Sizin ananasiniz, ihaledir, ihale
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Sabah akşam yolsuzluk ve rüşvet diyerek, Türkiye’ye, milli iradeye, milli kurum ve değerlere yapılan saldırıyı örtmeye çalıştınız. Tüm milleti dinlediniz, görüntülediniz, ondan sonra utanmadan sıkılmadan şantajlarla tehdit ettiniz. Hala şantajlarla tehdit ediyorsunuz. Elinizde ne varsa açıklayın. Açıklamıyorsanız namertsiniz. Eğer Tayyip Erdoğan’la ilgili bir şey varsa, onu da açıklayın. Abdestimden şüphem yok, namazımdan da şüphem yok. Açıklayın" dedi.
Erdoğan, partisinin Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenen İstanbul belediye başkan adayları tanıtım toplantısındaki konuşmasında, Gezi olayları sırasında, Kadıköy’de eylem yapanlar, polisle çatışanların, duvara "Zulüm, 1453’te başladı" şeklinde bir slogan yazdığını dile getirerek, şöyle devam etti:
"CHP zihniyeti budur. Konstantiniye’yi İstanbul yapan ecdadını, ’zulmeden’ olarak görenlerin bu şehre verebileceği hiçbir şey yoktur. Evet, İstanbul’un, Kadıköy’ün duvarına bunu yazdılar. Çünkü bunların zihniyetine bu yakışır. Bunlar hiçbir zaman Fatih’i ve onun ordusunu benimseyemediler, hep kahrettiler, yakıştıramadılar çünkü bir karanlık çağın kapanmasını hazmedemediler. Çünkü bunlar, karanlık odakların takımıdır. Bunlar, aydınlığa yabancıdır. Aydınlatan biziz, aydınlığı egemen kılacak olan biziz. Ben bu haince sloganın üzerinde durmayacağım. Bunu, üzerinde duracak değerde bile görmüyorum. Fakat şunu bilin ki, Gezi olaylarında da 17 Aralık Operasyonunda da bir şeyin hesapları görülmek istendi. Siz, o bir şeylerin ne olduğunu çok ama çok iyi anladınız bu dönemde. Benim ülkemin masum vatandaşları, masum gençleri, hatta emniyetin, yargının içindeki benim ülkemin memurlarını kullanmak istediler ama çok kirli, çok çirkin, hem de çok kadim bir hesap için kullanıldı.
Gezi olaylarıyla, 17 Aralık operasyonu arasında temel bir benzerlik var. Gezi olaylarında, Taksim Platformu, 3’üncü havalimanına, 3’üncü köprüye, enerji santrallerine ve Kanal İstanbul’a karşı çıkmıştı. Başbakan Yardımcıma geldikleri zaman bunları önüne koydular. Yazıklar olsun size. Çünkü bu ülkede, bunlar birinci köprüye de ikinci köprüye de karşı çıktılar ama ondan sonra da utanmadan sıkılmadan bu köprülerin üzerinden seyrüsefer ettiler. 17 Aralık’ta, işte bu büyük projelerin, bu küresel projelerin yüklenici firmaları hedef alındı. Gezi’de başaramadıklarını, 17 Aralık’ta başarmak istediler. Aktörler farklı olabilir, maşalar farklı olabilir. Bu işin bilerek ya da bilmeyerek taşeronluğunu üstlenenler farklı olabilir. Patronlar aynı, bunları yönlendiren, bunlara emir ve talimat veren, bunlara istikamet gösteren aynı. İşte kadim bir zihniyet, tarihi bir hesabı görmek için, maalesef Türkiye içindeki saf, masum insanları kullanarak ya da hainleri kullanarak, Türkiye’nin kutlu yürüyüşünü durdurmaya çalışıyor."
"Bu işin arkasında başka hesaplar, uluslararası bazı odaklar var" dediklerinde, birilerinin buna inanmak istemediğini, buna istihza ile yaklaştığını dile getiren Erdoğan, "Peki ben onlara buradan soruyorum: Gezi olaylarında, ardından 17 Aralık darbe girişiminde, neden milli çıkarlarımız hedef alındı? Neden milli kurumlarımız hedef alındı? Neden küresel projelerimiz hedef alındı? 17 Aralık darbe girişiminin hedef aldığı tüm kurumlar, kişiler, projeler, politikalar, Türkiye’nin milli kurum, kişi, proje ve politikalarıdır. Milli İstihbarat Teşkilatımız, milli bankamız Halkbank, artık kendi ayakları üzerinde durabilen, dünyada takdirle izlenen ekonomi, milli dış politikamız, enerji politikamız, hükümetimiz ve elbette milli irade. Bu kadar milli değere bir anda saldıranlar, kusura bakmayın, asla ve asla milli değildir" diye konuştu.
AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde, 2003’ün başında Halkbank’ın ederi 500 milyon dolar iken, Mayıs 2013’te 25 milyar lira olduğunu, aradaki farka bakıldığında neredeyse 1’e 25 artış söz konusu olduğunu kaydederek, 17 Aralık sonrası değerin bir anda düşüşle 16 milyar liraya gerilediğini belirtti.
Erdoğan şunları söyledi:
"Bunun sorumlusu kim? İşte bu kampanyayı başlatanlar. Çünkü onlar, milli bankamızın güçlenmesinden rahatsızdılar. Dünyanın her yerine bunu lanse ettiler, rahat durmadılar. Toparlayacak, Halkbank yine eski gücüne ulaşacak. Bundan hiç endişem yok. Ziraat Bankası daha önce görev zararı yazıyordu ama şimdi böyle bir şey yok. Artık kar hanesine yazıyor. Vakıfbank aynı şekilde. Bütün bunlara karşı bu adımlar manidardır."
"MİT, Başbakanlık olarak biz bu genel müdürle ilgili tüm yasal yolları harekete geçireceğiz"
Bir ülkenin en önemli kuruluşunun istihbarat örgütü olduğunu belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"İstihbarat örgütü olmayan bir devlet düşünülemez. O devlet, devlet olmaktan çıkar adeta bir muhtarlık olur. Bizim Milli İstihbarat Teşkilatımızı tehdit eden zihniyet hangi zihniyet? Anamuhalefet partisi CHP. Bakıyorsunuz, paralel devlet, yargısıyla, bir kısım yargı ve bunun yanında güvenlik gücünün bir kısmıyla bağlantı kurmaya çalışıyor. Bu bağlantı neticesinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın araçlarına el koymak istediler. Reyhanlı’daki operasyonda güvenlik güçlerimiz bu tavra karşı tavır koydu. Çünkü bir savcının benim iznim olmadan bu tür bir müdahale yetkisi yoktur. Milli İstihbarat Teşkilatı Yasası’nın 26. maddesi çok açık, net ortadadır. Benden izin alması lazım. Bunu almadan böyle bir operasyona girince, güvenlik güçlerimiz ’Hayır. Biz size bunu baktırmayız’ dediler. Baktırmadılar ve geçtiler görevlerini ifa ettiler, yerine getirdiler.
İkincide baktı ki polisle bunu yapamıyor, hemen jandarmadaki ayaklarıyla bu işi yürütmeye kalktılar. Bununla böyle bir adım attılar. Çok enteresandır Milli İstihbarat Teşkilatı’nın bu araçlarına yaklaşık 200-250 kişiyle gittiler. Tabii orada Milli İstihbarat Teşkilatı’nın 10 kadar elemanı var; bunları yere yatırdılar, ellerini kelepçelediler. Bunların içinde asker de var, üsteğmen var, yanılmıyorsam yüzbaşı da var. Dediler ki ’Biz MİT elemanıyız aynı zamanda da askeriz’. Buna rağmen direnmeye kalktılar. Bütün hazırlıklarıyla geldiler, ellerinde kompresörleriyle, her şeyiyle geldiler. Çünkü o sandıklarda ne var ne yok bunu göreceklerdi. Ne oldu? CHP’nin genel müdürü çıktı ’Milli İstihbarat Teşkilatı silah kaçakçılığı yapıyor’ dedi. Şu anda Milli İstihbarat Teşkilatımız, Başbakanlık olarak biz bu genel müdürle ilgili olarak tüm yasal yolları harekete geçireceğiz. O ayrı mesele. Gereği neyse bunu yapacağız. Bu millete ve bu vatana asla ihanetten başka şekilde izah edilemez. Çünkü bu ülkenin Milli İstihbarat Teşkilatını böyle bir durumda takdim etmek, silah kaçakçısı olarak takdim etmek senin haddine mi ya? Sen önce siyaseti öğren. Sen hala SGK’daki yaptığın yolsuzluklarla yola devam ediyorsun. ’Rahşan affı’yla kurtuldun, kasetle geldin genel başkan oldun. Seni bu millet çok iyi tanıyor."
"Bu oyunu 30 Mart’ta ben inanıyorum ki o samimi kardeşlerim bozacaklar"
Milletin bu oyunu, bu tuzağı, bu saldırının asıl niyetini gördüğünü söyleyen Erdoğan, salondakilere şöyle seslendi:
"Millet, bu saldırının rüşvet ve yolsuzluk operasyonu değil, Türkiye’ye yönelik bir saldırı olduğunu hissetmiş, hükümetine sahip çıkmıştır. 17 Aralık’tan bugüne kadar, malum örgüt ve onunla ittifak yapanlar, sürekli yolsuzluk iftiralarını dile getiriyor, sürekli bizim yargı ve emniyetteki operasyonlarımızı eleştiriyorlar. Medya kuruluşları bunu yapıyor. Başta TÜSİAD olmak üzere bazı iş çevreleri bunu yapıyor. Uluslararası bazı medya kuruluşları, bazı odaklar bunu yapıyor. Bazı siyasi partiler de bunu yapıyor. Fakat dikkat edin, bütün bu çevrelerin, yargı içinde, emniyet içinde, diğer devlet kurumları içinde, artık tehlike arz eden paralel yapıdan bahsettiklerini, onu eleştirdiklerini göremezsiniz. Yolsuzluk diyerek, paralel yapının üzerini örtmeye çalışıyorlar. Bu arada ananası da görmüyorlar. Gazetelerinde benim eşime ananas ikram ettiğimi görüntülüyorlar. Ben, öyle bir görüntü eğer vermişsem, benim verdiğim görüntü, doğal ananastır. Fakat sizin ananasınız, ihaledir, ihale. Aradaki fark bu. Rafineri paslaşmasıdır bunlar. Devletin kurumları içinde yapılmış usulsüzlüklerdir bunlar. Sabah akşam yolsuzluk ve rüşvet diyerek, Türkiye’ye, milli iradeye, milli kurum ve değerlere yapılan saldırıyı örtmeye çalıştınız. Tüm milleti dinlediniz, görüntülediniz, ondan sonra utanmadan sıkılmadan şantajlarla tehdit ettiniz. Hala şantajlarla tehdit ediyorsunuz. Elinizde ne varsa açıklayın. Açıklamıyorsanız namertsiniz. Eğer Tayyip Erdoğan’la ilgili bir şey varsa onu da açıklayın. Abdestimden şüphem yok, namazımdan da şüphem yok. Açıklayın.
Bu örgüte gönül vermiş kardeşlerime sesleniyorum, tabanda tertemiz, pırıl pırıl olan kardeşlerime sesleniyorum: Artık bu oyunu görmeniz lazım. Devlet dairelerinde olanların kaynağında himmet adı altında paralarını almak suretiyle onları yanlış yere saptıranlara karşı artık tavır zamanı gelmiştir. Tüm kardeşlerime sesleniyorum. Diyorum ki, kula kulluk yok, sadece Allah’a kulluk var. Böyle uydurma, safsata, ne yanılgılar... Biz de yanılmışız. Sevgililer sevgilisi peygamberimizi olimpiyatlarda, Halkalı’daki Atatürk Stadyumu’nda gösterecek kadar anlatımda bulunanları izledik, dinledik, bunları yaşadık. Sürekli orayla irtibat halinde olanları görüyoruz. Bu oyunu 30 Mart’ta ben inanıyorum ki o samimi kardeşlerim bozacaklar. İnanıyorum ben buna. Bu oyunu, bu samimi kardeşlerim bozacaklar. Fakat anlatın, siz de anlatın. Çünkü biz ubudiyet anlayışımızda kula kul olmayız, sadece Allah’a kul oluruz. Biz, asla bugüne kadar bu yolda kula kul olmadık, bundan sonra olmayacağız. Bir genel başkan olarak arkadaşlarımla hep bunu istişare ederek, müzakere ederek, hep bunun adımlarını attık. Biz de kendimize asla böyle bir beklenti içerisine girmedik varsa bunların hepsi iftiradır. Hepsi karşı olduğumuz anlayışlardır."
"En büyük hırsızlık, en büyük yolsuzluk, milli irade hırsızlığı, milli irade yolsuzluğudur"
Recep Tayyip Erdoğan meydanlarda her zaman, "Yarın öleceğiz; 2,5 metreküplük bir çukura bizi koyacaklar" dediğini aktararak, "Cumhurbaşkanı olsan ne yazar, seni de oraya koyacaklar. Başbakan olsan ne yazar, seni de oraya koyacaklar. Milletvekili, belediye başkanı olsan ne yazar, seni de oraya koyacaklar. Trilyarder olsan ne yazar, seni de oraya koyacaklar. Hoca efendi oraya geldiği zaman ’cumhurbaşkanı niyetine’ demiyor, ’başbakan niyetine’ demiyor, ’filanca zengin niyetine’ demiyor, ’er kişi niyetine’, ’hatun kişi niyetine’ diyor. Gömüyorlar ve gidiyorlar. Sizinle gelen bir şey var mı? Var var. Eğer bu dünyada yaptığınız hayırlar varsa, işte onlar sizinle gelecek. Onun için Baki’nin ifade ettiği gibi ’Baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş meğer’ diyeceğiz ve yola devam edeceğiz" diye konuştu.
Yola çıkarken, "yolsuzlukla, yasaklarla, yoksullukla mücadele" dediklerini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"En büyük hırsızlık, en büyük yolsuzluk, milli irade hırsızlığı, milli irade yolsuzluğudur. Milli iradeyi çalan, milli iradeyi çalmaya kasteden, asıl hırsızdır, asıl yolsuzdur. Gidin darbe dönemlerine bakın. 27 Mayıs’a, 12 Mart’a, 12 Eylül’e, 28 Şubat’a bakın. Türkiye tarihinin en büyük yolsuzlukları bu dönemlerde yapılmış, demokrasi ve hukuk rafa kaldırıldığı için de bunların hesabı sorulmamıştır. Başta CHP olmak üzere, darbe destekçisi parti ve kadrolar, hem darbe dönemlerinde, hem sonrasında çalmayı adeta alışkanlık, adeta politika haline getirmiştir. Şunu da herkes bilsin, biz, 11 yıl boyunca milli iradenin çalınmasına izin vermedik, bundan sonra da milli iradeye uzanan karşısında bizi bulacaktır. Bunu böyle biliniz. Çünkü milli iradeyi çalan, her şeyi çalar, milli iradeyi gasp eden, her şeyi gasp eder. Milli iradeyi de çalamayacaklar, milletin hazinesine de el uzatamayacaklar. AK Parti, milli iradeye sahip çıktığı için hırsızlıkların, yolsuzlukların önüne geçmiştir. AK Parti, milli iradeyi cesaretle koruduğu için ülkenin soyulmasını engellemiştir. Söylüyorum ama bundan da bazı medya grupları rahatsız oluyor. Diyorum ki eğer yolsuzlukların iktidarı olsaydı, bu iktidar 230 milyar dolardan milli gelir olarak devraldığımız Türkiye, 800 milyar doların üzerine çıktı milli gelirde."
Başbakan Erdoğan, hükümetleri dönemde ekonomideki gelişmeye ilişkin bilgi verirken, "Geçenlerde bir ihale yapıldı. Ekonmik kriz var ama buna rağmen Zeytinburnu’nda yapılan ihalede Emlak GYO şirketimiz, herkesin ’Kimse buna gelmez’ dediği bir dönemde 5 kadar konsorsiyum katıldı ve 1,5 katrilyona orası alım buldu ve satıldı. Herkes, piyasalar şaşırdı. Türkiye’de şu anda hamdolsun gayet iyi bir noktadayız çünkü bu iktidara güven var" dedi.