Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Bursa Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Gürsu, Harmancık; sizleri gönülden selamlıyorum. İnegöl, İznik, Karacabey, Keles, Kestel, Mudanya, Mustafakemalpaşa; sizleri kalpten selamlıyorum.  Nilüfer, Orhaneli, Orhangazi, Osmangazi, Yenişehir, Yıldırım; sizleri muhabbetle selamlıyorum.

Bursa, Osmangazi’nin şehri Bursa, Orhangazi’nin, Murad Hüdavendigar’ın, Yıldırım Bayazıt’ın, Emri Sultan’ın, Somuncu Baba’nın, Üftade Hazretleri’nin şehri Bursa, sultanların şehri Bursa, alimlerin şehri, evliyaların şehri Bursa, sizleri aşkla, sevdayla selamlıyorum.

Bursa bugün başka, Bursa bugün bambaşka. Sakarya’dan size selam getirdim. Sakarya bugün acayipti, Sakarya gümbür gümbür akıyordu, dimdik ayaktaydı Sakarya. Ve Bursa aynı şekilde bizi hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadı, bugün yine öyle.

Osmanlı Cihan Devleti’ni kuran, Osmanlı’ya ilk başkent olan Bursa bugün ne yapıyor biliyor musunuz? İstiklal Mücadelesine sahip çıkıyor, büyük Türkiye hedefine, yeni Türkiye mücadelesine tek yürek halinde Bursa bugün sahip çıkıyor.

Rabbim sizlerden razı olsun. Rabbim kardeşliğimizi daim eylesin. Birliğimizi, yol arkadaşlığımızı daim eylesin.

30 Mart seçimleri Türkiye için, milletimiz için, demokrasimiz ve en çok Bursa için hayırlara vesile olsun.

Kardeşlerim, Sakarya’daki o tarihi mitingimizde de söyledim, çok mitingler yaptım Sakarya’da, ama bugün Sakarya başkaydı. Bursa’da da çok mitingler yaptım, ama bugün Bursa da bambaşka.

Kardeşlerim, 44. mitingim, ama 44’ü de adeta birbiriyle yarışıyor, birbiriyle yarışıyor ve her geçen zirveye doğru tırmanıyoruz. 30 Mart bu işin zirvesi olacak inşallah.

Kardeşlerim, görülmemiş coşkular var, işte bugün Bursa’da olduğu gibi. Allah’a hamdolsun, Türkiye oynanan oyunu görüyor, Türkiye tek yürek halinde meydanlara akıyor, Türkiye sandığa sahip çıkıyor, demokrasiye sahip çıkıyor, milli iradeye sahip çıkıyor, benim irademi çalamazsın diyor, beni Pensilvanya’dan yönetemezsin diyor, buna milli irade hırsızlığı denir diyor.

Kapıları dolaşıyormuş ablalar; öyle mi? size de geldiler mi? Ama bizim ablalarımız bambaşka be, bizim ablalarımız işin farkında, ama bizim ablalarımızda beddua yok.  Bedduaya lanet, duaya davet. Sizin dualarınız bize yeter.

Bizim ağabeylerimiz de var. Ağabeyler, ne alemdesiniz? Sizin kapıları da çaldılar mı? Çaldıklarında verilecek cevap belli zaten.

Biz milletle yürüyoruz, biz Bursa’yla yürüyoruz, biz Sakarya’yla yürüyoruz. İşte buradan Rize geçiyorum, yarın Sabah Artvin’deyim, Bursa’nın Artvinlileri, yarın sabah Artvin’deyim, oradan Rize, oradan da Erzurum’a geçiyorum. 81 vilayetle, 77 milyonla yürüyoruz, biz mazlumlarla yürüyoruz, biz mağdurlarla yürüyoruz, kaymak takımla değil. Kaymak takımla yürüyenler belli, onlar varsın onlarla yürüsünler. Biz bu yola sizinle çıktık, siz bizi hiçbir zaman yalnız koymadınız, bırakmadınız. Biz her zaman garip-gurebayla, yetimle, öksüzle, bunlarla beraber olduk. Biz Kahireli kahramanlarla yürüdük, biz Mogadişu’nun yoksullarıyla yürüdük, Saraybosna’daki kardeşlerimizle, Üsküp’teki kader arkadaşlarımızla, Şam’daki mazlumlarla, Filistin’deki mağrurlarla yürüdük. Biz İskeçe’den Batı Trakya’ya tüm kardeşlerimizle beraber yürüdük. Biz Şeyh Edebali’nin, Osmangazi’nin, Orhangazi’nin dualarına inanarak, onları yanımıza alarak yürüdük, hala da öyle yürüyoruz.  Sarıkamış şehitlerinin, Çanakkale şehitlerinin, Kurtuluş Savaşı şehitlerimizin ışığında yürüyoruz.  Dikkatinizi çekiyorum, biz manşetlerin gölgesinde yürüyen bir parti değiliz. Biz takiyecilerin, yalancıların, müfterilerin gücüyle yürüyen bir parti değiliz, sermaye çevrelerinin verdiği güçle yürüyen bir parti değiliz, onların yedeğinde olmadık, olmayacağız. Sahte alimlerin dizinin dibine oturan fitnecilerle, casuslarla, uluslararası örgütlerin maşası olmuş sahtekarlarla yürüyen bir parti değiliz. Bize millet yeter, bize Allah yeter, varsın onlar birileriyle yürüsün. Biz bu partiyi sizinle kurduk, bugünlere sizinle ulaştık, istikbale sadece ve sadece milletle yürüyoruz.

Kardeşlerim, milletin partisine, AK Parti’ye karşı çok farklı çevreler, çok farklı merkezler birleştiler, saldırı başlattılar. Şunu bilmenizi istiyorum: Aslında bu saldırı salt AK Parti’ye yönelik bir saldırı değil, bu aslında Hükümete, şahsıma, Başbakana yönelik bir saldırı değil, bu saldırı doğrudan doğruya Türkiye’ye yapılıyor. Bu saldırı devlete yapılıyor, bu saldırı milli güvenliğimize yapılıyor.

Bize ne diyorlar biliyor musunuz? Ekonominiz çok büyüdü diyorlar, ülkenizin gücü çok arttı diyorlar, ülkenizin itibarı yükseldi diyorlar. Dünyadaki mazlumlara siz niçin sahip çıkıyorsunuz diyorlar. Mısır diyorsunuz, Suriye diyorsunuz, Filistin’e sahip çıkıyorsunuz diyorlar. Terör meselesini çözüm yoluna koydunuz, kanı durdurdunuz, gözyaşını dindirdiniz diyorlar. Yani diyorlar ki, biz bundan rahatsız olduk, çünkü bundan besleniyorlar. Kardeşlerim, biz bunu istemiyoruz, kabullenemiyoruz, biz bunu hazmediyoruz diyorlar. Şunlara bak ya.  İşte bu saldırı büyük Türkiye’yi hazmedemeyenlerin saldırısıdır, bu saldırı yeni Türkiye’yi, 77 milyon kardeş Türkiye’yi kabullenmeyenlerin saldırıdır. İşte 30 Mart bu alçakça saldırıya milletçe dur diyeceğimiz bir tarihtir.

Ahlat, Bursa’daki tüm Ahlatlılar buradan Ahlat’la telefonlaşacaklar, tamam. Ahlatlı kardeşlerim Bitlis’i arayacaklar, Bitlis’le görüşmelerini yapacaklar ve inşallah Ahlat’ta çok daha güçlü çıkacağız, buna inanıyorum.

Kardeşlerim, 30 Mart’ta ne diyeceğiz? Biz buradayız diyeceğiz. 30 Mart’ta biz bu hilelere, bu darbe girişimlerine, bu iftiralara, montajlara geçit vermiyoruz diyeceğiz. 30 Mart’ta sadece AK Parti’ye değil, sizler kendi iradenize, kendi ülkenize, istikbalinize sahip çıkacaksınız.

Kardeşlerim, Bursa sultanların olduğu kadar alimlerin şehridir, evliyanın şehridir, aynı zamanda gönül insanlarının şehridir. Bursa gerçek alim kimdir bilir, Bursa gerçek evliyayı bilir, gerçek gönül insanını bilir.

Bursalı bir büyük zat Niyazi Mısri, gerçek bir alimin, gerçek bir dervişin nasıl olacağını çok güzel anlatmış. Diyor ki Bursalı Niyazi Mısri, derviş olan aşık gerek, yolunda hem sadık gerek, bağrı onun yanık gerek, can gözleri açık gerek. Şimdi geçiyor tevazua, çok enteresan, alçaktan alçak yürüye, toprak içinde çürüye, aşk ateşinde eriye, altın gibi sızmak gerek, zikri Hakk’a meşgul ola, yan yana ta kül ola, her kim diye makbul ola, tevhide boyanmak gerek. Evet, gerçek alim işte budur, gerçek derviş, gerçek gönül insanı işte budur. Bir tek ceketim var deyip holdingleri, şirketleri, milyar dolarları yönetenden alim olmaz. Pencere kenarlarında yattım diye övünüp, ananaslarla, tespihlerle, rafinerilerle, ihalelerle, şantajla, tehditle meşgul olana alim denmez. İnsanların telefonlarını gizlice dinleyenden, bunları kaydedenden, bunları şantaj için kullanandan derviş olmaz, gönül insanı olmaz, hizmet eri olmaz. Memleketine fitne sokandan, dostunu arkadan vurandan, kardeşini kuyuya atandan insanların mahremini gözetleyenden münzevi olmaz. Spordan siyasete, magazinden istihbarata kadar her türlü işle uğraşan, her türlü kirli işe bulaşan, memleketin her meselesine burnunu sokandan asla din adamı da olmaz, alim de olmaz, muteber insan da olmaz.

Kardeşlerim, bir Başbakanı, bir Cumhurbaşkanını, bir bakanı dinleyemezsiniz. Mahkeme kararı falan alamazsınız, böyle bir şey yok. Ya bunlar bütün bunları yaptıkları gibi devletin kurumlarını güvenli hat diye Başbakana, Cumhurbaşkanına, bizlere verilen o telefonları, kriptolu denilen telefonlarımızı bile dinleyecek kadar adiler, alçaklar.  Düşünebiliyor musunuz, şimdi bakın uluslararası komplo var bu işin içinde, çok ilginç. Bu Twitter’lar falan var ya, şimdi mahkeme kararı çıktı, Twitter mivitır hepsinin kökünü kazıyacağız, evet evet hepsini. Efendim, işte uluslararası camia şöyle der böyle der, hiç beni ilgilendirmiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gücünü görecekler. Bunun özgürlükle mözgürlükle alakası yok. Özgürlük, birinin mahremine girmek değildir. Özgürlük, devletin sırlarını bu tür kanallarla uluslararası yerlere fitnelemek, sufle etmek değildir. Ve buna fırsat vermeyeceğiz ve süratle bu adımı atıyoruz. Niye? Ülkemin güvenliği burada söz konusu. Ülkeme fitne-fesat sokmak isteyen ister ulusal olsun, ister uluslararası olsun. Karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve bizi bulacaktır.

Hiç endişeniz olmasın, zaten sizin bize verdiğiniz bu güç olmazsa biz bu adamları atabilir miyiz? Siz ize bu gücü verdiniz ve biz de gereğini yapıyoruz, yapacağız.

İşte buyurun, 4 tane bakanla ilgili fezleke dediler, dün Parlamento’daydı. Ya seçim var, şu anda 10 gün sonra seçim var, yani seçimden sonra bunu yapsak olmaz mıydı? Bak, hepsi bir araya geldiler ruh ikizleri, Pensilvanya da dahil; CHP, MHP, BDP, Pensilvanya, hepsi bir arada. Meclisin kapısını bilmeyenler dün oradaydı, dün oradaydılar. Zannettiler ki AK Parti gelmeyecek. Nasıl gelmeyiz ya? Bize millet bu işi boşuna vermedi. Geldiler, önce bir toplantı yeter sayısını sağladılar, girdiler içeri. Arkadaşlar dışarıda bekledi bizimkiler, baktılar ki girdiler, toplantı açılıyor, bizimkiler de girdi. Ve ne oldu? Tabi takip ediyorum, dün çünkü benim Edirne, Tekirdağ, Silivri mitinglerim vardı, oralardaydım, oradan takip ediyorum. Ondan sonra, bunlar baktılar ki sayı AK Parti’sinin galiba az, öyle zannettiler. Ve konuşmalar, şunlar bunlar, bir ortalığı karıştırdılar her zamanki gibi. Ve sonucunda şu oldu: Baktılar bu iş gitmiyor, oylamaya gelince bunlardan orada 151 kişi kaldı, 151 kişi. AK Parti 259’la derslerini verdi gönderdi. Ama bunlar akıllanmaz, bunlar uslanmaz, bunlar haddini bilmez. Benim Erzurumlu kardeşlerim Teyo Pehlivanı bilir, aynen bunlar Teyo Pehlivan gibi, yenilmekten doymazlar bunlar, ama bunlara dersini de vermek gerekiyor.

Kardeşlerim, tabi dün arkadaşlar dedi ki, ya siz bugüne kadar niçin bir araştırma önergesi vermiyorsunuz, bir soruşturma önergesi vermiyorsunuz? Arkadaşlarımız dün şunu yaptı: 4 arkadaşımız da biz aklanmak istiyoruz dediler ve kendileri önerge verdiler Meclis Başkanlığı’na da, Grup Başkanlığı’na da ve partimizi soruşturma önergesini verdi. Şimdi seçimden sonra bunun adımı atılacak. Çünkü biz hiçbir yerde herhangi bir şeyin kapalı kalmasını istemiyoruz, bunun adımını atacağız, bunun çalışmasını da yapacağız.

Kardeşlerim, CHP’nin Genel Başkanı buraya gelmiş galiba; öyle mi? Aldığım habere göre buradan daha çok daha kalabalık toplamış. Hangi mahallede? … açtı, ne yaptı? Fakat biliyorsunuz yalan da çok mahirdir. Bunu medya çark Kemal der ve burada da yine yalanlarını söylemiş gitmiş. Kum gider, ama izi kalır.

Bursa’da ne dedi? Söz veriyorum, namus sözü, Kemal Kılıçdaroğlu sözü dedi. Kemal Kılıçdaroğlu sözü ne demek biliyor musunuz, Kemal Kılıçdaroğlu’nun namus sözü ne demek? Hemen size ben bir örnek anlatayım.

2011 seçimlerinde bu CHP’nin Genel Müdürü Bursa’ya geldi, Bursa’da yerel bir televizyon kanalına çıktı, bunlar kayıtlarda var ha, o kanalda ne dedi biliyor musunuz? Yüzde 40 oy alamazsam istifa ederim dedi. Hatırladınız mı? Tekrar ediyorum, 2011 seçimlerinde yüzde 40 oy alamazsam istifa ederim, hem de bunu Bursa’da söyledi. Ne kadar oy aldı? Yüzde 26. İstifa etti mi? Medya, istifa etti mi? Siz kayıtlarınızı da, arşivlerinizi de bir inceleyin bakalım, istifa etti mi? Sözünü tutu mu?

Aradan 3 yıl geçti, yine Bursa’ya geliyor, sözler veriyor, namus sözü veriyor, Kemal Kılıçdaroğlu sözü diyor. Bursa Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözünün ne demek olduğunu çok iyi biliyor. Ondan sonra da çıkıyor, yalancıdan Başbakan olmaz diyor; bu doğru, bu çok doğru, söylediği zaten tek doğru cümle bu. Yalancıdan başbakan olmaz, işte onun için de 4 yıldır 3 seçime girdi, 3’ünde de arkamızdan nal topluyorsun nal. Ve bu millet seni zaten hiçbir zaman başbakan yapmaz, senden öncekileri de yapmadı zaten. Bu CHP’yi benim halkım, benim milletim çok iyi tanır.

Kardeşlerim, bakın ben dün akşam TRT’de ortak yayında da söyledim, gene söylüyorum, hanım kardeşlerim, ablalar, ağabeyler; yine söylüyorum, eğer biz bu seçimden birinci parti olarak çıkmazsak ben Genel Başkanlığı bırakırım. Benim bir farkım var, ben bırakırım, ancak bak bir şey söylüyorum, Kılıçdaroğlu birinci parti olamazsa bırakacak mı? Bırakır mı? O zaman bu CHP’ye gönlü veren kardeşlerim kendisini birinci parti yapamayacak bu adamların arkasından niye gidiyor ya? Siyaset iktidar olmak için yapılır. Bahçeli’ye gönül verenler, ya niye bu Bahçeli’nin arkasından giderler? Bildim bileli o partinin Genel Başkanıdır, hep arkadan nal toplar. Niye? YA bunlar millete güven vermiyor, millet itibar telkin etmiyor, bunların olduğu yerde hizmet yok, ama AK Parti’nin olduğu yerde hizmet var.

Kardeşlerim, tabi ben buradan Pensilvanya’ya özellikle de bir şeyi hatırlatmak istiyorum; bu CHP tarihi boyunca dindarlara hep zulmetmiştir, bu CHP Türkiye’nin her yerinde, ama en çok da Bursa’da camileri kapatmış, yıkmış, türbeleri tahrip etmiştir. Kardeşlerim, tabi ben birilerine Haşhaşi dedim, ama bu CHP de Haşhaşidir, aynen, aynı yerde buluşuyorlar, ortak paydaları o. CHP Kur’an-ı Kerim’leri toplatan değil mi? Yakan değil mi? Kitapları yasaklayan değil mi? Ezanı Muhammediyi aslına uygun olarak değil, Türkçe okutan değil mi? Bu CHP tarihi boyunca başörtüsüne zulmetmedi mi?

Kardeşlerim, diyor ki, başörtüsünün özgürlüğünü ben sağladım diyor. Ya küçük at da güvercinler de yesin ya. Senin herkes ne olduğunu bilir ya. Sen dini sadece istismar edersin ya.

Şimdi bir tane İstanbul Üsküdar’a bir müftü müsveddesi koymuş, diyor ki, Üsküdar’a müftü gerek. Ya belediyecilikle müftülüğün ne alakası var. Yani eyvallah, müftüden belediye başkanı olmaz mı? Olur tabi, niye olmasın, ama senin gibisinden olmaz, çünkü bu iş ehliyet işi, liyakat işi. Ve burada başarılı bir AK Parti belediyeciliği var, ama bunu istismar etme. Üsküdar’a müftü gerek, ya bunu kalkıp da…

Kardeşlerim, Bediüzzaman Said-i Nursi’nin hem dirisine, hem ölüsüne zulmeden bu CHP’dir. Daha yakın zamanda CHP Pensilvanya’daki bu örgüte de en ağır ifadeleri kullanmış, en ağır hakaretleri yapmıştır. Örnek mi? 2012 Aralık, CHP Uşak milletvekili ve CHP İstanbul milletvekili Van’da yapılan Bediüzzaman sempozyumuyla ilgili suç duyurusunda bulunuyorlar.

CHP’li bir İzmir milletvekili Bediüzzaman’ın bir kitabı okullarda dağıtıldı diye Mecliste ortalığı ayağa kaldırıyor.

8 Haziran 2011, CHP Denizli Merkez İlçe Başkanlığı Pensilvanya’daki zatı kara bulut içinde gösteren afiş asıyor. Aynı anda CHP Genel Merkezinde bir karikatür sergisi açılıyor, CHP’nin Genel Müdürü Kılıçdaroğlu bu sergiyi açıyor, Pensilvanya’daki zata bu sergide çok ağır hakaretler ediliyor. 9 Ocak

9 Ocak 2009, CHP’nin Genel Müdürü açıklama yapmış, F tipi örgütlenmeden bahsediyor. Anlıyorsunuz değil mi F tipi örgütlenmenin ne olduğunu?

18 Eylül  2008, bir CHP milletvekili Mecliste soru soruyor, Pensilvanya’daki zat ve örgütü hakkında çok ağır ifadeler kullanıyor.

15 Şubat 2007, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP milletvekilleri Meclis araştırması açılmasını istiyorlar ve önergede emniyet teşkilatında hukuk dışı gizli bir kadrolaşma var diyorlar. Burada da yine CHP’nin şimdiki Genel Müdürü Kılıçdaroğlu’nun imzası var.

Tarih 9 Mart 2005, CHP paralel örgüt hakkında Meclis araştırması istiyor.

Daha ne söyleyeyim, ne derseniz deyin, hepsi var. Ve MHP’nin de ayın şekilde okyanus ötesiyle ilgili çok büyük hakaretleri var.

Kardeşlerim, adeta bütün bu olaylar şu anda unutuluyor ve el ele veriyorlar, omuz omuza veriyorlar, tek dertleri var, AK Parti’yi acaba nasıl çökertiriz?

Güya Sadi-i Nursi’nin izinden gittiğini söyleyen Pensilvanya şimdi el ele, kol kola beraber CHP’yle, MHP’yle, BDP’yle darbe yapmaya çalışıyorlar. Hiç kusura bakmasınlar, o günler geride kaldı, 27 Mayıs günlerinde değiliz. Manşetlere, sokak eylemlerine, oldubittilere meydanı bırakacak değiliz. Millet gerçekleri görüyor, millet sandığına sahip çıkıyor, millet iradesine sahip çıkıyor.

Kardeşlerim, seçim günü, ben sizden şimdi bir ricada bulunuyorum, müşahit kartı olmayanlar parti teşkilatlarımızdan müşahit kartlarını alsın; bu bir.

Ağabeyler, müşahit kartı olmayanlar muhakkak müşahit kartlarını alsınlar, sandık kurulu üyeleri muhakkak sandıklarda görevlerine ilk önce onlar gitsinler, hemen daha şafak sökerken orada olsunlar, tamam.

Ve benim sizden bir isteğim var, orada kuş uçurtmayacaksınız, kuş. Tamam mı ağabeyler? Kuş uçurtmayacaksınız, sandığa sahip çıkacaksınız. Ve tutanaklar alınırken, müşahitler, sandık kurul üyeleri, imzalı tutanakları muhakkak alacaksınız, tamam. Sandıklarda adeta demokratik bir ders vereceğiz 30 Mart akşamı.

Biz yakmak, yıkmak için gelmedik, biz inşa etmek için geldik; bizim farkımız bu, AK Parti’yi diğerlerinden ayıran bu.

Kardeşlerim, çok büyük hizmetler yaptık, adeta uçurumun kenarındaki Türkiye’yi aldık her alanda büyüyen, dünya ile yarışan bir Türkiye inşa ettik, ilklerle tanıştırdık Türkiye’yi. Türkiye’de istikrarı, huzuru, güveni kalıcı hale getirdik, inşallah çok daha fazlasını yapacağız. Şimdi hedef  2023, dünyanın ilk 10 ülkesinden biri olacağız. Şeyh Edebali’nin öğütleriyle yürüyeceğiz, Osmangazi’nin, Orhangazi’nin hatırasına sahip çıkarak yürüyeceğiz. Bursa’da bir cihan imparatorluğu kuruldu, bizler de Bursa’nın emaneti olan bu Türkiye Cumhuriyeti’ni büyütmeye devam edeceğiz.

Kardeşlerim, Bursa tarihiyle, kültürüyle, sanayisiyle, tarımıyla ülkemizin gözbebeği. Bursa’ya bu konuma uygun hizmetler getirmek için çalıştık, çalışmaya devam edeceğiz.

Kardeşlerim, ne dedik biz yola çıkarken? Tek millet dedik, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, Roman’ıyla velhasıl tek millet.

Ben Türk’ü niye seviyorum? Türk olduğu için değil, Kürt’ü Kürt olduğu için değil, Boşnak’ı Boşnak olduğu için değil, Arnavut’u Arnavut olduğu için, Roman’ı Roman olduğu için, Pomak’ı Pomak olduğu için değil, beni yaratan Allah onları da yarattığı için seviyorum. Bizi diğerlerinden ayıran bu. BDP’ye bakıyorsun siyasi Kürtçülük yapıyor, MHP’ye bakıyorsun siyasi Türkçülük yapıyor, CHP’ye bakıyorsun ben kumsalların partisiyim diyor. Biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz, 77 milyonun partisiyiz; onun için tek millet.

İki; tek bayrak. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanı, hilal değerli kardeşlerim, bağımsızlığın ifadesi, yıldız, o da şehidimizin simgesi.

Bakınız, bugünlerde dikkat ederseniz bir bayrak reklamı oldu AK Parti’nin, izlediniz mi? Nasıl buldunuz? Yargı onu da yasakladı. Neymiş? Bu da yasaklara girermiş. Ya yeter ki diğer partiler de, hepsi de bayrağı getirsinler onun reklamını yapsınlar ya, bayrak duygusunu ya, bu çok önemli.

Ben yavrularıma ilkokulda şiir okuma yarışmalarında filan, baba, hangi şiiri okuyayım dedikleri zaman, kendilerine hep şunu tavsiye ettim: Gelin dedim siz Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiirini okuyun, öyle girdiler.

Şimdi ben diyorum ki, burada bugün biz Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiirinin bir bölümünü okuyalım; var mıyız? Beyler, ablaların sesi sizden çok çıkıyor. Ha, gümbür gümbür okuyacağız.

Hazır mıyız? Maşallah.

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,

Işık ışık, dalga dalga bayrağım,

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Böyle devam edip gidiyor. 

Şu güzelliğe bak ya. Çıkmış Kılıçdaroğlu bize bayrak dersi veriyor ya. Sen git yat ya.

Sen önce Hakkari’de bir tane Türk Bayrağı dalgalandıramadın 2010 mitinginde ya, önce onu konuş ya. Sana müsaade etmediler ya, Türk Bayrağını dalgalandıramadın Hakkari’de, bütün belgeler elimde. Sen onu konuş. Bayrak sevgisi kim, sen kim ya.

Mithat Cemal Kuntay diyor ki, bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, topak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Onun için üçüncüsü, tek vatan diyoruz, 780 bin kilometrekareyle, yani Bursa’da ne varsa Van’da da o olacak, Sinop’ta ne varsa Hatay’da da o olacak, 780 bin kilometrekare.

Ah benim kardeşlerim, 10 yıl önce, 15 yıl önce denseydi ki Ağrı’ya, Kars’a, Iğdır’a, Hakkari’ye, Şırnak’a havaalanı, havalimanı yapılacak, inanır mıydınız? Ama biz bunları yaptık. niye? Çünkü biz bu toprakları seviyoruz ya, her yer ayağa kalkacak diyoruz ya. Kardeşlerim, onun için tek vatan.

Geliyorum 4’üncüsüne, Rabia, tek devlet. Devlet içinde devlet asla, paralel yapı asla. Bunlar temizlenecek, biraz sabır, asla buna Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde müsaade etmeyiz, asla. Milli güvenliğimizi tehdit eden gelişmelere karşı tüm tedbirleri alırız, hiçbir bunun Lam’ı, Cim’i yok, ameliyata müsaade etmeyiz. 

Kardeşlerim, işte bu Rabia bunları içeriyor. Fakat bu ara güzel bir şey oldu biliyor musunuz? Kılıçdaroğlu da bu işareti yapıyor, ama Kılıçdaroğlu yapar. Dün bir yerlerde gezerken, Ankara’da filan gene böyle değişik değişik işaretler yapmış. Nasıl oldu bilmiyorum, her işareti yapıyor. Çünkü göründüğü gibi olan değil, olduğu gibi görünen değil, nereden gelirse toplayabilirim acaba diyen birisi. Omurgalı olmak lazım siyasette, omurgasızdan bir şey olmaz.

Kardeşlerim, şimdi Bursa’ya bizim bir sözümüz vardı, 45 bin seyirci kapasiteli bir stadyum yapıyoruz, Büyükşehir inşallah Stadı. Gerçi benim pek hoşuma gitmiyor ama, timsah arenası, bunun inşası devam ediyor, adı itibarıyla söylüyorum. Yani buna daha güzel bir isim bulunabilirdi, niye timsah? Arkadaşlar, ya çok mu hoşlanıyorsunuz bundan bilemiyorum. Halbuki Bursa’nın yeşiline de, medeniyetine de yakışan bir isim de olabilirdi. Hele hele şimdi 45 bin kapasiteyle kendisine yakışan bir stadyum. İnşallah mevcut stadın yerini de artık bu tür mitinglerimizi daha rahat yapabileceğimiz bir kent parkı haline getireceğiz. Önümüzdeki sezona inşallah stat yetişiyor, stat yetiştikten sonra burası yıkılıyor, tamam, çünkü Bursa daha güzel olması lazım.

Böylece büyüklüğünü, gücünü, rüştünü ispat etmiş şampiyon Bursaspor’umuzu şanına yakışır bir stada kavuşturmuş oluyoruz.  Şimdiden hayırlı olsun diyorum.

Ama bir şey daha yapıyoruz, 208 derslikli eğitim-öğretim kampüsü ve bu eğitim-öğretim kampüsünde sosyal, kültürel tesisler, yüzme havuzu vesairesiyle, konferans salonlarıyla donanımlı böyle bir kampüs; proje hazır, inşallah ihalesini yapıyoruz.

Kardeşlerim, Bursa’ya Büyükşehir olarak 1355 yataklı bir şehir hastanesi yapıyoruz, dev bir sağlık kampüsü. Kamu-özel ortaklığıyla yapıyoruz ve bu sağlık tesisinin altyapı çalışmaları şu anda süratle devam ediyor.

Ayrıca değerli kardeşlerim, eğitimde okullarda kitapları ücretsiz alıyoruz değil mi? Bir sıkıntı yok.

Doğru, yurtta eksikliğimiz var. Bir taraftan bu yurt inşaatlarını, biraz sonra değineceğim, yapmaya devam ediyoruz.

Bakın, yalnız ben şurada bir şey söyleyeyim: Bu paralel yapının yurtlarında filan kalanlar varsa çıksınlar. Niye söylüyorum? Kredi Yurtlar Kurumu’nun açık yoksa, oralarda boşluk yoksa devletin tesislerinde sizleri yapılana kadar yurtlarımız orada ağırlayacağız, orada yer yoksa sizi otellerde ağırlayacağız; bu bir.

İki; dershanelerden çocuklarınızı alın. Her hafta sonu, Cumartesi-Pazar Milli Eğitim olarak takviye kursları vereceğiz ücretsiz, ücretsiz.

Bunların okullarında okuyan çocuklarınız varsa onları da alın, devletin okulları bize yeter. Bunlar çünkü okullarda artık ders vermeyi bıraktılar, şimdi 30 Mart’la ilgili propaganda yapıyorlar, Başbakan beddualar ettiriyorlar, bakanlarla ilgili her türlü yalanları, tezviratı yapıyorlar. Sen okulda öğretmen misin, yoksa başka bir görevin mi var? Çok enteresan şeyler oluyor.

Dolayısıyla değerli kardeşlerim, bunlara da prim vermemiz lazım.

1873 yılında yapımına başlanan, 1892 yılında hizmete giren Bursa-Mudanya demir yolu maalesef 1953 yalında alınan bir kararla söküldü, demek ki doğmadan ben önce. O gün, bugündür Bursa demir yolunu özlüyor, o özlemi gidermek, Bursa’yı kısa sürede ulusal demir yolu ağına, daha önemlisi yüksek hızlı tren ağına bağlamak için Bursa yüksek hızlı tren hattı projesini 2012 yılında başlattık, şu anda yapımı devam ediyor. Bu demir yolu hem yük, hem yolcu hattı olacak. 105 kilometrelik çift hatlı yeni hızlı tren yoluyla Bursa’yı Bilecik üzerinden yüksek hızlı tren ağına bağlamak için dağları deliyoruz. Bu 105 kilometrelik demir yolunun 33 kilometresi tünel, 12 kilometresi viyadükten oluşuyor. Bursa’yı terin yoluyla Bilecik’e, Sakarya’ya, İzmit’e, İstanbul’a, Eskişehir’e, Ankara’ya, oradan Sivas’a ve Konya’ya, Polatlı kavşağından Afyon, Uşak, Manisa, İzmir hattına bağlamak eskiden hayal bile edilemiyordu, bugün bu hayali, bu rüyayı Marmaray’ı gerçeğe dönüştürdüğümüz gibi gerçeğe dönüştürdük, inşallah bunu da yapıyoruz.

Ayrıca, Bursa-Gemlik demir yolu hattının proje çalışmalarına devam ediyoruz.

Kardeşlerim, önemli olan bir şey daha var, Ankara-İzmir otoyolu, bu projenin içine Bursa’yı da dahil ettik biliyorsunuz. Ankara-İzmir otoyolu projesini Sivrihisar civarında ayırıyor, Beylikova, Alpu, Eskişehir, Bozüyük, Bilecik, Pazaryeri ve İnegöl, Yenişehir üzerinden Bursa çevre otoyoluna bağlıyoruz. Toplam uzunluğu ne kadar biliyor musunuz? 204 kilometre. Ankara-İzmir ayrımı Bursa otoyolunun 104 kilometresi Eskişehir, 64 kilometresi Bilecek ve 36 kilometresi Bursa sınırları içerisinde kalıyor. 2023 projelerimizden olan bu otoyolun ön proje çalışmalarını bu yıl tamamlıyoruz, inşallah kısa sürede de bitireceğiz.

Kardeşlerim, geçenlerde biliyorsunuz Körfez geçişinde dev keson kuyuların orada törenini yaptık ve bununla birlikte hızla bu çalışmalarımız devam ediyor.

Biz bugüne kadar Bursa’ya 12 yılda ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? Bakın, ben size şimdi kesin rakamı söylüyorum değerli kardeşlerim, tam 15 katrilyon.

Kalem kalem söylüyorum; ulaştırma ve haberleşmede 2 katrilyon 600 trilyon, eğitimde, üniversite dahil, 1,5 katrilyon, toplu konutta 1 katrilyon 600 trilyon, orman ve su işlerinde 1,5 katrilyon, aile ve sosyal politikalarda 873 trilyon, tarım ve hayvancılıkta 668 trilyon, sağlıkta 574 trilyon. Değerli kardeşlerim, Bursa’mıza daha fazlası gerek, size helal olsun.

Bursa’da eğitimde 5409 yeni derslik inşa ettik, okullarımıza 27 bin adet bilgisayar gönderdik, 806 okula internet bağlantısı yaptık yavrularımız dünyayla görüşsünler diye, 672 bilişim teknolojisi sınıfı kurduk. Şimdi FATİH Projesi, okullarımızın yüzde 38’ine tablet bilgisayarlar dağıtıldı, etkileşimli tahtaların kurulumu yapıldı. Değerli kardeşlerim, Türkiye genelinde 675 bin adet tablet bilgisayarların dağıtımı devam ediyor, önümüzdeki 18 ay içinde de 350 bin adet etkileşimli tahtayı sınıflara monte ediyoruz.

Kardeşlerim, Bursa’ya biri devlet, biri vakıf olmak 2 yeni üniversite kazandırdık, Bursa’da şimdi 3 üniversite var; öyle mi?

Bursa Teknik Üniversitesi bünyesinde 6 fakülte, 1 yüksekokul ve 2 enstitü açtık.

Kardeşlerim, 12 yılda Uludağ Üniversitesi bünyesinde 3 fakülte, 5 meslek yüksekokulu, 1 enstitüyle Uludağ Teknoloji ve Geliştirme Bölgesi hizmete girdi.

Şu ana kadar, ah gençler, bizden önce ne kadar burs veriyorlardı? 45 liracık. Biz ne veriyoruz? 300 lira burs, 200 lira da Kredi Yurt’larda kalanlara beslenme yardımı veriyoruz, 500 lira.

Kardeşlerim, ah ah, size ne çileler çektirdiler be, ne çileler. Senin  başın örtülü, okula gidemezsin, kapatın meslek okullarının orta kısmını, iman hatiplerin orta kısmını kapatın, bunları söylediler; öyle mi? Kapattılar mı? Kardeşlerim, ama biz dedik ki, sabır, sabrettiniz, şimdi imam hatiplerin orta kısmı açıldı mı? 4+4+4 uygulaması başladı mı? Artık imam hatiplerde kızlarımız rahatlıkla okuyabiliyor. Katsayı var mı? Kalktı. İstediğin üniversiteye artık girebiliyor musun? Ama şimdi ben de imam hatiplerden, meslek liselerden başarı bekliyorum. Gümbür gümbür en önemli üniversiteler onlar girmeli, bu rekabette kazanmalısınız.

Bak, artık düz liselerde de Kur’an-ı Kerim seçmeli ders oldu mu? Peygamberimizin Hayatı, Siyer-i Nebi seçmeli ders oldu mu? Ey Pensilvanya, daha ne istiyorsun be, daha ne istiyorsun be? Şu yapılanları görmeyeceksin de neyi göreceksin ya?

Gençler, ama bu işi tamamen bana bırakmayın, 30 Mart, 30 Mart, asıl orası önemli, asıl orası önemli. Sandıkları patlatacaksınız, sandıkları AK Parti’nin ampulüyle aydınlatacaksınız; mesele bu.

Kardeşlerim, sulama projeleri Bursa’da çok çok iyi bir noktaya geldi. Tarım arazisi olarak Bursa’mızı suluyoruz, Çınarcık Barajı, Nilüfer Barajı, Babasultan Barajı, Boğazköy Barajı Bursa’ya kazandırdığımız dev tesislerden sadece birkaçı.

Kardeşlerim, bunlarla Bursa’yı büyük ölçüde hem içme suyuna, hem sulama noktasında…

138 tarihi eseri Bursa’da restore ettik, bunlar olmuş şeyler değil. Niye? Ecdadımızla varız. Tarihiniz varsa geleceğiniz olur, tarihiniz yoksa yok olursunuz. Biz tarihimizle ayaktayız, tarihimizle yürüyoruz. Onun için, biz hep tarihimizden güç aldık ve onunla geleceği yürüdük.

Kardeşlerim, Balibey Hanı’ndan Kurşunlu Yıldırım Camii’ne, Sinan Paşa Camii’nden Murad Hüdavendigar Camii’ne kadar tüm ecdat yadigarları aslına uygun şeklide onarıldı, itibarı iade ettik.

Şimdi geliyoruz bu seçime.

Bursa, AK Parti’yi, AK Parti’nin hizmet siyasetini, eser siyasetini hep ödüllendirdi. Görüyorum, maşallah, Allah nazardan saklasın. Büyükşehir Belediyemiz Bursa’yı metro ve tramvayla tanıştırdı, deniz otobüsüyle, deniz uçağıyla, helikopter taksiyle tanıştırdı.

En son Uludağ’a 12 dakika içinde çıkılabilmesi sağlayacak teleferiğin de inşası tamamlandı, bir hafta içinde deneme seferlerine başlıyor.

Sahil düzenlemesiyle, burası Güneydoğu değil ha, buranın sahili güzeldir, sahil düzenlemesiyle deniz tarafından Bursa yepyeni bir çehreye kavuştu.

Büyükşehir Belediye Başkanımız Recep Altepe yeniden inşallah Bursa’da durmak yok, yola devam ediyor. İnşallah hizmetlerini aynen devam ettirecek.

Önümüzdeki dönemde artık Bursa il sınırlarının tamamına hizmet verecek, şimdi dar çerçevede veriyorum diyor, ama şimdi en ücra ilçeye kadar, köyüne kadar, çünkü köyler artık mahalle, beldeler mahalle, dolayısıyla hepsine BUSKİ’nin kanalizasyon hizmeti gidecek, içme suyu hizmeti gidecek, bütün oralarda yapılması gerekenleri Altepe yapacak, yapmazsa ben de sarılım yani, hiç şakası yok bu işin. Bak, şu anda zaten yapmaya başladık diyor.

Çünkü Bursa’nın artık istiyoruz ki tüm ilçeleriyle, Büyükşehri’yle AK Parti markasıyla yükselsin.

Kardeşlerim, belediyecilik zaten bizim işimiz, belediyeciliği biz biliriz. Ya bu Kılıçdaroğlu bu yasaya karşı çıktı, karşı çıktı, olur mu dedi. Ne diyorlar biliyor musunuz, ya diyor olur mu böyle şey? Büyükşehir belediyesi Harmancık ilçesine hizmeti nasıl götürecek? Ya adamın haberi yok bu iş nasıl yapılır? Ya insan açar şu İstanbul Belediyesi bu işi nasıl yaptı, ta Çatalca’ya, Silivri’ye, buraların ta köylerine nasıl ulaştı diye bir bakar ya, Kocaeli’ne bir bakar ya; ama derdi değil. Türkiye’nin başında Büyükşehir Belediye Başkanlığından gelmiş bir Başbakanın olduğunu bilmiyor, CHP’nin yolsuzluklarından aldığımız bir İstanbul’u bilmiyor.

Adam, işte biliyorsunuz, hangi ilçeye taşındınız diye soruyorlar, Kağıthane. Ondan sonra nerede oturuyorsunuz diye soruyorlar, Kağıttepe diyor; öyle. 3 koyunu verin inanın kaybeder ya, kaybeder.

Kardeşlerim, şimdi tüm şöyle ilçe Belediye Başkan, başkan adaylarını şöyle buraya bir alalım, İl Başkanımızı alalım, milletvekillerimizi alalım. Hepsi buraya sığmayabilir, önce sadece bir belediye başkan adaylarımızı bir alalım, şurada bir akitleşeceğiz. Gümbür gümbür geleceğiz, Bursa’nın bütün belediyelerini alarak gelelim diyoruz, 30 Mart çok önemli. 

Şimdi burada akitleşiyoruz, bütün belediyeleri almaya var mıyız? Bütün belediyeleri almaya var mıyız? Bütün belediyeleri almaya var mıyız?

Türkiye genelinde şu Bursa’ya bir rekor yakışır. Bu seçimde bu rekoru kırmaya var mıyız? Kapı-kapı dolaşacağız, 10 gün, 10 gün, bir şey kalmadı, hatta bugünü de silersek 9 gün kaldı, 9 gün yoğun çalışacağız. Ama son gün çok önemli, son gün sandıklara çok sahip çıkacağız, tamam.

Şarkımızı biliyoruz değil mi?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Bursa’yı hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.

Kardeşlerim, biriz, diriyiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye’yiz.

Kalın sağlıcakla, Allah yar ve yardımcımız olsun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.