Tüm dünya mazlumlarina el uzattik
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Rize’den aldığımız kültürle 77 milyonun, 81 vilayetin hizmetkarı olurken, tüm dünya mazlumlarına el uzattık. Dünyanın neresinde olursa olsun muhtaçlara kucak açtık. Biz Rize’den şunu öğrendik: Atmaca gibi atak olacaksın, Kaçkar kadar cesur olacaksın, Karadeniz kadar kucaklayıcı olacaksın, Fırtına Deresi gibi çağlayacaksın, bereketli çay bahçeleri gibi almadan veren el olacaksın. İşte biz bunu öğrendik" dedi.
Erdoğan, Rize mitinginde yaptığı konuşmada, ana-baba ocağı olan Rize’ye en son 24 Ağustos’ta geldiğini ve toplu açılış töreni yaptığını anımsattı.
Aradan 7 ay geçtiğini belirterek, "Özledik be. Ana ocağımızı özledik, baba ocağımızı özledik. Rizeli kardeşlerimizi özledik. Elhamdülillah şu coşkuya bak, şu aşka bak, şu sevdaya bak. 30 Mart’ın rengi belli oldu Rize’de. Sizden Allah razı olsun. Ne diyor; ’Gemi milinen olur, sevda dilinen olur, güzeller çok var ama meyil Rize’ye olur.’ Öyle mi? 81 güzel var ama içlerinde Rize’nin yeri başka, bugün bambaşka" diye konuştu.
Öğleden önce Artvin’de bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, "Artvin gümbür gümbür geliyor. Biraz sonra buradan Erzurum’a geçiyorum. Erzurum’da büyük bir heye, coşku var her zaman olduğu gibi. ’Rizeliyim, Rizeli, zülfüne bağla beni, ölür isem hasretten, otur da ağla beni.’ Rabbim muhabbetimizi daim eylesin. Allah birliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi, yol arkadaşlığımızı muhafaza eylesin. 30 Mart seçimleri Türkiye için, milletimiz için, demokrasimiz için, en çok da Rizemiz için hayırlara vesile olsun" ifadesini kullandı.
-"Ben kimsenin tavuğuna kışt demedim"
1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı seçildiğini hatırlatan Erdoğan, 4,5 yıl boyunca büyük hizmetler yaparak, kendilerine oy verenleri mahcup etmediklerine dikkat çekti. Siirt’te okuduğu bir şiirden sonra Pınarhisar Cezaevi’ne konulduğunu anımsatan Erdoğan, "Ben kimsenin tavuğuna kışt demedim" dedi.
Alandakilerin Ziya Gökalp’e ait şiiri bir daha okumasını istemesi üzerine Erdoğan, "Bir daha mı? Bir daha gider miyiz Pınarhisara" diye sordu. "Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker" dizelerini okuyan Erdoğan, "Bir şey bizi sindiremez. Gökler, yerler açılsa, üzerimize tufanlar, yanardağlar saçılsa biz oyuz ki imanı ile övündüğümüz ecdadımız titretici şeylere hiçbir gün diz çökmemiş. Zaferlerin tapusu, Anadolu’nun tapusu, Malazgirt’ten ta Çanakkale’ye imanın geçilmez kalesine kadar ecdadımızı zaferden zaferden koşturan şey şu işte içinde bulunduğunuz birlikti, beraberlikti, kardeşlikti. Bu. İşte bundan dolayı, hadi bakalım dediler. Güzel oldu. Oradan AK Parti doğdu. Ana-baba ocağımız Rize’yi hiç mahcup etmedik. Rize’ye mahcup olmadık" değerlendirmesini yaptı.
AK Parti’yi 14 Ağustos 2001’de kurduklarını anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yeniden yollara çıktık. Bu sefer Türkiye bize güvendi, yetki verdi. Emaneti bize teslim etti. Rabbime sonsuz şükürler olsun. 11 yıl boyunca başbakanlık yaptık. Ardı ardına. Bizi seçenlere, 81 vilayetimize, Rizemize mahcup olmadık. Yaptıklarımızla Türkiye’nin yüzünü ağarttık, eserlerimizle, hizmetlerimizle, yatırımlarımızla Rize’nin yüzünü ağarttık. Rize’den aldığımız kültürle 77 milyonun, 81 vilayetin hizmetkarı olurken, tüm dünya mazlumlarına el uzattık. Dünyanın neresinde olursa olsun muhtaçlara kucak açtık. Biz Rize’den şunu öğrendik: Atmaca gibi atak olacaksın, Kaçkar kadar cesur olacaksın, Karadeniz kadar kucaklayıcı olacaksın, Fırtına Deresi gibi çağlayacaksın, bereketli çay bahçeleri gibi almadan veren el olacaksın.’ İşte biz bunu öğrendik. Nereden? Rize’den. Biz Rize’den Rizeli gibi yiğit, mert, dürüst olmayı öğrendik."
77 milyona hep bir nazarla baktıklarını, herkesi kardeş gördüklerini, 81 il, 7 coğrafi bölgenin arasında asla ayrımcılık yapmadıklarını vurgulayan Erdoğan, "BDP siyasi Kürtçülük yapıyor. MHP siyasi Türkçülük yapıyor. CHP, ’ben kumsalların partisiyim’ diyor. Ne işe yararsın sen? Kumsalların partisiymiş. Bunların hiçbirinden bir şey olmaz. Unutmayın, 40 çürük yumurtadan bir sağlam yumurta olmaz. Biz ne yaptık? ’77 milyonun partisiyiz’ dedik, ’780 bin kilometrakarenin partisiyiz’ dedik. Ben Türk’ü Türk olduğu için sevmedim ki, Kürt’ü Kürt olduğu için sevmedim ki, Laz’ı Laz olduğu için sevmedim ki, Gürcü’yü Abhaza’yı, Gürcü Abhaza olduğu için sevmedim ki, Roman’ı Roman olduğu için sevmedim ki, Ya? Beni yaradan Allah onları da yarattığı için sevdim. Biz böyle bir kültürle yetiştik" diye konuştu.
"Biz hizmetin eli olduk"
Erdoğan, daima Türkiye, kardeş, insan dediklerinin altını çizerek, "Biz hizmetin eli olduk. Biz bu millete efendi olmaya gelmedik, hizmetkar olmaya geldik. Her dakikamızı, saniyemizi, anımızı hizmetle dolu dolu geçirdik. Türkiye’nin ’yola ihtiyacı var’ dedik. Yollar inşa ettik. Göreve geldiğimizde şu Karadeniz Sahil Yolu’nun ne kadarı bitmişti biliyor musunuz? Yüzde 35. Tamamlamak bize nasip oldu. Bizden öncekiler böyle dağları delmediler. Biz dağları deldik. Şu anda gördüğünüz o tünelleri biz deldik biz. İşte şimdi Ovit Tüneli’ni deldik, deliyoruz" ifadesini kullandı.
Yıllar yılı hep söz verildiğini ancak yerine getirilmediğini belirten Erdoğan, ikti geldikten sonra 205 bin yeni derslik açtıklarını var olan 99 üniversite kurarak, Türkiye genelindeki üniversite sayısını 175’e çıkardıklarını anlattı. Erdoğan, "Rizemizde üniversite var mıydı? Bizden önce gelenler ne diyordu? ’Rize’ye üniversite yapacağız’ yaptılar mı? Ama biz yaptık. İstedik ki Rize’nin uşakları, Rize’nin bu güzelim kızları kalkıp da Rize’nin dışına çıkmasın, burada okusun. Rize’ye de ayrıca dışarıdan gençlerimiz gelsin" dedi.
Erdoğan, Türkiye’nin konut ihtiyacını gidermek için 2 yılda 622 bin konut inşa ettiklerini dile getirerek, "Türkiye’nin barajlara ihtiyacı var dedik. İşte Artvin’den geliyoruz. Deriner Barajı’nı bitirdik. Muratlı’yı bitirdik. Borçka Barajı’nı bitirdik. Şimdi Yusufeli Barajı’na başladık, onu da bitireceğiz. Enerji sıkıntısı Türkiye’nin biz aştık. Türkiye’nin dört bir yanına barajlar açtık. Türkiye’nin sağlıkta reforma ihtiyacı var dedik, hastanelerle şehirlerimizi donattık. Türkiye’de hızlı tren neden yok dedik? Hızlı trenle Türkiye’yi tanıştırdık. Türkiye’nin evlatları neden uçağa binmesin dedik. Her yeri havalimanları ile donattık. Herkesi uçakla tanıştırdık" diye konuştu.
Bayrak sevdası budur
AK Partinin Rize Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlediği mitingte konuşan Erdoğan, yoksullukla, yolsuzlukla, yasaklarla, çetelerle, mafyayla, hukuksuzlukla, cuntalarla mücadele ettiklerini vurgulayarak, 12 yılda Türkiye’nin ekonomisini, ticaretini, sanayisini, tarımını büyüttüklerinin altını çizdi.
Erdoğan, 12 yılda Türkiye’nin itibarını arttırdıklarını, Türkiye’nin pasaportunun, parasının, bayrağının değerini, itibarını çoğalttıklarını ifade ederek, alandakilere ’’Bayrak reklamımızı izlediniz değil mi? İzliyorsunuz değil mi? Nasıl buldunuz?’’ diye sordu.
’’Bayrak sevdası budur, bayrak aşkı budur, bayrak heyecanı budur’’ diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
’’CHP kalkmış bizimle bayrak yarışına giriyor. Kılıçdaroğlu sen git yat. Senden bir şey olmaz. Sen önce Hakkari’de Türk bayrağını dalgalandırmayı bir öğren. Hakkari’de anlaşma yaptılar, Türk bayrağını dalgalandıramadı. CHP bayraklarıyla meydana çıktı. Ama biz partimizin Türk bayrağıyla beraber aynen bu alanda olduğu gibi orada da dalgalandırdık. Kardeşliği büyüttük, umudu çoğalttık, heyecanı, coşkuyu, bunu arttırdık. Her ne yaptıysak Türkiye için yaptık. Her ne yaptıysak, sizler için, çocuklarımız için, geleceğimiz için yaptık.’’
Türkiye aleyhine olan ne varsa bütün bunların karşısında durduklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin lehine ne varsa, onun yanında dik durduklarını söyledi.
’’Milletin emanetini milli irade hırsızlarına teslim etmedik’’
Türkiye’nin büyümesinden, itibarından rahatsız olanların bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:
’’Dünyada artık Türkiye etkin bir ülke oldu mu? Bölgesinde etkin bir ülke oldu mu? Bundan rahatsız oldular. Ne yaptılar? Şu AK Parti’yi buradan gönderelim dediler, şu AK Parti’yi yıpratalım dediler, AK Parti’yi durduralım ki Türkiye dursun dediler, şu AK Parti’yi yıpratalım ki Türkiye geri gitsin dediler, AK Parti iktidarı, millete yani ehline teslim etti. Onlar ’iktidarı milletten alalım, yeniden medyaya, yeniden o malum sermaye çevresi var ya onlara, yeniden faiz lobilerine, yeniden kan lobilerine, yeniden vaiz lobilerine teslim edelim’ dediler. Terör, savaş lobileri hep beraber çullandılar. Bunun için önce Gezi olaylarını başlattılar ama Rize gezicileri buraya sokmadı. Rize’nin yiğit evlatları buraya sokmadı, ’Size burası yasak’ dedi. Niye? Çünkü onlar yapılan yatırımları, çevreciliği, her şeyi, bu iktidarda nasıl olduğunu görmüşlerdi. Arkasından 17 Aralık komplosunu devreye soktular, 25 Aralık komplosunu devreye soktular. Nasıl 12 yıl dik durduysak, bu sefer de dik durduk. Milletin emanetini, milli irade hırsızlarına teslim etmedik, milletin iradesinin çalınmasına müsaade etmedik.’’
Konuşması sırasında ’’Rize seninle gurur duyuyor ’’ sloganları üzerine Başbakan Erdoğan, Karadeniz şivesiyle ’’Ben bu uşaklara zaten çok güveniyrum, bacılara da güveniyrum’’ dedi.
’’İnzivaya çekiliyor’’
’’Evelallah sizlerle beraber biz bu yolda dimdik yürüyeceğiz’’ diyen Erdoğan, ’’Şunu öğrenecekler, iktidarın milletten alınıp, seçkinlere devredilmesine biz göz yummadık, kasetlere, montajlara, dublajlara, iftiralara boyun eğmedik. Bizi buraya siz getirdiniz, millet getirdi, bu yetkiyi bize millet verdi, millet bize ne zaman git derse gideriz. Millet kal dediği müddetçe, milletin emanetini de hiç kimseye teslim etmeyiz. Hele hele milletin bu emanetini Pensilvanya’dan Türkiye’yi karıştırmaya çalışan fitnecilere onların hilelerine, onların tuzaklarına asla ve asla teslim etmeyiz’’ şeklinde konuştu. Başbakan Erdoğan şunları kaydetti:
’’Çok enteresan, soruyorlar ne diyor, Pensilvanya’da inzivaya çekilmiş. Hayırdır ya Türkiye’de inzivaya çekilecek yer yok muydu? Pensilvanya’dan başka yer bulamadın mı? Konya’da inzivaya çekilseydin ya ,İstanbul’da Ankara’da, bak Rize’de de sana yer verirdik, buralarda invizaya çekilseydin. Güya inzivaya çekilmiş, Mekke ne güne kalmış, Medine ne güne kalmış, oralarda inzivaya çekilseydin. Pensilvanya...Aman yarabbim. Çiftlik, çiftlikte inziva. Sporla ilgileniyor, siyasetle ilgileniyor, magazinle ilgileniyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’na ’hain’ diyebiliyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nı, Başbakanı’nı, Meclis Başkanı’nı, bakanlarını rahatlıkla dinliyor. Yanında 30 yıl bulunan güya öğrencilerini dinliyor. Dinlediniz değil mi? Ne diyor? (Hocam diyor beni niye dinledin) diyor? ’Nereye ne getirip götürüyorsun onu izlemek için dinledim’ diyor. Şu hale bak ya. Yahu İslam’da bir Müslüman bir Müslümanı dinleyebilir mi, gözetleyebilir mi? Bunların gayeleri için her yol meşru. Her şeyi yapabilirler. Bunlarda şantajcılık var, yeri geldiği zaman onu kullanıyor çünkü, her numara var bunlarda. MİT raporlarıyla, Susurluk’la, 12 Eylül’le, 28 Şubat’la hepsiyle ilgileniyorlar. 35 yıl buna çalıştılar bir yandan ’inzivaya çekildim’ diyor, diğer yandan sabah akşam telefon dinliyor. ’İnzivaya çekildim’ diyor, insanların mahremini gözetliyor. İnsanların yatak odalarına kadar girmeye çalışıyor’’
’’İşine gelince hep sustu, işine gelince konuştu’’
Yunus Emre’nin "İlim, ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmezsen, bu nice okumaktır’’ sözünü hatırlatan Erdoğan, ’’Bir ceketim var, başka bir şeyim yok diyor. Nasıl bir ceketse bu, içine CHP sığıyor, içine MHP sığıyor, içine holdingler sığıyor, şirketler sığıyor, ananaslar sığıyor, tespihler sığıyor, rafineriler, türlü türlü fitneler sığıyor’’ dedi. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
’’Şimdi bir kaç gündür, yandaş, patronu olduğu gazete onun röportajını yayınlıyor Ne diyorlar? (Herkes konuştu o sustu, o konuşacak) diyorlar. Doğru işine gelince hep sustu, işine gelince konuştu. Filistinli çocuklar ölürken sustu, Gazze’ye bombalar yağarken sustu, Suriye’de 160 bin kardeşimiz öldürülürken sustu, Kahire’de masum insanlar ölürken, Esmamız şehit edilirken sustu. Mavi Marmara’da 9 şehidimiz varken sustu. Bangladeş yanarken sustu, Myanmar’da masumlar cayır cayır yakılırken sustu. Doğu’da Güneydoğu’da gençler ölürken o yine sustu. İmam hatipler kapatılırken sustu, üniversitelerde kızlarımızın başörtüleri açılırken, kaldırılırken yine sustu. Hatta fetva verdi, ’füruattandır’ dedi, başınızı açabilirsiniz dedi. Ama aynı zat daha önce ’ itikadi meseledir asla’ dedi ’açılamaz’ dedi.çAma 28 Şubat olunca ’füruattandır, açın’ dedi. Hakkını yemeyelim, arada bir konuştu. 12 Eylül’de darbecilere yağ yaktı, 28 Şubat’ta darbecilere ödül verdi. Merhum Erbakan söz konusu olunca suskunluğu bozdu. Ne dedi? ’Beceremediniz artık çekilin’ dedi. Vay anasını ya. Mavi Marmara şehitleri için ’otoriteden izin almalıydılar’ dedi. Peki senin buradaki şirketlerin, otoriteden niye izin almıyorlar? Otorite onlara müsade etmeyince niye rahatsız oldunuz? Daha anlatacaklarım var ama gerisini Erzurum’a bırakıyorum’’