Basbakan Davutoglu, Türkiye-Yunanistan dostluk gala yemegine katildi
Başbakan Davutoğlu ve Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, İzmir Ticaret Odası ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından Hilton Oteli’nde düzenlenen Türkiye-Yunanistan dostluk gala yemeğine katıldı.
Davutoğlu, burada yaptığı konuşmada, İzmir’in ticaret yollarının kesiştiği bir merkez olduğunu söyledi.
19. yüzyılda İzmir’den Akdeniz’in değişik limanlarına feribot seferleri yapıldığını, Marsilya’ya İzmir’den feribot geldiğini anlatan Davutoğlu, "Şimdi ise İzmir, Selanik’e hemen yanındaki o kardeş şehre feribot için çaba sarfediyor. Tarihte bu kadar önemli rol oynamış bir şehir hiç bir zaman önemini kaybetmez" diye konuştu.
İzmir’in, Türk-Yunan dostluğunun perçinlendiği güzel bir şehir olduğunu dile getiren Davutoğlu, bugün kentte Çipras ile güzel görüşmeler gerçekleştirdiklerini, bu açıdan tarihi bir gün yaşandığını kaydetti.
Başbakan Davutoğlu, ilk kez İzmir’de Türk ve Yunan başbakanlarının buluştuğunu ve yüz yıl sonra buradan denizin her bir yakasına dostluk mesajları iletildiğini ifade etti.
Ayrıca geçen yıl Başbakanlık Ofisi’nin de İzmir’de açıldığını hatırlatan Davutoğlu, seçim nedeniyle bazı resmi faaliyetleri yapma fırsatı bulamadıklarını söyledi. Başbakanlık Ofisi’nde ilk resmi faaliyette Çipras’ı ağırladıklarını ve bundan dolayı da büyük bir gurur duyduklarını aktaran Davutoğlu, "İzmir, tekrar Türk siyasetinin merkezi, Türk-Yunan dostluğunun odak şehri olma niteliği kazansın, bütün dileğimiz budur" ifadelerini kullandı.
Bundan sonra sık sık İzmir’e geleceğini belirten Davutoğlu, bir bakanlar kurulu toplantısını bu kentte yapacaklarını bildirdi.
"İzmir, önemli kararların alındığı, Türkiye’nin ve bölgenin geleceğinin şekillendiği ve yükselen bir şehir olarak da dünyaya sesini duyuran çok önemli bir merkez haline gelecek" diyen Davutoğlu, bugünün İzmir kadar Türk-Yunan ilişkileri açısından da tarihi bir gün olduğunu kaydetti.
4. Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konsey Toplantısı’nın İzmir’de yapılmasının da ayrı bir önem taşıdığını ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İzmir’de bu toplantının yapılması bizatihi bir barış mesajıdır. İzmir’de bu toplantının yapılması Atatürk ile Venizelos arasındaki ruhun 21. yüzyılda da yaşadığını gösteren bir dostluk mesajıdır. Bugün Aleksis, İzmir’i o kadar benimsedi ki Türk siyasetini de o kadar benimsedi ki anlaşılan 2019 seçimlerine birlikte gireceğiz ama karşı karşıya değil, rakipler olarak değil, girerse bizim partiden girer, başka türlüsü olmaz. Şu kısa süre içinde çok sık görüştük Sayın Çipras ile değişik vesilelerle. Bugün kendisi de söyledi bazen bakanlarımızdan daha çok birbirimizle görüşür hale geldik ve özellikle dünya sistemine bakışımızda çok önemli yaklaşım benzerlikleri var. Biz dünyaya adalet ve vicdanın sesi olmak üzere siyaset yapıyoruz."
Türkiye’de AK Parti iktidarlarının, başlangıcından itibaren bugüne kadar hep dünyada nerede bir mazlum ve ihtiyaç sahibi birisi varsa onun yanında bulunduğunu belirten Davutoğlu, nerede bir zulüm varsa da onun karşısında yer almış hareket olduklarını vurguladı.
Bugün de tekrar vicdanın harekete geçirilmesi gereken süreçten geçtiklerini dile getiren Davutoğlu, “Türk-Yunan dostluğu da salt çıkar ortaklığına dayanan dostluk değildir. Aksine ortak değerlere, ortak kültüre dayanan dostluktur. Türk-Yunan dostluğu anlamında bugün masaya oturduğumuzda masanın iki tarafında oturan 11’er bakan, 22 bakan toplamda, birbirleriyle konuştuklarında sadece iki ülkenin ortak çıkar alanını değil aynı zamanda Ege’nin iki yanında paylaştığımız ortak değerleri de konuştuk. 22 bakan... Herhalde 15-20 sene önce böyle bir tablo hayal bile edilemezdi. Herhalde 15-20 sene önce Türk ve Yunan başbakanlarını dün Brüksel’de olduğu gibi farklı dillerde belki dil anlamında farklı dillerde ama aynı felsefede ve aynı terminolojide konuşacaklarını da kimse hayal edemezdi” şeklinde konuştu.
BİRBİRİMİZİN BAŞARISI DİĞERİNİN BAŞARISIZLIĞI ÜZERİNE YÜKSELEMEZ
"Bugün biz masanın etrafında otururken, aynen Ege’nin iki yakasında oturan iki komşu halk gibi birbirimize bakarak geleceğimizi inşa etmenin yoluna baktık" ifadesini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Bir ara takıldım; heyetlerimiz karşısında, acaba baksak, Türkler ve Yunanlılar ayrılsa denilse, heyette kimin Türk kimin Yunan olduğunu ayırt etmek çok kolay olmazdı. Birbirimize benziyoruz, aynı coğrafyanın çocuklarıyız. Akdeniz’in güzel esintilerinden barış rüzgarları almışız. Birbirimize benziyoruz. Çünkü aynı coğrafyalardaki meydan okumalarıyla karşı karşıyayız. Birbirimizin başarısı diğerinin başarısızlığı üzerine yükselemez. Birimizin gelecek anlamında yükselttiği değer, diğerinin aleyhine olamaz. Bütün bu siyasi hayatımızda öğrendiğimiz çok açık bir gerçek var; ya hep beraber yükseleceğiz ya hep beraber büyük sıkıntılar yaşayacağız. Dün Brüksel’de 28 ülke, benimle birlikte 29 ülke lideri, bir masanın etrafında saatlerce görüştüğümüzde herhalde herkesin fark etmesi gereken gerçek, bütün o masa etrafındaki ülkelerin geleceğinin ortak olduğu gerçeğiydi. Avrupa bizim kıtamız. Akdeniz bizim denizimiz. Bu denizde ve bu kıtada ne olacaksa hep birlikte yaşayacağız. Çok güzel bir tesadüfle Brüksel’den birlikte İzmir’e geldik. Bu Brüksel’de bir araya geldiğimiz liderlere Türkiye-Yunanistan’ın kaderinin geleceğinin aynı olduğunu gösteren mesajdı.
Düşünün, deprem olduğunda biz aramızdaki ihtilafların Ege içindeki kayalıklarda vesaire olan ihtilafların ötesinde bütün o ihtilafların ötesinde ortak bir kaderi paylaştığımızı derinden hissettik. İstanbul’da deprem olduğunda, Kocaeli’nde, Sakarya’da, Yunan komşularımız bizim gibi hissettiler ve yardımımıza koştular. Hiç unutmayacağız. Biz bize yönelen eli hiçbir zaman unutmadık hiçbir zaman unutmayacağız. O sebepledir ki Atina’da deprem olduğunda da ilk yardıma koşanlar Türkler oldu. Fark ettik ki bir felaketle karşılaştığımızda, o felaketin mahiyeti ne olursa olsun ırk mezhep etnisite, din ayrımı yapmadan o felaket bizi bulabiliyor. Fark ettik ki bu coğrafyanın deprem gibi realitesi varsa o realiteyle yüzleşmek için bir arada olmalıyız."
BİLİNİZ Kİ KADERİMİZ ORTAKTIR
Ahmet Davutoğlu, 2008’deki ekonomik krizden etkilenen Yunanistan’a, o dönemde yüksek düzeyli işbirliği teklifinde bulunduklarını anımsatarak, "O teklif yapıldığı zaman Sayın Cumhurbaşkanımız başbakandı, ben Dışişleri Bakanıydım. O zaman Yunanistan krizle derinle yüzleşmiş, orada ifade ettiğim sözü şimdi burada da Sayın Çipras’a da ifade ediyorum, biliniz ki kaderimiz ortaktır" değerlendirmesinde bulundu.
ARAMIZDA TEK BİR İHTİLAF, TEK BİR YÜKSEK DOZLU ELEŞTİRİ OLMADI
“Biz yanı başımızda güçlü, sağlam ekonomiye sahip istikrarlı bir Yunanistan istiyoruz” ifadesini kullanan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Komşularımızın başarısızlığı üzerine eğer biz böyle başarı hikayesi yazacaksak biz böyle bir başarı hikayesi istemeyiz. Komşularımızın acıları üzerine, biz yükseleceksek biz böyle yükselişi istemeyiz. Onun için el ele verdik, Yunanistan ile. Bu 4. YDİK toplantısı, bir günde 48 anlaşma imzaladığımız toplantılar yaptık. Yunanistan ile bugün geldiğimiz düzeyde -bunu şükrederek söylüyorum- aramızda gerginlik, düşmanlık bırakın düşmanlığı gerginlik, tansiyon yüksekliği olmadığı gibi, bakın bugün yaklaşık artık bizim ritmimize Aleksis de uydu. Gece yarılarına kadar toplantılar yapıyoruz, yaklaşık 12 saattir beraberiz, aramızda tek bir ihtilaf, tek bir yüksek dozlu eleştiri olmadı.
İhtilaflarımızın farkındayız, Kıbrıs ile ilgili sorunların farkındayız. Birçok konunun farkındayız ama şunun da farkındayız, bu sorunlar ancak ve ancak konuşularak çözülür. Bu sorunlar çatışarak değil bir masanın etrafında konuşarak ve dürüstçe konuşarak çözülür. Etrafımızda ateş çemberi var. Türkiye’nin de Yunanistan’ın da. Bu ateş çemberinin bize yaklaşmaması için bizim el ele vermemiz ve bu ateş çemberine karşı ortak tavır sergilememiz lazım. Onun için önümüzde fırsatlar var."
Davutoğlu, Yunanistan’ın Selanik kentini çok sevdiğini, bu günlerde yazmakta olduğu bir kitabın da önemli bir bölümünün de Selanik ile ilgili olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Ama Selanik hinterlandı Avrupa’ya, Balkanlar’a açılan limandı. İzmir de Asya’ya açılan, Anadolu’ya açılan en büyük liman. Şimdi bunları, iki şehrin kaderini tekrar birleştirmenin vakti geldi. Bugün aldığımız kararla feribot seferleri başlayacak. İzmir’e gelen Yunan malları, İzmir üzerinden hinterlandı da organize ettiğimiz için hızlı trenle Hazar’a kadar gidebilecek. Oto yollarla aynı güzergahtan Asya’nın derinliğine gidebilecek. İzmir’den Selanik’e ulaşacak, Asya derinliğinden gelen elen mallar da Avrupa içine doğru seyrüsefer halinde seyredebilecek. Yine Selanik ile İstanbul arasında hızlı tren planlıyoruz. Ta ki bu iki kadim şehir birbirleriyle irtibatlansın. Bu şekilde ekonomilerimiz entegre olsun, ticaretimiz entegre olsun."
Yunanistan’ın en fazla ihracat yaptığı ülkenin Türkiye olduğunu, bundan da gurur duyduklarını kaydeden Ahmet Davutoğlu, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılmasını arzu ettiklerini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:
"Şunu taahhüt olarak söylüyorum, aynı siyasi partide olmayı bile düşündüğümüz için Sayın Aleksis adına da söylüyorum, bilin ki bu yönde sarf edeceğiniz çabada o ve ben yanınızda olacağız. Hiçbir bürokrasi, ister Türkiye’de ister Yunanistan’da sizin işlerinize engel olamayacak. Ne engel varsa bunu kaldırma sözünü veriyoruz. Ama sizlerin de büyük gayretle bu siyasi iradenin içini doldurmanız lazım. Aynı şekilde Hazar’dan TANAP ile TAP ile Yunanistan’a ve Adriyatik’e uzanacak enerji koridorlarını da konuştuk."
ORTAK TURİZM PAKETLERİ OLUŞTURACAĞIZ
Bugün alınan kararla Ankara-Atina seferlerinin başlayacağını bildiren Davutoğlu, "İki başşehir havayoluyla birleşecek. İzmir’in Atina’ya bağlanması konusunda biz hazırız ancak Yunanistan, bu anlamda muhatabımız hava yolu şirketinin de zarar etmemesi için bir formül üzerinde çalışılacak. Daha fazla hava ulaşımı, daha fazla demiryolu ulaşımı, daha fazla ticaret, daha fazla bağlantı şart. Turizm olağanüstü imkan. Bugün aldığımız kararla ortak turizm paketleri oluşturacağız” şeklinde konuştu.
Davutoğlu, Ege’nin iyi yakasını bir daha ayrılmamak üzere bir araya getireceklerini, bu konuda kararlı olduklarını belirtti.
Kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Davutoğlu, "Türk ve Yunan kadın ve anneleri gelecek nesillere dostluk türküleri öğretsinler, Ege’nin dostluk şarkılarını öğretsinler. Ümidimiz budur. Ege’nin iki yakasında bir daha hiçbir şekilde kadınların ağladığı, hüzün duyduğu anılar yaşanmasın, acı göçler ve acı savaşlar yaşanmasın" diye konuştu.
Davutoğlu, İstanbul kökenli Yunanistan Başbakanı Çipras’ın, bu anlamda bu topraklara derinden bağlı olduğunu kaydetti.
Bu salonda Selanik kökenli çok İzmirli bulunduğunu, kentin bu anlamda göç veren ve alan bir mekan olduğunu söyleyen Davutoğlu, bugün Çipras ile Girit’ten gelen Türklerin yaşadıkları hatıraları, Trabzon’dan giden Yunanlıların hatıralarıyla karşılaştırdıklarını söyledi.
Davutoğlu, "Bunların hepsi bizim hatıralarımız. Hiçbir hatıra diğerinden daha baskın olmaz" değerlendirmesinde bulundu.
EGE’NİN O GÜZEL MAVİ SULARINDA BİR DAHA ÇOCUK CESEDİ GÖRMEYECEĞİZ
Bugünün Avrupa için de önemli olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, bugün uzun yıllar Avrupa’nın en önemli meselelerinden biri gibi görülen Türk-Yunan geriliminin aksine Avrupa’nın, Brüksel’de aynı mesajları veren iki başbakanın zirvesine şahit olduğunu belirtti.
Davutoğlu, "Brüksel’de ne mesaj verdik biliyor musunuz? Dün yapılan ve saatlerce süren toplantılarda, Türkiye ve Yunanistan aynı mesajı verdi ve Avrupa’ya aynı çağrıda bulundu; ’Gelin, mültecileri çaresiz bırakmayalım, gelin bu sorunun kökenine gidelim, Suriye’de bu meseleyi tartışalım ama mültecileri Ege’nin sularında ölüme terk etmeyelim’ dedi. Ben de bunu söyledim, Sayın Çipras da. Avrupa’da bazıları ’Müslümanların bu kıtada yeri yok’ derken, takdir ediyorum Sayın Çipras, Müslümanların da Türklerin de Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve Türkiye’nin AB entegrasyonunu desteklediğini dün de ifade etti" yorumunu yaptı.
Türkiye’nin götürdüğü öneriler üzerinde tartışırken ilk desteği Çipras’ın verdiğini kaydeden Davutoğlu, bu önerileri götürürken ve hazırlıklarını yaparken de Yunanistan ve Türkiye’nin menfaatini veya kaygılarını hiç ayırt etmediğini anlattı.
Davutoğlu, "Bugün ulaştığımız noktada ümit ederiz ki bu formülle Ege’nin o güzel mavi sularında bir daha çocuk cesedi görmeyeceğiz. Ümit ederiz ki alçakça, canice o insanların güzel gelecek hayalini istismar eden insan kaçakçılarına karşı hep beraber mücadele edeceğiz" ifadelerini kullandı.
İzmirlilere seslenen Davutoğlu, insan kaçakçılarına karşı İzmirlilerin desteğine ihtiyaçlarının olduğunu dile getirdi.
Vicdanı tertemiz ve yüreği insan sevgisi dolu, çağdaş değerleri milli değerlerle birleştiren İzmirlilerin, bu topraklardan, bu şehirden insan kaçakçılığı üzerinden işlenen cinayetlere açık ve net bir sesle karşı çıkması ve bunu kim işliyorsa onun karşısında tavır sergilemesi gerektiğinin altını çizen Davutoğlu, insan kaçakçılarının İzmir’de, Türkiye’de, Ege’nin iyi yakasında barınmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
İZMİR’DEN, ANADOLU’DAN ADALARA, YUNANİSTAN’A RAHATLIKLA GİDİP GELİNECEK
Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Getirdiğimiz yeni formülle, Ege’den aldığımız her mülteci karşılığında Türkiye’de düzenli bulunan mültecilerden Avrupa’ya mülteci gidecek. Yani bu maceraya yönelmeyen ve sırasını bekleyen mülteciler Avrupa’ya gidecek. Dolayısıyla Türkiye sayı itibarıyla bu sebeple herhangi bir mülteci artışına şahit olmayacak. Ne kadar bize geliyorsa o kadar Avrupa’ya gidecek, vardığımız prensip anlaşması bu. Ama bunun yanında Geri Kabul Anlaşması işlemeye başladığı için dün ve önceki gün Avrupalılardan net bazı taahhütler istedik.
Bunlardan biri de artık Türkiye’nin Avrupalı kimliğini tartışmayacaklarının bir işaret olarak vize muafiyetinin bir an önce devreye girmesi. Nitekim dün vardığımız mutabakatla inşallah en geç haziran sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları başları dik, ellerinde kudretli aziz Türkiye Cumhuriyeti pasaportu olarak Avrupa’ya serbestçe gidebilecekler. Zor oldu, gerçekten bu süreç zor yaşandı. 2010’da ilk vize muafiyeti talebinde bulunduğumuzda, AB’den neredeyse o kadar çok olağanüstü bir şey talep etmişiz gibi tepkiyle karşılaşmıştık. O zaman Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin kararıyla Türkiye ve Yunanistan birlikte, birkaç günlüğüne Adalara gidebilmek için Türklere muafiyet tanınsın mı diye aylarca müzakere etmek zorunda kalmıştık. Şimdi böyle bir müzakere olmayacak. İzmir’den, Anadolu’dan Adalara, Yunanistan’a rahatlıkla serbestçe herhangi bir vize gerekliliği olmadan gidip gelinecek. Bu haklı bir talepti. İki gün müzakere edildi, tatlı sert görüşmeler oldu ama sonunda hakkımız olan bu hususu elde ettik."
Davutoğlu, Türkiye’nin AB entegrasyonunun önünü açacak 5 faslın açılması için de prensip kararına varıldığını kaydetti.
Davutoğlu, "İş adamlarımız fuarlara katılmak için gitmek istediklerinde mal gider, iş adamı burada kalırdı. Malın gitmesinde bir sorun yok Gümrük Birliği üzerinden ama iş adamının gitmesinde bir problem vardı. Sanki mallar iş adamından daha kıymetli gibi. Böyle bir anlayış olabilir mi? Şimdi bunlar yıkılacak" diye konuştu.
MUHALEFET PARTİLERİNE ÇAĞRI
Muhalefet partilerine çağrıda bulunan Davutoğlu, şunları dile getirdi:
"Haziran ayında vize muafiyetini alabilmemiz için mart ve nisan ayında gerekli olan düzenlemelerin, 9 kanunun çıkması lazım. Bunun için Meclis’in bloke edilmeden çalışması ve bu 9 kanunun Meclis’ten çıkması konusunda herkesin işbirliği yapması lazım. Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum. Vize muafiyeti yasaları bloke edilmesin, tartışmalar başka eksene kaydırılmasın, yoksa gecikmenin vebali bu Meclis çalışmalarını bloke edenler üzerinde olur. Biz hükümet olarak gereğini yaptık. AK Parti olarak da gereğini yaptık. Tüm bu yasaları önümüzdeki günlerde Meclis’e sevk edeceğiz ve o andan itibaren diğer partiler bir sınavla karşı karşıya kalacak. Çok açık söylüyorum; ya bu yasalara destek verecekler - ki hepsi çağdaş Avrupa standartlarına ulaşmak için yasalar ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bir an önce vize muafiyeti hakkını elde edecekler - ya da engelleyecekler. O zaman millete vermek zorunda oldukları bir hesap olur."
Bugün Avrupa için de tarihi dönemecin yaşandığını aktaran Davutoğlu, "Avrupa’nın ayrılmaz parçası olan, Asyalı olduğu kadar Avrupalı bir halk olan milletimizin Avrupa’ya tam entegrasyonu yolunda en önemli adımlardan birini attık" yorumunu yaptı.
Bugün insanlık vicdanı adına Avrupa’ya dönük olarak Türkiye ve Yunanistan’ın birlikte attıkları imzalarla, illegal göç konusunda ortak tavır alacaklarını ilan edip, bunu metne bağladıklarını ifade eden Davutoğlu, bu tarihi günü birlikte yaşadıkları Çipras ve arkadaşlarına teşekkür etti.
İzmir’den Atina ve Selanik’e, Ankara’dan, İstanbul’dan ve Konya’dan tüm Anadolu’dan Yunanistan’a dostluk mesajlarını gönderen Davutoğlu, "Birlikte acı tatlı geçmiş tarihi tecrübelerimiz oldu. Bunların olumlu yönlerini öne çıkararak - varsa ki tüm milletler arasında vardır - olumsuz yönlerinden dersler çıkararak beraber el ele Ege’yi bir barış denizi, Doğu Akdeniz’i bir refah bölgesi yapma konusunda güçlü bir siyasi irade sergilemeliyiz. Sayın Çipras’a, tüm Yunan halkına parlak bir gelecek, huzurlu ve istikrarlı bir yeni dönem dileğinde bulunuyorum" dedi.
Başbakan Davutoğlu ve Yunanistan Başbakanı Çipras tarafından vergi rekortmenleri arasında yer alan İzmir’deki iş adamlarına ve Türk-Yunan ortaklığı bulunan firma sahiplerine madalya verildi.
Davutoğlu ve Çipras, iş adamlarıyla aile fotoğrafı da çektirdi.