Saksiyla bu is olur mu?
Erdoğan, Çanakkale İskele Meydanı’nda düzenlenen mitingde halka hitap etti.
Devlet içinde devlete ve paralel yapıya asla müsamahalarının olmadığını belirten Erdoğan, "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu’nun, Rabia işareti yapmaya başladığını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
"Görüyorsunuz değil mi? İçeriği farklı ama o da öğrenecek. Öğrenecek, öğrenecek merak etmeyin. AK Parti karşısında, aralarında koalisyon yapıyorlar. AK Parti’nin karşısında kim güçlü, ’Şu parti, sen onu destekle’, şurada kim güçlü, ’Şu güçlü, onu destekle.’ İşte ’Ankara’da, İstanbul’da gelin CHP’yi destekleyin’ gibi... Hatta geçenlerde bir CHP milletvekili çıktı, ’HDP’yi destekleyelim’ diye bir tivit attı. Allah aşkına bunlar aday mı belirliyor, yoksa saksı mı belirliyor. Belediye yöneteceğiz, saksıyla bu iş olur mu? Ankara’da, İstanbul’da CHP’yi destekleyeceksiniz de, MHP’nin oradaki adayları saksı mı?
Ağrı’da HDP’yi destekleyeceksiniz de, CHP’nin, MHP’nin oradaki adayları saksı mı? Niye bunları aday yaptınız. Kendi adaylarına hakaret ediyorlar. Bunlar kendi partilerinin adaylarına, kendi partilerinin seçmenlerine bile saygı duymuyorlar. Şimdi ne oldu, kaymalar başladı."
"CHP’li bir aday, İstanbul’da bir ilçe adayı çıkmış, 99’luk tesbih dağıtıyormuş"
CHP’nin tarih boyunca seçim kazanmak için her yola başvurduğunu belirten Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Zaman zaman din istismarı da yaptı. CHP’li bir aday, İstanbul’da bir ilçe adayı çıkmış 99’luk tesbih dağıtıyormuş. Duydunuz mu bunu? CHP genel müdürü gittiği her yerde cemaatlerden bahsediyor, kılık kıyafet özgürlüğünden bahsediyor. Hatta dün gitmiş Elazığ’da, ismini bile bilmediği bir ilçede başörtülü aday çıkarmakla övünüyor. Düne kadar bunlar başörtüsü düşmanıydı. İkna odalarında başörtülü kızlara zulmedeni milletvekili yaptı partisinden. İkna odalarında o bizim kızlarımıza az mı zulüm ettiler.
Şimdi ne diyor, ’Başörtüsü sorununu ben çözdüm’ diyor. Ya Kılıçdaroğlu, ufak at da güvercinler de yesin. Kimi aldatıyorsun, senin ne olduğunu bu millet biliyor. Biz başörtüsüyle ilgili düzenlemeyi yaptık. MHP ile beraber yaptık. 411 evet çıktı, kabul. Anayasa Mahkemesi’ne sen götürdün ve Anayasa mahkemesi reddetti. Aynı şekilde daha sonraki yani bizim yüzde 58 referandumla çıkardığımız 26 maddelik Anayasa’da, bu defa kendilerinin İstanbul milletvekili yanında topladığı, yanılmıyorsam 69 imza ile Danıştay’a götürdü. Danıştay reddetti. Şimdi benim başörtülü bacılarım, kızlarım, istediği gibi okuluna gidebiliyor mu? İmam hatiplerin orta kısımları açıldı mı? Kat sayısı kalktı mı? Artık istediği üniversiteye gitme şansı var mı? devlet dairelerinde başörtülü çalışabiliyor mu? Kılıçdaroğlu, Bahçeli ne oldu. Yani uzaya udu gönderdiniz de, benim başörtülü kızımın başörtüsüne mi takıldı? Normalleşme bu ya. Bak şimdi normalleşti. Başı açık, başı örtülü hepsi üniversiteyi okuyabiliyor mu? okullarda okuyabiliyor mu? devlet dairelerinde çalışabiliyor mu? Aynı ailenin içinde başı açık da var, başı örtülü de var. Neydi bu ayrılık, neydi bu çile. İşte normalleşen Türkiye, güçlü Türkiye’dir. Bunu böyle göreceğiz."
"Bu millet CHP’nin genlerini çok iyi biliyor"
Başbakan Erdoğan, seçimlerin yaklaştığını belirterek, şunları söyledi:
"Şimdi seçim yaklaşıyor. Birden bire özgürlükçü oldu. Hiç kusura bakmasınlar. Bu millet CHP’nin tarihini çok iyi biliyor, CHP’nin genlerini de çok iyi biliyor ama şimdi dini istismar etmek için bir başka alan buldular.
Pensilvanya’yı tanıyorsunuz değil mi? Pensilvanya’daki zatın dizinin dibine oturdular, elini öptüler, artık müridi oldular.
Şu anda CHP’yi, CHP genel müdürü değil, Pensilvanya yönetiyor. Şu hale bak. Merhum Savaş Ay ile söyleşi yapıyor ve Savaş Ay soruyor. ’Siyasetle ilginiz, alakanız nedir?’. Diyor ki; ’bir kere hayatımda oy kullandım.’ Çok enteresan, verdiği cevap ne biliyor musunuz? ’Hazreti Cebrail gelse siyasi parti kursa ben onun partisine bile oy vermem’ diyor. Bu ara yazarlığa başlamış, röportaj filan yapıyor. Şimdi soruyorum kardeşlerim. Bu itikati bir meseledir. İnançla ilgili bir meseledir, sen nasıl öyle bir şey söylersin. Fakat söyler. Çünkü başörtüsü ile ilgili de Kestane Pazarı’ndayken de söylediği farklıydı ama 28 Şubat’ta farklı oldu. Ne dedi? ’Başörtüsü füruattandır’ dedi. Sizin kapınıza da ablalar geliyor mu? O ablalara siz bunu söyleyin sadece yeter, başkasını söylemeye gerek yok.
Sen benim kızımın başörtüsüne el uzatan kişinin yanındasın. Git partini kur, ondan sonra gel. Şimdi soruyorum. Ne diyor, ’Vatan severim’ değil mi? Vatan sever misin, peki niye Türkiye’ye gelmiyorsun. Ne işin var senin Pensilvanya’da. Gelsene Türkiye’ye, niye Türkiye’ye gelmiyorsun. Madem Türkiye’de bu kadar sevenin var, gel Türkiye’ye. Ne diyeceksen burada de, niye gelmiyorsun? Ah kardeşlerim ah, nelerin döndüğünü anlıyorsunuz değil mi? Şu sorunun cevabını versinler yeter. Niye Türkiye’ye gelmiyorsun, çık gel. Madem suçun yok, madem bir sıkıntın yok niye Türkiye’ye gelmiyorsun?"
"Bir başbakanın telefonunu, mahkeme kararı dahi olsa dinleyemezsiniz, yasaktır"
"Siyaset yapacaksan gel partini kur, siyaset yap ama benim ülkemi karıştırma, benim yargımı karıştırma, benim güvenlik teşkilatımı karıştırma, benim kuru karıştırma" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Çok enteresan. Korkunç yalan var, takiye var, iftira var. Bizim diyor ’Bunlarla alakamız yok’ Onu sen gel külahıma anlat. Ne alakanız yok. Yapmadık iş mi bıraktınız. Bir başbakanın telefonunu, mahkeme kararı dahi olsa dinleyemezsiniz, yasaktır. Cumhurbaşkanın telefonunu dinleyemezsiniz yasaktır. Bakanlarınkini dinleyemezsiniz yasaktır. Fakat buna rağmen bu dinlemeleri yaptılar. Utanmadan, sıkılmadan montajları da yaptılar, dublajları da yaptılar, ondan sonrada iftiralara başladılar. Şimdi onlar üzerinden broşür dağıtıyorlar vatandaşa."
Başbakan Erdoğan, bunların vatandaşı kandırmak için her yolu meşru gördüğünü ifade ederek, şunları kaydetti:
"Kendi amaçları ve gayeleri için her yol meşru. İnanmıyorsunuz biliyorum da bunu bilmeniz lazım. Bunların ablaları varmış. Size geliyorlar mı? Onlar bir kaç kere gelmesin, bir kere de dehleyin gitsin. onların ablaları varsa bizim ablalarımız burada. Bizim ablalarımız evelallah 12 gün kapı kapı dolaşarak, bunu anlatarak, Allah’ın izniyle 30 Mart akşamı Çanakkale bunlara gereken cevabı vereceğiz. Kardeşlerim, dün Kahramanmaraş’taydım. Elhamdulillah 80 bin kişi meydanda, Aydın’daydım 40 bin kişi meydanda, İzmir zaten resmi rakamlarla 180 bin kişi meydanda. Manisa keza öyle. Yani vatandaşımda milletimde bir başka kilitlenme var, sahiplenme var. Bütün bu oyunlara karşı, ’artık biz bu oyunu bozacağız’ diyorlar. Bu işin anahtarı kim biliyor musunuz? Anahtarı benim hanım kardeşlerim, ablalar sizsiniz. Bir de bunların abileri varmış. Bizim abilerimiz burada. 12 dün durmak yok. Ona göre. 12 gün sonra ’ah ben şu kapıyı neden çalmadım’ demeyin. Onun için çok çalışacağız, koşacağız."
Yeni bir dönem başlayacak
Erdoğan, Çanakkale’de 30 Mart akşamı yeni bir dönem başlayacağını vurguladı.
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ne diyorlar bu ara? Herkes konuşmuş, Pensilvanya’daki zat susmuş. Şimdi konuşuyor. Susmak buysa konuşmak ne? Bunun izahı gerek. Ağzını bir açtı, pir açtı. Beddua da etti. Ağzını açtı, ’alüfte’ dedi. Alüfte, yani aşüftenin karşıtı. Bir hocanın bu tür işlerle alakası olur mu? Gece yarısı bir siyasinin böyle bir ketenpereye alınması olayı varmış, bir dostunu haberdar etmiş. ’Hemen git onu uyar, böyle böyle bir olayla karşı karşıya olacak’. Yahu sen hoca mısın, istihbarat şefi misin? Sen ne yapıyorsun ya? Bu işlerle nasıl uğraşırsın? Yani şunun bırakın uygulamasını, aklından geçirmesi bile bir zihniyet bulanıklığıdır, tehlikedir. Ve bu ara maşallah uluslararası gazetelere de televizyonlara da epeyce konuştu. Bedeli nedir bilemem. Ortada bir şeyler dönüyor muhakkak. Ne diyor; ’İki tane ceketim var, başka da bir şeyim yok’. Bu nasıl iki ceket yahu? Milyar dolarlar konuşuluyor, rafineriler gidip geliyor, tespihler, ananaslar gidip geliyor. Bankalar, holdingler, şirketler hepsi var, boynunu büküp, ’iki ceket’ diyor. Pencere kenarlarında uyuyormuş, uyuyabilirsin. Bugün nerede uyuyorsun o önemli. Sporla ilgili, Susurluk’la, Ergenekon’la ilgili, MİT raporlarıyla ilgili, siyasetle ilgili, darbelerle ilgili hepsini meğerse pencere kenarında takip etmiş. Güya Pensilvanya’ya inziva için gitmiş. Bakıyorsunuz inzivadayken yargıda çete kurmuş. Emniyette çete kurmuş. Yüz binlerce insanı dinlemiş. Hem inzivaya çekiliyor, hem alüfteleri takip ediyor. Adeta istihbarat şefi gibi davranıyor. Ya madem senin iki ceketin var, madem dünya malında gözün yok, sana ne siyasetten, sana ne darbelerden, sana ne spordan, sana ne rafineriden, sana ne alüfteden? Madem inzivaya çekildin, sana ne milletin telefonda ne konuştuğundan."
"30 yıl yanında oluyor, 15 yıl onu izletiyor, dinletiyor"
Bazı cemaat üyelerinin televizyondaki konuşmalarına değinen Erdoğan, "En yakın arkadaşları, ki en yakın halkasında bulunmuş, televizyonda neler anlatıyor. 30 yıl yanında oluyor, 15 yıl onu izletiyor, dinletiyor. Ve soruyor kendisine ’Hocam, siz beni gerçekten dinlettiniz mi? diyor. ’Evet’ diyor, ’nereye gittiğini, ne yaptığını bilmem lazım’. Göz yaşları içinde bu yapının nasıl sinsi, nasıl ihanet içinde bir yapı olduğunu bu halka içerisinde olanlar anlatıyor. Bunlar sıradan insanlar değil maalesef" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, bu tehlikeli yapı ile CHP ve MHP’nin işbirliğinden hayır çıkmayacağını ifade ederek, "Bu Pensilvanya’daki zatın malum medya ile, işverenlerle, sokaktaki teröristle işbirliğinden Türkiye için hayırlı sonuç çıkmaz. Bu ittifak, kirli bir ittifak. Bu ittifak şer ittifakı. Bunlara 30 Mart’ta derslerini siz vereceksiniz. 30 Mart’ta sandıkta bu kirli ittifakın hesabını siz soracaksınız. Çanakkale bu sefer eser siyasetine oy veriyor mu? İdeoloji siyaseti değil, eser siyaseti. Çanakkale’den ben bunu bekliyorum" şeklinde konuştu.
"Hafta sonları ücretsiz kurs"
Başbakan Erdoğan, vatandaşlardan çocuklarını bunların dershanelerden ve okullarından almalarını istedi. Hafta sonlarında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda ücretsiz takviye kurslar için talimat verdiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
"Devletin okulları bize yeter. Artık hafta sonlarında, cumartesi-pazar takviye kursları için ücretsiz Milli Eğitim’e talimatı verdim. Artık Milli Eğitim Bakanlığı ücretsiz takviye kurslarını okullarımızda verecek. Tamam. Babalar tamam, anneler tamam. Bunlarda bırakmayın. Eğer bunların yurtlarında okuyup da atılan çocuklar varsa gençlerimiz için hemen Kredi Yurtlar Kurumunun o ildeki hemen müdürlüğüne müracaat edin. Hemen valiliğe, kredi yurtlar müdürlüğüne, milli eğitim müdürlüğüne müracaat edin, gereğini yaparız. Sizi bırakmadıkları yerde orayı kapatırız. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden daha güçlü bir devlet tanımıyoruz burada. Hiç endişeniz olmasın. Yurtlarımız yetmedi değil mi, yavrularımızı icabında sosyal tesislerimizde, orası yetmedi mi, otellerde misafir ederiz. Ve biz bu geçiş dönemini böyle atlatacağız."