Basbakan Erdogan’in Aydin Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Aydın, efeler diyarı Aydın, demokrasi kahramanı merhum Menderes’in şehri Aydın, seni yürekten selamlıyorum.
Bozdoğan, Buharkent, Çine, Didim, Germencik, İncirliova, Karacasu; sizleri muhabbetle selamlıyorum. Karpuzlu, Koçarlı, Köşk, Kuşadası, Kuyucak, Nazilli, Söke, Sultanhisar, Yenipazar; sizleri gönülden selamlıyorum.
Demirci Mehmet Efe’nin şehri, Yörük Ali Efe’nin şehri, Umur Beyin, Çaka Beyin, özellikle Çaka Beyin şehri Aydın, seni kalpten selamlıyorum.
Rabbim sizlerden razı olsun, kardeşliğimiz, dayanışmamız, yol arkadaşlığımız daim olsun.
30 Mart seçimleri inşallah Türkiye’miz için, milletimiz için, vatanımız için, demokrasimizi için, Aydın’ımız için aydınlık yarınlara vesile olsun.
Sevgili kardeşlerim, sevgili Aydınlılar; buraya gelmeden daha önce Kütahya’ya gittik, orada merhum Menderes’i yad ettik. Çünkü Kütahya, hatırlayın, milletvekili aday olarak seçime girmiş, ayrıca 27 Mayıs’ta merhum Menderes orada derdest edilmişti.
Kardeşlerim, bakın bu seçimde ben Aydın’a bir mesaj daha vermek istiyorum, bu mesajda aynı zamanda ya Aydın Menderes’in o çizdiği, verdiği demokrasi mücadelesine sahip çıkacağız ya da onu şehit edenlerin yanında yer alacağız. Bu seçimin aynı zamanda böyle bir anlamı var. Yerel seçim diye bakmayın bu seçime, aynı zamanda bu böyle de bir seçimdir.
Oradan Eskişehir’e gittik, orada merhum Menderes’i yad ettik, çünkü ilk demokrasi mitingini de, son demokrasi mitingini de Eskişehir’de yapmıştı. Manisa’da, İzmir’de, Uşak’ta merhum Menderes’i hayırla yad ettik, çünkü onun hayatında bu illerin de çok anlamlı bir yeri var, zira Ege’nin bir evladıydı merhum Menderes. Gönüllerde silinmez bir yer edinen merhum Menderes’i Anadolu’nun, Trakya’nın birçok şehrinde hayırla yad ettik. İşte bugün Adnan Menderes’in kendi memleketinde, Aydın’dayız, burası Adnan Menderes’in doğduğu, büyüdüğü şehir.
Kardeşlerim, Yassıada’da yatarken en çok Aydın’ı özlemişti, Çine’yi özlemişti, Çine Çayı’nı özleşmişti. Ne demişti biliyor musunuz? Hayırlıysa şuradan bir kurtulayım, memlekete döneceğim, oturacağım Çine Çayı’nın kenarına, söğüt ağaçlarının serinliğinin yüzümde dolanmasının bana getireceği saadetle yetineceğim. Evet, merhum Menderes bu özlemini gideremedi, Aydın’a, Çine Çayı’nın kenarına gelemedi. Bedenini yok ederken onu Türkiye siyasetinden, milletin kalbinden de silip atmak istediler, ama başaramadılar. Menderes, eserleriyle, düşünceleriyle, en çok da milletin kalbinde yer ettiği sarsılmaz sevgiyle unutulmadı ve unutulmayacak.
Onun muhabbetini, onun sevgisini yok etmek isteyen zihniyet hangi zihniyetti? CHP zihniyetiydi. İşte kardeşlerim, şimdi 30 Mart’ta CHP’ye verilecek her oy Menderes’i ve onun eserlerini, Menderes’in verdiği mücadeleyi aynı zamanda yok farz etme anlayışıdır, zihniyetidir.
Kardeşlerim, merhum Menderes’i bugünlerde özellikle hatırlıyor, Menderes dönemini özellikle hatırlatmaya çalışıyoruz. Neden biliyor musunuz? Merhum Menderes’e, Demokrat Parti’ye ne yapıldıysa, hangi oyunlar oynandıysa, hangi tuzaklar kurulduysa, şu anda birebir, tıpatıp aynı oyunlar tezgahlanıyor, aynı tuzaklar kuruluyor, 27 Mayıs öncesinde yapılanların aynısı bugün de yapılmak isteniyor. Milletin partisi Demokrat Parti’ye hangi saldırılar yapıldıysa, milletin partisi AK Parti’ye de bugün aynı saldırılar yapılıyor. Gazetelerin manşetlerine bakın, 27 Mayıs öncesiyle aynı manşetleri göreceksiniz. CHP’nin tavrına bakın, 27 Mayıs öncesindeki gibi aynı gerilim siyasetini yürüttüğünü göreceksiniz. İşverenlere bakın, bazı sendikalara, bazı sivil toplum örgütlerine bakın, bazı gençlik hareketlerine bakın, inanın birebir 27 Mayıs öncesinde ne varsa bugün de ayısı var. O gün Menderes’e diktatör dediler, şimdi bana diyorlar. Hepsi arşivlerinde var. O gün Menderes’e hürriyet düşmanı dediler, bugün aynını bana söylüyorlar. O gün Menderes’e gençleri öldürdü, öldürüyor dediler, aynısını bana söylüyorlar. Hatta kardeşlerim, Menderes’e ne dediler biliyor musunuz? Kıyma makinelerinden geçirip cesetlerini saklıyor dediler. O gün de Menderes’e en alçakça yolsuzluk iftiralarını, en edepsiz iftiraları attılar, aynını şu anda bana yapıyorlar. Kim? CHP’nin başındaki Kılıçdaroğlu ve avanesi.
Kardeşlerim, ben şimdi buradan hanım kardeşlerime, bizim ablalarımıza sesleniyorum; 30 Mart’ta bunlara hesabı sormayacak mıyız? Şu 14 gün kapı kapı çalışarak bunları anlatmayacak mıyız?
Ağabeylere sesleniyorum, bizim ağabeylerimiz de var ya, sesleniyorum, 14 gün kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Bunları anlatmaya var mıyız?
Menderes’e yapılanların hesabını inşallah 30 Mart’ta sormaya var mıyız?
Kardeşlerim, burada sizlere 27 Mayıs dönemine ilişkin çok enteresan bir olayı hatırlatmak istiyorum. 27 Mayıs müdahalesinden hemen sonra 10 Haziran’da darbeciler 5 kişi için bir cenaze töreni düzenlediler, bugünkü CHP’nin düzenlediği törenler gibi, o düzenliyor ya. Yeter ki bir kişi öldürülsün veya ölsün, onun cenaze törenini kaldırma görevini Kılıçdaroğlu üstleniyor, o yapıyor bu işleri. Ve utanmadan, sıkılmadan terör örgütü çıkıyor, DHKP-C ben öldürdüm diyor, Kılıçdaroğlu diyor ki, elektrikler söndürüldü ve o karanlıkta bu hadise oldu, Hükümet bulup çıkarmalı. Ya terör örgütü diyor ki, ben öldürdüm, 42 tane kovan bulunuyor, orada günahsız, olayın içerisinde olmayan, 3 ay önce askerden gelmiş 22 yaşındaki Burak Can şehit oluyor, utanmadan, sıkılmadan, bunun faturasını da geliyorsun Başbakana kesiyorsun.
Ve yine dün bir yerde konuşuyor, diyor ki, bak diyor, ne Burak Can’a ağladı, ne diyor Ahmet’e, onlar için başsağlığı diledi. Ya senin zaten kulakların var duymuyorsun, gözlerin var görmüyorsun. Sende takiye var, sende yalan var, sende iftira var, akşam başkasın, sabah başkasın. Çünkü bunlarda yüz yok, iftiranın bini bir para bunlarda.
Şimdi hayatını kaybetmiş bu 5 kişiye hürriyet şehitleri diyorlardı o zaman CHP’liler. İstanbul’dan başladılar, Ankara’ya kadar günlerce bu 5 kişinin cansız bedenini gezdirdiler. Sonra bunları Ankara’da Anıtkabir’e getirip oraya defnettiler. Günlerce darbeciler bunlardan bahsetti, günlerce gazeteler bunları yazdı, 5 kişinin cansız bedeni üzerinden günlerce istismar yaptılar, Cumhuriyet Halk Partisi bu 5 cansız beden üzerinden günlerce rant elde etmeye başladı.
Bu 5 kişi nasıl öldü biliyor musunuz? Şimdi onu söylüyorum, biri 27 Mayıs darbesi sırasında kendi askerinin kaza kurşunuyla ölmüştü, bakın çok enteresan. Biri sabah darbeyi kutlamak için sokağa çıkan bir CHP’li babanın yanındaki 11 yaşındaki çocuktu, o da askerlerin yanlış ateşiyle ölmüştü. Bir diğeri 27 Mayıs öncesinde Adnan Menderes’e karşı yapılan gösterilerde seken bir kurşunla ölmüştü. Bir diğeri Menderes karşıtı gösterilerde tankın üzerinde konuşurken düşüp ölmüştü. Beşinci de darbeye hazırlık yaparken elindeki silahın patlaması sonucu ölmüştü. Olayı görüyor musun? Bakın 5’i de maalesef kazara ölmüştü. 5’inin ölümünde de hükümetin hiçbir sorumluluğu yoktu, ama bu 5 kişiyi, biri de 11 yaşında olan bu 5 kişi adeta bir propaganda aracı yaptılar, reklam aracı yaptılar, bu 5 kişinin bedenleri üzerinden, cesetleri üzerinden günlerce kara propaganda yaptılar, bu ölümleri hem darbeyi kışkırtmak için kullandılar, hem de de darbe sonrasında Menderes’i karalamak için kullandılar.
Çok büyük törenlerle bu 5 kişiyi Anıtkabir’e defnettiler. Peki, 1980 sonrasında ne oldu? Oralardan kemiklerini çıkarıp ailelerine verdiler. Onları hiç kimse hatırlamıyor, ne o olayı, ne de o 5 kişiyi hiç kimse hatırlamıyor. Maalesef kullanıldılar, ardından unutuldular, sonra bir torba içinde kemikleri ailelere verildi. Kardeşlerim, CHP bu, CHP bu, zihniyet bu.
Onun için diyorum, Aydın bir değişim-dönüşüm yapmak durumunda. Bu CHP’nin idaresi Aydın’da olmamalı.
Kardeşlerim, biz Büyükşehir Başkanlığı Yasasını çıkardığımızda buna kim karşı çıktı? CHP karşı çıktı, Anayasa Mahkemesi’ne götürdüler. Dediler ki, Aydın’ın bir ucundan bir ucuna bu hizmetler nasıl gidecek? Anlamazlar, bilmezler bu işi. Onların bütün işi yolsuzluk, onların bütün işi yasaklar, onların bütün işi yoksulluk. CHP’nin tarihine bakın, ne görürsünüz? Yolsuzluğu görürsünüz, yasakları görürsünüz, yoksulluğu görürsünüz.
Kardeşlerim, ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kimden aldım? CHP’den aldım. CHP’den aldığım zaman İstanbul’da su yoktu, İstanbul’da çöp dağları var, İstanbul’da hava kirliliği vardı, 2,5 milyar dolar da borç vardı. Değerli kardeşlerim, bakın çok enteresan, o 2,5 milyar dolar borç 1.2 milyar dolara düştü ve çöp dağlarını ortadan kaldırdık, susuzluğu 2 yılda giderdik ve şu anda İstanbul’un su sorunu diye bir şey yok, ta Istranca Dağları’ndan, 180 kilometreden dağları delerek İstanbul’a su getirdik. CHP belediyesi İSKİ yolsuzluğuyla biliyorsunuz tarihe geçti. Ey Kılıçdaroğlu, aynaya bak aynaya, aynaya bak. Sen kime iftira attığının fakında değilsin, aynaya bak da İSKİ’yi gör, İSKİ’yi, bir 94 öncesi İSKİ var, bir de 94 sonrası İSKİ var.
Hava kirliliği almış başını gidiyordu ve geldim, 50 bin aileye maalesef doğalgaz gidiyordu, göreve geldikten sonra 4,5 yılda 1 milyon 250 bin aileye doğalgazı götürdük. Farkımız bu, farkımız bu, bunlardan bir şey olmaz.
Aynı şekilde değerli kardeşlerim, Kocaeli’nde ciddi bir orada da baraj yolsuzluğu oldu. Ve ne yaptılar biliyor musunuz? Alavere, dalavere zaman aşımına uğrattılar ve işi öyle yırttılar. Kim vardı? O zaman da bir paralel yapı vardı, bugünkü paralel yapının markası farklıydı, o zamankinin farklıydı, öyle yırttılar işi.
Kardeşlerim, o paralel yapının içerisinde olanlar beni mahkum ettiler. Neydi benim suçum, benim suçum neydi? Ziya Gökalp’in bir şiirini okudum diye, Kılıçdaroğlu’nun aynen kafa yapısında olan paralel yapı yargıda vardı ve onlar mahkum ettiler, kılıfı uydurdular. Neydi biliyor musun söylediğim? Ve Gazi Mustafa Kemal’in duayeniydi bu Ziya Gökalp. Milli Eğitim’in okullara tavsiye ettiği eser, orada ne diyordu? Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker. Sen bunu mu söyledin? Hadi bakalım içeri. Ya Ziya Gökalp söylemiş, ben de okudum ya, ben de okudum, bir yeri kırmadım, yakmadım, dökmedim. Sen minarelere niye süngü dedin? Sen kubbelere niye miğfer dedin? Camilere niye kışla dedin? Ya camiler bizim kışlamız olmadı mı, müminler bizim askerimiz değil mi? Ama Kılıçdaroğlu bundan anlamaz ki, Kılıçdaroğlu’nun kafa yapısında olanlar bundan anlamaz ki, onun için de gittik. İyi oldu, medrese-i yusufiyede bizi ağırladılar ve AK Parti işte orada temelleri atıldı, oradan yola çıktık.
Kardeşlerim, bakınız bu ülkede Said-i Nursi’yi yargıladılar, nereye sürdüler? Ta Sibirya’ya. Ama o Sibirya’da yaşamadı, buldu fırsatını kaçtı, ülkesine geldi, kendi topraklarına geldi ve ben bu topraklarda öleceğim dedi. İşte onun biliyorsunuz birçok hatıraları var, Kütahya’da, Isparta’da, o yolculukta birçok hatıraları var, hepsi birbirinden enteresan. Bu topraklarda o vefat etti, ama ona bile tahammül edemediler, ne çileler çektirdiler, hatta hatta biliyorsunuz değerli kardeşlerim, ölümünden sonra da onu tuttular ancak aylar, yıllar sonra kemiklerini Isparta’ya götürdüler.
Kardeşlerim, şimdi ben Said-i Nursi’nin izinden gittiğini söyleyen bu paralel yapı, izinden gidiyor mu? Hayır, yalan söylüyor, takiye yapıyor, iftira atıyor. Hayatında Bediüzzaman ifadesini kullanmış değil ve onu bir kere görmüş de değil ve onun eserlerini bir kenara koyarak güya kendine göre külliyat oluşturmaya çalışan bir zat. Ama ne o yaptı? O da 99’da tam aksine Türkiye’den kaçıp dünyanın bir başka ucuna gitti. Ya şimdi niye orada duruyorsun? Maden sen vatanseverdir, madem sen milletini seviyorsun, bak 2 yıl önce ben sana davet yaptım, gel dedim Türkiye’ye, bak bu millet seni seviyor, gel. Niye gelmedin, niye gelmiyorsun?
Üstelik, enteresan bir şey de söyledi olimpiyatlardaydı bu, dedi ki, Peygamber de oradaydı. Ya ne diyeceksin böyle bir insana, ne diyeceksin? Böyle bir şey olabilir mi? Orada folklorik gösteriler var, Peygamberimiz de orada; böyle bir şey olabilir mi? Ama buna sorarsan olur. Ve hala bu ifadelerde bile hikmet arayan benim saf kardeşlerim var. Ne hikmeti ya? Sen Yaratanın hükmüne bak, hükmüne, bırak bunların hikmetlerini.
Kardeşlerim, hep bayat senaryolar ve bu senaryolar üzerinden çeşitli tuzaklar. İşte bu tuzakları inşallah 30 Mart’ta hep beraber bozuyoruz.
Artık bu millet çok güçlü kardeşlerim, inşallah artık benim milletimin özgüveni var, milletimin sandığına, demokrasiye, iradesine, Başbakanına artık sahip çıkıyor, ben bu alanda bunu görüyorum.
Ve buradan sizden bir ricam var, aman ha aman ha, hanım kardeşlerim, beyler; sandıklara sahip çıkacağız, sandık müşahidi kardeşlerim, sandıklara sahip çıkacağız, kuş uçurtmayacağız, çünkü bunlar her türlü oyuna başvurabilirler. Herhangi bir numara mı var, hemen emniyete, güvenlik güçlerine haber verin, anında orada raporları tutturun. Bunlara güvenmeyeceğiz ve sağlam duracağız, dik duracağız ve Allah’ın izniyle 30 Mart’ta da gümbür gümbür Aydın’da da, Türkiye’de de AK Parti’nin iktidarını perçinleyeceğiz. Çünkü biz artık sözün de, mührün de, kararın da millette olmasını istiyoruz, bunun mücadelesini veriyoruz.
Sevgili Aydınlılar, bakınız bunlar Gezi olaylarında dümenler çevirdiler, ağaç dediler, çevre dediler, yeşil dediler, onların ardına saklandılar. Şimdi kardeşlerim, ben bu meydanda çok büyük miting yaptım… Bu tabi Türkiye’ye yönelik bir saldırıydı, 17 Aralık, 25 Aralık, aynı şekilde Türkiye’ye saldırı idi, yolsuzluk, rüşvet iddiasıyla buna saklandılar, bu şekilde saldırdılar. Sandıkta yenemedikleri, millet nezdinde itibarını zedelemeyecekleri bir iktidarı ayak oyunlarıyla bu kışkırtmalarla bu şekilde yenmek istediler. Ama biz dik durduk, sizden aldığımız güçle, sizin hayır dualarınızla eğilmedik, bükülmedik, taviz vermedik.
Şunun altını çiziyorum kardeşlerim: Yapılan saldırılar sadece bize, sadece AK Parti’ye, sadece Hükümete yönelik saldırılar değil, yapılan saldırılar büyük Türkiye hedeflerine, Türkiye’nin demokrasisine, Türkiye’nin istiklaline yapılmış saldırılardır. Bu saldırılar bize yapıldığı kadar size yapılmıştır size, Aydın’a yapılmıştır, İzmir’e yapılmıştır, Denizli’ye yapılmıştır, tüm Ege’ye, tüm Türkiye’ye yapılmıştır.
Kardeşlerim, az önce Adnan Menderes Havalimanı’nın iç hatlar terminalinin açılışını yaptım. Kardeşlerim, 2006 öncesinde neydi orası? Bir gecekondu değil mi? Şimdi dış hatlar biliyorsun hizmet veriyor zaten, 110 bin metrekarelik bir alanda, nasıl görüyorsunuz. Şimdi iç hatları bitirdik, burası da 220 bin metrekare, oldu 330 bin metrekare. Ve burada yaklaşık 17 körük var, artık Ege’de, özellikle Aydın, İzmir buradan istifade edecek. İnşallah ileride Aydın’ımıza da böyle bir havaalanını ayrıca kazandırırız. Çünkü büyükşehirlerde bu hava alanlarını yapmamız inanıyorum ki bizlere ayrı bir güç katacak. Şu anda Türk Hava Yolları dünyada saygın hava yolları arasına girdi, daha da iyi olacak. Ama bu CHP’nin böyle bir hizmeti var mı? Olamaz, çünkü bunlarda laf var laf, icraat yok.
Tarih boyunca bu CHP hep darbelerin arkasında durdu, bugün de aynı şekilde darbelerin arkasında duruyor, tarih boyunca sandıktan hiçbir zaman çok partili dönemde neticede alamadı. Var mı netice aldığı? Niye? Benim milletin bu CHP’yi iyi tanıyor ya, bunlara oy vermiyor, vermez. İşte böyle belediyelerde filan zaman zaman belediye başkanlığı kazanıp onunla işi idare ediyorlar. Kardeşlerim, şimdi başka yollardan bir şeyler yapmaya gayret ediyorlar.
Şimdi gelirken bana birileri Atatürk’ün posterini sallıyor. Ya bana niye sen Atatürk’ün posterini sallıyorsun? Ki bu büyük ihtimalle CHP’li, işleri güçleri bu. Ya sen laf üretme, iş üret iş. Biz bu CHP’yi biliriz. Ya siz, Gazi Mustafa Kemal öldü, öldükten sonra paraların üzerinden Atatürk’ün resmini kaldırıp oraya İnönü’nün resmini koyan partisiniz. Devlet dairlerinden Atatürk’ün posterini kaldırıp oraya İnönü’nün posterini koyan partisiniz. Posta pullarının üzerinden Atatürk’ün resmini kaldırıp oraya İnönü’nün resmini koyan partisiniz. Siz bize bu tür oyunları bırakın ya, siz geçmişinize bakın, sizin geçmişiniz kirli, geçmişiniz. Bunların hepsi müdellel, bunların hepsi belgeli.
Siz değil misiniz ya CHP, ezanı aslından ayırın siz değil misiniz? Kur’an kurslarını kapatan siz değil misiniz? Adnan Menderes ezanı aslına döndürdü diye idama götürdünüz. CHP, siz busunuz, onların arkasında durdunuz. Camileri ahıra çevirdiniz, depoya çevirdiniz, demokrasiye değil, her zaman darbelere bel bağladınız. Şu anda da işte Pensilvanya’nın yörüngesine girdiniz, onunla beraber işi götürüyorsunuz, din istismarı yapıyorsunuz, duyguları istismar ediyorsunuz ve bununla ayakta kalmaya çalışıyorsunuz. Maalesef MHP de şimdi bunların dümen suyuna girdi. Kendi aralarında bazı ittifaklar oluşturuyor ve vagon olarak MHP de arkalarından gidiyor.
Taktik şu: Pensilvanya diyor ki, CHP’nin güçlü olduğu yerde AK Parti’ye karşı ey MHP, BDP, CHP’yi destekleyin. MHP’nin güçlü olduğu yerde, ey CHP, sen onu destekle. BDP’nin güçlü olduğu yerde hep beraber BDP’yi destekleyin. Ya nerede Başbakanım? Siirt’te. Nerede? Mardin’de. Taktik bu.
Ben diyorum ki, benim milletim bunların hepsini paketler, sandığa gömer. İşte onun için bu 14 gün çok önemli, çok önemli.
Aydın’ın bu kirli oyunu, bu kirli ittifakı bozacağına ben yürekten inanıyorum. 30 Mart’ta sandık dışı yollar başvuranlara en güzel cevabı Aydın’ı vereceğine inanıyorum. Adnan Menderes’in şehri Aydın’ın 30 Mart’ta demokrasiye, milli iradeye, büyük Türkiye hedeflerine çok güçlü şekilde sahip çıkacağına inanıyorum.
Kardeşlerim, 12 yıl boyunca çetelerle çok kararlı şekilde mücadele ettik, bu mücadeleden asla taviz vermeyeceğiz, hiç endişeniz olmasın. En son çete paralel yapı, bu çeteyi de bitireceğiz, hiç endişeniz olmasın, bunları tasfiye edeceğiz. Devletimize, ulusal güvenliğimize tehdit oluşturan bu yapıyı tasfiye edeceğiz, 2 kere 2, 4.
Şimdi şimdi bakıyorum yeni yeni iftiralar. Bunlar sahtekar ya. Kalkmış iki tane gazete, yine paralel yapının gazetesi bir tanesi, bir tanesi de paralel yapının desteklediği bir gazete, bu gazeteler haber yapıyor. Haberde benim oğluma, yavruma hiç ilgisi, alakası olmayan bir avukat uydurmuşlar, ondan sonra bir sitede evi olduğuna dair de orada bir haber yapmışlar. Hemen tabi davayı anında açtık, davası inşallah devam ediyor. Ya bunlarda iftira var, bunlarda yalan var, bunlarda takiye var, ne ararsanız var. İftira at, tutmasa da izi kalır diyor. Ya böyle sahtekarlık olur mu? Sen nasıl din istismarı yapıyorsun ya, sen nasıl bir Müslümansın ya?
Sevgili Peygamberimizin huzuruna bireysel, kişisel suçlarla ilgili geliyorlar, hatta hatta zina yaparsa ne olur diyorlar. Günahkar olur diyor. Peki yalan söylerse ne olur deyince, sevgili Peygamberimiz ayağa fırlıyor, asla diyor, asla. Yalan bu denli tehlikeli bir şey, çünkü yalan bireysel değil, yalan toplumsal, kolektif zararları olan bir şey.
Kardeşlerim, biz Ergenekon’la mücadele ettik, Pensilvanya’daki yeni Ergenekon’la da amansızca mücadele edeceğiz. Türkiye’de çeteler dönemi kapanmıştır, Türkiye’ye manşetlerin, işverenlerin, cuntaların, mafyanın istikamet çizme dönemi bitmiştir. Hiç endişeniz olmasın, Türkiye’ye artık sizler istikamet vereceksiniz, millet istikamet verecek, sizden başkası asla.
Kardeşlerim, Türkiye istikrarlı şekilde büyüyor. Ben şimdi biraz sonra size bazı ölçüler vereceğim, bu ölçülere bakacaksınız, yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunları yapabilir mi?
Bizim yola çıkarken 3 tane temel esasımız vardı; yolsuzlukla mücadele, yoksullukla mücadele, yasaklarla mücadele. Kardeşlerim, ekonomi hamdolsun bütün saldırılara rağmen büyümeye devam ediyor, çözüm süreci bütün sabotajlara rağmen ilerlemeye devam ediyor, küresel ölçekli projelerimiz tek tek yükseliyor, eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, konutta, enerjide Türkiye ilkleri başarıyor, tarihte hiç ulaşmadığı, ulaşamadığı seviyeye yükseliyor, tarımda, sanayide, ticarette Türkiye her yıl daha fazla büyüyor. Biz 12 yıl boyunca işimize baktık, bundan sonra da işimize bakacağız. Biz laf değil, icraat ürettik, bundan sonra da sadece icraat üreteceğiz. Aydınlı kardeşlerimin de lafa değil, icraata bakacaklarına gönülden inanıyorum. Kardeşlerim, 30 Mart’ta ideolojiye değil, gerilim siyasetine değil, esersizlik siyasetine değil, icraata, hizmete, esere oy vereceğinize inanıyorum.
Kardeşlerim, televizyonlardaki, gazetelerdeki AK Parti reklamlarını takip ediyorsunuz değil mi? O reklamlarda ne diyor vatandaşlarımız? Ben lafa değil, icraat bakarım diyor. Evet, Aydın da 30 Haziran’da lafa bakmayacak, icraata bakacak inşallah.
Ama önce şu Aydın Belediyesi’nin, tabi o zaman bir ilçe belediyesi hüviyetindeydi, icraatına bir bakalım.
Aydın’da CHP’li Belediyenin 5 yılda kasasına ne kadar para girdi biliyor musunuz? 4.5 katrilyon. Peki, 5 yılda ne kadar yatırım yaptı? İller Bankası’ndan 32 trilyon kredi kullanarak yapılan otogarı ve hizmet binasını bir kenara bırakacak olursak, sadece 13 trilyon yatırım yapmış 5 yılda. Kardeşlerim, 4,5 katrilyon gelire karşı sadece 13 trilyon. Üstelik bu kadar az yatırım olmasına rağmen Belediyenin borçları son 5 yılda azalmak bir yana, daha da arttı.
Peki, öyleyse bu paralar nereye gitti? Öyle ya, belediye gelen para yatırıma gitmiyorsa başka yerlere gidiyor. Belediye Başkanı şehre 5 yılda 13 trilyonluk yatırım yaparken, kendi reklamı için, kendi propagandası için 25 trilyon lira harcadı.
Bir yanda Aydın’ın kanalizasyonunun yüzde 40’ı aratılmadan Büyük Menderes Nehri’ne bırakılıyor, diğer yandan Belediye Başkanı 25 trilyon liralık reklam yapıyor.
Aynı şekilde kendi yandaşlarını istihdam etmek için kullandıkları bir belediye şirketine 11 trilyon aktardılar.
Kardeşlerim, hadi Belediyenin kaynağını çarçur ediyorsun, bari diğer hizmetlere engel olma; o da yok. CHP’li Belediye Aydın’da doğalgaz şebekesi kurulmasına 2 yıl engel oldu; bunu biliyor musunuz? 2 yıl şu merkezde engel oldu. Aydın’ın havası 2 yıl boyunca daha da kirlendi. Sokaklar zaten malum, çöpten geçilmiyor.
Geçtiğimiz 5 yılda hemen yanı başınızdaki Denizli Belediyesi 9 tane köprülü kavşak yaptı; öyle mi? Aydın Belediyesi 1 tane bile yapamadı.
Su fiyatı derseniz ayrı bir dert; öyle mi? 5 yılda suyun fiyatı 2,5 katına çıktı, su parası Belediyenin en önemli gelir kaynağı oldu. Sudan toplanan paralar nereye gidiyor? Reklama gidiyor, eşin, dostun istihdamına gidiyor. CHP kafası bu.
Peki, biz bu sürede İl Özel İdaresi aracılığıyla Aydın’a ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? Son 5 yılda Özel İdare kanalıyla kullandığımız bütçe 340 trilyon Özel İdare. Sadece KÖYDES projeleri çerçevesinde yaptığımız yatırım 85 trilyon, köylere yönelik diğer yatırımlar için kullandığımız kaynak 195 trilyon. Üstelik bu rakama milli eğitimde, sağlıkta, gençlik ve sporda, diğer alanlarda yaptığımız yatırımlar dahil değil, biraz sonra onlara geleceğim. AK Parti’de işte bu, biz hizmet siyaseti yapıyoruz, eser siyaseti yapıyoruz, onlar ise sadece laf üretiyor, bir de milyonlarca lira harcayarak bu lafların reklamını yapıyorlar.
Aydın artık büyükşehir, Büyükşehir Belediyesi mülki sınırlarıyla, hem geliri artıyor, hem de her ilçenin artık köyler mahalle, beldeler mahalle, buralara hizmet gidecek, ama bunu ehline verirsen gidecek, vermezsek yazık olur Aydın’a. Bu CHP zihniyeti Aydın merkezini nasıl çöpe, kire, susuzluğa boğarak, kaynakları çar çur ederek çapını ortaya koydu biliyorsunuz. 30 Mart’ta ben diyorum ki, Aydın lafa değil… İnşallah büyükşehirde ve ilçelerde AK Parti’yi yönetime getireceğine inanıyorum.
Kardeşlerim, önümüzdeki dönemde çok önemli hizmetlere kavuşturuyoruz Aydın’ı.
Çeştepe’de 208 derslikli, içinde spor salonları, yüzme havuzu, kütüphaneleri, konferans salonları, bilim merkezi, kreş ve anaokulu olan bir eğitim kampüsü yapıyoruz; proje hazır, ihalesini de inşallah bu yıl içinde yapıyoruz.
Aydın’a bir genel hastane, bir de fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezinden oluşan 600 yataklı bir şehir hastanesi kuruyoruz. Toplam proje bedeli ne biliyor musunuz? 323 trilyon, şu anda altyapı hazırlıkları devam ediyor.
10 Ekim 2010’da geldim, merhum Adnan Menderes’in hayali olan Çine Barajı’nın açılışını yaptım. Bak laf değil, icraat, Çine Adnan Menderes Barajı’nın açılışını yaptım. Sizlere hikayeyi anlatmıştım, 141 yıldır hayal edilen bir projeydi. Rahmetli Menderes, o Çine Çayı ne zalim bir çaydır, bir türlü kontrol altına alınamadı demişti. Mendes göremedi, ama biz hamdolsun 141 yıllık hayali gerçekleştirdik. Çine Adnan Menderes Barajı kendi sınıfında Avrupa’da birinci, dünyanın 5. en yüksek barajı olma sıfatını taşıyor. Çine Barajı bugün hem topraklara bereket getiriyor, hem arazileri taşkından koruyor, hem de yılda 118 milyon kilovatsaat elektrik üretiyor. İş bilenin, kılıç kuşananın. Peki, bunu kaça mal ettik? 1 katrilyon 600 trilyon.
Kardeşlerim, Aydın’a biz bu hizmetleri kazandırdık ve Çine Adnan Menderes Barajı sayesinde yılda ortalama 180 trilyon lira taşkın zararı önleniyor; bu kadar önemli.
Tabi bunlarla sınırlı değiliz, son 12 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleriyle Aydın’da 413 bin dönüm tarım arazisinin sulamaya açtık. Bozdoğan Ovası, bu sulama tesisi 50 bin dönüm tarım arazisini inşallah onunla suya kavuşturuyor.
Değerli kardeşlerim, inşa ettiğimiz İkizdere Barajı’yla Aydın ve 29 yerleşim yerinin 2050 yılına kadar olan içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacını karşıladık.
Gökbel Barajı’nın inşası sürüyor, Gökbel Barajı ile Çine Ovası ve Koçarlı Mağarası’ndaki toplam 211 dönüm arazinin sulanmasını sağlıyoruz. Ayrıca, bu barajda yılda 24,5 milyon kilovatsaat enerji üreteceğiz.
Nazilli ve çevresindeki 13 yerleşim yerine içme, kullanma ve sanayi suyu temin etmek için Karacasu Barajı’nı inşa ettik, bu baraj vasıtasıyla Yenice Ovası’nda 11 bir dönüm araziyi de suluyoruz.
Kardeşlerim, Aydın’da 34 adet gölet ve sulama tesisleri inşa ediyoruz. Bunlardan 14’ünü tamamlayıp hizmete aldık, 12’sinin yapımı devam ediyor.
Değerli kardeşlerim, Aydın’a 12 yılda ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz?
Hanım kardeşlerim, kapılarınıza gelen bazı ablalar olursa; geliyor mu size de? Gelmiyor değim mi? Gelmiyor değil mi? Onları sadece bir şey söyleyin eğer gelen olursa, olur ya, onlara deyin ki, Hocanıza söyleyin, benim kızımın başörtüsüyle uğraşmasın. Hocanız 28 Şubat olayında üniversitelere başınızı açın, öyle girin diyen Hoca, ben öyle bir Hoca tanımıyorum deyin. Kardeşlerim, bu oyunları siz bozacaksınız, hep beraber bozacağız. El ele vereceğiz, bu oyuna gelmeyeceğiz, bunların yalan, iftira, takiye, her şey bunlarda var, riya, her şey bunlar da var; bu oyunu beraber bozacağız.
Biz 12 yılda Aydın’a kardeşlerim, yaklaşık 11 katrilyon lira yatırım yaptık, 11 katrilyon. Orman ve su işlerinde 4 katrilyon, tarım ve hayvancılıkta 1,5 katrilyon, ulaştırmada 785 trilyon, eğitimde, üniversite dahil, 738 trilyon, aile ve sosyal politikalarda 603 trilyon, sağlıkta 300 trilyon. Kardeşlerim, bu yatırımları biz Aydın’a yaptık. Kardeşlerim, sizlere feda olsun.
Eğitimde Aydın’da 1803 yeni derslik inşa ettik, Cumhuriyet tahinde yapılanların Türkiye genelinden yarıdan fazlasını biz şu iktidarımız döneminde yaptık. Kardeşlerim, okullara 14 bin adet bilgisayar gönderdik, 656 okula internet bağlantısı sağladık dünya ile gençlerimiz, yavrularımız görüşebilsin diye.
FATİH Projesi, 1270 etkileşimli tahtayı sınıflarımıza yerleştirdik. Bu arada 722 adet tablet bilgisayarı öğrencilerimize dağıttık. Bu ay içinde 675 bin adet daha dağıtıyoruz. İnşallah önümüzde 18 ay içinde 350 bin etkileşimli tahtayı sınıflarımıza monte edeceğiz.
Kardeşlerim, Adnan Menderes Üniversitesi’nde 5 fakülte, 4 meslek yüksekokulu, 2 yüksekokul kurduk, Adnan Menderes Üniversitesi’nde 2002 yılında 8 bin olan öğrenci sayısı bugün 33 bine ulaştı.
Kardeşlerim, biz gelmeden önce üniversiteli gençler ne alıyordu? 45 liracık burs alıyordu. Şimdi 300 lira ve 200 lira da Kredi Yurtlar’da kalıyorsa beslenme yardımı alıyor, 500 lira. Yolsuzlukların olduğu bir ülkede bu olur mu ya?
Kardeşlerim, bakınız daha enteresanı, artık ücretsiz olarak kitapları alıyor muyuz?
Kardeşlerim, bütün bunların yanında, 205 bin derslik yapan bir iktidar yolsuzluğun içinde olabilir mi?
Kardeşlerim, göreve geldiğimizde 230 milyar dolar milli geliri olan bir Türkiye, şimdi biz bunun üzerine 12 yılda ne ilave ettik biliyor musunuz? 590 milyar dolar, şimdi 820 milyar dolar oldu. Nasıl yolsuzluk bu ya, nasıl yolsuzluk bu?
Değerli kardeşlerim, bakınız 79 senede Cumhuriyet tarihinde yapılan bölünmüş yol ne kadar biliyor musunuz? 6100 kilometre. 12 yılda biz ne yaptık? 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Nasıl yolsuzluk bu ya? Şunu bir izah etsinler bize.
Kardeşlerim, bakınız bu MHP, CHP’nin yavrusu DSP, bunlar IMF’ye borçlandılar. Ne kadar borç devrettiler bize? 23,5 milyar dolar. Bu borcu kim ödedi? Biz ödedik, sıfırladık, bitirdik. Şimdi IMF bizden borç istiyor, 5 milyar dolar borç vereceğiz. Yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunu nasıl yapar?
Merkez Bankası bizim milli bankamız değil mi? Ey MHP’ye gönül veren kardeşlerim, kafatası milliyetçiliğine oy vermeyin, bu vatanı gerçek manada sevenlere, milletinin hizmetkarı olan AK Parti’ye oyunuzu verin.
Merkez Bankası’nın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, MHP’den böyle aldık bunu, şimdi 128 milyar dolar. Nereden nereye…
Kardeşlerim, memur kardeşim, işçi kardeşim; unutma, senden Zorunlu Tasarruf adı altında para kestiler mi? Ne kadardı biliyor musunuz? 13,5 katrilyon. Bunu kim ödedi? Size biz ödedik ya, biz. Başbakan oldum, önüme bu geldi. Dedim ki, ya devlet işçisine borçlu olabilir mi, devlet memuruna borçlu olabilir mi? Bunu hemen ödeyeceğiz dedik ve 13,5 katrilyonu biz ödedik, bitirdik.
Ama bitmedi, bir de tutmuşlar işçiden, memurdan seni konut sahibi yapacağız diye para kesmişler. Şu ana kadar 3,5 katrilyon da onun için ödedik, 3,5 katrilyon. Ne oldu? 17 katrilyon.
Ah benim köylüm, ah benim çiftçim; sen Ziraat Bankası’ndan krediyi yüzde kaç faizle alıyordun? Yüzde 59 faizle, şimdi yüzde 5. Nereden nereye… Köylüm, çiftçim; bu para kimin cebinde kalıyor şimdi? Senin cebinde kalıyor.
Bu CHP senden hangi yüzle ya oy istiyor? Şunları bir başımızın iki elimizin arasına alıp düşünelim Allah aşkına.
Esnaf kardeşim, Halk Bankası yüzde kaçla sana kredi veriyordu? Yüzde 46 faizle. Şimdi yüzde 5, yüzde 5. Ya bunu yapan AK Parti iktidarı. Niye? Biz size sevdalıyız da onun için, biz dertliyiz ya.
Kardeşlerim, bunlar ayrımcı, bunlar kaymak takımın partisi bu CHP, bunlar kaymakçı kaymakçı. Ne diyorlar? Beyaz Türklermiş onlar, biz de zenciymişiz. Ben kabul ettim. Eğer bu milletin hizmetkarı olmak zenci olmaksa, ben zenciyim. Çünkü Allah ne beyazın siyaha, ne siyahın beyaza üstünlüğü yoktur diyor. Üstünlük Hakk’a yakınlıkla ölçülür, belirlenir diyor.
Biz yola çıkarken ne dedik? Türk’üyle, Kürt’üyle, Roman’ıyla, Arap’ıyla, Gürcü’süyle Çerkez’iyle, Arnavut’uyla, Boşnak’ıyla, velhasıl 77 milyonuyla biz tek milletiz, tek millet. Bizi bölemeyecekler, bizi ayıramayacaklar. Bakıyorsun BDP’ye siyasi Kürtçülük yapıyor, MHP’ye bakıyorsun siyasi Türkçülük yapıyor, CHP’ye bakıyorsun ben kumsalların partisiyim diyor. Kardeşlerim, biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Roman’ıyla ben 77 milyonu seviyorum, Beni yaradan Allah onları da yarattığı için seviyorum.
Kardeşlerim, biz ne kumsalın, ne şuranın, ne buranın değil, biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz. Bizim farkımız o, bizim farkımız o. İşte onun için 30 Mart’ta Aydın AK Parti’yle büyükşehri inşallah kazanmalı. O zaman bu CHP güzel bir ders almalı, tamam?
14 gün gece-gündüz çalışmaya var mıyız? Kapı kapı dolaşmaya var mıyız?
İki; tek bayrak. Bayrakları bayrak yapan üstünde kandır toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Bayrağımızın rengi kardeşlerimizin, şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin sembolü. Kalkmış bize Kılıçdaroğlu bayrak dersi veriyor, zavallı bu ya. Sen önce Hakkari’nin hesabını ver, Hakkari’nin hesabını. Hakkari’de bir tane Türk Bayrağı sallandıramadın, CHP bayraklarıyla anlaştın oradaki hakim güçlerle oradan mitingini öyle yaptın. Ne oldu sonra? Hakkari’de 4. parti oldu, 4. parti oldu, MHP bile orada onun önüne geçti ya.
Ne oldu? Yani sen Türk Bayrağını sallandırmamakla, Türk Bayrağı’nı orada yukarıya şöyle kaldırmakla kaybedeceğini mi zannediyordun? Ne oldu? Biz gümbür gümbür bayrağımızı parti bayrağıyla beraber yan yana o alanda sallandık, aynen böyle işte. Bak şu anda alanı görüyor musun? Mesele bu ve biz böyle yürüdük bu yolda.
Üç; tek vatan dedik, tek vatan 780 bin kilometrekareyle, batıda ne varsa doğuda o olacak, güneydoğuda o olacak, kuzeyde, güneyde o olacak, 780 bin kilometrenin tamamında o olacak. Okullarıyla, hastaneleriyle, adalet saraylarıyla, emniyetle, ulaşımla, enerjiyle, ne gelirse aklınıza, her alanda, ayrım yok. Çünkü biz bölgesel milliyetçilik yapmayacağız dedik, etnik milliyetçilik yapmayacağız dedik, dinsel milliyetçilik yapmayacağız dedik, yaratılanı Yaratandan ötürü seveceğiz dedik.
Ve 4’üncüsü Rabia, ne dedik? Tek devlet dedik, tek devlet. Devlet içinde devlet olmayacak, paralel yapı olmayacak. Öyleyse bu işaretin içeriği ne? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Fakat bu ara dikkat ettiniz mi, Kılıçdaroğlu da bu işareti öğrenmiş, ama içeriğini öğrenmemiş, onu da öğrenecek. Çünkü mukallittir, taklitçidir. Baktı ki bir şey biraz iyi gidiyor, biraz sonra onu taklit etmeye başlar, o konuda zekidir.
Değerli kardeşlerim, bütün bunların yanında tabii bir adım atıyoruz sağlıkta. İstediğin hastaneye gidiyor musun? Bu Genel Müdür biliyorsunuz CHP’nin Genel Müdürü bir zamanlar SSK’nın Genel Müdürüydü, SSK’yı batıran adamdır biliyor musunuz? Ah ah, ne çileler çektirdin bize be, ah. Onun yandaşlarına ben şaşıyorum ya. Hastaneye giderdik kuyrukta beklerdik. Doktor ilaç, reçete yazar. İnersin hastanenin eczanesine, ilacın yarısı var yarısı yok. O zaman gidip de dışarıdaki eczanelerden alamazdın da, paran varsa vereceksin alacaksın, öyle mi? Bunları bu CHP bize yaşattı mı? Bizim analarımıza, babalarımıza bu CHP neler yaşamadı ya. Ah ah, yağı nüfus kağıda mühürle aldılar, tuzu-ekmeği mühürle aldılar, gazyağını mühürle aldılar; ya CHP sen busun be. Sen bize bu zulümleri yaşattın be. İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Kardeşlerim, Aydın’da sağlıkta büyük dönüşüm yaşadık. Nazilli’ye, Aydın’a, Söke’ye, Çine’ye, Didim’e, Buharkent’e, Bozdoğan ve Karacasu’ya toplamda 934 yataklı devlet hastanelerini kazandırdık, öyle mi? Daha önce var mıydı? Bunu biz yaptık. Mevcut hastanelerimize ek bloklar yaparak genişlettik. Hastanelerimizin tıbbi cihaz, personel, araç-gereç ihtiyaçlarını giderdik.
Didim, Kuşadası, Nazilli ve Söke adalet saraylarını tamamladık hizmete sunduk, bizzat açılışını yaptım Kuşadası’nda.
Kardeşlerim, toplu konutta 1346 konut inşa ettik, hak sahiplerine teslim ettik.
Ve biz gelene kadar şu Aydın’da kaç kilometre bölünmüş yol vardı biliyor musunuz? 114 kilometre, 79 senede 114 kilometre. Peki biz 12 yılda ne yaptık? 234 kilometre bölünmüş yol yaptık.
Benim Aydın’dan ayrı bir alacağım daha var ha. Daha Başbakan değildim, Genel Başkan olarak Aydın’ı ziyarete geldim, dediler ki, Aydın-Denizli Yolu maalesef felaket. Denizli’den kamyonlar, ağır vasıta İzmir’e gidişte çok sıkıntı çekiyor, bunu çözelim. Ve tamam dedik, hemen Karayolları Genel Müdürümüzle görüştük. O zaman Başbakanımız Abdullah Beydi, kendisiyle de konuyu görüştük ve bizzat burada Bakanımızla beraber geldik temeli attık, 125 kilometrelik yolu ta o zaman kısa bir süre içinde bitirdik, Denizli’ye ve Aydın’a kazandırdık.
Kardeşlerim, biz size efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik. Onun için diyorum ki böyle hizmet ehlini yalnız bırakmayın diyorum. Biz size güveniyoruz, size inanıyoruz, sizinle beraber bu yolda bu yolda yürüyelim diyoruz. Aydın-Denizli, Aydın-Muğla, Söke-Milas ve Selçuk-Kuşadası-Söke bağlantılarını bölünmüş yollarla birbirine bağladık. Kardeşlerim, bu arada 51 kilometre uzunluğunda İzmir-Aydın otoyolunu tamamlayarak trafiğe açtık. Şimdi Aydın-Denizli otoyolunun projelerini hazırlıyoruz, bu otoyol kapsamında 10 kilometre uzunluğundaki Aydın Çevre Yolunun yapımı sürüyor. Denizli-Burdur ve Burdur-Antalya otoyollarının ön projelendirme çalışmaları devam ediyor. Proje tamamlandığında İzmir-Antalya arası 4 saat 15 dakika olacak. Çoğuna yapıldığı dönemden beri el vurulmamış olan Aydın’daki mevcut demiryolu hatlarını sıfırdan yapmışçasına yeniledik. Böylece eskiden 5 saat olan İzmir-Nazilli arası demiryolu yolculuğunu 3 saate indirdik.
Kardeşlerim, 2007 yılında Aydın’ı doğalgazla tanıştırdık. Fatma abla öyle mi, Ayşe abla öyle mi, Hatice abla öyle mi? Ne çile çektiniz ya, ah ah, apartmanın bodrum katından kömürü çıkarırsınız, onun külü, kokusu, neler neler neler. Ah anacığım ah, o da çok çile çekti. Kömürde bir odayı ısıtırdın, şimdi doğalgazda bütün daire ısınıyor mu? Mutfakta sıcak suyumuz var mı? Aynı şekilde banyoda sıcak suyumuz var mı? Biz buyuz ya. Hani bu CHP moderndi ya, neresi bunların modern ya? Bunlar çağ dışı, çağ dışı, bunlar modernizmin dışında. Bunlar laf modernciliği yapıyor hizmet değil, anlamazlar bu işten.
Kardeşlerim, son 12 yılda Aydın’a 102 trilyon liralık kültür ve turizm yatırımı yaptık. Aydın’ımıza Millet Arkeoloji Müzesini ve Aydın Arkeoloji Müzesini kazandırdık. Ahmet Şemsipaşa Cami’nden Sultanhisar Çarşı Camii’ne, Nasuhpaşa Hanından İki Oluklu Cami’ye kadar Aydın’da toplam 38 tarihi eserimizin restorasyonunu yaparak ecdat yadigarı eserlerimizi böylece ihya ettik.
Kardeşlerim, bir derdim var, o derdimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabii bu erkeklerden çok hanım kardeşlerimi ilgilendiriyor. Ama siz de babalar olarak bundan çok çektiniz. Neydi o? Kızlarımız yaklaşık 15 yıl bu ülkede okula gidemedi, başları örtülü olduğu için gidemediler. Bu CHP zihniyeti, bunlar başı açık-başı örtülü, bu ayrımı yaptılar. Bu zihniyet bu ülkede kızlarımızı hüngür hüngür ağlattı. Belediye Başkanıydım, bir rahatsızlığım sebebiyle Bezmialem Vakıf Gureba’da yatıyorum. Doktor Bey yanıma 2 kızımızı getirdi, üniversiteli kızımız. Baktım ki böyle boş boş bakıyorlar. Geçmiş olsun dedim filan, neyiniz var? Biz üniversiteden atıldık dediler ve tabii gözleri dolu ağlamaya başladılar. Vedalaştıktan sonra Doktor Bey nedir dedim. Dedi ki; üniversiteden atılan kızlarımızdan dedi, şu anda psikiyatrik bir sıkıntıları var, onun için burada tedavi altına aldık dedi. Kardeşlerim, Allah aşkına bu hangi vicdana sığar, bu hangi insafa sığar? Ne oldu? Şu anda kızlarımız, ya benim iki kızım düşünebiliyor musunuz, başörtülü olduğu için üniversiteye gidemedi. Ben kızlarımı yurt dışına gönderdim. Ya orada, Amerika’da başörtülü olarak okudu, ama benim ülkemde okuyamadı. Ben bunu başka ülkelerin devlet başkanlarına anlatamıyordum. Sorduklarında diyordum ki böyle böyle. Nasıl olur diyordu. Maalesef işte diyordum. Türkiye’de bizden önceki zihniyetler bunu yaptı, şu anda bizde birden bunun geçişini yapamıyoruz, ama yapacağız. Sabrettiniz, sonunda şimdi artık imam hatiplerin orta kısmı açıldı mı? Meslek liselerindeki sorun hal oldu mu? Başörtüleriyle beraber yavrularımız okullarına gidebiliyor mu? Üniversiteye gidebiliyor mu? Katsayı kalktı mı? İstediği üniversiteye gidebilecek mi? Utanmadan çıkmış geçenlerde Kılıçdaroğlu diyor ki; başörtü sorununu ben çözdüm diyor. Ya sen kendini mi inandıracaksın ya, kimi inandıracaksın? Sen çarşaflı bacılarımızı otobüse alıp, ondan sonra otobüsten atanlardansınız ya. Yakalarına rozet taktınız Sayın Baykal’ın zamanında, ondan sonra otobüsten indirdiniz ya Mersin’de. Dayanamazsınız dayanamazsınız, siz ancak istismar ederseniz. İstismar, sizin ne olduğunuzu cemaziyülevvelinizi bu millet biliyor. İşte buyurun başı açık-başı örtülü kardeşçe bir arada mıyız? Bizde bir sıkıntı var mı? Ne oldu ya ey CHP, uzaya uydu gönderdiniz de benim kızımın başörtüsü senin uyduna mı takıldı ya?
Kardeşlerim, gelin 30 Mart’ta bunlara cevabını verelim. Aydın’ı AK Parti’yle inşallah aydınlık yarınlara taşıyalım. Kardeşlerim onun için diyorum ki bunlar Büyükşehri anlamazlar, bizim işimiz bu, bizim işimiz. Bunu beraber başaracağız. İşte Hükümet olarak Aydın’a yaptığımız yatırımları hız kesmeden arttırarak sürdüreceğiz. 30 Mart’ta kullanacağız oylarla Büyükşehirde AK Parti’yi iş başına getirdiğinizde çok daha verimli çalışmalar ortaya koyacağız. Büyükşehir Belediye başkanımızın çok güzel projeleri var, Altın Kanal Menderes Projesi bunlardan biri. Eşin dostun değil tüm Aydın’ın faydalanacağı bir istihdam projesi var. Yörüklerin şehri Aydın’a kaybettiği zamanı telafi ettirecek bir Büyükşehir adayı gösterdik. Aydın Büyükşehir Belediye başkan adayımız Mustafa Savaş. Ben kendisini sizlere emanet ediyorum. Daima millet… Daima millet… İnşallah Mustafa kardeşim de sizin hizmetkarınız olacak.
Şimdi hazır mıyız? Hazır mıyız? Buradan Kahramanmaraş’a gidiyorum. Dün İzmir’i takip ettiniz değil mi? İzmir’i nasıl buldunuz, nasıldı İzmir? Ama şimdi Kılıçdaroğlu’na sorarsanız, montajlı der ha, montajlı der. Çünkü kendisi montajcı, kendisi dublajcı. Ve ben kendisine bir teklifte bulundum; eğer dedim siyasette bir iddian yoksa çekil, çünkü siyaset iddia ister. Bak ben diyorum ki; eğer bu seçimde biz birinci parti olamazsak ben Genel Başkanlığı bırakacağım, evet bırakacağım. Ancak Kılıçdaroğlu, sen birinci olamazsan Genel Başkanlığı bırakmaya var mısın? Bırakamaz. Bahçeli, sen bırakmaya var mısın? O da bırakamaz. Kılıçdaroğlu, 4 yılda 3 tane seçime girdi, arkadan nal topluyor. Bahçeli, zaten sürekli olarak buna alışmış. Bırakamaz, koltukları sıcak. Ama biz hizmette varız, hizmette varız.
Onun için 14 gün, 14 gün kapı-kapı dolaşıyoruz.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Aydın’ı hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.
Gümüz aydınlık olsun, 30 Mart ülkemiz için hayırlı olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.