Türk ekonomisi artik daha güçlü
Davutoğlu, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Suriye’de kaçakçılarla mücadele sırasında alıkonulan Astsubay Özgür Örs’ün, MİT’in son derece başarılı bir operasyonuyla Türkiye’ye getirildiğini belirtti. Geçmiş olsun dileğinde bulunan Davutoğlu, MİT’i başarılı çalışmasından dolayı kutladı.
Sarıkamış Harekatı’nın 100. yılı, Gaziantep ve Mersin’in kurtuluş yıl dönümleri dolayısıyla şehitlere rahmet dileğinde bulunan Davutoğlu, "Bilinsin ki biz o şehitlerimizin miraslarına her zeminde sahip çıktık, sahip çıkmaya da devam edeceğiz" diye konuştu.
Yıl dönümlerinin her zaman muhasebe için çok büyük bir imkan sunduğunu kaydeden Davutoğlu, günlük ve anlık gelişmelerin ötesinde, soğuk kanlı bir şekilde nereden gelindiğini, nereye gidildiğini anlayabilmek için bu yıl dönümlerinin bir vesile olduğunu ifade etti. Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Geçen sene, 2014 Ocak ayındaki ilk grup toplantısını ve o günlerin Türkiye’sindeki tartışmaları gözler önüne getiriniz. O günlerde AK Parti Grubu ve Sayın Cumhurbaşkanımız, AK Parti Grubu’nun Genel Başkanı ve Başbakan olarak, hep beraber tam bir kadro halinde omuz omuza Türkiye’yi 2023’e taşıma hedefi yolunda bıkmadan, usanmadan çalışırken ki siyasetin esası budur, bir başka çevre, bir başka odak, iç ve dış koalisyonlar, Türkiye’ye karanlık bir yıl yaşatma çabası içindeydiler. Düşününüz, geçen sene bu vakitlerde biz TBMM’de çalışırken, ülkemizin her bir santimetrekaresinde faaliyet yürütürken, birileri de 19 Ocak’ta yapacakları tırlara yönelik operasyon çalışmaları içindeydiler. Şimdi bunların hepsi ortaya çıktı. Evet, gün hesap günüdür, gün hesap verme günüdür. Bir yıl içinde yapılan her türlü faaliyetin hesabını sorma günüdür. Herkes bilsin biz hesap sorma makamındayız. Millet olarak ve milletin temsilcileri olarak hesap sorma makamındayız.
Ne yapmak istiyorlardı? Bu odakların, iç ve dış iş birlikçileriyle ve kanatları altına aldıkları muhalefet partileriyle üç hedefleri vardı. Siyasi istikrarsızlık doğurmak, ekonomik krize sebebiyet verecek bir psikolojik ortam hazırlamak, Türkiye’yi uluslararası alanda itibarsızlaştırmak ve mümkünse yalnızlaştırmak.
Şimdi gelin hep beraber, sadece AK Parti Grubu olarak demiyorum, bütün siyasi partiler, bütün milletimiz, bir muhasebe yapalım. Bu hedeflere ulaşabildiler mi ulaşamadılar, ulaşamayacaklar.
Ama bu hedeflerle neye yöneldiklerini sormak da bunun hesabını hem millet huzurunda hem tarih huzurunda sormak da bizim görevimizdir."
"Sihirli kelime, demokratik istikrar"
Ahmet Davutoğlu, son 12 yıl içinde Türkiye’nin yükselen bir güç haline gelmesindeki sihirli kelimenin "demokratik istikrar" olduğunu vurguladı.
Yalnızca "istikrar" demediğine dikkati çeken Davutoğlu, "Çünkü otoriter rejimler de istikrar sağlayabilir. Ortadoğu’da bazı rejimlerin, bazı şahsiyetlerin 30-40 yıl iktidarda kalmaları gibi. Bazı demokrasilerde de istikrar olmayabilir. 12 yıldır bizim en büyük başarımız, demokratik istikrardı. Dokuz kez milletin önüne gittik ve her seferinde daha büyük bir destekle milletimiz bize teveccüh gösterdi, iktidar verdi. İşin esası budur" diye konuştu.
Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Baktılar ki 12 yıl içinde bir başarı hikayesi var. Bunun üzerinde biraz duracağım. Başarı hikayesi... Çünkü bu başarı hikayesi sadece AK Parti’nin değil, sadece Türkiye’nin değil, bütün İslam dünyasının, bütün Türk dünyasının, bütün mazlumların, bütün mazlum milletlerin başarı hikayesiydi. Bu hikayeyi en can alıcı yerinden vurmak için Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaya çalıştılar. 2014 Haziranında milletten oy alarak, destek alarak, siyasi meşruiyeti tam da kamilen haiz olarak millete hizmet eden bir kadroyu, karanlık odakların hesapları ile devre dışına itmek istediler. O kadronun Başbakanı’nı ’dönemin Başbakanı’ diye adlandırarak, Türk siyasi hayatından uzaklaştırmak istediler.
Ama milletle kucaklaşarak Türk siyasi hayatına girmiş olanlar böyle karanlık komplolarla siyasi hayatın dışına itilebilirler mi? Millet tarih sahnesinde varsa bunun temsilcileri de bu tarih sahnesinde olmaya devam edecektir. Ne yaptılar? 30 Mart seçimlerine giderken, bir şekilde koalisyonlarla şu hedefi gözettiler; ’AK Parti dışında kim güçlüyse ona oy verin.’ Son derece güçlü koalisyonlar oluştu. Hep beraber çalışarak geldiler ama 30 Mart’ta milletimiz bu oyunu bozdu. Siyasi istikrar için demokratik istikrar için siyasi meşruiyet için ama en önemlisi de milli iradeye sahip çıkmak için fevç fevç sandıklara gitti milletimiz ve dersini verdi. 10 Ağustos’a giderken, bu kez Cumhurbaşkanılığı seçimi ki tarihimizde onur seçimidir, ilk defa halkımız kendi iradesiyle doğrudan Cumhurbaşkanı’nı seçmiştir, o zaman da ’çatı adayı’ formülleriyle, ’Acaba AK Parti dışında bir kompozisyonla, yeni bir siyaset mühendisliği yapabilir miyiz’ çabası içine girdiler. Yanıldıkları nokta bu. Siyaset, mühendislikle olmaz. Siyaset ruhla olur, inançla olur, azimle olur, ahlakla olur, vicdanla olur. İşte yanıldıkları nokta bu."
"Bu oyunları bozan AK Parti Grubu’nun sağlam yapısıdır"
Geçmişteki askeri darbe dönemlerinde olduğu gibi bir takım odalara kapanarak mühendislik yapılmaya çalışıldığını ve başarısız olduklarını ifade eden Davutoğlu, "Bu başarısızlığın sonucunda aslında, ’Acaba siyasi istikrarsızlığı nereden tahrik edebiliriz’ diye yeni arayışlar içine girdiler. Hala bu arayışlarını sürdürüyorlar. Ama bir yıl sonra, geçen sene bu hesaplar yapıldıktan sonra, bu sene başında gür bir sesle diyoruz ki ’Elhamdülillah. Millet, milli iradeye sahip çıkmıştır, AK Parti bu emaneti taşıma kararlılığını göstermiştir" dedi.
AK Parti kadrolarına ve AK Parti’ye oy veren her bir seçmene şükranlarını ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"AK Parti’ye oy vermemiş olmakla birlikte sandığa gidip demokrasiye sahip çıkan seçmenlere de teşekkür ediyorum. Milletimize takdirlerimi, şükranlarımı sunuyorum. Ama AK Parti Grubu’nun her bir mensubuna da Meclis Grubumuza da tek tek teşekkür ediyor, bağrıma basıyorum Çünkü, bütün bu oyunları bozan AK Parti Grubu’nun sağlam yapısıdır. 2002’den beri, her türlü tuzağa karşı bizim en büyük dayanağımız millet, en büyük güç desteğimiz AK Parti Grubumuz olmuştur. Her zaman birliğini, beraberliğini korumuş, her oyunun karşısında, oyun ve tuzak kuranlara karşı inadına birlik, beraberlik ve siyasi hedef doğrultusunda azimle çalışma kararlılığı göstermiştir.
Türk siyasetinin ileride bir tarihçesi yazıldığında emin olunuz AK Parti Grubu’nun her bir ferdi, ismini altın harflerle bu siyasi tarihe yazdıracaktır. Demokrasi tarihimizde hiçbir grup, sizler kadar birlik ve beraberlik içinde olmamış, hiçbir grup sizler kadar darbe ve vesayet teşebbüslerine karşı milli iradeye sahip çıkmamıştır. AK Parti Grubu’nu ve şimdiye kadar AK Parti Grubu’nda görev yapmış olmakla birlikte şu anda Meclis çatısı altında olmayan bütün milletvekillerimizi şükranla selamlıyorum."
"Allah’a ve millete sığındık"
Başbakan Davutoğlu, 30 Mart’ta hiçbir telaşa, paniğe kapılmadan, hep beraber alanlara indiklerini, gitmedikleri il ve ilçe kalmadığını, Allah’a ve millete sığındıklarını anlattı. 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçiminde de bir kez daha bütün bir alanı tek tek dolaştıklarını belirten Davutoğlu, "Sayın Cumuhurbaşkanımız hem kendi kampanyasını yürüttü ama her birimiz de bu kampanyanın arkasında durduk. Şimdi de AK Parti Genel Başkanlığı, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı değişimi sonrasında, bütün bu kritik süreçlerden alnımız ak çıktıktan sonra, son 4 aydır, yine milletimize sığınmak üzere her hafta sonunu, hafta arasını bir ilimizde geçiriyoruz" dedi.
Şu ana kadar 35 ili ziyaret ettiğini, kongrelere katıldığını kaydeden Davutoğlu, yalnızca Aralık ayında 15 ile gittiğini söyledi. Davutoğlu, bu illerin içinde Van, Eskişehir, Edirne, Trabzon, Rize, Adana, Nevşehir, Osmaniye, Hatay ve Gaziantep’in de bulunduğunu, vatandaşlarla göğüs göğüse, omuz omuza, gönül gönüle sarıldıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
"Benim bu bir ay içinde hissettiğim şey şudur: Milletimiz arkamızdadır, yanımızdadır ve milletimiz önümüzdedir, Milleti arkasına alanlar, milletin arkasında yürüyenler tarih ve siyasette hiçbir zaman mahçup olmazlar.
Biz doğudan batıya, kuzeyden güneye, bütün Anadolu ve Trakya’yı bir ay içinde harmanlarken, muhalefet liderleri ne yaptılar? Sayın Kılıçdaroğlu galiba sadece İzmir ve İstanbul’a gitti. Sayın Bahçeli de bizim teşvikimizle gittiği Tunceli dışında herhangi bir ziyaret yapmadı. Aramızdaki fark bu. Biz iyi veya zor günde, mutlu veya kritik süreçlerde hep milletle beraber olduk. Hep milletle beraber olacağız hep milletle birlikte bu tarihi yürüyüşe devam edeceğiz.
Demokratik istikrarın teminatı AK Parti Grubu’dur. İnşallah 2015 Haziranına giderken demokratik istikrar güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz."
"Hiçbir Avrupa ülkesinde böyle bir başarı hikayesi yok"
Ahmet Davutoğlu, Türkiye’de ekonomik kriz çıkarmak isteyenlerin, "kara haber tellallığı" yaptıklarını ifade ederek, şunları söyledi:
"Ne haberler çıkardılar geçen sene. 17-25 Aralık olaylarından sonra, 19 Ocak’tan sonra ne haberler çıkardılar. ’Ekonomik kriz kapıda. Her an Türkiye krize girebilir’ dediler. Kara haber tellallığı yaptılar. Paralel çete, onun uluslararası teşvikçileri ve yurt içindeki iş birlikçileri... Hep kara haber üretmeye çalıştılar. Ama ne oldu? Gelin bir senelik bir ekonomik muhasebe yapalım.
Yeni bütçemizin hayırlı olmasını diliyorum. Bu bütçe bir başarı hikayesidir. Çünkü bütçe açığının GSMH’ya oranı Maastricht kriterinin çok altında, yüzde 3’ün çok altında, yüzde 1’lerde seyretti. Üçüncü çeyrekte yüzde 0,5’e indi. Başka hiçbir Avrupa ülkesinde böyle bir başarı hikayesi yok. Yine bu anlamda kamu borcunu GSYH’ya oranını, yüzde 70’lerden yüzde 33’lere indirdik. Bu İtalya’da yüzde 133 mesela. Bir çok ülkeden çok daha performansı yüksek bir bütçe ve bu çerçevede makro ekonomik dengelere sahip olduk.
Dün sabah dahi, bir karamsar tabloyla karşılaşacağını düşünenler, bunun hesabını yapanlar, iki haberle ekonomimizin sağlamlığı konusunda şok yaşadılar. Bir, enflasyon yüzde 0,44 düşüşle 8,17 seviyelerine indi. Bu, son 2,5 yılın en düşük oranıdır. ÜFE’de ise yüzde 0,76 düşüşle, yüzde 6,6’ya indi. Enflasyonda iniş trendi devam edecek. Ama bunun kadar önemli olan İstanbul Borsası’nın 86 bin 463 ile son 2 yılın rekorunu kırmış olması.
Eskiden böyle bir siyasal tartışma gündemde varsa, borsa çöker, enflasyon tırmanır ve ekonomi siyasi çalkantılara mahkum hale gelirdi. Halbuki bu iki rekor ’Türk ekonomisinin sağlamdır’ diye ispat etti. Bir yıl önce kriz senaryoları üretenler ki bu senaryolar cari açık üzerindendi. Cari açık 10 yıl içinde yüzde 37 düştü. Beklediklerinin aksine, ithalatın ihracatı karşılama oranı yüzde 70’lere geldi. Artık Türk ekonomisi her zamankinden daha dayanıklı her zamankinden daha güçlüdür."
Davutoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, ekonominin gücünün, kaynağının milletin güveniyle iktidara gelmiş AK Parti kadrolarının temiz siyaseti olduğunu belirterek, "Eğer ekonomimiz böylesine kriz dönemlerinde, bu kadar kritik bir kriz sürecinde AB’de, dünyadaki kriz sürecinde büyümeyi sürdürüyorsa, enflasyonu kontrol altında düşük tutuyorsa, resesyonu durdurup, geçen yıl sadece 1.3 milyon istihdam üretmişse bunun arkasında bereketli bir ekonomi vardır, o ekonomiyi ahlakla yürüten siyasi kadrolar vardır" diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuşmasına değinen Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Sayın Bahçeli kendi dönemini hatırlasın. ’Yolsuzluk’ dediği anda biz 2001 krizini hatırlatırız. O krize giden hortumlanmaları, o krize doğru yaşanan gelişmeleri, bir gecede yüzde 7 binlere çıkan faizleri hatırlatırız. Eğer bir ekonomi 230 milyar dolardan 820 milyar dolara küresel krize rağmen gelmişse ve bu geliş yurt dışından gelen birtakım desteklerle olmamış sadece ve sadece milletimizin alın terinin ürünü olan vergi gelirleriyle olmuşsa işte bu ekonomi ak bir siyasetin elinde bu başarıyı gerçekleştirmiştir. Bizim bu anlamda ekonomik kriz bekleyenlere cevabımız açık ve nettir; daha çok beklerler. Biz milletin duasını, halkımızın güvenini ve en önemlisi de bu toprakların bereketini temsil ediyoruz, bereketini."
"Son bir yıl içinde Türkiye’yi uluslararası alanda itibarsızlaştırma ve yalnızlaştırma" gibi hedefler bulunduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Hatta bunu one minute kadar götürebilirsiniz. 4 yıldır uluslararası medyanın her türlü karalama kampanyasıyla karşı karşıya kaldık. Başka ülkelerde olan olayları görmeyen uluslararası medya bizdeki en küçük olayı canlı yayınlarla vermeyi neredeyse alışkanlık haline getirdi. Bir anda sanki düğmeye basmışcasına uluslararası medya, bugünlerde yazı yazan paralel çetelerin sözcüleri, içerideki işbirlikçileri, dışarıdaki teşvikcileri harekete geçtiler. Tek hedefleri vardı bir başarı hikayesini karalamak. Neden? Bu biliyor musunuz? Soğuk savaştan bu yana İslam dünyası otoriterleşme, diktatörleşme ve terörle itham edilerek hep bir kara dünya olarak takdim edildi. 90’lardan beri bu böyledir. Bir hikaye bütün bu algıyı bozdu. Türkiye’de AK Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte oluşan başarı hikayesi, sadece Türkiye’nin değil, karalanan İslam dünyasının ve tarihte başarı gösteremeyeceğine inanılan mazlum milletlerin hepsinde bir umut, bir ümit ışığı, bir özgüven uyandırdı.
İşte son yıllarda bize karşı yöneltilen uluslararası operasyonların arkasında bu başarı hikayesini karalama çabası var. Yükselen bir güç olarak Türkiye’nin alternatif bir yol oluşturma çabasını engelleme gayreti var. Onun için bu bir yıl içinde iki iddia sürekli gündemde tutuldu. Türkiye’de otoriterleşme eğilimi var ve Türkiye uluslararası teröre destek veriyor iddiaları. Neden biliyor musunuz? Onların aklına Müslümanlık deyince sadece bu iki şey geliyor. Otoriterleşme ve terör. Biz ise aksine otoriterleşmeye karşı Türkiye’deki en büyük demokratik reform hareketinin sözcüsü olduk. 12 yılda gerçekleştirilen demokratikleşme faaliyetlerine, Türkiye’de demokratikleşme faaliyetleriyle sağlanan hak ve özgürlüklerin düzeyine bakınız. Bütün bunlar aslında Türkiye’nin başarı hikayesinin dışarıya yansımaları, etkileriyle ortaya çıktı. Bize karşı hep bu kampanyaları sürdürdüler. Bundan sonra da sürdürmeye çalışacaklar."
Davutoğlu, uluslararası alanda bu kampanyanın tesiri dışında kalan her yerde AK Parti döneminin Türkiye’de demokrasinin yükseldiği, hak ve özgürlük alanlarının genişlediği, siyasi meşruiyetin teminat ve darbe ile vesayet kültürünün ayaklar altına alındığı bir dönem olarak hatırlanacağını söyledi.
"AK Parti yıpratılmaya çalışılıyor"
Arap baharına değinen Davutoğlu, "Arap baharında ister Mısır’da Tahrir Meydanı’nda ister Suriye’de Hama’da, Humus’ta ister Libya’da Bingazi’de sonradan bastırılan o gençler var ya o gençler önlerinde AK Parti başarı hikayesini görerek hak ve özgürlük adına yola çıktılar" diye konuştu.
Davutoğlu, bütün bu uluslararası medya operasyonlarıyla bir başarı hikayesini karalayarak, Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da ve bütün dünyada yükselen bir değer olarak AK Parti’nin yıpratılmaya çalışıldığını vurguladı. Davutoğlu, "Onlar ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar biz her gittiğimiz yerde biliyoruz ki Somalili’nin kalbinde de AK Parti var, al bayrak var. Gazzeli’nin, Filistinli’nin, Bosnalı’nın, Suriyeli’nin kalbinde de al bayrak var. O al bayrağı o kalplere nakış nakış işleyen de AK Parti’nin dış siyaseti olmuştur" dedi.
"Türkiye yalnızlaşıyor" şeklinde iddialar bulunduğu belirten Davutoğlu, son bir ayda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, İngiltere Başbakanı David Cameron’un, İtalya Başbakanı Matteo Renzi’nin, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın, Irak Başbakanı Haydar Abadi’nin Türkiye’yi ziyaret ettiğini söyledi.
Suriye, Yunanistan, Irak ve Rusya ile yüksek düzeyli işbirliği konseyi toplantıları yapıldığını anımsatan Davutoğlu, Avrupa’da diplomasi trafiğinin son derece azaldığı bir ayda, Aralık ayında bu kadar yoğun ziyaretçinin Türkiye’ye geldiğini kaydetti.
Kendisinin Almanya, İngiltere ve İsviçre’ye ziyaretlerde bulunacağını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Afrika turuna çıkacağını bildiren Davutoğlu, "Nakış nakış dünyanın her yerine bu siyasetimizi anlatmak üzere yola çıkmaya, yorulmadan, bıkmadan dünyanın her yerinde al bayrağı dalgalandırmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Makedonya ziyareti
Geçen ay Makendonya’ya gerçekleştirdiği ziyareti de anımsatan Davutoğlu, şunları söyledi:
"Bizi duygulandıran gelişme Türkçe Bayramı esnasında gerçekleşti. Her yıl tertiplenen bu bayrama 2 sene önce Dışişleri Bakanı olarak katılmıştım. Bu kutlama öncesinde Makedonyalı sivil toplum kuruluşları beni ziyaret ederek, bir talepte bulundular. ’Türkiye’ye gönül bağıyla bağlı olan soydaşlarımız, tarih taşlarımız sizden al bayrak istiyorlar. Birkaç bin al bayrak gönderir misiniz?’ dediler. Onlara şu cevabı verdim ve Türkçe Bayramı’nda da bunu ilan ettim. Birkaç bin değil. Makedonya’da isteyen her haneye 3 hediyemiz olacak. Evlad-ı Fatihan’a al bayrak, Türkçe mealiyle birlikte Kur’an-ı Azimüşşan ve Türkçe sözlük. İşte birileri bundan rahatsız oluyor. Uluslararası alanda bizim itibarımıza saldıranlar aslında al bayrağın Balkanlar’da her eve girişine, al bayrağın Gazze’de her evde oluşuna saldırıyorlar. Somali’de al bayrağın dalgalanmasına saldırıyorlar. Biz de inadına bu misyonu sürdüreceğiz. Evlad-ı Fatihan’dan size selam var milletvekili arkadaşlarım ve derler ki ’Türkiye sağlam dursun, Balkanlar bize emanet.’ Biz onlara diyoruz ki, ’siz Türkçemiz’e, al bayrağımıza, Kur’an-ı Azimüşşan’a sahip çıkın ilelebet sizin geleceğiniz bize emanet.’ Şimdi küçük hesaplar içinde olanlar, karanlık odalarda koalisyonlar içine girenler bunu anlayamazlar. Anadolu’da, Trakya’da dolaşmayı bırakın Balkanlar’a gidemeyenler bunu anlayamazlar. Bizim yüreğimizin her yeri Anadolu’dur, Trakya’dır, Balkanlar’dır, Kafkaslar’dır, Orta Asya’dır, Ortadoğu’dur ve bütün bir dünyaya vicdan ve adalet götürme siyasetinin bugünkü tecessüm etmiş şeklidir AK Parti.
Şimdi bütün bu büyük resmi gördükten sonra bir yıl içinde demokratik istikrara darbe vurmak, ekonomik kriz çıkarmak, Türkiye’yi itibarsızlaştırmak isteyenlere karşı AK Parti’nin yiğit neferlerinin verdiği mücadelenin bir başarı hikayesi olduğunu gördükten ve inşallah demokratik istikrarı da, ekonomik kalkınmayı da uluslararası alanda küresel bir güç olma idealini de bundan sonra sürdüreceğiz."