Basbakan Davutoglu’nun Düzce Mitingi konusmasinin tam metni
Selam olsun, selam olsun, selam olsun. Davamızın omurga şehri Düzce’mize selam olsun.
Bu toprakların fatihleri Akçakoca’ya, Konuralp’e selam olsun. Gazi Rahman’a selam olsun. Manevi öncümüz Zahit Kevseri Hazretlerine selam olsun. Düzce’mize, milli birliğimizin sembol şehri Düzce’ye selam olsun.
Düzce’nin her bir köşesine selam olsun. Akçakoca’ya selam olsun. Cumayeri’ne, Çilimli’ye selam olsun. Gölyaka’ya selam olsun, Gümüşova’ya selam olsun, Kaynaşlı’ya, Yığılca’ya selam olsun.
Aziz Düzceliler, bu ne güzel manzara, bu ne güzel bir görüntü. Sizler burada birbirinizle omuz omuza vermişken bu güzel topluluğu bütünüyle göremiyorsunuz. Ama helikopterden baktığımda, dönüp size el salladığımda, siz de bize el salladığınızda dedim ki; Yarabbi, hamdolsun hamdolsun ki böyle bir milletin sözcüsüyüz. Hamdolsun ki arkamızda Düzce var.
Düzce özel bir yer, Düzce birçok açılardan anlamlı ve özel bir yer davamızı anlatmak için. (“Düzce seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz de sizlerle gurur duyuyoruz.
Niye önemli biliyor musunuz? Yolumuz çok Düzce’den geçmiştir; karadan, havadan çok geçmiştir. Hep Düzce’yi düşündüğümde şöyle dedim, bizim tarihimizin, millet harmanımızın küçük bir numunesi, küçük bir Türkiye. Düzce’de Manavlar var, Düzce’de Rumeli göçmenlerimiz var, Pomaklar var, Düzce’de Kafkas göçmenlerimiz var, Çerkezler, Gürcüler, Abhazalar, Kürt, Laz, Türk, Düzce Türkiye’nin özeti, Türkiye’nin ve hepsi bir arada yaşar, hepsi bir arada yaşar. Düzce’de bir tek sıkıntı görmezsiniz. Bu, özellikle bugünlerde önemli. Düzceliler, birkaç perspektifle Düzce’den hareketle AK Parti’yi anlatacağım.
Birinci perspektif; milli birlik ve kardeşlik. Düzce, kardeşliğimizin sembol şehridir. Hani etnik ve mezhebi olarak bizi bölmek isteyenler olur. Biz dediklerinde şu veya bu etnik ve mezhebi kesimi kastederler, şu veya bu şehri. Ama biz Düzce’den biz dedik mi 78 milyonu kastederiz 78. Seçim kampanyası bile aziz Düzceliler, takip ediyorsunuz değil mi? ("Evet" sesleri) Bizim bu 45. seçim mitingimiz 45. Türkiye’nin her köşesine gittik geldik, her yerine. Ve işte sizin önünüzde söz veriyorum; 81’i de tamamlayacağız inşallah. Ama bakıyorsunuz bir parti sadece Doğu’da, Güneydoğu’da konuşuyor, diğer yerlere hitap ettiğinde bile hep sınırlı kesimlere. Bir başkası… (Tezahüratlar) Daha geleceğiz, onlardan çok hesap soracağız Düzceliler, çok çok hesap soracağız onlardan. Bir başkası İç Anadolu’da dolaşıyor, ama Doğu’ya, Güneydoğu’ya gidemiyor. Bir üçüncüsü sahillerde dolaşıyor. Ama bir parti var ki Türkiye’nin her yerinde Al Bayrağı, AK Bayrağı dalgalandırıyor. Onun için aramızdaki fark bu. Bakın işte burada, Sayın Bahçeli bundan bir müddet önce bana dönüp dedi ki; kendince eleştiriyor, Doğuda Mele Ahmet, batıda Yörük Ahmet. Eksik söylemiş dedim, eksik Türkiye’nin her yerinde bana farklı unvanlarla hitap ederler doğru. Dün Kırşehir’de bana Ahi Ahmet dediler, Erzurum’da Dadaş Ahmet dediler, Sivas’ta Yiğido Ahmet dediler, Elazığ’a gittim Gakkoş Ahmet dediler, Aydın’a gittim Efe Ahmet dediler, Toroslara indim Yörük Ahmet dediler. Şimdi Düzce’de bunların hepsi var, burada da Şeyh Şamil’in torunu derler, evladı Fatihan derler. Biz Hakkâri’yiz, biz Konya’yız, biz Rize’yiz, Trabzon’uz, Kayseri’yiz, İzmir’iz, biz Üsküp’üz, biz Saraybosna’yız, biz Kafkaslar, biz Orta Asya’yız, biz Kudüs’üz Kudüs. Onlar bunu hissedemezler Düzceliler. Onların tarihi yok, onların kimliği sınırlı. Bizim tarihimiz Akçakoca’ya gider, bizim tarihimiz Konuralp’e gider. İşte evvelsi gün Bilecik’teydim birkaç gün önce, bizim tarihimiz Şeyh Edebali’ye gider Şeyh Edebali’ye. Bunlar her biri tek başına bir kıymet ifade etmiyor, hep tek hedefleri var AK Parti’yi durdurmak. Bakın sordum dedim ki, Düzceliler sizin huzurunuzda da söylüyorum; bu mahşeri kalabalığı Düzce’de görünce daha da bir inançla söylüyorum; eğer seçimi kazanamazsak ben bırakırım, siz bırakacak mısınız diye sordum Kılıçdaroğlu’na, Bahçeli’ye, Demirtaş’a, çıt yok, çıt yok. Neden yok? Onlar Düzce’ye geldiğinde böyle bir topluluğa hitap edemez ki. Onlar 81 vilayete gidemez ki. Onlar göz göze milletle konuşabilir mi? ("Hayır" sesleri) Gelip Düzce’ye size hitap edebilir mi? ("Hayır" sesleri) Düzce’deki vatan evlatlarının her biriyle diz dize oturabilir mi? ("Hayır" sesleri) Onun için korkarlar. Biz meydan okuruz, onlar meydandan kaçarlar. Ama bizim için öyle mi? Bakın 45. mitingim, her yerde büyük bir coşkuyla halkla beraberim. Ben biliyorum ki Allah’ın izni, milletin desteğiyle 7 Haziran’da yeni bir destan yazacağız. Yazacak mıyız? ("Evet" sesleri) Yazacak mıyız? ("Evet" sesleri) Biz destan yazarız, onlar nal toplar nal. Onun için onlar dönüp de biz de hazırız, eğer kazanamazsak bırakırız demiyorlar, çünkü koltuk sıcak.
Ama AK Parti bir dava hareketidir, AK Parti’de koltuk, makam, mevki değil dava aşkı vardır dava aşkı. Bakın güzel bir örnek, Zonguldak’taydık, onların da selamı var Zonguldaklıların. Orada eski Meclis Başkanımız Köksal Toptan kıdemli bir siyaset dehasıdır. Burada da yine eski Meclis Başkanımız Mehmet Ali Şahin konuştu. İkisi de aşkla, yürekle konuştu. İkisi de üç dönem dolayısıyla milletvekili olmayacaklar, ama her yerde bizim yanımızdalar. Çünkü AK Parti koltuk davası değil millet davasıdır, millet davası. Şimdi aradaki fark bu. Onlara ne dediler biliyor musunuz? Kulaklarına fısıldadılar; siz iktidar olamazsınız, ama bari AK Parti’nin önünü kesin. Üçünüz bir araya gelin, dördüncüsü de… Orada ne güzel yazmışsınız: “Paralel-dikey fark etmez, Düzce ihaneti affetmez.” Bir de ihanet şebekesi, dördü bir araya geldiler. Birileri dediler ki ona üniversite sınavından mülhem; 4’ünüz bir araya gelin 4 yanlış 1 doğruyu, yani AK Parti’yi götürsün. Be hey gafiller; 1 doğru 4 yanlışı götürür 4. Bizim 4 diye bildiğimiz tek şey Rabia’dır; tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlettir.
Bakıyorsunuz… (“Düzce seninle gurur duyuyor” sesleri) Şimdi bakıyorsunuz düşman kardeşler bile bizim karşımızda birleşiyor. HDP’nin binasına saldırılıyor, HDP’liler suçu AK Parti’ye atmak için MHP’ye bir pas atıyorlar. Biliyoruz siz yapmadınız, ama yapmadığınızı söyleyin. MHP de pası alıyor, cevap veriyor; biz yapmadık, AK Parti yapmıştır. Bu MHP şehit cenazeleri üzerinden siyaset yürütürken şimdi HDP ile aynı çizgide buluşuyor, aynı çizgide. Siz bunlara oy verir misiniz? ("Hayır" sesleri) Yine iç güvenlik reformunda biz 6-7 Ekim olayları bir daha olmasın diye iç güvenlik reformu çıkardık. Aa bir baktık, MHP ile HDP, CHP aynı safta bunu engellemeye kalkıştı. Ben o zaman onlara dedim ki; bunlar molotof cephesi, molotof cephesi, molotofu engellemek için çıkan yasaya karşılar. Şimdi de bunlar paralel cephesi oldular paralel. Ve hemen AK Parti’ye suçu atmaya kalktılar. Hâlbuki ilk günden bütün bunlara karşı olduğumuzu saldırı olduğu anda söyledik. Yine söylüyorum Düzce Meydanından; bizim siyasetimizde şiddet yoktur, nefret yoktur, öfke yoktur. Biz muhabbet yolcularıyız, biz aşk yolcularıyız, biz kutlu yürüyüşün yolcularıyız, hikmet yolcularıyız. Tek bir AK Partili şiddete bulaşmamıştır, tek bir AK Partili herhangi bir eylemin içinde olmamıştır. Ama bakın şimdi bu HDP Eşbaşkanının kendisi siyaset yapıyor, dağda kardeşi terörist. Bir ayağı dağda, bir ayağı ovada demokrasi olmaz. Net tercih yapacaklar, gelecekler milletin huzuruna.
Öbür tarafta CHP… (“Kahrolsun PKK” sesleri) Biz çözüm sürecini milli birlik ve demokrasi projesi olarak ortaya koyduk. Ama bunlar hem şiddeti kullanıp hem siyaset yapmak istiyorlar. Öbür tarafta CHP, DHKP ile birtakım başka terör örgütleriyle irtibatlı kişileri neredeyse birtakım ilişkilerle Reyhanlı saldırısında kendi bünyelerinde barındırıyor. Hatay birinci sıradaki aday, Esad’a övgüler dizen, şarkı yapan bir kişi. Şimdi bunlar millete hizmet edebilirler mi? ("Hayır" sesleri) Bunlar milli birliği koruyabilirler mi? ("Hayır" sesleri) Düzce, milli birlik şehri; bugün 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ve İstiklal Harbimizin meşalesinin yandığı, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı gün.
Geçtiğimiz günlerde Balıkesir’deydim, bir kez daha söylüyorum; Türkiye’de üç kez Kuvayi Milliye hareketi oldu. Bir İzmir’e düşman çıktığında Balıkesir’de Alacamescit’te Müftü Abdullah Efendi, Mutasarrıf Hilmi Efendi, Belediye Reisi Mehmet Emin Efendi, Hasan Basri Çantay, Vehbi Bolak bir araya geldiler ilk Kuvayi Milliye’yi kurdular ve İstiklal Savaşını kazandık.
İkinci Kuvayi Milliye, Adnan Menderes’in demokrasi hareketidir, milletle devleti barıştırma hareketi.
Üçüncü Kuvayi Milliye hareketi AK Parti hareketidir, AK Parti.
İşte buradan Düzce’nin ikinci özelliğine geliyorum. 2002’de biz iktidara geldiğimizde ülke yıkıntılar içindeydi, IMF’e borçluyduk. Düzce, Bolu, Sakarya, Gölcük ise daha depremin yaralarını saramamıştı. 1999’da o acı depremi yaşadığımızda ülke o haldeydi ki ve o zaman da Sayın Bahçeli Başbakan Yardımcısı, o haldeydi ki Ankara’dan Başbakan, bakanlar günlerce Düzce’ye, Sakarya’ya gelemediler gelemediler.
Şimdi bakın nasıl kudretli bir devlet var ki Van’da deprem oldu 1 yıl içinde yeni bir Van inşa ettik, 17850 konut yaptık 1 yılda. Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri)
Bakın Nepal’de bir deprem oldu. Bütün dünya izlerken Nepal’e inen ilk uçak, yardım uçağı Türk Hava Yolları’nın yardım uçağıydı, Türk Hava Yolları’nın. Haiti’de deprem oldu, ilk inen uçak Türk Hava Yolları uçağı. Filipinler’de sel baskını, tsunami oldu, ilk inen uçak Türk Hava Yolları uçağı. Ey Düzce, milli şuurun toprağa bir tohum gibi ekildiği şehir, böyle kudretli bir devletin vatandaşı olmaktan memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Türkiye’yi kim kudretli kıldı? ("AK Parti" sesleri) Türkiye’yi IMF’in kapısından kim çekip aldı? ("AK Parti" sesleri) Türkiye’yi başı dik bir devlet olarak dünyaya kim tanıttı? ("AK Parti" sesleri)
Peki, şimdi bunlar 4’ü bir araya gelip eski Türkiye’yi kurmak istiyorlar, yani koalisyonlar Türkiye’si. Yani deprem olduğunda 200 kilometre, 250 kilometre ötedeki şehre gidemeyenlerin ülkesi. Yani bir gecede yüzde 7200’lük faizlerin ülkesi. Yani bir Anayasa kitapçığı atıldığı için ülkenin iflas ettiği bir ekonomi. Siz buna razı olur musunuz? ("Hayır" sesleri) 4’ü birden, ben önce diyordum CHDP, HDP ile CHP birleşti. Şimdi MHP de katıldı ona. Paralel zaten Büyükşehir Belediyesinde yaptığı görüşmeyle HDP ile temas kurmuştu. 4’ü birden partilerinin ortak adı ETP, eski Türkiye partisi. Eski Türkiye partisine izin verir misiniz? ("Hayır" sesleri) Kudretli ve şefkatli yeni Türkiye’yi inşa edecek miyiz? ("Evet" sesleri) Edecek miyiz? ("Evet" sesleri) Edecek miyiz? ("Evet" sesleri)
Bizi engellemeye çalıştılar, baktılar ki millet ayağa kalkıyor, engellemeye çalıştılar. Önce genç subaylar rahatsız diye birtakım darbe hazırlıkları. Bizi durdurabildiler mi? ("Hayır" sesleri) Kurucu Genel Başkanımızı yasakladılar, bizi durdurabildiler mi? ("Hayır" sesleri) 2007’de e-muhtıra verdiler, bizi durdurabildiler mi? ("Hayır" sesleri) 2008’de partimizi kapatma davası açtılar, bizi durdurabildiler mi? ("Hayır" sesleri) Gezi olaylarını çıkardılar, bizi durdurabildiler mi? ("Hayır" sesleri) 17-25 Aralık kumpasını kurdular, bizi durdurabildiler mi? ("Hayır" sesleri) Ey Düzce, 7 Haziran’da yükselen Türkiye’yi durdurabilirler mi? ("Hayır" sesleri) Yeni Türkiye’yi engelleyebilirler mi? ("Hayır" sesleri) İşte gür ses bu.
Bir bakınız 12 yıl içinde neler yaptık. 737 hastane, 1337 birinci basamak sağlık tesisi, 189 adalet sarayı, 117 üniversite, 991 bin öğrenciye kredi, 517 öğrenci yurdu. Türkiye’nin her yerine doğalgaz; 9’du sadece, 74 ilimizde doğalgaz var. Doğalgazı Düzce’ye kim getirdi? ("AK Parti" sesleri) Düzce’ye üniversiteyi kim getirdi? ("AK Parti" sesleri) Düzce’de organize sanayi bölgesi bile yoktu, kim kurdu? ("AK Parti" sesleri) Bütün Türkiye’yi imar ve inşa ettik. Baktılar ki Türkiye ayağa kalkıyor, baktılar ki bir dev uyanıyor. Baktılar ki bu dev sadece Türkiye’yi değil bütün mazlumları Al Bayrağın gölgesi altında toplamaya başladı, önümüzü kesmeye çalışıyorlar. Bu dörtlü çete, arkasından bugün onlara prim veren medya, kartel medyası, uluslar arası işbirlikçileri, hep beraber geliyorlar. Biz de sesleniyoruz; hep beraber gelseniz de, Allah ve millet bizimledir, Allah ve millet bizimledir.
Her seçimde birini parlattılar, önce Genç Parti’yi 2002’de tam AK Parti yürürken, sonra 2007’de yeni kumpaslarla yeni koalisyonlar kurmaya kalktılar. 2011’de yolunu bile bulamayan Kılıçdaroğlu’ndan Gandi çıkarmaya kalktılar. 2015’te de Demirtaş’ı parlatmaya çalışıyorlar. Ama onlar, bu medya, arkasındaki güçler böyle çabalar içindeyken biz sadece ve sadece millete güvenerek yolumuza devam ediyoruz, devam edeceğiz.
Yine Düzce’de sorularla ne güzel, bugün Gençlik Bayramı, genç kızlarımızda, genç kardeşlerimizde muhabbet, aşk bizi harekete sevk ediyor. Yaşasın yükselen AK gençlik. AK gençlik, nice 19 Mayıs’lara doğru yürümeye var mısın? ("Evet" sesleri) 2023’e var mısın? ("Evet" sesleri) 2053’e var mısın? ("Evet" sesleri) 2071’e doğru beraber gidecek miyiz? İşte AK gençlik. Bu gençlik Asım’ın neslidir. Mehmet Akif Ersoy’un Asım’ın nesli. Bu gençlik, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu neslidir, bu gençlik Diriliş neslidir Sezai Karakoç’un. Bu gençlik, 200 yıllık duaların gençliğidir. Hey gençlik, ayağa kalk, ayağa kalk ve 2023’e doğru bir cihan devletinin önünde yürü.
Yine gençlikten bahsettik. Biz geldiğimizde Türkiye’de sadece 76 üniversite vardı. 81 vilayete de 117 üniversite yaptık, 193 üniversitemiz var. Biz geldiğimizde gençlerimizin lisans bursu 43 liraydı, şimdi 330 lira. Yüksek lisans 660 lira, doktora 990 lira. Bu cahil Kılıçdaroğlu çıkıp diyor ki, gençlerin ona cevap vermesi lazım; çıkıp diyor ki; 17 milyon kişi 200 liranın altında yaşıyor. Yahu bizim gençlere verdiğimiz burs bile en az 330 lira, 330 lira. Bacılarımıza sosyal yardım olarak verdiklerimiz, inşallah başlattık hep de devam edecek; annelerimize, kadınlarımıza ilk doğumda 300 lira, ikinci doğumda 400 lira, üçüncü doğumda 600 lira veren şefkatli bir devlet var artık, şefkatli bir devlet. Ama Kılıçdaroğlu yalana doymuyor, günlerdir söylüyorum; 8 milyon emekli 1000 liranın altında iddiasında bulunuyor, yalan diyorum, çıkıp ispat edemiyor. Biz iktidara geldiğimizde SSK emeklisinin maaşı 257 liraydı, şimdi 1035 lira, tam 4,5 misli, 4 misli 4. Asgari ücret 184 liraydı, şimdi 1000 lira, 5 misli. Enflasyon ise sadece yüzde 162, kümülatif enflasyon. Biz ülkemize bereketle geldik, çünkü bereket dolu Akçakocaların torunlarının duasını aldık biz, Düzce’nin duasını, desteğini aldık.
Şimdi üç kıymetli arkadaşımız sizin huzurunuzda; Faruk Bey, Fevai Bey, Ayşe Hanım. İnşallah üçünü birden gönderiyor musunuz? ("Evet" sesleri) Gönderiyor musunuz? ("Evet" sesleri) Gönderiyor musunuz? ("Evet" sesleri) Hiç şüphemiz yok. Düzce’ye propaganda yapmak için gelmedik, kampanya için. Çünkü biliyoruz Düzce nasıl olsa 3-0 yapacak. Biz size muhabbetimizden buraya geldik, muhabbetimizden.
Şimdi siz Düzce’den bu kadar bahsettikten sonra, 3 milletvekilini verdikten sonra dördüncüsü de benim zaten; hem Başbakan, hem bakan, ne isterseniz.
Şimdi bir kıyas daha yapacağım sizinle. Düzcelilerin nasıl çalışkan olduğunu, milli birliğe, onura nasıl itibar ettiğini biliriz. Bakınız, Türkiye 2002’de yurt dışında özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyacını karşılamak için kapı kapı dolaşırdı, hibe isterdi. Bazı ülkelerden, müttefik ülkelerden tank isterdi, gemi isterdi. Onlar da kullanılmış eski tanklarını bize lütfen verirlerdi. O tanklar çalışmadığı için biz o tankları İsrail’e modernize etmeye gönderirdik. Nasıl bir zillet görüyor musunuz, nasıl bir zillet? Şimdi ise kendi tankını yapan kudretli Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Helikopter isterdik, Kongre izin vermezdi. Şimdi 2 hafta önce Bitlis’ten Muş’a giderken Başbakanlık helikopterinin sağ kanadında bir Atak helikopteri, sol kanadında bir Atak helikopteri. Dünyanın en iyi helikopterleri arasında, yüzde 100 Türk yapımı, Türkiye Cumhuriyeti damgalı helikopterlerle uçuyoruz.
Şimdi geçen sene donanmamız tarihinde ilk defa Afrika kıtasını dolaştı 26-27 ülkeyi ziyaret etti. Ve o donanmanın içinde Heybeliada Gemisi vardı, yüzde 100 Türk yapımı savaş gemisi.
Aziz Düzceliler; Türkiye’yi başkalarından hibe isteme zilletinden kim kurtardı? ("AK Parti" sesleri) Kendi tankını kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Kendi savaş gemisini kim yapıyor? ("AK Parti" sesleri) Kendi savaş uçağını inşallah kim yapacak? ("AK Parti" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Allah’ın izniyle AK Parti söz verdi mi yapar, hem de en iyisini yapar. Biz söz verdik mi gece-gündüz çalışır Ferhat gibi dağları deler verdiğimiz sözü yaparız. On yıllarca bekleyen Bolu Dağını Ferhat gibi kim deldi kim? ("AK Parti" sesleri) Bir zilletti Bolu Dağı, bekliyordu, kaç iktidar gördü, kaç hükümet, kaç başbakan. Kim bitirdi? ("AK Parti" sesleri) Verdiği sözü tutan parti kim? ("AK Parti" sesleri) Milletle birlikte yürüyen kim? ("AK Parti" sesleri) İşte bizim bütün gayemiz, hedefimiz budur. Onun için Düzce’ye hizmet etmek, Düzce’yle birlikte yürümek bizim en büyük davamızdır, idealimizdir.
Bakınız Düzce Üniversitesini kurduk, gurur duydum. 11 fakülte, 3 enstitü, 4 yüksekokul, 9 meslek yüksekokulu, 14 araştırma ve uygulama merkezinde 19075 öğrenci var. Bu üniversiteyi biz kurduk biz. Ve bugün büyük bir gururla, iftiharla öğrendim, Rektör Hanımefendiyi de tebrik ettim indiğimizde. Düzce Üniversitesi, Avrupa Girişimcilik Ödülü’nü aldı, birinci oldu birinci. Türkiye’de teknopark birincisi oldu.
Yıkıntılar içindeki tahrip görmüş, deprem acısını yaşayan bir Düzce’den yepyeni bir Düzce’yi kim kurdu? ("AK Parti" sesleri) Demin söyledim, burada organize sanayi bölgesi yoktu, iki tane kurduk organize sanayi bölgesi. Şu anda orada binlerce kardeşimiz çalışıyor. Şimdi söz veriyorum, iki organize sanayi bölgesi daha kuracağız inşallah. Ayrıca, Akçakoca’da inşallah en yakında bir hastane inşa edeceğiz. Akçakoca’nın içme suyunu çözecek olan barajını en kısa sürede yapacağız. 300 yataklı inşaatı devam eden Merkez Devlet Hastanesiyle Yığılca Entegre İlçe Devlet Hastanelerini en kısa zamanda tamamlayacağız.
293 konut daha inşa edip toplam konutu 6377’ye çıkarıyoruz. Camikebir Mahallesinde kentsel dönüşüm yapıyoruz. Yeni terminal binasını en kısa zamanda tamamlayacağız, yapacağız ve en önemli projelerden biri belediyemiz eliyle Melen Su Park Projesini hayata geçireceğiz. Düzce her şeyin en güzeline layık, en güzeline.
Düzce-Akçakoca ayrımı, Yığılca yolunu da yapıyoruz. Zaten Akçakoca’dan Karadeniz Ereğli’ye giden yolu yaptık. Düzce’yi Adapazarı’na, Zonguldak’a bölünmüş yollarla bağladık. Bütün bu hizmetler Düzce’nin hakkıdır. Milletin hakkı da yükselen bir Türkiye’nin vatandaşı olmaktır.
Ey Düzce, davamızın omurga şehri dedim, siz bizi hiç yanıltmadınız. Helikopterden gelirken gördüğüm o manzara bana dedi ki; topluca, sanki hep beraber tek bir kişi olmuş gibi bayrak sallarken aşağıdan bize seslendiğinizi hissettim. Merak etme Sayın Başbakanım, Düzce tamam, biz 3-0’ız diyordunuz.
Burada gördüğüm heyecan, coşku bu 3-0’ı bize tebrik ediyor. İnşallah bunu, 3-0’ı 7 Haziran’da tarihe yazmaya var mıyız? ("Varız" sesleri) Var mıyız? ("Varız" sesleri) Var mıyız? ("Varız" sesleri) Burada bu tuzak kuranlara bir ders vermeye var mıyız? ("Varız" sesleri) Var mıyız? ("Varız" sesleri)
Şimdi o zaman hep beraber İstanbul mitinginde de beraberce söylediğimiz bir ahitleşmeyi burada da söyleyelim.
(Halkla Birlikte Söyleniyor)
Aziz Düzce şahit ol, bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya, insan onurunu, milli iradeyi, milli birliği korumaya, kudretli ve şefkatli yeni Türkiye’yi inşa etmek için gece-gündüz çalışmaya Allah, tarih ve millet önünde söz veririz. Söz veririz, söz veririz, söz veririz.
7 Haziran zaferimiz kutlu olsun. Düzce, senden Allah razı olsun, Allah yar ve yardımcımız olsun.