Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Hatay Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Hatay, serhat şehri Hatay, kardeşliğin şehri, dayanışmanın şehri, Ensar’ın şehri Hatay, seni yürekten selamlıyorum Hatay.

Antakya, Altınözü, Belen, Dörtyol, Erzin, Hassa; sizi gönülden selamlıyorum. Çeliğin şehri İskenderun, seni kalpten selamlıyorum. Kırıkhan, Kumlu, Reyhanlı, Samandağ, Yayladağı; sizleri muhabbetle selamlıyorum.

Senin kardeşin olan şehirleri de buradan selamlıyorum Hatay. Buradan Lazkiye’yi, buradan Tartus’u selamlıyorum, Beyrut’u selamlıyorum, Gazze’yi, Ramallah’ı selamlıyorum. Buradan İdlip’i, Halep’i, Hama’yı, Humus’u, Şam’ı selamlıyorum. Hatay, sen öyle mübarek şehirsin ki her gün dilimizde, her an kalbimizde olan Yasin-i Şerif’teki Habib-i Neccar’ın şehrisin Hatay.

Sen Beyazıt-i Bestami Hazretlerinin şehrisin. Sen, Cemil Meriç gibi bir münevveri yetiştirmiş şehirsin, seninle iftihar ediyoruz Hatay. Şu kardeşlik ikliminle iftihar ediyoruz Hatay. Hoşgörü ikliminle iftihar ediyoruz. Sen Suriyeli kardeşlerine sahip çıkıyorsun, senin misafirperverliğinle, senin ensar olmanla iftihar ediyoruz Hatay. Sağ olasın Hatay, Allah sizlerden razı olsun. Rabbim, kardeşliğimizi, yol arkadaşlığımızı daim eylesin. 30 Mart seçimleri inşallah ülkemiz için, milletimiz için, Hatay’ımız için, demokrasimiz için hayırlara vesile olsun.

Kardeşlerim, Hatay, medeniyetiyle büyük bir şehir. Hatay, çalışkan insanlarıyla büyük bir şehir. Asi Nehri’nin bereketli topraklarını işleyen çiftçileriyle, İskenderun’da demire-çeliğe şekil veren emekçileriyle büyük bir şehir. Hatay dünyaya örnek olan kardeşliğiyle, medeniyetler ittifakına ilham vermesiyle büyük bir şehir. Şimdi de artık şehir olarak, belediye olarak Büyükşehir. Öyle mi? Hatay’ı büyüklüğüne yaraşır şekilde büyükşehir statüsüne biz kavuşturduk, biz. 30 Mart’ta inşallah Hatay Büyükşehir Belediye Başkanını seçecek. Hatay’ın artık en ücra mahalleleri dahi hem ilçelerden, hem Büyükşehirden hizmet alacak. En ücra köyleri hizmet alacak, çünkü onlar da artık mahalle oldu.

Kardeşlerim, şunu unutmayın: Bir iş nasıl başlarsa öyle gider. Hatay’da büyükşehir hizmetleri iyi başlasın, iyi gitsin istiyoruz, iyi bir başlangıç yapsın. Bizim eserlerimiz üzerine daha büyük eserler koyarak geleceğe ilerlesin istiyoruz. Hatay, bin yıllar boyunca kardeşlik şehri oldu, bundan sonra da kardeşlik şehri olarak istikbali kucaklasın istiyoruz.

Kardeşlerim, şimdi ben sizinle bir sohbette bulunacağım. Nedir o? Kardeşlerim, CHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, gönül veren kardeşlerime diyorum, tepedekilere değil, onlardan bir şey olmaz, onlardan bir şey olmaz. Ama aşağıda saf, temiz benim halkım var, vatandaşım var, onlara sesleniyorum. MHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, diğer partilere gönül veren kardeşlerime sesleniyorum; Hatay’ın büyükşehir belediyesi olmasına CHP’nin karşı çıktığını biliyor musunuz? Hatay’ın büyükşehir olmasını istemediler, ya dediler merkezden Hatay’ın en ücra köşesine hizmet nasıl gider? Çünkü bu CHP belediyeciliği bilmez. Bunlar şehir yönetmeyi bilmez. Ya bu Kılıçdaroğlu geçen seçimlerde İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuştu, ikametini İstanbul Kağıthane’ye aldı. Sordular, Sayın Kılıçdaroğlu, nerede oturuyorsunuz diye. Kağıttepe’de oturuyorum dedi. Kılıçdaroğlu bu. Ve seçim günü geldi, kendine bile oy veremedi. İnanın bunlara üç tane koyun teslim edin kaybedip gelirler. Bunun tek özelliği var, iyi takiye yapar, iyi yalan söyler, iyi iftira atar. Ama tek doğrusu var değerli kardeşlerim, ne diyor? Yalancıdan başbakan olmaz diyor, tek doğrusu bu, doğru. Niye? Bak 5 senedir CHP’nin başında, üç seçim geçirdik, şimdi dördüncüye giriyoruz. Üç seçimde de benim halkım bunları birinci parti yapmadı ve buna icazet vermedi, şimdi dördüncüye giriyoruz. Şimdi bunda da arkadan nal toplayacak, nal. Diyorum ya, eğer inanıyorsa, niye yapılır siyaset? Başa oynamak için, birinci olacaksın, lider olacaksın, eğer inanıyorsan ben şimdi diyorum ki; eğer AK Parti bu seçimden birinci olarak çıkmazsa ben Genel Başkanlığı bırakıyorum ayrılıyorum, partime hizmetkar olarak çalışacağım. Kılıçdaroğlu, sen birinci parti olmazsan çekilmeye var mısın? Ya çekil ki CHP de senden kurtulsun. Bahçeli, 15 yıldır partinin başındasın, birinci parti olamazsan çekilmeye var mısın? Ya çekil de MHP de senden kurtulsun. Çünkü millet size icazet vermiyor. Milletin icazet vermediği kişilerden siyasetçi olmaz. Bak Batıda dürüst siyasetçi eğer seçimi kaybederse partisinin başında durmuyor, çekiliyor. Niye? Demek ki millet beni başarısız gördü. Hemen bir başkasına görevi devrediyor. Ama bunlarda böyle bir şey yok. İşte Hatay’ın büyükşehir olmasına karşı çıkan bu zat, Hatay’dan hangi yüzle oy istiyor, hangi yüzle? Kardeşlerim, hem Hatay’ın büyükşehir olmasını istemiyorsun, ondan sonra da geliyorsun diyorsun ki Hatay’ı en iyi biz yönetiriz.

Kardeşlerim, 1 haftamız kaldı. Bir hafta sonra sandıklardayız, 1 hafta kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? 1 hafta kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Sandıkları AK Parti’nin ampulüyle aydınlatalım.

Hatay’da olduğu gibi inşallah Türkiye genelinde huzuru, istikrarı, güven ortamını bozmak için çok tehlikeli girişimlerde bulunanlar var. Kardeşi kardeşe düşman etmek için adeta çırpınanlar var. 77 milyonun arasına nifak sokmak için gayret gösterenler var. Sokakları ateşe verip camı çerçeveyi kırıp huzuru bozup, istikrarı bozup Türkiye’nin kutlu yürüyüşünü durdurmaya çalışanlar var.

Kardeşlerim, Türkiye’nin büyümesini, kalkınmasını, kardeşlik içinde ilerlemesini hazmedemeyenler içeriden ve dışarıdan çok ahlaksızca saldırılar başlattılar. Bu saldırıların ilkini biliyorsunuz, Reyhanlı’da yaptılar. 10 ay önce 11 Mayıs’ta Reyhanlı’da yapılan alçakça saldırıda 53 kardeşimizi şehit verdik. Saldırının ardından geldim, Reyhanlı’da incelemelerde bulundum, gerekli talimatları verdim. Bugün bir kez daha o saldırıda vefat eden şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Yakınlarına, ailelerine tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum. Güvenlik güçlerimiz, istihbarat birimlerimiz çok sıkı çalıştılar ve olayı büyük ölçüde aydınlattılar. Türkiye içindeki sorumluları yakaladılar, Türkiye dışındaki sorumlular da tespit edildi, onlar da çok iyi biliniyor, onlardan da hesap soruldu ve soruluyor. Fakat Reyhanlı saldırısında bizi derinden yaralayan bir başka boyut var, maalesef Türkiye içinden, Hatay içinden birilerinin de bu haince, bu alçakça saldırıya katıldıklarını, destek sağladıklarını tespit ettik. İşte bu ihanet bizi derinden yaraladı. İşte kendi ülkesine, kendi ülkesinin halkına, kendi şehrinin sakinlerine karşı böyle bir alçaklığın içine girenler bizi derinden sarstı. Cumhuriyet Halk Partisi’ne bir çağrıda bulunduk, CHP’yle irtibatlı, CHP milletvekilleriyle irtibatlı bazı şahısların bu elim olaya karıştığını söyledik. CHP, hem bu olayların failleriyle, hem de Esad rejimiyle arasına mesafe koymasını söyledik. Maalesef CHP bunu hiç umursamadı. Reyhanlı saldırısını yapanların Türkiye içinde başka planları olanların CHP heyetini Esad’a götüren rehberler olduğunu belgeleriyle ortaya koyduk, CHP bunu da umursamadı. CHP’nin Genel Müdürü bu zalim Esad’a, bu zalim Esad rejimine, onun Şebbihalarına, onun azılı katillerine neden sempati duyduğunu sizler çok iyi biliyorsunuz. Esad’a maalesef destek veren, bu güzel Hatay’ımızı karıştırmak için elinden gelen çabayı gösteren CHP aynı tahrikleri, aynı provokasyonları başka şehirlerde de yapıyor. İstanbul sokaklarını karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Malatya’yı, Adıyaman’ı karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hem CHP Genel Müdürü, hem onun milletvekilleri, özellikle de Hatay milletvekilleri, Tunceli milletvekilleri son derece çirkin eylemlerin içinde yer alıyor, polise taş atıyor, polise hakaret ediyorlar.

Şu anda bu CHP yanına başka müttefikler de buldu. Kim bunlar? MHP, BDP, her zamanki gibi malum medya, her zamanki gibi bazı işverenler, bazı işveren örgütleri. Şimdi bir de ne çıktı? Pensilvanya. Hepsi biraraya geldiler. Türkiye’yi karıştıralım, huzuru bozalım, istikrarı bozalım, güven ortamını zedeleyelim, Hükümeti yıpratalım, bunu istediler. Gerekirse Türkiye kaybetsin, ama biz kazanalım dediler. Biz rant edelim de Türkiye’ye ne olursa olsun dediler. Bu millet bunların bu kirli oyunlarına asla prim vermeyecek. Bu millet bunların ayrıştırıcı, çatıştırıcı üsluplarına asla itibar etmeyecek. Hatay’ın yetiştirdiği büyük münevver, büyük mütefekkir Cemil Meriç ne diyor biliyor musunuz? Bakın burası çok enteresan; “Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı insanlar, karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi.” Evet, bunlar karanlığa alışmışlar. Bunlar aydınlıktan korkar hale gelmişler. Bunlar yıldızlardan dahi ürker hale gelmişler. Onlar partileri için, örgütleri için, kendi şahsi rantları için, kendi şahsi hırsları için çalışmaya devam edecek. Biz ise Türkiye için, millet için, Hatay için, 81 vilayet için çalışmaya devam edeceğiz. Biz yoksullar için varız, biz mazlumlar için varız, biz mağdurlar için varız, bunun için yüreğimizi ortaya koyduk. Biz Türkiye’yi daha da aydınlatmaya, Türkiye’nin ufkunu açmaya, Türkiye’yi büyütmeye devam edeceğiz.

Kardeşlerim, bir başka Hataylı, Beyazıt-i Bestami Hazretleri şöyle buyuruyor: Bir kimse havada uçacak kadar keramet gösterse dahi ona aldanmayın. Asıl onun Allah’ın emir ve yasaklarını nasıl koruduğuna dikkat edin. Evet, kendi kendisine keramet izafe etmekle veli olunmaz, kendi kendisini övmekle, kendisini uçurmakla ermiş olunmaz. Kendi nefsini bilmeden kişi alim olmaz. İşte görüyorsunuz en yakın arkadaşının bu Pensilvanya’daki zat hakkında söylediklerini dinlediniz değil mi? Yanına gittiğimizde bizimle ilgili şeyler konuşuyordu -çok enteresan- bunu keramet zannediyorduk, meğer telefonlarımızı dinliyormuş. Ya insanların özel hayatlarını dinleyenlerden alim olur mu? Arif olur mu? İnsanların mahrem görüşmelerini dinleyenden alim olmaz, insanların yatak odalarına kadar girenden, oraları izleyenden, kaydedenden alim olmaz.

Kardeşlerim, bakınız şu anda bir Başbakanı, bir Cumhurbaşkanını, Genelkurmay Başkanını, bakanları mahkeme kararı dahi olsa dinleyemezsiniz, bu yasaktır. Ya bu adamlar Cumhurbaşkanını dinliyor. Ha şu anda Cumhurbaşkanıyla ilgili açıklama yapmıyorlar, niye? Şimdi zaten Başbakanla uğraşıyoruz, bir de onla niye uğraşalım diye düşünüyorlar. Ama şu anda verileri depolamışlar, vakti saati gelirse onu da açıklayacaklar. Başbakanla ilgili de şu anda açıklayabildikleri kadar açıklıyorlar. Ama benim abdestimden şüphem yok ki namazımdan şüphem olsun. Bunlar montajcı, bunlar dublajcı, bunlar sahtekar, bunlar Haşhaşi, çete çete, örgüt. Bunların terör örgütünden hiçbir farkı yok. Kardeşlerim, işte bunlar aslında CHP’lilerin de mahremlerini izledi, kaydettiler, yayınladılar. Ne yaptı? Hiç. Baykal’ı öyle devirdiler. Ardından MHP’lilerin de mahremlerini izledi, kaydettiler, yayınladılar, daha sonra milletvekili adayı olamadılar. O CHP, o MHP şimdi çıkmışlar bu Pensilvanya’nın dizinin dibinde, Pensilvanya’nın kuyruğunda siyaset yapıyorlar. Kardeşlerim, on yıllardır bu CHP işte bu Pensilvanya’daki zatı eleştiriyor, çok ağır hakaretler yapıyordu. CHP milletvekilleri bu Pensilvanya için çok ağır hakaretler ettiler. Ama şimdi kol kola ittifak halindeler. Ben aslında CHP içindeki bu milletvekillerini merak ediyorum, hiç sesleri çıkmıyor, hiç konuşmuyorlar. MHP, okyanus ötesine verip veriştiriyordu, o da dut yemiş bülbüle döndü. Ah benim MHP’ye gönül veren kardeşlerim, gelin bu oyunu beraber bozalım. CHP’ye gönül veren kardeşlerim, gelin bu oyunu beraber bozalım. Onlar birbirlerine yol arkadaşı olsunlar, onlar birlikte yürüsünler, biz sizinle beraber yürüyelim. Biz bu yola milletle çıktık, milletle yürüdük, bundan sonra da milletle, sadece sizinle yürümeye devam edeceğiz. Hatay, 30 Mart’ta bu kirli oyunu bozacak mısın Hatay? 30 Mart’ta bu Pensilvanya partilerine gereken cevabı verecek misin Hatay? 30 Mart’ta demokrasiye, sandığa, milli iradeye, kardeşliğe sahip çıkacak mısın Hatay? Maşallah, barekallah.

Kardeşlerim, unutmayın CHP demek baskı demektir, zulüm demektir, CHP demek başörtüsünü yasaklamak, imam hatipleri, meslek liselerinin orta kısımlarını kapatmak, Kur’an’ın öğretilmesine, öğrenilmesine engel çıkartmak demektir. CHP demek, darbelere destek vermek demektir. CHP demek, katil Esad’ın yanında, Mısır’daki darbeci Sisi’nin yanında durmak demektir. CHP demek, çöp demektir, çamur demektir, hava kirliliği demektir, din istismarı demektir. Karmaşa ve kaos demektir. İşte bu CHP Genel Müdürünü görüyorsunuz. Tunceli’ye gidiyor solcu oluyor, Hakkari’ye gidiyor, bayrağından utanıyor, 1 tane Türk bayrağı koyamıyor. Elazığ Kovancılar ilçesine gidiyor, önceki seçimlerde aday dahi çıkartamadığı bu ilçede başörtülü aday gösteriyor. Çorum’a gidiyor sağcıdan, Ankara’ya gidiyor ülkücüden aday yapıyor. İşte Hatay’da da geldiler bizim aday yapmadığımız bir zatı aday yaptılar. Bunların Hatay’da teşkilatları yok mu, bunların Hatay’da gösterebilecekleri bir tane aday yok mu? Hatay’dan aday yapacak bir tane adam bulamadılar mı? Bizim aday yapmadığımızı bunlar aday yapıyor. Demek ki bir sebebi var, bir gerekçesi var, demek ki biz memnun kalmadık aday yapmadık. İlçeyi yönetemeyen büyükşehri yönetebilir mi ya? Bakınız Hatay’da düzenlenen yasa dışı eylemlerde polis araçlarına itfaiyeden su vermiyor. Sen kimsin ya, sen neyin Belediye Başkanısın? Sen nasıl olur da polis araçlarına su vermezsin. Polis araçları suyu nereden aldı? Narlıca’dan, Altınözü’nden alıyor, şuna bak. Bunlar ihanet içinde, ihanet. Devletin kurumları arasında dayanışma vardır. Sen CHP’nin Belediye başkan adayı olabilirsin, ama şu anda bu devletin bir Belediyesinin Belediye Başkanısın, gereken neyse bunu yapmak durumundasın. Hatay’da bu kirli oyunu, bu kirli ittifakı benim Hataylı kardeşlerim bozacak.

Kardeşlerim, ben İstanbul’u CHP belediyesinden aldım. Benden önce sene 94, CHP belediyesi yolsuzlukların belediyesiydi, İSKİ yolsuzluğunu unutanlar olur, ben hatırlatıyorum. İSKİ yolsuzluğu namı değerdir, tescillidir, hapse girmiştir yatmıştır yıllarca. Kardeşlerim, İstanbul susuzdu, İstanbul’da hava kirliliği vardı, İstanbul’da çöp dağları vardı. Kardeşlerim, görevi aldık elhamdülillah 2 yılda İstanbul’u çöp dağlarından temizledik, hava kirliliğini giderdik, susuzluğunu giderdik ve İstanbul halkı artık su istasyonları kurulmuştu, oralardan gidip su alıyordu. Evlerdeki küvetler onlarla dolduruluyordu, banyo yapmak artık zor hale gelmişti. Ve biz 180 kilometreden dağları deldik, Istranca Dağlarını ve İstanbul’a su getirdik.

Hatay’da kendisi aday çıkaramayan CHP’ye de AK Parti’den yüz bulamayan adaya da ben oy vermeyeceğinizi biliyorum. Hatay, inşallah Belediyeciliği çok iyi bilen, 30 Mart’ta hizmete, yani Sadullah Ergin kardeşime oyunu verecektir.

Kardeşlerim, Hatay lafa değil icraata bakacak. Şimdi ben havalimanından çıktım, buraya geliyorum. Şu havalimanını kim yaptı? Oradan buraya yollar nasıl? Altgeçitler nasıl? Ya bunları kim yaptı? Biz yaptık ya. Biz size efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik.

Kardeşlerim, bu büyük düşünenlerin işidir, büyük düşünemeyenler bu hizmetleri yapamaz. Biz Hatay’ı, şu anda bu serhat şehrimizi çok daha farklı bir yere taşımak istiyoruz. Onun için 30 Mart’ta Hatay gür bir sesle millet eğilmez, Türkiye yenilmez diyecektir.

Bizim bayrak reklamını izliyorsunuz değil mi? Nasıl buldunuz? Bayrakları bayrak yapan… Toprak… “uğrunda ölen varsa vatandır” sesleri) O kadar, böyle yürüyeceğiz bu yolda.

Değerli kardeşlerim, İstanbul’a belediyeciliği bu şekilde getirdik. İstiyorum ki Hatay bu belediyeciliği görsün. İskenderun Körfezinden bakılınca Amanos dağlarının hemen arka tarafı Hassa ilçemiz değil mi, yanılmıyorsam öyleydi, Hassa ilçemiz. Görünüşte yakın gibi, ama karayoluyla İskenderun Körfeziyle Hassa arasında epeyice mesafe var. Arada dağ olmasa gerçekten Hassa yanı başımızda, hatta kestirme diyerek oraya dağ yolundan yürüyerek gidip gelenler olduğunu bana anlatırlardı. Dağı kaldırmak elbette mümkün değil, ama delmek mümkün. Deliciler burada, çünkü biz 12 senede 122 tane dağı deldik tünel yaptık. 79 senede Türkiye Cumhuriyeti’nde 83 tünel, 12 senede 122 tünel. Aşılmaz denilen o Gavur Dağlarını aşmak için kolları sıvadık. İstanbul’un çılgın projesi Kanal İstanbul ise, Hatay’ın çılgın projesi de Amanos Tüneli olacak. Amanos’un doğusunda ve batısında 7 ilçemiz var. Hatay’ı ikiye bölen Amanos Dağlarına açtığımız tünelle Hatay’ın iki yakası arasında hızlı ve güvenli bir yol oluşturuyoruz. Bunun için 14680 metre uzunluğunda 4 adet tünel, 910 metre uzunluğunda 5 adet viyadük ve 6 adet köprü yapacağız. Projeyle Gaziantep-İskenderun arası 221 kilometreden 136 kilometreye, Kahramanmaraş-İskenderun arası 186 kilometreden 151 kilometreye, Kilis-İskenderun arası 153 kilometreden 113 kilometreye inecek, böylece hem Hatay’ın doğusu yatırıma açılacak, hem de komşu illerden gelen ihraç malları çok kolay şekilde limana ulaşacak.

Değerli kardeşlerim, aynı şekilde Hatay’ın doğusunda ve güneydoğusunda yeni sanayi tesisleri için yer açılacak. Amanos Tünelinin şu anda proje çalışmaları devam ediyor. İnşallah yakında temelini atarak inşaatına başlayacağız. Hatay’da dört dörtlük dört baraj şu anda kazandırıyoruz. Bir…

Kardeşlerim bak ben size hizmet anlatıyorum, şimdi buraya Bahçeli gelecek, buraya Kılıçdaroğlu gelecek, anlatacakları böyle bir şey var mı? Onlar sadece Başbakana hakaret etsinler, başka dertleri yok. Ya bir de proje anlatın, bir planınız olsun, bir hizmetiniz olsun, yok bunlarda böyle bir şey.

Bir, Reyhanlı Barajı; Afrin Çayı üzerinde inşa ettiğimiz barajın inşasına 2010 yılında başladık. 600 bin dönüm alanı sulayacak ve 200 bin dönüm alanı taşkından koruyacak Reyhanlı Barajını inşallah 15 Mayıs 2015’te açıyoruz.

İkincisi, Büyük Karaçay Barajı; bu baraj 35 bin dönüm alanda sulu tarıma imkan verecek. Hatay merkezin, Samandağ ilçemizin ve 15 beldemizin su ihtiyacını karşılayacak. Ayrıca burada yılda 17,5 milyon kilovat/saat enerji üretilecek. Bakın ben proje anlatıyorum, laf değil icraat icraat. 72 trilyon liralık maliyeti olan Büyük Karaçay Barajını inşallah bu yıl tamamlıyoruz.

Üçüncüsü Barajımız Arsuz-Gönençay Barajı; yaklaşık 45 bin dönüm araziyi suya kavuşturacak bu barajın ihalesini bu yıl yapıyoruz, ardından da hemen inşaatına başlıyoruz.

Dördüncü barajımız, değerli kardeşlerim Tahtaköprü Barajı. İşletmede olan Tahtaköprü Barajını şimdi büyütme kararını verdik, büyütüyoruz. Barajın yüksekliğini 9,5 metre artırarak sulama alanını 119 bin dönümden 349 bine ulaştıracağız. Onun da ihalesini aynı şekilde yapıyoruz.

Kardeşlerim, Antakya’ya ileri teknolojilerle donatılmış 750 yataklı bir devlet hastanesi yapıyoruz, şu anda yapımı devam ediyor. Bu yılın sonunda 750 yataklı bu hastaneyi bitiriyoruz.

Hatay Kırıkhan’da toplamda 208 derslikli içinde her türlü sosyal, kültürel, sportif tesisin bulunduğu bir eğitim kampüsü yapıyoruz. Proje hazır, ihalesini Ağustos ayında yapıyoruz. Hatay bir kültür, kardeşlik şehri olduğu kadar, sanayi potansiyeli de yüksek olan bir şehrimiz. Hatay’ın bu potansiyelini daha iyi değerlendirebilmesine yardımcı olmak için Antakya Organize Sanayi Bölgesini kurduk. Kırıkhan Organize Sanayi Bölgesinin kuruluşuyla ilgili çalışmaları tamamladık. Zeytine ne derler? Ağaçların kralıdır derler. Zeytin, Hatay’ımızın nesidir? Aynı zamanda ekmeği-aşı. Biz bu ekmeği, bu aşı büyütelim, geliştirelim istedik. Hatay Altınözü’ne Zeytincilik Organize Sanayi Bölgesini kuruyoruz. Şu anda proje inşallah en kısa sürede hayata geçiyor. Hatay’da bir zeytincilik enstitüsü kurmak için 2011 yılında gerekli adımları attık, enstitünün arazi tahsisini yaptık, personel, bina ve laboratuvar gibi ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmalarımız devam ediyor. Hatay’daki zeytin üreticilerimize mazot, gübre, toprak analizi, sertifikalı fidan ve zeytinyağı priminden oluşan yaptığımız yardım ne biliyor musunuz? 126 trilyon destek sağladık.

Ey Kılıçdaroğlu, bu iş lafla olmaz. Lafla peynir gemisi yürümez, icraat icraat. Nerede bir dikili ağacınız var gösterin bakalım ya. Altınözü’ne Süt Sığırcılığı Organize Sanayi Bölgesini kuruyoruz. Toplam 3560 dönüm arazide 30 bin baş sığır kapasiteli, 30 milyon lira maliyetle, yani 30 trilyon. Kuracağımız organize sanayi bölgesinin yapımına bu yıl başlıyoruz. Böylece Hatay hayvancılıkta da zirveye yükselecek.

Kardeşlerim, bacılarım, hanım kardeşlerim; size doğalgazı kim getirdi? 2006 yılında öyle mi? O zamana kadar evinizi nasıl ısıtıyordunuz, neyle? Ah ah ne çile çektiniz değil mi? Kömürün külü, o kül, koku, pislik, bodruma in, bodrumdan taşı, ah ah Ayşe bacım, Fatma bacım, ne çileler çektiniz ya. Zaten erkekler taşımaz, hep hanımlar taşır, öyleydi değil mi? Bak kızımız diyor ki, ben de taşıyordum diyor. Peki şimdi ne oldu, doğalgaz geldi. Artık ne yapıyorsunuz? Hemen butona basıyorsunuz bütün daire ısınıyor mu? Banyoda sıcak su var mı? Mutfakta sıcak su var mı? Peki ya doğalgaz yeni mi icat oldu? Niye daha önce ey CHP sizin iktidarlarınız döneminde gelmedi, ey MHP senin döneminde niye gelmedi? Zaten 3,5 sene iktidarda durdu kaçıp gitti, halbuki 5 seneliğine millet yetki vermişti, niye 5 sene idare edemedin? CHP’nin yavrusu DSP ile beraber iktidar oldular güya, bırakıp gitti. Onun için diyorum ey MHP’ye gönül veren kardeşim, gel bu oyunu beraber bozalım. CHP’ye gönül veren kardeşim, bak size bu hizmeti getiren AK Parti’ye güç verin, yerel yönetimle merkezi yönetimin bütünleşmesi Hatay’ı başka yere taşıyacaktır, çok daha güçlü hale getirecektir.

Biz 12 yılda kardeşlerim, Hatay’a ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz, size onu söyleyeyim. 9,5 katrilyon. Ulaştırma ve haberleşmede 1 katrilyon 200 trilyon, tarım ve hayvancılıkta 1 katrilyon 100 trilyon, aile ve sosyal politikalarda 1 katrilyon 100 trilyon, eğitimde üniversite dahil 676 trilyon, orman ve su işlerinde 391 trilyon, sağlıkta 320 trilyon, enerjide 317 trilyon. Değerli kardeşlerim, bu yatırımları Hatay’a biz getirdik. Ve eğitimde biliyorsunuz Hatay’a sadece 4070 yeni derslik inşa ettik. Kardeşlerim, FATİH Projesiyle Hatay’ımıza ne yaptık biliyor musunuz? Tüm liselerimizde altyapıyı kurduk. 1360 etkileşimli tahtayı sınıflarımıza yerleştirdik, 615 adet şimdilik tablet bilgisayar gönderdik. Bu ay sonuna kadar liselerdeki 9. sınıf öğrencilerimize ve tüm öğretmenlerimize bilgisayarlarını Hatay’da da dağıtmış olacağız. Türkiye genelinde bugün itibariyle 267 bin tablet bilgisayar dağıttık. Kitapları ücretsiz alıyor muyuz? Ah ah, biz kitap bulamadık biliyor musunuz? Öğretmen anlatırdı biz not tutardık, o günlerden geldik. Bu çileyi yavrularımız çekmesin dedik ve şimdi buradayız.

Kardeşlerim, Hatay’da Mustafa Kemal Üniversitesini büyüttük ve fakülteleriyle, meslek yüksek okullarıyla ve bir de konservatuarıyla Hatay’daki öğrencilere toplamda ödenen burs ve kredi ne biliyor musunuz? 219 trilyon.

Kardeşlerim, 2581 kişi kapasiteli 5 adet yükseköğrenim yurdu yaptık. Kırıkhan’da 400 yatak kapasiteli, Reyhanlı’da 400 yatak kapasiteli yurtlar yapıyoruz, bu yurtlar şu anda ihale aşamasında. Hatay’a gençlik merkezleri, spor salonları, futbol sahaları kazandırdık. Şimdi de jimnastik spor salonu, buz pateni salonu kazandırıyoruz, bunların ihale süreci devam ediyor.

Sağlıkta Antakya’ya, İskenderun’a, Reyhanlı’ya, Erzin’e, Altınözü’ne toplamda 700 yataklı devlet hastaneleri yaptık, biz yaptık. Mevcut hastanelerimize ek bloklar yaptık. 22 adet aile sağlığı merkezi yaptık. Kırıkhan 150 yataklı devlet hastanesinin, Yayladağı ve Kumlu’daki 20’şer yataklı entegre ilçe hastanelerinin inşaatı devam ediyor. Bitmiyor, 75 yataklı Samandağ Devlet Hastanesi ve 250 yataklı Dörtyol Devlet Hastanesi’nin de şu anda proje çalışmalarını hazırlıyoruz.

Toplu konutta 4809 konut inşa ettik, hak sahiplerine verdik.

Hatay, İskenderun, Altınözü, Dörtyol, Reyhanlı, Samandağ, Kırıkhan adalet saraylarını tamamladık, hizmete sunduk.

Hatay’a biz gelene kadar yapılan bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? 151 kilometre. Peki biz 12 senede ne yaptık? 284 kilometre; farkımız bu.

Kardeşlerim, Hatay’ın Adana ve Osmaniye’ye olan karayolu bağlantılarını bölünmüş yollarla sağladık.

Bütün bunların yanında ben buradan sesleniyorum; bu CHP’ye sorun, bu MHP’ye sorun, 79 senede AK Parti gelene kadar bu ülkenin milli geliri 230 milyar dolardı. Biz 12 senede bunun üzerine 590 milyar dolar ilave ettik. Şimdi hamd olsun 820 milyar dolar milli gelirimiz var. 79 senede ne kadar bölünmüş yol yapıldı biliyor musunuz? 6100 kilometre. Biz 12 senede ne kadar yaptık? 17 bin kilometre; farkımız bu. Ey Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli; durmadan yolsuzluk molsuzluk diye iftira attığın bu iktidar bunları yaptı.

Bitmedi bitmedi, işçinin, memurun maaşından kestiniz ve devleti işçisine memuruna borçlu hale getirdiniz. Adı, Zorunlu Tasarruf. Ne kadardı biliyor musunuz? Kardeşlerim, bakınız 13,5 katrilyon. Kim ödedi bunu? Biz ödedik. Konut Edindirme Yardımı dediler işçiden-memurdan kestiler. CHP’si, MHP’si, Doğru Yol’u, hepsi; 3,5 katrilyon. Ya devlet işçisine-memuruna borçlu olur mu? Onu da biz ödedik. 17 katrilyon. Bunlar, biz iktidarı kimden aldık? MHP’den. Kimden aldık? CHP’nin yavrusu DSP’den.

Değerli kardeşlerim, IMF’e borç neydi? 23.5 milyar dolardı. Biz ödedik ya, sıfırladık sıfırladık. Şimdi IMF bizden borç istiyor 5 milyar dolar onlara borç vereceğiz. Veren el alan elden üstündür, verelim, Türkiye’nin gücü bu, görülsün.

Bitmedi, hani milliyetçiyim diyorlar ya bunlar, ya ne milliyetçisi be? Bunlar kafatası milliyetçisi. Milli bankamız Merkez Bankası değil mi? Neydi biliyor musunuz biz geldiğimizde döviz rezervi? Kardeşlerim 27,5 milyar dolar. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? 128 milyar dolar. Ya yolsuzluğun olduğu bir iktidar bunları yapabilir mi, bu kadar güçlü bir kasaya sahip olabilir mi?

Ziraat Bankası’nı batırdılar, Halk Bankası’nı batırdılar. Biz geldik Ziraat Bankası’nı Avrupa’nın sayılı bankası yaptık, Halk Bankasını Avrupa’nın sayılı bankası yaptık. Ona bile iftira attılar. Vakıfbank’ı sayılı banka haline getirdik, ona da iftira attılar. Ve şu anda bu bankalarımız güçlü olarak sadece Türkiye’de değil Balkanlar’da, Avrupa’da, dünyada şubeleriyle temayüz ediyor.

Kardeşlerim, bakınız bütün bu adımlarla biz istiyoruz ki Hatay bir büyükşehir olarak şimdi ne yapacak? En ücra köşedeki köyüne artık mahalle oluyor, buradan kendi su ve kanalizasyon idaresiyle hizmet götürecek. Kardeşlerim, ben belediyeciyim, ben oradan geldim. Bahçeli nereden geldi? Ya Bahçeli SSK’nın genel müdürlüğünü yaptı, hastanelerimizde çektiğimiz çileyi biliyorsunuz değil mi? İlacımızı alamıyorduk ya ilacımızı. Kardeşlerim, şimdi istediğin hastaneye gidiyor musun, gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Ya bu CHP gönül veren kardeşlerime söyleyin ya, biz sizin Genel Başkanınız zamanında anamız ağladı bizim anamız. Ya ben prim ödüyorum, ilacımı vermiyorsun. Paranla git al diyorsun. Ya ben bu paraları, bu primi boşuna mı ödedim? İşte bunu biz kaldırdık, biz önünü açtık, bak bu hale getirdik.

Onun için Reyhanlı unutulmamalı. Buradaki atılan bazı yanlış adımlara biz 30 Mart’ta dur demeliyiz.

Kardeşlerim, bütün bunların yanında u Pensilvanya’ya 30 Mart’ta farklı bir cevap vermeliyiz. Ben ne diyorum? Bunların dershanelerinde yavrularınız varsa alın, alın. Cumartesi-Pazar Milli Eğitim olarak ücretsiz olarak biz takviye derslerini vereceğiz, vereceğiz. Okullarında okuyanlar varsa alın, devletin okulları bize yeter. Bunlar hem paralarımızı aldılar, bizi böyle söğüşlediler. Himmet dediler, zekât dediler, sadaka dediler, koyunlarımızı-kurbanlarımızı aldılar; bunlara artık bundan sonra yeter deyin. Artık olimpiyat molimpiyat hepsi hak getire, bundan sonra bizden bunlara su yok su, su yok. Bunların yayın organlarını sakın ha satın almayın. Yandaşlarının, yandaş medyalarının yayın organlarını asla satın almayın; bunlara dersi böyle vermek lazım. Nasıl olsa bunlar ananascı, ananaslar geliyor bunlara bir yerden, rafineri, bunlar da geliyor. Nasıl hoca efendiyse, bir ceketi varmış. Ceketinin cebine CHP de sığıyor, MHP de sığıyor, şirketler sığıyor, rafineriler sığıyor, milyarlarca dolarlar sığıyor. Ya bu nasıl bir ceket, bu nasıl bir ceket? Bu nasıl bir hoca efendilik? Ya sen hocalığını yap, bırak da tüccarlığı başkaları yapsın. Ondan sonra dürüst ol, samimi ol. Beddua; yavrularımızı alıyorlar evlerde beddua seanslarıyla Başbakana beddua. İşte geçenler de yine bakın çıktı, gerçek yüzleri çıkıyor ortaya. Uzun adama sesleniyor, o uzun diyor çok hainlik yaptı. Ve uzun hainlik yapmış. Ben bu milletime ihanet içinde olmadım. Hamd olsun, sadece hizmetinde bulundum. Ama sen dürüstsen, eğer samimiysen niçin bu ülkeden 99’da herhangi suçun yoktu madem buradan kaçıp da Pensilvanya’ya gittin? Niye kaçtın, neden? Demek bir su kaçığı var. Emekli diye yutturdular, emekli filan değil. İstifaen ayrıldı ve paralel yapı ona da bir yeşil pasaport uydurdu, ilkokul mezunu çünkü pasaport alamaz. Ve o pasaportla beraber kaçıp gitti. Ve bakın sordular, verilen cevap ne? İnzivaya çekilmiş. Ya inzivaya çekilecek bizim yerlerimiz yok mu? Hatay’da inzivaya çekilseydin, Konya’da çekilseydin, Erzurum’da çekilseydin, öyle mi? İstanbul’da çekilseydin, Ankara’da Hacı Bayramı Veli gibi orada inzivaya çekilseydin. Ya bunlar da yetmiyorsa Mekke’de çekilseydin, Medine’de çekilseydin. Ah kardeşlerim ah, hep böyle aldattılar, genç nesillerimizi aldattılar, yavrularımızın beynini yıkattılar. Ve enteresandır, adeta kendilerini öyle bir noktaya taşıdılar ki ha o söylediyse bunda bir hikmet vardır, bir keramet vardır; hayır, böyle bir şey yok. Bu oyunu inşallah bozuyoruz, bu oyunu bozuyoruz.

Kardeşlerim, inşallah burada havayolu ulaşımıyla 2007 yılında Hatay’a yaptığımız bu modern havalimanıyla hamd olsun burası çok önemli bir hareket haline geldi. Bakın Hatay Havalimanı’ndan 5858 uçak iniş-kalkış yaptı o günden bugüne ve 664 bin yolcu uçtu.

Son 12 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleriyle Hatay’da 77 bin dönüm tarım arazisini sulamaya açtık. Kardeşlerim, İskenderun ve 7 beldeye içme suyu temin edecek ishale hattını inşa ettik. Ve bu çalışmalarımız hızla devam edecek.

Şimdi biz Hatay’da çok daha devleti iyi tanıyan, Hatay’ın gerçek bir evladı ve istedik ki burada bütün bu hizmetleri devlet-yerel bütünleşerek yürütelim. Çünkü Hatay Türkiye için de, bizim için de çok önemli. Hatay bizim medeniyet ışığımız. İl sınırlarının tamamına hizmet verecek yeni statüyle, yani artık Hatay sadece merkeze hizmet vermeyecek, en ücra köşesine kadar hizmet verecek. Onun için büyükşehir projesi bizim için çok önemli. Hatay’a Adalet Bakanımızı, yakın mesai arkadaşımı, sizlerin de yakından tanıdığınız Sadullah Ergin kardeşimi Belediye başkan adayı olarak takdim ettik. İstiyoruz ki Hatay bir sıçrama yapsın. Hatay’a devlet anlayışı nedir? İşte 3 dönem milletvekiliniz olarak, aynı zamanda uzun yıllar Adalet Bakanı olarak hizmet veren Sadullah Ergin kardeşimle biz Büyükşehirde yeni bir anlayışı egemen kılalım. Alt yapısıyla, üst yapısıyla ve tüm ilçeleriyle beraber Büyükşehre AK belediyeciliği getirelim istiyoruz.

Kendisinin zaten çok önemli projeleri var, mesela bir liman şehrimiz olan Hatay’a turizmdeki potansiyelini daha da iyi değerlendirmek için biz kurvaziyer limanı ve yat limanı kazandırmayı hedefliyor. Biz de gerekli desteği vereceğiz. Bunun gibi daha birçok projeyle alt yapıda, üst yapıda inşallah Hatay’ımız çok farklı bir noktaya gelecek.

Sizler bugün, gerçi bugün sizin için çok da sıcak değil, fena bir hava değil öyle mi? Biraz böyle bayılır gibi olanlar oldu, ama sizin dinamizminizi farklı görüyorum. Ama 7 günümüz var, 7 gün kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Onların ablaları varmış, sizin kapılara geldiler mi? Gelmediler mi? Ama Hatay’da bir teyze bunlara çok güzel bir ders verdi. Maşallah, bu teyzelerin sayısı artsın. Bunlara dersi orada vereceksiniz. Partinizi kurun da gelin deyin, partinizi kurun da gelin. İnşallah 30 Mart bunlara ders verme günü olacak. 30 Mart Hatay’ımız için bir milat olacak. Ağabeyleri de var bunların biliyorsunuz. Bizim ablalarımız burada, ağabeylerimiz de burada, el ele omuz omuza inşallah 1 hafta durmak yok.

Ve sandıklara sahip çıkacağız. Sandık müşahidi olmak için ilçe belediyelerimize müracaat edin, il teşkilatımıza müracaat edin. Alacağınız müşahitlik kartıyla zaten müşahit olan kardeşlerimiz var, onlar eğitimlerini aldılar-alıyorlar ve bu şekilde sandıklara sahip çıkacağız, kuş uçurtmayacağız. Tamam?

Kardeşlerim, son noktaya gelirken, ben yola çıkarken bir şey söyledik, nedir o? Dedik ki tek millet. Kardeşlerim, bakın bu Rabia çok önemli, çok önemli. Tek millet, ben Türk’ü Türk olduğu için sevmiyorum, ben Arap’ı Arap olduğu için sevmiyorum, ben Kürt’ü Kürt olduğu için sevmiyorum, Roman’ı Roman olduğu için sevmiyorum. Boşnak’ı, Arnavut’u ırklarından dolayı sevmiyorum. Beni yaratan Allah onları da yarattığı için seviyorum; bizim ilkemiz bu. Şimdi BDP siyasi Kürtçülük yapıyor, MHP siyasi Türkçülük yapıyor, CHP ben kumsalların partisiyim diyor, öyle mi? Şimdi biz 77 milyonun partisiyiz. Tek millet. Ve biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz. Batıda ne varsa doğuda o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak. 780 bin kilometrekare. Onun için tek millet, tamam?

İki; tek bayrak. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanı. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesi. Yıldız, şehidimizin simgesi. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Tamam?

Üç; tek vatan, 780 bin kilometrekareyle. Vatanımızın üzerinde operasyon yaptırmayız. Bu vatan bu milletin 77 milyonuyla.

Dört; tek devlet. Devlet içinde devlet asla, devlet içinde paralel yapı asla. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka bir yapı tanımıyoruz. Bedelini ağır öderler. Tamam? Rabia. 30 Mart, Kahire’de şehit Esma kızımızın da aynı zamanda ruhunun şad olacağı gündür. Unutmayın ülkemizdeki şehitlerimizin de ruhlarının şad olacağı gündür, unutmayın. Onun için “Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda, şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda. Canı cananı bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda; mesele bu.

Evet şimdi geldik sözümüze. Hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Gerisi? “Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda” sesleri) Devam… Evet, sağ olasınız, var olasınız. Sağ olasınız, var olasınız. Bu işi evvel Allah 30 Mart’ta bitiriyoruz.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.