Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Istanbul - Eyüp Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Kardeşlerim, bugün Kartal’dan başladık, Maltepe, Ataşehir, Sarıyer, şimdi Eyüpsultan’da dua makamındayız ve noktayı koyuyoruz.

Artık saatler kaldı, öyle mi? Yarın bu saatlerde sandıklar açılmaya başlanacak. Ama bir değişikliğimiz olacak, İsmail kardeşimiz kendi özel işleri vesaire sebebiyle izin istedi ve biz de peki dedik, Remzi kardeşimizle inşallah burada yola devam edeceğiz.

Kardeşlerim, birçok yerleri tabi dolaşarak geldik ve şöyle bir sesimizde kısıklık filan oldu. Tabi Kayseri’den, Konya’dan kardeşlerimiz dediler ki, Başbakanım, ne olur buraya gelmeyin. Peki dedim. Konya’da Davutoğlu kardeşim 200 bin kişiye hitap etti, Kayseri’de Taner Yıldız kardeşim 150 bin kişiye hitap etti. Meydanlar gümbür gümbür geliyor, fakat İstanbul bir başka geliyor.

Bak İstanbul’da CHP bir miting yapamadı. Ne yapıyor? İlçe mitingi yapıyor. Kılıçdaroğlu, bir de İstanbul meydan mitingi yapsaydın ya. Bak, biz senin için Yenikapı Meydanı’nı düzenledik ya, Yenikapı Meydanı’nda bir miting yapsaydın ya, sana yakışırdı ya; ama yapmadı. Geldi Gaziosmanpaşa’da, bugün de Kadıköy’de bir miting yapıyormuş. Onun Kadıköy’de yaptığı mitingi biz Kartal’da başladık gümbür gümbür, Maltepe’ye geldik, gümbür gümbür, arkadan Ataşehir’e geldik, gümbür gümbür. Kardeşlerim, onun bir ilçede yaptığını biz ayrı ayrı 3 tane ilçede sadece Anadolu Yakası’nda yaptık.

Şimdi Eyüpsultan bir başka. Fakat ben istiyorum ki, bu seçimin bir özelliği var. Nedir o? Eyüpsultan’da açık ara biz bu seçimleri almamız lazım, açık ara. Niye? Çünkü sizin burada atacağınız fark Türkiye’deki farkı etkileyecek, çok önemli. İstanbul Büyükşehir’de alacağımız oy Türkiye’yi etkileyecek, bu bakımdan çok önemli. Şimdi biz basit bir belediye seçimi yapmıyoruz, biz adeta bir genel seçim yapıyoruz, genel; o bakımdan çok önemli.

 Kardeşlerim, bakınız, dikkat ederseniz bazı şeyler değişti, CHP, MHP, diğerleri, hiç akla gelmez ittifaklarla, yani CHP MHP’yle bir araya gelecek, BDP’yle bir araya gelecek, Saadet’le bir araya gelecek, bunlar hiç akla gelmez şeyler; ya şimdi hepsi bir araya geldi. Niye biliyor musunuz? AK Parti’yi nasıl deviririz. Ya AK Parti’yi devirmek sizin elinizde değil ki, o milletin elinde; bunun kararını halk verir, Hakk verir. Fakat, bunlar halka inanmıyor ki.

Bak, ne diyor son günlerde Kılıçdaroğlu, ne diyor? 2,5 milyon genç oy kullanacak diyor; doğru. Fakat arkadan bir şey daha söylüyor, 2,5 milyon genç nereye oy vereceğini biliyor diyor. Nereye oy verecekmiş? Mustafa Kemal’in partisine oy verecekmiş? Kardeşlerim, ya Mustafa Kemal hayatta olsa zaten Kılıçdaroğlu’nu kapısından içeri sokmaz. Niye? Çünkü bu kafa kardeşlerim, Mustafa Kemal ölünce Türk Lirası’nın üzerinden parayı çıkardı, oraya İnönü’nün resmini koydu, devlet dairelerinden posterini indirdi, İnönü’nün posterini koydu, posta pullarından kaldırdı, İnönü’nün resmini koydu; bunlar bu.

Peki, AK Parti kimin partisi? Biz şunun, bunun partisi değiliz, biz milletin partisiyiz, milletin. Bu partiyi millet kurdu, rotasını millet çizdi, o istikamette diyoruz.

Kardeşlerim, her yer şu anda tabi cıvıl cıvıl. Ben tabi doğma-büyüme Kasımpaşalıyım, aslen Rizeliyim. Fakat şu anda Kasımpaşa’da da Kızılay Meydan’ında ekranı kurmuşlar, orada da bizi izliyorlar. Şimdi Eyüpsultan’dan oraya bir selam vermek yakışır değil mi? Ben şu anda Eyüpsultan’dan Kızılay Meydanı’ndaki tüm mahalleli hemşerilerime, Kasımpaşalı dostlarıma selamlar, sevgiler, saygılar gönderiyorum.

Kardeşlerim, şimdi bu CHP’den bu memlekete bir şey olmaz, hiçbir fayda gelmez. Bunlar tek partili dönemde bu ülkeyi batırdılar, çok partili dönemde -Allah rahmet etsin- Menderes’in hizmetlerine tahammül edemediler, çünkü bunlar yıkmak için geldiler, yapmak için değil.

Kardeşlerim, bakınız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını ben kimden aldım? CHP Belediyesinden aldım; öyle mi? O zaman ne vardı? İSKİ yolsuzlukları vardı, hatırlayın, İSKİ. Hatırlayın, susuzluk vardı, çöp dağları vardı, hava kirliliği vardı, değerli kardeşlerim, kanalizasyonlar sokaklarda, caddelerde akıyordu. Değerli kardeşlerim, biz geldik ne oldu? 2 yılda çöp dağlarını kaldırdık mı? 180 kilometre Istranca Dağları’ndan biz İstanbul’a suyu getirdik mi? O gün bugündür susuzluk var mı? Hava kirliliğini kaldırdık mı? Eyüpsultan’da şu anda doğalgazımız var mı? Kim getirdi?  Kardeşlerim, biz size sevdalıyız ya, biz dertliyiz dertli.

Kardeşlerim, derdimiz şu: Bakınız bunlarda dürüstlük yok, bunlarda yalan çok, bunlarda takiye çok, bunlarda iftira çok, bu Kılıçdaroğlu, zaten Bahçeli’yle ikisinin de söylemi birbirinin aynıdır.

Bana bir iftira daha attı, bunun iftirana cevap vermek, tabi yetiştirmek zor, çünkü akşam başka, sabah başka.

Kardeşlerim, dedi ki benim için, İsviçre bankalarında 13 tane hesabı var, aileme, hepsine iftiralar. Ta Siirt’te dedim ki, eğer dürüstsen, eğer namusluysan, eğer karakterin düzgünse, eğer sen adamsan, avukatına yetki var, ben de vereyim, hesapları da ver, gitsinler İsviçre’ye, hemen o hesaplardan paraları çeksinler, sen züğürt Kemal’sin ya, bu paraları sana vereceğiz.  Bakın, o gün bugündür hala bir cevap yok.

Kardeşlerim, bu CHP’ye gönül veren kardeşlerim; ya nasıl oluyor da böyle yalancı birisinin arkasından gidiyorsunuz ya? Siyaset dürüst yapılır, namuslu yapılır, namusun dışına taşarsa millet onlara destek vermez; işte vermiyor.

Kardeşlerim, şimdi bir de yanlarına Pensilvanya diye bir yeri aldılar, bunlar da tamamen dini istismar ediyorlar. Bu Pensilvanya 28 Şubat öncesinde bir başkasıydı, 28 Şubat ve sonrasında bir başka. 28 Şubat öncesinde başörtü meselesini itikadi bir mesele olarak görüyordu, elhak, doğruydu. Ama 28 Şubat’ta dediler ki, sakın ha. Ve ne oldu? Bu sefer değişti, füruattandır dedi ve üniversiteye giden kızlarımıza başınızı açabilirsiniz dedi. Hatta, o zamanın bazı generallerine ödüller bile gönderdi.

Kardeşlerim,  o gün bugün 15 yıl bu ülkede benim başörtülü kızlarım, başörtülü bacılarım zulüm gördüler mi? İmam hatiplerin orta kısmını kapattılar mı? Meslek liselerini kapattılar mı? Biz hep bunun hüznü içinde olduk, ama sabrettiniz, biz de sabrettik, sonunda hamdolsun imam hatiplerin orta kısmı açıldı mı? Çünkü benim de yavrularım orada okudular, kızlarım da, oğullarım da orada okudular, onlar da bu mağduriyeti yaşadılar. Üniversiteye gidemediler, onun için yurt dışına gönderdik, orada okudular, yani Amerika’da başörtülü okuyorsun, ama burada okuyamıyorsun. Ve ben Amerika’daki başkana bunu söylediğim zaman adam şaşırdı. Ya dedi sizin ülke Müslüman değil mi? Müslüman, ama dedim öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya. Ama sabır dedik, sabrettik, sabrın sonunda selamet. Şimdi başörtülü olarak gidiyor mu? Açıldı mı orta kısımlar? Katsayı kalktı mı? İstediği üniversiteye gidiyor mu? Devlet dairlerinde çalışabiliyor mu? Yarabbi, sana hamdolsun.

Utanmadan, sıkılmadan çıkmış şunu söylüyor bu Kılıçdaroğlu: Başörtüsü sorununu ben çözdüm. Ya senin ne olduğunu zaten bu millet biliyor ya, benim anlatmama gerek yok. Sen neyi nasıl çözersin bunu biliyor, çünkü her türlü yalan bunda var, her türlüsü var.

Fakat ben diyorum ki, yarın sandıkta bu CHP’ye, bu MHP’ye, bu Pensilvanya’ya ve diğerlerine gelin bir Osmanlı tokadı atın. Buna var mıyız?

Ablaları varmış, bizim ablalarımız da var ve bizim ablalarımız onlar gibi değil, onlar iftirayla, onlar yalanla, onlar takiyeyle hareket eder, bizim ablalarımız hakikatle, rahmetle, böyle giderler.

Onların ağabeyleri varmış, bizim ağabeylerimiz de burada. Ama bizim ağabeylerimiz yalana değil, takiyeye değil, iftiraya değil, rahmete, doğru ve hakikate, ne yaptıysak bizimkiler onu anlatır.

Kardeşlerim, bakınız, biz İstanbul’u bu CHP’den aldıktan sonra buralarda yaptıklarımız belli değil mi? Siz Haliç’in kıyısındaki bir ilçesiniz, Haliç’in ne çektiklerin biliyorsunuz değil mi? Haliç’i kim temizledi? Haliç şu anda ne hale geldi; artık balıklar geliyor mu Haliç’e? Kadir Topbaş kardeşimiz ta Boğaz’dan dağları delerek Haliç’e Boğaz’ın suyunu getirdi mi? Şimdi ta Kağıthane’ye Boğaz’ın suyu geliyor, o su hemen Haliç’le bütünleşiyor ve sirküle ediyor. Ve şimdi Haliç ne oldu? Tertemiz. Peki bunların böyle bir derdi var mı?

Bakınız, karşı tarafta Haliç Kongre Merkezinin temelini ben atmıştım, başlamıştım, ama bitirmek Kadir Topbaş kardeşime nasip oldu. Şimdi bakın, İstanbul gibi bir şehirde kongre merkezi yoktu ya, ilk kongre merkezi orası oldu. İktidar olduk, Harbiye’deki kongre merkezini de biz yaptık, 2 tane 3 bin 300 kişilik kongremiz var şimdi. Ya CHP’nin filan böyle bir derdi yok, bunlar yapamaz bu işleri, bunların derdi yok.

İşte şimdi Kadir Bey Taksim-Yenikapı arasında köprüyü yaptı. Şimdi çıkmış İstanbul’daki bunların adayı… Kılıçdaroğlu ona hırsız demişti, yolsuzluk yapıyorsun demişti, bunun için de partiden ihraç etmişti. Ya partiden ihraç ettiği adamı getirdi şimdi İstanbul’a Belediye başkan adayı yaptı. Ya bu nemenem bir iş? Diyorum ya bunlarda takiye var, bunlar dürüst değil, akşam söylediklerini sabah inkar ederler.

Kardeşlerim, bakın çok enteresan işler dönüşüyor, diyor ki, ben gelince, geleceği yok ya, o Haliç’teki köprüyü yıkacakmış. Ya sen neyi yıkıyorsun? Bir defa, sen haddini bil ya. Bir defa, devletin bu tür bir eserini, yapılmış bir eserini nasıl yıkarsın? Bu ülkede hukuk devleti var. Nasıl yaparsın sen bunu bir defa. Hele hele bir de iktidarda biz olacağız, bizim iktidarımızda sen geleceksin orayı yıkacaksın; avucunu yalarsın, avucunu. Neyi yıkıyorsun? 

Şimdi biz bununla kalmıyoruz, bir de biliyorsunuz Belediye Başkanımız yeni bir projeyi daha açıkladı, Unkapanı Köprüsü’nü de kaldırarak o geçişi denizin altına almak. Çünkü biz artık denizin altından yürümeye alıştık. Dedemiz Fatih karadan gemileri yürüttü, biz de denizin altından yürüyoruz.

İkinci tüneli de yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Marmaray’ın biraz güneyinden şu anda çift katlı bir tüp geçit, oradan da otomobiller geçecek, önümüzdeki yıl da onun açılışını yapacağız.

Üçüncü köprüyü de yapıyoruz, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 4 gidiş, 4 geliş, ortasından da tren gidiyor. Kardeşlerim, Türkiye büyük bir devlet, inşallah muasır medeniyetler seviyesinin üstüne Türkiye’yi çıkaracağız. Burası İstanbul, İstanbul’a bu yakışır.

Bakınız kardeşlerim, şu Haliç, Haliç’in çamurunu temizlerken o zaman kiminle görüştüysem dediler ki, bu olmaz. Ne olacak? Dediler ki, burayı bizim doldurmamız lazım. Olur mu demim ya, bu tarihe hakaret olur, nasıl doldururuz burayı? Aksi takdirde burayı dedi temizlemeye kalkarsak iki yaka bir araya gelir, adeta deprem yaşar burası. Hayır dedim, biz bunu yapmamız lazım. Profesörle, hocalarla konuştuk bunu söylediler. Yok dediler. Yurt dışından hocalar getirttik, onları çalıştırdık, dediler ki; bu yapılır. Ve biz Haliç’i temizlemeye başladık. Haliç’ten Alibeyköy’deki taşocağına 9,5 kilometre adeta bir petrol boru hattı gibi hat döşedik. Tabii siz bunların farkına varmadınız. Ve biz oradaki çamuru oraya pompaladık. Suyunu tekrar Haliç’e aldık, ama çamur orada kaldı. Ve biz Alibeyköy’deki o taşocağında 650 bin metrekare yer kazandık.

Kardeşlerim, şimdi hani Vialand var ya, Vialand’ın olduğu yer, işte bizim o çamuru boşalttığımız yer. Şimdi bakın ne oldu orası? Gayet modern bir yer oldu mu? Çevre değişti. Bakın şimdi bir anda oradaki her şeyin değeri arttı, dairelerin değeri arttı, modern bir yapı meydana geldi. Şimdi bir taraftan da ne yaptık, kentsel dönüşümü başlattık orada, öyle mi? Vatandaş dedi ki; artık dedi biz burada böyle oturmayalım, ne olur buraları, evlerimizi yıkın bize yeni evler yapın. Onu yaptık mı şimdi, inşaatlar yürüyor. Ya ne istiyorsunuz, eski Alibeyköy deresinin halini düşünün, bir de şimdiki hali düşünün. Eski taşkınları düşünün, şimdiki hali düşünün. Ya bizde eser var eser. Bunlarda yıkmak var. Gelin inşallah yarın şu CHP’ye… Allah’ın izniyle, tamam.

Kardeşlerim, vakit daraldı, saat 6 biliyorsunuz kapanıyor.

Kardeşlerim, ben sizi seviyorum. Ama ben Türk’ü Türk olduğu için sevmiyorum, Kürt’ü Kürt olduğu için sevmiyorum, Laz’ı Laz olduğu için sevmiyorum, Arnavut’u Arnavut olduğu için sevmiyorum, Boşnak’ı Boşnak olduğu için sevmiyorum, Roman’ı Roman olduğu için sevmiyorum. Alevi’yi Alevi olduğu için sevmiyorum. Sünni’yi Sünni olduğu için sevmiyorum. Velhasıl beni yaratan Allah onları da yarattığı için seviyorum. Kardeşlerim, onun için ne diyoruz, tek millet, tek millet. Ne Arap’ın beyaza, ne beyazın Arap’a üstünlüğü yoktur. Üstünlük Hakk’a yakınlıkla olur, bunu böyle bileceğiz. Onun için kimse kimseye afra tafra yapmasın.

İki; bizim bayrağımız tek bayrak. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır; o kadar. Buna benzer eş bir bayrak asla kabul etmiyoruz.

Üç; tek vatan. 780 bin kilometrekareyle tek vatan, batıda ne varsa, doğuda, güneydoğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa, güneyde de olacak, tamam?

Ben size bir şey sorayım, topluca bana cevap verin; eğer 12 yıl önce denseydi ki Şırnak’a havalimanı olacak, inanır mıydınız? Ağrı’ya olacak. Kars’a olacak. Iğdır’a olacak. Hakkari’ye olacak. Kardeşlerim, şimdi hepsinde havalimanı var. Göreve geldiğimizde 26 ilde havalimanı vardı, şimdi 52 ilde havalimanı var. Kardeşlerim, 9 ilde doğalgaz vardı, şimdi 72 ilde doğalgaz var.  Niye? Türkiye’nin her metrekaresi beraber ayağa kalkacak.

Şimdi BDP’ye bakıyorsun siyasi Kürtçü, MHP’ye bakıyorsun siyasi Türkçü, CHP’ye bakıyorsun o da kumsalların partisi. Ama biz 77 milyonun partisiyiz, biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz; bizim farkımız bu.

Kardeşlerim, dördüncüsü Rabia, tek devlet. Devlet içinde devlet yok. Pensilvanya kendine gel. Sen Dışişleri Bakanlığını dinleyebilirsin, ama bunun bedelini çok ağır ödeyeceksin. Sen çakma bir pasaportla buradan kaçabilirsin, ama bunun da bedelini ağır ödeyeceksin. Artık Türk pasaportuyla dolaşan bir Pensilvanyalı zat yok. Dün biliyorsunuz pasaportu iptal edildi. Bunların her şeyi hile ya, her şeyi. Ne ararsan bunlarda var. Ve yeşil pasaportla kaçıyor dışarı. Madem dürüstsün, madem sıkıntın yok, niye kaçtın? Madem bu vatanı seviyorsun niye oradasın, çık gel. Türkçe Olimpiyatlarına gittik, ya şu ifadeye bak: Türkçe Olimpiyatlarında Peygamber Efendimiz de oradaymış. Ya bunu söylüyor. Miraç’tan Peygamber Efendimiz iniyor kamyonete bindiriliyor yürütülüyor. Ve bunun senaryosu kime ait? Pensilvanya’daki zata ait. Yani biz bunu hoca efendi biliyorduk, ama meğerse senaristmiş. Onu da geçin, merhum Savaş Ay’la bir program yapıyor, 1 kere oy kullanmış. Bundan sonra diyor, diyor ki; Hazreti Cebrail inse, parti kursa ona bile oy vermem diyor. Arkadaşlar, bizi bunları konuşmaya mecbur etti bu adam. Bu bir Başbakanın dinlenmesi yasak olduğu halde bizi dinleyenler, bakanları dinleyenler, Cumhurbaşkanını dinleyenler, bu ülkede bir ihanet şebekesidir bunları biliniz. Bunlar casustur, bunu biliniz. Zaten bunlar önümüzdeki günlerde, haftalarda, aylarda bununla yargılanacaklar, yargılanacaklar. Ne dedim? İnlerine inlerine gireceğiz, inlerine. Ondan sonra CHP’li yandaşları, MHP’li yandaşları gelsinler onları kurtarsınlar. Bu iş sıradan bir mücadele değil, neyse gereği yapılacak. Çünkü biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sokakta bulmadık, bu vatanı sokakta bulmadık. Bu bir istiklal mücadelesidir derken boşuna demiyorum. Bu bir istikbal mücadelesidir derken boşuna demiyorum. Onun için milliyetperver, vatansever vatandaşlarımı el ele vermeye davet ediyorum.

Kardeşlerim, bakınız 230 milyar dolardan milli geliri aldık, şu anda 820, bakınız nereden nereye geldik, 820 milyar dolar. IMF’e borç 23,5 milyar dolardı, sıfırladık. Bakınız Merkez Bankamız Milli Bankamız değil mi? Biz iktidarı kimden aldık? MHP’den değil mi? MHP 5 yıllığına iktidar olmuştu, 3,5 yıl kaldı kaçıp gitti. Niye? Ya yapamaz, bunların işi değil. Kardeşlerim, 27,5 milyar dolar Merkez Bankasının kasasında para vardı, şimdi 128 milyar dolar. Ya yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunları yapabilir mi? Cumhuriyet tarihinde 79 senede 6100 kilometre bölünmüş yol yaptılar, biz 12 yılda kardeşlerim 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. 83 tünel yapıldı 79 senede, biz 12 yılda 122 tünel yaptık; fark bu, fark bu.

Şimdi Eyüpsultan hazır mıyız? Vakit daraldığı için mecburen kesiyorum. Ama yarın akşam Eyüpsultan’dan farklı müjde bekliyorum, durmak yok diyorum, çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz. Sandıkları adeta patlatacağız, tamam? Ve inanıyorum ki Eyüpsultan’dan bu müjdeyi alacağız.

Ve değerli kardeşlerim…

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Eyüpsultan’ı hatırlatıyor, bana her şey İstanbul’u hatırlatıyor.

Sandıklara sahip çıkacağız, tamam? Oy pusulalarında çizgi olmayacak. AK Parti’nin ambleminin altına ne yapacağız, evet mührünü basacağız.

Allah sayinizi meşkur etsin, gayretinizi ziyade etsin. Sağ olasınız, var olasınız. Ve ben Remzi Aydın kardeşimizi sizlere emanet ediyorum. İlçede Remzi Aydın, Büyükşehirde Kadir Topbaş, Ankara’da biz el ele vereceğiz, daha modern bir Eyüpsultan’ı inşa edeceğiz.

 

 

 

 

 

 

 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.