Yükleniyor...

Parti Sözcüsü Yasin Aktay’in MYK toplantisi sonrasi yaptigi açiklamanin tam metni

 

Merkez Yürütme Kurulu olağanüstü bir gündemle toplandı. Dün gece Gaziantep şehrimizde huzurun ve Güneydoğu’daki kalkınmanın başkenti olan Gaziantep şehrimizin huzurunu, sadece Gaziantep şehrimizin nezdinde tabii ki Türkiye’nin huzurunu, Türkiye’nin bağımsızlığını, Türkiye’nin dirliğini, birliği hedef alan menfur bir terör saldırısı gerçekleşti. Bu terör saldırısı o kadar menfur, o kadar iğrenç, o kadar alçakça bir şekilde yapılmış, şimdiye kadar Türkiye’de örneğine pek rastlanmamış bir alçaklıkta, bir kalleşlikte gerçekleşmiş bir terör saldırısı. Bir düğün evini cenaze evine dönüştüren, cenaze evinden öte bir katliam ortamına dönüştüren korkunç bir katliamla karşı karşıya kaldık dün gece. Bu eylemin gece bir düğün ortamını hedef alması, insanların en mutlu oldukları, ama aynı zamanda en dalgın, en savunmasız, en beklemedikleri bir anda böyle kalleşçe saldırıya maruz kalmaları dolayısıyla büyük bir üzüntü içine gark oldu bütün Türkiye. Bu bütün Türkiye’ye yapılmış bir saldırı olarak her şeyden önce telakki edilmesi gerekiyordu, biz de öyle telakki ettik tabii ki. 

Her şeyden önce bu saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Bu olay neticesinde 100’e yakın vatandaşımız yine aynı şekilde yaralanmış bulunuyor, onların da tedavileri devam ediyor, onlara da en acil şifalar diliyoruz. 

Arkadaşlar, dün akşam bu olayı duyar duymaz iki sayın bakanımız, Başbakan Yardımcımız Sayın Mehmet Şimşek ile Sağlık Bakanımız Sayın Recep Akdağ, AK Parti Genel Sekreterimiz Sayın Abdülhamit Gül ve bendeniz Gaziantep milletvekilleriyle birlikte hemen olay yerine, Gaziantep’e intikal ettik. Sabaha kadar saldırıda hayatını kaybedenlerin cenaze işlemleriyle uğraştık, onların gerek hastanelere intikalini, özellikle yaralı olanların, ağır yaralı olanları bilhassa hastaneye en acil bir şekilde intikali için olağanüstü bir çaba sarf etti arkadaşlarımız. Olay yerinde bütün çalışmaları yürüttük, bütün bu çalışmaları yürütürken en önemli, en büyük hedefimiz, en büyük hassasiyetimiz; mümkünse bir canı daha kurtarmak. Bu olayın, zaten yeterince elim olan, yeterince menfur olan bu olayın acı neticelerini en azından biraz daha telafi edebilmek, ölü sayısının artmasına engel olabilmek. Arkadaşlarımız, sayın bakanlarımız, milletvekillerimiz, Valimiz bu çabalar içerisinde bu olayın, yaralıların hastanelere intikalini ve tedavi altına alınması işlemlerini gerçekleştirmeye çalıştılar. 

Bugün gün boyu Gaziantep’teydik, aşma üzeri döndük ve Merkez Yürütme Kurulu Toplantısına katıldık. Bu arkadaşlarımla birlikte Merkez Yürütme Kurulu üyelerine Gaziantep saldırısıyla ilgili gerekli bilgileri aktardık, olayla ilgili değerlendirmeleri yaptık, tartışmaları yaptık. Bilahare terör karşısında yine tabii ki bu terörün hedeflediği bir şey var. Son zamanlarda tabii bu terör saldırısını 15 Temmuz öncesinde ve sonrasında ve bizatihi 15 Temmuz’la birlikte Türkiye’nin maruz kalmış olduğu birtakım saldırılardan çok maruz görmüyoruz. Değerlendirmelerimiz, bütün bu saldırıların hepsinin aynı hedefe matuf olduğu ve aynı merkezden yönlendiriliyor olduğu istikametindedir. Ama bunlar Türkiye’yi içine girmiş olduğu yoldan elbette ki hiçbir şekilde geri döndüremeyeceklerdir. Bu konudaki kararlılığımız çok açıktır, bu konuda en ufak bir tereddüde asla mahal yoktur. Bu terörle kime ne mesaj vermek istiyorlarsa o mesajı elimizin tersiyle itiyoruz, reddediyoruz, öyle bir mesajı asla kabul etmiyoruz. Zaten bu terörün vermek istediği mesajların da artık başka bir yolla verilmesi gerek, yani terörü bir mesaj iletme biçimi olarak algılayan bu dünyayı reddediyoruz, alçakça buluyoruz, lanetliyoruz. Eğer birilerinin konuşacak bir sözü varsa konuşacak meydan ortadadır, siyaset meydanı ortadadır. Dünya iletişim ortamları, barışçıl iletişim ortamları sonuna kadar ortadadır. Biz bu iletişim ortamlarını demokratikleşme süreci içerisinde sonuna kadar açmış bulunuyoruz. Kimin söyleyecek ne sözü varsa o meydanda, o er meydanında, o siyaset meydanında söylesin diyoruz. Ve terör yoluyla Türkiye’ye herhangi bir şeyi dikte etmeye çalışan, dayatmaya çalışan herhangi bir girişimi elbette ki hem reddediyoruz, hem lanetliyoruz, onun karşısında da bütün kararlılığımızla duracağımızı her vesileyle olduğu gibi şimdi de ilan ediyoruz. 

Değerli arkadaşlar; Merkez Yürütme Kurulu toplantımız halen devam ediyor, ama tek gündem bu gündemdi. Bundan sonra da bu tür menfur olaylar ne yazık ki akşam saatlerinde yine Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde başka bir terör saldırısının haberini aldık, yine 1 şehidimiz, 3 yaralımızın olduğu bir terör saldırısının haberini aldık. Bu tür saldırıların dediğim gibi hepsinin tek elden yürütülüyor olduğuna artık çok fazla şüphe etmiyoruz. Saldırının kimin patenti altında, kimin markası altında yapılmış olmasının hiçbir önemi yok bu saatten sonra. Ama elbette ki bütün değerlendirmelerimiz yine burada kimin kullanılmış olduğunu, hangi enstrümanın, hangi maşaların kullanılmış olduğunu tabii ki yine de tespit etmeye de devam edeceğiz bir yandan da. Ama genel değerlendirmemiz; bu terör saldırılarının Türkiye’nin siyasetine bir şekilde etki etme mücadelesi. Tabii ki 15 Temmuz’da biraz daha farklı bir terör saldırısıyla karşı karşıyaydık. O darbe girişimini aslında büyük çaplı, son derece organize bir terör saldırısı olarak niteledik. O 15 Temmuz terör saldırısı veya darbe girişimi içerisinde yer almış olan unsurların uzantılarına bakıldığı zaman bir sürü terör örgütüyle çok içli-dışlı olduklarını da bugün çok daha net bir biçimde görüyoruz. 

Evet değerli arkadaşlar; bugün ne yazık ki bu olayla ilgili değerlendirmem gereken başka bir şey daha var; biz canlarımızın telaşı içerisindeyken, yani bir düğün ortamını bir katliam ortamına dönüştüren alçaklık ve onun neticeleri kıyılan canların, yaralanan canların tedavilerinin telaşı içerisindeydik. O esnada ne yazık ki HDP’liler böyle bir olaydan nasıl bir fayda elde edebiliriz’in telaşı içerisine girmiş olduklarını gördük. Bu bizi fevkalade üzmüştür, yani bari bu ortamda yapmayın diye içimizden tabii ki geçirdik ve bunu da duyurduk. Burada ölen canlar hepimizin canlarıdır, ölen canların kimlikleri hiç önemli değil, terörün kendisinin kimliği hiç önemli değil. Terör kimden gelirse gelsin lanetlenecek bir eylem biçimidir, bir olaydır. Kime karşı yapılırsa yapılsın kurbanları masumdur, biz kurbanlarını masum olarak görüyoruz, bizden olarak görüyoruz ve onları kendi canlarımız olarak görüyoruz. Ve biz canına kıyılan mazlumların, terör mağdurlarının, terör kurbanlarının ne kimliklerine, ne dinine, ne mezhebine asla bakmadık, bakmayacağız. Nitekim bundan kısa bir süre önce Elazığ’da, Van’da, Bitlis’te, Diyarbakır’da, bugün Şanlıurfa’da yine menfur terör saldırıları karşısında yine canlarımız gitti. Burada yiten canlarımızın etnik kimliğinin, kültürünün, mezhebinin, siyasi görüşünün ne olduğuna asla bakmadık-bakmayacağız. Ölen her can bizim 79 milyon vatandaşımız var bu ülkede, bu ülkede ölen her can bizim canımızdır, özellikle terör saldırısına maruz kalan her can bizim canımızdır, o bizim canımızdan bir parçadır ve bizim acımıza acı katmaktadır. Ama ne yazık ki bu ölümlerin bu şekilde siyasi bir istismar konusu haline gelmiş olması bizim acımızı daha da artırmıştır, acımızı perçinlemiştir, daha fazla artırmıştır. Bu girişimleri, yani bu olaydan, bu olayı sahiplenmek, ölümleri sahiplenmek, bazı ölümleri dışarıda bırakmak, bazı ölümleri bizim ölülerimiz diye sahiplenmek; hayır, hiçbirisi bizim dışımızda insanlar değildi bunlar. Ne Elazığ’dakiler, ne Van’dakiler, ne Bitlis’tekiler, ne Diyarbakır’dakiler, ne de bugün Şanlıurfa’da ölenler ve tabii ki ne de Gaziantep’tekiler birbirinden ayrılacak insanlar değiller. Bunların hepsi bu milletin evlatlarıdır, bunların hepsi 79 milyonuyla tek milletin, tek vatanın evlatlarıdır. Bu evlatlar arasında özellikle ölüm esnasında ayrım yapıyor olmak iğrençliğin daniskasıdır arkadaşlar. Bunu bu vesileyle söylemek zorunda kaldığımız için de üzgünüz ayriyeten. Ama biz Türkiye’deki siyasetin seviyesinin biraz daha artması telaşı içindeyken, tabii ki de çok şükür ki artmışken, yani Türkiye’de özellikle 15 Temmuz sürecinin ortaya koyduğu yeni bir siyaset vizyonu ve yeni bir siyaset ortamı var. Bu siyaset ortamı içerisinde ne yazık ki halen HDP’liler bu ortamı okuyamamaktadırlar ve bu ortam içerisinden kendilerine yeni bir çıkış yolu bulmaya çalışmaktadırlar. Terörle siyaset arasında bir mesafe koyamamış olmanın Türk halkı tarafından, Türkiye halkı tarafından topyekûn reddedilmiş olmanın kendilerine daralttığı alanda yeni alanlar ortaya çıkarmaya, yeni alanlar oluşturmaya çalışıyorlar ve bulabildikleri alanların böyle alanlar olması çok acıdır. Ölümler üzerinden kendilerine böyle alanlar açmaya çalışmaları her şeyden önce kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Tarih bu tarz olaylardan bu tarz siyasi menfaatler devşirmeye çalışan insanları kınayacaktır, onları hiçbir şekilde hayırla yad etmeyecektir, bunu da bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Varsa sorularınız alalım. 

SORU- Efendim, Sayın Cumhurbaşkanı bugün açıklamasında olaya ilişkin olarak DAİŞ şüphesinden bahsetmişti, IŞİD şüphesinden bahsetmişti. Buna ilişkin olarak son yeni, taze bir gelişme var mı acaba? 

AK PARTİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI YASİN AKTAY- Arkadaşlar, DAİŞ’le ilgili aslında bir tespit aslında yok, DAİŞ de olabilir, ama olmayabilir de, ama hiçbir önemi yok. DAİŞ’i lanetliyoruz, DAİŞ’in yaptığı bütün terör eylemlerini her vesileyle her seferinde lanetliyoruz. Ama bu olay bazında, bu olay örneğinde henüz böyle bir tespitimiz yok. … Farklı işbirlikleri içerisine de girebiliyorlar, birbirleriyle ilginç bir alışverişleri de olabiliyor, bir borçlanma ilişkisi içerisine girebiliyorlar. Bazen PYD’nin veya PKK’nın işine gelebilecek bir eylem DAİŞ’çi unsurlara ihale edilebiliyor. Görünürde DAİŞ yapmış oluyor, ama PKK tarafından aslında, PKK’nın yapmış olduğu bir eylem olabiliyor. Yani bu olay çok ilginç, henüz karanlık bir olay, henüz kimin yaptığına dair tam bir tespit yok. Şüphe, biraz olağan şüphe gibi, olağan şüpheliler bazında bir şüphe. Ama bulgular ve olayın yapılış mahiyeti, sonradan sahiplenme, örgütlülük, yani bugün cenaze ortamına olayı provoke etmek için HDP’li milletvekilleriyle birlikte otobüslerle başka illerden getirilen insanlar ne yazık ki cenaze ortamını bir miting ortamına dönüştürmeye çalıştılar ve olayı provoke etmeye çalıştılar; bu da net bir biçimde görüldü. Dün itibariyle olay olur olmaz, daha ambulanslar olay mahalline gelmeden hemen HDP örgütünün oraya koşması, sanki bu olaya hazırlıklı oldukları yönünde de birtakım işaretler veriyor. Ama tabii ki olay çok yönlü olarak soruşturulmaktadır. Olay bütün boyutlarıyla araştırılmaya çalışılmaktadır. Elbette ki bu konuda hiçbir şey karanlıkta kalmayacaktır. Bu konuda şuna herkes emin olmalıdır ki DAİŞ’le PKK arasında hiçbir fark yoktur. DAİŞ’in ipini biraz takip ettiğinde öbür ucunda PKK çıkmaktadır, başka bir ucunda FETÖ çıkmaktadır, başka bir ucunda başka başka örgütler çıkmaktadır. Terör örgütlerinin kimliği yok, biz terör örgütleri arasında bir fark gözetmiyoruz. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.