Yükleniyor...

Yetimleri sahipsiz birakmayacagiz

 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Uluslararası Kadın ve Aile Derneği (UKADER) ile Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen "Çalışan Kadınlar Buluşması"nda, dünya ve zaman değiştikçe zihniyetler ve yaklaşımların da değiştiğini söyledi.

Zihniyeti değiştirmeden tarihin de değişemeyeceğini, yeni zihniyeti inşa etmeden ve bu zihniyetle ana yaklaşım değişmeden tarihi seyir içinde kadının oynadığı role yeni anlamlar katılamayacağını vurgulayan Davutoğlu, tarih boyunca maalesef kadınların her zaman bir obje ve tarihin akışının etkilenen tarafında görüldüğünü ve tarihin öznesi olmasına izin verilmediğini anlattı.

Davutoğlu, oysa kadının yerel, ulusal, küresel ölçekte hep özne olmak durumunda olduğunu vurgulayarak, "Tarihte de aslında belirleyici konumunu hep göstermiştir. Eğer bunu tesis edemezseniz eski zihniyet devam eder. Yani sadece erkeklerin gelecekte neler olacağına karar verdikleri mantalite, yaklaşım hüküm sürer. Biz AK Parti olarak bu zihniyeti kökünden değiştiren bir yaklaşım sergiledik. 13 yıldır hep bu doğrultuda çalıştık. Kadınların hayatta ödedikleri bedel erkelerin ödediklerinden daha az olmamıştır" diye konuştu.

Bir ülkenin gücünü, huzurunu ve mutluluğunu gösteren iki kriter bulunduğunu ifade eden Davutoğlu, o ülkeye inildiğinde hava alanlarındaki hareketliliğin görüleceğini, burada o ülkenin ekonomisinin, genel gücünün yansımasının yer aldığını kaydetti.

Davutoğlu, sıkıntı, problem ve ekonomik kriz yaşanan ülkelerde havaalanına inildiği andan itibaren bir boşluk ya da hareketsizliğin karşıladığını belirterek, Atatürk Havalimanı’nda olduğu gibi Türkiye’nin, İstanbul’un gücünün havaalanından fark edildiğini anlattı.

Bir ülkenin mutluluğunun ise kadınların yüzüne bakarak anlaşıldığını dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Huzurlu, mutlu toplumlarda kadınlar mütebessimdir. Ama eğer bir ülkede kriz varsa, ekonomik kriz varsa, neyi pişireceğim diye kaygılanır kadın. İç savaş varsa hangi evladımı ya da eşimi hangi şartlarda kaybederim kaygısı kadınların yüzüne vurur. Dünyanın birçok yerine kriz bölgelerine gittiğimde Somali’de, Arakan’da önce kadınların yüzlerinde hüznü gördüm. Allah bu ülkenin kadınlarının yüzlerindeki tebessümü hiç eksik etmesin. Ülkemizde de kriz dönemlerinde ilk işaretler hep kadınlarımızın yüzlerinde ve günlük hayatlarında ortaya çıkar. Erkeklerin almış oldukları kararların bedellerini kadınlar öderler. Çünkü kadınlar savaşların, terörün, şiddetin mağdurudur. Savaşlardan sonra öksüzlere yetimlere bakmak da, savaşın tahribatını sarmak da kadınlara düşer. Ülkeleri için bu anlamda bu iki barometre hep kendini gösterir. Bu çerçevede bizim bütün hedefimiz, bütün gayretimiz, bu ülkenin kadınlarının, annelerinin, kız çocuklarının yüzlerini sürekli gülümsemeyle taçlandırmaktır. Bana göre bir siyasi iktidarın en büyük hayali bütün vatandaşlarının ve bu arada da kadınlarının mutluluğunu ve gülümsemelerini temin etmesi olmalıdır. Bizim de derdimiz, davamız budur. Bizler aileyi en temel değer olarak gören bir kültüre, bir inanca, bir değere sahibiz. Ailemizin temel direği kadındır, kadınlarımızdır, sizlersiniz. Kadınların merhametinin sinmediği hiçbir yuvada yetişen çocuk, gelecek dönemlere huzur içinde ve psikolojik sıhhat içinde yetişemez. Görevde olduğumuz günde bu güne hep bu alana odaklandık. "

"Eski Türkiye’nin bedelini kadınlar ödedi"

Davutoğlu, eski Türkiye’de insanın ve toplumun mutluluğunu esas alan yaklaşımların ortaya konulmadığını ifade ederek, kriz ve kaos günlerinin en ağır faturasını kadınların ödediğini anlattı. Yönetilemez bir ülke haline gelen Türkiye’nin sorun sıralamasında kadın sorunlarının çok gerilerde kaldığını belirten Davutoğlu, çok daha öncelikli konuların, kadın sorunlarının üstünü örttüğünü kaydetti. Davutoğlu, eskiden enkaz altında kalan bir yönetim bulunduğunu, ekonomik krizler yaşandığını, bunların da bedelini kadınların, annelerin ve genç kızların ödediğini vurguladı.

AK Parti’nin böyle bir dönemde ortaya çıktığını belirten Davutoğlu, 13 yıldır iktidarda olduklarını, "daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok refah, daha çok mutluluk" diyerek yola çıktıklarını ve bu doğrultuda gece gündüz çalıştıklarını anlattı.

Davutoğlu, bu ilerlemeden en çok kadınların yüzlerinin güldüğünü ifade ederek, "İnancımız, kültürümüz, hayatın her alanında kadınlarımıza ihtimamı, ihtiramı bize emreder. Kadınlarına hürmet göstermeyen bir toplumun ahlaki değerlerini koruyabilmesi mümkün değildir" dedi.

Adana mitinginde erkeklerin tarafına dönerek kadına karşı şiddet konusunda, ahitleşme aldıklarını belirten Davutoğlu, "Bu mücadeleyi yaygınlaştırmamız, bu ihtiramı gözetmemiz lazım" diye konuştu.

Davutoğlu, aile ve kadın meselelerini ilgili bir devlet bakanlığı düzeyinden çıkartarak icracı bir bakanlık düzeyine getirdiklerini dile getirerek, aile eksenli sosyal politikalarının gereği olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nı kurduklarını kaydetti.

"Bu salonda Türkiye’nin küçük bir özetini görüyorum"

Bu bakanlık eliyle Türkiye’ye büyük hizmetler sunmaya devam edeceklerini ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bu salonda Türkiye’nin küçük bir özetini görüyorum. Partimizin kadın kollarından kardeşlerimiz de var, farklı alanlardaki faaliyetlerini SKT çatısı altında sürdüren hanımefendiler, iş dünyasından hanımlarımız var. Hem genel manada her insanımızın, hem de her yöreden, bölgeden, her kimlikten kadınımızın hissiyatı burada yaşıyor, bu salonda kendisini gösteriyor. Bu salonda AK Parti’nin önce zihinlerde, sonra ülke safında gerçekleştirdiği dönüşümün izleri var. Bir siyasi partide geri kalmadan, vitrin görüntüsünde olmadan, aktif bir şekilde yer almanın göstergesi kadın kollarımızdaki bu dinamizmdir. En üst kademelere kadar rahatça görev alma pratiği iddialı bir şekilde önce siyasete sonra da Türkiye’nin kaderine hükmetme veya yön verme iradesi ortaya koymasıdır. Biz sizlere bu konuda güveniyoruz. Her düşünceden, inançtan hanımların örgütlenme özgürlüğüyle elde ettikleri çoğulculuğun göstergesi bu salondaki STK’ların çeşitliliğidir. Hala pek çok zihinsel bariyere rağmen değişik işlerde üst düzey görevlere başarıyla ulaşmanın göstergesi bu salondaki iş kadınlarımızın, meslek sahibi kadınlarımızın çokluğudur."

Davutoğlu yasaklamaların ve engellerin olduğu dönemlerden geçilerek bugünlere ulaşıldığını, en temel hak ve özgürlüklerin yasak konusu olduğunu, bu salonda başı örtülü ve açıkların bir arada bulunduğunu, 15-20 sene önce bu tabloyu hayal etmenin dahi mümkün olmadığını kaydetti.

Bu yasağın senelerce ayrımcılığın sembolü olduğunu, Türkiye’de artık bu meselelerin aşıldığını dile getiren Davutoğlu, "Kör düğümler büyük ölçüde çözülmüştür. Yasaklayıcı zihniyetin getirdiği bariyerler birer birer yıkılmıştır, yıkılmaya da devam edecektir. Tabular ortadan kaldırılmıştır. Her türlü ayrımcılığı bu anlamda çöpe attık ve bu anlamda geriye gidiş asla ve asla olmayacaktır. Biz 78 milyonuz, biz birlikte Türkiyeyiz. Size göre feda edilecek hiçbir değerimizin olmadığını biliniz, bizim ortak değerlerimizi yaşatmak için bütün fedakarlıkları yapmaya hazır kadroların da ülke yönetiminde olduğundan emin olunuz. Her insanımızın emeğine, üretimine katkımız var. Bizler Türkiye’nin ancak kadınlarımızın katkıları ve emekleriyle daha iyi bir noktaya geleceğine inanıyoruz. İşi ehline vermek, her konuda takip ettiğimiz en temel düsturumuzdur. Kadın olduğu için kimseyi dışlamıyor, kadın elinin değdiği yerde zarafetin ve bereketin olacağına inanıyoruz. AK Parti hiçbir zaman tek boyutlu, tek eksenli bir parti olmadı. Hiçbir zaman kadının etkin olmadığı, sesini duyuramadığı, temsil edilmediği bir parti olmadı" diye konuştu.

Davutoğlu, dünyanın en büyük kadın teşkilatına sahip parti olan AK Parti’nin 9 milyonu aşkın üyesinin 4 milyondan fazlasının kadınlardan oluştuğunu anlattı.

AK Parti’nin kurulduğu günden itibaren kadınların siyasete katılımında çığır açtığını, kadına yönelik ayrımcılıkları siyasete katılım yoluyla çözdüğünü dile getiren Davutoğlu, AK Parti’nin yıllarca ötekileştirilen, toplumda görünmez kılınmak istenen kadınları, siyasete hizmetin odağına yerleştirdiğini söyledi.

Ahmet Davutoğlu, kadınları "başı örtülü", "başı açık", "doğulu", "batılı" diye ayırmayan bir yaklaşımla eşit vatandaşlık ilkesi çerçevesinde siyasete kazandırmaya özen gösterdiklerini ifade ederek, "Bugün Türkiye 13 yıl öncesine göre bambaşka bir yerdeyse, daha özgür, daha huzurlu, daha müreffeh olmuşsa, bunu kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla hep beraber gerçekleştirdik. Gerek zihniyet dönüşümü gerek anayasal ve yasal mevzuat olarak gerekse maddi eserler olarak bugün dünya gündeminde bambaşka bir Türkiye var" diye konuştu.

Türkiye genelinde sosyal yardım ulaşan hane sayısının 2002’de 991 bin iken, 3 milyon 6 bine ulaştığını anlatan Davutoğlu, sosyal yardımlarla ilgili anlayışlarını, "Ülke ne kadar gelişirse gelişsin, devlet kazandığını milletle paylaşmalıdır" şeklinde açıklayarak, sosyal yardımların vatandaşa lütuf değil ikram olduğunu belirtti.

Davutoğlu, gelişmiş ülkelerde de pek çok destek kalemi olduğuna değinerek, "Ülkeyi büyütecek, gelirini artırıp fazlasını halkla paylaşacak ufku, kabiliyeti olmayanların sözlerine hiç itibar etmeyin. Onlar yardımlaşma güzelliğinin inceliğini kavrayacak incelikte olmayıp, kömür, makarna edebiyatı yapanlardır" dedi.

Parti olarak güçlü toplum hedefi için kadınların haklarını, refahını vazgeçilmez gördüklerini ifade eden Ahmet Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Geçtiğimiz 13 yıl içinde kadınlarımızla ilgili büyük reformlar gerçekleştirdik. 2003’te aile mahkemelerini kurduk. Mirasta erkek çocuklara öncelik tanıyan uygulamalara son verdik. Anayasa’ya ’Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür’ hükmünü ekledik. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunu kurduk. Anayasa’da kadınlarımız için pozitif ayrımcılık ilkesine yer verdik. 2011’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını kurduk. Kızlarımızın eğitim düzeylerini ve hayat kalitelerini yükseltmeye yönelik çok başarılı çalışmalar yürüttük. ’Haydi Kızlar Okula’, ’Baba Beni Okula Gönder’, ’Temel Eğitime Destek Projesi’ gibi, bir kısmına Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde Sayın Hanımefendi ile öncülük ettiği projeler ve programlar sayesinde kız çocuklarımızın ilköğretime katılımını yüzde 97 seviyesine çıkardık.

Tüm kız çocuklarımıza yaş şartı olmaksızın sağlık hizmeti veriyoruz. Yetim kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanmasında da şartları azalttık. Artık daha fazla kız çocuğumuz bu haktan yararlanıyor. Yetim aylığı olan kızlarımıza aylıklarının 24 katı kadar evlenme ödeneği veriyoruz. Yetimlerimiz bu anlamda sadece bir ailenin yetimi değil, bütün ülkenin yetimi muamelesine tabi tutuluyor. Bu ülkede kimsesiz ve sahipsiz kalan tek bir yetim olmayacak. Sadece Türkiye’nin yetimlerine değil, Somali’nin, Filistin’in, Arakan’ın yetimlerine de aynı ihtimamı gösteriyoruz. Suriye’nin yetimlerine de aynı ihtimamı gösteriyoruz. Suriyeli 66 bin bebek Türkiye’de doğdu. Kendi vatanlarını tanıyamayan, havasını teneffüs edemeyen bu bebekler artık sadece Suriyeli değil, aynı zamanda bu toprakların öz çocuklarıdır ve o yetimlere o sahipsizlere, geleceğe hazırlamak bakımından da sahip çıkıp, her birinin gözyaşını dindirmek için dünyanın unuttuğu o yetimleri sahipsiz bırakmayacağız."

"Çalışan anneleri bir dizi hakka kavuşturduk"

Başbakan Davutoğlu, yetimlere sağlanan olanağın Bağkur’lu kızlara da sağlandığını, yardıma muhtaç ailelere yapılan eğitim yardımlarında kız çocukları için yardım miktarını yükselttiklerini, kadın ve genç istihdamını artırmak amacıyla sigorta priminin 5 yıl süreyle kademeli olarak devlet tarafından ödenmesini sağladıklarını anlattı.

Kadın girişimcilere verilecek desteklerde kredi miktarlarını artırdıklarını, 2009’da KOSGEB girişimcilik ve destek programlarını başlattıklarını dile getiren Davutoğlu, destek başladığında 7 bin kadın girişimci destek alırken, 5 yıl içinde bu sayının 50 bin kadın girişimciye yükseldiğini kaydetti.

Davutoğlu, ev hizmetlerinde çalışan kadınların sigorta kapsamına alındığını, el zanaatlarıyla uğraşan kadınlara isteğe bağlı sigorta primlerini ödeme hakkı verildiğini kaydederek, "Ailelerin huzuru ve daha sağlıklı nesiller için çalışan anneleri bir dizi hakka kavuşturduk. Doğum öncesi ve sonrası toplam izin süresini 16 haftaya çıkardık. Doğum yapacak kadınların sağlık hizmetleri için maddi yardımlar getirdik. 2011’de analık ve süt izinlerini yeniden düzenledik. İsteği halinde babaya da ücretsiz izinden faydalanma imkanı sağladık ki babalar da çocuk bakmanın şefkatini hissetsin ve bundan mahrum kalmasınlar" diye konuştu.

Doğum yapan Bağkur sigortalısı kadınlara ödenek verilmesini sağladıklarını anlatan Davutoğlu, bütün annelere ilk çocuk için 300 lira, ikinci çocuk için 400 lira, 3 ve üzerinde çocuklar için 600 lira ödemeye başladıklarını, haziran itibarıyla yaklaşık 284 bin eşi vefat eden kadını aylık 250 lira nakdi desteğe kavuşturduklarını, yıllık ortalama 3 milyon çocuğun eğitim, sağlık gibi ihtiyaçları için annelere düzenli nakit desteği sağladıklarını söyledi.

Davutoğlu, emeklilikte kadınlara pozitif ayrımcılık getirildiğini, erkeklere göre daha erken emekli olma imkanı sunulduğunu, engelli çocuğu olan annelerin de erken emekli olabildiğini hatırlattı.

"Kadın elleri ne kadar bereketli" 

Kadın hakları konusunda büyük ilerlemeler kaydettiklerini belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Çözülemez zannedilen, çözülebileceği hayal dahi edilemeyen konularda bile sonuçlar aldık, ilerlemeler kaydettik. Başörtüsü sorununu, kızlarımızı yıllarca büyük bir zulme muhatap eden başörtüsü sorununu temelden çözdük. İnsanlık ayıbı olan bu yasağa son verdik. Kanayan toplumsal bir yara iyileşti. Bu suni sorunun, farklılıklara tahammül edemeyen zihniyetlerin eseri olduğu anlaşıldı ama kaç nesil bu sıkıntıları yaşadı. 25. dönem ilk defa başörtülü kadınlarımızın da diğer kadınlarımızla eşit olarak milletvekili aday listelerine girdiği dönem oldu. Daha önce de başörtülü kardeşlerimiz Meclis’te vardı ama dönemin yarısında başlarını örtme imkanına kavuşmuşlardı. Milletin temsilcisi olmak bağlamında başı örtülü, başı açık ayrımını külliyen ortadan kaldırdık ve kıyamete kadar kimse bir daha bu topraklarda 28 Şubat zihniyetinin geri gelmesini sağlayacak şartları oluşturamayacaktır. Bir daha hiç kimse 28 Şubat zihniyetini geri getiremeyecektir." 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kadına Yönelik Şiddeti İzleme Komitesi oluşturduklarını, 2012’de Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun hayata geçirildiğini dile getirdi.

G20 ülkelerinin dünyada 2025’e kadar 100 milyondan fazla kadının istihdam edilebilmesi için çaba harcanmasına karar verdiğine değinen Davutoğlu, "Dünya Ekonomik Forumu’nun tahminine göre kadının işgücüne katılımı yüzde 1 artırılırsa, dünyada küresel gayrisafi milli hasıla 80 milyar dolar artıyor. Yani bu kadın elleri ne kadar bereketli, maşallah. Kadının elinin değdiği her yerde merhamet, zarafet, nezaket olur" dedi.

Davutoğlu, Türkiye’de kadının işgücüne katılım oranının 2004’teki yüzde 23,3 oranından yüzde 30,8’e yükseldiğini, kadın istihdamının da yüzde 20,8’den yüzde 27’ye çıktığını kaydederek, 2009-2014 döneminde kadın girişimcilerin sayısının yüzde 42 artığını vurguladı.

Kadınların aynı anda bir kaç işle uğraşabildiğini söyleyen Davutoğlu, "Kulaklarını telefona dayayıp, bir taraftan telefonla konuşup bir taraftan yemek pişirip diğer taraftan çocuğuna hikaye anlatabilirler. Ben bunların örneklerini onlarca kez gördüğüm için... Bu arada da kaş göz işaretleriyle de beylerine ne yapmaları, ne yapmamaları gerektiğini söylerler. Erkekler bırakın bunu yapabilmeyi, nüfuz dahi edemezler. Biz haddimizi biliriz" diye konuştu. 

Konuşması sırasında eşi Sare Davutoğlu’nun salona girmesi üzerine de Ahmet Davutoğlu, "Çalışan bir kadın olarak Sare Hanım da doğum sonrası aramıza katıldı. ’Hoşgeldin’ diyelim" dedi.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.