Basbakan Erdogan’in Kocaeli Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Kocaeli, seni gönülden selamlıyorum Kocaeli.
Kocaeli bizi şaşırtmadı, Kocaeli bizi hayal kırıklığına uğratmadı. Kılıçdaroğlu, burada da montaj var mı? Burada fotoshop var mı? İşte millet, işte Kocaeli.
Seni yürekten selamlıyorum ey Kocaeli.
Başiskele, Çayırova, Darıca, Derince, Dilovası; sizleri kalpten selamlıyorum. Gebze, Gölcük, İzmit, Kandıra, Karamürsel, Kartepe, Körfez; sizleri muhabbetle selamlıyorum.
Kocaeli, bugün yine tarih yazıyorsun Kocaeli, bugün yine demokrasiye, sandığa, milli iradeye sahip çıkıyorsun. Bugün yeni Türkiye’ye, büyük Türkiye’ye sahip çıkıyorsun, bugün bir kez daha davana, hareketine, partine, Başbakanına sahip çıkıyorsun Kocaeli.
Şu anda biz burada bu mitingi yaparken İstanbul da tarihi bir ana hazırlanıyor, tarihi bir güne hazırlanıyor, şu anda İstanbul akın akın Yenikapı’ya geliyor. Şimdi buradan bu muhteşem kalabalık öyle bir haykıralım, Yenikapı, İstanbul bizi duysun.
Kocaeli, demokrasiye sahip çıkıyor musun Kocaeli? İradene sahip çıkıyor musun Kocaeli? Yeni Türkiye’ye evet mi Kocaeli? Mührü AK Parti’ye basıyor muyuz Kocaeli?
Maşallah, barekallah, bu iş Kocaeli’nde artık bitmiştir, Kocaeli’nde sandığın rengi bugün belli olmuştur. Allah sizlerden razı olsun, Rabbim kardeşliğimizi, yol arkadaşımızı daim eylesin.
30 Mart seçimleri inşallah Türkiye’miz için, milletimiz için, demokrasimiz için, en çok da Kocaeli için hayırlara vesile olsun.
Kardeşlerim, AK Parti olarak 8’inci seçime giriyoruz. Şunu tüm samimiyetimle söylüyorum: Daha önceki seçimlerde de meydanlar dolup taşıyordu, ama ben Kocaeli’nde yaptığım seçimlerde bunun yarısından fazlasını görmemiştim, öyle mi, ama bugün katladı. Niye? Kocaeli cevap veriyor cevap, milli iradesini çalmak isteyenlere cevap veriyor, benim milli irademe saygısızlık yapamazsın diyor. Yolsuzluk yapanlara cevap veriyor, hırsızlara cevap veriyor. Bu ülkede 12 yıl öncesine kadar siz vardınız, ne yaptınız diyor. Kocaeli’nde yaptıklarını biliyoruz diyor. Kocaeli’nin CHP’li hırsızlarını biliyoruz diyor.
Şimdi utanmadan, sıkılmadan meydanlardaki kalabalığa, meydanlardaki coşkuya laf söylüyorlar, Neymiş? Meydan fotoğrafları montajmış. Neymiş? Meydan fotoğraflarıyla fotoshop yapılıyormuş. Neymiş? Bu meydanlara başka illerden taşıma insan getiriliyormuş. O zihinleri, o küçücük beyinleri şunu hiçbir zaman anlamadı ve anlamayacak: Millet bizi seviyor be, biz milletimize sevdalıyız be, millet Hükümetine sahip çıkıyor, millet iradesine sahip çıkıyor, millet Türkiye’de oynanan çirkin oyunu görüyor, bu oyuna itiraz ediyor, işte bunu anlamadılar. Bu milletin sevgisini, muhabbetini idrak edemediler, çünkü hiçbir zaman milletle gönül irtibatı kuramadılar.
Kardeşlerim, rükudan başka hiçbir yerde eğilmedik, eğilmeyiz.
Bunlar seçim öncesinde oturdular bir hesap yaptılar, bir plan yaptılar, bir tuzak kurdular, bu CHP, bu MHP, bu BDP, onların yanında Pensilvanya Türkiye için bir kurgu yaptılar. Ne dediler? Ortak aday çıkartalım dediler. Ne dediler? AK Parti karşısında o ilde kim güçlüyse, o ilçede kim güçlüyse hepimiz ona destek verelim dediler. Hükümete her türlü çirkin saldırıyı yapalım dediler.
Pensilvanya’daki zat çiftliğinin yanında bir yer satın aldı, oraya da montaj fabrikasını kurdu, orada montajlar yapılıyor, çok kabiliyetli yeğenleri varmış, yeğenleriyle de bu işi götürüyor. Hoca Efendi ya, tek ceketi varmış, tek ceketi, nasıl tek ceketse buna CHP de sığıyor, MHP de sığıyor, BDP de sığıyor, milyarlarca dolarlar da sığıyor, ananaslar sığıyor, rafineriler sığıyor. Sen neyin Hocasısın ya? Biz tarihimizde böyle Hoca görmedik ya. Maşallah, tek odada oturmuş, tek odada. Ya ben senin İstanbul’daki Altunizade’de oturduğun yer de biliyorum, şu andaki çiftliğini de biliyorum, oradaki villaları da biliyorum. Neyi anlatıyorsunuz ya, kimi aldatıyorsunuz, kimi? Ufak atın da güvercinler yesin güvercinler.
İşleri güçleri, yavuz hırsız ev sahibini bastırır ya, hemen montajlarla üzerimize gelmeye başladılar. Aileleri kirlettiler, aileleri parçaladılar ve sokakları ateşe verdiler. Gezi olaylarının perde arkası açılıyor. Bakın Gezi olayları olduğu zaman yayın organlarında, yandaş meydanlarında Gezi olaylarını çıkaranlar hakkında bir tane aleyhte yazı bulamazsınız, çünkü kendileri de gezi olaylarının bizzat içindeydiler, şimdi onlar çıkıyor ortaya.
Ve samimi olarak oraya gelmiş olan çevreci gençlere niye böyle saldırıyorsunuz ya, söyledikleri buydu. Nasıl samimiyse, ellerinde molotof kokteylle samimi. Benim esnafımın, ticaretle uğraşan kardeşimin dükkanını yak, yık, samimi. Neresi bunun çevreci, neresi çevreci? Ağaçları, fidanları söktüler ya, neresi çevreci? Ve Taksim’i adeta harabeye çevirdiler, neresi çevreci?
Her türlü çirkinliğe, her tülü çirkefe başvurdular, her türlü ahlaksızlığı, edepsizliği sergilediler. Ama şimdi bakıyorlar, millet AK Parti’den uzaklaşmıyor, görüyorlar bunu. Tam tersine, millet daha fazla akın akın AK Parti’ye koşuyor, işte bunu anlayamıyorlar, bunu kavrayamıyorlar, çünkü bir hiçbir zaman millete inanmadılar, milletin derin ferasetine, engin basiretine hiçbir zaman inanmadılar. Millet neyin ne olduğunu çok çok iyi görüyor, millet oyunu görüyor, tuzağı görüyor, senaryonun ne olduğunu, kimin işine yarayacağını görüyor. Allah’a hamdolsun, millet iradesine, sandığa, demokrasiye, ülkesine, vatanına, bayrağına sahip çıkıyor.
Kardeşlerim, ben bu Pensilvanya’ya gönül veren ihlaslı, samimi kardeşlerime sesleniyorum; bizden ne istediniz de alamadınız, ne istediniz? Bizden inanç değerleri noktasında ne istediniz de alamadınız? 17 tane üniversiteniz var, bütün bu üniversiteleriniz için A’dan Z’ye size her türlü desteği veren bu iktidar olmadı mı? Okullar kurdunuz, destek veren bu iktidar olmadı mı? Sizler dünyanın değişik yerlerinde açtığınız okullara beni, arkadaşlarımı oralara ısrarla davet ettiğiniz zaman oralarda gelip devlet reislerine, hükümet başkanlarına sizi refere eden biz olmadık mı?
Kardeşlerim, bakınız, biz dershane reformunu burada 1 gün, 2 gün, 1 hafta, 1 ay, 1 sene önce başlatmadık, aslında 10 yıl önce verdiğim talimattır. Niye? Halkımın sömürülmesini istemiyordum.
Ve şimdi buradan sesleniyorum, dershanelerde yavrularınız varsa çekip alın. 2015 1 Eylül’ünde zaten kapanıyorlar, ama çekip alın. Takviye kursu gerekiyorsa biz hafta sonlarında Milli Eğitim olarak yavrularımıza ücretsiz takviye kurslarını vereceğiz ücretsiz olarak.
Bunların okullarından çocuklarınızı alın, devletin okulları bize yeter ya, haksız rekabeti ortadan kaldıralım. Elhamdülillah okullarımız artık artıyor. Bak, imam hatip okulları açıldı mı? Kim kapatmıştı bunları? Malum.
Kardeşlerim, şu anda benim imam hatipli yavrularım, meslek liseli yavrularım, artık onlar katsayı kalktığı için istediği üniversiteye gidebiliyor mu? Kardeşlerim, artık düz liselerde bile Kur’an-ı Kerim seçmeli olarak okutulabiliyor mu? Siyer-i Nebi, Peygamber Efendimizin Hayatı okutulabiliyor mu? Pensilvanya, yoksa seni bu mu rahatsız etti? Sen böyle bir iktidara nasıl kalkar da bu şekilde ayaklanırsın ya? Yoksa rantında bir eksilme mi var, bunu söyle?
Bakınız, çok enteresandır, önceki gün, bir önceki gün Erzurum’da yine böyle mahşeri bir topluluğa Erzurumlu bir alimin, Alvarlı Efe Hazretleri’nin bir hadisesini aktardım. 1950 seçimlerinde Alvarlı Efe Hazretleri yakınlarına şunu söylüyor: Gençler, ne diyor biliyor musunuz? Gidin, bana vekaleten rey verin diyor. Eğer kabul etmezlerse koluma girin, beni götürün, ben kendim rey vereceğim diyor. Diyorlar ki, Efe gurban, sizin reyle ne işiniz olur, niye bu işi bu kadar önemsediniz? Alvarlı Efe Hazretleri şunu söylüyor: Yarın kıyamet gününde bu Cumhuriyet Halk Partisi karşısında benim de bir oyum var, bu Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı ben de bir oy kullandım demek için mutlaka sandığa gitmem lazım diyor.
Evet, tek parti CHP zulmünün ne olduğunu en iyi alimler bilir, dedelerimiz bilir. Alvarlı Efe Hazretleri gibi Said-i Nursi de CHP’yi çok ama çok iyi tanıyordu. CHP’yle ilgili şunu söylemişti, çünkü o CHP’den çok zulüm gördü… Hayatında Pensilvanya’daki zat aslında Said-i Nursi’yi görmedi, hayatı onu istismarla geçti. Ama ne diyor Said-i Nursi? Bu asil Türk milleti seçimiyle o partiyi, yani Cumhuriyet Halk Partisi’ni katiyen iktidara getirmeyecek. Sosyal hayatımıza ve vatanımıza dehşetli bir tehlike teşkil eden bu partinin iktidara gelmemesi için, Demokratik Partiyi kuran vatan ve İslamiyet namına muhafazaya çalışıyorum diyor. Ah benim kardeşlerim, ah benim bu paralel yapıya gönül vermiş ihlaslı kardeşlerim; Said-i Nursi’nin CHP hakkında söylediklerini duyuyorsunuz değil mi? Bu Pensilvanya’daki zat bütün ömrü boyunca Sadi-i Nursi’yi istismar etti. Said-i Nursi’yi kendi kirli heva ve hevesi için adeta kullandı. İşte şimdi de CHP’yi destekleyerek Said-i Nursi’nin hatırasını ayaklar altına alıyor.
İşte biliyorsunuz, Savaş Ay kendisiyle bir röportaj yapıyor, röportajda ne diyor Savaş Ay’a? Ben bugüne kadar bir oy kulandım, fakat şimdi Cebrail inse, parti kursa, ben Hazreti Cebrail’e bile oy vermem diyor. Dinlediniz değil mi bunları?
Bunların malum bir televizyonu var, çok var da, bir tanesi değerli kardeşlerim, enteresan, sevgili Peygamberimiz Miraç’tan iniyor, onu kamyonete bindiriyorlar ve kamyonetle onu güya selatu selamla uğurluyorlar. Ya bunlar sapıtmış ya, bunlar için artık gayelerine ulaşmada her yol meşru. Bunlarda yalan var, bunlarda takiye var, bunlarda iftira var, bunlarda ne ararsan var. Onun için, 30 Mart bu oyunu bozma günüdür.
Bakın, bugün çok anlamlı bir vefat yıldönümünü idrak ediyoruz, Türkiye’nin yetiştirdiği bir alim, bir gönül insanı, bir dava adamı Bediüzzaman Said-i Nursi bundan 54 yıl önce bugün Şanlıurfa’da Rahmeti Rahmana yürümüştü. Hayatı çilelerle geçti, hayatı zulümle geçti, hayatı hapislerle, sürgünlerle geçti. Doğuda Türkiye’nin istiklali için mücadele ederken esir düştü, Sibirya’ya götürdüler, ama oradan kaçtı, İstanbul’a geldi, Pensilvanya’ya geldi, İstanbul’a geldi. Tek parti CHP döneminde bütün mütedeyyinler gibi, bütün alimler gibi o da baskı görmeye, zulüm görmeye, takip edilmeye başlandı. CHP kardeşlerim, hayatı boyunca Said-i Nursi’ye gün yüzü göstermedi, hapislerde zulmetti, sürgünlere gönderdi, zulmetti. Hatta bir 23 Mart günü Şanlıurfa’da vefat ettikten sonra bu CHP Said-i Nursi’nin ölüsüne bile tahammül edemedi, ölüsünü bile rahatsız etti ve nakli mekan yaptılar, aldılar oradan Isparta’ya götürdüler, Isparta’da böyle bilinmeyen bir yere defnettiler. Kardeşlerim, bunlar bu.
Ve şu ilkeyi unutmayın: Kişi sevdikleriyle beraber hasrolunacaktır. Ey Pensilvanya’daki zat, sen de Kılıçdaroğlu’yla, Bahçeli’yle, BDP’lilerle beraber hasrolunacaksın, unutma. Evet, biz de beraber hasrolunacağız.
Kardeşlerim, ahlakı olmayan bir hareketin kazanma şansı yoktur, ahlakı olmayan bir hareket kazansa bile kaybetmiş. Bunlar, işte bu Pensilvanya, işte bu Pensilvanya partileri en başta ahlaktan yoksunlar. 17 Aralık’ta yargı ve emniyet içindeki çeteleriyle Türkiye’ye saldırdılar, dik durduk, gereken cevabı verdik. Ardından kasetlerle, montajlarla, dublajlarla, her türlü ahlaksızlıkla, edepsizlikle şahsıma, aileme, arkadaşlarıma saldırdılar.
Kardeşlerim, bu kirli, ahlaksız, bu çirkin saldırılar için CHP’yi kullandılar, MHP’yi kullandılar, hala da saldırıyorlar, hala da ahlaksızca, edepsizce işler yapıyorlar. Şu çıkacak, bu çıkacak, şunu yayınlanacağız, bunu yayınlayacağız, yalan üstüne yalan söylüyorlar, iftira üstüne iftira atıyorlar.
İşte şimdi de bu tweet denilen olayı kullanıyorlar. Tweette ne diyor? Kendilerine göre söyleyip de propaganda yapacak halim yok. Bakanlarıma aynı şekilde hakaretler. Kardeşlerim, ne dedik? Bu tweeti biz kapatacağız, tweeti kapatacağız. Malum medya bize saldırıyor, neymiş? Özgürlüklere bu tahammülsüzlükmüş. Kardeşlerim, kim olursa olsun dinlemiyorum, dünya karşımıza dikilse, ülkemin güvenliğini tehdit eden her saldırıya karşı tedbir almak durumundayım.
Şimdi bu Twitter denilen kuruluş, bu YouTube, bu Facebook, ya bunlar aileleri kökünden sarstılar. Bunlarda montaj var, her yol var ve ben aklıselim sahiplerinin hala nasıl bu Facebook’u, YouTube, Twitter’ı savunduğunu anlayamıyorum, her tür yalan var buralarda. Kalkıp da yapılmamış şeyleri yapılmış gibi anlatanlara karşı biz tavır almayacak mıyız? Benim milletime saldıranlara karşı biz tavır almayacak mıyız? Siz bize bu ehliyeti vermediniz mi? Bu vekaleti bunun için vermediniz mi? Ülkemizi karıştıracaklar, affedersin, Gezi olaylarında neler yaptığını bu tweetlerle biliyorsunuz, 17 Aralık’ta neler yaptığını biliyorsunuz, 25 Aralık’ta neler yaptığını biliyorsunuz. Ee, duralım mı, hala seyir mi edelim?
Ha, şimdi bakıyorsunuz birileri çıkıyor şunu söylüyor: Kardeşlerim, herkes Tayyip Erdoğan gibi düşünmek zorunda değil. Ama ben de birileri gibi düşünmek zorunda değilim. Şu anda Hükümetime verilmiş bir irade vardır, bu iradenin gereği neyse biz bunu yaparız.
Türkiye’de bir İletişim Başkanlığı vardır Telekomünikasyon, maalesef işgal altında, işgal altında olan burada her türlü numara yapılıyor. Twitter’a uyarıyorlar yapılıyor mahkeme kararı neticesinde, mahkeme kararı neticesinde yapılan uyarıya rağmen o hesabı kapatmıyor. Kusura bakmasınlar… Neymiş? Batıda şöyle derler, böyle derler. Kim ne derse desin, kim ne derse desin, biz kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz, bizim göbeğimizi birileri kesmeyecek.
Dünyada olanları görüyoruz, Batı, Suriye’de 160 bin kişi öldü, sesin çıkıyor mu? Şu anda bu tweetlere sahip çıkanlara sesleniyorum, sizin sesiniz çıkıyor mu? Ukrayna’da olanlar ortada, Kırım’da olanlar ortada, ne yapıyorlar bunlar? Mısır’da olanlar ortada. Hani demokrattınız, hani özgürlükçüydünüz, yüzde 52’yle gelen bir Cumhurbaşkanı devrediliyor niye sesiniz çıkmıyor?
Kardeşlerim, aynı numarayı bize çekmek istiyorlar. Biz bu numaraya gelemeyiz, kusura bakmasınlar. İşte bu CHP, 160 bin kişinin öldürüldüğü Suriye’ye milletvekillerini gönderiyor, katil Esad’la beraber oluyorlar. Şimdi bu CHP Kocaeli’nde benim sevgili vatandaşlarımdan hangi yüzle oy isteyecek ya?
Kardeşlerim, bu seçimde, 30 Mart’ta Kocaeli’nde sandıkları öyle bir patlatalım ki, CHP, MHP bir daha kalkmamak üzere oraya gömülsünler.
Şimdi ikide bir bir şey söylüyorlar, efendim, 15’inden sonra şu yayınlanacak, hala yayınlayacaklar, 20’sinden sonra şu yayınlanacak, hala yayınlayacaklar, şimdi 25’inde sonra yayınlayacaklar.
Bakın, bir kez daha açıklıyorum, bizim abdestimizden şüphemiz yok, namazımızdan da şüphemiz olmaz, çiğ yemedik, haram yemedik karnımız ağrımaz, hiçbir korkumuz yok, asla boğun eğmeyiz. Ellerinde ne varsa çıkarsınlar, eteklerinde ne varsa döksünler, nasıl montaj yaparlarsa yapsınlar. Ya bunlarda utanmak yok, işte bunların Pensilvanya’daki zatı benim için ne diyor? O uzun diyor hainlik yaptı bize. Ya eğer bir hainlik varsa sensin sen, en büyük hainliği bu vatana sen yapıyorsun.
Eğer dürüstsen, samimiysen, suçun yoksa, niçin 989’da buradan kaçıp gittin. Ne diyor? İnzivaya seçiliyormuş Pensilvanya’da. Ya inziva için İstanbul’dan daha güzel yer olabilir mi? İnziva için Kocaeli’nden daha güzel yer olabilir mi? Bizim Konya’mız var, memleketin Erzurum var, gel orada inzivaya çekil. Bunlar da olmuyorsa Mekke’de çekil, Medine’de çekil; ama oralar işine gelmiyor. Dün de söyledim, bak Hacı Bayram-ı Veli gibi gel Ankara’da çekil. Niye buralarda değilsin de Pensilvanya’dasın?
Ah kardeşlerim ah, bu yol kutlu yol, dönen alçak olsun, korkan alçak olsun, zerre kadar korkmadık, korkmuyoruz ve korkmayacağız. Bu ahlaksızlıkları da asla bunların yanına bırakmayacağız, inlerine kadar gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’ne kafa tutmak neymiş, bunlara mutlaka bunu göstereceğiz. Biz Çanakkale’de dünyanın en güçlü orduları karşısında geri adım atmadık, biz Kurtuluş Savaşımızda bütün yoksulluğumuza rağmen yüreğimizi ortaya koyduk, ama geri adım atmadık, bu ahlaksızlık karşısında da asla geri adım atmayacağız. Türkiye’yi uluslararası odakların maşası olan bu Pensilvanya’ya, bu hainlere, bu Haşhaşilere asla bırakmayacağız.
İşte bak, bugün 12:15 civarında yine bir Haşhaşi, kalktılar bunlar, Suriye uçağı bizim sınırlarımızı, hava sınırımız ihlal etti, F-16’larımız kalktı ve bu uçağı vurdu. Niye? Eğer sen benim hava sahamı ihlal edecek olursan bundan sonra tokadımız ağır olacak.
Onun için ben, başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere, Silah Kuvvetlerimizi, o şerefli pilotlarımızı huzurlarınızda tebrik ediyorum, Hava Kuvvetlerimizi tebrik ediyorum.
Kardeşlerim, siyasi mitingi yapıyoruz, buralarda dikkatli olalım. Biz birilerinin yaptığı gibi değil, siyaseti yerinde yapacağız.
Kardeşlerim, bakınız şu Kocaeli şunu biliyor: Nedir o? Bayrak. Reklamını gördünüz değil mi? Nasıldı, beğendiniz mi? Yargı ona da kafayı taktı, paralel yapı ya. Neymiş? Son 10 gün yasaklarmış, ee, bayrakla reklam yapılmazmış. Ya bütün partiler yapsın ya, bu bizim bayrağımız ya. Bu reklam aracı değil. Hadi bu meydanlarda gel bari bayrağı yasakla. Ya böyle saçmalık olur mu? Bu nasıl bir mantık, nasıl bir yargı, anlamıyorum ben.
Kardeşlerim, ne oldu? Bakınız şu anda orada o bayrak dalgalanırken oraya hücum eden bir millet var. Şimdi bugün baktım, bir gazete, bir ahlaksız yayın kalkıyor onu farklı bir şekilde karikatürize ediyor. Kardeşlerim, bunları biz yutmayız.
Kardeşlerim, şunu bileceğiz: Millet eğilmez, Türkiye yenilmez, bunu bileceğiz. Millet eğilmez… Ha, mesele bu. Onun için, 30 Mart sandıklardan gümbür gümbür çıkacağız; tamam?..
Bunların ablaları varmış, kapılarınıza geldiler mi? Gereken cevabı aldılar mı? Bizim ablalarımız da burada, maşallah, Allah nazardan saklasın, 6 gün var, kapı-kapı doluşmaya var mıyız? Ve anlatacağız, bilmeyenlere bildiklerinizi anlatın. Şimdi ben size bazı özetler vereceğim.
Onların ağabeyleri varmış, ağabeyler, size de geldiler mi? Gerekeni söylediniz mi? İşte bizim ağabeylerimiz de burada.
Evvel Allah milletin başını öne eğmeyecek, Türkiye’yi asla diz çöktüremeyecekler.
Merhum Akif’in söylediği gibi söylüyoruz, mefkûremiz göklerde dalgalanan bir sancak, Allah’ın huzurunda eğiliriz biz ancak; bu.
Kardeşlerim, meydanlar dolup taşıyor, tabi bunlar bizim için yeterli değil. Millet, hamdolsun AK Parti’ye sahip çıkıyor, millet onlara itirazını ortaya, koydukça sandık sonucu belli oldukça bu ahlaksızlar şimdiden bahaneler üretmeye de başladılar, yalanlar üretmeye başladılar, sandıkta hile yapılacak demeye başladılar, kendi yapabileceklerini konuşuyorlar şimdi. Sakın ha o pusularına yazı mazı yazmayın, oraya evet mührünü AK Parti’nin ambleminin altına vurun, aksi takdirde herhangi bir yazı oy pusulasını geçersiz hale getirir.
Kardeşlerim, unutmayın, CHP demek yolsuzluk demektir. Sandığa mutlaka gidin, orada onlara cevabı verin. Oy namusumuzdur, sandık namusumuzdur, bu Haşhaşilerin sandıkta hile yapmalarına asla müsaade etmeyin. Oy verme sırasında en küçük bir olumsuzlukla karşılaşırsanız lütfen hiç çekinmeden hemen oradaki güvenlik birimlerimize haber verin.
Kardeşlerim, biliyorsunuz AK Parti’nin o pusulasındaki yeri 10’uncu sırada. Nerede? 10’uncu sırada. Mührü 10’uncu sıradaki AK Parti’ye vurun, tertemiz şekilde tersten şöyle katlayıp zarfın içine koyun, oy sandığına atın. Sayım sırasında her türlü oralarda yanlışlığa gidebilirler, oylarımıza sahip çıkacağız.
Şimdi 30 Mart akşamı Kocaeli’nden ben müjde bekliyorum. Bu müjde, zaten seçimi kazanacağınızdan Allah’ın izniyle endişem yok, fakat oy oranı Türkiye’de Kocaeli’ne 1 numara yakışır, bunu başarmanızı istiyoruz.
Kocaeli’ne Büyükşehir hizmetleri yanında değerli kardeşlerim, inşallah Gündoğdu’da toplamda 210 derslikli bir eğitim kampüsü kuruyoruz, bunun içinde konferans salonu, spor salonları, yüzme havuzu, her türlü tesis söz konusu. Proje hazır, inşallah değerli kardeşlerim, Ağustos’ta ihalesini yapmış olacağız.
400 yataklı Gebze Fatih devlet hastanesi ve 200 yataklı Kocaeli devlet hastanesi projelerimiz şu anda ihale sürecinde. Fakat Kocaeli’nde, sözüm var, 30 büyükşehirde, bir tanesi de Kocaeli 1180 yataklı bir sağlık kampüsü inşa ediyoruz, 6 hastaneden oluşuyor, kamu-özem ortaklığıyla yapıyoruz. Bedeli ne biliyor musunuz? 615 trilyon. Aynı yöntemle 250 yataklı Gölcük devlet hastanesini de şehrimize kazandırıyoruz.
Gençler, hazır olun, Kocaeli’ne 33 bin seyirci kapasiteli bir stadyum yapıyoruz, ama bak böyle alt kümelerde filan kalmak yok, tamam, ona göre, Süper Lig’e çıkacaksınız; tamam?.. O da yaklaşık 165 trilyona mal oluyor. İnşallah onu da 2015 yılı sonuna kadar tamamlayacağız.
Nasıl Ankara’yı, Konya’yı, Eskişehir’i yüksek hızlı terenle buluşturduysak, Kocaeli’ni de yüksek hızlı trenle buluşturuyoruz. İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bilecik, Eskişehir yüksek hızlı trenin yapımını tamamladık, şu anda test sürüşleri yapılıyor, sertifikasyon çalışmaları devam ediyor, yakında açıyoruz, fazla zaman kalmadı.
Kocaeli’ni 3’üncü köprüden kara yoluyla hem köprü üzerinden yapacağımız çift hatlı demir yoluyla… Yani 3’üncü köprüde ne var? 4 gidiş, 4 geliş var, ama ortasından da terin yolu var. Nereden geçecek bu aynı zamanda? Kocaeli’nden ve buradan Avrupa’ya bağlıyoruz sizi.
109 kilometrelik Köseköy-İstanbul kuzey demir yolunun 59 kilometresi tünellerden oluşuyor. Ah ah, Ferhat’ız ya biz, Ferhat, siz de Şirin. Ferhat Şirin’e ulaşmak için dağları deldi mi? Biz de dağları deliyoruz be. Böylece Kocaeli’ni tek koldan değil, iki koldan Marmaray’a bağlıyoruz, Sabiha Gökçen’e bağlıyoruz.
Türkiye’nin en modern lojistik merkezlerinden birini Köseköy’e yapıyoruz. Kocaeli’nde demir yollarında şu anda yapımı devam eden projelerin bedeli 800 trilyon lira. İstanbul-İzmir otoyolu, aynı zamanda Kocaeli-İzmir otoyolu, Gebze-Orhangazi-İzmir otoyolunun en önemli ayağını İzmit Körfez geçişi asma köprüsü oluşturuyor. Ar kardeşlerim, otoyol İzmit Körfezi’ni dünyada eşine az rastlanır bir asma köprüyle geçiyor.
Geçen geldik mi buraya? Bu köprü kendi sınıfında toplam 2682 metre uzunluğunda, dünyanın 4’üncü büyük köprüsü. 15 Mart’ta ne yaptık? Dilovası’na geldik mi? Geldik, bir törenle köprünün denizin 40 metre altındaki temelleriyle uzunluğu 42 metreyi bulan keson temellerini buluşturduk. Toplam 433 kilometre uzunluğundaki İzmir-İstanbul otoyolu tamamlandığında işi şehir arasındaki mesafe 8 saatten 3,5 saate düşecek, yol 95 kilometre kısalacak. Gebze Dilovası’ndan yola çıkacak araç önce İzmir Körfezini asma köprüyle geçecek, Altınova ilçesinden Bursa Orhangazi’ye, oradan Gemlik’e, Bursa’ya ve oradan da çevre yoluna bağlanacak, Balıkesir ve Manisa’dan sonra Belkahve Tüneliyle Bornova’ya gidecek. İnşallah İzmit Körfez geçişi asma köprüsüyle Kocaeli bu otoyoldan en güzel şekilde faydalanacak.
Kardeşlerim, 12 yılda biz şu Kocaeli’ne ne kadar yaptırım yaptık biliyor musunuz? Tahmin edeyim bakayım. Hanımlar, ne yaptık? Söyleyebiliyor musunuz? Yok. Siz biliyor musunuz? Söyleyeyim, 12,5 katrilyon. Bu ne demek? Yılda ortalama 1 katrilyon yatırım yaptık biz Kocaeli’ne devlet olarak. Bak, Belediyenin yaptıklarını söylemiyorum ha, onları söylersek daha da artıyor.
Ulaştırma ve haberleşmede 4,5 katrilyon, eğitimde, üniversite dahil, yaklaşık 2 katrilyon, toplu konutta 1 katrilyon, gençlik sporda 700 trilyon, aile ve sosyal politikalarda 530 trilyon, sağlıkta 520 trilyon yatırım yaptık. Kardeşlerim, bunlar belli başlıklar ve Kocaeli artık sanayisiyle, ticaretiyle, altyapısıyla, üstyapısıyla, başarılı Belediye Başkanımızla ve ekibiyle hamdolsun Türkiye’de örnek illerimizden biri. 12 yılda Kocaeli’nde ihracat, şu ifademe dikkat edin, 10 kat artış gösterdi, 10 kat.
Eğitimde kardeşlerim, 5125 derslik yaptık Kocaeli’ne, 42 bin bilgisayar gönderdik, 596 okula internet bağlantısı sağladık, 481 bilişim teknolojisi sınıfı kurduk. Şimdi FATİH Projesi geliyor, 1726 etkileşimli tahtayı sınıflarımıza yerleştirdik, 1484 tablet bilgisayarı yavrularımıza dağıttık, 9’uncu sınıf öğrencilerimize dağıtıyoruz şimdilik, daha sonra hepsine.
Kardeşlerim, kitapları hala ücretsiz alıyor muyuz? Biz buyuz ya. Biz daha önce kitap bulamıyorduk kitap.
Ah kardeşlerim, üniversiteli öğrencilerimize bunlar ne veriyorlardı burs? 45 liracık. Belediyeler burs veriyordu, bu CHP geldi belediyelerin bursunu kaldırdı. Gençler, bu CHP’ye gönül veren gençler; hani sahip çıktığınız bu CHP harcı mı kaldırdı bu ülkede? Harcı biz kaldırdık. Gençler, belediyelerin vermiş olduğu bursları bunlar engelledi Anayasa Mahkemesi’ne göndererek. Kardeşlerim, biz ise tam aksini yaptık, 45 lirayken burs şu anda 300 liraya çıkardık, Kredi Yurtlar’da kalanlara 200 lira da beslenme yardımı veriyoruz, 500 lira; farkımız bu.
Kardeşlerim, sağlıkta attığımız adımlar, onlar da ortada. Bakınız, yoğun bir şekilde sağlık çalışmalarımız devam ediyor. Az önce şehir hastanesini söyledim, devrim niteliğinde bir dönüşüm yaptık, yeni sağlık tesisleri inşa ettik, hastanelerimizin tıbbı cihaz, personel, acil sağlık… Ya düşün ben, bir röntgen çektireceğiz röntgen, bize 6 ay, 7 ay sonrasına gün verilerdi. Şimdi hastanelerimizde tomografi var, MR var, ultrasonografi var, değerli kardeşlerim, diyaliz cihazları, hepsi. Niye? Çünkü insan devletten önde.
Koğuş sistemini kaldırıyoruz, kaldırdık, artık 3 yataklı odalar, öyle mi, 2 yataklı odalar, tek yataklı odalar, odalarda televizyonuyla, tuvaleti, banyosuyla, insanca muamele var ya, bunu getirdik.
Kardeşlerim, istediğin hastaneye gidiyor musun? İlacını istediğin eczaneden alıyor musun? Ey gidi Kılıçdaroğlu, sen bu SSK’nın Genel Müdürüydün ya, senin zamanında böyle hastaneler var mıydı ya? İlacımızı alamıyorduk ilacımızı.
Kocaeli’ne geldi mi bu? Gelmedi mi? Gelecek mi? Ha, duydum duydum, tamam.
Gebze’yi şöyle bir göreyim bakayım Gebze’yi. Gebze, özel ders vermeniz lazım 30 Mart’ta, tamam, özel ders.
Kardeşlerim, 500 yataklı Darıca Farabi Devlet Hastanesi’ni şehrimize kazandırdık mı? 39 adet aile sağlığı merkezi inşa ettik, ilçelerimize devlet hastaneleri kazandırdık, kazandırıyoruz.
Toplu konutta Kocaeli’ne 14 bin konut inşa ettik, sahiplerine teslim ettik.
Gebze adalet sarayını tamamladık, Gölcük adalet sarayının ise proje çalışmaları devam ediyor.
100 kilometre bölünmüş yol yaptık Kocaeli’nde. Kardeşlerim, bütün bunların yanında, Gölcük-Altınova Yolunu, Gebze-Şile turist Yolunu, Sapanca ayrımı Maşukiye Yolunu, Gölcük şehir geçişini ve kalıcı konutların kara yolu bağlantısı bölünmüş yollar yaparak trafiğe açtık.
Birçok sulama tesisleri, göletler, bunları yaptık, devam ediyoruz.
Kardeşlerim, CHP’nin burada yaptığı önemli şeylerden bir tanesi neydi? Özellikle Yuvacık Barajı. Oradaki yolsuzluğu biliyorsunuz değil mi? CHP yolsuzluk demektir, yolsuzluk. İşte o zaman Büyükşehir Belediye Başkanı olan zat daha sonra işi yırtmak için milletvekili oldu, ondan sonra döndü 2009’da Büyükşehir adayı oldu ve Kocaeli ona güle güle dedi. Şimdi çıtayı düşürdü, şimdi İzmit’ten ilçe belediye başkan adayı oldu.
İzmit, İzmit’i bir göreyim şöyle ellerini, İzmit ilçemizde gereken dersi veriyor muyuz? Sağ olun, var olun.
30 Mart aynı zamanda bunlara ders verme günü.
Kardeşlerim, tabi rehavet yok, çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz, inşallah çok daha iyi neticeleri almak suretiyle yolumuza devam edeceğiz.
Kardeşlerim, bütün bunlarla beraber, burası sanayinin bir merkezi ve 5 adet organize sanayi bölgesi ve 5 adet küçük sanayi sitesi kuruldu. Burası çok önemli bir şehir, Kocaeli’mize hep birlikte sahip çıkacağız.
Enerjide 90 trilyonluk yatırım yaptık. Kardeşlerim, artık doğalgaz Kocaeli’nin her köşesinde var mı? Artık dairelerimizin bütün odaları ısınıyor mu? Banyomuzda sıcak suyumuz var mı? Mutfağımızda var mı? Bizden önce neredeydi bu beyler ya? Ah ah, bunlar gerici gerici, bunlarda modernizm diye bir şey yok, bunlarda lafta o, bunlar tam gerici.
Kardeşlerim, Akçakoca Camii’ni, İmaret Camii’ni, Orhan Camii’ni, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’ni ve daha pek çok eseri restore ederek ata yadigarlarımıza sahip çıktık.
Kardeşlerim, benim şimdi sizden bir istirhamım var. Bu işareti biliyorsunuz; ne bu? Rabia.
Bir; yola çıkarken ne dedik biz? Tek millet dedik. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla Roman’ıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, aklınıza ne gelirse, biz biriz, duymadım, biz biriz. İriyiz… Diriyiz… Kardeşiz… Hep birlikte Türkiye’yiz…
Kardeşlerim, ben Türk’ü Türk olduğu için sevmiyorum, ben Kürt’ü Kürt olduğu için sevmiyorum, Arap’ı Arap olduğu için sevmiyorum, Laz’ı Laz olduğu için sevmiyorum, Gürcü’yü Gürcü olduğu için, Abhaza’yı, Abhaza olduğu için, Roman’ı Roman olduğu için sevmiyorum, beni yaradan Allah onları da yarattığı için seviyorum.
İkincisi; tek bayrak. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Üç; tek vatan, 780 bin kilometreyle, batıda ne varsa en doğuda da o olacak, kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak.
15 sene önce Şırnak’a havaalanı yapılacak, havalimanı yapılacak dense inanır mıydınız? Ağrı’ya, Iğdır’a, Kars’a havaalanı yapılacak dense inanır mıydınız? Ama şimdi oralarda havalimanı var.
Ha, Hakkari’ye havaalanı yapıyoruz. Hakkari’yi hala tehdit ediyor, geliyorlar bizim teşkilatımızı bombalıyorlar, adayımızı, hepsini tehdit ediyorlar. Ama biz buna rağmen Hakkari’ye de havalimanı yapıyoruz. Müteahhidi tehdit ediyorlar. Bize oy verip vermemeleri önemli değil, o topraklar bizim, oraya da biz kalkacağız insanımıza o hizmeti götüreceğiz.
Biz gün olacak Hakkari’de yaşayan benim Kürt kardeşlerim de herhalde şöyle kalkıp bu bölücü terör örgütüne, siyasi Kürtçülük yapanlara karşı tavrını koyacak, diyecek ki, siz bizi kanalizasyonlara mahkum ettiniz, siz bizi çöpe, çamura mahkum ettiniz, yetti artık be diyecek, bunu görüyorum.
Kardeşlerim, dördüncüsü; tek devlet. Devlet içinde devlet asla, önünde, karşısında bizi bulur.
Şimdi bir şey daha var, biz Hükümeti kimden aldık? MHP’den aldık değil mi? Bu MHP var ya, bunlardan bir şey olmaz, bu Bahçeli’den hiçbir şey olmaz. 3,5 sene kaldı iktidarda, 1,5 senesi daha vardı kaçıp gitti. Niye kaçtın gittin? Hani hevesliydin ya. Sadece bu hakaret bilir, başka bir şey bilmez.
230 milyar dolardan bıraktılar bize, 79 senede 230 milyar dolar, biz 590 milyar dolar ilave ettik, şimdi bizim milli gelirimiz 820 milyar dolar.
Kardeşlerim, 79 senede 6100 kilometre yol yapıldı, biz 12 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık; farkımız bu.
Kardeşlerim, gençler; IMF’ye 23,5 milyar dolar borç vardı, bize öyle bıraktılar, ödedik ödedik ödedik, geçen 14 Mayıs’ta sıfırladık, şimdi borcumuz yok. Şimdi IMF bizden borç istiyor, 5 milyar dolar diyorlar, tamam dedim. Veren el alan elden üstündür, tamam?..
Bitmedi, bunlar milliyetçiyiz diyorlar ya, sevsinler bunun gibi milliyetçiyi. Kılıçdaroğlu, senin milliyetçiliğin kafatası milliyetçiliği ya. Sen bu vatan için ne yaptın ya, onu söyle? 3,5 senede ne yaptın? Kocaeli depreminde ne yaptın? Bırakıp kaçtın. Sakarya’da ne yaptın? Bırakıp kaçtın. Düzce’de ne yaptın? Bırakıp kaçtın, altında kaldın depremin. Biz geldik bütün eksikleri tamamladık.
Bak, bizim dönemimizde Bingöl depremi oldu, 1 yılda Bingöl’ü inşa ettik. Simav depremi oldu, 1 yılda inşa ettik. Van depremi oldu, 1 yılda yeni bir Van inşa ettik. Buna rağmen hala Van’daki kardeşlerimiz bu yapılan hizmetleri eğer görmezse biz buna üzülürüz. Ama hiç de önemli değil, at denize balık bilmezse Halik bilir, biz buna bakıyoruz.
Kardeşlerim, Merkez Bankası milli bankamız değil mi? Merkez Bankamızı bize nasıl bıraktılar biliyor musunuz? 27,5 milyar dolarla, şimdi 128 milyar dolar. Ah ah, yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunları yapabilir mi ya?
İşçi kardeşim, memur kardeşim, senden Zorunlu Tasarruf adı altında para kestiler mi? Ne kadar biliyor musunuz? Toplamda 13,5 katrilyon, ödemediler, bu MHP ödemedi, CHP’nin yavrusu DSP ödemedi. Biz geldik, önüme geldi bu, dediler ki, memur ve işçiye 13,5 katrilyon borç var. Dedim ya, devlet işçisine, memuruna nasıl borçlu olur? Hemen sendikaları topluyorsunuz, bu parayı ödüyoruz; 13,5 katrilyonu biz ödedik, biz.
3,5 katrilyon Konut Edindirme Yardımı adı altında topladılar, onu da biz ödedik, biz ödedik.
Kardeşlerim, anlatacak bu noktada da çok şeyler var. Benim çiftçi kardeşime yüzde 59 faizle kerdi veriyordu. Biz bunun nereye indirdik? Yüzde 5’e, yüzde 59’dan yüzde 5.
Esnaf kardeşim Halk Bankası’ndan yüzde 47 faizle kerdi alıyordu? Nereye indirdik? Yüzde 4, yüzde 5, buraya.
Soruyorum, esnafın yanında olan kim? Biz. Çiftçinin yanında olan kim? Biz. Eh, bütün bunlara rağmen çiftçi kardeşimin iradesi saygımızdır, nasıl kullanırsa öyle kullansın, önemli değil, at denize balık bilmezse Halik bilir.
Evet, şimdi ben İbrahim kardeşimi şöyle huzurlarınıza çağırayım.
Şimdi bu dönemde İbrahim Karaosmanoğlu kardeşimle yine durmak yok… Hizmete devam ediyoruz. İşte bir değişim yaşandı, projeler inşallah yeni projelerle beraber artarak devam edecek. Yerel yönetimle merkezi yönetim el ele vereceğiz, bu işleri çözeceğiz.
Bu CHP, SEKA’yı biz yıkma kararı aldığımız zaman Baykal efendi gelip orada eylemler yapmadı mı? Yıktırmayacağız demedi mi? Biz ne dedik? Ne yaparsan yap biz burayı bir kısmını müze, bir kısmını da Kocaeli halkının emrine yapacağız park. Ne oldu o zaman? Bir miktar oradaki işçiyi Kocaeli Belediyemiz kendi tasarrufuna aldı ve oradaki projemizi uygulamaya koyduk.
Şu anda sahil nasıl, Kocaeli için muhteşem bir yer oldu mu? İş bilenin… O kadar. Onun için ben Karaosmanoğlu’nu sizlere emanet ediyorum.
Fakat, çalışınca oluyor, ama sandıkların da patlaması lazım ha, tamam?.. Çünkü bu seçim sadece İbrahim Karaosmanoğlu kardeşimin seçimi değil, aynı zamanda AK Parti’nin buradaki alacağı oyların yükselişi seçimidir.
Biliyorsunuz, buradan Parlamentoya gönderdiğiniz bir-iki kişi var, onların Parlamentoda maalesef dillerinin ne denli çirkef olduğunu herhalde dinliyorsunuzdur.
Kardeşlerim, şimdi ben ilçe belediye başkan ve başkan adaylarımızı, onları da şöyle yanıma davet edeyim, İl Başkanımı da yanıma davet edeyim, Kadın Kolları Başkanımız, Gençlik Kolu Başkanımız.
Şimdi Kocaeli, ablalar, ağabeyler; şimdi burada akitleşiyoruz, tamam?..
Bakınız, şu anda 12’de 12 yapmaya var mıyız? 12’de 12 yapmaya var mıyız? Var mıyız? İnşallah gümbür gümbür 30 Mart akşamı Kocaeli’nden farklı müjde bekliyoruz.
Hayır mıyız?
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bize her şey sizi hatırlatıyor, bize her şey Kocaeli’ni hatırlatıyor, bize her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.
Kalın sağlıcakla, Allah yar ve yardımcımız olsun.