Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Izmir Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

İzmir, güzel İzmir, Ege’nin incisi İzmir, küllerinden yeniden doğan Zümrüdü Anka İzmir. Efeler diyarı İzmir, seni yürekten selamlıyorum İzmir; Aliağa, Balçova, Bayındır, Bayraklı, Bergama, Beydağı, Bornova; Buca; sizleri kalpten selamlıyorum. Çeşme, Çiğli, Dikili, Foça, Gaziemir, Güzelbahçe, Karabağlar, Karaburun; sizleri muhabbetle selamlıyorum. Karşıyaka, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Konak, Menderes, Menemen; sizleri gönülden selamlıyorum. Narlıdere, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı, Urla; sizleri aşkla, sevdayla selamlıyorum. İzmir, sen kurtuluşun şehrisin. İzmir, sen kuruluşun şehrisin. Sen demokrasin şehrisin İzmir. Merhum Adnan Menderes’in şehrisin. Sen, gazilerin, şehitlerin, efelerin şehrisin. Fakat bugün bir başka güzelsin İzmir.

İzmir, tarih boyunca defalarca yakıldın, yıkıldın, ama hiçbir zaman yok olmadın. İçindeki hürriyet ateşini, içindeki demokrasi ateşini hiçbir zaman söndürmedin, hiçbir zaman teslim olmadın İzmir. Sen mücadele ettin, sen sabrettin ve zafere kavuştun. İşte bugün bir kez daha tarih yazıyorsun ey İzmir. Bugün bir kez daha küllerinden doğuyorsun, bugün bir kez daha yeni Türkiye mücadelesine, yeni istiklal mücadelesine sahip çıkıyorsun. Seni bütün ilçelerinle, bütün mahallerinle, bütün sakinlerinle kalpten selamlıyorum, samimiyetle selamlıyorum ey İzmir.

Şu tarihi manzara… Medya burada mı montaj, bu da mı montaj? Kes, kırp, istediğin gibi puzzle’ları topla aldatamazsınız, işte İzmir burada. Bu coşkudan, bu heyecandan dolayı sizlere teşekkür ediyorum. Başbakanını bağrına basan İzmir’e sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Rabbim, kardeşliğimizi daim eylesin, (“Amin” sesleri) 30 Mart seçimleri Türkiye için, milletimiz için, demokrasimiz için, İzmir’imiz için hayırlara vesile olsun diyorum.

Kardeşlerim, sevgili İzmirliler; şu muhteşem manzara neyi hatırlatıyor biliyor musunuz? Yıl 1947, Basmane İstasyonundan Çankaya’ya kadar onbinlerce İzmirli önemli bir kişiyi bekliyor.

Kardeşlerim, Ağustos’tan önce böyle bir şey yok. 10 bin atama yaptık, Ağustos’ta 40 bin atama yapacağız. Ondan önce yok, bunu kaç kere açıkladım.

Tren  Basmane istasyonuna geliyor. Merhum Adnan Menderes, merhum Celal Bayar trenden iniyor, öyle izdiham var ki Konak Meydanına zor ulaşıyorlar. Konak Meydanında balkonda onbinlerce İzmirliyi selamlıyorlar. Adnan Menderes tebessüm ediyor. Yanındakilerin yanaklarına gözyaşları dökülüyor. Birden polis Menderes’i aşkla bağrına basan kalabalığa müdahale ediyor. Havaya kurşunlar sıkıyorlar, kurşunlar Menderes’in bulunduğu balkona geliyor, fakat Menderes eğilmiyor. Gözleri yaşlı, bakışları buğulu, ama tebessüm içinde milleti selamlamaya devam ediyor. Celal Bayar, ceketini çekerek Menderes’e eğilmesini söylüyor. Diyor ki Menderes; “bu büyük milletin muhabbeti karşısında kurşun bize işlemez.” İşte o imanla, o tutkuyla, o muhabbetle Menderes İzmir’den başlayarak Türkiye’nin sevgilisi, Türkiye’nin sevgili Başbakanı oluyor. Unutmayın, CHP o gün de vardı, bugünkünden farklı değildi. Kardeşlerim, çok enteresan, işte bu gece yarısı bu meydana yine birileri gelmiş. Taksim’deki Gezicilerin devamı durumunda olan birileri gelmiş, buraları ateşe vermişler. Kardeşlerim, bu CHP zihniyeti yıkımdır. Bu CHP zihniyeti ateştir. Bu CHP zihniyeti ortalığı karıştırmaktır.

Kardeşlerim, bunların bu ülkede dikili ağacı yok, işte İzmir buna hasret. Şu andaki bu muhteşem topluluk bunu söylüyor, bunu konuşuyor.

Kardeşlerim, biz inşa ediyoruz. Kardeşlerim, Demokrat Parti’yi, merhum Menderes’i siyasetten, Türkiye’den, hatta hayattan silmek, kazımak, temizlemek istediler. Onu sandıkta yenemeyince aynen bugünkü Kılıçdaroğlu gibi iftira attılar. Tahriklere, gerilime ayrı ayrı başvurdular. Ama millet nezdinde itibarını yok edemediler.

Kardeşlerim, şimdi işte CHP’nin başındaki bu zatta takiye var mı? Yalan var mı? İftira var mı? Fitne var mı? Fesat var mı? Bundan bu ülkeye bir şey olmaz. Onun peşinden giden o yöneticilerden de bir şey olmaz.

Kardeşlerim ya, ben size bir şey soracağım Allah aşkına, şu İzmirli kardeşlerim; 27 Mayıs darbesinin arkasında kim var mı? Kim vardı? Kardeşlerim, bundan sonraki darbelerin arkasında da yine CHP var. Değişen hiçbir şey yok, hiçbir şey yok. Demokrat Parti’yi kapattılar, merhum Menderes’i ve arkadaşlarını idam ettiler, ama yine de ne Menderes’i, ne de onun millet aşkını silemediler. Kardeşlerim, Menderes ne diyordu biliyor musunuz? Demokrat Parti’yi bu memleketten silip süpürmeye muktedir iseniz, her vatandaşın, her Türk’ün kalbine ellerinizi sokup orada yanan hürriyet aşkını söküp çıkarınız diyor. Evet Partiyi kapattılar, Menderes’i idam ettiler, ama milletin kalbindeki o hürriyet ateşini söndüremediler. Milletin kalbindeki o sevdayı asla söküp alamadılar. Merhum Menderes’i şu millete unutturamadılar. Bu millet idam edilen Başbakanını unutmadı. Ama onu idam edenleri unuttu, lanetle anıyor. Ne diyor? Zalimler için yaşasın Cehennem diyor, aynen öyle. Bu millet demokrasiden umudunu kesmedi, bu millet milli iradeden vazgeçmedi. İşte bugün de millet demokrasiye sahip çıkıyor.

Kardeşlerim, şimdi gelirken çok enteresan, bir bayan balkonda, yanında herhalde kocasıydı, beyiydi, oradan eliyle öyle çirkin bir hareket yapıyor ki, öyle çirkin bir hareket yapıyor ki işte CHP bu. Yani, ülkenin Başbakanı oradan geçiyor, sen elinle, kolunla o hareketi yapıyorsun. Sen bir bayansın ya, bir kadınsın ya. Sen, bu ülkenin Başbakanı buradan geçerken o kol hareketini nasıl yaparsın? İşte CHP zihniyeti budur, budur. Yani bunu bir erkek yapsa aklım erer de ki o dahi yapamaz, bir bayanın bunu yapmasını ben anlayamıyorum. İşte 30 Mart bunun için çok önemli, 30 Mart bunun için çok önemli.

Kardeşlerim, düşünün şu İzmir’i bu kadar zaman susuzluğa mahkum eden kim? CHP Belediyesi öyle mi? Bu adam hangi yüzle geliyor da şimdi sizden oy isteyecek? Buraya suyu kim getirdi? Biz getirdik. Neyle? Gördes Barajıyla biz getirdik, biz. Ama bunlarda yalan var, utanmadan sıkılmadan kalkar derler ki içme suyunu biz getirdik. Ne siz getirdiniz ya, içme suyunu biz getirdik. Gördes Barajını biz yaptık ve suyu getirdik. İşte değerli kardeşlerim, bitmedi, hala İzmir gibi bir şehirde vahşi depolama yapılıyor çöp toplamada. Çöp depolamada vahşi depolama yapılıyor. Ya kaç dönemdir burası CHP tarafından yönetildiği halde hala bir modern depolama yapamadınız mı ya?

Kardeşlerim, CHP çöp demektir, CHP kirlilik demektir, CHP yolsuzluk demektir, CHP susuzluk demektir. Değerli kardeşlerim, bunlardan belediyecilik olmaz. Bak şimdi şu andaki belediyecilik anlayışına Parlamentoda bu CHP karşı çıktı. Bunu Anayasa Mahkemesine götürdü. Değerli kardeşlerim ve Anayasa Mahkemesi bunun müracaatını reddetti. Neden biliyor musunuz? Bunlar belediyeciliği bilmez. Genel Müdür zaten bu işlerden hiç anlamaz. Bu çarkçı Kemal biliyorsunuz. Ben Belediye Başkanlığından geliyorum, İstanbul Büyükşehrin Belediye Başkanlığını yaptım. İstanbul’da da çöp vardı, çöp dağları vardı, pırıl pırıl yaptık. Hava kirliliği vardı, pırıl pırıl yaptık. Susuzluk vardı, 180 kilometreden İstanbul’a su getirdik. Ve o zaman yine benim mesai arkadaşım olan Binali Beyi eğer bugün buraya getirdiysek bunun bir sebebi var. Diyoruz ki, İzmir’e böyle bir yerel yönetim anlayışı yakışmıyor, yakışmıyor. Kardeşlerim, şu İzmir’e gelen yollar, çevre yolları, bütün bunlar kiminle oldu? AK Parti iktidarıyla oldu. Binali Yıldırım, Ulaştırma Bakanımız, onunla oldu. Eğitime bakın, sağlığa bakın, bütün bunlarda bizi göreceksiniz. Kardeşlerim, bakın şimdi İzmir’de dünyanın en ileri bir limanı yapılıyor, Çandarlı Limanı. Kardeşlerim, bunların hayali bile buna erişemez. İşte dün İstanbul-İzmir otoyolunun önemli bir adımını attık. Dilovası’nda daha önce Binali Bey görevdeyken denizin dibine 42 metre temelini atmıştık. Şimdi dün de evet keson temeli Kocaeli’nde attık ve dün gece saat 1’de bu bitti. Bu, İzmir-İstanbul arasının en önemli aksı, bunu hallettik. Ve kardeşlerim, bir taraftan 5 ayrı noktada otoyol yapılıyor. 8 saatlik İzmir-İstanbul arası 3,5 saate düşüyor. Şimdi Allah aşkına, ya bunu ortaya koyan bir AK Parti mi, yoksa affedersin bir modern çöplük bile inşa edemeyen CHP mi?

Onun için benim sizden isteğim var İzmir, hanım kardeşlerime sesleniyorum önce; bu işi siz bitireceksiniz, siz. Beyler, kızmıyorsunuz değil mi? Çünkü, kale içeriden fethedilir. 15 günümüz var, 15 gün kapı kapı dolaşmaya var mıyız, var mıyız? Evvel Allah bu iş bitmiştir. Gençler, beyler; size de sesleniyorum; 15 gün kapı kapı dolaşmaya var mıyız?

Ben şimdi şurada denizde balıkçı motorlarını görüyorum, onları ayrıca selamlıyorum. Onların buraya verdiği heyecanı, buraya kattıkları heyecanı kalpten selamlıyorum, sağ olunuz, var olunuz. Bugün İzmir başka diyorum ya, işte bundan dolayı.

Kardeşlerim, Sivas’tan yola çıktık İstiklal Mücadelesindeki gibi ve bugün evet 32. durak iller bazında İzmir’deyiz, ilçeleri saymıyorum. Ve hızla yola devam ediyoruz. Değerli kardeşlerim, yarın inşallah Hatay, Kahramanmaraş, yola devam edeceğiz. 81 vilayet ne diyor biliyor musunuz? Benim irademe dokunma, benim partime dokunma, benim Hükümetime dokunma. Bu Hükümeti iş başına ben getirdim, ben ne zaman istersem o zaman indiririm diyor. Biz de sizlerle gurur duyuyoruz. Sizin şu heyecanınız var ya, şu coşkunuz var ya, işte bizi o diri tutuyor, o güçlü kılıyor.

Kardeşlerim, gittiğimiz illerde hiç kimse taşkınlık yapmıyor, onunla iftihar ediyorum, onunla iftihar ediyorum. CHP’nin gençliğine bak, elinde molotof, taş, sopa. Ortalığı terörize edenlerle beraber, öyle dolaşıyorlar. Bakıyorsun MHP gençliğine, aynen. Ama AK Parti gençliğine bakıyorsun, elinde bilgisayar, tablet bilgisayar, kalem, kitap; işte bizim gençliğimiz bu. Aydınlık yarınların Türkiye’sini biz böyle kuracağız. Öyle taşla, sopayla, Molotoflarla bu olmaz. Affedersiniz duvarlara edep dışı yazılar yazmakla bu olmaz. Gezicilerle çevrecilik olmaz. Vatansever, milliyetsever, işte gençlik de bu.

Kardeşlerim, millet ne diyor biliyor musunuz? Biz söyleyeceğimizi sandıkta söylüyoruz diyor ve 30 Mart’ı bekliyor. Yapılan çirkinlikleri milletim görüyor. Sokaklardaki azgınlığı, vandallığı, şımarıklığı milletim görüyor. CHP’nin, MHP’nin sokakları tahrik eden gerilim siyasetini milletim çok yakından izliyor. Medyanın kışkırtıcı manşetlerini, işverenlerin sinsi planlarını evet milletim çok ama çok iyi görüyor.

Kardeşlerim, Pensilvanya’daki zatın birilerinin maşası olarak Türkiye’yi karıştırmak için nasıl bir ihanet içinde olduğunu benim aziz milletim çok iyi görüyor. Ama millet sabrediyor, millet sandığı bekliyor. Millet sözünü sandıkta haykırmak için dirayetle, ferasetle, basiretle 30 Mart’ı bekliyor.

Kardeşlerim, İzmir’de şunu bir kez daha söylemek istiyorum; bu milletin içinde yoksullar olabilir, bu milletin içinde okuma-yazma bilmeyen ümmiler olabilir, bu milletini içinde Türkler olabilir, Kürtler olabilir, Arnavut, Boşnak, Çerkez, Laz, Gürcü, Arap, Rum, Abhaza, Pomak, Roman olabilir. Bu milletin içinde Sünni-Alevi olabilir. Devlet nazarında, Hükümet nazarında hiç kimsenin diğerinden farklı yoktur. 77 milyon içinde hiç kimse doğuştan gelen özellikleri nedeniyle yek diğerine asla ve asla üstün değildir.

Kardeşlerim, ben Türk’ü seviyorum, ben Kürt’ü seviyorum, ben Arnavut’u seviyorum, ben Boşnak’ı seviyorum, ben Laz’ı, Çerkez’i, Gürcü’yü, Abhaza’yı, Roman’ı seviyorum. Kardeşlerim, niye seviyorum? Beni yaratan Allah onları da yarattığı için seviyorum. Biz MHP gibi ne siyasal Türkçülük yapıyoruz, ne de BDP gibi siyasal Kürtçülük yapıyoruz, ne de CHP gibi kumsalların partisiyiz. Bizde etnik milliyetçilik yok, bizde bölgesel milliyetçilik yok, bizde dinsel milliyetçilik yok. Kardeşlerim, biz 77 milyonun partisiyiz. Biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz, bunu böyle bileceğiz. Kardeşlerim, onun için bakıyorsun BDP belli yerde var, MHP’ye bakıyorsun belli yerde var, CHP’ye bakıyorsun belli yerde var. Niye her yer de yoklar? Ben diyorum ki ey Kılıçdaroğlu, niye Sivas’ın ötesine gitmiyorsun? Verdiği cevabı duydunuz mu? Ne dedi biliyor musunuz? Ta Pekin’e, Washington’a gittim diyor. Adresi şaşırdı ya. Ben 780 bin kilometrekare içerisinde Sivas’ın ötesinden bahsediyorum, niye Erzurum’a gidemiyorsun, niye Hakkâri’ye gidemiyorsun, Van’a niye gidemiyorsun, ben sana bunu söylüyorum. Pekin diyor, Washington diyor. Ya sen oralarda mı siyaset yapıyorsun? O da ısmarlama, ısmarlama, ısmarlama. Kardeşlerim, birileri bu ülkede kendilerini hep yabancı hissettiler, Kılıçdaroğlu da bunlardan biri. Gidemez, niye? Halkını kucaklamadı. Halkını kucaklayamadığı için halk da onu kucaklayamıyor. Neden? Hakkâri’ye gitti, bir tane Türk bayrağı yok. Sadece CHP bayraklarıyla orada miting yaptı, sadece. Ama ben Hakkâri’ye gittim, aynen buradaki gibiydi. Şurayı görüyor musun, şu tabloyu görüyor musun? Bak Türk bayraklarıyla AK Parti bayrakları bir arada.

Kardeşlerim, yola çıkarken biz şunu söyledik: Tek millet dedik. Tamam? Arap’ıyla, Türk’üyle, Kürt’üyle, Arnavut’uyla, Boşnak’ıyla, Roman’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle tek millet.

Arkadan tek bayrak dedik. “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Kılıçdaroğlu ne diyor? Kırkpınar’a gitmiş. Eee? Kırkpınar’da bayrak geçiyormuş. Eee? AK Partili bakanlar ayağa kalmamış, oradan bizi eleştiriyor. Bunlar diyor bayrak falan sevmezler diyor. Ya bize gelip bayrak dersi verme. Sen önce Hakkâri’nin hesabını ver, Hakkâri’nin. Sen de yürek filan yok. Orada sen gittin Hakkâri’de pazarlık yaptın, oraya bir miktar insan topladılar, orada mitingini yaptın, zannettin ki ben buradan iyi bir oy alacağım. Ve ne oldu biliyor musunuz? Hakkâri’de milletvekili seçimlerinde 4. parti oldu, 4. parti. Biz 2. parti olduk, MHP 3. parti oldu, o 4. parti oldu. Ya Kılıçdaroğlu, sen bu işi daha öğrenemedin. Biraz sonra bir şey söyleyeceğim, bakınız çok enteresan.

Biz bayrak olayında çok hassasız. Zira ben yavrularıma bayrak sevgisini ta ilkokulda verdim. Gerek ilkokuldaki yarışmalarda vesaire çocuklarım ya baba böyle böyle bir şiir okuma yarışması var, ne dediğinde, ben de kendilerine önüne Arif Nihat Asya’nın bayrak şiirini tavsiye ettim. Şöyle tamamını değil de bir kıtasını İzmir’de okuyalım, Kılıçdaroğlu dinlesin. Çünkü bu ara Rabia işaretini de öğrendi biliyorsunuz. O içini başka türlü dolduruyor ayrı mesele, ama diğerlerini de yavaş yavaş öğrenecek. Bakacak ki kendisine yaptığı dolgular prim yapmıyor, buraya gelecek. Ne diyor Arif Nihat Asya?

“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü.

Işık ışık, dalga dalga bayrağım.

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.”

Yeter mi? İşte biz böyle yetiştirdik yavrularımızı. Bize Kılıçdaroğlu gelip de bu dersi verme, senin daha öğreneceğin çok şeyler var bu ülkede. Biz senin cemaziyelevvelini biliriz. Türk bayrağını Kızılay Meydanında yakanlarla berabersin sen. Kızılay Meydanında Türk bayrağını yakanlarla beraberdir senin milletvekillerin. Benim polisime küfredenler senin milletvekillerin, AK Partili milletvekilleri değil. Sen kime neyi anlatıyorsun, kime neyi anlatıyorsun?

Ey CHP’ye gönül veren kardeşlerim; bunların ne olduğunu bilmeniz lazım. İnanın bunların ardından gitmek bu ülkede çok ciddi sıkıntılara neden oluyor. Ya şu İzmir’e Allah aşkına en güzel yerlerine şu çirkin gecekondular yakışıyor mu? Şu kanalizasyonlar yakışıyor mu? Hangi belediyeler var? CHP’li belediyeler var. İlçelerde de o, Büyükşehirde de o. Peki İzmirli kardeşlerime sesleniyorum ya, size bu yakışıyor mu? Biz modern bir İzmir diyoruz, modern bir İzmir diyoruz. Ben tecrübelerimi, planlarımı, projelerimi istiyorum ki İzmir’de Binali kardeşimle beraber paylaşalım. İşte 1414 projeyle karşınıza çıktık. Biz plan adamıyız, biz proje adamıyız. Biz laf değil… O kadar.

Kardeşlerim, bize diyorlar ki…  Ama işte gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar, dilleri var hakkı konuşamazlar. Şimdi bunlar, bu CHP birinci köprüye karşı çıktı mı? İkinci köprüye karşı çıktı mı? Marmaray’ı Allah’tan göremediler, denizin altından gidiyor ya, 62 metre derinlikten gidiyor ya, Marmaray’ı göremediler ve Marmaray bitti. Ama şimdi bu Marmaray’dan hayırlısıyla geçiyorlar tabii. Bak geçenlerde İstanbul’da 2 gün ağır sis oldu. Sisin olduğu gün, 2 gün her gün 300 bin kişi geçti, 300 bin kişi. Bak şimdi de burada Binali Bey işte sizlere tünellerle ilgili projelerini açıkladı. Türkiye’de 122 tünel yaptık şu 11 senede. Cumhuriyet tarihinde yapılanlarla bizimkiler yan yana gelmiyor artık.

Kardeşlerim ya, şu Kılıçdaroğlu’nda utanma, sıkılma yok. Yolsuzluktan bahsediyor. Ben diyorum ki, ya biz bu ülkeyi 230 milyar dolarla aldık, yani 79 senede Türkiye’nin milli geliri 230 milyar dolardı. Şimdi 820 milyar dolar. Buradan buraya çıkıyorsun. Nasıl bunu söylüyorsun? 11 senede 590 milyar dolar bunun üzerine ilave ettik.

Kardeşlerim, bakınız 79 senede ne kadar bölünmüş yol yapıldı biliyor musunuz? 6100 kilometre. 11 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunları yapabilir mi?

Kardeşlerim, Cumhuriyet tarihinde yapılan dersliğin eğitimde yarıdan fazlasını biz 11 senede yaptık, 205 bin derslik. İşte onun için bizde vatan aşkı var. Ne diyoruz? Tek vatan. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Kardeşlerim, İzmir’de ne varsa Van’da da o olacak, Hakkari’de de o olacak. Sinop’ta ne varsa Hatay’da da o olacak, 780 bin kilometrekare, tek vatan. Niye? Çünkü, adaletsizlik yapmayacağız, kalkınırken hep beraber kalkınacağız. Ülkeme gelen İzmir’i nasıl geziyorsa gitsin Hakkari’yi de öyle gezsin, Van’ı da öyle gezsin. İşte bak bunun zeminini hazırladık. 10 yıl önce, 11 yıl önce kim derdi ya Allah aşkına Şırnak’a hava limanı yapılacak. Kim derdi Ağrı’ya, Kars’a, Iğdır’a havalimanı yapılacak? Bak şimdi havalimanları var. Hakkari’yi yapıyoruz, o da yakında bitiyor inşallah. Bunlar durup dururken olmadı, iş bilenin, kılıç kuşananın; vatanseverlik bunu getirir, milliyetçilik bunu getirir, öyle lafla milliyetçilik olmaz.

Kardeşlerim, dördüncüsüne geliyorum, tek devlet. Devlet içinde devlet, devlet içinde paralel yapı, asla böyle bir şey olamaz. Onun için tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet; Rabia. Sakın ha oy pusulalarına yazı mazı yazmayın, sakın ha. AK Parti’nin ambleminin altındaki o boşluğa ne yapacağız? Evet mührünü basacağız.

Kardeşlerim, bu arada bazı ablalar dolaşıyor sokaklarda, size de geldiler mi? Cevaplarını verdiniz mi? Onlara sadece şunu söyleyin: Siz bizi böldünüz, siz bölücüsünüz deyin. Çünkü siz benim kızım başörtüsünden dolayı okuyamadı. Ama sizin hocanız başınızı açın okula öyle gidin dedi. Biz böyle bir hocayı tanımıyoruz deyin.

Kardeşlerim, ne oldu? İmam hatiplerin orta kısmı açıldı mı Katsayısı kalktı mı? Şimdi rahatlıkla okullarımıza gidiyor muyuz? Meslek liselerinden katsayı kalktı mı? Üniversitelerde rahat rahat okuyabiliyor muyuz? Artık değerli kardeşlerim, devlet dairelerinde de başörtülü olarak çalışabiliyor muyuz? Şuraya bak, bak burada başı açık da var, başı örtülü de var; işte normalleşme bu, normalleşme bu. Böldüler bizi ya. Bu CHP’nin, bu Pensilvanya’nın, bu MHP’nin birbirinden farkı yok ki. Başı açık da benim kardeşim, benim vatandaşım, başı örtülü de benim kardeşim, benim vatandaşım. Biz sizlere efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik; bizim farkımız bu, bizim farkımız bu.

Kardeşlerim, bize diyorlar ki; yaşam tarzlarına müdahale ediyorsunuz. Allah aşkına nerede yaşam tarzına müdahale ettik, bunu bir söylesinler ya. Hangi uçakta, hangi otobüste, devlet dairesinde, nerede, var mı böyle bir şey? Yok. Bu, bunların nakaratıdır. Belediye Başkanı olduğumda aynı şeyleri İstanbul’da da söylediler. Hatta bir kızcağız trenden düştü Pendik’te, bak dedi, işte gördün mü daha göreve başlar başlamaz başı açık kızı trenden attılar; bunlar böyle vicdansızdır. Ama devran artık değişti, kimse bunu yutmuyor, yutmuyor. Yeter ki bu bütün kardeşlerim el ele versinler, gönül gönüle versinler, Esma’nın ruhunu şad etsinler.

Kardeşlerim, ayrıştırıyorsunuz diyorlar. Biz ayrıştırmıyoruz, tam tersine biz 77 milyonu kardeş yaptık. Kardeşlerim, biz bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız. Bu Türkiye’yi kimse tutamaz, bu Türkiye’nin önünde kimse duramaz.

Şimdi buradan bir şey diyeceğim; bakınız geldik, Türkiye’nin IMF’e borcu neydi? 23,5 milyar dolar. Şimdi sıfırlandı. Şimdi IMF bizden borç istiyor 5 milyar dolar. Tamam dedik. Veren el, alan elden üstündür, buraya geldik.

Merkez Bankamızda ne vardı? Merkez Bankamızda sevgili İzmirliler, 27,5 milyar dolar vardı. Biliyorsunuz iktidarda kim vardı? CHP’nin yavrusu DSP, yanında MHP, bir de artık tarih olan ANAP. Kardeşlerim, 27,5 milyar dolar vardı Merkez Bankası’nda. Şimdi Merkez Bankası’nın kasasında ne var biliyor musunuz? 128 milyar dolar var.

Diyorlar ki Türkiye borçlu. Yalan söyleme Kılıçdaroğlu. Biz Türkiye’yi devraldığımızda 100 liranın 73 lirası borçtu, şimdi 100 liranın 35 lirası borç; fark bu.

Ne ararsan var bunda, ne ararsan var. Kardeşlerim, devlet yüzde 63 faizle borçlanıyordu, şimdi tek haneli rakama düştük.

Enflasyon yüzde 30’du, şimdi yüzde 8, buraya düştü. Bu aradaki farklar kimin cebinde kalıyor? Benim vatandaşımın cebinde kalıyor.

Kardeşlerim, benim çiftçi kardeşim; sana sesleniyorum, Ziraat Bankası’ndan yüzde kaçla alıyordun krediyi? Yüzde 59, şimdi yüzde 5. Aradaki farkı görüyor musun?

Esnaf yüzde kaç faizle alıyordu? 46, şimdi yüzde 5.

Şimdi esnaf kardeşim, senin yanında kim var? AK Parti. Çiftçi kardeşim, senin yanında kim var? AK Parti, Köylüm, senin yanında kim var? AK Parti.

Kardeşlerim, bütün bunlarla beraber, ben buradan işçi, memur kardeşime de sesleniyorum, bakın bu hesabı iyi tutun, biz göreve geldiğimizde Zorunlu Tasarruf adı altında işçiden, memurdan ne kesmişlerdi biliyor musunuz? 13,5 katrilyon. Yani devlet memuruna ve işçisine maaş ödeyemediği için onlardan para kesiyordu, 13,5 katrilyon borcu vardı.  Ya dedim ki, arkadaşlar, olur mu ya? Hemen sendikaları toplayın, oturacağız, konuşacağız ve bu parayı en kısa zamanda ödeyeceğiz ve 13,5 katrilyonu anında ödedik, bitirdik.  Fakat, başka ne var biliyor musunuz? Bir de tuttular bunlar Konut Edindirme Yardımı altında da 3,5 katrilyon kestiler, 3,5 katrilyon. Onu da biz ödedik. Ne yaptı? 17 katrilyon.

Kardeşlerim, bu CHP, bu MHP, ondan sonra tarih olan partiler, bunların hepsi aynı; ama gördüğünüz gibi AK Parti apayrı, bu iş böyle olur.

Kardeşlerim, demokrasi bizimle güç kazandı, onun için bu seçime şöyle girdik: Büyük medeniyet yolunda insan, demokrasi, şehir dedik. İnsan, demokrasi, şehir, 3 başlık, bunlar bizim için çok önemli. İşte biz şimdi İzmir’de istiyoruz ki Binali Yıldırım kardeşimle insanımızı, demokrasiyi ve şehir anlayışını İzmir’de değiştirelim, insan hizmet görsün, demokrasi taçlansın, şehir altyapısıyla, üst yapısıyla farklı bir noktaya gelsin.

12 yıldır ekonomiyi büyüttük, sofradaki ekmeği çoğalttık, bunun için çalışıyoruz.

Kardeşlerim, hep birlikte huzurlu bir ortamı yakalamak için çalıştık. Artık Türkiye enerjisini gerilimlere harcasın istemiyoruz, gereksiz tartışmalarla heba etmesin istiyoruz ve bunun için çalışıyoruz.

Kardeşlerim, Türkiye kutuplaşmaların ülkesi olmamalı, ayrışmaları, çatışmaların ülkesi olmamalı. Yine istiyoruz ki, herkes bir adım atsın, imtiyazlarından vazgeçsin, kimse kimseyi ötelemesin, horlamasın, aşağılamasın istiyoruz, biz bunu istiyoruz, ama karşımızdakilerden de bunu bekliyoruz.

Kardeşlerim, 77 milyon aynı bayrak altında aynı ortak geleceğe yürüsün, bunu sağlamak için çalışıyoruz.

Kardeşlerim, Gazi Mustafa Kemal 23 Nisan 1920’de daha Kurtuluş Savaşını yapmadan, daha Cumhuriyeti ilan etmeden önce Meclisi kurdu, Meclis bütün iradelerin üzerindedir dedi, Meclis Türkiye’dir dedi, daha vefat etmeden sağlığında çok partili hayata, demokrasiye geçmek için denemeler yaptı. Evet, tıpkı ilk Meclis gibi, tıpkı Gazi Mustafa Kemal gibi bugün de, yarın da Meclis her iradenin üzerinde olacaktır, Türkiye hakkında her kararı Meclis verecektir. Geçmişte olduğu gibi, bugün de, yarın da Meclis sadece ve sadece sandık yoluyla belirlenecektir; sandık dışında Türkiye’ye istikamet çizmeye çalışan her yol gayrimeşrudur.

Kardeşlerim, ey İzmir; inanın bu CHP, bu MHP ideolojilerini kolay kolay terk edecek partiler değil. Gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, gelin el ele verelim, daha güzel bir İzmir’i inşa edelim. İşte İzmir bunun için artık bir değişim istiyor, ben şu anda bu meydanda bu değişimi görüyorum, 30 Mart’ta Zümrüdü Anka gibi küllerinden doğacak bir İzmir’i görüyorum.

İzmir’in, yeniden Ege’nin, Akdeniz’in incisi olmasını, bölgenin en önemli bir şehri olmasını arzuluyoruz, ama bu CHP zihniyetiyle bunun olması mümkün değil. Kardeşlerim, artık İzmir’de kör ideoloji değil, eser siyaseti, plan ve proje siyaseti kazansın istiyoruz. İzmir’de dostluk, kardeşlik kazansın istiyoruz. İzmir fetretten çıksın, İzmir artık çöpten, çukurdan, selden, bakımsızlıktan kurtulsun istiyor. İzmir insanca yaşam şartlarına, insana hizmeti merkezine almış bir belediyecilikle buluşsun diyoruz.

Kardeşlerim, bakın 1950’lerde Demokratik Partililer her şehirde miting yaparken, CHP’liler mitingi yapmaktan kaçınıyordu. Hatta, bir CHP milletvekili aynen şunu söylemişti: Ben bütün yaşamımda hep devrimi ve şeflerimi düşündüm. Bana git halktan oy iste demek, beni satılığa çıkarmak değil midir? Bunu CHP’nin milletvekili diyor. Evet, CHP her zaman halka böyle baktı.

Ne dediler? Bidon kafalılar. Ne dediler? Göbeğini kaşıyan adam. Kime? Halka. Ey CHP, sen o halk’ı oradan çıkar bir defa. CHP, Cumhuriyet Halk Partisi, o halk’ı çıkar, senin halkla işin yok.

Önceki gün Sakarya’da konuşuyor, ne diyor biliyor musunuz Sakarya’da, çok enteresan? Burada belediyeyi alırsak bu meydanın altını otopark yapacağız diyor, ama çok enteresan. Ne var biliyor musunuz? O meydanın altını yıllar önce AK Partili Belediye zaten otopark yapmış. Adaman haline bak ya, yani oranın altında ne var, ne yok bilmiyor, fakat adamın adayı da bilmiyor, yani kendisi de, adayı da şehre bu kadar yabancı.

İşte biliyorsunuz, bundan önceki belediye seçiminde Kılıçdaroğlu İstanbul’dan Büyükşehir Belediye başkan adayı oldu. Çok enteresan, nüfusunu gitti Kağıthane ilçesine taşıdı. Ne oldu biliyor musunuz? Tabi soruyorlar kendisine nerede oturuyorsunuz diye. Kağıttepe’de oturuyorum diyor. Ne oldu? Ardından sandığa da gidemedi biliyorsunuz. Allah Allah, yani bir aday seçimde oyunu dahi kullanamıyor.

Şimdi soruyum, Allah aşkına, yani sen adaysın, oyunu dahi kullanamıyorsun. Ya bunun eline 3 tane koyun verin kaybeder gelir.  Lokomotifi böyle olursa arkasından gelen vagonlar ne olur? Lokomotif nereye giderse vagonlar da oraya gider. Kardeşlerim, ne olur gelin şu İzmir’i kurtaralım, şu İzmir’i kurtaralım.

Ardından ne diyor biliyor musunuz? Mersin’i AK Parti’den alacağız diyor. Ya Mersin’de zaten CHP Belediyesi var, yani iyice şu anda dağıtmış vaziyette. Çünkü Pensilvanya’yla aklını fena bozdu, bundan dolayı da dağıttı. Herhalde Pensilvanya’dan gelen muskalar da tutmuyor. Bunlar halka, topluma, şehirlere bu kadar yabancı, bunlar milletten işte bu kadar kopuklar. İstismarla korkutarak, sindirerek oy toplamaya çalışıyorlar. Şu anda İzmir’de de bunu yapıyorlar, haberim var, artık işi şiddete götürdüler. İstanbul’daki adayları bakıyorsun vatandaşı yumrukluyor ya. Belediye başkan adayı vatandaşı yumurtlar mı? Vatandaşın içinde birisi onu dinlerken alkışlamıyor, teneke gibi burada ne duruyorsun diyor, çek git. Ya bir belediye başkan adayı vatandaşına bunu söyler mi? Ama bunlar bu, bunlar bu.

İşte Mecliste, grup toplantısında bir vatandaş, kendi partisinden, kalktı dedi, şunun hesabını verin. Orada adamcağıza söylenmedik laf bırakmadı, apar topar gönderdiler.

Bakın şimdi İzmir’de afiş asan AK Partili gençlere belediye meclis adayı şiddet uyguluyor. Moralleri çok bozuldu, bunların sinirleri iyice gerildi, kurdukları tuzak, kurdukları kumpas işe yaramadı. Onlar saldırdılar, millet demokrasiye, sandığa, Hükümete sahip çıktı. Onlar iftira attılar, onlar kaset yayınladır, montaj yaptılar, millet Başbakanını işte görüyoruz daha fazla kucakladı.

Kardeşlerim, biz işimize bakacağız, biz laf değil, icraat üreteceğiz, biz 77 milyonun hizmetkarı olarak hizmet üreteceğiz.

Bundan hiç endişeniz olmasın, hiç endişeniz olmasın. Bu can bu tende oldukça biz Allah’tan başka kimsenin önünde eğilmeyiz, hiç endişeniz olmasın.

Kardeşlerim, ya bunlar o kadar dağıttılar, o kadar dağıttılar ki, bak dizide -duydunuz değil mi- ne diyor? Miraç’tan, bakın çok enteresan, Peygamberimiz iniyor, onu kamyonete bindiriyorlar ve yürütüyorlar. Senaryo Pensilvanya, Pensilvanya.

Bir başkası, o da çok enteresan, Savaş Ay’la 95’te röportaj yapıyor, siyaset konuşuyorlar. Bugüne kadar diyor bir kere oy kullandım, ama bundan sonra kullanmam diyor. Ve örnek veriyor, o da çok enteresan, Hazreti Cebrail diyor gökten inse, parti kursa ona bile oy vermem diyor. Kim bu? Pensilvanya.

Değerli kardeşlerim, ya bunlar iyice çığırından çıktılar. Onun için 30 Mart çok önemli. Onun için ağabeyler, 15 gün durmak yok… Ablalar, 15 gün durmak yok… Kapı kapı dolaşacağız, inşallah demokrasi neymiş bunu onlara 30 Mart’ta göstereceğiz.

Kardeşlerim, biz İzmir’e şu 11 yılda ne kadar hizmet ettik biliyor musunuz, ne kadar? 24 katrilyon İzmir’e yatırım yaptık. Bu ne demektir? Ortalama yılda 2 katrilyon biz İzmir’e yatırım yaptık.

Soruyorum, ey CHP, sen tek partili dönem dahil, ondan sonraki dönem dahil, acaba şu İzmir’e yatırım olarak ne yaptın? Yok yok. İşte diyorum ki, 30 Mart’ta bunun hesabını verelim.  Yani yolsuzlukların olduğu bir iktidar böyle bir yatırımı buraya yapabilir mi? Hangi yüzle geliyorlar da burada bunu söylüyorlar.

İşte Ulaştırma Bakanım burada, Binali Bey, döneminde 4 katrilyon biz İzmir’e yatırım yaptık, eğitimde 1 katrilyon 600 trilyon yatırım yaptık, orman ve su işlerinde 2 katrilyon yatırım yaptık, sağlıkta 1 katrilyon yatırım yaptık, toplu konutta 1 katrilyon yatırım yaptık bu mevcut Belediye Başkanının engellemelerine rağmen. Tarım ve hayvancılıkta 1 katrilyon 700 trilyon yatırım yaptık, aile ve sosyal politikalarda 1 katrilyon 300 trilyon yatırım yaptık, gençlik ve sporda 1 katrilyon 200 trilyon yatırım yaptık. İzmir’in ışığını daha da güçlendirmek istiyoruz, İzmir’e hak ettiği değeri vermek istiyoruz, İzmir’i 2023’e hazırlamak istiyoruz.

2011 yılında 35 dev proje açıklamıştık. Biz de söz namustur. Biz 2004’te ne söz verdiysek 2009’da tekrarlayan, onu da tutmayıp şimdi yeniden gündeme getirenlerden değiliz. Biz bir defa sözü verir onu tutarız. 35 projemizden 18’inde çalışmalara başladık, ciddi ilerlemeler kaydettik.

Kardeşlerim, biliyorsunuz belediye başkanlığı için ülkemizin birçok ili Binali Beye talip oldu, ama Binali Bey İzmir’i istedi, İzmir’e hizmet etmeyi tercih etti. Bir de bana ne dedi biliyor musunuz? Hayat İzmir dedi ve yüz yılın şehircilik hareketini başlatmak için yola koyuldu, tam 1414 projeyle İzmirli kardeşlerimin huzuruna çıktı. Ekonomi, ulaşım, çevre, kentsel dönüşüm, sağlık, kültür-sanat, teknoloji, sosyal alanlarda İzmir için tam 1414 proje, altyapısıyla, üstyapısıyla. Artık inşallah hava kirliliği olan bir İzmir görmeyeceğiz, susuz bir İzmir görmeyeceğiz, kanalizasyonların böyle aktığı bir İzmir görmeyeceğiz, inşallah çirkin yapılanmanın, yapılaşmanın olduğu bir İzmir görmeyeceğiz.

Bakın, biz biliyorsunuz İzmir’i şöyle tanıdık: İlk fuarı açan şehrimiz olarak değil mi? Allah aşkına, soruyorum sizlere, şu anda İzmir fuarı fuardan başka her şeye benzemiyor mu? Böyle bir şey olabilir mi ya, bu nasıl bir belediyeciliktir ya. Çünkü bunların derdi yok, bunların bu ülkeye sevdası yok, aşkı yok. Bunlar her yerde yıkmaktan yana, inşa etmekten yana değil; inşa etmek bizim işimiz.

İşte 80 kilometrelik Egeray projesini yapamadılar, yolda kaldı. Dedim ki, Binali kardeşim dedim, Egeray’ı Ulaştırma Bakanı olarak biz tamamlayalım. Egeray’ın yanında tabi diğer dev bir proje daha vardı, onun da halledilmesi gerekiyordu. Değerli kardeşlerim, dedim ki; bu konuyla ilgili olarak bu iki projeyi de sen üstleneceksin, alıp götüreceksin. Ve o projeyi de sağ olsun bitirdi ve geldik Sayın Kılıçdaroğlu’yla beraber o açılışı yaptık. O da havasını atıyor ha. Ya sen bir şey vermedin ki, senin Belediyen vermedi ya, biz yaptık biz.

Kardeşlerim, inşallah Cumaovası-Torbalı arasını da bu projeye ekledik, bu yaz hizmete alıyoruz. 26 kilometrelik Torbalı-Selçuk kesiminin ihale süreci tamamlandı, yakında inşasına başlıyoruz. 50 kilometre uzunluğundaki Aliağa Bergama kesiminin projesi tamamlandı. 35 kilometrelik Menemen-Manisa kesiminin ise proje çalışmaları devam ediyor. Böylece Aliağa’dan başlayıp Manisa’ya kadar uzanan 191 kilometre uzunluğunda bir kent içi banliyö sistemini hayat geçiriyoruz. Tabii şimdi bir şeyi bekliyorsunuz biliyorum, o da yüksek hızlı tren. İzmir-Ankara arasını 3,5 saate düşürecek, İzmir-Manisa-Uşak-Afyonkarahisar-Ankara yüksek hızlı treninin yapımına Afyon Karahisar’dan başladık. 4 gün önce yeni Ulaştırma Bakanımız Lütfi Elvan Bey Binali Beyle birlikte Ege sanayisi için lojistik ve demiryolu taşımacılığı için çok önemli bir hat olan 27 kilometrelik Kemalpaşa-Turgutlu yeni demiryolunu hizmete açtılar.

Ve İzmir metrosuna. İzmir metrosunun mevcut 12 kilometrelik hattını 71 kilometreye çıkarıyoruz. Bunu şu andaki Belediye Başkanı yapabilir mi? ("Hayır" sesleri) Onun ne hayali, ne de parası buna yetmez, yetmez. Yeni metro hatları sayesinde İzmirliler konforlu, hızlı ve güvenli bir toplu ulaşım sistemine kavuşuyor. Kardeşlerim, 12 yılda İzmir’e 238 kilometre bölünmüş yol yaptılar. Kardeşlerim, 4255 kilometre asfalt yol ve 26 adet köprü yaptık. İzmir-Aydın, İzmir-Çeşme otoyollarını, İzmir Çevre Yolunu biz tamamladık biz. İstanbul-İzmir otoyolu inşallah zaten bu işin tacı olacak. Ve dün onun işte adımlarını attık. Değerli kardeşlerim, benim sizden artık isteğim şu: İzmir-İstanbul otoyolu 433 kilometre. Bu otoyol tamamlandığında iki kent arasındaki mesafe demin söyledim 3,5 saate inecek. Şu güzelliğe bak ya, şu huzura bak ya, modern Türkiye bu. Kardeşlerim, lafla modern Türkiye olmaz. Lafla modern İzmir olmaz, hizmetle olur, hizmetle. Otoyol bittiğinde İzmir-Bursa ne oluyor biliyor musunuz? 2,5 saat. Ve Manisa-İzmir kesiminde 56 kilometrelik Kemalpaşa ayırımı İzmir bölümünün yapım çalışmaları devam ediyor şu anda, biz yapıyoruz, ayrım mayrım yok. Aynı şekilde 1747 metre uzunluğunda ve çift tüpten oluşan Belkahve Tünelinin de kazı çalışmaları sürüyor.

Geliyorum Sabuncubeli tüneline. Toplam proje uzunluğu 6480 metre. Bu tünelle Manisa-İzmir arasını 15 dakikaya indiriyoruz, nasıl? Biz yapıyoruz biz.

İzmir’deki bir başka gurur projemiz, gerçi bunları sizlere hep Binali Bey anlattı televizyonlarda filan ama, ben de şöyle bir neşeleneyim diyorum.

Konak Tüneli, o da hızla devam ediyor, biz yapıyoruz. Yani İzmir Büyükşehir Belediyesi değil ha, biz. Bitmiyor. İzmir Çandarlı Otoyolunun Çiğli Aliağa kesimiyle ilgili proje çalışmalarını tamamladık. Aliağa-Çandarlı arası devam ediyor, İzmir-Antalya arasını otoyol ile birleştiriyoruz. Yeni otoyolun hayata geçmesiyle birlikte Denizli-İzmir arası 2 saat 15 dakikaya, İzmir-Burdur arası 3,5 saate, İzmir-Antalya arası da 4 saat 15 dakikaya iniyor. Böylece 501 kilometre uzunluğundaki İzmir-Ankara otoyolunun proje çalışmaları devam ediyor. Bu yıl sonuna kadar proje çalışmalarını bitiriyoruz, somut adımları da inşallah bunun arkasından atıyoruz.

Tabii önemli bir proje daha var; İzmir-Çeşme deniz otoyolu. Yani, Binali Beyin aslında asıl işi biliyorsunuz gemi inşaat mühendisidir. Ben Belediye Başkanıyken, o da İstanbul Deniz Otobüsleri Anonim Şirketinin Genel Müdürüydü, asıl işe oradan başladı, birlikteliğimiz oradan başladı yani belediyecilikte vesaire. Şimdi İzmir Körfeziyle Çeşme arasında bir deniz ulaşımını 3 saat kısaltacak bir deniz otoyolu yapıyoruz, nasıl?

Şimdi tabii bu arada ben İstanbul kanalı dedim ya, Kanal İstanbul, o da şimdi beni kıskandı, buraya kanal yapacakmış.

Antik Efes Limanı, tarihi dokuya zarar vermeden sahilden yaklaşık 7 kilometrelik bir boru hattıyla taşınacak su sayesinde liman hayat bulacak. 2012 yılında projenin altyapı çalışmalarına başladık ve dünyanın 10 büyük limanı arasında yer alacak Çandarlı Limanı İzmir’e bambaşka bir hava katacak. Bu liman, demiryolu ve otoyol bağlantılarıyla İzmir’in, Ege Bölgesinin ve Türkiye’nin küresel pazarlara açılan önemli bir kapısı olacak. Çalışmalar tamamlandığında limana 300 metre uzunluğunda 6 gemi yaşanabilecek.

Gelelim sağlığa. 12 yılda İzmir’e çok büyük yatırımlar yaptık. Toplamda 2022 yataklı yeni sağlık tesislerini İzmir’e kazandırdık. İzmir’in iki yakasına, kuzeyine ve güneyine modern, içerisinde her türlü uzmanlık dalının olacağı iki adet dev sağlık kampüsü kuruyoruz. 2020 yataklı Bayraklı sağlık kampüsü ve 1200 yataklı Tepecik sağlık kampüsü. Bayraklı sağlık kampüsü 7 hastaneden, Tepecik 4 hastaneden oluşuyor. 12 Mart’ta Bayraklı sağlık kampüsümüzün temelini attılar. 2,5 yıl sonra da bitiyor. Bunun içerisinde Allah’ın izniyle yok yok, her şey orada. Hastaneye giriyorsun, öyle eskiden olduğu gibi dışarıda sedyeler üzerinde hastaneye koştur bilmem ne, yok böyle bir şey, her şey orada.

Şimdi bu Genel Müdür Kılıçdaroğlu, bir zamanlar SSK’nın Genel Müdürüydü biliyorsunuz değil mi? Ah ne çileler çektik be, giderdik hastanenin kapısına, kuyrukta beklerdik. Al bir numara, o numarayı aldıktan sonra akşam 5’te mi gelir, 4’te mi gelir. Bırak onu, doktor reçete yazar, inersin hastanenin eczanesine ilaçların yarısı var, yarısı yok. Bunları yaşamadık mı? Sorarsın eczacıya, eczacı bey, ama bu ilaçların tamamı yok. Dışarıdan alacaksın derlerdi. Biz ne yaptık? Biz hastaneleri birleştirdik, öyle mi? Bütün eczanelerden ilacını alabilirsin dedik. Şimdi istediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Alıyor musun? Hatta o anda eksikse hemen süratle depodan ilaç aldırttırılıyor, sana da orada bir çay ikram ediyorlar iş bitiyor. Asla diyoruz geri göndermek yok, ilacını vereceksin; biz bunu getirdik ya. Niye? Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Bizim ecdadımız bir sağlıklı nefese bir devleti feda etmeyi göze almış, biz oyuz.

Okul ve eğitimde ne yaptık? Kardeşlerim, ücretsiz kitaplar veriliyor mu? Veriliyor. Tablet, geliyor geliyor, yenileri geliyor daha, ilave var, eksik var çünkü, daha gelecek. Siz aldınız, size ne mutlu, ama almayanlar var, onlarınki de geliyor. Ve bu ay içinde 675 bin tablet gelecek inşallah tüm Türkiye’ye. Ve yine şu anda dev bir ihaleye hazırlanıyoruz, 10 milyon tablet bilgisayar. Hepsini çözeceğiz.

Ayrıca, İzmir Bornova’da 208 derslikli içinde spor salonları, yüzme havuzu, kütüphaneleri, konferans salonları, bilim merkezi, kreş ve anaokulu olan dev bir eğitim kampüsü yapıyoruz. Proje hazır, yapım ihalesine de inşallah Ağustos ayında çıkıyoruz. Kardeşlerim, büyükşehrin bütün engellemelerine rağmen TOKİ kanalıyla İzmir’e 15’er, toplamda 30 bin seyirci kapasiteli iki stadyum yapıyoruz. Birinin ihalesini yaptık, diğerinin ihale süreci devam ediyor, inşallah en kısa sürede yapımına başlıyoruz. 2003 yılında 2 milyon 300 bin yolcu ağırlayan Adnan Menderes Havalimanının yolcu sayısında birkaç yıl içinde 4 kat artış oldu. Bu nedenle İzmir’e yetmeyen Adnan Menderes Havalimanını da modern bir yapıya kavuşturmak için çalışmalarımıza başladık ve yap-işlet-devret’le 245 milyon avro yatırım yapılan yeni terminal binası 20 milyon yolcu kapasitesi ile İzmir’e hizmet verecek. Ve Pazartesi günü bu yeni terminal binasının açılışını yapıyoruz. İzmir’imize hayırlı olsun, Ege’ye hayırlı olsun, Akdeniz’e hayırlı olsun, ülkemize hayırlı olsun.

Kardeşlerim, Adnan Menderes Havalimanı biz gelmeden önce neydi? Gecekondu, İzmir’e yakışıyor muydu bu? İzmir’e yakışanı biz yaptık. Şu andaki mevcudu ve daha sonra da iç hatları biliyorsunuz değiştirdik, onu da şu andaki hale getirdik ve böylece kapasiteyi büyüttük, inşallah daha iyi olacak, daha güzel olacak, İzmir’e yakışan neyse o olacak.

Sevgili İzmirliler, tabii anlatılacak çok şey var, ama şimdi bundan sonra ben diyorum ki Binali kardeşimi size emanet ediyorum. 1414 projeyi istiyorum ki beraber hayata geçirelim. 15 gün var. Ablalar, çok çalışacağız değil mi? Abiler, çok çalışacağız değil mi?

Hatta ben biraz daha ileri gidiyorum, diyorum ki; bu Pensilvanya’nın dershanelerinde okuyanlar varsa veya çocukları oralarda okuyanlar varsa çocuklarımızı oralardan çıkaralım, okullarında okuyanlar varsa çıkaralım. Şimdi Milli Eğitim olarak bir adım atıyoruz, kızlarımıza, çocuklarımıza hafta sonlarında ücretsiz olarak biz ders vereceğiz, Milli Eğitim Bakanlığı ders verecek. Anne-baba ne istiyorsa, onlara biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu dersi vereceğiz, tamam? Tamam? Kardeşlerim, çok sömürdüler, ben bazen hani söyleniyor, sülük gibi emdiler deniyor ya, fakat sülük zararlı kanı emer, bunlar faydalı kanı emdiler; bunlar böyle.

Ve şu anda biz seferberliğimizi yaptık, her türlü hazırlığımızı yapıyoruz ve bunların yayın organlarını da evlerinize sokmayın, bunların gazetelerini evlerinize sokmayın. Bunlara gereken dersi hep beraber milletçe verelim, neyin ne olduğunu anlasınlar.

Binali Yıldırım kardeşim size emanet. 30 Mart akşamı sizden müjdeyi bekliyoruz. Durmak yok… Durmak yok… Durmak yok… Allah razı olsun.

Hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey İzmir’i hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun, 30 Mart hayırlı olsun, geleceğimiz aydınlık olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.