Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Ankara Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Ankara. seni yürekten selamlıyorum Ankara. Akyurt, Altındağ, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çankaya; sizleri gönülden selamlıyorum. Çubuk, Elmadağ, Etimesgut, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan; sizleri kalpten selamlıyorum. Keçiören, Keçiören, Kızılcahamam, Mamak, Nallıhan, Polatlı, Pursaklar, Şereflikoçhisar, Yenimahalle, Yenimahalle; iki kere niye yapıyorum? Ev sahibisiniz ya, Keçiören’de ev sahibi, siz de ev sahibisiniz. Onun için çok gür sedayla olacak. Keçiören, Yenimahalle; hah, sizleri muhabbetle selamlıyorum.

Artık bir dünya başkenti olan Ankara’yı aşkla, sevdayla selamlıyorum. Hatay’dan sizlere kucak dolusu selamlar getirdim. Hamd olsun Hatay’da da 110 bin kişi oradan sizlere selamlar, sevgiler gönderiyor.

Kardeşlerim, biz sizlerle gurur duyuyoruz. Bu mitinglerimizi hep Sincan’da yaptık. Sincan, ne alemdesin? Yakışmadı bu Sincan’a. Sincan ne alemdesin? Hah, şöyle çıksın bir gür sedanız.

Buradan Hacı Bayram Veli Hazretlerine, Seyyid Hüseyin Gazi’ye, Abdülhakim Arvasi Hazretlerine, Bünyamin Ayaşi, Ali Semerkandi, Taceddini Veli Hazretlerine, Ankara’da türbesi, makamı olan tüm alimlere, gönül insanlarına Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Ankara, sen Selçuklu’nun şehrisin. Ankara, sen Osmanlı Cihan Devletinin şehrisin. Sen, İstiklal Savaşı’nı başlatan, onu zaferle sonuçlandıran şehirsin. Ankara, sen Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kuran şehirsin. Demokrasinin, milli iradenin şehrisin. Ankara, sen Gazi Mustafa Kemal’in, muzaffer kumandanların, demokrasi kahramanı Adnan Menderes’in şehrisin. Sen Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti, dünya mazlumlarının, gariplerin, yoksulların umudu bir dünya başkentisin. Seninle iftihar ediyoruz Ankara. Tarihinle, camilerinle, türbelerinle, alimlerinle iftihar ediyoruz. Demokrasi mücadelesindeki emsalsiz yerinle iftihar ediyoruz. Dünya mazlumlarının umudu olduğu için seninle iftihar ediyoruz. Ey Ankara, Rabbim kardeşliğimizi, dayanışmamızı, yol arkadaşlığımızı daim eylesin. 30 Mart seçimleri Türkiye’miz için, Ankara’mız için, milletimiz için, demokrasimiz için hayırlara vesile olsun.

Kardeşlerim, 94 yıl önce 23 Nisan 1920’de Ankara’da Ulus Meydanı’nda Türkiye Büyük Millet Meclisi dualarla açıldı. Meclis hemen o gün çalışmaya başladı. Polatlı’dan düşmanın top sesleri geliyordu. Ancak Meclis korkmadı. Hatta merhum Mehmet Akif Ankara’da hem millete, hem ordumuza, hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hitap eden o muhteşem dizeleri istiklalimizin, istikbalimizin dizelerini yazdı:

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır parlayacak.

O benimdir, o benim, milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal,

Kahraman ırkıma bir gül, ne bu şiddet,  bu celal.

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.

Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.”

Evet top seslerine rağmen, düşman tehdidine rağmen Meclis çalıştı, Kurtuluş Savaşı’nı idare etti, ordumuzu sevk etti ve İstiklal Savaşımızı zaferle sonuçlandırdı. Ardından yine burada Cumhuriyetimizi ilan ettik. Hep birlikte çalıştık. Şehitlerimizi defnettik, yaraları sardık. Hep birlikte Türkiye’mizi büyütme mücadelesini evet büyüklerimiz, dedelerimiz verdiler. Yollar yapmaya, demiryolları inşa etmeye, köprüler yapmaya, şehirler inşa etmeye başladılar. Yoksulluğu aşmak, kalkınmak için, refahı, huzuru, kardeşliği güçlendirmek için milletçe çok ama çok çalıştık. Kardeşlerim, 91 yıllık bu süreçte iyi günlerimiz olduğu gibi kötü günlerimiz de oldu. Örneğin tek parti CHP dönemini yaşadık. Gazi Mustafa Kemal’in vefatının ardından millete yapılan çok ağır zulümleri yaşadık. Ah bu CHP var ya, bu CHP, ah kardeşlerim, bunun gidecek yeri yok ya. Bunların ömrü zulümle geçti, zulümle. Kur’an-ı Kerim yasaklandı bu ülkede. Kur’an’ın öğretilmesi yasaklandı, öğrenilmesi yasaklandı. Camilerimizi kapattılar, yıktılar, ahıra, depoya, müzeye çevirdiler. İnsanların kılık kıyafetlerine müdahale ettiler. Sakala, bıyığa, başörtüsüne bile karıştılar. Özgürlükleri kısıtladılar, kitapları yasakladılar. Dilleri, kelimeleri yasakladılar. 23 Nisan’da kardeşlik üzerine başlayan bir süreci işte bu tek parti CHP döneminde ayrımcılıkla, ırkçılıkla, kutsal değerlere saygısızlıkla maalesef tahrip ettiler.

Kardeşlerim, bakınız bu CHP’nin tarihinde ne var? Gazi Mustafa Kemal başlattı, ama öldükten sonra yaşananlara bakın. Kurdu. İnönü şunu yaptı: Gazi ölür ölmez Türk Lirasının üzerinden resimlerini kaldırdı, kendi resmini koydu. Devlet dairelerinden Gazi’nin portrelerini çıkardı, indirdi kendi portrelerini koydu; CHP bu. Bitmedi. Posta pullarının üzerinden Gazi’nin resimlerini çıkardı, kendi resimlerini koydu; CHP bu. Ve ben buradan Dersim’e de sesleniyorum; ey Dersim, Dersim’in katliamını da işte bu CHP yaptı, bu CHP yaptı. Ayrımcılık bunlarda, yalan bunlarda, fitne bunlarda, kardeşlerim takiye bunlarda.

Sonra bir yürekli insan çıktı. Kalbi millet sevgisiyle, vatan sevgisiyle dolu bir insan çıktı. Merhum Adnan Menderes 10 yıl boyunca yasaklara son verdi. Ezan Türkçe okutuluyordu, tekrar ezanı aslına döndürdü. Gümbür gümbür iktidar oldu ve iktidara gelişiyle birlikte tabii ki CHP bunu hazmedemedi. Onun için de evet Menderes’e tuzaklar üstüne tuzaklar, iftiralar üstüne iftiralar, her şeyi yaptılar. Aynen bugün bu kardeşinize nasıl saldırıyorlarsa, aynı şekilde saldırdılar. Yolsuzlukla suçladılar Menderes’i, diktatör dediler, tek adam dediler; aynen şimdi bu medya, bir kısım medya, arşivlerden çıkardılar o günün başlıklarını aynı başlıkları bugün atıyorlar. Televizyonlarda aynı şeyleri tartışıyorlar. Ya diktatörün olduğu bir ülkede sen onun aleyhine böyle başlık atar mısın ya? Kaçacak delik ararsın, delik. Dünyada diktatörlerin olduğu ülkelere bakın bakalım ne oluyor oralarda? Sesin, soluğun çıkmaz.

Kardeşlerim, ama Menderes milletini sevdiği için, millet de onu sevdiği için maalesef yaşatmadılar. Önce milli iradeyi, milletin reylerini idam ettiler, ardından merhum Menderes ve iki arkadaşını idam ettiler. Ah güzel Ankara, bu Ankara çok şeylere şahit oldu. Bu Ankara nice millet sevdalılarına, ama nice millet düşmanlarına şahit oldu. Bu Ankara kendi şahsi hırsı için, kendi çıkarı için, kendi ikbali için Türkiye’nin, milletin istikbalini ateşe vermeye çalışan nice zalime şahit oldu. Ama asla Ankara asla umudunu kaybetmedi. Ankara her gün batan güneşin yeniden doğacağına, karanlıkların her sabah yeniden aydınlanacağına gönülden inandı. Kardeşlerim, şunu asla unutmayın: Bu CHP hiçbir zaman değişmedi ve hiçbir zaman değişmez. Tek parti iktidarı döneminde millete zulmeden CHP neyse, bugünkü CHP de odur. 10 yıllar önce ezandan rahatsız olan CHP neyse, bugünkü CHP odur. 27 Mayıs müdahalesine alkış tutan CHP neyse, bugün için CHP de odur. Merhum Menderes’i idama götüren, bunun zeminini hazırlayan CHP neyse, inanın bugünkü CHP de odur. 27 Mayıs öncesinde, 12 Eylül öncesinde sokakları ateşe veren, gerilim siyaseti yapan, insanları tahrik eden, milli iradeye düşman CHP neyse, işte bugünkü de odur. CHP’de isimler değişebilir. CHP solcu gibi, ülkücü gibi görünebilir, CHP dindar gibi, din düşmanı  gibi görülebilir, ama CHP, CHP’dir. CHP kafası değişmez, CHP tavrı, CHP duruşu asla değişmez. Bundan 70 yıl önce milleti küçümsüyorlardı, inanın bugün de küçümsüyorlar. İşte daha yakın zamanda bunlar çıktılar benim köylü kardeşime, benim çiftçi kardeşime, esnaf kardeşime, ev hanımına, işçiye, memura bidon kafalı dediler, göbeğini kaşıyan adam dediler, makarnacı-kömürcü dediler. Bakın CHP İzmir İl Başkanı bir açıklama yapmış, duydunuz mu bilmiyorum: İzmir’de AK Parti mitinginin rekorunu kıracaklarmış. Hayırlı olsun. Ne diyor biliyor musunuz? Bizim mitingimize gelenler -şu ifadeye bakın- midyeyi kabuğuyla yiyenler olmayacak diyor. Güya AK Parti mitingine gelenleri tahkir ediyor. İşte CHP kafası budur.

Sağ olasınız, sağ olasınız. “Tüm şer odakları sana karşı ittifak yapmışken sana destek vermek boynumuzun borcu be Usta” diyorlar, ben de teşekkür ediyorum. Beraber yürüyeceğiz bu yolda, ne dedik? Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz-gece. Gideceğiz gündüz-gece.

Kardeşlerim, işte CHP’nin ırkçılığı budur. Faşizm, ırkçılık CHP’nin genlerine işlemiştir ve oradan çıkmaz. Şimdi bu CHP Ankara’da ne yaptı? MHP’li bir ismi aday yaptı, öyle mi? Ne diyor? Çok enteresan, burası Ankara, modern bir Başkent. İlana bakın ilana. Yavaş gardaşım yavaş diyor. Ey bunların zaten hiç acelesi olmadı ki. Bunlar o kadar yavaş ki Ağustosböceği gibi 5 yıl yatarlar hiç acele etmezler. Ufukta sandık görününce öylesine çalışmaya başlarlar. Ankara’da tembele oy yok. Ankara’da yavaş olana oy yok. Ankara’nın acelesi var. Ankara, dünyanın en saygın başkenti olmak için yavaş değil hızlı, becerikli, planı olan, projesi olan, hedefi olan bir aday istiyor.

Ankara’da bugüne kadar AK Parti’nin karşısına çok aday çıktı, çok vaatlerde bulundular, olmayacak şeyleri vaat ettiler. Suyu, otobüsü, metroyu bedava yapacağız diye çok olmayacak şeylerin sözünü verdiler. Ankaralı bunları yutmaz, yutmuyor. Ankara popülist siyasete prim vermez, vermedi.

Şu andaki aday Beypazarı’nda Belediye Başkanıydı. Geldi 13 kuruş olan suyu Beypazarı gibi yerde 25 kuruşa çıkardı. Üstelik de Beypazarı’nda arsenikli, sülfatlı suyu benim oradaki kardeşlerime içirdi. Daha aday olurken bu şahsı kandırdılar, ekip kuramadı ekip.

Kardeşlerim, biz bir şeye inanacağız, o da şu: Biz her şeyden önce bu millete efendi olmaya gelmedik. Biz bu millete hizmetkar olmaya geldik.

Kardeşlerim, şimdi soruyorum sizlere; CHP mi MHP’ye iltihak etti…

Sağ olun, Allah razı olsun, sağ olun. Hepimizin anneleri nur içinde yatsın inşallah, babalarımız nur içinde yatsın inşallah. Biz onların varisleri olarak bu ülkeye hizmet etmeye devam edelim.

Kardeşlerim, CHP mi MHP’ye iltihak etti, yoksa MHP mi CHP’ye iltihak etti belli değil. MHP’ye bakıyorsunuz, maşallah CHP’nin avukatı gibi çalışıyor. CHP’ye bakıyorsunuz, o da MHP olmaya çalışıyor. CHP Genel Müdürü önceki gün Ankara’da bozkurt işareti yapıyor. Hayırlı olsun. Yeni partin hayırlı olsun Kılıçdaroğlu. Ankara’daki CHP taraftarı solcuların hepsine hayırlı olsun. Şimdi bu bozkurt işaretini gitsinler, 12 Eylül öncesinde öldürülen solculara, ülkücülere izah etsinler. CHP gitsin bu ülkücü adayını on yıllardır istismar ettiği isimlere izah etsin. Kiralık adayla siyaset olmaz. Organ nakli yapar gibi aday transfer ederek siyaset yapılmaz. Dokuları uyuşmayan organlar bünyeye uyum sağlayamaz. İlkeleri ayaklar altına alarak siyaset yapılmaz. Bu CHP Genel Müdürü 2011 seçimleri öncesinde gitti Bursa’da bir yerel televizyon kanalında konuştu. Ankara, ne dedi biliyor musunuz? Yüzde 40 oy alamazsam, ben de, arkadaşlarım da bırakır gideriz, hadi bize eyvallah; bunu söyledi. Yüzde 40 alamazsak istifa ederim dedi. Peki ne aldı? Yüzde 26. İstifa etti mi? Ya bu adam akşam başka, sabah başka. Bunda yalan var, takiye var, iftira var, her numara var bunda. Fakat bir tane doğru lafı var, ne diyor biliyor musunuz? Yalancıdan başbakan olmaz diyor, çok doğru, el Hakk doğru. Yalancıdan başbakan olmuyor, onun için de Kılıçdaroğlu bu ülkede 5 yıldır Genel Başkan, üç seçime girdi hala nal topluyor, nal. Şimdi de dördüncü seçimini kaybedecek.

MHP Genel Başkanı 15 yıldır Genel Başkan. Bildiğim kadarıyla 7 seçim kaybetti, 8. seçimi de kaybedecek. Ama bırakmaz, niye? Koltuk sıcak, bırakmaz.

Bak ben diyorum ki, eğer bu seçimden birinci parti olarak çıkmazsam veya biz birinci parti olmazsak Genel Başkanlığı bırakmaya hazırım diyorum, öyle, başarısızsan bırakacaksın. Kılıçdaroğlu, gel sen de bırak diyorum, bırakamaz. Ya istiyorum ki CHP’yi kurtaralım. CHP’yi böyle bir başarısızdan kurtaralım. Çünkü demokrasi güç kazansın bunu istiyorum. Karşınızda güçlü bir muhalefet olmazsa demokrasi güç kazanmaz. Bahçeli’ye aynı şeyi söylüyorum, hiç umurunda değil, o zaten şu anda nostaljik olarak siyaseti yapıyor. Aslında bunların tabii partinin başında olması bizim işimize gelir, böyle içler acısı bir muhalefet varken biz daha çok seçimler kazanırız evvel Allah.

Kardeşlerim, bakın buraya az önce de söyledim Hatay’dan geliyorum. Hatay’da da CHP yine kendi içinden bir aday çıkaramadı. Bizim AK Parti’den aday yapmadığımız şahsı aday yaptı, Çorum’da da aynı.

Evvel Allah. Biz rükuda eğiliriz, başka hiçbir türlü eğilmeyiz.

Bakınız Kılıçdaroğlu’nun yolsuzluklar hakkında klasör hazırladığını söylediği şahsı Partiden ihraç ettiler. Partiden yolsuzluk sebebiyle ihraç ettikleri kişiyi gitti İstanbul’a Büyükşehir Belediye başkan adayı yaptı.

Kardeşlerim, ya bir tane adam bulamadın mı ya, hiç mi doğru dürüst bir adam yok bu CHP’nin içinde, ona mı kaldın? Aynı şey de Ankara’da işte. Kardeşlerim, bu Kılıçdaroğlu bir garip. İstanbul’dan biliyorsunuz geçen seçimde o Belediye başkan adayı olmuştu. Gitti ikametini Kağıthane’ye aldı. Ve sordular kendisine, Sayın Kılıçdaroğlu nerede oturuyorsunuz? Verdiği cevap, Kağıttepe’de oturuyorum. Ve öyle bir gelişme de oldu ki, seçimlerde kendine bile oy veremedi Kılıçdaroğlu. Her zaman diyorum ya, inanın 3 koyun verin, 5 koyun verin kaybedip gelir. Ya bunlar bizim SSK’yı batırdılar ya, SSK’yı batırdı.

Ah onun Genel Müdür olduğu zamanlarda ah hanım kardeşim; hastanelerde çektiğimiz çile neydi? Rezaletti değil mi? Tedavi olmaya gittiğimiz zaman sabah şafakta gidiyorsun, sana bir numara veriyorlar, o gün belki muayene oluyorsun, belki olamıyorsun, ertesi gün de gel diyorlardı, hep yaşadık bunları. Hastanenin eczanesine iniyorsun ilaçların yarısı var, yarısı yok, bunları yaşadık mı? Kimdi? Kılıçdaroğlu. Ya Kılıçdaroğlu, sen busun ya. Sen bize böyle kalkıp iftiralarla, yolsuzluk şu-bu, bunlarla falan milleti kandıramazsın. Kardeşlerim, şimdi benim vatandaşım, Ankaralı hemşerim istediği hastaneye gidiyor mu? İstediği eczaneden ilacını alıyor mu? Artık ayrım yok, istediğin hastaneye gidersin. Neden? Çünkü biz insanımızı seviyoruz, biz önce insan dedik, sonra devlet. Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Önce insan, bu bizim için çok önemli.

Kardeşlerim, yıllarca mütedeyyin insanlarla, dini değerlerle, bizim kutsal değerlerimizle alay eden, onları tahkir eden, yasaklayan CHP gitti örgütle, örgütle, yani Pensilvanya’daki zatın bir tane ceketi varmış, bir tane ceketi varmış. Ya bu ne ceket be. Cekete CHP giriyor, MHP giriyor, ananaslar giriyor, rafineriler giriyor, milyarlarca dolarlar giriyor, Allah Allah bu ne tek ceket ya, anlamak mümkün değil.

Kardeşlerim, bakınız devletimizin, ülkemizin milli güvenliğini tehdit eden tüm unsurlara karşı gerekli tedbirleri almak bizim görevimizdir. Şu anda hain bir terör örgütü var. Bu bir terör örgütü. Buna karşı gerekli tedbirleri almak bizim görevimiz. Bu Pensilvanya kasetle CHP’nin Genel Başkanını indirdi, Baykal’ı. Baykal hala başka yerlerde arıyor, ne başka yerde arıyorsun ya, işte adres belli. Ve bu Genel Müdürü de kasetle getirdiler. İşte şimdi o kasetlerin bedeli ödeniyor. Bunlar şantajcı, bunların veri depoları var, her an her yerden bir şeyler çıkarırlar. Ve bunlar evlerin çevrelerinde de örgütlemişler, oralarda evler kiralayıp oralardan da dinleyebilirler, gözetleyebilirler, böyle hain bir örgüt bunlar. Bir Başbakanı mahkeme kararı dahi olsa dinleyemezsin, Cumhurbaşkanını dinleyemezsin, Genelkurmay Başkanını dinleyemezsin, bakanları dinleyemezsin. Ama bu zalimler dinler, bu hainler dinler, bunlar Haşhaşi. Bazıları diyor ki; ya Başbakanım, Haşhaşi ağır olmuyor mu? Haşhaşi bunların yanında elleri öpülür elleri. Çünkü teknoloji o kadar ileri değildi o zaman. Bunlarda her numara var. Bildiklerimi anlatamıyorum, ağlarım ağlatamam. Dili yok gönlümün, ondan ne kadar bizarım. Ah kardeşlerim, ah kardeşlerim. CHP Pensilvanya’ya diyet borcu ödüyor. Bu ittifaktan hiç kimseye hayır çıkmaz. Bu ittifaktan Türkiye’ye hayır çıkmaz, bu ittifaktan Ankara’ya hayır çıkmaz. Bu ittifak şer ittifakıdır. Ankara bu ittifakı 30 Mart’ta bozar. Ankara; CHP, MHP, BDP, Pensilvanya ittifakını bozacak mısın? Bozacak mısın? Bunların şimdi ablaları varmış, kapıları dolaşıyormuş, size de geliyorlar mı? Geldiler mi? Ne yaptınız? Kovaladın, ya bir çay ikram etseydin ya, kovaladın. Ya millet her şeyi görüyor artık. Ben yaşlı ninenin bunların o bir tane gazetesi var, onun ne olduğunu öğrenince nasıl yere attığını görünce, ah dedim be 80 yaşındaki ninede bile keramet var, anlıyor. 30 Mart’ta bunlara sandıkta dersini verecek misiniz? Ama bakın bir hafta kaldı, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Durmak yok… Onların ablaları varsa, bizim ablalarımız da burada. Onların da abileri varmış, bizim abilerimiz de burada, gençlerimiz burada.

Kardeşlerim, ne yaparlarsa yapsınlar, bunun bedelini ödeyecekler, er veya geç ödeyecekler. Şimdi soruyorum, 30 Mart’ta bir kez daha istiklal mücadelesine var mısın Ankara? Allah sizlerden razı olsun. Demokrasiye sahip çıkıyor musun Ankara? İstiklaline sahip çıkıyor musun Ankara? İradene sahip çıkıyor musun Ankara? 30 Mart’ta mührü AK Parti’ye vuruyor musun Ankara? Maşallah. Ankara’da manzara belli, Ankara Partisine sahip çıkıyor, Ankara Başbakanına sahip çıkıyor. Ankara 30 Mart akşamı inşallah bir kez daha Ankara Kalesine zafer sancağını dikiyor.

Kardeşlerim, hani bizim televizyonda bayrak reklamı vardı, nasıl buldunuz? Beğendiniz mi? O kadar.

Kardeşlerim, sadece Ankara’da değil Ankara’nın tüm ilçelerinde AK Partili belediye başkanlarına yetki vermenizi sizlerden istiyorum. Özellikle belki bu biraz garip de kaçacak ama, ben bir Keçiörenliyim, Keçiören’de oturuyorum, tabii Keçiören benim şu anda ilçem; burada yeniden AK Parti diyor muyuz? Ama durmak yok. Bugün biz aynı zamanda bir Keçiören mitingi yapmış oluyoruz. Etimesgut, Gölbaşı; AK Parti diyor muyuz? Yenimahalle, Kızılcahamam, Kalecik, Ayaş; AK Parti diyor muyuz? Sincan, Mamak, Altındağ, Güdül, Çubuk; yeniden AK Parti diyor muyuz? Pursaklar, Polatlı, AK parti diyor muyuz? 30 Mart’ta bütün ilçelerden müjde bekliyorum. Ankara’nın bu CHP’ye, bu MHP’ye, bu Pensilvanya’ya 30 Mart’ta çok büyük bir ders vermesini bekliyorum.

Kardeşlerim, şunu unutmayın, ulaştığınız herkese bunu özellikle anlatmanızı istiyorum; 30 Mart’ta biz sadece belediye başkanı, meclis üyesi, muhtar seçmeyeceğiz. 30 Mart’ta Türkiye’nin geleceği adına çok kritik bir karar vereceğiz. Ya eski Türkiye diyecek ya da yeni Türkiye diyeceğiz.

Eski Türkiye’yi unutmayın sevgili Ankaralılar. Eski Türkiye, kendisine dahi hayrı dokunmayan bir Türkiye’ydi. Şu anda Ankara, bırakın Van’a, bırakın Edirne’ye ulaşmayı, yanı başında Kırıkkale’ye, Çankırı’ya, Çorum’a, Bolu’ya, Eskişehir’e dahi ulaşamıyordu, öyle mi? Daha yakın zamanda Marmara depreminde Ankara günlerce enkaza ulaşamadı. Eski Türkiye’yi söylüyorum, 80 vilayete ulaşamıyordu, dertlere derman üretemiyordu. Ankara yoksulların elinden tutamıyordu. 12 yılda Ankara’yı öyle bir noktaya taşıdık ki şu anda 80 vilayete ulaşıyor. Kardeşlerim, Ankara artık hizmet üretiyor, eser üretiyor, çözüm üretiyor. 77 milyonu bir ve beraber kucaklıyor.

Kardeşlerim, Rabia.

Tek millet; biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Pomak’ıyla, Roman’ıyla aklınıza ne gelirse, Arap’ıyla hepsini seviyoruz. Ama ben Türk’ü Türk olduğu için değil, Kürt’ü Kürt olduğu için değil, Laz’ı Laz olduğu için değil, Gürcü’yü Gürcü olduğu için değil, Boşnak’ı Boşnak olduğu için değil velhasıl beni yaratan Allah onları da yarattığı için seviyorum; bizim farkımız bu.

Şimdi gençler bir partiye bakıyorsun siyasi Kürtçülük yapıyor, MHP’ye bakıyorsun siyasi Türkçülük yapıyor, CHP’ye bakıyorsun ben kumsalların partisiyim diyor. Enteresan, enteresan, işte 30 Mart bütün bunların bozulduğu, bu çarkın bozulduğu tarih olacak.

Kardeşlerim ikincisi; tek bayrak. Ne diyor Mithat Cemal rahmetli: Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak…  O kadar. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanı. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin simgesi.

Üç; tek vatan. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Batıda ne varsa doğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de olacak. Yani, ayrım olmayacak. Bakın kardeşlerim, 15 yıl önce denseydi ki Iğdır’a havaalanı olacak, Şırnak’a havaalanı olacak, Ağrı’ya, Kars’a havaalanı olacak, inanır mıydınız? Ama şimdi hepsinde havaalanı var. Niye? Bizim zihniyetimiz bu. Göreve geldiğimizde 26 havaalanı vardı, şimdi 52 havaalanı var, 52, devam ediyor daha. Kardeşlerim, işte Türkiye’nin Başkentini düşünün. Biz göreve geldiğimizde şu Ankara’nın doğru dürüst bir havalimanı var mıydı? Adeta bir gecekonduydu. Gecekondularda yaşayan kardeşlerim gücenmesin. Onun için biz işte TOKİ’yle bak Kuzey Ankara yolundaki o binaları inşa ettik. Ankara’ya yakışan neyse, halkımıza yakışan neyse bunu yapalım dedik.

Kardeşlerim, bunlar yalan yanlış her şeyi söyler. Kılıçdaroğlu her türlü yalanı söyler, iftirayı söyler, onun yolunda gidenler de aynı şeyi söyler. Ama ben CHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, MHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum; Ankara gibi bir başkente bu havalimanını kazandıran iktidar AK Parti iktidarı. Havaalanından Turgut Özal Bulvarına giriyorsunuz, modern bir şekilde Ankara merkeze geliyorsunuz. Bu bulvarı kazandıran AK Parti iktidarı ve Melih Gökçek. Kardeşlerim, bunları görmeyecek miyiz, bu hizmetleri görmeyecek miyiz? Bizler kuru kuruya ideolojiye mi oy vereceğiz, hizmete mi oy vereceğiz?

Kardeşlerim, yeni Türkiye bu işte. Yeni Türkiye’yi biz böyle inşa ediyoruz. Kardeşlerim, 23 Nisan 1920 ruhuna sahip olmak budur. 77 milyonun kardeş olduğu Türkiye. Onun için işte bir şey söylüyorum ben, o da şu: Kardeşlerim, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Ben 30 Mart’ta tüm halkımın yeni Türkiye diyeceğine gönülden inanıyorum.

Kardeşlerim, Ankara Türkiye üzerine emeli olanlara, Türkiye üzerinde ameliyat yapmak isteyenlere, Türkiye’yi yavaşlatmak isteyenlere dur diyecek inşallah bir kez daha 30 Mart’ta. Hacı Bayram Veli’nin mirasına sizler sahip çıkacaksınız. İstiklal ruhunu sizler geleceğe taşıyacaksınız, ben size inanıyorum, size güveniyorum.

Değerli kardeşlerim, 25 Mayıs 2011 tarihinde bir basın toplantısı düzenleyerek Ankara’nın 2023 hedef projelerini kamuoyuna açıklamıştık. Demiştim ki, Ankara bir savunma sanayi kenti olacak, bu adımlarımızı atmaya başladık. Ve bu önemli merkezden atılan adımlarda neler yapıyoruz? Bakınız kardeşlerim, savunma sanayinde tarihte eşi görülmemiş bir atılım gerçekleşti. Altay adını verdiğimiz ana muharebe tankı projesiyle artık kendi tankımızı yapıyoruz. Atak adını verdiğimiz taarruz helikopterini artık inşa ediyoruz, yapıyoruz. Anka adını verdiğimiz insansız hava araçlarını artık kendimiz üretiyoruz. İlk milli uçağımızı, Hürkuş’u yaptık, bu sene havalandı. Milli savaş uçağımızın ilk kavramsal tasarımlarını da tamamladık, inşallah 2023’e kadar kendi milli savaş uçağımızı da yapacağız. Kirpi adını verdiğimiz Kara Kuvvetlerimizin zırhlı araçlarını üretmeye başladık. Seyir füzelerini, tanksavar füzelerini, güdümlü roketleri artık kendi teknolojimizle üretiyoruz velhasıl. MİLGEM, gemimizi ürettik 2 tane, şu anda bir tanesi Afrika yolunda, Afrika’yı dolaşıyor 4 tane gemi birlikte.

Kardeşlerim, ilk milli gözlem uydumuz Göktürk-2’yi uzaya fırlattık. Göktürk-1 inşallah seneye o da uzaya gidecek.

Askerlerimizin eline artık kendi tüfeğimizi, milli bir piyade tüfeğini veriyoruz. Bütün bunlarla beraber hamd olsun artık kendi kendimize yeter hale geldik. Şimdi Ankara’da radar ve elektronik harp merkezimizin inşası devam ediyor, seneye faaliyete geçecek, bu adımları da attık.

Kardeşlerim, dünyadaki en büyük 100 savunma sanayi firması içinde Türkiye’den Ankara merkezli iki firma Aselsan ve TAİ bulunuyor. Buraya geldik, nereden nereye geldik. Ya biz gelmeden önce bunların hiçbirisi yoktu değerli kardeşlerim, hepsi ithaldi, ithal. Siz savunma sanayinde bir yerlere bağlı olursanız bağımsızlık mücadelesini nasıl vereceksiniz, işte bunları biz hallettik. 

Kardeşlerim, şurada 12 yıl içerisinde bizim Ankara’da yaptığımız yatırım ne biliyor musunuz? Duydunuz mu, söylediler mi? Ben söyleyeyim sizlere. Kardeşlerim, 46 katrilyon, 46 katrilyon Ankara’ya yatırım yaptık, sadece Ankara, sadece Ankara. Yılda ne demek biliyor musunuz bu? 4 katrilyon. Kardeşlerim, Belediyenin yaptıklarını saymıyorum, sadece Merkezi Yönetim olarak.

Bakınız Ankara’da bir sağlık kampüsü, iki tane dedim şehir hastanesi kuracağız Ankara’ya. Temelleri attık mı? Birisi malum Etlik’te, birisi de Bilkent’te. Temeli attık, artık yavaş yavaş yükseliyorlar. Kardeşlerim, buralarda yok yok, girildiği zaman bu hastanelerimizin içinde inşallah şifa kaynağı olacak. Ne dedik? Bir stadyum sözü verdik, 42 bin seyirci kapasiteli bir stadyum, bunun çalışmaları başladı, arazi tahsis işlemleri tamam. Diğer çalışmaların tamamlanmasının ardından hemen inşasına başlıyoruz. Kentsel dönüşüm dedik, Altındağ’da, Pursaklar’da, Eryaman’da, Gölbaşı’nda, Sincan’da, Kuzey Kent Girişi Protokol Yolunda, Mamak’ta, Çiftlik’te, Yapracık’ta, Kuyupınar’da toplam 72 bin 408 konut inşa ettik Ankara’da. Niçin? Gecekondu sorununu büyük ölçüde çözmek için. İnşallah Ankara’mızı çok daha iyi bir noktaya getireceğiz.

Kardeşlerim, Ankara’ya bu yakışır. Geliyorum yüksek hızlı trene. Ankara’mızın yüksek hızlı treni var mı? Ankara-Eskişehir Yüksek Hızlı Tren Hattını 2009 yılında işletmeye aldık. Türkiye’yi Ankara’yla birlikte dünyada az sayıda ülkenin yer aldığı yüksek hızlı tren işletmecisi ülkeler ligine yükselttik. Yunus Emre ile Hacı Bayram’ı yüksek hızlı trenle buluşturduk. Türk mühendislerinin, Türk yüklenicilerinin inşa ettiği, kendi öz kaynağımızla Ankara-Konya yüksek hızlı treni yaptık mı? Şu anda sabah git, akşam gel, öyle mi? Konfor yerinde, her şey rahat. Bu hatla Hacı Bayram Veli Hazretleriyle Mevlana’yı buluşturduk. Kardeşlerim, İstanbul-Ankara şu anda yüksek hızlı trenle ilgili test ve sertifikasyon çalışmaları sürüyor. Ankara-İzmir, Ankara-Sivas, Erzincan, Bursa, Konya, Karaman yüksek hızlı ve hızlı tren projeleriyle ülke nüfusumuzun yarısını barındıran 17 ilimizi Ankara merkezli olarak bu güzel hizmetle buluşturuyoruz.

Kardeşlerim, tabii bir şeye daha ihtiyaç var, yüksek hızlı tren garına ihtiyaç var. Ankara’da mevcut gar kompleksi içerisine, oradaki tarihi dokuyu muhafaza ederek günde 50 bin yolcu kapasiteli bir yüksek hızlı tren garı yapıyoruz. Avrupa’nın en büyüğü olacak bu garı bir sosyal yaşam merkezi konseptinde tasarladık, ihale süreçleri tamamlandı, yakında inşaatına başlıyoruz.

Değerli kardeşlerim, burada tabii sizlerle bir şeyi daha paylaşmak istiyorum; ben Belediye Başkanlığından geldim, İstanbul. Ya bu CHP büyükşehir belediyelerine karşı çıktı, bunu biliyorsunuz değil mi? Bunu biliyorsunuz değil mi? Bunlara sorsan, bunlar olur mu canım, Büyükşehir Belediyesi Çubuk’a nasıl hizmet götürecek, Şereflikoçhisar’a nasıl hizmet götürecek, Bala’ya nasıl hizmet götürecek, bunu söylerler ya. Çünkü belediyeciliği bilmiyorlar, karşı çıktılar. Anayasa Mahkemesine götürdüler, ama başarılı olamadılar. Belediyecilik bizim işimiz. Bak Ankara’nın Büyükşehir Belediye Başkanı 94’te ben İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı oldum, Melih Bey de Ankara’ya. O günden bugüne hala buradaki ilçelere Büyükşehre dahil olmadıkları halde buradan hizmet veriyor. Niye? Bu bir dert ya, bu bir aşk ya, bu bir sevda ya. Sevdanız varsa bunları yaparsınız, aşkınız varsa bunları yaparsınız. Kardeşlerim, aşk yoksa, sevda yoksa bunlar olmaz. Bakın şimdi banliyö tren hatlarını Başkentray olarak her şeyiyle yeniliyoruz. 4 ve 6 hatlı metro standardında istasyonları olan metrolarla entegre değerli kardeşlerim başkent ray sisteminin birinci etabını tamamladık. Şimdi diğer etaplar çalışılıyor. Ankara’yı bir demiryolu endüstri merkezi haline getirmek için yerli-yabancı yatırımcı ortaklığıyla metro araçları üreten bir fabrika kurduk, yakında üretime başlıyor. Ankara-Karadeniz mevcut demiryolu bağlantısını modernize ediyoruz. Ankara’da devam eden demiryolu projelerinin bedeli 3 katrilyon. Kardeşlerim, 12 Şubat’ta Batıkent-Sincan metrosunun açılışını yaptık mı? 13 Mart’ta Kızılay-Çayyolu metrosunun açılışını yaptık mı? Geride kaldı Keçiören-Tandoğan metrosu. Onun inşaatı süratle devam ediyor, inşallah bu yıl sonuna kadar Keçiören-Tandoğan metrosunu da tamamlayacak, önce test sürüşlerini başlatacak, ardından da hemşerilerimizin hizmetine sunacağız. Böylece söz verdiğimiz üç metro hattını da Büyükşehir Belediyemizle ve Ulaştırma Bakanlığımızın gayretiyle Ankara’mıza kazandırmış olacağız.

Bu projeleri sonuçlandık diye tamam demiyoruz, yeni projeler, yeni çalışmalar içindeyiz. Şimdi gündemimizde Kızılay’dan Esenboğa Havalimanına giden Ulus’un, Siteler’in, Kuzey Ankara Projesinin, Pursaklar’ın, Saray Fuar Alanının da güzergahında bulunduğu 29 kilometre uzunluğundaki metro hattı projesi var. İnşallah bu projeyi de biz hayata geçireceğiz.

Kardeşlerim, bu CHP’nin Ankara’ya verebileceği bir şey yok. Oyuna gelmeyelim. El ele verelim. Kardeşlerim, bölünmüş yollarla Ankara’yı güçlendiren biz olduk, otoyollarla güçlendiren biz olduk. Bütün yapılanlar ortada. Diyorum ki; Başkentimizi aman ha istismarcılara kaptırmayalım.

Kardeşlerim, bütün parklarıyla, bahçeleriyle, güzellikleriyle, hele hele şimdi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımızın o dev bir kanal dediği, Kanal İstanbul da bir çılgın proje, şimdi de Ankara’da bir çılgın proje, adeta İstanbul Boğazının bir benzerini sanal olarak burada inşallah hayata geçirmenin adımı atılacak. Bunun da Ankara’mıza ben hayırlı olmasını diliyorum.

Kardeşlerim, tabii bütün bu yatırımlarla beraber Ankara her geçen gün daha güzel oluyor. Şimdi 7 gün, 7 gün, bir daha bunun sözünü verelim mi? Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Sandıklara sahip çıkmaya var mıyız? Hepiniz müşahit kartlarınızı ilçelerinizden alınız, sandıklarınıza sahip çıkınız. Abiler, siz de sahip çıkınız.

Bir de ben sizden bir ricada bulunacağım; bunların dershanelerinde çocuklarınız varsa alın, alın. Milli Eğitim Bakanlığı olarak Cumartesi-Pazar günlerinde takviye kursları vereceğiz biz ücretsiz olarak. Bunların okullarından da çocuklarınızı alınız, devletin okulları bize yeter. Sakın ha bunların gazetelerini, bunların yandaş gazetelerini de okumayınız, okumayınız. Gazete mi yok ya, gazete mi yok. Sabah akşam bu ülkede Başbakanına küfreden, bakanlarına küfreden, bu kadar hizmetleri görmeyen insanlara ah ah… Artık ben bunlara verilen destekleri konuşmak istemiyorum, sadece yazıklar olsun diyorum, yazıklar olsun diyorum. Ama şunu unutmayın, kişi sevdikleriyle beraber haşrolunacaktır. Pensilvanya, sen de Kılıçdaroğlu’yla beraber haşrolunacaksın, onunla beraber. Çünkü bu attığınız iftiralar, sen hangi yüzle, hangi yüzle Tayyip Erdoğan’a hain diyecek cüreti kendinde buluyorsun, hangi yüzle? Önce haddini bileceksin, haddini. Eğer sende zerre kadar onur varsa, dürüstsen, samimiysen, bu ülkeden 99’da kaçıp gittin, dön Türkiye’ye gel. İnzivaya çekildim diyor, Pensilvanya inziva yeri mi ya. Bak Hacı Bayramı Veli Ankara’da inzivaya çekildi, sen de Ankara’da çekilseydin, Bursa’da çekilseydin, Kayseri’de, Konya’da çekilseydin, memleketin Erzurum’da çekilseydin. Bunları istemedin, Mekke’de çekilseydin, Medine’de çekilseydin. Pensilvanya’da inziva, geç o işi geç. Ah kardeşlerim, bunlarda her yol var, her yol var. Ama uyanık olacağız. Müslüman bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz.

Kardeşlerim, “ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendin bilmezsen, ya nice okumaktır.” Efendim, bu ilim erbabı, biz çok ilim erbaplarını gördük. Meleklerin içinde de en önemli ilim erbabı vardı, ilim farklı bir şey. İlim olmak, alim olmak, ilim erbabı olmak, ama hepsinden öte arif olmak; budur aslolan. Benim kızlarımın çektiği çileleri biliyorum. Benim kızlarım bu ülkede başörtülü olarak okuyamadı, çocuklarım katsayıdan dolayı okuyamadı. Pensilvanya’daki zat kalktı dedi ki; başörtülerinizi çıkarın, başörtüsü füruattandır. Ama sen 28 Şubat öncesinde böyle söylemiyordun. 28 Şubat’ta ödüller yağdırmaya başladın. Bunları biliyoruz. Şimdi bizim bu kızlarımız çile çektiler 15 yıl. Şimdi artık başörtülü olarak da okuyabiliyor mu? Üniversiteye gidebiliyor mu? Katsayı sorunu var mı? Ayrımcılık var mı? Başı açık-başı örtülü yan yana okuyor mu? Birlik bu, normalleşme bu, kardeşlik bu. Ne çile çektirdiniz be, ne çile çektirdiniz be, ama tutmadı, bozuldu bu oyun. İnşallah el ele vereceğiz, imam hatipler, meslek liseleri el ele, omuz omuza inşallah. Şuraya bak düz liselerde Kur’an-ı Kerim okunabiliyor, Peygamberimizin hayatı okunabiliyor. Pensilvanya’daki zat bunlar mı seni rahatsız etti? İmam hatiplerin açılması mı seni rahatsız etti? Nasıl verecen sen bunların hesabını, nasıl verecen bunların hesabını? Onun için CHP’yi destekleyen bu Pensilvanya’ya 30 Mart’ta hesabı siz soracaksınız, siz soracaksınız.

Ankara’nın asırlık rüyası Gerede, inşallah 2050 yılına kadar Ankara içme suyu sıkıntısını çözüyor.

Ankara’da eğer Kredi Yurtlar’da yer yoksa müracaatınızı yapın, sizi sosyal tesislerimize alacaklar, ben yine onlara talimatı veririm, sosyal tesislerde yer yoksa sizleri ayrıca gerekirse otellerde misafir edeceğiz, tamam? Çünkü biz sizi bu insafsızların elinden kurtaracağız. Bütün bunların dışındaki vakıflara da çağrı yaptım, onlar da sizlere kapılarını açacaklar, hiç endişeniz olmasın. Hemen şurada isimlerinizi falan yazdırın, arkadaşlarım bunu takip etsinler.

Kardeşlerim, şimdi hazır mıyız? Hazır mıyız? Şu coşkunuz yeter, şu ihtişamınız yeter.

Melih Gökçek kardeşimle bu dönem yola devam mı? Bir hafta gece-gündüz çalışmaya devam mı? Durmak yok…

Kardeşlerim, hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Ankara’yı hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.

Şimdi bir hafta. Ama sizden benim bir ricam daha var. Ne yapacaksınız biliyor musunuz? Şimdi kiminle görüşüyorsanız, AK Parti’ye gönül vermeyen kimlerle görüşüyorsanız akrabanız, komşunuz, yakınınız, dostunuz, onlara bildiklerinizi anlatın. Olsun, bize düşen görev anlatmaktır, biz anlatırız, gerisi Allah kerim. İlla Pensilvanya’daki zat 100 kişiyi ikna edin, böyle bir şey yok. Hüküm var, nedir o hüküm? Bizim görevimiz ikna etmek değil, bizim görevimiz sadece doğruları tebliğdir, biz anlatırız. Kalplerin sahibi Allah’tır. Biz bu yola böyle çıktık, Partimizi kurduk, 16 ay sonra iktidar olduk, o gün bugündür iktidardayız.

Şimdi ilçelerimizi alalım bakalım.

Bakın şimdi bana göre solumda Keçiören, arka solda Yenimahalle. Şimdi bakın özellikle oturmuş olduğum şu Keçiören’de ona göre sizden özel gayret bekliyorum. Yenimahalle’de özel gayret bekliyorum. Tüm ilçelerimiz, 25 ilçede devrim bekliyorum. Bizim iki tane de hanım belediye başkan adayımız var biliyorsunuz. Kalecik’i bu sefer hallediyoruz, inşallah. Güdül’ü de hallediyoruz. İnşallah bir sinyal, işaret veriyoruz. Sandıkları AK Parti’nin oylarıyla inşallah aydınlatacağız.

Şöyle bir yarım hilal yapalım. Hani futbolcular maçta şöyle kendi aralarında bir akitleşirler ya maçı almak için, şimdi biz de burada bir akitleşeceğiz. 25 ilçe, 1 de Büyükşehir; almaya var mıyız? Var mıyız? Maşallah, barekallah. Gümbür gümbür geliyoruz Allah’ın izniyle, çok çalışacağız, durmak yok. Uzun ince bir yoldayız… O kadar, gideceğiz gündüz gece.

Haydi bakalım.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.