Yükleniyor...

Basbakan Davutoglu’nun Zonguldak Mitingi konusmasinin tam metni

 

Selam olsun, selam olsun, selam olsun, karaelmas şehri Zonguldak’ımıza selam olsun. (“Zonguldak seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz Zonguldak’la gurur duyuyoruz. Emeğin başşehri Zonguldak’la gurur duyuyoruz. Emeğin başşehri, alın terinin şehri, helal rızkın şehri Zonguldak’ımıza selam olsun.

Yerin altında ve yerin üstünde büyük bir gayretle çalışan bütün emekçi kardeşlerime, emekçi arkadaşlarıma selam olsun. Emek, en güzel değer, en büyük değer. İnsan onurunun en güzel simgesi. İnsan onurunun simgeleştiği Zonguldak’ımıza selam olsun. Her bir Zonguldaklıya, Zonguldak’ın her bir köşesine selam olsun. Alaplı’ya selam olsun, Çaycuma’ya selam olsun. Devrek’e, Gökçebey’ye selam olsun. Ereğli’ye, Kilimli’ye, Kozlu’ya selam olsun.

Aziz Zonguldaklılar; sizinle buluşmak ne güzel, sizinle konuşacak o kadar çok şeyimiz var ki, anlatacak, paylaşacak o kadar çok ortak duygumuz var ki. Dediğim gibi Zonguldak emeğin başşehridir. Zonguldak deyince akla gece-gündüz çalışan, belki yüzleri kömür karası, ama gönülleri ak Zonguldaklılar gelir. Gönülleri ak, zihinleri ak Zonguldaklılar.

Gelin önce 19 Mayıs’tan başlayalım. Sonra emeğimize, madenimize, emektaşlarımızla ilgili düşüncelerimize geleceğiz.

Ama bugün 19 Mayıs, istiklal meşalemizin yine bir Karadeniz şehrinden, Samsun’dan Gazi Mustafa Kemal tarafından yakıldığı gün. 19 Mayıs, bizim işgale karşı milli irade günümüzdür, gençlik ve spor günümüzdür.

Bakınız, bu benim 45. mitingim. Her bir ilimize gidiyorum, orada her bir ilimizin özellikleriyle onlarla paylaşıyorum. 16 Mayıs’ta Balıkesir’deydim Kuvayi Milliye gününde. Yani İzmir işgal edildiğinde hemen arkasından 1 gün sonra Balıkesir’de Alacamescit’te Kuvayi Milliye ateşi yakıldı. Aynı milli mücadele ateşini Zonguldak’ta yakan Müftü İbrahim Akça’ya da rahmet olsun, onun torunlarına rahmet olsun, onun torunlarına selam olsun. Ve 19 Mayıs’ta Samsun’dan bir istiklal meşalesi yandı. Bugün biz onurlu bir ülkenin vatandaşlarıysak, istiklal şehitlerimize borçluyuz. Hepimiz onlara rahmet diliyoruz, onların izinden yürümeye kararlıyız.

Ancak bakınız o kutlu mücadelelerden sonra 2002 yılında öylesine öylesine zor duruma bu ülke düşmüştü ki en iyi emekçi kardeşlerimiz bilir. En iyi o günlerin zor anlarını yaşayan esnafımız bilir. Bugün sabah gençlerimizle buluştum. Onlara dedim ki; 13 yıl önce belki birçoğunuz ilkokul çağındaydınız, ama 13 yıl içinde yaşadıklarımızda edindiğimiz kazanımları gördünüz. 13 yıl önce aziz Zonguldaklılar, Türkiye öyle bir haldeydi ki IMF önünde borç dilenecek durumdaydık. Esnafımız yazarkasa kırıyordu. Türkiye ve aziz, onurlu milletimiz namerde muhtaç edilmişti. Şimdi Zonguldaklılar, onurlu emeğin temsilcileri o günlere geri gitmemeye var mısınız? ("Varız" sesleri) O günlerde olduğu gibi onurlu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin herhangi bir güce karşı boyun eğmeden yoluna devam etmesi için 7 Haziran’da milli irade demeye var mıyız? ("Varız" sesleri) Var mıyız? ("Varız" sesleri) Var mıyız? ("Varız" sesleri)

Şimdi önce gençlikten başladık. Bakınız 12 yıl önce gençlerimiz geleceğe ümitsiz şekilde bakıyordu. Birçok gencimiz için acaba mezun olduğumda iş bulabilir miyim kaygısı hakimdi, her yerden işten çıkartılmalar vardı. Bütün bu dönemden sonra 12 yıl içinde gençlere sahip çıktık, gençlerimizin istikbali için gece-gündüz çalıştık. Gençlerin, üniversite gençlerinin 45 lira olan bursları bugün 330 lira, 330 lira. Yüksek lisans bursu 660 lira, doktora bursu 990 lira. Biz de sizlerle gurur duyuyoruz. Ne güzel yazmışsınız oraya: “Ebediyen tütecek AK ocağın bacası, hoş geldin Zonguldak’a Türkiye’nin Hocası.” Biz gençlerle her bir araya geldiğimizde geleceği paylaşırız. O günlerin, geçmiş günlerin acısından Türkiye’yi alıp çıkarırız. Türkiye’de 28 Şubat’ın hemen sonrasında o kadar acılı günler yaşadık ki gençlerimiz başı örtülü-başı açık diye ayrılıp başı örtülüler ikna odasına alınıyordu, onurları zedeleniyordu. Ey gençlik, şimdi aranızda başı örtülü-başı açık ayrımı var mı? ("Hayır" sesleri) Var mı? ("Hayır" sesleri) Kardeşçe okullara gidiyor musunuz? ("Evet" sesleri) Üniversitelerimizde başı açıklar-başı örtülüler, her siyasi görüşten gençler omuz omuza geleceğe yürüyorlar mı? ("Evet" sesleri) İşte bizim özlediğimiz Türkiye bu. Bizim özlediğimiz Türkiye’de gerginlik istemiyoruz. Bizim özlediğimiz Türkiye’de hiçbir şekilde şiddet, nefret dili istemiyoruz. Biz iktidara geldiğimizde gençlerimiz bu burslarla sadece 491 bini böyle küçük burs alıyordu. Şimdi 991 bin gencimiz kredi alıyor, 375 bin gencimiz burs alıyor ta ki geleceğe onurla baksınlar.

Biz iktidara geldiğimizde 76 üniversite vardı, şimdi 193 üniversite var 193. Nereye gitsem orada yeni üniversiteleri görüyorum, 81 vilayetimizde üniversite var. Bu hizmetleri Türkiye’nin her yanına yaydık. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’ne de 6 fakülte yanında çok sayıda meslek yüksekokulu, enstitü, araştırma merkezi açtık. Biz istiyoruz ki Zonguldak, bu alın terinin şehri aynı zamanda bilimin, ilmin, kültürün de merkezi olsun.

Yine gelelim emekçi haklarına. Türkiye 12 yıl önce, şimdi buraya gelip emekçilerden bahsedenler çok olur, onlara sorun; 12 yıl önce Kemal Derviş’in çağrıldığı o üçlü koalisyon döneminde var ya, yazılar gidiyordu yazılar. Deniyordu ki, Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na Kemal Derviş imzalı yazılı, 2002 Türkiye’sinde: Bu ay maaşları ödeyemeyebiliriz, kendi başınızın çaresine bak. Hala devlet arşivinde bir utanç vesikası olarak duruyor bu yazılar. Yani devletin o zaman Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı bir bakanlığa yazı yazıp diyor ki; maaşları artık ödeyemeyiz, Hazinede para yok, kendi başınızın çaresine bakın. Ve bu Kemal Derviş şimdi Kılıçdaroğlu’nun akıl hocası, akıl hocası. Siz emekçiler, maaşınızı alıp alamayacağınızı bilmediğiniz o günlere geri dönmek ister misiniz? ("Hayır" sesleri) Eski Türkiye’ye dönmek ister misiniz? ("Hayır" sesleri) Bir IMF memurunun gelip ekonomisini idare ettiği, zillet içine düşürülmüş bir ülkenin vatandaşı olmak ister misiniz? ("Hayır" sesleri) Bakın bugün biz bırak IMF’den borç istemeyi, IMF’e 5 milyar dolar borç verebilecek, kredi açabilecek durumdayız. 2013 Mayıs’ında, 14 Mayıs’ta son borcumuzu da IMF’e ödedik ve başımız dik dünyanın her yerinde borç isteyen ülke durumundan çıktık. IMF’e borcu kim ödedi? ("AK Parti" sesleri) Türkiye’nin izzetini, onurunu kim korudu? ("AK Parti" sesleri) Türkiye’nin kendi ayakları üstünde yükselen bir dev olmasını kim sağladı? ("AK Parti" sesleri) Kim sağladı? ("AK Parti" sesleri) Bir piyade tüfeği bile yapamayan Türkiye’den bugün kendi helikopterini yapan Türkiye’yi kim kurdu? ("AK Parti" sesleri) Kim kurdu? ("AK Parti" sesleri) Kim kurdu? ("AK Parti" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri)

Emekçi haklarına baktığımızda, hiç kimsenin cesaret edemediği, hiç kimsenin cesaret edemediği sosyal güvenlik reformunu yaptık. Sendikalar ve Toplu Sözleşmeler Kanununu çıkardık. O kanunu çıkarmanın akabinde 375 bin kardeşimiz sendikalı işçi oldu. Genel sağlık sigortasını çıkardık. Eskiden gençler babaları bir gün dahi prim borcu olsa sağlık sigortasından istifade edemiyordu. Şimdi bunu 60 güne çıkardık ve yeniden yapılandırdık. Şunu bilin ki aziz işçilerimiz; biz gelip de vatandaşlarımıza konuştuğumuz zaman dışarıdan konuşmayız içeriden konuşuruz. Sizinle birlikte biz işçiyiz, emekçiyiz. Siz huzurlu uyuyorsanız biz huzurlu uyuruz. Sizin alın terinizle ilgili bir sıkıntı varsa bize uyku haramdır haram. Eğer bir tek işçi kardeşim, bir tek emekçi kardeşim evime nasıl ekmek götürürüm diye düşünüyorsa bizim yiyeceğimiz ekmek bize haram olur. Onun için 13 yıl içinde olağanüstü imkânları sağladık. Bakın biz iktidara geldiğimizde 5 milyon işçi vardı sendikalı, şu anda 13 milyon işçi var. Yine son 2008’den bu yana herhalde takip ediyorsunuz televizyonlarda, Yunanistan’da, İspanya’da, İtalya’da, Fransa’da işçiler işlerini kaybediyorlar. Ama bir tek Türkiye’de 6 milyon istihdam çıkardık 2008’den bu yana. Son bir yıl içinde 1,5 milyon istihdam yaptık.

Özellikle Zonguldak’taki kardeşlerime sesleniyorum; muhalefet buraya gelip bol keseden attığında hemen bir sınava çekin; bakın Avrupa’da ne oluyor deyin. Eski Türkiye’de, 2002 Türkiye’sinde 1 gecede faizler yüzde 7200’e çıkıp işçiler kapılara konduğunda bunlar iktidarı terk edip gittiler. Türkiye’yi tekrar işçilerin, emekçilerin hakkını aldığı bir onurlu ülkeye AK Parti iktidarı taşıdı.

Buraya gelip de özellikle size Kılıçdaroğlu, Bahçeli, diğerleri, TTK Türkiye Taşkömürü Kurumu özelleşecek diye yalan söyleyenler varsa, işte Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak söylüyorum; böyle bir planımız yok ve olmayacak. Hiçbir işçimiz... Ayrıca, son yaptığımız düzenlemelerle Başbakan olduktan sonra -inşallah bir gün madene gelip birlikte bareti taşıyacağız inşallah, geleceğim sizlerle birlikte olacağım- yaptığım ilk toplantı iş güvenliği üzerineydi Çalışma Bakanlığı’mızda. Arkadaşlarımıza şu talimatı verdim: Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde yapılan çalışmalar üzerinde detaylı olarak ele alın, bir tek kardeşimizin dahi iş sağlığı ve güvenliği sıkıntısını yaşamasını istemiyoruz ve o yasayı, iş güvenliği yasasını çıkardık. Ayrıca madencilerimizle ilgili büyük imkânlar sağlayan yasayı çıkardık. Böylece hiçbir madencinin ücreti iki asgari maaştan daha az olmayacak. Yine emeklilik yaşını 43’e kim çekti, 43’e? ("AK Parti" sesleri) Maaşı en az iki asgari ücret şartını kim getirdi madencilerimize? ("AK Parti" sesleri) Yine haftada iki gün tatili kim getirdi? ("AK Parti" sesleri) Günde 7,5 saat haftada 5 gün çalışma kuralını kim getirdi? ("AK Parti" sesleri) Biz meseleyi gördük mü meselenin üstünü kapatmayız. Meselenin üstüne üstüne yürür ve çözeriz. (“Madenci seninle gurur duyuyor” sesleri)

Aziz madencilerimiz; verdiğimiz haklardan memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Memnun musunuz? ("Evet" sesleri) Kim verdi? ("AK Parti" sesleri) Kim verdi? ("AK Parti" sesleri) Kim verdi? ("AK Parti" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur… ("AK Parti yapar" sesleri)

Şimdi size hemen bir müjdeyle geldim, bir müjdeyle. Baktık ki bu getirdiğimiz kurallar, bu getirdiğimiz sistem bazı işverenlerimiz için zorluklar getiriyor ve bu zorluklar sebebiyle bazı iş yerleri kapandı, takriben 4 bine yakın madencimiz işini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı. Gelmeden önce Bakanlar Kurulunda imzaya açtım; rödovansların ve işverenlerin fiyat farkıyla ilgili düzenlemeyi yapıyoruz ve bu işçilerimizin artık geri alınmasına hiçbir engel kalmıyor. Buradan işverenlerimize sesleniyorum, bu düzenlemeyle birlikte… Biz gönül gönüle konuşuyoruz, duyuyorum seni kardeşim. Bu düzenlemeyle birlikte inşallah bütün işçilerimiz işlerine geri dönecekler. İşverenimizin de zorluklarını aştık, işçimizin hukukunu koruduk, işverenimizin önünü açtık. İşte bizim iş anlayışımız, emekçi anlayışımız budur.

Aziz Zonguldaklılar, Zonguldak deyince bizim için karaelmas şehri akla gelir. İnşallah seçimden sonra da burada daha verimli üretim için ne gerekiyorsa yapacağız, hem madenlerimizi modernleştireceğiz, hem de daha çok işçimize iş alanı açacağız inşallah. En çağdaş şartlarda madencilerimizi çalıştıracağız, en iyi iş imkânlarımızı madencilerimize sağlayacağız; bundan kimsenin tereddüdü olmamalıdır. İnşallah, hiç merak etmeyin madenlerimizi çağdaş standartlara getiriyoruz. Daha fazla iş imkânı için de bütün imkanlarımızı seferber ettik-edeceğiz. AK Parti iktidarı döneminde binlerce Zonguldaklı emekçi olarak işe alındı, bundan sonra alınacak inşallah. Zonguldak’ta işsizlik diye bir sorun söz konusu olmayacak.

Birileri gelir burada öyle-böyle konuşurlar, olmayacak vaatleri gündeme getirirler. Onlara sormak lazım, benin hayatım başarı hikayesi diyor Kılıçdaroğlu. Hesap uzmanıyım diyor. Geldiğinde bir sorun; SSK o görevi aldığında kar yapan SSK, o görevi bıraktığında 1,5 katrilyon borç yapmıştı borç. Şimdi hiçbir hesap yapmadan halkımıza bazı vaatler sunup belli çevrelerden gelen telkinlerle mesajlar vermeye çalışıyor. Allah aşkına akıl hocası Kemal Derviş olanın işçiden dostu olur mu? (“Olmaz” sesleri)

O dönemlerde, üç partinin koalisyonu döneminde bu milletin ne çileler çektiğini hepimiz biliyoruz. Ama şunu da bilin aziz Zonguldaklılar, şunu da… İnşallah mitingden sonra hepinizle tek tek bir araya gelirim gerekirse. (“İşçi alınsın, üretim artsın” sesleri) İnşallah, hiç merak etmeyin, hem üretim artacak, hem madenler modernleşecek, hem de daha fazla Zonguldaklıya iş imkanı olacak inşallah.

Ayrıca Zonguldak’ımız şimdiye kadar karaelmas şehri olarak tanınır, ama bundan sonra şimdi gelirken Filyos Limanı çalışmalarının üzerinden uçarak geldik. Türkiye’nin üçüncü büyük limanını Zonguldak’a inşallah kuruyoruz, Filyos’a ve buradan, Karadeniz’den Akdeniz’e gidecek olan bütün yollar kuzey-güney hattında Zonguldak’ı merkez kılacak. Filyos’la ilgili ne kadar aksaklık varsa hukuki bakımdan hepsini açacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız bu meydanda söylemişti, Filyos’u kesinlikle tamamlayacağız diye. Birtakım hukuki sıkıntılar da aşılıyor, inşallah Filyos’u öyle veya böyle Türkiye’nin üçüncü büyük limanı olarak hizmete açacağız inşallah, çalışmaları hızlandıracağız.

Ayrıca, Zonguldak’tan Batı Karadeniz koridorunu da açmaya kararlıyız. Amasra, Kurucaşile, Cide hattından Sinop’a kadar sahil yolu uzanacak.

Biz geldiğimizde Zonguldak’ta 22 kilometre bölünmüş yol vardı, şimdi 178 kilometre bölünmüş yol var 178. Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Kim yaptı? ("AK Parti" sesleri) Biz geldiğimizde Zonguldak’ta bu yalçın tepelerin, dağların da olduğu bu güzel diyarda sadece 6 tane ambulans vardı. Düşünün emekçilerimiz, işçilerimiz bir yerde bir sıkıntıyla karşılaşsa 6 ambulansla nerelere yetişeceği belli değildi. Şu anda kaç ambulansımız var biliyor musunuz? 36. Ambulans helikopterle, ambulans uçaklarla da bütün ülkemizin hizmetindeyiz.

Aziz Zonguldaklılar, Zonguldak’ın özellikle madenden kaynaklanan mülkiyet sorunlarının tümünü çözdük, çözmeye de devam edeceğiz.

Bülent Ecevit Üniversitesine fakülteler ve kampus yapımı konusunda da Ereğli’deki Milli Emlak arazisi de dahil olmak üzere bütün sorunları çözeceğiz inşallah. Zonguldak, karaelmas diyarı ak gelecek diyarı olacak ak gelecek. Sadece karaelmas diyarı değil ak istikbalin diyarı olacak.

Ayrıca gelirken Orman Su İşleri Bakanımız ve Kalkınma Bakanımızla konuştum. Yepyeni bir proje başlatıyoruz, BAKGEP Batı Karadeniz Gelişim Projesi. Bununla dere ıslah çalışmaları, 250 milyon fidan dikimi ve birçok barajlarla Batı Karadeniz’i yeni bir gelişim proje havzası olarak ilan ediyoruz inşallah.

Stadyumunuz başta olmak üzere gençlik spor tesisi imkanlarınızı geliştireceğiz. (“Zonguldak seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz Zonguldak’la gurur duyuyoruz. Ve Zonguldak mutlu oldukça, huzurlu oldukça, alın teriyle kazanan emekçilerimiz evlerine huzurla gittikçe biz de vazifemizi yapmış addedeceğiz.

Aziz Zonguldaklılar, Türkiye’de emekçi haklarını koruyan AK Parti’ye destek vermeye hazır mısınız? ("Evet" sesleri) İş Güvenliği Yasasını çıkaran AK Parti’ye destek vermeye hazır mısınız? ("Evet" sesleri) Madencilerin haklarını koruyan, o hakları geliştiren AK Parti’ye destek vermeye hazır mısınız? ("Evet" sesleri) Karaelmasla birlikte ak bir geleceğe yürümeye hazır mısınız? ("Evet" sesleri) Hazır mısınız? ("Evet" sesleri) Hazır mısınız? ("Evet" sesleri) 7 Haziran’ın müjdeleri şimdiden gelmeye başladı. Hepinize teşekkür ediyoruz.

Ama biz gururla, onurla 7 Haziran’a yürürken birileri hesap peşinde, birileri şiddet ve nefret peşinde. Dün bildiğiniz gibi HDP’nin Adana, Mersin bürolarına, ofislerine, seçim merkezlerine bazı saldırılar oldu. Biz anında anında ben Karaman Mitingindeydim, şiddetle lanetledim. Hemen gerekli talimatları verdik. Erzurum’da ilk kongreye çıktığımda, ilk mitinge çıktığımda da söyledim; gelin bu seçimleri barış ve şenlik içinde yapalım diye. Ama Ağrı’da saldırılar oldu milletvekili adayımıza, Van’da milletvekili adayımız Burhan Beyin otobüsüne saldırı yapıldı. Siirt’te milletvekili adayımız Yasin Aktaş saldırıya uğradı. Bir köy muhtarı öldürüldü. Bütün o bölgede, o aziz vatan topraklarında şiddet terör uygulayanları destekleyen HDP Batıda barış mesajı söylemeye kalktı. O zaman kimse AK Parti’ye dönük saldırılara karşı tek bir kelime etmedi. Doğan medyası sustu. Gülen ve paralel medya tahrikkarlık yaptı. Şimdi HDP ile ilgili bu saldırı söz konusu olduğunda biz anında tavrımızı ortaya koyduk. Ama bakın Zonguldaklılar, ne oldu biliyor musunuz? HDP açıklama yaptı, bu saldırıların bir kısmını MHP işareti yapanlar yapıyor, ama onlar değildir diye. MHP topu aldı, hemen dedi ki; bunu AK Parti yapıyor, CHP’liler bunu AK Parti yapıyor, HDP Eşbaşkanı bunu İktidar Partisi yapıyor dedi. Görüyor musunuz ittifakı, üçü bir arada AK Parti’yi hedef tahtasına koymaya çalışıyorlar. Güya HDP ile MHP ayrı çizgideler. Ama İç Güvenlik Yasası Meclis’te konuşulurken üçü birden bize karşı harekete geçti. Şimdi de bu şiddet olaylarıyla ilgili aynı dili kullanıyorlar. Birçok yerde söyledim, değerli genç kardeşlerimiz bilirler; üniversite sınavında 4 yanlış 1 doğruyu götürür. Paralel çete, akıl hocaları bunlara dedi ki; MHP, CHP, HDP bir araya gelin, artı paralel cephe, 4 yanlış 1 doğruyu götürsün. Doğru da AK parti, elif’in partisi. Ben de diyorum ki buradan bir kez daha, diyorum ki; bu hesap siyasette tutmaz. Siyasette 1 doğru 4 yanlışı götürür 4. Bunları siyasi tarihin çöplüğüne atacak mıyız? ("Evet" sesleri) Elif gibi duran AK Parti kadrosuna destek verecek misiniz? ("Evet" sesleri) Verecek misiniz? ("Evet" sesleri) İşte 4’ü bir arada. Ben İstanbul mitinginde bunu söyledim, dün HDP bu şiddet olayları üzerine bir kez daha ispat edildi ki bunlar aynı kaptan su içiyorlar, birbirlerinden besleniyorlar. Daha önce Cumhuriyet Halk Partisi ve HDP ve MHP seçim beyannamelerine bakın hepsi aynı dili kullanıyorlar, aynı olmayacak vaatlerin peşinde ilanda bulunuyorlar ve aynı yaklaşım içindeler. Bunun da sebebi şudur: 12 yıl içinde AK Parti’yle kazanılan bütün kazanımları durduracak şekilde bu yürüyüşe bir darbe vurmak. Allah aşkına eski Türkiye’ye dönmek ister misiniz? ("Hayır" sesleri) Koalisyonların olduğu istikrarsızlık Türkiye’sine dönmek ister misiniz? ("Hayır" sesleri) Esnafın yazarkasa kırdığı, işçinin maaşını alıp-alamayacağını bilmediği eski Türkiye’ye dönmek ister misiniz? ("Hayır" sesleri) İster misiniz? ("Hayır" sesleri) Türkiye’nin en küçük, en küçük ihtiyaçta dahi dışarı muhtaç olduğu eski Türkiye’ye dönmek ister misiniz? ("Hayır" sesleri) O zaman bakınız bunların hepsinin ortak bir adı var, ETP eski Türkiye partisi bunlar, eski Türkiye partisi. Soruyorum, iktidar olmayı düşünüyor musunuz? Başkanlara soruyorum, muhalefete; iktidar olma hedefiniz var mı? Olamazsanız istifa edecek misiniz? Üç gün sustular, üç gün üst üste sorunca Kılıçdaroğlu dedi ki; ben oyumu korursam istifa etmem. O yine yüzde 24-25. Yüzde 24’le iktidar olamayacağına göre iktidar hedefi yok. MHP oyu yüzde 14-15, o da aynı şeyi söyledi, oyumu korursam istifa etmem, onun da niyeti yok. HDP ise barajı geçersem istifa etmem. Bunların hesabı ne biliyor musunuz? 90’ların Türkiye’sini geri getirmek ve yeni Türkiye’yi temsil eden AK Parti’ye darbe vurmak. Vurabilirler mi? ("Hayır" sesleri) Partimizi kapatmak istediler, bizi durdurabildiler mi? ("Hayır" sesleri) Gezi provokasyonları yaptılar, bizi engelleyebildiler mi? ("Hayır" sesleri) Paralel çeteyi devreye soktular 17-25 Aralık, bizde en ufak bir tereddüt çıkarabildiler mi? ("Hayır" sesleri) Biz çünkü milletle birlikte yürüyoruz, yeni Türkiye yolunda milletle birlikte yürüyoruz, yürümeye devam edeceğiz.

Şimdi Demirtaş, HDP Eşbaşkanı, hani Kudüs Yahudilerin mekanıdır diyen gafil. Hani Taksim Kâbe’mizdir diyen irfan yoksunu. Dün de diyor ki, bu bombayı koyan bir mesaj veriyor. Biz bu mesajı aldık, seni başkan yaptırmayız, Cumhurbaşkanımıza söylüyor. Yani Cumhurbaşkanımızın veya Hükümetin, bizlerin bu saldırının arkasında olduğunu ima ediyor. Bu müfteriye ben buradan sesleniyorum; bu provokasyonları kim yaptıysa, bunun karşısında dimdik AK Parti olarak duracağız. Ama sen Ağrı’da, Van’da, Siirt’te bizim milletvekili adaylarımıza yapılan saldırılara niye sessiz kaldın? Kardeşin dağda ne arıyor? Bilsinler, 7 Haziran’ı şimdiden tehdit etmeye çalışıyorlar barajı aşamazsak sıkıntı doğar diye. Bir kez daha söylüyorum, HDP’liler duysun, onun ortakları CHP de, MHP de duysun; bir ayağı dağda, bir ayağı ovada siyaset olmaz, terörle siyaset yan yana olmaz.

Ama bakıyorsunuz CHP diyor ki; HDP’lilerin seçim barajını aşmasını istiyoruz, çünkü birbirleriyle birlikte hepsinin terör bağlantılı gruplarla ilişkileri var. Ama AK Parti’nin elinde tek bir damla kan olmadı, olmayacak. AK Parti’nin dilinde tek bir nefret sözü olmadı, olmayacak. Bizler Şeyh Edebali’nin yolcularıyız. Bizler irfanla, hikmetle konuşuruz. Bir de diyor ki; seni başkan yaptırmayız. Daha önce de muhtar yaptırmayız dediler Başbakanımız oldu Recep Tayyip Erdoğan. Bu senin haddine değil. Kimin hangi makama geleceğine millet karar verir millet. (“Recep Tayyip Erdoğan” sesleri) İşte milletin huzuruna gidilir, yeni anayasa inşallah seçim sonrasında yeni anayasayla özgürlükçü ve bir sivil anayasa ortaya koyacağız. Başkanlık sistemi de dahil bütün idari yapıyı tekrar ele alıp yeni Türkiye’yi inşa edeceğiz inşallah, kimse bundan korkmasın.

Öbür tarafta bir medya grubu, hani 417 el kaosa kalktı deyip Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hakaret eden Doğan Medya var ya, şimdi kalkmış özgürlüklerden bahsediyor. Hani 28 Şubat’ta gelen talimatlara göre milletin inancıyla savaşan, başörtülülere hakaret eden bu medya var ya, bugün çıkmış bir yazıyla Cumhurbaşkanına cevap veriyor. Daha önce de bana hitaben bir yazı yazdılar. İşte buradan kendilerine sesleniyorum; basın özgürlüğüne saygımız sonsuzdur. Ama herkes yerini yurdunu bilecek. Bana dönük olarak da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına bir şekilde bir başyazıyla cevap vermeye kalktılar. Sebep neydi biliyor musunuz? Çünkü DHKP-C denilen terör örgütü Mehmet Selim Kiraz gibi asil bir Savcımızı şehit etti, hatırlarsınız değil mi? Allah rahmet eylesin, Allah rahmet eylesin. Ve o gün bütün gece biz o şehit Savcımız için çalışırken, bütün gece onun için dua ederken, doktorlar ameliyathanede onu hayata döndürmeye çalışırken bunlar internet sayfalarında şehit Savcımızın başına dayanan tabancayla, silahla resimlerini bastılar, terör teşvikçiliği yaptılar. Gece yarısı kendilerine haber gönderdim, yarın gazetede bunu basmayın. Bu şehit Savcımızın küçük çocuğu var, annesi var, babası var, eşi var, çok asil bir eşi var, hepsine buradan hürmet ediyorum. Gece yarısı bütün basına haber gönderdik, rica ettik; ne olur şehit savcımızı bu halde basmayın, burada cenaze töreni yapılacak. Cenaze töreninde çocuklar, onun çocuğu şehit Savcıyı böyle görmesin. Ne menfaatiniz var, yapmayın dedik. Ertesi gün, bugün Cumhurbaşkanımıza cevap veren o medya, o gün bana cevap veren o medya, ertesi gün şehit Savcımızın o fotoğrafını bastı. Buna Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak değil, bütün basına bu ricada gece 1’de bulunmuş biri olarak değil, bir insan olarak, bir baba olarak, bir kardeş olarak, bir insan olarak isyan ediyorum, ettim ediyorum. Nasıl olur, şehidimizin cenazesini götürüyoruz, Türkiye’nin en çok sattığını iddia eden gazetenin baş sayfasında teröristlerin şakağına silah dayadığı Başsavcının resmi. Bir eş, eşini o şekilde görmek ister mi defnederken? Bir çocuk, 10 yaşında çocuk o şekilde görmek ister mi? Kim ister? Teröristler ister. Bütün ricalarımıza rağmen o resmi bastılar. Sonra da onları cenazeye almayınca ertesi gün bana tehditkar bir şekilde bir başyazıyla cevap vermeye kalktılar. İşte buradan söylüyorum; biz sizin huzurunuza pijamayla çıkacağınız bir Başbakan değiliz. Bize talimat veremezsiniz, bize başyazılarla dizayn veremezsiniz. Biz gücümüzü sizden almadık, biz gücümüzü Allah’tan ve milletten aldık. O eski Türkiye’ydi, o eski Türkiye’ydi. Başbakana talimat verdikleri, Başbakanı eşofmanla karşıladıkları eski Türkiye’ydi.

Aziz Zonguldaklılar, bunlara bir daha eski Türkiye benzeri dönemler yaşatma imkanı verecek misiniz? ("Hayır" sesleri) Bir daha medya patronlarının başbakana talimat verdiği günlere izin verecek misiniz? ("Hayır" sesleri) Biz gücümüzü de, kültürümüze de, ahlakımızı da milletten aldık, Anadolu’dan aldık, Rumeli’den aldık. Şimdi bugün de Cumhurbaşkanımıza cevap veriyorlar. Oturun gazeteciliğinizi yapın, basın özgürlüğü içinde bizi eleştirin. Ama eğer bir şehidimizin aziz hatırasına saygısızlık yaparsanız karşınızda bizi bulursunuz ne olursa olsun.

Eğer Türkiye’de tam da seçimlere giderken kışkırtıcı yayın yaparsanız bunun karşısında bizim sessiz kalmamız mümkün değil, herkes hak ettiği muameleyi görür.

Bir akademisyen olarak, bir aydın olarak basın özgürlüğü en çok değer verdiğim özgürlüktür. Tek bir basın mensubu ya da yayın organı bizim tarafımızdan kendilerine bir telkin geldiğini iddia edemez. Ama eğer bir kere, 9 aylık Başbakanlık döneminde bir kere bu şehit Başsavcımızın resmini basmayın diye ricada bulunmuşsak, o şehit ailenin adına ricada bulunmuşsak, siz bunları yapmamışsanız bizi karşınızda bulursunuz.

Bakıyorsunuz şimdi HDP yeni bir figür olarak HDP’ye sahip çıkmaya çalışıyorlar, güya yeni. Sanki Demirtaş’ın arkasındaki Kandil, şimdi onları destekleyen Pensilvanya yokmuş gibi bir anda demokrasi havarisi kesildiler. Bu medya organları da onların arkasında. Aslında hepsinin arkasında bir başka üst akıl var. Bu üst akıl ister ki Türkiye tekrar onlara muhtaç olsun, ister ki Türkiye’nin başı eğik olsun, ister ki biz IMF kapısında bekleyelim. İster ki Mısır’da olduğu gibi seçilmiş başbakanlar, cumhurbaşkanları mahkeme kapılarına ya da dönemin başbakanı diye darbe teşebbüslerine uğrasınlar. Be hey gafiller, biz milletten güç almışız, biz tehditten korkar mıyız? ("Hayır" sesleri) Korkar mıyız? ("Hayır" sesleri) Korkar mıyız? ("Hayır" sesleri)

Nasıl bu asil madencilerimiz yerin altına girerken, emekleriyle çalışırken, o rızk için gayret ederken ölümden dahi korkmazlar, onların hakkını savunan bizler, milletin hakkını savunan bizler Allah şahit bir an dahi tehditten, şiddetten, nefretten yılmadık, yılmayacağız.

Şimdi aziz Zonguldaklılar, her yerde tekrar ettiğimiz bir söz var, bir şekilde beraberce tekrar ettiğimiz bunlar duysun diye. Hep beraber söyleyelim mi? ("Evet" sesleri)

(Halkla Birlikte Söyleniyor)

Karaelmas şehri Zonguldak şahit ol, bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya, insan onurunu, milli iradeyi, milli birliği korumaya, kudretli ve şefkatli yeni Türkiye’yi inşa etmek için gece-gündüz çalışmaya Allah, tarih ve millet önünde söz veririz, söz veririz, söz veririz.

Aziz Zonguldaklılar; 7 Haziran’da yeni bir destan yazıyor muyuz? ("Evet" sesleri) 7 Haziran’da bu milli iradeye tuzak kurmak isteyen bu tuzakçılara dersini verecek miyiz? ("Evet" sesleri) Verecek miyiz? ("Evet" sesleri) Verecek miyiz? ("Evet" sesleri) Zonguldak’tan inşallah tarihi bir rekorla 5 milletvekilimizi de AK Parti’den gönderecek miyiz? ("Evet" sesleri) Gönderecek miyiz? ("Evet" sesleri) 5-0 yapacak mıyız? ("Evet" sesleri) Yapacak mıyız? ("Evet" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Zonguldak söz verdi mi alın teriyle, helal rızk için koşan bu emekçiler söz verdi mi gereğini yapar.

Allah yar ve yardımcımız olsun, Allah’a emanet olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.