Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in KOSGEB 5. Kobi Ve Girisimcilik Ödül Töreni’nde yaptigi konusmanin metni

 

… ve bugünlere geldi. Hiçbir mesele bizim için tek bir gündem maddesi olmuyor, bizi rehin almıyor. Hiçbir konuyu hafife almadan, çözüm bekleyen hiçbir sorunu savsaklamadan hayatın her alanında üretmeye, üreticiye desteğe gayret gösteriyoruz.

Toplum güçlü olmadan devlet güçlü olmaz. Esnafımız, tüccarımız, yatırımcımız kendisini güçlü hissetmeli ki, özgüvende hissetmeli ki ülkemizin geleceği güvende olsun.

Türkiye’nin en önemli kazanımlarından, değerlerinden biri de, bugün yeni hizmet binasında olduğumuz KOSGEB’dir. KOSGEB, ekonomik hayatımızın, üretimin, istihdamın öncü kuruluşlarından biridir. KOBİ’lerin girişimcilik kültürünün gelişmesi, rekabet güçlerinin artması hükümet olarak başından beri öncelikli hedefimiz oldu. KOSGEB, beş yıldan beri bu ödülleri veriyor, KOBİ Girişimcilik Ödülünü veriyor.

Ödül, iyi bir şey, neden iyi bir şey? Takdir edilmek güzeldir. Biz tenkitte çok cömert, takdirde cimri bir anlayışımız var. En ufak şeyi tenkit ederiz, yerden yere vururuz, ama başarıları, kazanımları takdir etmede maalesef aynı cömertliği göstermeyiz. Muallim Naci ne der? Marifet iltifata tabidir. Alıcısı olmayan mal zayidir, dolayısıyla takdir edeceğiz. Para yok pul yok, insana güzel bir söz teşviktir. Teşvik ettiğiniz zaman yapacağının iki katını yapar, üç katını yapar, kendini paralar adeta başarmak için. Kötülük pompalamak, moral bozmak, ülkemiz için, milletimiz için hiç faydası olmayan şeylerdir. Daima güzel şeyler söyleyeceğiz. Dilin zekatı hayır söylemektir, güzel söylemektir. Burada bugün bu değerlendirmeler yapıldı ve 44 girişimcimize ödül verilmesine karar verildi. Her bir işletmemizi tek tek tebrik ediyorum, alınlarından öpüyorum ve başarılarının devamını diliyorum. Eminim ki bu ödülü bugün alamayanlar yarın mutlaka alacak. Burada ödül verdiklerimiz değil, ama burada olmayan binlerce KOBİ’miz de akıl teri, alın teri dökerek bu ülkenin kalkınması için büyük bir gayret gösteriyor. Taş üstüne taş koyan başımızın tacıdır. Vatandaşımıza iş, aş kapısı açan bütün girişimcileri, bütün işletmeleri bizim için en kutsal, en güzel görev icra diyorlar, Allah hepinizden razı olsun.

KOSGEB’in bu yeni binası inşallah güzel hizmetlere de vesile olur. Yeni binasıyla, yeni Başkanıyla, genç dinamik Bakanıyla evvel Allah KOBİ’lerimiz güzel hizmetlerini ülkemiz için yapmaya devam edecek. Binalar yeni olabilir, binaların yeniliği, güzelliği yaptığı işlere de yansıdığı zaman güzel olur. Genellikle benim geçmişten olan tecrübem binalar güzelleştikçe, konforları arttıkça memleketin ekonomisine katkıları azalıyor. Büyük başarılar, mucizeler imkanların dar ve kıt olduğu şartlarda gerçekleşir. İmkanlar iyileştiği zaman maalesef azim de azalıyor, büyük hedefler de daha kısa vadeli beklentilere dönüşüyor. Onun için ümit ederim bu binada bu olmaz. Başkana da az önce söyledim, dışarıda olacaksın, binada az bulunacaksınız, sahada olacaksınız. Üreten, akıl teri döken insanlarımızın yanında olacaksınız, onları dinleyeceksiniz. Bana bir damdan düşeni getir dediği gibi Nasrettin Hoca’nın, işin gerçek sıkıntısını yaşayanları mutlaka bulup onlardan aldığınız öğütlerle çözüm üreteceksiniz. Yaptığınız çözümler, aldığınız kararlar, koyduğunuz yönetmelikler, tüzükler eğer vatandaşın işini görmüyorsa, o zaman ne kadar çok iş yaptın diye övünmenizin bir anlamı olmaz. İnanıyorum ki bu binada ülkemiz için orta ve küçük işletmelerimiz için çok güzel işler yapacaksınız.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’nin kalkınması, özel sektörün gücüyle oluyor kim ne derse desin. Zannedilir ki devlet eliyle kalkınıyoruz. Tamam, Cumhuriyet kuruldu, tek partili dönem, 70’li yıllar, kalkınma dönemi, planlı kalkınma dönemine kadar devlet çok yatırım yapması gerekiyordu. Çünkü özel sektörün elinde imkan yoktu, tecrübe yoktu, savaştan çıkmış bir millettik. Ama bugün yatırımın büyük kısmını özel sektör yapıyor. Yıllık yatırıma baktığımız zaman, devlet 1 birim yatırım yapıyorsa, özel sektör 9 birim yatırım yapıyor. Bu sene kamu yatırımlarının toplamı 128 milyar, özel sektörün yaptığı yatırım 900 milyarın üzerinde, 1 trilyon üzerinde yatırım yapılıyor bir yılda. Dolayısıyla Türkiye’nin övüneceği, gurur duyacağı bir özel sektörü var bu da bizim gelecek güvencemizdir. O yüzden Türkiye kolay kolay küresel krizlerde, bölgesel krizlerde etkilenmiyor ve ekonomide istikrarlı büyümesini sürdürüyor.

Bakın 2018 için satın alma yöneticileri endeksi yüzde 55.7 Ocak ayında, Şubat ayında yüzde 55.6. Bu ne demektir? 2011 yılından beri en yüksek değer yani piyasalar biraz buna bakıyor PMI diye bir endeks buna bakıyor ve buna göre ekonomi iyi mi gidiyor, kötü mü gidiyor karar veriyor son 7 yılın en yüksek düzeyinde. Bu Türkiye’nin ekonomisine güveni ifade ediyor, geleceğe güveni ifade ediyor. 16 yılda AK Parti iktidarlarının Türkiye’de inşa ettiği güven ve istikrar ortamı yatırımcılarımız orta ve uzun vadede plan yapmasını işlerini buna göre büyütmesine vesile oldu. Sanayicimiz artık geleceği hesaplıyor, öngörüyor buna göre yatırım kararını veriyor. İş kurmak veya işini geliştirmek isteyen herhangi bir girişimci ülkede güven olduğu için, istikrar olduğu için kendi işine odaklanabiliyor. Her zaman söylediğimiz gibi bizim en büyük kaynağımız insanımızdır. Petrole, doğalgaza, altına, elmasa güvenenler bir süre sonra açıkta kalabilir. Ama yetişmiş, kaliteli insan kaynağı olanlar nesilden nesle bu kaynakla yollarına devam eder. Gençlerimize, kadınlarımıza, engelli, engelsiz bütün insanımıza güveniyoruz. Özellikle kadınlarımıza, gençlerimize engellilere ilave istihdam sağlayan özel sektöre, girişimciye biz de ilave prim desteği sağlıyoruz. Sanayimiz müthiş bir şekilde yatırıma ve üretime devam ediyor.

Aralık ayında sanayi üretimimiz yüzde 9 seviyesinde arttı. Reel kesim güven endeksi Şubat ayında 2,5 puan daha arttı yüzde 111 seviyesine yükseldi. Evet, Ocak 2018’de Türkiye genelinde 9631 tane yeni şirket kuruldu. Kurulan şirket sayısı bir önceki aya göre yüzde 61 arttı 2018 için felaket senaryoları anlatanlara buradan ithaf ediyorum. 1 ayda yüzde 61 artış. İnsanlar paralarını savurmak için şirket kurmaz, imal etmek için, para kazanmak için şirket kurar eğlence olsun diye şirket kurulmaz. Eğlence sektöründeyse orada da şirket kurulur. Bizi en çok mutlu eden konu ise uyguladığımız ekonomi politikalarının reel sektörde olumlu yansımaları. Hani kararları alırsınız, ama karşılık göremezsiniz. Bunu en iyi şekilde 2017’de gördük 2017’de KGF ve diğer tedbirlerle sonucu gördük. Yıl genelinde yüzde 7’nin üzerinde büyüme, dünyada 1 numara, üçüncü çeyrekte açık ara önde bir büyümeyi gerçekleştirdik.

Bunlar nasıl oluyor? Bazıları efendim, tesadüfü bunlar işte. Tesadüfü büyüme olur mu ya, yani tesadüfü büyüme dünyanın neresinde var? 2009’dan beri gelişmiş ülkeleri yüzde yarım puan büyümek için sekiz takla atıyor, niye büyüyemiyorlar?

Rekabetçi ekonomilerle geleneksel ekonomileri birbirinden ayırt eden en önemli konu, küçük ve orta ölçekli işletmelerdir. KOBİ’ler Türkiye’nin isimsiz kahramanıdır. İstihdamımızın yüzde 56’sını sağlıyor, 29 milyon çalışanımız varsa, yarıdan fazlasını KOBİ’ler istihdam ediyor. Anlı şanlı şirketler, herkesin bildiği, bunların sayısı toplam işletmelerin içinde yüzde 1’i geçmez, 99’u KOBİ. Yurdun her köşesinde, her yerinde, her küçük sanayi sitesinde, her OSB’de kendi halinde çalışan-üreten, fakat gürültü çıkarmayan milyonlarca girişimcimiz var. Asıl Türkiye’yi ayakta tutan KOBİ’lerdir. Ekonominin canlılığı, reel sektör üretimiyle ölçülür. Yeniliklere açık, esnek, değişime uyum sağlayan KOBİ’ler üretimimizin can damarıdır. Türkiye’nin büyümesinde, kalkınmasında şüphesiz sizlerin büyük emeği var. Hükümet olarak bugüne kadar hep yanınızda olduk, bundan sonra da aynı şekilde yanınızda olmaya devam edeceğiz.

Bizim başarı hikayemizle sizlerin başarı hikayesi aynıdır. Türkiye’nin KOBİ’leri büyüyor, ilerliyor, Türkiye de ilerliyor. Biz bu ilerlemeyi KOBİ’lerle birlikte başardık. Ülkemizdeki işletmelerin, az önce de söyledim, yüzde 99’undan fazlası küçük ve orta ölçekli işletmeler. Türkiye’nin üretiminin, istihdamının, ihracatının büyük bir bölümünü yerine getiriyorsunuz. Ülkemizde sanayinin, üretiminin gelişmesine katkı sağlayan yatırımları yerelleştiren iki yapıdan bir tanesi KOSGEB, diğeri OSB’lerdir. Yakında yayınladığımız bir genelgeyle yerlileştirme ve millileştirme konusunda önemli kararlar aldık.

Türkiye’nin cari açığı var, bütçe açığı da var, iki açığı var. Türkiye büyümesini, gelişmesini, düşük faiz, düşük enflasyonu ancak ve ancak daha fazla üreterek, daha fazla ihraç ederek, açıklarını daha da azaltarak sağlayabilir. Bunun da yolu, bir yandan ihracatı arttırmak, ama diğer yandan da ihraca esas ithalattaki ara malı ihtiyacını Türkiye’den karşılamak. Yerlileştirmek ve millileştirmek, bunun için her türlü teşviki vermeye devam edeceğiz.

KOSGEB bugün bütün vilayetlerimizde hizmet vermeye devam ediyor.

Organize sanayi bölgelerimizde gelişme ne kadar olmuş, 15 yılda ne değişmiş? Bugün organize sanayi bölgelerimizin sayısı 2002’ye göre 2 katına çıkmış. 2002’de bütün organize sanayi bölgelerinde çalışan sayısı 415 bin kişi. Bugün ne kadar? 1 milyon 750 bin kişiye çıkmış. İşte bu Türkiye’nin ürettiğini gösteriyor, istihdamı artırdığını gösteriyor.

Milli gelirimiz 860 milyar dolara, ihracatımız 159 milyar dolara çıktıysa, tabi ki KOBİ’lerimizin sayesinde bu noktalara geldik.

Geçen sene istihdam seferberliği projesi kapsamında 1,5 milyon ilave istihdam sağladık, şüphesiz bunda en büyük KOBİ’lerimizindir. İstihdam seferberliği çerçevesinde bu yıl da işe alacağınız her işçi için sizin işverene ait verginizi, priminizi biz karşılayacağız.

Daha fazla işletme ve daha fazla OSB’miz olsun istiyoruz. Küresel rekabete başarının yolu, tekrar diyorum, daha çok üretmekten, ama daha da önemlisi herkesin yaptığını değil, herkesin yapamadığını yapmaktan geçiyor. Yani akıl terinin daha fazla olduğu, teknolojinin daha yoğun olduğu katma değerli ürünleri gerçekleştirmekten geçiyor. O yüzden araştırma-geliştirme, marka, tasarım, yenilikçilik geleceğin gündem maddeleri. Bu alana da özel önem veriyoruz. Hani benim babaannemin tabiriyle, yükte hafif, pahada ağır ürünlere daha çok yönelmemiz lazım.

Ar-ge ve yenilikçilik tasarım faaliyetlerine yönelik makine-teçhizat alımlarına Katma Değer Vergisinden muafiyet getiriyoruz. Şu anda Meclise gönderdiğimiz bir yasa var, 33 yıllık Katma Değer Vergisi Yasasını kökünden değiştiriyoruz; aslında bu bir değişiklik değil bu bir reform.

Bunun içinde ne var?

Bugüne kadar birçok kolaylıklar var, say say bitmez, detayına girmeyeceğim ama, vatandaşın devletten alacağı biriken KDV’si bir takvime göre ödenecek, vatandaş devletten alacaklı hale gelmeyecek. Eğer bundan sonra KDV’ler 3 ay içinde ödenmezse, ödenmeyen zaman için devlet faiz verecek, nasıl faiz alıyorsa gecikmiş alacaklarına, vereceklerine de aynı şeyi yapacak.

Ali Bey, sen avukatsın. Yani şimdi devletle vatandaş nasıl sözleşme yapacak? Eşit haklarla. Şimdi öyle bankalar önünüze koyuyor karınca duası gibi 10 sayfa, bir ortasından, bir altından imzala. Ya bir dur okayım diyor. Ne okuyacaksın kardeşim diyor, bunu imzalayacaksın. Devletin gücü taraf olarak vatandaşın hakkını görmezden gelmeyi gerektirmiyor. Eğer bir akit yapıyorsak, bir anlaşma yapıyorsak, her iki tarafın da eşit hakları var öyle değil mi Reşat Bey? O yüzden kamu gücü ancak güçlü devlet olursan ülkeni içeride, dışarıda tehdit eden olursa ona karşı kullanırsın. Ama kamunun gücünü vatandaşı mağdur etmeye kullanmaya kalktığın zaman orada başka bir şey var, orada hukuk devleti sorgulaması yapılır. Türkiye bir hukuk devletidir ve vatandaşının bütün hak ve menfaatlerini en iyi şekilde gözetecek tedbirleri de alıyoruz.

Değerli katılımcılar; KOSGEB hizmet merkezleri oluşturarak her ilimizde bulunan girişimciye hiçbir ayrım gözetmeden hizmet vermeye devam ediyoruz. Bugün KOSGEB Diyarbakır’daki, Malatya’daki, Konya’daki, Bursa’daki işletmeye bizatihi onların gelmesini beklemiyor, gidiyor ulaşıyor ve dertlerini dinliyor, çözüm üretiyor.

Hükümetlerimiz döneminde KOSGEB desteklerini de çok önemli miktarda artırdık. 2002’ye kadar küçük ve orta ölçekli yatırımcıya verilen destek miktarı 14,5 milyon lira. 2018’e geldiğimizde bu miktar toplam 5 milyar 300 milyona çıkmış, 14,5 milyondan 5 milyar 300 milyona çıkmış; 14 milyon nere, 5 milyar nere.

KOBİ’leri daha güçlü bir şekilde desteklemek için tabi ki bunlarla yetinmeyeceğiz, yapacak çok işimiz var. KOBİ’lerin ihtiyaçlarından biri de, danışmanlık ve rehberlik, bunun için yeni bir sistem, yeni bir anlayış lazım. Tıpkı rotası belli olmayan bir gemi gideceği limana ulaşamayacağı gibi, KOBİ’lerin de bir rehberliğe ihtiyacı var, hedeflerini gerçekleştirmek için o rehberliği de KOSGEB yapacak.

Bizim işimiz üretmek, yatırımcıya destek vermek, vatandaşımıza iş, aş temin etmek. Çalışmak isteyen, üretmek isteyenin önündeki engelleri kaldırsak işin büyük bir kısmını halletmiş oluruz. Devletin kapısında vatandaşa söylenen “bugün git yarın gel” sözü artık tarihe gömülsün istiyoruz. Bunun için de e-hizmet, e-devlet uygulamalarını günden güne yaygınlaştırıyoruz.

Devlet dediğiniz nedir? Devlet vatandaşa aittir. Devlet soyut bir kavramdır, eğer vatandaşla bütünleştirdiyseniz bir anlam ifade eder. Devletle vatandaş arasında hiçbir mesafe kalmamalı. Devletin bütün imkanları devleti ayakta tutan millet için kullanılmalıdır. Bu kurumlar, bu binalar yeni bürokratik birimleri, işlemleri icat etmek için değil, doğrudan yatırımı, üretimi, istihdamı artırmak için lazımdır.

Son dönemde 3 ayrı destek programı uygulamaya koyduk.

Bunlardan birincisi, KOBİGEL, az önce Bakanımın da ifade ettiği gibi, KOBİ gelişim destek programıdır. Bu programla 2049 işletmeye destek vereceğiz. Niye 2049, yani 2050 olmuyor mu, 2500 olmuyor mu?

BİR KATILIMCI- …

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Notlara göre çıktı diyor. Görüyorsun ince hesap yapıyorlar. Şunu 2049 yapmayalım da 3 bin yapalım, olmaz mı? Biraz cömert olalım Sayın Bakanım, cömert olalım. Bu programla 524 milyon olmasın, 600 milyon olsun, ne olacak?

Böylece 1 milyar 300 milyonluk bir yatırım hacmi, 1,5 milyarlık bir yatırım hacmi oluşacak ve 5 bin, 6 bin civarında yeni çalışan vatandaşımıza iş, aş imkanı sağlanacak.

İkinci ve üçüncü destek Ekim ayı içerisinde bir grup toplantısında da açıkladığım gibi, KOBİ tekno yatırım ve stratejik ürün destek programı. KOBİ tekno yatırım programıyla işletmeler teknoloji düzeyi yüksek katma değerli ürünler üretir hale gelmesi için desteklenecek.

Teknolojik üretim yatırım yaparsa KOBİ’lerimiz, yüzde 70 geri ödemesiz ve yüzde 30 geri ödemeli olmak üzere yüzde 100 desteğe sahip olacak. 100 liralık teknoloji yatırımı yaparsan 70’i bedava, 30’unu sadece geri ödeyeceksin, gayet cazip bir program. Üst limit de 5 milyon, fena para değil, yani 5 milyona kadar yatırım yapıyorsun teknoloji, katma değeri yüksek ürünler, 3,5 milyon devlet karşılıksız destek veriyor… Hesap yanlış değil değil mi?

BİR KATILIMCI- …

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yanlış mı?

BİR KATILIMCI-

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sizin yazdıklarınızı okuyorum ya. Yanlış yazdıysanız canınıza okuruz.

1,5 milyon da kendin koyacaksın. 5 kere 7 eşittir 35, 3,5 eder, artı 1,5 eşittir 5. 5 milyon bu azami limit, herkese bunu vereceğiz diye anlaşılmasın. Yani küçük iş yapan, 100 bin liralık iş yapana 70 bin lira, 5 milyonluk yapana 3,5 milyon lira, böyle gidiyor, herkesin ölçeğine göre, gücüne göre destek imkanı var.

Fakat önemli bir proje var. Diyelim ki 10 milyona kadar da çıkıyor bu destek, yani projenin türüne göre hakikaten bir fark oluşturacak proje gördük, bu desteği 10 milyona kadar birim ölçek bazında çıkarabiliyoruz. İşletmeler projenin yüzde 25’ine kadar tutarını erkenden alabilecekler. Bu ne demek? Avans, önceden alabiliyorsunuz. Bunun için de herhalde yüzde 300 teminat istersiniz. Yani 75 bin liralık teminat getir, 25 bin lira veriyor.

BİR KATILIMCI- KGF…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- KGF veriyormuş, tamam oradan da kurtardınız.

BİR KATILIMCI- …

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Buyur, bir şey mi dedin? Ben sizin tercümanlığınızı yapıyorum kardeşim. Az-çok piyasadan gelen bir adamım. Bunlar güzel yazıyor, ama bunları zorlaştırmayalım, kolaylaştıralım. Yazılması güzel, ama piyasada da bunun işlemesi de önemli. Mümkün mertebe, biliyorsunuz artık içerideki makineyi, alet-edevatı da teminat gösterebiliyorsunuz. Şimdi mesela sigorta poliçesi bile teminat olacak yaptırdığınız, onunla ilgili de düzenleme yapıyoruz. Yani sadece, ben şimdi okulu bitirdim, karar vereceğim; acaba serbest mi çalışsak, yoksa devlete mi girsek yahut üniversiteye mi girsek? Önce üniversiteye girdim asistan oldum, birkaç ay geçti çok sarmadı beni. Evli barklıyım, çocuklar var, hem para yetmiyor, zayıf ücret, hem de çok tatmin etmedi beni ortam. Bu sefer dışarıda çalışmaya karar verdim. Dışarı çıktım, bir arkadaşla beraber iş yapalım dedik, ne yapalım? Kendimize göre küçük bir yakıt tankeri yapalım dedik, gemilere yakıt verelim, küçük, 100-150 metrelik bir şey, o kadar da değil, 150 dedveyt tonluk. 150 ton yakıt alan bir tekne. Neyse, bir bankaya gittik, gittiğimiz banka da, o zaman başında rahmetli Kemal Unakıtan var. Anlattık, ama çok heyecanlıyız, yerimizde duramıyoruz. Projeyi çizdik gece-gündüz, gözlerimiz şişti falan, götürdük koyduk. Çocuklar, sizi tebrik ediyorum dedi. Ancak bana bir öğüt var, altından su ve hava geçen şeylere biz destek vermiyoruz dedi. Bizim tabii bütün umutlarımız kırıldı, yok oldu gitti. Binanız var mı kardeşim, eviniz, tarlanız, varsa getirin. Neyse, oradan anladık bu kredi işlerinin ta 40 sene önce kredi işlerinin nasıl zor işler olduğunu orada gördük. O günden bugüne şimdi çok şey değişti. Allah’a şükür şimdi kaynağa erişim eskiye göre çok zor değil. Hala sıkıntılar var, ancak şunu söyleyeyim: Mesela KGF uygulamasıyla 250 milyara yakın bir kaynak oluşturduk değil mi Faik Bey. Dediler ki; efendim, bunu verirsek batık krediler artacak. Arttı mı? Azaldı. 3 küsurdu, 2.88’e düştü, öyle mi? Yani vatandaş, bizim girişimcimiz, bizim vatandaşımız sorumluluk duygusu çok yüksektir. Yemez içmez borcunu verir. Bunu görüyoruz, yani o bakımdan bankalarımızın kuruluşlarımızın kaynağı erişiminde daha yapıcı davranması lazım. Yani bütün varını yoğunu getirip sana verdikten sonra niye gelsin alsın? Biraz da eli dönecek, elinde de bir şey kalacak, başka imkanları da olacak.

Diğer konu; stratejik ürün destek programıyla amaç yerli ve milli üretimi geliştirmek. İşletmeler cari açığı, dış ticaret açığımızı yükselten ithal ürünleri ürettikleri takdirde bu desteklerden faydalanacaklar. Yani yerli ürünlere yöneldikleri oranda bundan yararlanacaklar. Destek ve üst sınır KOBİ Tekno Yatırım Programıyla aynı olacak. Bu programlara kısa sürede duyurudan sonra çok ilgi oldu, 1722 tane işletme müracaat etti. Şu anda 294 işletmenin başvurusu tamamlandı ve bu projelerle az önce dediğim gibi dışa bağımlı olduğumuz ürünleri yerli kaynaklarla üretme imkanına sahip olacağız. Bu, aynı zamanda KOBİ’lerimizin gücüne de güç katacak.

Böylece bunları söyledikten sonra artık işin sonuna geldik, bir müjdemiz var, KOBİ’lerle ilgili bir müjde verelim ve böylece konuşmayı tamamlayalım.

Türkiye gelişti, KOBİ’lerimiz büyüdü, imkanları gelişti, fakat başlangıçtaki KOBİ tanımı aynı kaldı. Bu da, işletmelerimizin, KOBİ’lerimizin işini zorlaştırıyor. KOBİ’lerin tanımı değişiyor. Daha fazla girişimcimizin desteklerden faydalanması için KOBİ’ler için bir üst sınır koymuştuk destekle, ne kadar? 40 milyon. Şimdi bunu değiştiriyoruz, 125 milyona çıkarıyoruz. KOBİ isen 40 milyondan fazla destek alamazsın; artık zaman değişti, imkanlar arttı, şimdi 125 milyona kadar KOBİ sayıyoruz. Ciddi bir değişiklik.

Ayrıca, her bölgemizin, her şehrimizin, her ilçemizin dahi öncelikleri aynı değil. KOSGEB bu dönemde daha fazla sahada olacak, iş yapan, üreten firmaları yerinde görecek, sorunlarını dinleyecek, sonra dönecek yapacağı çalışma, alacağı karar daha isabetli olacak. Böylece sanayi odalarıyla, esnaf odalarıyla koordineli olarak şehirlerin, bölgelerin öncelikleri tek tek ele alınacak ve her ilde, ilçede 5 tane önemli alan tespit edecekler. Bizim artık uzmanlaşmaya gitmemiz lazım. Hangi alanlarda daha çok çalışırsak bölgesel, dünya piyasalarında daha etkili oluruz? Kaynağımızın en verimli şekilde kullanılması esastır.

Böylece bu beş sektörü belirleyip buna göre desteklerimizi, yatırımlarımızı ona göre kanalize etmiş olacağız.

Bir kez daha KOBİ’lerimizi, KOBİ’lerimize destek veren KOSGEB’i tebrik ediyorum. Memleketimiz için taş üstüne taş koyan herkese şükranlarımı sunuyorum.

Bu düşüncelerle sözlerimi tamamlarken bu güzel hizmet binasının daha güzel, daha başarılı hizmetlere imza atmasını Mevla’mdan niyaz ediyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.