Sürecin yarisi geçildi
Davutoğlu, Kanal 24’te katıldığı canlı yayında, "Çözüm sürecini ritmik, dakik bir şekilde takip etmemiz lazım bütün arkadaşlarla birlikte" dedi.
Davutoğlu, "Söylem birliği oluşması lazım. Sürecin yönetilmesi, operasyonel yönetim bağlamında herkesin birbirinden haberdar olması lazım. Dişler birbirine geçtiğinde birbirini çalıştırması lazım. O bakımdan şimdiye kadar tabi bunlar yapıldı ama çözüm sürecinde öyle bir noktaya gelindi ki artık bundan sonra nihai noktaya varabilmek için çok daha yakın takip gerekiyor. O bakımdan, çözüm sürecini benim başkanlığımda ilgili bakan, müsteşar arkadaşlarımının katılımıyla bir mekanizmaya oturttuk ve ilk neticelerini almaya başladık olumlu anlamda söylüyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde çözüm süreci, 2013 martında Diyarbakır’da konuşmamda vurguladığım bir husustu, sonra basınla da paylaştım, çok hızlı akan bir nehirde karşıdan karşıya yürümeye benziyor. Nehir çok hızlı akıyor ve çünkü etrafımızda, Kürt sorunu etrafında Irak’ta, Suriye’de, değişik ülkelerde yaşananları ve dinamik şartları görüyorsunuz. Sürekli değişiyor. Siz de diyorsunuz ki ’Birlikte şu karşıya yürüyelim.’ En kritik an yarıya geldiğinizi hissettiğiniz andır. Çünkü ondan sonra kulaçları sıklaştırıp, karşıya geçmeyi düşünürsünüz ama daha yarıya gelmediğinizi düşünürse geriye dönmek hep zihninizdedir. Tarık bin Ziyad’ın gemileri yakması gibi" değerlendirmesini yaptı.
Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sürecin yarısı geçildi. Son yasa çözüm süreciyle ilgili haziranda geçirdiğimiz yasa, yarıyı geçtiğimizin işareti. Artık hiçbir kurum, yetkili, ’Sayın Fidan’ın başına gelen şey benim başıma da gelir mi?’ diye düşünmeden, 7 Şubat’ı hatırlayın, bu karşıya kadar yüzme iradesini gösterir. Korunmuş, hukuki alt yapısı var. Bu askeri yetkililerimiz için de böyledir, istihbari yetkililerimiz için de. Artık mazeret yok ama karşı tarafın da aynı iradeyi göstermesi lazım. Açık söyleyeyim, bizim devlet olarak görevimiz, bütün vatandaşlara görevimiz, Hakkari’den Edirne’ye kadar, kamu düzenini sağlamaktır. Çözüm süreci, ’kamu düzeni bozulsa bile devlet buna tepki vermeyecek’ anlayışı ile sürdürülürse, çözüm süreci olmaktan çıkar. Yani insanlar kaçırılmaya devam ederse. Dün Diyarbakır’da protesto eden ailelerle buluştum. Onlara da söyledim. Hissettiğimi anlatmak için öylesine gözyaşları döküyorlar ki. Masumlar masumu böyle 15 yaşlarında bir kız resmi ile bir anne duruyor. Evlatları dağa çıkarılanlar, kaçırılanlar. Öbür tarafta biri diyor ki, ’Benim oğlum hafıztı. Mümkün değil bunlara katılması. Buna bir takım uyuşturucu vesaire verdiler.’ Herkesin bir hikayesi var. Bu bana Kandil’e kadar gitmiş, bunlar afaki olaylar değil, ’Evet senin çocuğun burada’ demiş ama ’göstemeyeceğiz’ diye cevap aldığı olaylar var."
"Eğer çözüm süreci, ülkeye barış getirmek için yapılıyorsa, önce bu gençlerin kurtarmamız lazım" diyen Davutoğlu, "Şimdi burada HDP ve ilgili taraflara söylüyorum: ’Çözüm süreci devam edecek ama biz gençleri kaçırıp götürmeye devam edeceğiz. İnşaatları, oraya refah götürmeye yönelik yol, baraj inşaatını engellemeye devam edeceğiz’ denirse, bunun adı çözüm süreci olmaz. O zaman devlet de kamu düzenini sağlamak için tedbir almak zorunda kalır. En büyük kötülüğü oradaki Kürt kardeşlerimize yapıyorsunuz. Bunları hepsi annelerin bir kısmı Türkçe bilmiyorlardı. Tercüme ile konuştuk. Yazık değil mi bu anneye? Hem çözüm olmuş, ortada şey var. Bu annenin gözyaşına sebebiyet vermek insani bir durum mu?" şeklinde konuştu.