Yükleniyor...

Simdi ‘her sey millet için’ anlayisi var

 

Erdoğan, NTV ve Star televizyonlarının ortak yayınında Oğuz Haksever’in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Kendilerinden önce statükocu bir yapı bulunduğunu belirten Erdoğan, şimdi ise değişim, reform ve milli iradenin egemen kılındığını ortaya koyan bir Türkiye olduğunu söyledi. 

Yine kendilerinden önce devlet odaklı bir yapı olduğunu dile getiren Erdoğan, "Yani önce devlet, sonra milletti. Şimdi önce millet, sonra devlet. Böyle bir anlayış hakim oldu. Yeni Türkiye bu. Bizden önce ’her şey devlet için’ anlayışı vardı, eski Türkiye’de. Şimdi ’her şey Türkiye, her şey millet için’ anlayışı var. Bu çok çok önemli" diye konuştu.  

Eski Türkiye’de terör ve anarşinin hakim olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şimdi ise iki yıldır hamdolsun dağlardan şehitlerimiz gelmiyor. Bu çözüm süreciyle çok farklı bir noktaya doğru geldik. Bunun yasal altyapısını oluşturduk. Güneydoğuda, doğuda artık benim vatandaşım, şu anda bize dualar ediyor. ’Bizi bu noktaya ulaştırdınız, ne olur bunu devam ettirelim’ diyorlar. Böyle bir anlayış hakim oldu. Tabi eski Türkiye’de çok zayıf bir irade vardı, şimdi ise sağlam, güçlü bir irade Türkiye’de hakim. Bununla beraber dünyada, arz-ı endam eden bir Türkiye var. Aynı şekilde geleceği tamamıyla geçmişte arayan, onunla kendini aldatan bir Türkiye vardı, şimdi geleceği gençler olan bir Türkiye var."

Avrupa ülkelerinde seçme ve seçilme yaşları

Seçilme yaşını 25’e indirdiklerinde, MHP’nin yanına iki genç alarak, "çoluk çocukla mı dolduracağız parlamentoyu" dediğini anımsatan Erdoğan, "Avrupa’da bugün hangi ülkede durum nedir?" bunun iyi görülmesi gerektiğini anlattı. 

Almanya’da seçme ve seçilme yaşının 18, Avusturya’da seçme yaşının 16, seçilme yaşının 18, Belçika’da seçme yaşının 18, seçilme yaşının 21 olduğunu bildiren Erdoğan, yine Bulgaristan’da seçme yaşının 18, seçilme yaşının 21 olduğunu aktardı.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çek Cumhuriyeti’nde seçme 18, seçilme 21. Danimarka’da seçme seçilme 18, Estonya’da seçme 18, seçilme 21. Finlandiya’da seçme seçilme 18. Fransa’da seçme 18, seçilme 23. Hollanda’da seçme seçilme 18. İrlanda’da seçme 18, seçilme 21... Şimdi Türkiye’nin durumunda olan var mı? AB üyesi ülkelerin hemen hemen tamamına yakını, en fazlası 21. Bir iki ülkede 25 var. Bizde, biz gençliğimize güvenmiyoruz. Ben şimdi MHP’ye gönül vermiş genç kardeşlerime sesleniyorum; sana değer vermeyen bir anlayış var. ’Çoluk, çocuk’ diyor. Ne demek çoluk, çocuk. Sen 18’e seçilme hakkını verirsen, parlamento 18 yaşındaki gençlerle dolacak diye bir şey var mı? Onun da böyle bir hakkı olacak, 21, 22, 23.. onların hepsinin böyle bir hakkı olacak. Gelsin gençlerimiz dinamik bir yapıyı parlamentonun içinde oluştursunlar. Bundan niye korkuyoruz? Gençlerimize niye güvenemiyoruz. Yeri geldiği zaman biz Fatih’le övüneceğiz ama bir çağı kapatıp, bir çağı açan 21 yaşındaki Fatih’i görmeyeceğiz. Böyle bir şey olamaz. İşte bu eski Türkiye zihniyetidir. Çaresiz, yoksun bir Türkiye olmayacağız. İnşallah üreten, ulaşan ve bununla beraber de 2023’te dünyanın ilk 10 ülkesi arasına giren Türkiye olacağız."

Yeni anayasa

Vizyon Belgesi’nde anayasa değişikliği konusunun yer aldığı hatırlatılarak, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda bu konuya bakışının sorulması üzerine Erdoğan, "İsterseniz buna ’yeni anayasa’ diyelim. Aslolan yeni anayasadır" ifadesini kullandı.

Üzüldükleri bir nokta olduğunu dile getiren Erdoğan, "Biz, 327 milletvekiliyle Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun içinde 3 üye ile temsil edildik. Diğerlerinin toplamı 220’ydi 9 üyeyle temsil edildiler" dedi. 

Erdoğan, önce 47 maddede mutabakat sağlandığını, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun "hadi gelin bunları çıkaralım" dediğini aktardı.

Kendilerinin ise hemen olumlu cevap verdiğini hatırlatan Erdoğan, "Bu olumlu cevabımıza ’dört partinin dördü de katılması gerek’ diyerek maalesef kayış attı" ifadesini kullandı.

Daha sonra 60 maddede 4 partinin imzasının olduğunu vurgulayan Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun yine aynı şeyi söylediğini dile getirdi. 

"Gel işte ikimiz yapalım bunları, ikimizin oyları bu işe yetiyor" dediklerini aktaran Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Çalışalım bunları çıkaralım, bu bir etaptır. Bundan sonra zaten işimiz daha da belki kolaylaşacak, bu adımı atalım. Ne yazık ki samimi olmadığı ortaya çıkıyor. Ben yine söylüyorum; bu Kılıçdaroğlu bugüne kadar asla samimi olmadı. Dürüst olmadı. Bakın eğer samimiyse, dürüstse yeni anayasa konusunda, burada olurum veya olmam ama şunu çok açık net söylüyorum; benim partim her zaman için yeni anayasa konusunda samimidir. Oturulur, konuşulur, atılması gereken adımı her zaman atmaya hazırdır. Ama dayatmacılık yaparlarsa tabi kusura bakmasın. Bizim de düşüncelerimiz var, kendilerinin de var, bir orta yol bulunur ona göre bu adımlar atılır. Ama hiçbir zaman CHP buna gelmemiştir, her zaman kaçmıştır, zaten MHP bu tür şeye hiç yanaşmıyor. HDP’yi de bu noktada paslaşma içine girmek istemiyorlar. Böyle bir durum var. Bundan dolayı maalesef yeni anayasa aksadı."

"Cumhurbaşkanı öncülük yapabilir"

Yeni anayasayı cumhurbaşkanının kurma, oluşturma yetkisi olmadığını vurgulayan Erdoğan, cumhurbaşkanının burada ancak öncülük yapabileceğini kaydetti.

"Ama burada siyasi partilerin atacağı bir adımda, cumhurbaşkanı olarak, seçilmem halinde bana düşen bir görev varsa, bunu da azami ölçüde, ne gerekiyorsa yaparım, çünkü dertliyim" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu noktada partim de samimi. Bu konuda dertlidir. Bizde kararlılık var, biz biliyorsunuz 26 maddelik anayasa paketini değiştirdik. Bize CHP, MHP, BDP destek verdi mi? Vermedi. Hele hele BDP, parti kapatılmasından muzdarip olduğunu söyleyendir ve partinin kapatılmaması veyahut da çok çok zorlaştırılması noktasındaki maddede bile Meclis’i terk etmişlerdir. Eğer içimizden birkaç tane hain çıkmamış olsaydı, maalesef onlar terk ettiler, biz 330’u bulamadık. 330’u bulmuş olsaydık, partilerin kapatılması tarih olacaktı. Yeni anayasa konusunda benim artık tek şeyim, 2015 seçimlerinde inanıyorum ki partim hakikaten o gerekli olan çoğunluğu, en azından referandum çoğunluğu sağlaması halinde, millete gittiğinde milletim o referandumda yeni anayasayla ilgili partime gerekli desteği verecektir. Venedik Komisyonu ile ilgili biz daha önceki anayasa çalışmalarımızda zaten müşterek çalışma yaptık. Ona yabancı değiliz, bizim şu andaki heyetimiz Venedik Komisyonu’yla tekrar oturur, konuşur bir güncellemeye de gidilebilir. Bu güncelleme neticesinde de yine bir, gerçekten dünya ile Avrupa ile uyumlu yeni bir anayasa ortaya çıkar."

"Bu yollara tevessül edenler, karşısında yine halkı bulacaktır"

"Seçilirseniz muhalefetin size karşı sertlik politikası yürüteceği olasılığı da düşünülebilir, ne dersiniz" sorusu üzerine Erdoğan, "Halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı olarak o makama geldiğmiz zaman yani bu yollara tevessül edenler, karşısında yine halkı bulacaktır" dedi.

Doğmamış çocuğa don biçme gayreti içine girmeyeceğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Böyle bir şeyin olacağına ihtimal de vermek istemem. Çünkü halkın seçtiği bir cumhurbaşkanına kalkıp da kendi adayları seçilmeyenler bir saygısızlık gösterecek olurlarsa, orada artık benim şahsım değil, orada bir makam vardır, o makama saygısızlık yapmış olurlar. Bu benzer saygısızlığı, aslında cumhurbaşkanımıza da yaptılar. Abdullah Bey’e de yaptılar. Sonra sonra, zaman zaman bazı yumuşak şeyleri oldu. Mesela Meclis’in açılışında Sayın Cumhurbaşkanımız Meclis’e gelmiştir, ayağa kalkmamışlardır. Bu tür saygısızlıklar yapmışlardır. İşte CHP kalkmamıştır, MHP kalkmıştır gibi. O, onları küçültmüştür. Orada o konuşmayı yapan cumhurbaşkanını küçültmez. Onları küçültür. Biz şunu da biliyoruz ki şu anda seçilecek cumhurbaşkanının arkasında yüzde 50’nin üzerinde bir destek olduğuna göre, bu cumhurbaşkanı güçlü bir cumhurbaşkanıdır. Buna millet desteği vermiştir. Orada ideolojik sebeplerle o saygısızlığı yapanlar da makama saygısızlık yapmış olurlar." 

"Önce pazar gününü görmem lazım"

"Seçilmeniz durumunda ağustos ayında bir kongreye pek razı olmadığınız söylendi, bu ne kadar doğru" değerlendirmesinin ardından Erdoğan, şu açıklamaları yaptı:

"Ben öyle bir şey söylemedim. Benim söylediğim tam aksidir. Burada yasa ’45 gün içinde olağanüstü kongreye gider’ diyor. Bu ne demektir? Siz, 45 gün içinde azami, bunu yani iki hafta içinde de yapabilirsiniz, 15 gündür bunun en dar süresi, bu süre içinde de gidersiniz, onun dışındaki süre içinde de gidersiniz. Şimdi ben tabi pazar gününü görmeden bu konudaki kararımı açıklayamam. Önce pazar gününü görmem lazım. Pazar gününü gördükten sonra da zaten atacağımız adımları hemen en yakın arkadaşlarımla, başta tabi Merkez Yürütme Kurulu, bunun yanında Merkez Karar Yönetim Kurulu, bunun yanında yine Genişletilmiş İl Başkanları denilen ekibimiz, heyetimiz ki bunlarla en azından bu kısa zaman içinde toplantılarımızı yapıp, oralardan aldığım bilgilerle de ona göre adımı atarım. Bu süreç içinde aktarabileceğim en önemli şey bu. Bu konuda hassasiyetim şudur; partimin bölünmesine, parçalanmasına gibi laflar kullanılıyor, bunlar çok çirkin. Bu ifadeyi kullananlar lütfen partimizin içerisine bir fitne virüsü sokmasınlar. Burada partimin yetkili kurulları, zaten gerekli istişareleri yaparız. Ondan sonra, olağanüstü genel kurul yapar, o genel kurulda da zaten partimiz yeni genel başkanını da seçer ve ona göre de tabi bu yeni genel başkanla birlikte, cumhurbaşkanının önüne de tercihini yaparken ki bu tercih de malum 28’inden sonra olacak. Çünkü 28’i hem mazbatanın verildiği gündür hem de yeminin yapıldığı gündür. O günden sonra zaten resmen cumhurbaşkanlığı süreci başlıyor. O ana kadar sadece seçilmiş oluyorsunuz. Resmen cumhurbaşkanı değilsiniz."

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.