Yükleniyor...

Sessiz Devrim

 

Hiç şüphesiz, 10 yıl içinde Türkiye’ye kazandırdığımız hizmetler arasında demokratik reformların ayrı ve özel bir yeri var. Türkiye’nin daha demokratik, daha özgür, daha müreffeh, huzurlu ve güvenli bir ülke olması için attığımız adımlar, ülkemizin çehresini değiştirdi. Demokratikleşme adımları ekonomiyi, dış politikayı, sosyal hayatı doğrudan etkileyerek ülkenin her alanda güçlü şekilde büyümesine destek oldu.

Bizim köklü ve kadim geleneğimiz, Şeyh Edebali’nin en güzel şekilde ifade ettiği, “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” ilkesi üzerine inşa edilmiştir. Devlet insan için vardır, insana hizmet için vardır. İnsanına değer vermeyen, insanını öteleyen, dışlayan, vatandaşları arasında ayrım yapan, kendini vatandaşına karşı koruma altına alan bir devlet, hizmet üretemez, hakları güvence altına alamaz, ülkeyi büyütemez ve refahı tesis edemez. Devlet, kendini halkının karşısında konumlandıran bir varlık değil, halkıyla varolmak zorunda olan, halkına hizmetle mükellef olan bir yapıdır.

Son 10 yılda, devleti milletin hizmetkarı yapabilmek, devlet ile millet arasındaki güven sorununu ortadan kaldırmak yani devletle milleti kucaklaştırmak için çok büyük gayretlerimiz oldu. Bu süreçte, “demokrasi ve kalkınma yerelde başlar” anlayışıyla yerel yönetim reformunu gerçekleştirdik. KÖYDES, BELDES, Köye Dönüş ve Rehabilitasyon, SODES programı, terör mağdurlarının zararlarının tazmin edilmesi gibi projelerle sosyo-ekonomik alanda önemli adımlar attık.

Sağladığımız teşviklerle bölgeler arası gelişmişlik farklarını da ciddi ölçüde azalttık; refahı en küçük yerleşim birimlerimize kadar yaygınlaştırdık.

Bu süreçte, kalkınma hamlelerimize paralel olarak terörle mücadele, demokratikleşme ve hukuk alanlarında her biri “sessiz devrim” olarak adlandırılan dev adımlar attık. Ne güvenlikten ne de demokrasiden ve özgürlüklerden taviz verdik. Toplumsal barışı tesis etmek için ezber bozan bir yaklaşımı esas aldık ve yeni bir “güvenlik paradigması” geliştirdik. Olağanüstü hal uygulamasına son verdik. Devlet Güvenlik Mahkemelerini ve Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırdık.

Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nı kurduk. En önemlisi de “Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci” adını verdiğimiz toplumsal barış girişimiyle bir zihniyet devrimini gerçekleştirdik. Bu devrimle kendi vatandaşını tehdit olarak gören devletçi yaklaşım yerine, farklılıkları zenginlik olarak kabul eden, vatandaşı ve vatandaşa hizmeti esas alan bir anlayışı yürürlüğe koyduk. Farklı dil ve lehçelerin her düzeyde öğretilebilmesine, aynı şekilde farklı dil ve lehçelerde siyasi propaganda ve yayın yapılabilmesine imkan sağladık. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yakınlarıyla anadillerinde görüşebilmesini mümkün hale getirdik. Vatandaşlarımızın kamu hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesi için farklı dil ve lehçelerde tercüman
istihdamı sağladık.

İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi alanında da günümüz dünyasında geçerli kriterleri esas alan düzenlemeler yaptık. Bu çerçevede, “işkenceye sıfır tolerans” politikası izledik. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi yolunu açtık. Bilgi edinme hakkını getirdik.

Örgütlenme özgürlüğünü genişlettik. Siyasi partilerin faaliyetlerini güvence altına aldık. Kamu Denetçiliği Kurumu’nu ve Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nu kurduk. Kamu reformları kapsamında yargı alanında da çok önemli düzenlemeler yaptık. Yargıya hakim olan vesayetçi anlayışı yıkarak yerine çok daha sivil, çok daha özgürlükçü bir yapıyı tesis ettik; güçlünün hukuku yerine, hukukun gücü ilkesini yerleştirdik. Anayasa Mahkemesi’nin ve Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını değiştirerek daha demokratik bir biçime dönüştürdük. Adil ve hızlı yargılama amacına yönelik iyileştirmelerin yanı sıra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkını getirdik. Müdahale dönemi eseri olan 1982 Anayasasındaki vesayetçi maddelerin özünde ciddi değişikler yaparak, halkımızın da desteğiyle, demokrasi standartları mızı daha da yükselttik.

Yine, Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısının değiştirilmesi, askeri yargının yetki alanının daraltılması, EMASYA Protokolü’nün kaldırılması, bazı kamu kurum ve kuruluşlarındaki askeri üye uygulamasına son verilmesi, Yüksek Askeri Şura kararlarına karşı yargı yolunun açılması, 12 Eylül darbecilerini yargılama yolunun açılması, TBMM bünyesinde araştırma komisyonlarının kurulması gibi adımlar sivilleşme alanında gerçekleştirdiğimiz reformlar arasında yer aldı.

Bütün bu köklü reformlar, sivilleşme ve demokratikleşme hamleleri neticesinde çok daha güçlü, çok daha zengin, çok daha mamur, çok daha demokratik, çok daha özgür bir Türkiye’yi inşa ettik. Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi, bölgesinde ve dünyada çok daha etkin, çok daha itibarlı bir konuma yükselmesi, “Yeniden Büyük Türkiye” için reformlarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye, gerekli değişim ve dönüşümü, gerekli reformları gerçekleştirdiği müddetçe bölgesinde çok daha önemli bir aktör haline gelecek; güçlü ekonomisi, ileri demokrasisi ve aktif dış politikasıyla dünyanın yükselen yıldızı olmayı sürdürecektir.

Elinizde bulunan bu kitapçık, 2002-2012 yılları arasında gerçekleş tirdiğimiz ve “sessiz devrimler” olarak addedilen köklü kamu reformlarımız hakkında bir envanter sunmaktadır. Bundan sonraki reform süreci için bir yol haritası niteliği taşıyan bu önemli çalışmanın, gelecek kuşaklar için önemli bir kaynak, önemli bir referans teşkil edeceğine inanıyorum. Bu vesileyle, reformların hazırlanmasında ve uygulanmasında emeği geçen tüm kurumlara ve kişilere en içten şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde, bu kitapçığın hazırlanmasına katkı sağlayan tüm kurum ve kişileri de kutluyorum.

Gelecek nesillere çok daha güçlü, çok daha müreffeh bir Türkiye emanet etmek umuduyla…

Recep Tayyip Erdoğan

Başbakan

KİTABI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.