Basbakan Davutoglu’nun Denizli Mitingi konusmasinin tam metni
Selçuklu Beyi’nin kızı kahraman kadınımız, sembol kadınımız Fatma Yıldız Hatunun kızlarına, bacılarına selam olsun.
Düşman işgali İzmir’e geldiğinde 15 Mayıs günü işgalden iki saat sonra Kayalık Camii’nden İstiklal sancağını kaldıran Ahmet Hulusi Efendiye selam olsun. Manevi mimarımız sadece Denizli’nin değil, İstanbul’un manevi güneşi Merkez Efendiye selam olsun. Ve bu meydana adını veren Denizli’nin değil sadece, Türkiye’nin yüreğini, gönlünü alan Özay Gönlüm’e selam olsun. Onun güzel deyişi gibi, her bir Denizlili bizim elimizin asası, gönlümüzün tasası, evimizin yakışı, çorbamızın kaşığıdır kaşığı.
Denizli, bugün üçüncü mitingim, Türkiye’de de 32. mitingimiz hamdolsun. (“AK gençlik burada Hocasının yanında” sesleri) Bizde AK gençliğin yanındayız, Denizli’nin yanındayız. Çok güzel pankartlarla bu meydanı donatmışsınız tek tek hepsinin üzerinde duracağım, ama Denizli deyince Denizli’nin ilçelerine de selam etmeden olmaz. Acıpayam’a selam olsun, Babadağ’a selam olsun, Baklan’a, Bekilli’ye selam olsun. Beyağaç’a, Bozkurt’a, Buldan’a selam olsun. Çal’a, Çameli’ne, Çardak’a, Çivril’e selam olsun. Güney’e, Honaz’a, Kale’ye, Merkezefendi’ye selam olsun. Pamukkale’ye selam olsun. Sarayköy’e, Serinhisar’a, Tavas’a selam olsun, Denizli’nin her bir köşesine selam olsun.
Denizli bugün üçüncü mitingimiz Kütahya’daydık, Uşak’taydık, şimdi Denizli’de, Türkiye’de de 32. mitingimiz. Bu Denizli’nin yiğitlerine, bacılarına bütün gittiğimiz diyarlardan selam getirdik aşkla, muhabbetle selam getirdik. Türkiye’nin Doğu’sunu Batı’sını, Kuzey’ini Güney’ini adım adım dolaşıyoruz. Sizin buraya huzurunuza gelenlerin bazıları Türkiye’nin Doğu’suna gidemiyor, bazıları Orta Anadolu’ya gidemiyor, bazıları Batı’ya gidemiyor, ama Türkiye’nin her yerine başı dik bir şekilde elif gibi giden biziz. Türkiye’yi birleştiren Özay Gönlüm’ün o gönül dolusu türküleriyle Ege’den kardeşlik türküleri çığıran, Doğu’ya halayla cevap veren, zeybekle, horonla hep beraber Türkiye’yiz diyen AK Parti hareketidir.
Bizim hareketimiz en başından Genel Başkanından, liderinden her bir neferine kadar bir fedakârlık hareketidir. (“ Bize her yer Türkiye” sesleri) Ama bu söylendi mi bütün meydan söylemeli bize her yer (“Türkiye” sesleri) Bize her yer (“Türkiye” sesleri) Bize her yer (“Türkiye” sesleri) Bize her yer (“Türkiye” sesleri) Allah razı olsun.
Bakınız bir vefa borcu için sizleri şahit kılacağım dedim ki, bizde liderde, genel başkanda, ailemizin her bir ferdi de aynı ölçüde vefayla, çileyle bu yolun yolcusudur. Bir kardeşimizi huzurunuzda anacağım, geçen hafta Bitlis’te mitingden çıktık, Bitlis’ten havaalanına giderken Muş’tan havaalanına giderken arkamızda hemen benim ardımda bütün o yolda bekleyen vatandaşlarımıza selam veren bir kardeşimiz benim adıma Muhammet kardeşimiz biraz önce burada sizlere beni anons eden, davet eden kardeşimiz. Vazifesini hiç aksatmadan yaparken bir an hıçkırıklar duydum, baktım Muhammet’in acı bir haber ulaşmıştı. Babası o saatlerde İstanbul’da Büyükçekmece’de bir trafik kazasında vefat etmişti. Şimdi düşünün AK Parti hareketinin farkını düşünün ki, Muhammet görevine orada devam etti havaalanına kadar ağlayarak ama devam etti, cepheyi terk etmedi. Yine büyüklüğü düşünün ki nasıl bir aşk davasının neferleriyiz. Bilin ki babasını defnetti, ardından dua etti, baktım bugün buraya Denizli’ye gelmiş sizlerle beraber olmak için, tekrar milleti bu davaya çağırmak için 1 hafta bile ailesiyle kalmadı. İşte bizim dava aşkımız bu, Muhammet’in babası için sizlerden birer Fatiha istiyorum, Fatiha bekliyorum El-Fatiha. Evet, işte Muhammet kardeşimiz. Allah Muhammet’in babasının cennetlik eylesin.
Bunu şunun için anlattım: Bir dava eğer yükseliyorsa Denizliler hani yiğit bir zeybeğin meydana çıkması gibi yükseliyorsa bu kolay olmuyor. Herkes bu çorbaya bir şekilde bir tuz atıyor ve güzel bir eser ortaya çıkıyor. 13 yıldır kurucu Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan bugüne kadar AK Parti hareketinin her bir adımına bu şekilde dava katkısında bulunanları, ahirete irtihal edenleri rahmetle anıyorum. Bugün burada ve Türkiye’nin her yerinde bu davaya hizmet edenlere şükranlarımı sunuyorum. İşte AK Parti hareketi budur, her şey olur, ama biz cepheyi terk etmeyiz. Biz sınır bekleyen Mehmetçikler gibi her an bu davanın takipçisiyiz. İşte AK gençlik, çok güzel tabir kullandınız bizim için değerli Ekonomi Bakanımızla birlikte AK Hoca, AK Hoca ne kadar kıymetliyse AK gençlik o kadar kıymetlidir. Akdeniz’de o kadar kıymetlidir. İşte aramızdaki farkta bu, AK Parti hareketi Pamukkale gibi bembeyazdır aktır ak, yolu da haktır hak. Ne güzel oraya Denizliler koymuş, Hocam Denizli elif oldu yeni Türkiye yolunda dimdik duruyor. Elif olan Denizli’ye selam olsun. Aslında çok güzel işareti ortaya koymuşsunuz, bugün Türkiye’de iki siyaset var, çok parti var ama iki siyaset. Elif gibi dimdik oranlar ve yatay, paralel olanlar, daire olanlar, ama dimdik bir istikamette yürüyemeyenler. Dik olmak ne demek? Bakın mademki (“Vur vur inlesin Pensilvanya dinlesin” sesleri) Yalnız Pensilvanya mı dinleyecek? Hepsi dinleyecek hepsi.
Bakın biraz sonra gelecektim, ama madem siz burada beraber hasbihal ediyoruz ben hiçbir konuşmaya ezbere çıkmam, öyle Kılıçdaroğlu gibi ezberlediğim şeyleri nakarat diye her yerde tekrar etmem. Bir ezberliyor ezberini tekrar ediyor. Ben her yerde sizlerle hasbihal ederim siz bana ilham verirsiniz.
Uşak’ta kilimden bahsettim, şimdi o kadar güzel bir elif çizmişsiniz ki oradan gideceğiz, ama sadece Pensilvanya değil. Bakın bizim demokrasimize tuzak kuran bu savcılar dün meslekten tart edildiler HSYK kararı saygı duyarız. Üzerine geleceğim ama bugün Uşak’ta bunun üzerine konuştum, biraz sonra her üç partiden de değişik milletvekillerinin demeci geldi. Diyorlar ki, eğer biz hükümet olursak, koalisyon olursak bu savcıları göreve iade edeceğiz. Demek ki, hepsi paralelin hizmetinde paralelin milletin değil. Şimdi tam da muhasebe vakti elif gibi durduk biz en başından beri darbelere karşı elif gibi, vesayete karşı elif gibi, milletin kaynağını hortumlayanlara karşı elif gibi, yasaklara karşı elif gibi, 28 Şubat’a karşı elif gibi, 27 Nisan’a karşı elif gibi, 12 Eylül’e karşı elif gibi durduk biz elif gibi. Karşımıza İsrail çıktı one minute dedik elif gibi durduk. Bosna’da icap etti elif gibi durduk. Kimse bizi eğip bükemedi, Denizli horozunun başı nasıl böyle dikse AK Parti’nin bizim başımızda hep diktir dik olacak. (“ Gandi notere, Hoca millete” sesleri) Vallahi Denizli, Özay Gönlüm bu toprakların çocuğu neden böyle böyle güçlü bir mizah ve sanat anlayışınız var ne diyorsunuz? Hoca millete, Gandi notere o notere gider notere.
Buraya gelip Türkiye’de birçok (“ Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber” sesleri) Allah bu tekbirleri bu semalardan hiç eksik etmesin. (“Amin” sesleri)
Şimdi biz hep elif gibi durduk kimse bize şunu diyemez: Siz 27 Nisan’da geri adım attınız, siz 12 Eylül darbecilerini yargılamaktan kaçındınız, siz paralelcilere Geziciler karşısında yavaş davrandınız, hiç durmadık hep elif gibi, ama bir de gelin öbürkülere bakalım. Şimdi hepsi 12 Eylül darbesine karşı çıktıklarını söylüyorlar çark ediyorlar çark başta Kılıçdaroğlu olmak üzere, Bahçeli de, Demirtaş da, MHP de, HDP, CHP de. Biz 2010 referandumunda 12 Eylül darbecilerini yargılayalım dediğimizde hepsi hayır oyu verdiler o referandumda, hepsi hayır oyu, hiçbirisi bize destek vermedi. Şimdi bir anda demokrasi kahramanı oldular. Siz bunların palavralarına inanır mısınız? 27 Nisan e-muhtırası verildi bize. Bakın o geceyi iyi hatırlarım ben Başdanışmandım, Sayın Başbakanımız, ilgili arkadaşlar toplandılar ertesi gün elif gibi bir cevap verildi e-muhtıraya elif gibi. Ama CHP’nin o dönem Genel Başkanı o e-muhtıranın yanında yer aldı, diğerlerinden MHP’den ses çıkmadı. Neden biliyor musunuz? Bunlar, bunlar var ya hep pusu da beklerler ah bir kaos çıksa da, ah bir kriz çıksa da bize de bir iktidar yüzü görünse. Bunların hiç seçim kazandığını gördünüz mü? Bunlar hep kaostan beslenirler, hep krizden bir şey üretmeye çalışırlar. Biz ise 12 yıldır 3. genel seçimimiz yine 3 mahalli seçim, iki referandum, cumhurbaşkanlığı seçimi hepsinden karlı çıkan, hepsini birinci bitiren parti hangi parti? ("AK Parti" sesleri) Hangi parti? ("AK Parti" sesleri)
Şimdi baktılar ki, bütün bu yollar kapandı, millet ile AK Parti arasına mesafe koymak mümkün değil, bari dediler hepsini toplayalım bir cephe yapalım. Geçen sene önce 30 Mart’ta bunu denediler, paralelciler geldiler dediler ki; nerede AK Parti’nin adayı kuvvetliyse onun karşısındaki en kuvvetli muhalifi destekleyelim. Doğu’da HDP’yi desteklediler. Hepsi değişik bölgelerde AK Parti’nin karşısında kim varsa onu desteklediler. Cumhurbaşkanımızın o zaman kampanyada sesi kısılmıştı da Konya’da ben konuşmak zorunda kalmıştım ve demiştim ki; tek tek gelmeyin, hepiniz birlikte gelin hepiniz, hepinizi birlikte yenmek daha zevkli olacak. Onu orada başaramayınca, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çatı aday çıkardılar, çatı aday. Ne oldu? Çatı çöktü, temeli olmayanın çatısı olur mu? ("Hayır" sesleri) Milletle buluşmayanın Allah aşkına binası tutar mı? ("Hayır" sesleri) Duası olmayanın bereketi olur mu? ("Hayır" sesleri) Şimdi bu çatı aday dolaştı dolaştı MHP’ye aday oldu, ama daha MHP’nin sembolünü bile işaretle beyan edemiyor. Şimdi ülkücülere soruyorum; siz bu insanların peşinden gidecek misiniz? ("Hayır" sesleri) İşte bugün öyle bir an geldi ki sınav anıdır, herkes yerini yurdunu bilecek ve bunun üzerine daha çok konuşacağız. Hepsi savruldular, dimdik duramadılar. Paralelciler darbeye kalkıştığında hepsi pusuda tilki gibi beklediler. Hiçbirisi mertçe meydana çıkamadılar. Tilkilerden, pusuda bekleyenlerden bu millete hayır gelir mi? ("Hayır" sesleri) Gelir mi? ("Hayır" sesleri) Bu millete hayır bu milletin evlatlarından gelir. Nasıl siz bizim yanımızda dimdik durduysanız, parti kapatılma davasında dimdik durduysanız, 27 Nisan’da dimdik durduysanız, Gezi olaylarında dimdik durduysanız, 17-25 Aralık’ta dimdik durduysanız, Denizli, elif gibi durmaya söz veren Denizli, biz de size söz veriyoruz; elif gibi duracağız, elif gibi.
Şimdi ben meydanlarda söylüyorum; şimdi başka hesaplar içine girdiler. Birçok kere zikrettim, artık CHP yok, HDP de yok, CHDP var, CHDP. Ne demek bu? HDP ile CHP’nin bileşeni. Özellikle de Ege’deki ulusalcılık iddiasındaki CHP’li kardeşlerime sesleniyorum; bakın HDP ne diyorsa CHP aynısını söylüyor, çünkü bunlar birbirinin ruh ikizleri. Biri Türk, biri Kürt ulusalcılığını teşvik etmekle meşgul. Ama bakıyorsunuz Kılıçdaroğlu Diyanet’i kaldıracağım diyor, Demirtaş da evet, ben de öyle yapacağım diyor. Bakıyorsunuz biri imam hatipleri kapatmak için matematiksel formül üretiyor, diğeri diyor ki; doğru, ben de öyle yapacağım diyor. Biri Kudüs Yahudilerin kutsal mekânıdır diyor, diğeri de diyor ki, hiç geri kalmıyor Kılıçdaroğlu, aynı yolda devam ediyor; evet diyor, İsrail’de niye büyükelçimiz yok, İsrail’le niye dost olmuyoruz diyor. Al birini vur ötekine.
Şimdi CHDP böyle ya, MHP de pusuda aslında HDP ile birbirlerini besliyorlar. Biri doğuda şiddet yaptıkça MHP batıda memnun olup prim topluyor. Bakın orada tehdit var, bana oy verin diyor. MHP burada eski, kalıntılı bazı fikirleri gündeme getirip Kürt kardeşlerimizi dışlayınca HDP diyor ki; bakın Kürtleri dışlıyorlar. Birbirlerini destekleyerek birbirlerini besliyorlar. Aynı kaptan su içiyorlar bunlar, aynı. Biz ise Türkiye’nin her yerinde, her yerinde sadece millet, sadece millet, sadece millet diyoruz.
Şimdi manevi milliyetçi değerlerden bahseden MHP Genel Başkanı, Allah aşkına Demirtaş Kudüs Yahudilerin kutsal mekânıdır dediğinde bir cevap verdi mi? ("Hayır" sesleri) Kılıçdaroğlu, Diyanet’i kapatacağız dediğinde bir cevap verdi mi? ("Hayır" sesleri) Kılıçdaroğlu, bütün geçmişiyle tarihimizle Osmanlıcaya hakaret ettiğinde Bahçeli’den bir söz duydunuz mu? ("Hayır" sesleri) Hani Osmanlı’dan övünmek, hani Selçuklu’yu savunmak? Neden ses çıkmıyor? Çünkü şundan: Eğer bunlar AK Parti’ye vurursa, AK Parti zayıflarsa ben de karlı çıkarım. Bizim zayıflamamız üzerine hesap yapmayın, biz millete dayanmışız, bizi kimse zayıflatamaz.
Şimdi birer birer soralım, biraz da ekonomiye girelim değil mi?
Şimdi bakın Kılıçdaroğlu meydanlara geliyor diyor ki; bana 4 yıl verin başka bir şey istemiyorum. Niye öyle diyor? 2002’de olsa bunu söyler miydi? ("Hayır" sesleri) Çünkü hepsi kaçtı gitti. MHP’ye o zaman iktidar imkânı verildi, daha süresini doldurmadan bırakıp gittiler, Hazine’yi de tamtakır bomboş bize devrettiler. Şimdi biz Rabbimizin yardımı ve bereketlendirmesiyle, milletimizin desteğiyle, bir de gece-gündüz alnımızın teriyle çalıştık çalıştık çalıştık Hazineyi doldurduk, Kılıçdaroğlu hevesleniyor. Gelip de şunu nasıl tüketeyim, israf edeyim diye. Buna fırsat verir misiniz? ("Hayır" sesleri) Şimdi tam da Denizli ağzıyla söylemek lazım; olicek iş va, olmayacak iş va, işine bak akadaş. Olcek iş mi yani, Kılıçdaroğlu 4 yıl Başbakan, olcek iş mi bu? ("Hayır" sesleri) Olmaz.
Bahçeliye de söylemek lazım, yine sizin de güzel, ben bu Denizli’ye hayranım, o kadar güzel sözler var ki, kitap yazacağına Denizli’nin sözlerini çıkar her şeyi anlatır. Eğreti ata binen tez iner. Bunlar eğreti ata biniyorlar. Bindikleri at paralel atı. Şimdi 2002’de iktidardınız, niye bıraktın Sayın Bahçeli, niye bıraktın? Madem hizmet etmeye devam etseydin. Hayır, eğreti ata bindiler. Türkiye ne hale geldi biliyor musunuz 2002’de?
Şimdi hepimiz inşallah bir şekilde bu dünyada amellerimizle yaşayıp huzura gideceğiz. Şimdi Ahmet Hulusi Efendi’ye, Denizliler hep beraber Ahmet Hulusi Efendi’nin Kayalık Camiine tekrar geldiğini görsek ve manen onunla konuşsak, dese ki Ahmet Hulusi Efendi; ben İzmir işgal edildiğinde Kuvayi Milliye için 2 saatte millete fetva verdim ve Denizli işgal yüzü görmedi. Peki, 2002’nin Türkiye’sinde, yani Türkiye’nin IMF’e borçlu olduğu, muhtaç olduğu, 70 sente muhtaç olduğu Türkiye’yi görse Ahmet Hulusi Efendi ne derdi? Yazıklar olsun demez miydi 2002’de, yazıklar olsun. Biz bunun için mi Kuvayi Milliye’yi kurduk demez miydi? Yine 2002’de düşünün Türk Silahlı Kuvvetleri… (“Başbakan Ahmet, vatan sana emanet” sesleri)
Peki, elif gibi duran Denizliler; sandık kime emanet? (“Bize” sesleri) Sandık kime emanet? (“Bize” sesleri) Sahip çıkacak mısınız? ("Evet" sesleri) Sahip çıkacak mısınız? ("Evet" sesleri) İnşallah Denizli’de bir destan yazıyor muyuz, yazıyor muyuz? Yazceğez mi? (“Yazceğez” sesleri) İnşallah 7 Haziran’da göreceğiz, herkesi göreceğiz inşallah.
Bakın… (“AK gençlik burada, her şey yolunda” sesleri) İnşallah, Türkiye’yi yoldan çıkarmak isteyenlere karşı en büyük garantimiz, teminatımız bu AK gençliktir, AK Parti’nin neferleridir.
Şimdi Denizli’nin bir kasabasından bahsedeceğim ki herkes ders alsın, sonra Ahmet Hulusi Efendi’ye geri döneceğim. Denizli’de Yatağan diye bir kasabamız var değil mi? ("Evet" sesleri) Yatağan, Osmanlı akıncılarının palalarının, silahlarının yapıldığı yer. Duayla, besmeleyle, hani geçen gün Diriliş setinde yan yana durarak tekrar edilen çok güzel bir… Haydır Allah, Haktır Allah. Haydır Allah, Haktır Allah. Haydır Allah, Haktır Allah. Haydır Allah Haktır Allah diye diye Yatağan’da Osmanlı akıncılarının kılıçları yapılıyordu, palaları. Ve Denizli’nin duası, Merkez Efendi’nin duası. Bu Türkmen Yörük obalarının yiğit delikanlılarıyla Osmanlı akıncıları Denizli’de yapılan kılıçları kullanıyordu. (“Konya’da doğdu, … helal olsun sana Ahmet Hoca” sesleri) Sağ olun, size de helal olsun. Biz Malazgirt’ten bu tarafa gelirken atalarımız, bir kısmı gitmiş Konya’nın Toroslarına konuvemiş, bir kısmı da Denizli’ye gelivemiş. İşte böyle, Torosların bir yakasında biz, bir yakasında Denizli. Ama biz ne Torosların arasında fark gözetiriz, ne de Türkiye’nin bir dağını diğer dağından, bir ırmağını diğer ırmağından ayırırız. Selam olsun bütün Türkiye’ye.
Bakın Osmanlı palaları burada yapılıyordu, kılıçları, zırhları. O zamanki devletlerden hibe alınmıyordu, onun için Osmanlı cihan devletiydi. Ama 2002’de biz Türkiye’yi devraldığımızda tanklarımız başka ülkelerden hibe geliyordu, başka bir ülkeye de tamire gidiyordu. Hibe alınan tankları bile tamir edemiyorduk o üçlü koalisyon döneminde. Hani şimdi yine koalisyona hevesleniyorlar ya, üçüncümüz bir araya gelelim koalisyon kuralım. Millet vermez, ama siz üçlü koalisyonla 2002’de neler yaptınız millet çok iyi biliyor. Koalisyon ne demek millet çok iyi biliyor. İşte o dönemde düşünün bu asil millet, bu kudretli devlet o hale düşürülmüştü ki tasarruf tedbirleri dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en temel ihtiyaçları karşılanamıyordu. Şimdi Ahmet Hulusi Efendi gelse o Türkiye’yi mi över, bu Türkiye’yi mi över? O Türkiye ile bu Türkiye’yi karşılaştırır ve der ki işte AK Partili yiğitler benim fetvamın hakkını vermişler, Kuvayi Milliye’nin hakkını vermişler der.
Şimdi bir tarafta 2002’de namerde muhtaç olan bir Türkiye, diğer tarafta şimdi kendi tankını yapan bir Türkiye, kendi uçağını yapan bir Türkiye. Kendi helikopterini yapan bir Türkiye. Bu izzetli ve kudretli Türkiye’ye geçişi kim sağladı? ("AK Parti" sesleri) Kendi tankımızı kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Kendi denizaltımızı kim yapıyor? ("AK Parti" sesleri) Kendi Atak helikopterimizi kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Kendi eğitim uçağımızı kim yapıyor? İnsansız hava aracını kim yapıyor? ("AK Parti" sesleri) İnşallah 2023’te Toros semalarında zeybekler gibi dönecek olan savaş uçağımızı kim yapacak? ("AK Parti" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar zillet içindeydi AK parti izzet içinde, izzet.
Bu milletin devletine, Silahlı Kuvvetleri’ne izzeti, onuru, şerefi kim kazandırdı? ("AK Parti" sesleri) Biz namerde muhtaç olan bir devletten bütün mazlumlara yardım elini uzatabilen bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti inşa ettik. Şimdi yepyeni bir döneme doğru yürüyoruz. Yeni Türkiye yolunda elif gibi yürüyoruz, elif gibi.
Sadece savunma sanayinde mi, her alanda. Bakın… (Filistin, burada…” sesleri) Ama madem sordunuz gençler, böyle cılız cevap gelmez? Ama madem sordunuz gençler, böyle cılız gelmez. Filistin nerede? (“Burada” sesleri) Bosna nerede? (“Burada” sesleri) Kosova nerede? (“Burada” sesleri) Semerkant, Buhara nerede? (“Burada” sesleri) Somali nerede? (“Burada” sesleri) Şimdi de cevap verin hep beraber, bütün bu topraklarda Al Bayrak dalgalanıyor, çünkü bizim için her yer… (“Türkiye” sesleri) Bizim için her yer… (“Türkiye” sesleri) Bizim için her yer… (“Türkiye” sesleri)
Bakın evladı Fatihan… (“Bize her yer Türkiye” sesleri) İşte AK Parti farkı bu. Türkiye’nin kaderi AK Parti’nin kaderidir. Niye biliyor musunuz? Türkiye’de bu şekilde haykıran, her şehirde haykıran tek miting AK Parti mitingleri. Bakın Bitlis’te de, Muş’ta da, Ağrı’da da, Iğdır’da da miting yaptık, yine sizin gibi gençler, sizin gibi, elif gibi duran doğunun yiğitleri de bize her yer Türkiye diye haykırdılar. Ama birilerinin kafasında, zihninde Türkiye bölünmüş. Sadece bir kısım yerde bu sözlerle millete seslenebiliyorlar. Türkiye’nin her yerinde bize her yer Türkiye diye haykırabilen tek parti… ("AK Parti" sesleri) Bunu inşallah ebediyete kadar haykıracak olan tek parti… ("AK Parti" sesleri)
Şimdi bu tuzaklar içinde aziz Denizlililer; 7 Haziran’a yürüyoruz. Türkiye’nin bütün bu büyük başarılarından sonra sizler bu başarıları en derinden, en doğrudan yaşadınız. Türkiye’nin ekonomik anlamda nereden nereye geldiğini en iyi siz biliyorsunuz. (“Milletin birliği sınırları yıkacak” sesleri) İnşallah bütün bu sınırlar, aradaki nefret, öfke, kin sınırlarının hepsini yakıp yıkacağız. Dünyaya barışı, adaleti ve hikmeti hakim kılma hareketidir bu hareket kim olursa olsun. (“Tekbir, Allah’u ekber” sesleri)
12 yıl içinde… (“Ya Allah bismillah, Allah’u ekber” sesleri) Allah razı olsun.
Bakınız, 12 yıl içinde elif gibi yürüdüğümüz için her şey bereketlendi. 12 yıl içinde 757 hastane inşa ettik. Türkiye’nin sadece 9 vilayetinde doğalgaz vardı, şimdi 74 vilayetinde doğalgaz var. Türkiye’nin sadece 23 vilayetinde havaalanı vardı, şimdi 56 vilayetinde var. Türkiye’nin her ilinde üniversite yoktu, 73 üniversite vardı, ama bunların çoğu büyük şehirlerdeydi. Şimdi her ilimizde, 81 ilimizde üniversite var, 193 üniversitemiz var. 757 hastane inşa ettik, 6 bin kilometre bölünmüş yolumuz vardı, şimdi 18 bin kilometre buna ekledik.
Bakın vizyonla dar görüş arasındaki farkı size bir örnekle anlatayım. Bakın, şimdi biraz sonra size müjdeler vereceğim Denizlililer, Denizli’yle ilgili müjdeler. Bu müjdelerden biri de hızlı trenle ilgili. Nereye gitsek, onları tek tek zikredeceğim, ama önce şu kıyası bir görün: Nereye, hangi vilayetimize gitsek bizden yüksek hızlı tren istiyor. Çünkü millet gördü, İstanbul, Eskişehir, Konya, Ankara, yavaş yavaş hızlı tren yayılıyor. 2001 yılında, 2002 yılında şimdi MHP’de önemli bir görevde olan o zaman MHP’nin Ulaştırma Bakanı hızlı tren projesini görünce şöyle diyor: Hızlı treni değil biz, değil bizim çocuklarımız, torunlarımız bile göremez diyor, aradaki fark bu. Onların torunlarımız bile göremez dediği hızlı treni biz Türkiye’nin her yerine götürüyoruz, her yerine.
Türkiye’yi baştanbaşa donattık. Sadece devletin zenginleşmesi değil halkımız için de. Bakınız 2002’de sadece 1 yılda 784 bin çamaşır makinesi satılmıştı, geçen sene 2 milyon çamaşır makinesi satıldı. 2002’de 1 milyon takriben 980 bin buzdolabı satılmıştı, 2014’te 2,5 milyon satıldı. 2001’de 91 bin araba satılmıştı, geçen sene 581 bin araba. Bunları halkımız alıyor, demek ki halkımızın alım gücü var, demek ki halkın refahı yükseldi. Kılıçdaroğlu, Türkiye’de 18 milyon yoksul var diyor 200 liranın altında, rüya görüyor rüya. Gençler, biz size üniversitelerde, bırakın 200 liranın altında yaşamak, öğrenciye, lisans öğrencisine biz 330 lira burs veriyoruz burs. Doktora öğrencisine 990 lira, yüksek lisans öğrencisine 660 lira. Burada kadınlarımız var, eşini kaybetmiş hanımlara izzetli ve onurlu bir hayat için Denizli’de 5 bin, Türkiye genelinde 380 bin hanıma iki ayda bir 500 lira veriyoruz; hiçbir şey sormadan, çalıştın mı, emekli misiniz, değil misiniz, sormadan 500 lirayı veriyoruz. Yine Türkiye’de çocuklarımıza ders kitaplarını bedava dağıtıyoruz. 2002’de kendi paran bile olsa sıraya girip zor alıyordun ders kitabını. Şimdi analar-bacılar; çocuklarınızın ders kitaplarını bedava alıyor musunuz? ("Evet" sesleri) Alıyor musunuz? ("Evet" sesleri) Bu Kılıçdaroğlu neden bahsediyor? Rüya görüyor rüya.
Yine Türkiye öylesine gelişti ki, biraz önce helikopterle değerli Ekonomi Bakanımızla buraya doğru gelirken dağlarda hala kar gördük. Bakın yüreğimizi yaralayan bir şeydir anneler açısından; bizden önce kışın belli aylarında dağlarda, dağ köylerinde, Torosların dağ köylerinde kalındığı zaman bir çocuk dünyaya gelecek olsa yollarda Allah muhafaza annesini de, çocuğunu da kaybediyorduk, yollarda ne kadar hasta vefat etti. Bunlardan biri de benim annem olduğu için kendim şahsen yaşadığım bir hikâyedir. Ama 631 ambulans vardı bütün Türkiye’de, şimdi 4387 ambulans var, 4387. Ve bunların büyük çoğunluğu, önemli bir kısmı da kar paletli ambulanslar, kar paletli. Öylesine önemli bir farktır ki bu, sadece Denizli’den bir rakam vereyim; acil ambulans sayısı 11’di, şu anda Denizli’de 50 ambulans var ve 50 ambulansın da içinde kar paletlileri var. Ayrıca, ambulans helikopter var, ambulans uçak var. İşte aziz Denizliler, her an vatandaşına hizmet etmeye hazır bir devletin vatandaşı olmaktan memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Kudretli ve şefkatli Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşı olmaktan memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Türkiye Cumhuriyeti Devleti nasıl kudretle yoluna devam ediyorsa aynı şekilde Denizli’de de büyük yatırımlara imza attık.
Ambulans deyince, bir kardeşimiz orada galiba fenalık geçirdi, Allah şifa versin.
Bakınız Denizli’de 7836 derslik yapıldı, 8070 adet tablet, 21 milyon kitap bedava verildi. Pamukkale Üniversitesine 8 fakülte, 2 enstitü, 4 meslek yüksekokulu, 25 araştırma ve uygulama merkezi kuruldu. Teknokent açıldı, ulaştırmada 67 kilometreden 285 kilometre ekleyip 325 kilometreye çıkardık. Atık su arıtma tesisi hiç yoktu, şu anda 16 atık su arıtma tesisi var. Katı atık tesisi hiç yoktu, şu anda 1 tane var. Ve 46 spor tesisi yaptık.
Şimdi gelelim Denizli’ye vereceğim müjdelere, birer birer. Devam eden yatırımlar anlamında Denizli’ye tek tek saymak istiyorum.
Bir; 1000 yataklı şehir hastanesini yapıyoruz inşallah, Allah hayırlı mübarek etsin.
İki; Karahayıt’ta 100 yataklı fizik tedavi ve rehabilitasyon hastanesi yapıyoruz. Ar-ge merkezleri kuruyoruz. Tavas ve Çivril’de de devlet hastanelerinin yapımına en kısa zamanda bitireceğiz.
Üç; ulaştırma alanında hepinizin hasretle beklediği, inşallah İzmir-Antalya hızlı trenini çalıştırmaya başladık. İzmir-Aydın-Denizli-Antalya hızlı trenle İzmir-Antalya arasında Denizli temel kavşak noktası olacak. Ayrıca, Eskişehir-Afyon üzerinden gelen hat da Burdur-Isparta’dan geçerken Denizli’ye dahil edilecek. Dolayısıyla hızlı trenin kavşak noktalarından biri Denizli olacak.
Dört; otoyol. İzmir-Antalya otoyolu yapılırken tabii ki Denizli’den geçecek ve Denizli, İzmir ile Antalya arasındaki yoğun trafiğin merkez şehirlerinden biri olacak inşallah. Denizli, bu anlamda bütün hizmetleri en iyi şekilde hak ediyor.
Yine 2520 metre uzunluğunda çift tüp Honaz Tünelini de yapıyoruz.
Altı; Hambat Ovası sulama projesini inşallah hayata geçireceğiz ve Afyon-Denizli arasındaki geniş Hambat Ovası daha da bereketlenecek.
Yine arkeolojik alanda dünyanın en zengin yerlerinden biri Denizli’dir. Yedinci müjdemiz; 22 antik şehri barındıran Denizli’yi dünyanın en önemli arkeolojik turizm merkezlerinden biri yapacağız.
Sekiz; jeotermal alanda ılıcılarda, kaplıcalarda Türkiye’nin öncü şehirlerinden olan Denizli’ye ayrıca jeotermal turizmde önünü açacağız, önünü açacağız.
Organize sanayi bölgelerini yaygınlaştıracağız, ihtisası gerçekleştireceğiz.
Tarım alanında Denizli’nin toprakları bereketlidir. Ama geçen haftalarda yaşadığımız don felaketinin farkındayız. Dün Isparta ve Burdur’da oradaki hemşehrilerimize gerekli desteği verdiğimizi, vereceğimizi ifade ettim. Burada da Denizli’nin dondan zarar görmüş bütün çiftçilerimize gerekli desteği vereceğiz inşallah. Bundan hiç kimsenin tereddüdü, şüphesi olmamalıdır. Aynı şekilde Uşak’ta da bu şekilde bir zarar söz konusu olmuşsa hem Denizli’de, hem Uşak’ta gerekli çalışmalar yapılacak.
Pamukkale Üniversitesi, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birisi. 50 bin öğrencimiz var. Pamukkale’de böylesine güzel gençleri ağırlamaktan memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Şimdi 50 bine ulaşınca sayı, inşallah YÖK’le, Milli Eğitim Bakanlığı’yla da konuşup Denizli’ye inşallah ikinci bir devlet üniversitesi için gerekli adımları atacağız.
Yani hızlı trenin merkez üslerinden, otoyolun merkez üslerinden olacak olan Denizli, inşallah jeotermalin de, arkeolojinin de, ilmin de, bilimin de merkez üssü olacak inşallah. Denizli, her zaman bize destek vermiş olan Denizli hizmetin en iyisini hak ediyor.
Geçmişte yaptığımız hizmetleri gayet iyi biliyorsunuz, bir kez daha söyleyin de herkes duysun; bütün bu hizmetleri kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Bütün bu hizmetleri millete kim sundu? ("AK Parti" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar ceğiz-cağız derler, bakın ben hiç ceğiz-cağız demiyorum; yapıyoruz, yaptık diyorum, ya geçmiş zaman, ya şimdiki zaman.
Ey Denizli, şimdi konuşmamızın başına dönelim Ahmet Hulusi Efendi’nin çocukları. Türkiye’nin istiklalini korumak için demokrasiye sahip çıkmaya var mısınız? ("Varız" sesleri) Darbecilere, vesayetçilere, paralelcilere karşı elif gibi durmaya var mısınız? ("Varız" sesleri)
(Halkla Birlikte Söyleniyor)
Bir kez de tekrar ederek söyleyelim; darbecilere ve paralelcilere karşı elif gibi durmaya kararlıyız, elif gibi durmaya kararlıyız. Elif gibi durmaya kararlıyız. Darbeciler ve vesayetçiler duysun; değil üç parti, değil üçgen ve paralel, hepsi birleşsinler Denizli’yi, Türkiye’yi bu iradeden yoksun bırakamayacaklar. Bizler her zaman, her yerde bunun en güzel örneğini veren Denizli’ye şükran borçluyuz.
Şimdi 7 Haziran’a giderken Denizliler, bir kez daha soruyorum; inşallah 7 Haziran’da bir destan yazacak mısınız? ("Evet" sesleri) İnşallah 7 Haziran’da bütün bu tuzak kuranlara gereken cevabı verecek misiniz? İnşallah 7’de 7 yapar mıyız? ("Evet" sesleri) AK Parti saflarında buluşacak mıyız? ("Evet" sesleri) O zaman deyiverin gari, gocuman gocuman dualarınızı esirgemen, oylarınızı AK Parti’ye atıverin. İnşallah sandıkları güzel bir Denizli zeybeğiyle şenlendirecek miyiz? (“Tezahüratlar) İşte Ahmet Hulusi Efendi’nin torunları. İzmir’de işgali duyunca 2 saatte Kayalık Camiinden milleti ayağa kaldıran Ahmet Hulusi Efendi’ye selam olsun.
Denizli… (Ya Allah bismillah, Allah’u ekber” sesleri) Maşallah, siz bizi bırakmayacaksınız galiba. Bu coşku, bu aşk Denizli’nin 7 Haziran’daki kararını söylüyor. Denizli inşallah demokrasi destanı yazıyor muyuz? ("Evet" sesleri) İnşallah Denizli’den yeni bir zafer destanı duyacak mıyız? Hep beraber 7 Haziran’a kadar bütün Denizlili bacılara, yiğitlere, kardeşlere, emmilere, teyzelere gidip gün bugündür, hep beraber milli iradeye yürüyelim diyecek miyiz? ("Evet" sesleri) İnşallah milli irade destanıyla AK Parti’ye bir kez daha emaneti tevdi edecek miyiz? Yeter söz de, karar da milletin diyecek miyiz? ("Evet" sesleri) Sandıkları tam bir iradeyle, milli iradeyle dolduracak mıyız? ("Evet" sesleri) Denizli, sen söz verdin mi sözünde durursun. Milli irade için söz mü? ("Söz" sesleri) Denizli’de inşallah 7’de 7 yapmak için söz mü? ("Söz" sesleri) Sandıklara milli irade mührü vurmaya söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri)
Allah razı olsun, Allah yar ve yardımcımız olsun. Allah’a emanet olun.