Basbakan Erdogan’in Erzurum Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Maşallah, barekallah, Erzurum, Dadaşlar diyarı Erzurum, İslam topraklarının kilidi Erzurum, seni yürekten selamlıyorum Erzurum.
Aşkale, Aziziye, Çat, Hınıs, Horasan, İspir, Karaçoban, Karayazı; sizleri gönülden selamlıyorum. Köprüköy, Narman, Oltu, Olur, Palandöken, Pasinler; sizleri kalpten selamlıyorum. Pazaryolu, Şenkaya, Tekman, Tortum, Uzundere, Yakutiye; sizleri muhabbetle selamlıyorum.
Dadaş, bu ne güzel manzara Dadaş. Bu ne güzel manzara Erzurum. Bugün bir kez daha tarih yazıyorsun, bugün kabına sığmıyorsun Erzurum. Bugün Allahuekber Dağları heybetlisin Erzurum. Bugün Nene Hatun gibi düşmana korku salıyorsun ey Erzurum. Var olasın Dadaş, çok hayırlar göresin Dadaş.
Rabbim hepinizden razı olsun.
Ne güzel söylemiş aşık, seherlerde müezzinler minası, halkalar muvahhitler sedası, ne güzeldir zikrullahın edası, Mevla’ya emanet olsun Erzurum. Dilerim keremi kerimden elbet, Rabbim ede Erzurum’a merhamet, halk eyleye Rabbim bir ali himmet, Mevla’ya emanet olsun Erzurum.
Alvarlı Efe Hazretlerini rahmetle yad ediyorum, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerini rahmetle yad ediyorum, Şükrü Paşa’yı, Hacı Salih Efendi’yi, Nene Hatun’u, Kazım Karabekir’i rahmetle, minnetle yad ediyorum. Kafkas cephesinin, doğu cephesinin, Sarıkamış’ın şehitlerini, Erzurumlu tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, mekanları inşallah Cennet olsun diyorum.
Evet, bugün bir kez daha Erzurum’da yer Allahu ekberdir, Erzurum’da gök Allahu ekberdir, Erzurum’da dağ Allahu ekberdir, Erzurum’da işte bugün meydan da Allahu ekber diyor.
Erzurum bugün tek yürek halinde iradesine sahip çıkıyor. Yiğitlerin şehri, mertlerin, dürüstlerin şehri, kahramanların şehri Erzurum, işte bugün bir kez daha dimdik duruyor.
Dadaş, sen burada olduğun müddetçe biiznillah bu ülkeye hiçbir şey olmaz. Dadaş, sen böyle yiğit, böyle mert, böyle yürekli durduğun müddetçe namahrem bu ülkeye uzanamaz.
Rabbim her birinizden razı olsun. Dadaş’ın analarından razı olsun. ("Amin" sesleri) Bizim ablalarımız o birilerinin ablaları gibi değil ha. Allah yor arkadaşlığımızı, kardeşliğimizi daim eylesin.
30 Mart seçimleri ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz, en çok da Erzurum için hayırlara vesile olsun.
Kardeşlerim, Erzurum mitingi bizim için gerçekten çok önemli. Erzurum bizi anlıyor, biz de Erzurum’u anlıyoruz, biz Erzurum’un ne demek istediğini biliyoruz, Erzurum da bizim ne demek istediğimizi biliyor.
Erzurum bilim şehridir, Erzurum gönül şehridir, Erzurum evliyanın, asfiyanın, ulemanın şehri demektir. Bu topraklardan nice alimler yetişti, Alvarlı Efe Hazretleri, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, Solakzade Hazretleri, Hacı Salih Efendi Hazretleri işte bu şehirden çıktı. Erzurum o muhteşem basireti sayesinde gerçek gönül insanıyla sahtesini birbirinden ayırır. Erzurumlunun o şaşmaz feraseti vatanseverle vatanında fitne çıkarını birbirinden ayırır. Erzurum kendi hırsına teslim olanlarla hırsını ayaklar altına alanı birbirinden ayırır, cahille ilim sahibini birbirinden ayırır. Kardeşlerim, biz Hükümet olarak Pensilvanya’daki bu zatın yalanlarına maalesef aldandık, başka hesapların peşinde olduğunu bilemedik, başka niyetlerle yol yürüdüğünü bilemedik, başkalarının hesabını çalıştığını maalesef bilemedik, iyi niyetimizin kurbanı olduk.
Ama ben bir şey anlatmak istiyorum, şurada enteresan başlıklar var, meselenin nasıl çok eskilere dayandığını, Erzurum’da nelerin yaşandığını anlatmak istiyorum.
Bu Pensilvanya’daki zat gençliğinde Erzurum’da, bu çok önemli, bilmeyebilirsiniz, ama öğrenmekte fayda var, Erzurum’da Alvarlı Efe Hazretleri’nin Medresesine gidip geliyor, kendi yazdığı kitapta Alvarlı Efe Hazretleri’nin torunu olan Sadi Hoca’dan ders aldığını, Sadi Hoca’nın tecrübesiz ve bilgisiz olduğunu, aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle medreseden ayrıldığını söylüyor; hem Sadi Hoca’dan ders aldığını söylüyor, diğer taraftan da bilgisiz olduğunu söylüyor. Bir gazeteci hanım kardeşimiz Alvarlı Efe Hazretleri’nin torunu Nakip Efendi’ye ulaşmış, işin aslını sormuş, Nakip Efendi de bu gazeteci kardeşimize meselenin aslını anlatmış.
Bir gün medreseye jandarmalar geliyor, Sadi Efendi’nin kollarına kelepçe takıyor, Gürcükapı’daki karakola götürüyorlar, Erzurum ayağa kalkıyor, halk Gürcükapı’daki karakolun önüne yığılıyor, Erzurum’da adeta kıyamet kopuyor. Kısa süre sonra hadise anlaşılıyor, Sadi Efendi’den şikayetçi olan genç Pensilvanya’daki zat. Görüyor musunuz, jandarmaya gitmiş, Sadi Efendi Atatürk aleyhine konuşuyor diye şikayette bulunmuş ve bu yalanla da Sadi Efendi’yi tutuklaştırmış. Görüyorsunuz değil mi, takiyenin, yalanın, fitnenin ne zaman başladığını görüyorsunuz değil mi?
Burs, himmet, kurban, nereye gitti bunlar? CHP’ye, MHP’ye.
Ben sizlere burada farklı bir gerçeği, hakikati haykıracağım, unutmayın, kişi sevdikleriyle beraber hasrolunacaktır, Kılıçdaroğlu’yla hasrolunacaksın, Bahçeli’yle hasrolunacaksın, BDP’yle hasrolunacaksın, her şey artık ayan beyan ortada.
Bu ülkenin Başbakanına hain diyecek kadar seviye kaybına uğrayan bunun bedelini ödeyecek. Elhamdülillah, bizim bu ülkede ihanetimiz olmadı, ama sen 99’da bu ülkeden kaçıp gittin. Said-i Nursi’yi seviyorum diyorsun, yalan söylüyorsun. Said-i Nursi kaçıp gitmedi, onu Sibirya’ya sürdüler, Sibirya’dan fırsat bulup tekrar vatanına döndü, buraya kaçtı geldi. Sen niye Pensilvanya’da duruyorsun? Sorduklarında, inzivaya çekilmiş orada. Ya inziva için Pensilvanya mı? Medine’ye git, Mekke’ye git, Erzurum’a gel, Konya’ya gel. Ya bizim nelerimiz var ya, bu topraklarda inzivaya çekilmek için bizim nelerimiz var ya. Hacı Bektaş-ı Veli Ankara’da inzivaya çekilmiş, o hücresine girdiğim zaman şaştım kaldım. Boyum o hücrenin içinde sığmıyordu, iki büklüm girdim, orada hayat sürdüler, gerçek münzeviler bunlar ya.
Ah Erzurum ah, yıllarca yalan söylediler, yıllarca bizi aldattılar, Erzurum’u da, Türkiye’yi de, dünyayı da aldattılar. Alvarlı Hazretleri diyor ya, hem yüzleri dost, özleri düşmandan usandım, şu ifade bak. Yüzü dost, ama arkadan hançerlemek için fırsat kolluyor. Erzurum’undaki bu yalanından sonra her yerden dışlanmış, her yerde horlanmış, Erzurum’dan kaçıp giderek başka yerlerde kendisine yalanlar üzerine kurulu farklı bir dünya inşa etmiş.
Bakın bana Alvarlı Efe Hazretleri’nin ailesinden de bir mesaj ulaştı, bir küçük hikayeyi bana ulaştırdılar. 1950 seçimlerinde Alvarlı Efe Hazretleri yakınlarına şunu söylüyor: Gidin bana vekaleten rey verin diyor Alvarlı Efe. Eğer kabul etmezlerse, hasta ha, durumu kötü, koluma girin, bakın bu çok enteresan, koluma girin beni götürün, ben kendim rey vereceğim diyor. Diyorlar ki, Efe kurban, sizin reyle ne işiniz olur? Niye bu işi bu kadar önemsediniz? Alvarlı Efe Hazretleri şunu söylüyor: Yarın kıymet gününde bu Cumhuriyet Halk Partisi karşısında benim de bir oyum var, bu Cumhuriyet Halk Partisi karşı ben de bir oy kullandım demek için mutlaka sandığa gitmem lazım diyor.
Erzurum bu zatın ne olduğunu 1950’lerde görmüştü. Alvarlı Efe CHP’ye karşı bir oyum olsun diye hasta yatağından kalkıp sandığa giderken, işte bu zat şu anda CHP için oy topluyor, CHP için çalışıyor, MHP için çalışıyor, Türkiye’nin kuyusunu kazıyorlar. Sanmayın ki Erzurum’daki o yalan, o iftira ilk ve sondur, meğer hayatı boyunca iftiralar var, meğer sinsice, gizlice, tehditle, şantajla kedisine bir dünya imparatorluğu kurmaya çalışmış. Ne diyor? Bir ceketim var diyor. O da yalan, hem de kuyruklu yalan. Bu nasıl bir ceket ya, içine CHP sığıyor, MHP sığıyor, bu nasıl bir ceket ki içine holdingler de sığıyor, şirketler sığıyor, ananaslar sığıyor, tespihler sığıyor, milyarlarca dolarlar sığıyor, kurban derileri sığıyor, himmetler sığıyor. Ah kardeşlerim ah, ne ceketmiş ya, ne ceketmiş.
99’da kaçıp gitti, ben bağırıyorum, diyorum ki, ya Türkiye’ye dönse, gel diyorum 2 sene önce. Türkçe Olimpiyatları var… Tabi bundan sonra artık Türkçe Olimpiyatları filan hikaye, yapamazlar, bitti o iş. Artık bizden stat alacak, kapalı spor salonu alacak, geç o işi geç, kapandı o defter artık, kapandı. Artık bir delikten bir daha sokulmayız, bitti o iş.
Bak, rahmetli Teyo Pehlivan yalancı değildi, ama nüktedandı, latife yapardı, mesajlarını abartarak verirdi, herkes gülerdi. Bunda iffetli insanlara çamur atmak var. Ya düşünebiliyor musun, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanın dinleyeceksin, Cumhurbaşkanını dinleyeceksin, Meclis Başkanını dinleyeceksin, bakanları dinleyeceksin, ondan sonra utanmadan, sıkılmadan; yani bu konu da mahkeme kararı bile alınmaz ha. Ey Erzurum, Dadaşlar; bir başbakanı dileyemezsin, böyle bir hak yok. Ama bunların intihar komandosu yargı mensupları var, dinliyorlar, dinlemeyle kalmıyorlar bir de oralara işi düştüğü zaman kalkıyor onları da bir kapıdan alıp öbür kapıdan bırakıyorlar. Ya yazık be, yazık.
Montajlar var, dublajlar var; öyle mi? Kardeşlerim, hiç merak etmeyin, biz bunun hakkından geldik, geliyoruz. İşte Erzurum’da bir yürekli kardeşimizi İçişleri Bakanı yaptık, daha önce Müsteşarımda, şimdi İçişleri Bakanı. Dadaş ruhuyla o şimdi bu paralel yapıyla, ağa babalarıyla yiğitçe, aslanca mücadele ediyor.
Kardeşlerim, bakın şunu çok açık, net söylüyorum, şunu iyi bilmeniz lazım: Bizim işimiz buraya gönül veren aşağıdaki kesimle değil, ben üzülüyorum onlara, saf, temiz, o kardeşlerime üzülüyorum, ama uyunmamalarına da üzülüyorum. Bizim işimiz o tepedeki takımla, o karar organlarındaki takımla, çünkü onları sömüren, onları aldatan, onların imkanlarını alıp her türlü çeken, çeviren onlar.
Tabi geçenlerde Türkiye’nin saygın iş adamlarından bir tanesi aynen şu ifadeyi kullandı: Acaba ben bunlara verdiğim zekatlarım kabul oldu mu? Dedik ya şimdi bugüne kadar olan oldu, sen bundan sonrasına bak.
Al işte, buyur, ya size de karşı çıktı, imam hatiplerin kapatılmasından hiç rahatsız olmadı. Benim imam hatipli yavrularımın başörtüsü sorunundan hiç mi hiç dertlenmedi. Üniversiteler başörtülü olarak yavrularımızı almadıkları zaman başınızı açın diyen kişi bu ya, bu. Nasıl söyleyememeyim ben bunu? Ben babayım, benim de 2 tane kızım, 2 oğlum vardı, onlar da bu çileyi çektiler, bu ülkede üniversite okuyamadılar, ama bizim yavrularımız kaçarak Amerika’ya gitmediler, sadece orada okumak için gittiler ve orada başörtülü okudular, ama bu ülkede okuyamadılar; öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.
Hey gidi hey, nasıl Hoca bu ya?
Kardeşlerim, neydi derdi? Buyurun, şu anda yavrularımız başörtülü olarak okullarına gidiyor mu? Katsayı kalktı mı? İstediği üniversiteye gidebiliyor mu? Devlet dairesinde çalışabiliyor mu? Başı açık-başı örtülü, sorun var mı? İşte buyurun, kardeşçe bir aradalar, bu. Ne oldu sana Hoca Efendi ya, niye bundan rahatsız oldun? Nasıl bunu söyledin ya? Bu sana yakıştı mı?
Kardeşlerim, biz şuna inanıyoruz: Hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekeceğiz. Bu anlayışla biz bütün hizmetimizi, onun anladığı anlamda değil, yürütüyoruz, çünkü biz bu millete efendi olmaya gelmedik, biz bu millete hizmetkar olmaya geldik.
Kardeşlerim, bu Pensilvanya’daki zat CHP’nin kuyruğuna, MHP’nin kuyruğuna veya onların kuyruğuna takmak suretiyle, daha şurada birkaç ay öncesine kadar okyanus ötesi deyip MHP’nin başındaki zat en ağır hakaretleri yapıyordu, şu anda o da Pensilvanya’nın vagonu oldu. CHP zaten tarih boyunca dindarlara zulmetti, Bediüzzaman’ın dirisine, ölüsüne zulmetti, başörtülü kızlarımıza zulmetti.
Şimdi ben buradan bir şey hatırlatacağım, CHP milletvekili Emine Ülker Tarhan 18 Haziran 2012’de yazılı bir açıklama yapıyor, Pensilvanya’daki zat için kullandığı ifadeler bakın, her darbe dönemi kıvrak tavrıyla bilinen bu politikaya çok meraklı hizmet erbabı -şimdi onu söylüyor- artık bir parti kurmalı diyor. Kim olduğunu, kimlerle işbirliği içinde olduğunu halka anlatmalı diyor. Meydanlarda söyleyeceği ne varsa söylemeli. Biliniz ki, korkaklar kapı arkasından siyaset yapar, her eleştiriye kaset verme yüreksizliğini gösterir, yüreğiniz varsa çıkın ortaya, kimseye yaslanmadan yapın siyasetinizi namusluca. Tekrar ediyorum, bu ağır ifadeler bir CHP milletvekiline ait.
Ben şimdi o milletvekilinin ne düşündüğünü, CHP hakkında, CHP Genel Müdürü Kılıçdaroğlu hakkında, Pensilvanya hakkında şimdi ne düşündüğünü gerçekten merak ediyorum. Çünkü o da iknacıydı, benim başörtülü kızlarımı odalar alıp onları orada ikna etmeye çalışan kadındı.
Bir de bu CHP’de Tunceli milletvekili var biliyorsunuz, bir terör örgütünün Meclisteki gönüllü temsilcisi, hani şu güya dağa kaçırılan çiçek çocuğu, Pensilvanya için Fethullah Hazretleri diyerek, beter olsun diyerek, korkudan ödü patlıyor diyerek hareketler ediyordu. O Tunceli milletvekilinin bozkurt işareti yapan Genel Başkanı hakkında, Pensilvanya’nın dizinin dibine oturan Genel Başkanı hakkında ne düşündüğünü de çok merak ediyorum. Bu vekil polise taş atarken, hakaret ederken, intikam yeminleri ederken çok cesur görünüyordu, hadi şimdi çıksın da partisini bir değerlendirsin, ne kadar cesurmuş, ne kadar mertmiş, dürüstmüş görelim.
Erzurum, oyun çok büyük, 30 Mart’ta bu oyunu sen bozacaksın Erzurum, 30 Mart’ta bu şer ittifakını sen dağıtacaksın Erzurum. İslam mülkünün kilidi olarak bu sahtekarlara, bu darbecilere cevabı sen vereceksin Erzurum.
Kardeşlerim, hanım kardeşlerim; kapılarınıza ablalar geldi mi, geldiler mi? Ne yaptınız, gereğini yaptınız mı?
Bu ara sosyal medyada filan birileri dolaşıyor, bir gazete veriyorlar bir yaşlı teyzenin eline, ondan sonra, oğlu mudur, kimdir, ne okuyorsun anacağım diyor. O da diyor, verdiler elime bir gazete. Ama sen o gazetenin ne olduğunu biliyor musun diyor. Ne? Cemaatin gazetesi. Bizim Başbakan Tayyip’e hakaret eden gazete mi? Atıyor yere, yaşlı bir teyze.
Şimdi bunların dershanelerinde yavrularınız varsa alın, alın. Her hafta sonu Milli Eğitim olarak Cumartesi-Pazar çocuklarımıza takviye derslerini ücretsiz olarak biz vereceğiz, biz vereceğiz. Milli Eğitim Bakanlığı’na gerekli talimatı verdim, şu anda onlar hazırlıklarını yaptılar, yapıyorlar.
İki; bunların okullarında okuyan yavrularımız varsa onları da alın, devletin okulları bize yeter, hiç gerek yok. Kardeşlerim, çok söğüşlediler, artık bu oyunu bozacağız, bu oyunu beraber bozacağız.
Şimdi ben hanım kardeşlerime diyorum, 8 gün kaldı, 8 gün kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?
Gideceğiz yüz yüze anlatacağız, Erzurum’un bütün ilçelerini, güneyini, kuzeyini, her yerine dolaşacağız; tamam?..
Ağabeyler, gençler; size de geldiler mi, sizin kapıları da çaldılar mı? Siz zaten gereğini yaptınız biliyorum. Ama şu 8 gün durmak yok, tamam?..
Benim size kısa bir özetim olacak biz bu Erzurum’a neler yaptık?
Ya burada CHP’nin şu Erzurum’a hizmeti var mı? Peki, MHP’nin bu Erzurum’a hizmeti var mı? Hangi yüzle buraya geliyor? Geldi mi buraya, Bahçeli geldi mi; yarın mı geliyor?
Büyüyen Türkiye’den rahatsız olanlara Erzurum sandıkta Dadaş şamarı vuracak.
Kardeşlerim, Erzurum’da tahriklerin yapıldığını, Erzurum’da bir gerilim atmosferini oluşturmaya çalıştıklarını biliyorum. BDP’nin adeta MHP’yle ortak bir şekilde Erzurum’da gerilim siyasetini körüklediğini görüyoruz. Sokakları germeye çalışırlar, bunlar o konuda kabiliyetlidir. Birisi siyasi Kürtçülük yapıyoruz, birisi siyasi Türkçülük yapıyor, CHP’yi Erzurum’da konuşmamıza gerek yok zaten, o kumsalların partisiyim diyor.
Kardeşlerim, biz tek millet diyoruz, 70 milyon. Ben Türk’ü Türk olduğu için sevmiyorum, Kürt’ü Kürt olduğu için sevmiyorum, kardeşlerim, beni yaradan Allah onları yarattığı için seviyorum. Biz bunu devirmeniz lazım, yani kimse Türkçülük yapmasın, kimse Kürtçülük yapmasın, Yaratandan ötürü yaratılanı sevelim.
Kardeşlerim, AK Parti karşısında bunlar bir şey yapmaya çalışıyorlar, acaba biz AK Parti’yi devirebilir miyiz? Allah’ın izniyle tabi bu mümkün inşallah, çünkü şu meydan bunu söylüyor.
Fakat Sayın Bahçeli şimdi şunu söyleyebilir: İstasyon Meydanı montajdı diyebilir, montaj.
Kardeşlerim, bakın şu çok önemli: Bir tarafta sizin gayretiniz var, inşallah…
Kardeşlerim, bunların hizmet siyaseti diye bir anlayışı yok, bunlar gerilim siyasetinden yana, hakaretten yana. Ama bizim durumumuz öyle değil, biz eserlerimizle konuşuyoruz, biz icraat yapıyoruz, onlar laf üretiyor.
Kardeşlerim, Erzurum’da bir kez daha inşallah kardeşlik kazanacak, Erzurum’da bir kez daha büyük Türkiye, güçlü Türkiye ideali kazanacak.
Kardeşlerim, bu vesileyle, Türk dünyasının, coğrafyamızdaki tüm hakların 21 Mart Nevruz Bayramını da yürekten kutluyorum.
Geçen yıl Nevruz’u tüm Türkiye kardeşlik içinde kutladık, geçen Nevruz’dan bugüne kadar Türkiye’de kalıcı bir bahar yaşadık. Bu yıl da 77 milyon tek yürek halinde ortak bayramımız Nevruz’u idrak ediyoruz.
Nevruz, ülkemiz, milletimiz, geniş coğrafyamız için hayırlara vesile olsun. Bahar, ülkemizde, milletimiz arasında her daim kalıcı olsun.
Kardeşlerim, nedir milliyetçilik? Milliyetçilik, ülkesini sevmektir, milletini sevmektir, ülke için, millet için eser ortaya koymaktır. Bir kuru sloganla, eserlerimizle milliyetçiyiz, onlar kuru sloganlar, kafatası milliyetçisi bunlar.
Bakın kardeşlerim, biz ülkeyi kimden aldık? MHP’den aldık. Şimdi ben MHP’ye gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum, meydanda olan varsa onlara da sesleniyorum, ekranları başında bizi izleyenlere de sesleniyorum, kardeşlerim; çünkü bunlarda da yalanın bini bir para, Biz devraldığımız zaman Türkiye’nin milli geliri neydi biliyor musunuz? 79 senede 230 milyar dolar, 230 milyar dolardan bize devretti Bahçeli. Kardeşlerim, biz 12 senede bunun üzerine ne ilave ettik biliyor musunuz? Kardeşlerim, bakın burası çok önemli, 590 milyar dolar. Şu anda milli gelirimiz ne oldu? 820 milyar dolar oldu.
Ey Bahçeli, söyle bakalım, millet sana 5 seneliğine iktidar verdi, niye 5 sene durmadın da 3,5 senede kaçıp gittin? Bunlar yönetemez, kaçıp gider, orada da kaçıp gitti.
Kardeşlerim, bakınız 79 senede Türkiye’de yapılan bölünmüş yol ne kadar biliyor musunuz? 6100 kilometre. Peki, 12 senede biz ne yaptık? 17 bin kilometre.
Kardeşlerim, Sayın Bahçeli bize IMF borcunu ne kadarla devretti biliyor musunuz? 23,5 milyar dolar. Ödedik ödedik ödedik, 14 Mayıs’ta sıfırladık. Bunlar IMF’den dilendi, biz ödedik. Şimdi IMF bizden borç istiyor, 5 milyar dolar vereceğiz. Veren el alan elden üstündür, buradan hareket ediyoruz.
Bitmedi, hani milliyetçiyiz diyorlar ya, milli bankamız Merkez Bankası, Merkez Bankası’nın kasasında ne vardı biliyor musunuz? Devraldığımızda 27,5 milyar dolar. Şimdi ne var? 128 milyar dolar. Halep ordaysa arşın Erzurum’da.
Ya doğru davranmıyorlar, devletin bankaları Ziraat, Halk, görev zararı yazıyordu ya, hep zarardaydılar, şimdi Avrupa’nın en saygın bankaları haline geldi ve şu anda Batılı bankalarla yarışıyor bu bankalar.
Kardeşlerim, bize görev zararı olarak ne devrettiler biliyor musunuz? 13,5 katrilyon. Hepsini ödedik. Kimindi bu para? İşçinindi, memurundu, maaş ödemiyorlardı, maaşlarından kesiyorlardı. O parayı biz ödedik. Ya devlet dedik işçisine, memuruna borçlu olur mu?
Konut Edindirme Yardımı adı altında 3,5 katrilyon, onu da biz ödedik. Ne yaptı? 17 katrilyon.
Kardeşlerim, şimdi bu MHP hangi yüzle ya Erzurumlu Dadaşımdan benim oy isteyecek?
Kardeşlerim, oyumuza ne olur sahip çıkalım. Bu seçim Ahmet’in, Mehmet’in seçilmesi değil, bu seçim AK Parti Türkiye’de ne kadar oy alıyor, bu bu, bunun seçimi. Herkes buna bakacak, Türkiye de buna bakacak, dünya da buna bakacak.
Kardeşlerim, bakınız Düzce depremi oldu, Sakarya depremi oldu, Kocaeli depremi oldu ve bu depremin altından kalkamadılar, depremin altında kaldı MHP ve 3,5 yılda kaçıp gitti. Biz, Bingöl depremi oldu, 1 yılda yeni Bingöl inşa ettik. Van depremi oldu, 1 yılda Van’ı inşa ettik. Simav depremi oldu Kütahya’da, Simav’ı inşa ettik 1 yılda. Kardeşlerim, biz buyuz, milleti sevmek bu, mazlumu sevmek bu, mağduru sevmek bu, onları ayağa kaldırmak bu.
Bakınız, savunma sanayinde tarih yazıyoruz tarih. Altay adını verdiğimiz ana muharebe tankı projesiyle kendi tankımızı üretiyoruz. Atak adını verdiğimiz taarruz helikopterini kendimiz üretiyoruz şu anda kendimiz. Anka adını verdiğimiz insansız hava aracını artık kendimiz üretiyoruz; milliyetçilik bu ya. MİLGEM adını verdiğimiz 2 savaş gemisini tamamladık denizlere yolladık, bir tanesi şu anda Afrika yolunda, 2 tanesi de şu anda inşa ediliyor. Dünyada kendi savaş gemisini üretebilen 10 ülkeden biri olduk. İlk milli uçağımızı Hürkuş’u yaptık, bu sene havalandı. Milli savaş uçağımızın ilk kavramsal tasarımlarını da yaptık. Kardeşlerim, inşallah 2023’e kadar milli savaş uçaklarını da imal eden bir ülke olacağız. Kirpi adını verdiğimiz Kara Kuvvetlerimizin zırhlı araçlarını Türkiye’de üretiyoruz. Seyir füzelerini, tanksavar füzelerini, güdümlü roketleri artık kendi teknolojimizle üretir hale geldik. Hisar füzelerinin ilk atış denemesini başarıyla yaptık. İlk milli gözlem uydumuz GÖKTÜRK-2’yi uzaya fırlattık. GÖKTÜRK-1 uydumuz inşallah o da seneye uzaya gidiyor. Uydu fırlatma merkezimizin kurulması için etütlere başladık.
Kardeşlerim, AK Parti iktidarı bu ülkede çok şeyleri bir ilk olarak başlattı ve hızla bunu devam ettiriyoruz.
Eğitimde yaptıklarımız belli. Kardeşlerim, sınıflarımızda ücretsiz olarak kitaplarımızı alıyor muyuz? Kitap bulamıyorduk kitap, ah ah.
Okullarımız; 205 bin derslik yaptık iktidarımız döneminde.
Kardeşlerim, bununla da kalmadık, bakınız eğitimde sıkıntı olan ailelere destek veriyoruz.
Üniversite, ikinciyi üniversiteyi de kurduk mu Erzurum’da? Biz buyuz ya. Geldiğimizde 76 üniversite vardı, 99 ilave yaptık, şu anda 175, 81 vilayetimizin tamamında üniversite var.
Kardeşlerim, ne alıyordu üniversite öğrencisi? 45 lira biz gelince, 45 liralık? Şimdi 300, Kredi Yurtlar’da kalana 200 lira da beslenme yardımı veriyoruz, 500; biz buyuz.
Sağlıkta, sağ olsun, Recep Akdağ kardeşimizle Türkiye genelinde çok büyük yatırımlar yaptık, Erzurum da bunun nasibini aldı. Şimdi Erzurum’a 700 yataklı bir sağlık kampüsü kazandırıyoruz. 4 hastaneden oluşan 4 uzmanlık dalında bu kampüsün ihalesini önceki gün yaptık, daha sonra bu sağlık kampüsümüzü büyültecek, bünyesindeki hastane sayısını 6’ya, yatak sayısını da 1560’a çıkartacağız.
Yakutiye’de bir eğitim kampüsü kuruyoruz, 208 derslikli. Bu kampüsün içinde spor salonları, kütüphaneler, konferans salonları, yüzme havuzu, bilim merkezi gibi ihtiyaç duyulacak her türlü tesis bulunuyor, projeler hazır, ihaleyi inşallah Ağustos ayında yapıyoruz.
Ovit Tüneli bitiyor, yılsonunda Ovit Tünelini bitireceğiz. Ovit Tüneli bittiği zaman, bir ucu Erzurum, bir ucu Rize olmak üzere 2 tane lojistik merkez yapıyoruz. Kardeşlerim, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı tünellerinden bir Ovit, Doğu Anadolu Karadeniz’le birleşiyor. Ovit Tünelini tamamlandığında İkizdere-İspir yolu artık inşallah yılın 12 ayında açık kalacak. Rize-Erzurum arasındaki seyahat süresini yarı yarıya azaltıyor; 132 yıllık bir hayal. Ey Bahçeli, senin buraya hayalin bile ulaşamaz, hayalin.
Bir başka gurur projemiz Kop Tüneli. Kop Tüneli de Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Erzurum yolunu Karadeniz limanlarına bağlıyor ve mevcut yolu 7 kilometre kısaltan, 5,2 kilometre uzunluğundaki Kop Tünelini de inşallah 2015 sonuna kadar tamamlayacağız.
Ferhat olduk Ferhat, dağları deldik. Şirin burada, Şirin’e kavuşuyoruz hamdolsun.
Cumhuriyet tarihi boyunca 79 yılda 50 kilometre uzunluğunda 83 adet tünel yaptılar, biz 12 yılda 122 tünel yaptık, farkımız bu.
Kardeşlerim, bütün bunların yanında, tabi ki barajlarla çok büyük adımlar atıldı.
Erzurum’da tabi beklenti var biliyorum, hızlı tren. İnşallah hızlı tren Erzurum’a geliyor. Ve hızlı trenin Erzurum’a gelmesiyle birlikte tabi ki Erzurum artık Türkiye’nin bir baştan bir başa hızlı trenle artık rahatlıkla huzur içinde modern bir yaşamı inşallah gerçekleştirmiş olacak.
Kardeşlerim, 2023 Türkiye’si farklı bir Türkiye olacak.
Kardeşlerim, biliyorsunuz 2011 yılında Erzurum’da 25’inci Kış Üniversite Oyunlarını yaptık ve o zaman sadece o oyunlar için biz Erzurum’umuza çok ciddi eserler kazandırdık, 23 bin kişilik stadyumu o zaman kazandırdık. Kardeşlerim, atlama kuleleri, 3 bin kişilik, 500 kişilik buz hokeyi salonları 2 bin kişilik buz pateni salonu, bin kişilik körling salonu, 500 kişilik short track salonu, bunların hepsi o zaman oldu.
Sadece rükuda eğiliriz, bunun dışında eğilmek yok.
Kardeşlerim, sadece bu kış oyunlarıyla alakalı 650 trilyon yatırım yaptık. Nereye? Erzurum’a.
Kardeşlerim, Erzurum’da sağlık alanında attığımız adımlarla çok eserler meydana getirdik, bunları sırasıyla sizlere saymaya kalktığımda çok ilginç şeyler göreceksiniz.
Horasan’a, Oltu’ya, Karaçoban’a, Çat’a, Hınıs’a, İspir’e, Pasinler’e, Aşkale’ye, Tekman’a, Tortum’a, Şenkaya’ya, Olur’a, Narman’a, Uzundere’ye, Karayazı’ya ve Köprüköy’e devlet hastaneleri yaptık. Kardeşlerim, girilmedik yer var mı? Niye? Biz size sevdalıyız ya, biz size aşığımız ya, biz bu milletin dertlisiyiz dertlisi.
Ah ah, ne çileler çekti bu Erzurum. Hasta olduğu zaman şehre inilemezdi, şimdi paletli ambulanslarımız var mı? Helikopter ambulanslarımız var mı? Hemen alıp gerekli yere getirebilecek imkana sahibiz.
Kardeşlerim, işte bütün bu adımları niçin attık? Bir aşk uğruna, bir sevda uğruna, biz bu milletin hizmetkarıyız dedik, onun uğruna. Lafla olmaz bu, uygulamayla olur. 3,5 sene iktidarda kal, kaç git. 5 sene yapacaktın bu işi, niye 5 sene kalmadın?
Kardeşlerim, şu MHP’ye 30 Mart’ta siz gereken cevabı vereceğinize inanıyorum. BDP’ye gereken cevabı vereceğinize inanıyorum.
Kürt kardeşlerime şunu söylüyorum: Ne olur siyasi Kürtçülük yapmayın, bu oyun gelin bozun. Hizmete oy verin, hizmete, size hizmetkar olana oy verin, ideoloji karın doyurmuyor.
Ben üzülüyorum, öyle yerlerimiz var ki kanalizasyonlar bakıyorsunuz üstte akıyor. AK Parti belediyeciliktir. Bak, biz bu Büyükşehir Yasasını çıkardığımız zaman buna kimler karşı çıktı biliyor musunuz? CHP, MHP, BDP, onlar karşı çıktı. Çünkü onlar belediyecilik deyince, ha, Erzurum Belediyesi mi, Erzurum Merkez, ücra köye diyor ulaşamaz diyor, ücra ilçelere ulaşamaz diyor. Biz İstanbul’da yaptık oldu, Kocaeli’nde yaptık oldu, orada oluyor da burada niye olmasın? Yani vali ulaşıyor, belediye başkanı ulaşamıyor; böyle bir şey olabilir mi? Valinin imkanları yok, ama belediyenin imkanı var. Neyle? İlçe belediyeleriyle el ele verecekler.
Erzurum içme suyu, Kanalizasyon İdaresi en ücra köye kadar kanalizasyon götürecek. Artık köy yok mahalle var, belde yok mahalle var, bunlar yapılacak.
Kardeşlerim, bütün bunlarla beraber, biz Erzurum’umuzda istiyoruz ki, Erzurum Büyükşehir en ücra köşeye kadar elini uzatacak. Ben, bakan arkadaşlarım, milletvekili arkadaşlarımla bizzat Erzurum’u yakından takip edeceğiz, çünkü Erzurum bizim doğudaki evvel Allah en modern, ne numune şehrimiz olacak. Kıyaslamaya kalktığımız zaman Erzurum’u göstermemiz lazım, ona göre.
Kayak merkezleri tıklım tıklım dolacak inşallah. Ve sadece Palandöken demeyeceğiz artık, Palandöken’in diğeri neydi? İnşallah Konaklı’yı da bir kayak merkezi haline getireceğiz. Oranın da talepleri var, taleplileri var, gelip orada yatırım yapmak isteyenler var hem yerli, hem yabancı; Erzurum kaynayacak ya.
Şu havalimanı kimin aklına gelirdi? Yaptık, buyurun, modern bir hava limanı. Ama bak şimdi burası çok daha fazlasıyla kaynayacak, hiç merak etmeyin, hiç endişeniz olmasın,
12 yılda 5382 konut yaptık Erzurum’a.
Erzurum adalet sarayı, bölge idare binası, bölge adalet binası, adli tıp binasını tamamladık.
Kardeşlerim, gelene kadar biz 49 kilometre bölünmüş yol vardı. Biz ne kadar yaptık 12 yılda biliyor musunuz? 491 kilometre, 1’e 10, farkımız bu.
İnşallah Tekman Tünelini de talimatını verdim, onun üzerinde de ayrıca çalışıyoruz, çünkü o yolu tünelle iyice kısaltacağız ve o sorunu çözeceğiz inşallah.
Kardeşlerim, konuşacağımız çok şey var, ama ben sizden 8 gün için söz istiyorum, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Erzurum’dan 30 Mart akşamı farklı müjde bekliyoruz. Sandıklarda kuş uçurtmayacaksınız, müşahit kartınız yoksa beldelerden, ilçelerden, il teşkilatından kartlarınızı alın, sandıkları adeta gözetleyeceksiniz. Hanım kardeşlerim, gençler, beyler; sakın ha, bu milli görevin, bu bizim namusumuz, asla dokundurtmayacağız, oralarda yolsuzluklara fırsat vermeyeceğiz; tamam?.. Ve Erzurum inşallah sandıkta oy patlamasını yapacak, ben buna inanıyorum, bu tablo bunu gösteriyor.
Artvin’deydim sabah bambaşkaydı, Rize’ye geldim Rize’yi bir Rizeli olarak bugünkü gibi görmemiştim, ama her yer böyle, her yer böyle.
Bu seçim bir başka seçim olacak, yani bu sıradan bir belediye seçimi değil, adeta bir genel seçim.
İnşallah uluslararası TETEK Yolunun Erzurum sınırları içerisinde kalan bölümünü bölünmüş olarak onu da tamamladık.
Yine Erzurum-Çad Yolunu, Erzurum-Tortum … Yolunu, Çobandede-Hınıs-Varto Yolunu bölümünmüş yol olarak tamamlayıp onu da trafiğe açtık.
Kardeşlerim, çok şey var konuşacak, çünkü yaptıklarımız çok, diğerlerinin yaptığı zaten bir şey yok. Ama biz değerli kardeşlerim, bütün bu yaptıklarımızı size olan sevdamızla yaptık.
Şuna kadar değerli kardeşlerim, tek şey bunlara yeter, Erzurum’a 12 yıl içerisinde yaptığımız yatırımların toplam tutarı ne biliyor musunuz? 10 katrilyon, neredeyse her yıla 1 katrilyon. Erzurum’u biz seviyoruz ya, Erzurum da bizi seviyoruz, biz iki sevdalıyız ya.
Allah yar, yardımcımız olsun inşallah.
Hazır mıyız?
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Erzurum’u hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.
Biriz, iriyiz, diriyiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye’yiz.
Şimdi yıllarca siyasette beraber olduğumuz, belediye başkanlığında deneyimi, tecrübesi ta İstanbul’un Samandıra Belediyesine dayanan, belde belediyeciliğinden ilçe belediyeciliğine, oradan milletvekilliğine kadar sürekli berber çalıştığımız Erzurum’un evladı Mehmet Sekmen kardeşimi ben Erzurum’a gönderdim. İnanıyorum ki, Mehmet Sekmen kardeşimle Erzurum inşallah yerel yönetimde çok daha farklı bir sınıf atlayacak sınıf. O sizin hizmetkarınız.
Ve bu arada, bugüne kadar bu görevi yine elinden geldiğince başarıyla yürüten Ahmet kardeşime de huzurlarınızda Erzurum adına, şahsım adına teşekkür ediyorum. O da 2 dönem Erzurum’a bütün imkanlarıyla, imkanlarımızla hizmet etti, Allah yar, yardımcısı olsun, bundan sonra da yola beraber devam edeceğiz.
Kardeşlerim, şimdi de ilçe belediye başkanlarımız bir alalım.
Kardeşlerim, şimdi burada bir ahitleşme yapacağız. Nedir o? Burada şimdi belediye başkanlarımızla beraber tüm belediyeleri almaya kararlı mıyız? Kararlı mıyız? Siz şahit olun. Onlar da çalışacak, siz de çalışacaksınız ve beraber sandıklardan gümbür gümbür çıkacağız, 20 ilçe, bir Büyükşehir; tamam?
Tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek devlet.
Günümüz hayırlı olsun, 30 Mart hayırlı olsun.
Sağ olun, var olun.