Projeler kararlilikla sonuca ulastirilacak
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çırağan Sarayı’nda düzenlenen İstanbul Yeni Havalimanı Proje Finansmanı İmza Töreni’nde "Başlamış olan bütün bu projeler, kararlılıkla sonuca ulaştırılacak ve Türkiye’nin hiçbir projesi yarım kalmayacaktır. Yeni vizyoner projelerle önümüzdeki dönemde de ülkemizin dünya ölçeğindeki rekabet gücünü artıracak, İstanbul’umuzu sadece çevre bölgelerin değil bütün dünyanın en büyük ulaşım merkezi ve çekim haline getireceğiz" dedi.
Davutoğlu, dünya çapında önemli, tarihi bir projenin önemli bir aşamasında olduklarını ifade etti.
Tarihe bakıldığında şehirlerin ve ülkelerin yükselişi arasında doğrudan bir irtibat görüldüğünü dile getiren Davutoğlu, "Ülkelerin, devletlerin yükselmeleri bünyesinde barındırdıkları şehirlerin yükselmeleriyle birlikte olur. Bir düşüş gerçekleştiğinde de önce şehirler önemlerini kaybederler, sonra da devletler tarih içindeki etkilerini yitirirler" diye konuştu.
Davutoğlu, tarihe bakıldığında Roma İmparatorluğu’nun Roma şehrinin, Abbasi devletinin de Bağdat’ın yükselmesiyle, Osmanlı’nın İstanbul’un bir kadim şehir olarak, bir cihan başşehri haline dönüşmesiyle, İngiltere’nin Londra’nın Sanayi Devrimi sonrasında "dünyanın güneş batmayan" imparatorluğunun başşehri olmasıyla, Amerika’nın New York’un dünya finans merkezi haline gelmesiyle küresel bir güç haline geldiğinin görüldüğünü ifade ederek, şöyle devam etti:
"Dolayısıyla eğer tarihin ayak izlerini sürmek isterseniz, önce şehirlerin iniş ve çıkışlarına bakacaksınız. Bu doğu ve batıda, kuzey ve güneyde hiçbir ayrım olmaksızın bütün ülkeler için geçerlidir. Son 20 yıla baktığımızda özellikle soğuk savaş sonrası döneme, bazı şehirlerin göreceli olarak önem kazandığını, bazı şehirlerin ise düşüşe geçtiğini görürsünüz. Özellikle ’Arap Baharı’ sonrasında çevremizdeki şehirlerin birçoğunda büyük yıkımlar yaşanmıştır. Çok değil 1990’ların başlarında Tahran, Bağdat, Şam, Kahire, Atina, Roma, Viyana, Moskova arasında, Avrasya Stepleri’nden Balkanlar’a, Ortadoğu’dan Kafkasya’ya bir daire çizdiğinizde ve bugün aynı daireyi bugünkü önemleri itibarıyla çizdiğinizde, birçok şehrin ciddi bir güç kaybına uğradığını, yıkım yaşadığını, bazı şehirlerin önemli düşüşler gerçekleştirdiğini ama bütün bu havza içinde İstanbul’un gittikçe artan bir önem kazandığını açık bir şekilde görürsünüz. Bunun için fazla teoriye de ihtiyaç yok aslında. Eğer şehrin önemini, bir ülkenin ekonomik gücünü görmek isterseniz uçağın indiği anda havalimanına bakacaksınız. Eğer havalimanı canlıysa, hareketliyse ve her an bir uçağın kalkıp, diğer uçağın indiği ritmik tempoyla çalışıyorsa o şehir yükseliyordur, o ülke yükselen bir ekonominin merkezi haline geliyordur."
"Ekonomik hamlelerle olağanüstü bir yükseliş sağlandı"
Geçmişte bunların ölçüsünün kervanlar olduğunu aktaran Davutoğlu, bir şehrin büyüklüğünün İpek Yolu üzerinde ne kadar kervansaray bulunduğuyla ve oralarda ne kadar kervanın konaklamasıyla ölçüldüğünü dile getirdi.
Davutoğlu, "Şimdi ise aynı kriter bu kez havaalanları için geçerli. Havaalanları sönük olan, hareketsiz olan bir ülkenin canlı olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Havaalanları hareketli olan bir ülkenin de geleceğini kestirmek kolaydır. Şimdi 30 yıl öncesinin Atinası’nın ve birçok şehrin havaalanlarının canlılığıyla, Atatürk Havaalanın canlılığını mukayese ettiğinizde ve en önemlisi oralardan sağlanan transit geçişlerin karsılaştırmasını yaptığınızda şehrin kavşak noktası mı, yoksa köşede bir şehir olarak kaldığı mı öne çıkar?" diye konuştu.
İstanbul’un bu anlamda son 13 yıl içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye’nin gerçekleştirdiği ekonomik hamlelerle olağanüstü bir yükselişin ve dünyada havaalanlarının canlılığı bakımından da en büyük canlılığa sahip şehir olduğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Gurur duyuyoruz ve aslında bugün burada finansman imza töreninde de bir kez daha ispat ediyoruz ki sadece geriye dönük olarak analizler değil, ileriye dönük olarak perspektifler çizdiğinizde İstanbul, yükselen Türkiye’nin küreselleşen dünyada yıldız şehri ve bütün çevre coğrafyaların temel çekim alanı haline gelmektedir. İstanbul yükseldikçe Türkiye yükselir, Türkiye yükseldikçe çevredeki bölgeler refah ve huzur, istikrar bölgesi haline gelir. Arap Baharı sonrasında bugün Bağdat’ta, Şam’da, Kahire’de, maalesef bu tarihin kadim şehirlerinde çok canlı bir ekonomik hayat ve canlı bir hava yolu ulaşımı mümkün değil. Ama İstanbul gittikçe artan tempoyla tarihin akış hızından daha hızlı bir akışla geleceğe doğru yürüyor. Aslında bu sadece İstanbul’un yükselmesiyle değil, Türk havayollarının, Türk hava ulaşımının da yükselmesiyle paralel koşut bir gelişmedir."
Davutoğlu, Çırağan Sarayı’nda düzenlenen İstanbul Yeni Havalimanı Proje Finansmanı İmza Töreni’nde, 2003 yılında yurt içinde sadece Türk Hava Yolları’nın 2 merkezden 26 noktaya uçtuğunu, bugün ise 6 tarifeli havayolu şirketinin 7 merkezden 55 havalimanına uçtuğunu ve 26 olan havalimanı sayısının 55’e çıkarıldığını söyledi.
Bu yılın 9 ayında 140 milyon yolcu kapasitesine ulaşıldığını, büyük gövdeli uçak sayılarının da 162’den 482’ye çıktığını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:
"2003 yılında 2 havayolu şirketiyle yurt dışında 55 ülkede 60 noktaya uçarken, bugün uçuş ağımız 6 havayolu şirketiyle 110 ülkede 280 noktaya ulaştı. Dünya havalimanları toplam yolcu sayısı artışı sıralamasında 2003 yılında 15’inciydik, bugün 9’uncuyuz. Yeni havalimanlarıyla yine tarihi bir havalimanı olan ve birlikte açılışını gerçekleştirdiğimiz Ordu-Giresun ki dünyada üçüncü, Avrupa’da birinci deniz üzerinde yapılan havalimanıdır. Yine zatıalinizle (Cumhurbaşkanı Erdoğan) birlikte olmaktan büyük gurur duyarak birlikte açtığımız ve maalesef şu anda terör saldırıları sebebiyle bir süre hizmetine ara vermek zorunda kaldığımız, Yüksekova Selahaddin Eyyubi Havalimanı da aslında Türkiye’de havalimanı, hava yolu ulaşımının ne kadar kitlelere eriştiğinin en önemli göstergesidir. Hava yolu sektörümüzün cirosu 2,2 milyar dolardan 31 milyar dolara yükseldi. Burada kamu-özel girişimlerinin ortak çalışmalarının başarılarını açık şekilde görüyoruz. İstanbul bu anlamda daha da özel bir konuma sahip. İstanbul yeni havalimanıyla yaklaşık 76,5 milyon metrekarelik bir alan belirlendi ve bu alanda hizmet görecek."
Davutoğlu, "3 Mayıs 2013’te Türkiye ekonomide IMF’ye son dilim borcunu öderken, aslında son derece çarpıcı bir gösterge olarak da Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük, en stratejik yatırımı için İstanbul’un yeni havalimanı için harekete geçmişti" diyerek, havalimanı için canlı yayında gerçekleşen ihaleyi, Biga Havalimanı İşletmesi’nin kazandığını hatırlattı.
Yer teslimiyle birlikte 42 aylık yatırım döneminin başladığını dile getiren Davutoğlu, bu büyük eser tamamlandığında yaklaşık 1,5 milyon metrekare büyüklüğünde terminal binaları, 6 pist, paralel taksi yolları ve 6,5 milyon metrekare büyüklüğünde apronuyla hizmet vereceğini aktardı.
Davutoğlu, yeni havalimanı için 200 milyon yolcu kapasitesine ulaşılmasının öngörüldüğünü vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Böylece dünyanın en büyük havalimanına sahip olan İstanbul, aynı zamanda bu dönem içinde dünyanın da en önemli ekonomik ve finans merkezi haline dönüşmesinde ilk adımlarını atmış olacak. Yeni havalimanlarımıza 10,2 milyar avrosu yatırım, 22,1 milyar avrosu kira bedeli olmak üzere, toplam 32,3 milyar avroya ulaşan bir özel sektör katkısı sağlandı. Bu anlamda da bu havalimanı sadece dünyanın en büyük havalimanı olma özelliğine sahip olmayacak. Dünyanın belki de en özgün finansman ve kamu-özel iş birliğiyle gerçekleştirilmiş havalimanı olma özelliğini taşıyacak. İnşaat döneminde 80 bin, işletme döneminde 120 bin kişiye istihdam sağlanacak. İnşallah ilk etabı 2018 yılının ilk çeyreğinde, yine Allah’ım ömür verirse hepimiz için ki duacıyız birlikte gerçekleştirme imkanı bulacağımızı ümit ediyoruz. Havalimanı sadece bir havalimanı olma özelliğiyle değil, çevre bağlantıları itibarıyla da çok daha geniş bir alanda yepyeni bir dönemin başlangıcı anlamına geliyor."
Davutoğlu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve bağlantısı olan otoyolunun 2016 yılının mayıs ayında hizmete açılmasıyla havalimanın Avrasya bağlantılarının sağlanmış olacağını, havalimanını Gayrettepe’ye bağlayacak olan hızlı metro hattının yapım ihalesini de önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde yapacaklarını dile getirerek, "Kuzey Marmara Otoyolu, havalimanı hepsi birleştiğinde Türkiye, sadece Anadolu ve Avrupa yakalarını değil, Asya ile Avrupa’yı, Pekin ile Londra’yı birleştiren projelerin merkezinde olacak" ifadelerini kullandı.
"Türkiye ulaşımının merkezi haline geliyor"
Davutoğlu, hava yolu ulaşımında devrim mahiyetindeki bir adımı da Milli Uçak Projesi’yle gerçekleştirdiklerine işaret ederek, "İlk yerli uçağımızın modeli de belirlenerek, projeye start verildi. Dolayısıyla her açıdan milli havalimanımız, milli uçağımız, milli imkanlarla yapılan metro hatlarımız, yüksek hızlı trenlerimizle Türkiye boydan boya kara, hava ve bağlantılarıyla deniz ulaşımının merkezi haline geliyor" dedi.
Tüm bu projelerin bir vizyonla gerçekleştiğini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Geçmişte köprüye ’hayır’ diyenlerin bugün atılan bu adımları, gerçekleştirilen büyük hamleleri anlayabilmesi çok güç. Yine bugün terör saldırılarıyla Yüksekova Havalimanı’nı sabote etmeye çalışanların bu hizmet anlayışını anlamaları da mümkün değil. İster ekonomik olsun anlamda kalkınmanın önüne set çekerek bütün bu projelere ’hayır’ diyenler olsun, isterse terörle Türkiye’yi kaosa sürüklemek isteyenler olsun bütün bunların karşısında aslında güçlü siyasi irademiz ve büyük vizyonel bakışımızla bunları aşacak güce ve kapasiteye sahibiz."
Davutoğlu, Türkiye’nin yükselmeye devam edeceğini, İstanbul’un da bu yükselişin yıldız, merkez şehri olmayı sürdüreceğini vurguladı.
Bu çerçevede de 2014 yılı sonu itibarıyla da Atatürk Havalimanı’nın 56,7 milyon yolcuyu, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın da 23,5 milyon yolcuyu ağırladığını, hizmet verilen yolcu sayısının toplamda 80,2 milyonu aştığını ve yolcu kapasitesi kullanım oranının da yüzde 90’ı geçtiğini ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:
"2016 yılı için Türkiye genelindeki 193 milyonluk yolcu hedefinin 93 milyonunun İstanbul’da gerçekleşmesi bekleniyor. İşte bu perspektifle çok açık şekilde önümüzdeki birkaç yıl içinde her iki havalimanımızın da zaten kapasiteyi, talebi karşılayacak nitelikte olamayacağı açıktı. Böylesi bir gelişmeyi öngörüp yıllar önce bu projenin başlatılmış olması da aslında Türkiye’de siyasi istikrarla vizyonel bakışın bir araya gelmesi halinde neler gerçekleştileceğinin en önemli göstergesidir. Yap-işlet-devret modeliyle yapılan yatırımın tamamı devlet bütçesi dışında özel sektör tarafından finanse ediliyor. Öz kaynakta yüzde 20, kredili payı ise yüzde 80 olan bu proje yöntemiyle aslında hazineye hiçbir yük gelmeden dünyanın en büyük projesi de gerçekleşmiş olacak. Projenin 42 ay sürecek olan ilk etabının, birinci faz yatırımlarında kredi tutarı 4 milyar 480 milyon avro olup, bu finansman üçü devlet, üçü özel banka olmak üzere, Ziraat Bankası liderliğindeki 6 banka tarafından finanse edilecek. Başlamış olan tüm bu projeler kararlıkla sonuca ulaştıracak ve Türkiye’nin hiçbir projesi yarım kalmayacaktır. Yeni vizyoner projelerle önümüzdeki dönemlerde de ülkemizin dünya ölçeğindeki rekabet gücünü artıracak İstanbulumuzu sadece çevre bölgelerinin değil, tüm dünyanın en büyük ulaşım merkezi ve çekim alanı haline getireceğiz."
Davutoğlu, büyük projelere vizyonel yaklaşımıyla katkıda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile geçmiş dönemlerde projenin uygulamaya geçilmesinde önemli çalışmalar yapan ulaştırma bakanlarına, projeye finansal olarak katılan bankalara teşekkür etti.