Terörü sonlandirmaya çalisiyoruz
Ünal, Kahramanmaraş Sanayi Sitesi’ni ziyaretinde, gazetecilerin Çözüm Süreci’ne ilişkin sorularını cevaplandırdı.
Kendilerinin Oslo ve Dolmabahçe ile suçlandığını ifade eden Ünal, "MHP’ye oy vermiş vatandaşlara sözüm yok fakat MHP yöneticilerinin yürüttüğü çok kötü bir kara propaganda var" diye konuştu.
Bu sorunun çözümü için siyasi iradenin risk aldığını belirten Ünal, devletin, her türlü enstrüman ve mekanizmasını kullanarak terörü sona erdirmesi gerektiğini vurguladı.
"Terörü sonlandırmaya çalışıyoruz"
Terörü sona erdirmek için mücadele ettiklerinin altını çizen Ünal, "Kardeşin kardeşi öldürdüğü, bir ananın bir çocuğunun dağda bir çocuğunun askerde olduğu, kalbinin ikiye bölündüğü, gözyaşının sel olduğu bir Türkiye istemiyoruz. ’Kardeşi kardeşe düşürenlerle savaşmamız gerekir’ dedik. O yüzden Çözüm Süreci ile terörü sonlandırmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
Ünal, HDP’nin, Çözüm Süreci’nin paydaşı gibi gözüktüğünü fakat süreci en çok onların baltaladığını savundu.
"Çözüm, risk almak demektir"
MHP’nin, HDP’yi bahane ederek sürece karşı çıktığını dile getiren Ünal, "MHP, zaten Kürt-Türk diye ayırarak kendi kafasında bölücülük yapıyor. MHP’li yöneticilerin hayatları boyunca hiç risk aldıklarına şahit oldunuz mu" dedi.
Ünal, çözümün, risk almak anlamına geldiğine işaret ederek, "MHP iktidar ortağı olduğunda sorunları görünce 3,5 yılda kaçtı. MHP’liler eğer HDP’lilere terörist diyorlarsa neden HDP’nin barajı aşmasını istiyor. Çünkü AK Parti’ye zarar verecek her şeyin yanında duruyorlar. Bu ülkede 13 yıldan beri ’Her ne pahasına olursa olsun AK Parti’den kurtulmalıyız, biz kazanalım Türkiye kaybetsin’ diyen bir lobi var. AK Parti ise ’Türkiye kazanacaksa biz kaybedelim" ilkesiyle hareket ediyor. O yüzden millet AK Parti’yi çok seviyor" ifadelerini kullandı.
"Çanakkale Gözyaşı Geceleri" tiyatro etkinliği
Ünal, Sağlık-Sen Kahramanmaraş Şubesince Necip Fazıl Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Çanakkale Gözyaşı Geceleri" tiyatro etkinliğinde, Çanakkale’den bugüne geriye dönüp baktıklarında milletin mücadelesini sandıkta verdiğini söyledi.
İstiklal Mahkemelerinde alimler idam edildiğinde, camiler ahıra çevrildiğinde, Kur’an-ı Kerim yasaklandığında, ezan Türkçeleştirildiğinde hep sükunetle, özgüvenle beklediklerini anlatan Ünal, "Biz hep sandıkta konuştuk. Hiçbir zaman ’direniş’ demedik, hiçbir zaman insanları sokağa çağırmadık çünkü her zaman devletimizi aziz bildik. Her zaman dualarımızda, ’Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin’ dedik" ifadesini kullandı.
Ünal, devletin milleti olmaktan çıkıp, devleti milletin devleti haline dönüştürdüklerini kaydetti.
1950’de milletin iradesi sandıkta tecelli ettiğinde, 10 yılda büyük dönüşümler yaşandığını vurgulayan Ünal, akabinde de darbe yapıldığını anımsattı.
Ünal, şöyle devam etti:
"Bacılarımız üniversite önlerinde gözyaşlarını içlerine akıttı ama biz direniş hakkından bahsetmedik, sabırla bekledik. ’Devletimize zarar gelmesin, devletimizi ele geçiren çeteyi sandıkta alt ederiz, bu devleti dönüştürürüz’ dedik ve hamdolsun dönüştürdük ama birileri sandıkta tecelli eden o iradeye ilişkin yeniden oyunlar peşinde. Şimdi, yeniden bu milletin iradesiyle, bu milletin iradesinin sandıkta tecellisiyle, bu milletin devletini dönüştürmeye olan bilinci ve kararlılığıyla yine dalga geçer gibi, yavaş yavaş 7 Haziran’a dönük bir şeyler konuşuyorlar.
Şundan emin olun ki eski Türkiye’nin kapıları sonsuza kadar kapanmıştır. Baskının, gözyaşının, mağduriyetlerin, demokrasi açıklarının olduğu Türkiye, artık bir daha olmayacaktır."