Basbakan Erdogan’in 6 Temmuz tarihli Erzurum Mitingi konusmasinin tam metni
Sevgili Erzurumlular, sevgili dadaşlar, çok değerli kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; bugün bir kez daha sizleri hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Bizleri bir kez daha onbinlerce dadaş olarak karşıladığınız, kucakladığınız, bağrınıza bastığınız için çok çok teşekkür ediyorum.
Var olasın dadaş, çok hayırlar göresin dadaş. Allah sizlerden, hepinizden razı olsun. Rabbim bu mübarek ayda, Ramazan-ı Şerif’te tuttuğunuz oruçları, yaptığınız ibaretleri inşallah kabul etsin. Ramazan-ı Şerif, ülkemiz, milletimiz için, tüm İslam coğrafyası ve insanlık için inşallah hayırlara vesile olsun.
Kardeşlerim, bildiğiniz gibi 3,5 ay önce 21 Mart’ta Erzurum’daydım. Erzurum’da muhteşem bir miting, muazzam bir buluşma gerçekleştirdik. Erzurum, o gün iradesine sahip çıkacağını gösterdi. Erzurum, bütün saldırılar karşısında dimdik duracağını gösterdi. 21 Mart’ta yaptığımız mitingde ne dedim? Dadaş, sen burada olduğun müddetçe Biiznillah bu ülkeye hiçbir şey olmaz. Dadaş, sen böyle yiğit, böyle mert, böyle yürekli durduğun müddetçe, namahrem eli bu ülkeye uzanamaz.
Erzurum’da yer Allah’u ekber, Erzurum’da gök Allah’u ekber, Erzurum’da dağ Allah’u ekberdir. İşte 21 Mart’ta bu meydanda Erzurum Allah’u ekber dedi. Sonra da gitti 30 Mart’ta son sözünü sandıkta söyledi. Erzurum, kendisine yakışanı yaptı, Erzurum kendisinden bekleneni yaptı. Yüzde 59 oy oranıyla, rekor seviyede bir oy oranıyla Erzurum iradesine, Hükümetine, ülkesine ve milletine sahip çıktı. 30 Mart’ta verdiğiniz o büyük destekten dolayı bütün Erzurum’a teşekkür ediyorum. 30 Mart’ta sadece bizlere destek vermekle kalmadınız, siz sandıkta ilgili yerlere çok anlamlı bir ders verdiniz, milli irade hırsızlarına ders verdiniz, ülkemize ihanet eden şebekelere ders verdiniz. İhanet şebekeleriyle iş tutan CHP’ye, MHP’ye, burada çok büyük bir ders verdiniz, her birinizden Allah razı olsun. Bir kez daha Erzurum’u yürekten kutluyorum.
Kardeşlerim, şimdi yeni bir seçime hazırlanıyoruz, 10 Ağustos’ta bir kez daha sandık başına gidiyoruz. Cumhuriyet tarihimizde ilk kez halk cumhurbaşkanını doğrudan seçecek. Burada aracılar olmayacak, vekiller olmayacak, vekiller değil asıllar seçecek; böyle dedik. Anayasayı değiştirdik ve işte 10 Ağustos’ta ilk kez bu seçimi gerçekleştireceğiz.
Kardeşlerim, 2007’de 10. Cumhurbaşkanının görev süresi dolunca hazırlıklarımızı yaptık, adayımızı Sayın Abdullah Gül olarak belirledik ve Meclis’te her zaman yapıldığı gibi cumhurbaşkanı seçmek istedik. İlk tur oylamanın hemen ardından 367 diye bir hukuk garabeti ortaya çıkardılar, bir hukuk cinayeti işlediler. Kim yaptı bunu? CHP. CHP’nin yandaşı o eski emekli hukukçular yaptı. Bazı yüksek makamlar, bazı yüksek mahkemeler bu hukuk cinayetine maalesef destek verdi. Bize, yani AK Parti’ye cumhurbaşkanı seçtirmek istemediler. Önce genel seçim kararı aldık, madem siz bize cumhurbaşkanı seçtirmiyorsunuz, biz de halka gideriz dedik. 22 Temmuz’da halkımız bize yüzde 47 oy oranıyla destek verdi. Aynı anda Anayasayı değiştirmek için adımlarımızı attık. Ne dedik? Bırakın cumhurbaşkanını halk seçsin dedik. Cumhurbaşkanı 5 yıllık dönem için seçilsin dedik, iki dönem cumhurbaşkanlığı yapmak mümkün olsun dedik, Meclis’te bu değişikliği yaptık. Ama Çankaya’dan veto yedik. Bir kez daha aynı değişikliği yaptık, bu sefer Çankaya halk oylamasına götürmek zorunda kaldı. Halka gittik, yani size sorduk. Cumhurbaşkanını halk seçsin mi, seçmesin mi dedik. Siz yüzde 69 oy oranıyla, evet cumhurbaşkanını halk seçsin dediniz.
Şimdi kardeşlerim, ben bir şeyi merak ediyorum, ey CHP, ey MHP, ey HDP; ya siz şimdi hangi yüzle halkın karşısına gelip de inanmadığınız halkımızdan adayınız için oy isteyeceksiniz? Bunlar halka inanmıyor, halka güvenmiyor, halkı aldattılar her zaman. Fakat biz mutluyuz, niye? Biz halkımızla çıktık bu yola, halkımızla yürüdük ve şimdi de yine halkımızla yürüyoruz.
Kardeşlerim, onlar halkımıza efendilik yapmak istediler, biz ise yola çıktığımız günden bugüne ne dedik? Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik dedik. İşte o büyük değişiklik 10 Ağustos’ta şimdi tecelli edecek. 10 Ağustos’ta cumhurbaşkanını sizler seçeceksiniz. Hiçbir baskı altında kalmadan, hiçbir tehdit altında kalmadan hür iradenizle devletin zirvesinde kimin olacağını sizler belirleyeceksiniz.
Bugüne kadar Türkiye’de 11 cumhurbaşkanı görev yaptı, inanın birkaç istisna dışında cumhurbaşkanlarının seçimi her seferinde büyük hadise oldu, büyük mesele oldu. Türkiye gereksiz gerilimlerin içine sürüklendi, ekonomi etkilendi, toplumsal barış bozuldu, demokrasi çok ağır yaralar aldı. İşte biz buna son verdik. Hiçbir tartışmaya, hiçbir gerileme mahal vermeden milletimiz sandığa gidecek tercihini yapacak, oyunu kullanacak ve 12. cumhurbaşkanını inşallah milletim seçecek.
Kardeşlerim, 3 Kasım’da göreve gelirken ne dedik? Yeter söz de milletin, karar da milletin, yetki de milletin dedik. İşte bu son adımla Cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle sözü, kararı, yetkiyi tamamen millete, yani sizlere bırakmış oluyoruz. Sizin ferasetinize güveniyoruz, sizin basiretinize güveniyoruz. Siz ne derseniz en güzeli odur. Siz neyi tercih ederseniz en iyisi odur. Çünkü siz bin yıllardır devam eden bir yürüyüşün ve o kutlu yürüyüşün yolcularısınız, varislerisiniz. Sizler tarihi bin yıllar öncesine dayanan bir milletin büyük ve zengin bir medeniyetin mensuplarısınız. Anadolu ve Trakya her meseleyi vicdan terazisinde tartacak, her meselede Hakk’ın yanında duracak eşsiz bir birikime sahiptir. İyiyle kötüyü en doğru şekilde sizler birbirinden ayırırsınız. İşte milletin bu ferasetine, bu basiretine yıllar boyu inanmadılar, itimat etmediler, millet seçemez dediler, millet anlamaz dediler, millet beceremez, başaramaz dediler. Devlet idaresinden, siyasetten millet anlamaz, bunlara aklı ermez dediler. Merhum Adnan Menderes, işte bu zihniyete isyan ederek iş başına geldi, milletin sevgilisi oldu. Merhum Turgut Özal milleti tahkir eden bu zihniyete karşı geldi. Milletin sevgilisi oldu, millet neyi seçtiyse bu CHP, bu darbeci zihniyet onun karşısında oldu. Millet neyi sevdiyse, neyi beğendiyse bu CHP, bu darbeci zihniyet onun karşısında oldu.
2007 yılında bizim cumhurbaşkanımızı engellemek isteyen kim? CHP ve yandaşları. Biz cumhurbaşkanını halk seçsin dediğimizde buna itiraz eden kim? CHP ve yandaşları. Şu anda darbeleri, vesayeti savunan kim? CHP ve yandaşları. Bu CHP, Cumhurbaşkanını meclisin seçmesini engelledi, halkın seçmesine hayır dedi. Şimdi utanmadan, sıkılmadan halkın karşısına çıkıyor, halktan oy istiyor. Kiminle beraber? MHP’yle, kiminle beraber HDP’yle.
Kardeşlerim, şimdi sesleniyorum sizlere; 10 Ağustos’ta sandıkta bunlara gereken dersi vermeye var mıyız? ("Evet" sesleri) Burası Erzurum. Samsun’dan geliyorum, Gazi Mustafa Kemal biliyorsunuz kurtuluş mücadelesine Samsun’dan başladı. Samsun’un sizlere selamı var. Samsun’dan Canik’e geçtim. Canik’te bir miting, selamları var. Tekkeköy’e geçtim, oradan size bugün çok çok selamları var.
Sevgili dadaşlar, işte şimdi de o Kongrenin, o mücadelenin en önemli ayağı Erzurum’dayız. İstiklal mücadelemizin, istikbal mücadelemizin en önemli ayağı Erzurum’dayız. Sizin tarihi misyonunuz ne emrediyorsa, ben inanıyorum ki sizler 10 Ağustos’ta onu yapacaksınız, bunlara prim vermeyeceksiniz. Bunlar bu defa sandıkta bambaşka bir ders almalıdır. Pensilvanya’ya da en güzel cevabı siz vereceksiniz, en güzel cevabı vereceksiniz. Beraber çalışıyorlar biliyorsunuz, gerekli olan dersi alacaklar. Niye? Milli güvenliğimize ihanet edenlere bu sandık en güzel ders yeridir. CHP ile MHP arasında fark kaldı mı? ("Hayır" sesleri) Kaldı mı? ("Hayır" sesleri)
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 1999-2002 arasında MHP’yi aldı, o dönemdeki ANAP ve DSP’nin oyuncağı haline getirdi. 5 yıllığına seçildi, duramadı, 3,5 yıl sonunda kaçtı gitti biliyorsunuz değil mi? Sakarya depreminin altında kaldı, gölcük depreminin altında kaldılar. Kocaeli depreminin altında kaldılar. Kardeşlerim, başaramadılar. Biz Bingöl depreminde Bingöl’ü yeniden kurduk, Simav depreminde Simav’ı yeniden kurduk, Van depreminde Van’ı yeniden kurduk. Niye? İnanıyorduk, onun için üstündük ve bunu başardık.
Kardeşlerim, bunlar bir irade koyamadılar, ortaya bir siyaset koyamadılar. Bu MHP’nin başındaki zat, aynen CHP’nin başındaki zat gibi Erdoğan’a küfretmekle oy alacağını zannediyor. Ama bizlerden kötü söz sadır olmaz. Bizim lügatimizde, bizim kitabımızda o yok. Onun için CHP’ye gönül verenlere de sesleniyorum, MHP’ye gönül verenlere de sesleniyorum; sizler kem söz sahibindir bunu biliyorsunuz. Bunların peşinde mi olacaksınız, yoksa bu ülkeye hizmet edenlerin peşinde mi olacaksınız?
İşte şimdi CHP, MHP, Pensilvanya ihanet şebekesi oyuncak halinde beraber oldular ve bir vagon gibi CHP’nin peşine takıldılar gidiyorlar. Kendi iradeleri yok, kendi siyaseti yok, kendi adayları yok, MHP’ye talimat veriyorlar, aday bu olacak, siyasetimiz bu olacak, sloganımız şu olacak, müttefiklerimiz bu olacak; bu şekilde emir veriyorlar. Onlar da ikilemeden bu emirleri yerine getiriyorlar.
Kardeşlerim… (“Dik dur eğilme, bu millet seninle” sesleri) Bundan endişeniz var mı? Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Bunlar Belediye Başkanlığımda İstanbul’da aynı şeyi yaptılar, Başbakan olduk aynı şeyi yaptılar. Ne oldu? Kardeşler, dadaşlar; biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık. Bizler Selahaddin Eyyubi’ler gibi, Tarık bin Ziyad’lar gibi bu yola çıktık. Biz heyecanımızı onlardan aldık, onların izinde bu yola böyle yürüyoruz, diğerleri gibi değil, asla onlar gibi olmadık-olmayacağız. Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne Allah’ın izniyle çıkarıyoruz-çıkaracağız.
Kardeşlerim, bakınız göreve geldik, bir Türkiye vardı, ama bu Türkiye’de eğitim çökmüştü. Geldik bunlara kardeşlerim öyle bir çalışmayla giriştik ki, şu ana kadar yaptığımız derslik sayısı neredeyse 250 bine ulaşıyor. Daha da devam edeceğiz. Bakınız üniversitelerimiz, 81 vilayette üniversitemiz var mı artık? Var. Ve harçlar kalktı mı? Kalktı. Burslar arttı mı? Arttı. Beslenme yardımı arttı mı? Arttı. Kardeşlerim, şimdi artık sınıflara etkileşimli tahtaları yerleştiriyoruz, tablet bilgisayarları dağıtıyoruz, modern dünya neye sahipse benim dadaşımın yavrusu da ona sahip olacak. Kardeşlerim, biz buna da hayır dedik, daha fazlası olacak. İnşallah şu anda önümüzde 10 milyon tablet bilgisayar ihalesi var. Bunu yapacağız, artık tablet bilgisayarın girmediği ev kalmayacak.
Kardeşlerim, bununla da kalmıyoruz, sağlıkta attığımız adımları biliyorsunuz. Artık sağlıkta hastanelerimizin modern anlamda girmediği il kalmadı. İlçeler aynı şekilde devam ediyor. Şimdi şehir hastanelerine başladık. Eğitim-araştırma hastaneleri devam ediyor. Kardeşlerim, ah ah, ilaç almak için ne çile çekiyordunuz değil mi? Alabiliyor muydunuz? Bu CHP’nin başındaki Genel Müdür bir zamanlar SSK’nın Genel Müdürüydü. Onun Genel Müdürlüğünde sevgili kardeşlerim, bırakın ilaç almayı, hastanelerde vatandaşımız rehin alınıyordu. Ve kuyrukta benim vatandaşım inim inim inletiliyordu. İlacın yarısını alıyorsun yarısını alamıyorsun; şimdi böyle bir dert var mı? Git istediğin eczaneden ilacını al, değil mi? İnşallah şimdi şehir hastanelerimizi hızlı bir şekilde onları da bitireceğiz ve bu konuda Erzurum’un evladı Recep kardeşimin de çok büyük emekleri var. İnşallah şimdi onları da bitirdiğimizde artık Türkiye çok daha farklı bir konuma gelecek. Modern Türkiye böyle inşa edilecek.
Kardeşlerim, bu hissiyat meselesidir, bu kararlılık meselesidir, bu inanç meselesidir. Fatih Sultan Mehmet’e karadan gemileri yürüten ruh neyse, biz o ruhla yürüyoruz. Ecdadımız Fatih karadan yürüttü, biz de denizin altından Marmaray’ı yürüttük-yürütüyoruz. Onlar bizim ilham kaynağımızdı. İnşallah şimdi de otomobil geçecek yine boğazın altından iki katlı tüneli yapıyoruz. Önümüzdeki yıl onu da açacağız. Bak boğazın üstünde bir köprü var, iki var, şimdi üçüncüsünü yapıyoruz, Yavuz Sultan Selim Köprüsü. Fakat bu köprüde 4 gidiş-4 geliş, ortasından da evet hızlı tren geçecek; biz buyuz ya. Bu aşk meselesi aşk, bu bir sevdadır sevda. Ah benim kardeşlerim, dadaşlar; Ferhat olamazsanız dağları delemezsiniz. Biz Ferhat’ız, siz de Şirin. İnşallah Ferhat Şirin’e kavuşacak, hiç endişeniz olmasın. 10 Ağustos’a 34 gün kaldı. Kapı kapı dolaşmaya var mıyız? “Varız” sesleri) Var mıyız? (“Varız” sesleri) Maşallah. Bu Ramazan’a rağmen, bu Ramazan’ın bereketi sizin burada oluşunuzu engellemedi. Bugün güneş falan yok, sıcak yok, maşallah adeta sabah yeli eser gibi bir rüzgar esiyor. İnşallah bu da zaferin bir sabah yeli olur. İnşallah 10 Ağustos’ta sabah yelinin o getirdiği ferahlık içerisinde akşam hep birlikte zaferi kutlarız.
Kardeşlerim, şunu özellikle vurgulamak istiyorum: bakınız Erzurum bugüne kadar bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı, inanıyorum. Erzurum’un her meselesi bizim meselemiz oldu. Seçilmiş bir cumhurbaşkanı, Türkiye’nin büyümesine, kalkınmasına, ilerlemesine çok büyük katkı sağlayacak.
Bir cumhurbaşkanı adayına soruyorlar, siz yollarla ilgilenecek misiniz? O aday da diyor ki; ben cumhurbaşkanıyım, benim yollarla ne işim var? Allah Allah, cumhurbaşkanının yolla işi olmaz mı ya, metroyla işi olmaz mı, tünellerle, viyadüklerle işi olmaz mı? Bunlar monşer, monşerlerin bu tür şeylerle işi olmaz.
Kardeşlerim, biz hizmetkarız, bizim yollarla işimiz olacak. Cumhuriyet tarihinde 79 senede 6 bin kilometre yol yapılmışken 12 senede 17 bin kilometre yolu nasıl yaptıysak, bundan sonra da bu yolların yapımına inşallah seçmeniz halinde Cumhurbaşkanınız olarak da devam edeceğiz. Çünkü, Cumhurbaşkanı yürütmenin başı olarak bunları da takip edecek, bunları da koşturacak, inşallah bunların da açılışlarında başbakanımızla, bakanlarımızla birarada olacağız, beraber olacağız, sorumluluğunu taşıyacağız, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, beraber olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Cumhurbaşkanı bu ya, Biz istirahate çekilmiyoruz, biz mola vermiyoruz, tam tersine biz millete hizmet için, Erzurum’a daha fazla hizmet inşallah getirebilmek için bir üst makama doğru ilerliyoruz. Türkiye’nin de, Erzurum’un da her meselesi değerli kardeşlerim yeni dönemde bizim meselemiz olacak. Cumhurbaşkanı cumhurun, yani halkın hizmetindedir. 12 yıl boyunca sizlere nasıl hizmet ettiysek aynı şekilde daha da fazlasıyla Cumhurbaşkanlığı makamında da sizlere hizmet etmeyi inşallah sürdüreceğiz.
12 yılda Türkiye Cumhuriyeti’nin parasının, pasaportunun, bayrağının itibarını artırdık, daha da artıracağız.
Değerli kardeşlerim, AK Parti olarak son 12 yılda bu ülkeye, Erzurum’a çok büyük eserler, çok büyük projeler kazandırdık. Şimdi size hatırlatıyorum. Ovit Tüneli, sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı tünellerinden biri. Karadeniz Rize üzerinden, İspir’den Ovit’e. Cumhurbaşkanı seçilsem de bu büyük projeyi adım adım takip edecek tamamlanmasını temin edeceğim. İnşallah 2015 yılı sonunda açılışı da birlikte yapacağız.
Bir başka gurur projemiz Kop Tüneli, Kop. Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Erzurum yolunu Karadeniz limanlarına bağlıyor, mevcut yolu 7 kilometre kısaltıyoruz. Kop tüneli de inşallah 2015 yılında tamamlanacak. Erzurum’da 2002 sonuna kadar 49 kilometre bölünmüş yol vardı, bak 49 kilometre. Biz 12 yılda ne yaptık? 491 kilometre bölünmüş yol yaptık. Yani 1’e 10. Biliyorsunuz Erzurum’u hızlı tren ağına bağlayacağız. Bu önemli projenin de her aşamada takipçisi olacağız. Sivas, Erzincan, Erzurum, Kars hızlı trenin yapımına yakında Sivas’tan başlıyoruz.
Kardeşlerim, bütün bunlarla beraber Erzurum’a 12 yılda toplam yaptığımız yatırım ne biliyor musunuz? 11 milyar, eski rakamla 11 katrilyon liralık destek ve yatırım yaptık. Ulaştırma ve Haberleşmede 2,5 katrilyon, Eğitimde 810 trilyon, Gençlik ve Sporda 1 katrilyon, burayı Üniversitelerarası Spor Oyunlarının merkezi yaptık mı? ("Evet" sesleri) Hatırlıyorsunuz değil mi? ("Evet" sesleri) Uluslararası bir organizasyonu Erzurum’a getirdik. Aile ve Sosyal Politikalarda 835 trilyon, Sağlıkta 735 trilyon, Enerjide 718 trilyon, Orman ve Su İşlerinde 752 trilyon yatırım yaptık.
Kardeşlerim, 12 yıl içinde Erzurum çok değişti. Erzurum makus tarihini aştı, yeni umutlara doğru ilerlemeye başladı. Erzurum’a 12 yılda Başbakanlık dönemimizde yaptıklarımızı saysak inanın saatler alır. Eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan toplu konuta, tarımdan hayvancılığa, kültürden vakıflara kadar hemen her alanda Erzurum’a yatırımlarımız oldu. Burada size söz veriyorum; Cumhurbaşkanlığı görevim boyunca Erzurum’daki tüm yatırımların, tüm hizmetlerin takipçisi olacağım. Hiçbir hizmet yarım kalmayacak. Hiçbir yatırım, hiçbir proje, hiçbir eser atıl kalmayacak.
Kardeşlerim, paralel yapıyla mücadele yeni dönemde daha güçlü bir şekilde devam edecek, durmak yok. Yani Çankaya’ya çıktık bu işi bırakalım yok. Çünkü bunlar bizim ulusal güvenliğimizi tehdit ediyorlar. Başbakanımızla, bakanlarımızla bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız, belediye başkanlarımızla takipçisi olacağız. Paralel yapıya müsamaha yok. Siz bize yetki verdiniz, biz de bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Erzurum’un adını lekelemeye çalışan Pensilvanya’ya gereken dersi siz zaten 30 Mart’ta verdiniz. Ama biz de gereğini yapıyoruz, yapacağız.
Kardeşlerim, çözüm süreci, kardeşlik süreci aynı kararlılıkla devam edecek. Şimdi yasal bir düzenleme yapıyoruz biliyorsunuz. Tahriklere, sabotajlara karşı lütfen çok dikkatli olun. Bayrağımız üzerinden, ortak değerlerimiz üzerinden tahrik ve sabotajlar yapmak istiyorlar. Hem MHP, hem de HDP tahriklerden, sabotajlardan, gerilimlerden besleniyorlar; bu tuzaklara düşmeyeceğiz, bunların tahriklerine aldanmayacağız. İnşallah çözüm sürecini ilerleteceğiz.
Kardeşlerim, bu kardeşiniz Türk’ü de, Kürt’ü de, Laz’ı da, Çerkez’i de, Gürcü’yü de, Abhaza’sını da, Boşnak’ı da, Roman’ını da Allah için seviyor. Çünkü biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü severiz, ayrım yapamayız. Şu anda Erzurum’da bakıyorsunuz bazı kardeşlerim Kürtçülüğe aldanıyor, bazı kardeşlerim Türkçülüğe aldanıyor.
Kardeşlerim; bizde Türk-Kürt yok, bizde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var. Kardeşlerim, Kürtçülük yapmayalım, Türkçülük de yapmayalım, bunlar ayrımcılıktır. Birbirimizi sadece Allah için sevelim. Onun için biz yola çıkarken ne dedik? Tek millet dedik, tek millet, 77 milyon tek millet tamam? İki; tek bayrak dedik. Bu bayrak, ikinci bir bayrağı asla kabul etmiyoruz, tek bayrağımız var. Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin simgesi. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
İşte bakıyorsunuz HDP’nin kongrelerine, Türk bayrağını oraya asmaktan kaçınıyor. Şimdi ben Erzurum’daki bazı kardeşlerime seslenmek istiyorum; bu kongrelerde bayrağımızı oraya asmaktan kaçınanların peşinde olmayın, olmayın. Biz bu bayrakla büyüdük, bu bayrakla bugünlere geldik. Bak Türkiye’nin Başbakanı olarak benim için Türk de, Kürt de birdir. Türk de benim kardeşim, Kürt de benim kardeşim, Arap da benim kardeşim, Boşnak’ı da, Gürcü’sü de, Arnavut’u da, Romanı da kardeşim, biz buyuz. Niye? Bizim dinimiz bunu emrediyor, inancımız bunu emrediyor, medeniyetimiz bunu emrediyor, onun için öyleyiz.
Kardeşlerim, bununla da kalmıyoruz. Burada bir şey daha var, üç; tek vatan. 780 bin kilometre kareyle tek vatan. Tayyip Erdoğan için İstanbul neyse Erzurum da odur, İzmir neyse Van da odur. Kardeşlerim, ayrımcılık yok. Sinop neyse Hatay da odur, biz buyuz. Onun için işte 81 vilayetin tamamında varız. 81 vilayetin tamamında üniversite var mı? Var. Daha önce var mıydı? Yoktu, ama şimdi var. Niye? Ayrım yok. Bak şimdi Hakkari’ye havaalanı yapıyoruz, havaalanı. (“Erzurum seninle gurur duyuyor” sesleri) Ben de sizlerle gurur duyuyorum.
Kardeşlerim, salonlardan salonlara değil şantiyelerden şantiyelere koşan bir cumhurbaşkanı göreceksiniz. Hak için, halk için, Hakk’a ve halka hizmet için çalışan didinen bir cumhurbaşkanı göreceksiniz. Çünkü bizim kutlu davamızın adı hizmet davasıdır. Ama Pensilvanya’nın anladığı manada hizmet değil ha. Halka hizmet, Hakk’a hizmettir, bu anlamda. Bizim kutlu yolcuğumuz bir hizmet yolculuğudur; ister belediye başkanı, ister bakan, ister başbakan, ister cumhurbaşkanı ol. İşte bak şimdi daha önce Recep kardeşimizle burada bir hizmet verildi. Şimdi Efkan kardeşimizle bir bakanlık hizmeti yürüyor. Milletvekili arkadaşlarımızla beraber bu yürütülüyor. Ve yıllar yılı beraber olduğumuz siyasette Mehmet Sekman kardeşimizi bu seçimde buraya gönderdik ve şimdi Büyükşehir Belediye Başkanınız olarak o da size hizmet veriyor. Çünkü Erzurum’u farklı bir şekilde değiştireceğiz. Erzurum, evet doğunun incisi olacak, farklı bir şekilde olacak.
Kardeşler, bizim için makamların, koltukların, unvanların anlamı yok. Ah kardeşlerim, hak her zaman tecelli eder. Sonunda gideceğimiz yer neresi? Toprak, oradan geldik oraya gideceğiz. Ve oraya giderken musalla taşında hoca efendi cumhurbaşkanı niyetine demeyecek, başbakan niyetine demeyecek, bakan niyetine demeyecek, milyarder, trilyarder niyetine demeyecek er kişi niyetine diyecek, hatun kişi niyetine diyecek. Alıp götürecekler mezara 2-2,5 metreküplük bir çukura koyacaklar. Yakınların bile ayrılır gider. Öyle mi? ("Evet" sesleri) Eğer vefası varsa arada sırada bir kabir ziyareti veya evinden sana hediyesini gönderir.
Kardeşlerim mesele ne? Baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş meğer. O hoş seda nedir? Hizmettir, bunu yapacağız, beraber yapacağız. Bizim davamız, vatana hizmet davası, bizim yolculuğumuz inşallah vatana hizmet yolculuğudur. Onun için ne diyoruz? Milli irade, milli güç, hedef 2023.
Kardeşlerim, dördüncüsü neydi Rabia’nın? Tek devlet. İkinci bir devlet yok. Demek ki tek millet, tek bayrak, tek vatan tek devlet; Rabia. Esma’yı hatırlıyorsunuz değil mi, unutmayın. Biz demokrasi mücadelesini de böyle veriyoruz, böyle vereceğiz.
Kardeşlerim 10 Ağustos’ta bir ilk yaşanacak, Türkiye’de bir ilk yaşanacak. 10 Ağustos’ta sandıklarda adeta tarih yazılacak. Her birinizin sandığa gitmesini, bu büyük, bu tarihi olaya şahitlik etmenizi, yeni Türkiye’nin kuruluşunda sizin de mührünüzü basmanızı istiyorum. İnanın yarın çocuklarınıza, yarın gelecek nesillere, torunlarınıza anlatacak bir hikayeniz, bir hatıranız olacak. Türkiye’de ilk Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gittim. Oy kullandım, yeni Türkiye’nin inşasına ben de katkıda bulundum diyeceksiniz. Onun için herkesin sandık başına gitmesini, oyunu kullanmasını, sandıklara sahip çıkmasını özellikle rica ediyorum. Allah bizi hak yolundan ayırmasın. Allah bizleri hizmete, özellikle millete hizmet yolundan ayırmasın. Allah bizi utandırmasın, mahcup etmesin. 10 Ağustos yeni Türkiye yolunda, büyük Türkiye yolunda inşallah milat olsun.
Dadaşlar, unutmayın bize Allah yeter, bize millet yeter, bize Türkiye yeter.
Hazır mıyız? Gür sedayla. Yoruldunuz biliyorum, gür seda ile.
(Halkla Beraber Söyleniyor)
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor. Eyvallah.
Kardeşlerim, inşallah her şey Erzurum için diyeceğiz, her şey Türkiye için diyeceğiz.
Sizleri Allah’a emanet ediyorum. Ramazan-ı Şerifiniz mübarek olsun. Allah bizleri bugünlere ulaştırdı, inşallah bayrama da kavuştursun. İnşallah Suriye’deki, Mısır’daki, Irak’taki, Myanmar’daki kardeşlerime de inşallah Rabbim onlara da bayramı bayram gibi yaşama fırsatını lütfetsin.
Sağ olun, var olun.