“33 yillik katma deger vergisi yasasini kökünden degistiriyoruz”
Başbakan Yıldırım, "Ocak 2018’de Türkiye genelinde 9 bin 631 yeni şirket kuruldu. Kurulan şirket sayısı, bir önceki aya göre yüzde 61 arttı. 2018 için felaket senaryoları anlatanlara buradan ithaf ediyorum. İnsanlar paralarını savurmak için şirket kurmaz. İmal, ihraç etmek, para kazanmak için şirket kurar. Eğlence olsun diye şirket kurulmaz. Eğlence sektöründeyse orada da şirket kurulur." ifadesini kullandı.
"Tesadüfi büyüme dünyanın neresinde var?"
Ekonomi politikalarının reel sektördeki olumlu yansımalarının kendilerini mutlu ettiğini belirten Yıldırım, şöyle devam etti:
"Kararlar alırsınız ama karşılık göremezsiniz. Bunu en iyi şekilde 2017’de gördük. 2017 yılında KGF ve diğer tedbirler sonucu gördük. Yıl genelinde yüzde 7’nin üzerinde büyüme, dünyada bir numara. Üçüncü çeyrekte açık ara önde bir büyümeyi gerçekleştirdik. Bazıları ’Tesadüfi bunlar’ diyor. Tesadüfi büyüme olur mu ya? Tesadüfi büyüme dünyanın neresinde var? 2009’dan beri gelişmiş ülkeler yüzde yarım puan büyümek için sekiz takla atıyor, niye büyüyemiyorlar? Rekabetçi ekonomilerle, geleneksel ekonomileri birbirinden ayırt eden en önemli konu küçük ve orta ölçekli işletmelerdir."
KOBİ’lerin Türkiye’nin isimsiz kahramanı olduğunu vurgulayan Yıldırım, istihdamın yüzde 56’sının burada sağlandığını bildirdi. Başbakan Yıldırım, 29 milyon çalışanın yarıdan fazlasını KOBİ’lerin istihdam ettiğine dikkati çekerek, anlı şanlı şirketlerin sayısının, toplam işletmelerin içinde yüzde biri geçmediğini belirtti.
"Asıl Türkiye’yi ayakta tutan KOBİ’lerdir"
Binali Yıldırım, yurdun her köşesinde kendi halinde çalışan, üreten fakat gürültü çıkartmayan milyonlarca girişimci olduğuna değinerek, "Asıl Türkiye’yi ayakta tutan KOBİ’lerdir. Ekonominin canlılığı, reel sektör üretimiyle ölçülür. Yeniliklere açık, esnek, değişime uyum sağlayan KOBİ’ler üretimimizin can damarıdır." dedi.
Türkiye’nin büyümesinde, kalkınmasında KOBİ’lerin büyük emeği olduğunu vurgulayan Yıldırım, hükümetin bugüne kadar KOBİ’lerin yanında olduğunu hatırlattı.
Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bizim başarı hikayemizle, sizlerin başarı hikayesi aynıdır. Türkiye’nin KOBİ’leri büyüyor, ilerliyor, Türkiye de ilerliyor. Biz bu ilerlemeyi KOBİ’lerle birlikte başardık. Ülkemizdeki işletmelerin yüzde 99’undan fazlası küçük ve orta ölçekli işletmeler. Türkiye’nin üretiminin, istihdamının, ihracatının büyük bir bölümünü yerine getiriyorsunuz. Ülkemizde sanayinin, üretiminin gelişmesine katkı sağlayan yatırımları yerelleştiren iki yapıdan bir tanesi KOSGEB, diğeri OSB’lerdir. Yakında yayınladığımız bir genelgeyle millileştirmek ve yerlileştirmek konusunda önemli kararlar aldık."
"Yerlileştirmek ve millileştirmek için her türlü teşviki vereceğiz"
Türkiye’nin cari açığı ve bütçe açığı olduğunu anımsatan Yıldırım, "Türkiye, büyümesini, gelişmesini, düşük faiz, düşük enflasyonu ancak ve ancak daha fazla üreterek, daha fazla ihraç ederek, açıklarını daha da azaltarak sağlayabilir. Bunun da yolu, bir yandan ihracatı artırmak ama diğer yandan da ihraca esas ithalattaki ara mal ihtiyacını Türkiye’den karşılamak. Yerlileştirmek ve millileştirmek bunun için her türlü teşviki vermeye devam edeceğiz." diye konuştu.
KOSGEB’in bütün vilayetlerde hizmet verdiğini vurgulayan Yıldırım, organize sanayi bölgelerinin sayısının 2002’ye göre iki katına çıktığını ifade etti.
Başbakan Yıldırım, 2002’de bütün organize sanayi bölgelerinde çalışan sayısının 415 bin kişi olduğunu, bu rakamın bugün 1 milyon 750 bin kişiye ulaştığına dikkati çekti.
"Daha fazla işletme ve daha fazla OSB’miz olsun istiyoruz"
Milli gelirin 860 milyar dolara, ihracatın da 159 milyar dolara çıktığını hatırlatan Yıldırım, KOBİ’ler sayesinde bu noktaya gelindiğini söyledi.
Yıldırım, geçen sene istihdam seferberliği projesi kapsamında 1,5 milyon istihdamın gerçekleştirildiğini, bunda da en büyük payın KOBİ’ler olduğunu belirtti.
İstihdam seferberliği çerçevesinde işe alınacak her işçi için vergi ve primin karşılanacağına işaret eden Yıldırım, "Daha fazla işletme ve daha fazla OSB’miz olsun istiyoruz. Küresel rekabette başarının yolu, daha çok üretmekten, herkesin yapamadığını yapmaktan geçiyor. Akıl terinin daha fazla olduğu, teknolojinin daha yoğun olduğu, katma değerli ürünleri gerçekleştirmekten geçiyor. O yüzden araştırma, geliştirme, marka, tasarım, yenilikçilik geleceğin gündem maddeleri... Bu alana da özel önem veriyoruz." dedi.
"Yükte hafif pahada ağır" ürünlere yönelinmesini öneren Yıldırım, makine teçhizat alımlarına katma değer vergisinden muafiyet getirdiklerini aktardı.
Yıldırım, Meclise gönderilen KDV tasarısına değinerek, "33 yıllık Katma Değer Vergisi Yasası’nı kökünden değiştiriyoruz. Aslında bu bir değişiklik değil, bu bir reform. Bunun içinde ne var... Vatandaşın devletten alacağı biriken KDV’si bir takvime göre ödenecek. Eğer bundan sonra KDV’ler üç ay içinde ödenmezse, ödenmeyen zaman için devlet faiz verecek." ifadesini kullandı.
Devlet ve vatandaşın eşit haklarda anlaşma yapacağını belirten Yıldırım, "Bankalar önünüze koyuyor, karınca duası gibi 10 sayfa. Bir ortasından, bir altından imzala. ’Bir okuyum.’ diyor. ’Ne okuyacaksın kardeşim, imzalayacaksın.’ diyor. Devletin gücü taraf olarak vatandaşın hakkını görmezden gelmeyi gerektirmiyor." dedi.
Eğer bir anlaşma yapılıyorsa, her iki tarafın da eşit haklarının olması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:
"O yüzden kamu gücü ancak güçlü devlet olursa, ülkeni içerde dışarıda tehdit eden olursa, ona karşı kullanırsın. Kamunun gücünü, vatandaşı mağdur etmeye kullanmaya kalktığın zaman orada başka bir şey var. Orada hukuk devleti sorgulaması yapılır. Türkiye bir hukuk devletidir. Vatandaşının bütün hak ve menfaatlerini en iyi şekilde gözetecek tedbirleri de alıyoruz."
Hükümetleri döneminde KOSGEB’in desteklerini önemli miktarda artırdıklarını vurgulayan Yıldırım, küçük ve orta ölçekli yatırımcıya verilen desteğin 2002 yılına kadar 14,5 milyon lira olduğunu, 2018’e gelindiğinde ise bu miktarın 5 milyar 300 milyon liraya çıktığını aktardı.
Yıldırım, KOBİ’lerin daha güçlü desteklenmesi için yapacak çok fazla iş olduğunu hatırlatarak, "KOBİ’lerin ihtiyaçlarından biri de danışmanlık ve rehberlik. Bunun için yeni bir sistem, yeni bir anlayış lazım. Tıpkı rotası belli olmayan bir gemi gideceği limana ulaşamayacağı gibi KOBİ’lerin de bir rehberliğe ihtiyacı var. Hedeflerini gerçekleştirmek için o rehberliği de KOSGEB yapacak." diye konuştu.
Devletin kapısında vatandaşa söylenen "Bugün git, yarın gel" sözünün artık tarihe gömülmesini istediklerinin altını çizen Binali Yıldırım, "Bunun için de e-Hizmet, e-Devlet uygulamalarını günden güne yaygınlaştırıyoruz. Devlet dediğiniz nedir? Devlet vatandaşa aittir. Devlet soyut bir kavramdır. Eğer vatandaşla bütünleştirdiyseniz bir anlam ifade eder. Devlet ile vatandaş arasında mesafe kalmamalı. Devletin bütün imkanları, devleti ayakta tutan millet için kullanılmalıdır." ifadelerini kullandı.
Yıldırım, KOBİ gelişim destek programı, KOBİ tekno yatırım ve stratejik ürün destek programlarını daha önce açıkladıklarını hatırlatarak, bu programlar sayesinde işletmelerde yaklaşık 5-6 bin kişiye iş imkanı sunacaklarını, bununla birlikte diğer programlarla ise işletmelerin katma değerli ürünler üretir hale gelmesi için belirli miktarlarda geri ödemesiz destek vereceklerini anlattı.
Törene katılanlarla iş hayatına nasıl atıldığını paylaşan Başbakan Yıldırım, üniversiteyi bitirdikten sonra bir karar vermek zorunda kaldığını belirterek, "Önce üniversiteye girdim, asistan oldum. Birkaç ay geçti, çok sarmadı beni. Evli, barklıyım, çocuklar var. Para yetmiyor. Çok tatmin etmedi beni. Bu sefer dışarıda çalışmaya karar verdim. Bir arkadaşla beraber iş yapalım dedik. Kendimize göre küçük bir yakıt tankeri yapalım, gemilere yakıt verelim. 150 ton yakıt alan bir tekne. Bir bankaya gittik. Gittiğimiz bankanın başında o zaman rahmetli Kemal Unakıtan var." dedi.
Gece gündüz çalışıp hazırladıkları projeyi bankaya götürdüklerini ifade eden Yıldırım, Unakıtan’ın "Çocuklar sizi tebrik ediyorum. Ancak bana bir öğüt var, altından su ve hava geçen şeylere biz destek vermiyoruz." dediğini, bütün umutlarının yıkıldığını dile getirdi.
Kredi işlerinin nasıl zor işler olduğunu orada gördüklerini aktaran Yıldırım, "O günden bugüne şimdi çok şey değişti. Allah’a şükür, şimdi kaynağa erişim eskiye göre çok zor değil." diye konuştu.
Başbakan Yıldırım, yapılan düzenlemelerle kredi çekilmesinde eskisine göre büyük kolaylık sağlandığını bildirdi.
Bu konuda hala sıkıntılar olduğuna dikkati çeken Yıldırım, "Mesela KGF uygulaması ile 250 milyara yakın bir kaynak oluştu. Dediler ki ’Bunu verirsek batık krediler artacak.’ Arttı mı? Azaldı. 3 gün sürdü, 2,88’e düştü. Bizim girişimcimizin, bizim vatandaşımızın sorumluluk duygusu çok yüksektir. Yemez içmez, borcunu verir." dedi.
Stratejik Ürün Destek Programı
Stratejik Ürün Destek Programı’na da değinen Yıldırım, buradaki amacın ise yerli ve milli üretimi geliştirmek olduğunu söyledi.
"İşletmeler, cari açığı, dış ticaret açığımızı yükselten ithal ürünleri ürettikleri takdirde bu desteklerden faydalanacak." diyen Yıldırım, "Destek ve üst sınır, KOBİ Tekno Yatırım Programı ile aynı olacak. Bu programlara duyurudan sonra çok ilgi oldu. Bin 722 işletme müracaat etti. Şu anda 294 işletmenin başvurusu tamamlandı ve bu projelerle dışa bağımlı olduğumuz ürünleri yerli kaynaklarla üretme imkanına sahip olacağız." açıklamasını yaptı.
Konuşmasını KOBİ’lere bir müjde vererek tamamlamak istediğini aktaran Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:
"Türkiye gelişti, KOBİ’lerimiz büyüdü, imkanları gelişti fakat başlangıçtaki KOBİ tanımı aynı kaldı. Bu da işletmelerimizin, KOBİ’lerin işini zorlaştırıyor. KOBİ’lerin tanımı değişiyor. Daha fazla girişimcimizin desteklerden faydalanması için, KOBİ’lere bir üst sınır koymuştuk destekte, ne kadar, 40 milyon, şimdi bunu değiştiriyoruz, 125 milyona çıkartıyoruz. KOBİ’ysen 40 milyondan fazla destek alamazsın ama artık zaman değişti. Şimdi 125 milyona kadar KOBİ sayıyoruz. Ayrıca her bölgemizin, her şehrimizin, her ilçemizin öncelikleri aynı değil. KOSGEB bu dönemde daha fazla sahada olacak, üreten firmaları yerinde görecek, sorunları dinleyecek ve sonra dönecek, yapacağı çalışma, alacağı karar daha isabetli olacak. Böylece sanayi odalarıyla, esnaf odalarıyla koordineli olarak şehirlerin, bölgelerin öncelikleri tek tek ele alınacak. Her ilde, ilçede 5 tane önemli alan tespit edilecek. Bizim artık uzmanlaşmaya gitmemiz lazım. Kaynağımızın en verimli şekilde kullanılması esastır. Bu 5 sektörü belirleyip buna göre desteklerimizi, yatırımlarımızı kanalize etmiş olacağız."