Yükleniyor...

Vasiflari en güzel millet belirler

 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Şimdi kalkmış ikisi de Genel Müdür ile Bahçeli, Türkiye’nin cumhurbaşkanında aranan vasıfları anlatıyorlar. Sizden daha güzel vasfa sahip olanlar olabilir mi... Bu ne demektir? Bizde bu vasıflar yok, oturduk, konuştuk, bizim vasıflarımızın üzerinde vasfa sahip olan böyle bir kişiyi bulduk. Bu ülkede kimin cumhurbaşkanı seçilebileceğinin vasıflarını en güzel millet belirler, millet" dedi.

Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partinin eski genel başkanı Deniz Baykal’a ait olduğu öne sürülen ve internette yayımlanan görüntülere ilişkin yerel seçimler öncesinde dile getirdiği iddialara değindi. 

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"27 Mart tarihinde, seçimlere sadece 3 gün kala, CHP’nin Genel Müdürü, Pensilvanya örgütünün bir kanalına çıktı, izlemişsinizdir belki bilemiyorum. Orada, CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile ilgili çirkin görüntülere dair şahsıma çok ağır iftiralar attı. Güya bir dizüstü bilgisayardan ben bu çirkin görüntüleri izlemişim. Bilgisayar kamerasından çekilmiş anlamsız bir iki saniyelik bir görüntü varmış. Hiçbir şekilde anlaşılmayan hışırtılar var. Ana muhalefet partisinin başındaki zat, çıkıyor bu anlamsız görüntüleri, bu anlamsız hışırtıları delil göstererek şahsıma çok ağır bir iftirada bulunuyor. ’Siz bu görüntüleri ne zaman izlediniz?’ diye soruyorlar, cevap yok. ’Nerede izlediniz?’ diye soruyorlar, cevap yok. ’Senin eline bu görüntüler nereden geçti?’ diyorlar, cevap yok. Pensilvanya örgütü, bu zırcahil Genel Müdüre bir talimat vermiş, nasıl konuşacağını, ne söyleyeceğini talimatla bildirmiş, kendi kanallarında mikrofon uzatmış. Bu Genel Müdür de utanmadan, sıkılmadan, arlanmadan, elinde hiçbir delil yokken çıkıyor bu aşağılık iftirayı atıyor. Bilgisayarla gizlice çekilmiş, hiçbir mana taşımayan görüntüyü CHP Genel Müdürünün eline verdiler. Yanında bir de hışırtıdan başka bir şey olmayan ses kaydı verdiler. ’Git, Başbakana şöyle şöyle iftira at’ dediler. Ey Genel Müdür, bak ben sana bir şey söyleyeyim. Bu, bizim anayasa ile ilgili parlamentoda müzakereleri yaptığımız bir dönemde olmuştur. Bu, bilgisayarlara düştüğü zaman, anında o zamanki Ulaştırma Haberleşme Bakanım Binali Yıldırım Bey’e, ’Hemen bu işe müdahale et, lütfen TİB bunu yayımdan süratle kaldırsın’, demişimdir."

Görüntülerin kendisinin müdahalesiyle yarım saat içinde yayımdan kaldırıldığını dile getiren Erdoğan, "Buna müdahale eden insan ben olmuşum. Ben bunu hiç duymayabilir, görmeyebilir, ’varsın devam etsin’ diyebilirdim ama mesele omurga meselesi. Mesele, dürüstlük meselesi. Bunlarda bu yok. Pensilvanya’dan talimatı aldı, boynunu eğdi, ne söylendiyse harfiyen onu yaptı. CHP Genel Müdürünün iradesi yok. Asla kendi başına karar veremez. Kararlarını, CHP’nin kurullarında da alamaz. Pensilvanya emreder, CHP Genel Müdürü yapar. Kendisi kasetle geldi ya, kaset komplosuyla o koltuğa oturdu ya, oradan bir kuyruk acısı var. İnanın bir insanda zerre kadar edep olsa, ahlak olsa, böyle bir iftirayı atmaz, böyle bir iftiranın aracısı olmaz, kuklası olmaz. İşte Pensilvanya’nın da CHP Genel Müdürünün de nasıl bir ahlaki yapıya sahip olduklarının en bariz delili, bu iftiradır" ifadelerini kullandı.  

"CHP seçmeni, 30 Mart’ta zaten bu Genel Müdüre ’git’ mesajını verdi" 

CHP’nin 91 yıllık bir parti olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"CHP gibi, ’91 yaşındayım, parti olarak’ diyen bir partinin başında böyle bir genel müdürü normalde hiç kimse tutmaz. O koltukta oturmasına da müsaade etmez. CHP seçmeni, 30 Mart’ta zaten bu Genel Müdüre ’git’ mesajını verdi. Yaptıkları bunca ahlak dışılığa, bu kadar kirli işbirliğine rağmen ancak ortalama yüzde 28 oy alabildi. Seçmen ona ne dedi? ’Artık bırak, git’ dedi ama mesele ar damarı meselesi. Ben meydanlarda bas bas bağırdım; ’Eğer birinci parti olmazsak ben bırakır giderim’ dedim. ’Ey Kılıçdaroğlu sen olamazsan ne yapacaksın?’ dedim. ’Ey Bahçeli, sen olamazsan ne yapacaksın?’ dedim. Hiçbirisi kalkıp da ’Biz de bırakırız’ diyemedi. Bahçeli, kendine göre, onun matematik kabiliyeti çok fazladır, o, ’AK Parti yüzde 50’nin üzerinde oy alması gerekir, almadığı takdirde bırakması gerekir’ dedi. Anlamak mümkün değil. Bunlar siyasette de çırak kaldılar, çırak. Yetişemediler. "

"CHP’nin izzeti de ayaklar altına alınıyor" 

Erdoğan, 91 yıllık CHP tarihinde en kötü, en kimliksiz ve en ilkesiz dönemin Kılıçdaroğlu yönetimindeki dönemde olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, "CHP, eskiden seçim kaybediyordu ama en azından hakikaten bir mücadele neticesinde bir seçim kaybediyordu. Bu Genel Müdür yönetiminde sadece seçim değil, CHP’nin izzeti de ayaklar altına alınıyor. Bu sadece bir örnek. 17 Aralık’tan sonra buna benzer nice maalesef alçakça saldırı yaptılar. Nice iftirayı attılar. Nice yalanı söylediler. Sadece bana saldırmadılar, aileme, çalışma arkadaşlarıma, bu kadar pervasızca saldırdılar ki bunların içinde küfürler var. Sosyal medyada dolaşan küfürler var. Başbakanlık ofisimin karşısında duvarlara, bunlar küfürler yazdılar. Bunlar bu kadar alçaldılar. Bu kadar adileştiler. Siyaset böyle yapılmaz. Eğer yüreğiniz varsa, eğer fikriniz varsa, düşünceniz varsa anlatırsınız, meydanlarda konuşursunuz, sandıkta neticesini beklersiniz ama bunlarda bu yok" değerlendirmesinde bulundu.

CHP ve MHP’nin cumhurbaşkanı adayı belirleme yöntemlerine de değinen Erdoğan, "Şimdi kalkmış ikisi de Genel Müdür ile Bahçeli, Türkiye’nin cumhurbaşkanında aranan vasıfları anlatıyorlar. Sizden daha güzel vasfa sahip olanlar olabilir mi... Bu ne demektir? Bizde bu vasıflar yok, oturduk, konuştuk, bizim vasıflarımızın üzerinde vasfa sahip olan böyle bir kişiyi bulduk. Yaptıkları iş bu. Bu ülkede kimin cumhurbaşkanı seçilebileceğinin vasıflarını en güzel millet belirler, millet" diye konuştu. 

Erdoğan’ın bu sözleri salonda uzun süre alkışlandı.

"Bitaraf olan bertaraf olur" 

Akşam başka sabah başka konuşandan lider olamayacağını kaydeden Erdoğan, sadece AK Parti’ye, AK Parti hükümetine saldırılmadığını vurguladı.

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Halkbank üzerinden, MİT tırları üzerinden, küresel projeler üzerinden Türkiye Cumhuriyeti devletine, bu ülkenin bağımsızlığına saldırdılar. Pensilvanya tıynetinin gereğini yaptı ve yapmaya devam ediyor. CHP ile MHP zihniyetlerinin gereğini yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar. Bir kısım medya, on yıllardır zaten biliyorsunuz alçaklığın tarihini yazıyorlar ve yazmaya da devam ediyorlar. AK Parti teşkilatı içinden de tıynetinin, zihniyetinin nankörlüğünün gereğini yapanlar çıktı. Aramıza tuzluklar sızmış. Onlar zaten içimizde barınamadılar, ait oldukları yere, ait oldukları bataklığa gittiler. Ancak üzülerek ifade ediyorum, Türkiye’de meselenin ciddiyetini hala kavrayamamış, yapılan saldırıların alçaklık derecesini hala idrak edememiş olanlar var. Bazıları son 1 yıldır yaşanan olaylarda ısrarla taraf olmaktan kaçındılar, ısrarla bugün de taraf olmaktan kaçınıyorlar. Haksızlık, adaletsizlik, zulüm karşısında tarafsız olduğunu söyleyen kişi, aslında tarafını seçmiştir. Bu şekilde hareket edenler, eninde sonunda, bir gün o zulme kendilerinin de maruz kalacaklarını unutmamalıdırlar. Yani bitaraf olan bertaraf olur. Türkiye’nin kazanımlarına, demokrasiye, milli iradeye, ekonomiye, kardeşliğimize en önemlisi de istiklalimize bu kadar ağır taarruz varken tarafsız kalmak, doğrudan doğruya saldırganların yani, ihanetin yanında saf tutmaktır."

Tarafsız olmanın ve tarafsız kalmanın hiç kimseyi görünmez yapmayacağını dile getiren Erdoğan, "Bizim nezdimizde de görünmez yapmaz. Milletin nezdinde de görünmez yapmaz. Biz burada bütün teşkilat olarak canımızı ortaya koyarak, bir mücadele vereceğiz ama birileri kenarda duracak, seyredecek, dengelere göre taraf belirleyecek... Böyle siyaset yapma tarzları vardı ama eskide kaldı, eski Türkiye’de kaldı. Her kılığa bürünen, her şekle giren, esen bir rüzgarın önünde eğilen, zor zamanlarda da görünmez olan siyasetçi modeli 3 Kasım 2002’de sandığa gömüldü. Kardeşlerim, eğer hala bu modele özenenler varsa bilsinler ki biz değil, artık millet bunlara pirim vermez, asla ve asla itibar etmez. Zor zamanlar, kritik süreçler, adeta bir turnusol kağıdıdır. Zor zamanlar, kimin aslında ne olduğunu tespit etme zamanlarıdır" diye konuştu. 

Avusturya ve Fransa programı

Erdoğan, yaptığı konuşmada, perşembe, cuma ve dün Avusturya ve Fransa’yı kapsayan 3 günlük bir programı olduğunu hatırlattı.

Perşembe günü Avusturya’nın başkenti Viyana’ya gittiğini, burada yapılan toplantı için 10 bin kişilik bir salon tahsis edildiğini ancak salonun dışında da çok sayıda vatandaş olduğunu ifade eden Erdoğan, toplantının başında bir duyuruyla, toplantı bitiminde salon dışındaki vatandaşlarla bir araya geleceğini söylediğini anlattı.

Erdoğan, "Dışarıdaki vatandaşlarımız led ekranlardan içeriyi izlemelerine rağmen, oradan ayrılmadılar. Toplantının sonunu beklediler. Toplantı bittikten sonra biz, meydan mitingi gibi düzenlenmiş olan yere geçtik ve orada da tekrar açık alan mitingi yapar gibi vatandaşlarımıza hitap ettik. Orada da hazırlıklar tamamdı, sahne her şey vardı ve kapalı salon bittikten sonra oraya geçtik, vatandaşlarımıza hitap ettik. Heyecanda azalma yok, coşku aynı, alanı terk etme yok, adeta Aşık ile Maşuk’un bir araya gelmesi gibi bir tabloyu orada gerçekleştirdik. Hem dışarıdaki vatandaşlarımızla hem salon içindeki vatandaşlarımızla tıpkı Almanya’da Köln’de yaptığımız gibi muhteşem bir buluşma gerçekleştirdik" diye konuştu.

Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz’u kabulünde, güncel konular üzerinde değerlendirme yaptıklarını ve Avusturya’daki Türk vatandaşların sorunlarını konuştuklarını aktaran Erdoğan, daha sonra Fransa’nın başkenti Paris’e geçerek Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande başkanlığındaki erkanla bir araya geldiğini söyledi.

Erdoğan ikili ve heyetlerarası görüşme gerçekleştirdiklerini dile getirerek, şu bilgileri verdi:

"Türkiye-Fransa ilişkilerini nereden nereye götürüyoruz, ne gibi çalışmalar yapacağız, askeri, siyasi, ekonomik, ticari, kültürel alanda neler yapabiliriz... Zira çok enteresandır, 1952 yılında bir kültür anlaşması yapmışız, 1953’te uygulamaya koymuşuz, o günden bu güne bir güncelleme yok. Şimdi onu güncelleyecek bir adımı o görüşmede attık. Siyasi noktada ağırlıklı görüşmemiz Avrupa Birliği ile alakalıydı. Bunu kendileriyle görüştük. Bunun yanında askeri alanda özellikle savunma sanayine yönelik birlikte neler yapabiliriz, bunları konuşma fırsatımız oldu. Ekonomik, ticari alanda süratle 13 milyar avrodan 20 milyar avroya aramızdaki ticaret hacmini nasıl çıkarırız, bunları görüşme imkanımız oldu. Gayet verimli bir görüşmeyi yaptıktan sonra dün sabah Türkiye’de yatırımı olan Fransız firmalarından en ileri gelen 12’siyle bir kahvaltı yaptık büyükelçilik binamızda. Onlarla yaptığımız bu kahvaltıda da ’Yeni yatırımları nasıl gerçekleştirebiliriz? Şu andaki yatırımlarda ne durumdayız?’, bunları görüşme imkanımız oldu."

Öğleden sonra Lyon’da belediye başkanı ve valiyle görüştüklerini, Türk vatandaşlarına gösterdikleri samimi ilgiden dolayı teşekkür ettiklerini ifade eden Erdoğan, Avrupa Türk Demokratlar Birliği’nin (UETD) düzenlediği vatandaş buluşmasına katıldığını hatırlattı.

Erdoğan, Lyon’da yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı toplantıda "bambaşka bir coşku" olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"O muhteşem kucaklaşma, saatler süren bir kucaklaşmaydı ve o birliktelik, inanıyorum ki geleceğe yönelik adımlarımızın gurbette kararlılığını göstermesi bakımından başka bir önem arzediyordu. Almanya’da olduğu gibi Avusturya ve Fransa’da da vatandaşlarımızın morallerinin çok yüksek olduğunu, özellikle de Türkiye’deki olumlu gelişmelerden dolayı çok büyük bir memnuniyet ve iftihar içinde olduklarını bizzat müşahede ettim. Sanki Fransa’da değil, Avusturya’da değil, Almanya’da değil, aynen burada bizimle beraber yaşıyorlarmış gibi bir havayı gördük. Uzun bir mücadelenin ardından yurt dışındaki vatandaşlarımıza bulundukları ülkelerde oy kullanma hakkını teslim ettik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, bulundukları ülkelerde belirli yerlere kurulacak sandıklarda artık oylarını kullanabilecekler. Bunu da ilk kez cumhurbaşkanlığı seçiminde tecrübe edecekler. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçileceği bu seçimlerde ilk kez böyle bir tecrübe yaşanırken, yurt dışındaki vatandaşlarımızın da demokratik haklarını kullanmaları, bulundukları yerlerde bunu ilk kez tecrübe etmeleri, milli iradenin tecellisi bakımından inanıyorum ki sandığın çok daha güçleneceği bir seçim olacaktır."

Notlar

AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Danışma Meclisi Toplantısı, divan heyetinin oluşturulmasıyla başladı. AK Parti’nin kurulma sürecinin ve Başbakan Erdoğan’ın liderlik öyküsünün anlatıldığı, AK Parti İstanbul İl Teşkilatı tarafından hazırlanan sinevizyon gösterildi.

Gösterimin ardından konuşan AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, AK Parti’nin bir siyasi parti olmanın ötesinde bir sevdaya dönüştüğünü dile getirerek, bu çatı altında buluşmaktan mutlu olduklarını söyledi. 

"Çünkü bu çatı birilerinin ’çatı’ diye ileri sürdüğü gibi iç ve dış siyaset mühendislerinin değil, milletin çatısıdır" diyen Babuşcu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu çatı suni, derme çatma, uydurma, nevzuhur değil, gücünü hakikatten alan ve kökü mazide olan atinin çatısıdır. Bu çatı, millete rağmen Türkiye’ye yol ve yön çizmeye çalışan odakların çatılarına benzemez. Onların boyayıp cilalayıp milletin önüne koyduğu çatı çakma bir çatıdır. O çatıyı çattığını sananların bile birer figüran olmaktan öteye geçemedikleri, hatta ’çatı’ dedikleri adayın bilgilerini bile Google’dan öğrenmek durumunda kaldıkları bir senaryodan ibarettir."

Babuşcu, 2013 yılında başlattıkları sandık yönetim kurulları oluşturma çalışmasını hızla sürdürdüklerini belirterek, partililerden bu konudaki faaliyete katılmaları konusunda hassasiyet göstermelerini istedi.

Toplantıya, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, AK Parti genel başkan yardımcıları Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu, Yasin Aktay, İstanbul Milletvekili Egemen Bağış’ın yanı sıra mahalle düzeyinden başlayarak her kademedeki AK Parti yöneticileri ve partililer katıldı.

Toplantının yapıldığı Haliç Salonu tamamen dolarken, salona "Yürüyorsun… Millet ardından yürüyor" yazılı pankart asıldı.

Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanının vasıflarını milletin belirleyeceğini söylemesi üzerine salondaki izleyiciler, bir süre "Recep Tayyip Erdoğan" sloganıyla Erdoğan’ı ayakta alkışladı.

Toplantının sonunda Erdoğan, divan heyeti üyeleriyle bir süre sahnede sohbet etti ve hatıra fotoğrafı çektirdi. Salondakilerin yoğun ilgisi nedeniyle Erdoğan’ın salondan ayrılışı yaklaşık 10 dakika sürdü.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.