Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in 5 Temmuz tarihli Samsun Mitingi konusmasinin tam metni

 

Sevgili Samsunlular, sevgili kardeşlerim; bugün bir kez daha sizleri hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Buradan bütün Samsun’a, Samsunlu tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Ramazan-ı Şerifiniz mübarek olsun, Allah tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibadetleri bu mübarek ay hürmetine inşallah kabul etsin diyorum.

Sevgili kardeşlerim, sevgili hemşerilerim, sevgili Samsunlular; bugün Samsun’dan yeni bir tarihi yolculuğa çıkıyoruz. Büyük başlangıçların şehri Samsun’dan biz de yeni bir başlangıcın, büyük bir başlangıcın ilk adımını atıyoruz.

Bundan 95 yıl önce 19 Mayıs 1919’da Gazi Mustafa Kemal Samsun’a ulaştı. Samsun’da İstiklal Savaşının ilk adımını attı. 95 yıl sonra işte o adım kadar önemli bir adımı, yeni Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı seçimini bizler de Samsun’dan başlatıyoruz. 95 yıl önce olduğu gibi bugün de Samsun’dan bismillah diyor, Türkiye adına, milletimiz adına kutlu bir yolculuğu Samsun’dan başlatıyoruz. Allah yolumuzu, bahtımızı açık etsin inşallah. Samsun’dan çıktığımız bu yolculuk ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olsun inşallah.

Kardeşlerim, sevgili Samsunlular; 2007 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. Cumhurbaşkanının görev süresi doldu, 11. Cumhurbaşkanını seçmek için hazırlıklara başladık. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde en fazla milletvekiline sahip bir parti olarak, yani AK Parti olarak adayımız şu andaki Cumhurbaşkanımız Abdullah Beyi sunduk, Parlamentoya, ülkemize sunduk. Her şey Anayasaya uygundu, yasalara uygundu. Daha önce Turgut Özal rahmetli nasıl seçildiyse, Sayın Demirel nasıl seçildiyse, Ahmet Necdet Sezer nasıl seçildiyse, aynen onların seçilme şartlarına uygun olarak biz de şu anda Cumhurbaşkanımız olan Abdullah Beyi sunduk. Ne yazık ki her türlü hileye başvurdular. Dediler ki; bu işin üçüncü turu falan yok, 367. Ve 367 ile önümüzü kesmek istediler. Hukuku çiğnediler, hukuku katlettiler. Zorlama yorumlar yaptılar, bu yorumlarına yüksek mahkemelerden dayanaklar bularak bizim cumhurbaşkanı seçmemizi engellemek istediler. Ne yaptılar? İşte 367 şartı diye bir şart getirdiler. Kardeşlerim, o gün bunları çok konuştuk, merhum Özal’da böyle bir şey var mıydı? Yok. Sayın Demirel’de böyle bir şey var mıydı? Sayın Sezer’de böyle bir şey var mıydı? Yok. Ama biz adayımızı çıkarınca hemen bu engeller geldi, önümüze 367’yi getirdiler. O günlerde hatırlarsanız bir de bildiri yayınladılar. Güya bizi tehdit edecekler, ama biz bu yola çıkarken kefenimizi giyerek çıktık. Ve bu kadronun bu tür tehditlerden korkmayacağını bilmiyorlardı. Bu hukuksuzluk, bu zorbalık, bu tehditler karşısında boynumuzu eğmedik, kaderimize razı olup yapılanları sineye çekmedik, milletin emanetini orada zorbalara, hukuksuzlara, demokrasiyi gasp etmeye çalışanlara teslim etmedik. Hemen erken seçim kararı aldık. Kararı millet versin dedik. Millet sandıkta sözünü söylesin dedik. Türkiye’yi 22 Temmuz 2007’de hatırlayın genel seçimlere taşıdık. Sonuç ne oldu? 2002’de milletimiz bize yüzde 34 oy vermişti, 2007’de o seçimlerde milletimiz bize daha güçlü sahip çıktı, yüzde 47 oranında oy verdi. Hukuksuzluk yapanlar, zorbalığa yeltenenler, özenenler 22 Temmuz 2007’de milletten gereken cevabı aldılar. Bu arada hemen Anayasa değişikliğine gittik, hatırlayın; Meclis’te değiştirdiğimiz Anayasa dönemin Cumhurbaşkanından geri döndü, Sayın Sezer’den, bir kez daha oyladık. Meclis’te kabul ettik Cumhurbaşkanına gönderdik, ikinci defa veto edemeyeceği için Anayasa Mahkemesine iptal başvurusunda bulundu, mecburen de değişikliği halk oylamasına götürdük. Hatırlayın 21 Ekim Anayasa değişikliği sizin, yani milletin takdirine sunuldu. O Anayasa değişikliğiyle biz ne dedik? Cumhurbaşkanını halk seçecek dedik. Cumhurbaşkanları 5+5 olmak üzere iki dönem görev yapabilir dedik, bunu sizin takdirinize sunduk. Siz ne dediniz? Yüzde 69 oranında evet dediniz. O Anayasa değişikliğini kabul ettiniz, Türkiye yeni bir dönemi başlattı. İşte 10 Ağustos’ta bu ilk seçim şimdi gerçekleşecek. Artık vekiller cumhurbaşkanını seçmeyecek, asıllar seçecek, yani millet seçecek. İlk kez millet cumhurbaşkanını seçecek, başkanını seçecek, devletin başını, cumhurun reisini, başkomutanı, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanını 10 Ağustos’ta sizler belirleyeceksiniz.

Kardeşlerim, sevgili Samsunlular; bugüne kadar Türkiye’de 11 cumhurbaşkanı görev yaptı. İnanın Gazi Mustafa Kemal’den sonraki her Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye’de büyük hadiselere, büyük kriz ve kaoslara yol açtı. Bakın şimdi size ilginç bir-iki anekdot anlatacağım.

10 Kasım 1938’de Gazi Mustafa Kemal hayata gözlerini yumdu. 1 gün sonra 11 Kasım 1938’de askerler Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kuşattılar. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ne dediler biliyor musunuz? Ya İsmet İnönü’yü seçersiniz ya da Meclis’i kapatırız dediler. İsmet İnönü silah zoruyla, tehditle Cumhurbaşkanı seçildi. 1961’de 27 Mayıs darbesini yapanlar aynı şekilde zorbalıkla Meclis’i tehdit ederek milletvekillerini, cumhurbaşkanı adaylarını aleni tehdit ederek Cemal Gürsel’i Cumhurbaşkanı seçtirdiler. Bakın Salı günü aday tanıtım toplantımızda bir isim hatırlattım, şimdi buradaki jenerasyon bu ismi tanımayabilir, tanıyor musunuz? Kim? Aradan güzel sesler geliyor. Ordinaryüs Profesör Ali Fuat Başgil. Merhum Ali Fuat Başgil nereli biliyor musunuz? Samsunlu. 1893 yılında Samsun Çarşamba’da doğmuş. Birinci Dünya Savaşında 4,5 yıl Kafkas cephesinde askerlik yapmış. 1961 seçimlerinde Samsun’dan bağımsız senatör seçilmiş. Ardından 1961 yılında Cumhurbaşkanlığına aday oldu. Ancak darbeyi yapanlar ve darbeyi destekleyen CHP onun cumhurbaşkanı olmasını istemedi. Bu CHP’nin geçmişi karanlıktır karanlık. Ankara’da Başbakanlığa çağırdılar Ali Fuat Başgil’i. Başbakanvekili bir general Samsunlu Ali Fuat Başgil’i tehdit etti. General tabancasını çıkartıp masanın üzerine koydu. Ne dedi biliyor musunuz; mezarın bile hazır, aday olursan hayatını garanti edemeyiz dedi. Ah ah bu millet neler gördü neler. Ali Fuat Başgil mecburen adaylıktan çekilmek zorunda kaldı, senatörlükten ayrılmak zorunda kaldı. Ne yaptı? İsviçre’ye gurbete gitti. Ben ailesini Lozan’da ziyaret etmiştim ve orada bir hayat sürüyordu. Kendisini göremedim tabii, hanımefendiyi görmüştüm.

12 Eylül 1980 öncesinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin nasıl kördüğüm olduğunu, Meclis’in günlerce nasıl cumhurbaşkanı seçemediğini bir çoğunuz hatırlıyorsunuz. Merhum Özal’ın seçilmesi aynı şekilde tartışmalarla oldu. Abdullah Beyin seçilmesi aynı şekilde engellemelerle karşı karşıya kalarak oldu. İşte biz bütün bu tartışmalara, bu engellemelere rağmen 75 yıldır devam eden bu tartışmalara son vererek, bütün bu tartışmaları gündemden kaldırarak bizzat halkın, yani cumhurun cumhurbaşkanı seçmesini sağladık.

Kardeşlerim, bu ülkede inşallah vekilleri sizler seçiyorsunuz, sizin seçtiğiniz vekiller yoluyla, yani sizin tercihiniz doğrultusunda bu ülkede hükümetler belirleniyor. Öyleyse, cumhurreisini, cumhurbaşkanını belirlemek de sizin hakkınız. Devletin en tepesindeki makama kimin geleceğini belirlemek, elinde silah olanların değil, elinde güç olanların değil, seçkinlerin değil, para babalarının değil bizzat milletin uhdesindedir.

Bugüne kadar sizlerin cumhurbaşkanı seçmenize, cumhurbaşkanı tayin etmenize izin vermediler, çünkü onlar millete güvenmediler, milletin tercihlerine itibar etmediler. Milletin seçtiği hükümetin üzerine devleti temsil eden bir güç olarak cumhurbaşkanını koydular. Yani, bir yanda sizin seçtiğiniz hükümetler var, ama onun karşısında devleti temsil eden cumhurbaşkanı var.

Kardeşlerim, hatırlıyorsunuz son bir referandum yaptık. Bu CHP, bu MHP ne yaptılar? Bu referandumda hayır dediler, hatırlıyorsunuz değil mi? Peki biz ne dedik? Evet dedik. Nasıl ki yüzde 69’la cumhurbaşkanlığı seçilmesini milletin önüne biz koyduysak, işte o yüzde 58’le yaptırdığımız referandumda da yine CHP’ye, MHP’ye rağmen Anayasa’ya bireysel başvuruyu da yine biz getirdik. Bunlar karşı çıktılar. Şu anda Anayasa Mahkemesi’ne gitmek suretiyle oradan bazı imkanlar yakalayanlar veya lehlerinde hak ihlali vardır diye bırakılanlar şunu bilmeleri nasıl: Eğer AK Parti o referandumu yapmamış olsaydı yüzde 58’le bireysel başvurunun önü açılmamış olsaydı, bunlar bugün dışarı çıkamayacaklardı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden çıkan kararların değerli kardeşlerim, bu ülkede bugüne kadar neleri işaret ettiğini biliyorsunuz. Ama biz bunu da yüzde 58’lik o referandumdan aldığımız oyla düzelttik, işte biz bu ayrımları ortadan kaldırdık. Artık devlet ve millet kucaklaşıyor. Ama biz milletin tarafı olduk, CHP, MHP, HDP, bunlar devletin tarafı oldular; aramızdaki fark bu. Şimdi diyorlar ki; taraf olacak mıyız? Evet, biz tarafız. Bitaraf olan bertaraf olur. Fakat biz milletin tarafındayız devletin değil. Onun için ne diyoruz? İnsanı yücelt ki devlet yücelsin, milleti yücelt ki devlet yücelsin.

Bu gece Samsun’da galiba dolu yağmış, öyle mi? Öyle haberler geldi bana. Şimdi de rahmet inşallah. İnşallah ülkemiz rahmet deryasına gark olur. Çok kuraklık çektik, şimdi su rahmet dalgaları gelir ve inşallah barajlarımız da dolar.

Şimdi artık devlet ile millet birbirini tehdit etme üzerine değil birbirini yaşatma üzerine biraraya geliyor, muhabbetle kucaklaşıyor. Buradayız şimdi. Halkın seçtiği hükümetle halkın seçtiği cumhurbaşkanı inşallah uyum içinde, koordinasyon içinde, işbirliği içinde Türkiye’yi idare edecek, inşallah Türkiye’yi uçuracaklar. Sayın Cumhurbaşkanımızla, Gül’le şu son 7 senede başka bir performans sergiledik. Eğer bu performansı daha önce yakalamış olsaydık Türkiye bugün çok daha farklı yerde olabilirdi. Bundan sonraki süreç inşallah inanıyorum ki milletin bizzat seçtiği Cumhurbaşkanıyla çok daha farklı bir konuma ulaşacak. Kardeşlerim, CHP daha en başından itibaren hem milli iradenin, sandığın, demokrasinin karşısında oldu. Hiçbir meselede halkın tercihlerini, halkın taleplerini önemsemediler. Halkın seçtiği iktidarlar karşısında CHP her zaman devleti tercih etti. Devletin saffında, statükonun yanında yer aldı. Halkın oylarıyla gelen hükümetleri deviren darbeciler her zaman CHP’den destek aldılar. CHP tarafından korundular, kollandılar. CHP, 2007 yılında bizim Cumhurbaşkanı seçmemize engel olmuştu. Arkasına emekli yargıçları aldı, arkasına yüksek mahkemeleri aldı, arkasına dönemin yüksek makamlarını aldı ve bizim Meclis’te cumhurbaşkanı seçmemizi engellemek istedi. Halk oylamasında değişikliğe hayır diyerek cumhurbaşkanını halkın seçmesini de engellemeye çalıştılar. Kardeşlerim, şimdi hangi yüzle bunlar halkın karşısına gelecekler? Öyle mi? Halka hangi yüzle bizim adayımız şudur oyunuzu ona verin diyecekler? Siz halkı reddettiniz ya, halktan nasıl olacak da oy isteyeceksiniz? Çünkü bunlar hep halkın efendisi olduklarını iddia ettiler. Biz ise halkın hizmetkarı olduğumuzu ortaya koyduk, ispatladık. Ve 1938’den bu yana başlatmış oldukları millet düşmanlığını bugünlere kadar taşıdılar. Şu anda da ne diyorlar? Cumhurbaşkanı siyasetin dışından olsun. Yanına MHP’yi de aldı, bazı zavallı figürleri de aldı, adeta milletle, milli iradeyle aday ediyorlar. CHP, MHP, cumhura reis seçmenin değil, statükoya bekçi seçmenin derdindeler. Bunu artık başaramayacaklar.  Bu millet artık her seviyede, her kademede belirleyicidir. Bu ülkeye istikameti sizler çiziyorsunuz. Sandığa gidiyor, sadece vekilleri, sadece hükümeti değil artık cumhurbaşkanını belirliyorsunuz, ama siz belirliyorsunuz. Kardeşlerim, sevgili Samsunlular; Allah’ın izniyle, sizlerin takdiriyle cumhurbaşkanı seçilip ülkeme ve milletime o makamda hizmet etmeyi verilen görevle sürdüreceğim. Şundan emin olmanızı istiyorum: Samsun 12 yıl boyunca nasıl hizmet gördüyse, bundan sonra da hem şahsımın, hem başbakanın gayretleriyle aynı şekilde hizmet görecek. Şimdi birileri çıkıp şunu diyebilir: Cumhurbaşkanlığı makamı yol yapma makamı değildir diyebilir, köprü yapma makamı değildir diyebilir, havalimanı yapma makamı değildir diyebilir. Kusura bakmasınlar, Cumhurbaşkanlığı makamı yapılan ve yapılacak olan havalimanlarını da takip eder, yolları da takip eder, milletin birliğini, beraberliğini, bütünlüğünü de takip eder. Yani cumhurun başı olacaksın, ee yan gelip yatacaksın, böyle şey olur mu? Bunu yapacağız. Biz bunu bu dönemde Sayın Gül’le nasıl yaptıysak bundan sonra da yapacağız.

Unutmayın, durmak yok, yola devam, yolculuğumuz devam edecek. Türkiye 12 yıl boyunca nasıl reformlar yaptı, nasıl yüksek seviyelere ulaştıysa, Cumhurbaşkanlığımız döneminde de daha yüksek hedeflere doğru yürüyüş, kararlı yürüyüşle devam edecek. 2023 hedeflerimiz halkın seçtiği bir cumhurbaşkanıyla daha da güçlü bir şekilde inşallah gerçekleşecek. Ekonomiyi daha da büyüteceğiz, dış politikada çok daha aktif olacağız. Kardeşliğimizi daha da yücelteceğiz. Birlik içinde, istikrar ve güven içinde bugüne kadar yaptığımız gibi Türkiye’yi daha da büyüteceğiz.

Kardeşlerim, Cumhurbaşkanlığı seçimi için ilk mitingimizi Samsun’da yapmamız bir tesadüf değildir. Samsun’u bilinçli olarak seçtik, Samsun’u bilinçli olarak ilk sıraya koyduk.

Kardeşlerim, Samsun ilk çok partili seçim denemesinde, 1930’da CHP karşısındaki adaya yüzde 80’in üzerinde oy vermişti, bunu biliyor musunuz? Hem de bağımsız. Samsun, Ali Fuat Başgil gibi bir yürekli insanı yetiştirmişti. Samsun, her zaman demokrasinin yanında, özgürlüklerin yanında, milli iradenin yanında oldu. 10 Ağustos’ta da Samsun inşallah kutlu başlangıcın hakkını verecek, Ali Fuat Başgil’e yapılanların hesabını sandıkta çok güçlü bir şekilde soracaktır.

Sizlerden benim bir rica var; 10 Ağustos’ta mutlaka, ama mutlaka sandığa gitmenizi, iradenize sahip çıkmanızı, sandığa sahip çıkmanızı sizlerden rica ediyorum. Tatilde olanlar varsa arayın bulun, muhakkak gelsin. Eğer orada oy kullanabiliyorsa, oyunu orada muhakkak kullansın. Sandığınızda oyunuzu muhakkak kullanın, seçmen kütüklerini muhakkak kontrol edin. İsminiz var mı yok mu? Gençler unutmayın, genç arkadaşlarınızı muhakkak uyarın. Hanım kardeşlerim, sakın ha unutmayın, işe sahip çıkın, inanıyorum sahip çıkacaksınız. Beyler, sahip çıkın. Türkiye’de 10 Ağustos’ta tarih yeniden yazılacak. Bu yeni tarihi sizler yazacaksınız. Sizler mührünüzü vuracak, yeni Türkiye’yi daha güçlü bir zeminde inşa edeceksiniz. 30 Mart’ta Samsun bir kez daha tarih yazdı. 30 Mart’ta Samsun kendisinden bekleneni yaptı. Ve geldik bu alan tıklım tıklım doluydu, o gün bambaşka bir coşku vardı, caddeler başka bir coşkuyla doluydu. Büyükşehirde, ilçelerde bir kez daha AK Parti’yi tercih ettiniz. Samsun’da 30 Mart’ta Partimize verdiğiniz yüzde 55’lik destek, gerçekten çok çok önemliydi, onun için kutluyorum sizleri, tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum.

Kardeşlerim, şunu da bilmenizi istiyorum: Bazıları farklı dedikodular çıkarıyor, ben aranızdan ayrılmıyorum, hizmetlere ara vermiyorum, yolculuğumuza mola vermiyor, dinlenmeye çekilmiyorum. Tam tersine sizlere, aziz milletime, ülkeme daha iyi hizmet edebilmek için bir üst makama aday gösteriliyorum; olay budur. Birlikteliğimiz, beraberliğimiz, yol arkadaşlığımız, muhabbetimiz aynı şekilde devam edecek. Sizlerle yine birarada olacağız. Başbakanlıkta nasılsak göreceksiniz, Cumhurbaşkanlığında da öyle olacak, her saniyemizi başkanımız, başbakanımızla, bakanlarımızla, bürokratlarımızla, teknokratlarımızla birarada geçirecek, milletimize ve ülkemize hizmetle geçireceğiz. Samsun’un en basit meselesinden en büyük projesine kadar her derdi yine benim derdim olacak, gece-gündüz çalışmaya devam edeceğiz, çünkü biz o makamları istirahat makamları olarak görmedik. Sorumluluk, mesuliyet makamları olarak gördük. Böyle görüyoruz, böyle göreceğiz. Türkiye’yi inşallah şaha kaldırmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi çok daha büyüteceğiz.

Değerli kardeşlerim, bakınız az önce de ifade ettim, Türkiye 2023 hedeflerine doğru hızla yol alıyor. İhracat hedeflerimizin çekirdeğini oluşturacak projeyi Samsun’da hayata geçiriyoruz. Yerel konsensüsle hayata geçireceğiz uluslararası lojistik merkezi için Bakanlar Kurulu kararını çıkardık Samsun’da. Bu lojistik merkez Tekkeköy ilçesi sınırları içerisinde yapılacak. Merkezin altyapı çalışmaları devam ediyor. Bu projenin de takipçisi olacağız. Bu uluslararası lojistik merkezle Samsun, ülkemizin kuzey-güney, doğu-batı eksenlerinde oluşacak uluslararası yük koridorlarının da başlangıç noktası olacak.

Samsun’a değerli kardeşlerim, 20 trilyon liralık bir maliyetle fuar ve kongre merkezi kazandırdık. İnşası tamamlanan tesis inşallah önümüzdeki aylarda faaliyete geçecek ve Samsun’un kültür yaşamına yeni bir pencere aralayacak. Samsun’a kamu-özel ortaklığı ile beş uzmanlık dalında beş hastaneden oluşan toplam 1150 yatak kapasiteli bir şehir hastanesi yapıyoruz. Hastanemizle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bitmiyor, 300 yataklı Gazi Devlet Hastanesini de şehrimize kazandırıyoruz. Samsun-Sivas demiryolunu elektrikli, sinyalli, modern hale getiriyoruz. Maliyeti ne biliyor musunuz? Değerli kardeşlerim, 1 katrilyon. Samsun’a Gelemen’e modern bir lojistik merkezi yaptık. Demiryolları ve Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı işbirliği ile Samsun’u sahille hamd olsun buluşturduk. Türkiye-Rusya arasında Karadeniz üzerinden Samsun Kavkaz limanları arasında demiryolu feribot koridorunu oluşturduk. Anadolu içlerinden trenle gelen yükleri Samsun limanı üzerinden Rusya’ya trenleri gemiye bindirerek inşallah taşıyoruz.

Bakınız değerli kardeşlerim, Samsun’a 12 yılda 12,5 milyar liralık destek ve yatırım yaptık, yani 12,5 katrilyon. Ulaştırma ve haberleşmede 2,5 katrilyon, Toplu Konutta 1 katrilyon, Orman ve Su İşlerinde 1 katrilyon, Gıda, Tarım ve Hayvancılıkta 1 katrilyon, Aile ve Sosyal Politikalarda 800 trilyon, Eğitimde 917 trilyon, Sağlıkta 530 trilyon liralık yatırım yaptık. Yaptığımız yatırımlarla Samsun değişti-değişiyor. Şu an için Samsun’da başlattığımız inşa halinde olan 185 proje var. Toplam maliyeti ne biliyor musunuz? 4 katrilyonu aşıyor. Bu projelerin 47’si eğitim, 34’ü gençlik ve spor alanında. Samsun Merkez dahil her bir ilçemize gençlik merkezleri, spor salonları kazandırdık, kazandırmaya devam ediyoruz.

Biliyorsunuz TOKİ kanalıyla Samsun’umuza -küsuratlı söylemeyeyim, tam olsun- 34 bin seyirci kapasiteli bir stadyum yapıyoruz, şu anda inşaatı devam ediyor. 107 trilyon lira maliyeti olan stadyumda yüzde 35 oranında şu anda fiziki gerçekleşmesi sağlandı, önümüzdeki yıl tamamlıyoruz. Ama şimdi ben de Samsun’a diyorum ki, bak önümüzdeki yılda çıkacaksınız ha. Sahada çıkıp ben koşacak değilim, orada da siz koşacaksınız işi bitireceksiniz.

Eğitimde Samsun’da 12 yılda 3206 yeni derslik inşa ettik. Okullarımıza 20 bin bilgisayar gönderdik. 952 internet bağlantısı sağladık, 138 uydu bağlantısı sağladık. 453 bilişim teknolojisi sınıfı kurduk. FATİH Projesiyle Samsun’daki genel liselerimize altyapıyı kurduk, etkileşimli tahtalar, tablet bilgisayarlar yavrularımıza dağıtıldı. Kardeşlerim, 12 yılda Samsun 19 Mayıs Üniversitesini büyüttük. Neler yaptığımızı söylemeyeceğim, ama iyi bir teknokente sahip olduklarını bilmenizi isterim ve yurtlarımız aynı şekilde. Detaylar çok çok fazla.

Kardeşlerim, sağlıkta Samsun’u merkez haline getirdik. 400 yataklı Samsun Bölge Hastanesini şehrimize kazandırdık biliyorsunuz. İlçelerimize devlet hastaneleri yaptık. Toplamda 2040 yatak kapasiteli 470 trilyon maliyeti olan 13 adet sağlık tesisinin yapımı süratle devam ediyor. İnşallah hepsini iş takvimine uygun bir şekilde tamamlayacağız.

Toplu Konutta 7500 konut inşa ettik, hak sahiplerine de teslim ettik. Bu arada 7 bin konutun da proje ve ihale çalışmaları devam ediyor.

Kardeşlerim, bütün bunlarla beraber bizler Samsun’umuzun inşallah kentsel dönüşüm-değişim, bu adımlarını atıyoruz. 40 trilyon maliyetle Samsun Adalet Sarayını ve Havza, Çarşamba, Terme adalet saraylarını tamamladık.

Kardeşlerim, biz göreve geldiğimizde Samsun’da 120 kilometre bölünmüş yol vardı, biz buna 183 kilometre bölünmüş yol ilave ettik.

Samsun’un değerli kardeşlerim, uzun vadeli içme suyu projesini biz gerçekleştirdik ve bu çözüme kavuştu. Ladik, Derinöz ile Vezirköprü barajlarını tamamladık, durmak yok yola devam.

Değerli kardeşlerim, çok daha söylenecek sözler var, yapılanlar çok fazla. Ve kırsal kalkınmada yaptıklarımızı anlatmakla bitiremem. Aynı şekilde Samsunlu çiftçilerimize verdiğimiz destekleri zaten kendileri biliyor. Bir şey söyleyeyim; çiftçimize Ziraat Bankası yüzde 59 faizle kredi veriyordu, biz 0-5 faize bunu düşürdük. Esnafımıza Halk Bankası yüzde 47 faizle kredi veriyordu, biz bunu da yüzde 0-5 aralığına indirdik. Kardeşlerim, biz faizle ne çiftçimizi, ne esnafımızı asla sömürülmesine fırsat vermedik.

Şu anda Türkiye ayakları üzerinde güçlü duruyor, güçlüyüz. İşte bak ilk çeyrekte bütün Avrupa sıfırın altında büyüme kaydederken, biz 4,3 büyüme kaydettik. Türkiye büyüyor, halkıyla büyüyor, çiftçisiyle büyüyor, memuruyla büyüyor, işçisiyle büyüyor, milletiyle büyüyor, inanarak büyüyor; bunu özellikle görmenizi istiyorum.

Değerli kardeşlerim, size şunun sözünü veriyorum: Cumhurbaşkanlığım süresince Samsun’a yapılan-yapılmakta olan tüm yatırımların, tüm projelerin takipçisi olacağım. Hiçbir temel yarım kalmayacak.

Kardeşlerim, şunu da bilmenizi istiyorum: Bu kardeşinizin inancında, bu kardeşinizin değerlerinde ayrımcılık olmadı, olmayacak.

Değerli kardeşlerim, bize çok hakaretler ettiler, bize çok yanlışlar yaptılar. İşte şu anda bunlar hep bir aradalar malum. Ha şunu da söyleyeyim: Bu paralel yapı denilen olayı da, onu da yolda bırakmayacağım, ona da aynen devam edeceğim. Niye? Milli güvenliğimize tehdit oluşturan bu yapıyı biz bu ülkede derdest edeceğiz, bunun başka çıkışı yok. Vatanımız için, milletimiz için bunu yapacağız. Kardeşlerim, el ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz ve bunu gerçekleştireceğiz.

Şunu unutmayın: Bir olacağız, tamam? Sesiniz gür çıksın. (“Tamam” sesleri) 30 Mart’taki gibi gür çıksın.

(Halkla Beraber Söyleniyor)

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. İşte 10 Ağustos inşallah bunun mührü olacaktır, buna inanıyorum.

Şimdi hazır mıyız? Şarkımıza da tam uyuyor, hava da tam uyuyor. Coşkulu.  

(Halkla Beraber Söyleniyor)

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi, bana her şey Samsun’u hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.

Evet bu akşam iftarda buradayız. Geceyi Samsun’da geçiriyoruz, yarın da inşallah Erzurum’a devam ediyoruz.

Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.