk ticaret gemilerine yönelik saldırılara ilişkin soru üzerine Çelik, daha önce Karadeniz'in güvenliğinin riske atıldığı yönünde uyarılarda bulunduklarını hatırlattı.
Bazı müttefik devletlerin savaşa taraf olmak, müdahil olmak ya da belirli bir ülkeye destek vermek amacıyla Boğazların kullanımı konusunda Türkiye ile yoğun temasta bulunduğunu aktaran Çelik, Türkiye'nin buna rağmen Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni tavizsiz uyguladığını ifade etti.
Türkiye'nin bazı müttefiklerini karşısına alma pahasına Montrö'yü dirayetli şekilde uygulamasının, Karadeniz'in güvenliği konusunda en doğru yerde bulunduğunu gösterdiğini belirten Çelik, "Türkiye'ye ait sivil gemilerin hedef alınması asla kabul edeceğimiz bir şey değil. Bunu en ciddi şekilde kınıyoruz. Bunun tedbirinin alınması lazım, gerçekten bunun tahammül edilecek bir tarafı kalmamıştır." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatları
Partimizin şehit aileleri, gaziler ve vatandaşlarla yürüttüğü temaslar ile Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın MKYK toplantısındaki talimatlarının sorulması üzerine Çelik, sürecin bizzat Cumhurbaşkanımız Erdoğan tarafından yönetildiğini ve çalışmaların Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın yüksek iradesiyle şekillendiğini söyledi.
Partimizin teşkilatlarının yaz çalışmaları kapsamında vatandaşlarla bir araya geldiğini belirten Çelik, bakanlar, genel başkan yardımcıları ve MKYK üyelerinin ağustos ayında da sahada olacağını bildirdi.
Sürece ilişkin gerçekleri hukuki, siyasi, toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla anlatmaya devam edeceklerini aktaran Çelik, ağustos ve eylül aylarına ilişkin planlamanın yapıldığını, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın da çalışmaların yoğun biçimde yürütülmesi talimatını verdiğini kaydetti.
Doğu ve Güneydoğu'daki beklentiler
Çelik, sürecin başlamasının ardından Doğu ve Güneydoğu illerinde büyük bir beklenti oluştuğunu ve süreci sakin biçimde yönettiklerini ifade etti.
Türkiye'nin herhangi bir bölgesinin huzurlu, Doğu ve Güneydoğu'nun ise huzursuz olduğu yönündeki algının tamamen geride bırakılmasını arzu ettiklerini dile getiren Çelik, son 1,5 yıllık dönemde bölgede festivaller, şenlikler ve çeşitli toplantılar düzenlendiğini kaydetti.
Bunların son derece kıymetli olduğunu belirten Çelik, Türkiye'nin ve milletin bir bütün olduğunu vurguladı.
Doğu ve Güneydoğu'daki vatandaşların sürece rıza göstermesi kadar Ege, Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu'daki vatandaşların rızasının da önemli olduğunu belirten Çelik, "Bizim bir tane amirimiz vardır, o da milletimizdir. Onlar arasında da bir ayrım yoktur." dedi.
Yapılan anketlerden ve ülkenin farklı bölgelerindeki temaslardan alınan geri dönüşlerin son derece iyi olduğunu aktaran Çelik, bundan sonraki süreci de "ince işçilikle", dirayetli, iyi çalışılmış, stratejik öngörüleri ve koordinatları doğru belirlenmiş biçimde yönetmeye devam edeceklerini söyledi.