Basbakan Erdogan’in Ordu Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Ordu, oksijen memleketi Ordu, fındığın memleketi, yiğit güreşçilerin memleketi Ordu, seni yürekten selamlıyorum Ordu.
Altınordu, Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa; sizleri gönülden selamlıyorum. Gölköy, Gülyalı, Gürgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş; sizleri kalpten selamlıyorum. Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey, Ünye; sizleri muhabbetle selamlıyorum.
Ordu bugün yine farklı, Ordu 3 ay önceki o muhteşem manzaradan bugün çok daha muhteşem. Ordu maşallah Karadeniz gibi kükrüyor. Ordu tıpkı dereleri gibi gürül gürül çağlıyor.
Ordu’nun dereleri… Evvel Allah siz yukarı da akıtırsınız dereleri.
Sağ olasın Ordu, Allah sizlerden razı olsun. Rabbim şu kardeşliğimizi, şu muhabbetimizi, şu yol arkadaşlığımızı daim eylesin.
30 Mart seçimleri inşallah ülkemiz için, milletimiz için, demokrasimiz için, artık 31 Mart’tan itibaren Büyükşehir olacak olan Ordu’muz için hayırlara vesile olsun.
Kardeşlerim, 3 ay önce 21 Aralık’ta Ordu’ya geldim, önce Ünye, ardından Fatsa, ardından burada biliyorsunuz bir açılış töreni yaptık. Ordu ve ilçelerinde tamamladığımız 166 trilyon liralık eser ve hizmeti resmi olarak sizlerle buluşturduk. Geceyi burada, Ordu’da geçirdim, sabah Ordulu balıkçı kardeşlerimizin o denizden yaptıkları selamla ile ayrıca duygulandık.
Kardeşlerim, 15 Şubat’ta bir kez daha Ordulularla, ama bu sefer İstanbul’daki Ordulu kardeşlerimizle bir araya geldik, Ordulular Sevgi Şölenine katıldım, son derece coşkulu ve muhabbet dolu bir atmosferde İstanbul’daki Ordulu hemşerilerimle hasret giderdik. İşte bugün bir kez daha Ordu’dayız, bugün bir kez daha Ordu’yla kucaklaşıyoruz.
Ordu’nun Büyükşehir Belediyesine kavuşmasına artık 6 gün kaldı, 6 gün sonra artık bir Ordu İl Belediyesi merkez ilçe belediyesi yok, artık bir Büyükşehir Belediyesi var, bundan sonra Ordu Büyükşehir Belediyesi diye anacağız. Kardeşlerim, inşallah Ordu Büyükşehir Belediye başkanı olarak Enver kardeşimi burada belediye başkanınız andan itibaren yeni bir süreç başlayacak, inşallah AK Partili bir başkanla, tecrübeyle, birikimle, dürüst, iş bilen, becerikli bir başkanla Büyükşehrin kuruluşu gerçekleştireceğiz.
Kardeşlerim, şu anda bu alanın içerisinde öyle zannediyorum ki 1940’ları, 1950’leri yaşamış ninelerimiz vardır değil mi? Bak işte, ha. Dedelerimiz vardır herhalde değil mi? Tabi bu arada yaşamayanlara da o dönemler anlatılmıştır.
1940’larda özellikle burası, Ordu gerçekten çok büyük çileler çekti, çok büyük yoksulluğa maruz kaldı. Demokrat Parti’nin Ordu milletvekili 1949’da Ordu’da çok büyük bir yoksulluğun yaşandığını, 26 kuruşluk mısırın vatandaşa 50 kuruşa satıldığını, onu almak için de insanların kuyrukta beklediğini, izdihamda ezildiğini anlatıyor. Evlerde ekmek yok; öyle mi anacağım? Elektrik zaten yok, gaz yok, gaz lambası yok, ekmek bile yok. Peki ne var? CHP var. CHP demek yokluk demektir, CHP demek susuzluk demektir, CHP demek karanlık demektir. CHP demek değerli kardeşleri, ben onlardan aldım, onların belediyeciliğini bilirim, çöp dağlarına İstanbul’u nasıl mahkum ettiklerini bilirim.
Şimdi gelirken helikopterden, aman Yarabbim, baktım ki derenin kenarına, denizle derenin kesiştiği yeri şu andaki belediye çöp mahalli olarak kullanıyor. Bu nasıl belediyecilik ya? O çöpün sızıntısı nereye gider? Dereye gider, denize gider. Ya bu CHP’liye bu teslim edilir mi ya? Bu nasıl bir anlayıştır? Koskoca İzmir’de hala modern çöp depolama yok, vahşi depolama var. Düşünebilir musunuz, yıllar yılı İzmir’i bunlar yönetir, daha bir modern depolama yapamadılar. Ama bizde ben ta 94’te göreve geldiğimde İstanbul’a modern depolamayı yaptım, çöpten kompost gübre üretiyordum orada parklara, bahçelere sermek için. Şimdi de inşallah Ordu’da bir değişim yapacağız, bir dönüşüm yapacağız, bunun adını atacağız.
Kardeşlerim, Ordu’yu çöpe mahkum edenlere bu seçimde ne diyoruz? O kadar.
Millet o dönemlerde devlet dairesine giremezdi, 49’u söylüyorum, 48’i söylüyorum, kapıda beklerdi, sadece muhtar girebilir, her ne mesele varsa o arz ederdi.
Bakınız, 50 seçimlerinde iki tane CHP’li Ordu milletvekili Ordu’ya geliyorlar, arabadan iniyorlar, üzerleri çamur oluyor. Üzerleri çamur oldu diye bucak müdürünü aşağılıyorlar, ona hareket, demokrasiyi, seçimi tahkir ediyorlar. Sonra köylerde vatandaşa ne söyleyeceklerini konuşmaya başlıyorlar, köylülere ne verdik, onu tespit edelim, onu söyleyelim diyorlar. Araştırıyorlar, düşünüyorlar, çok anlamlı bir şey, içinde gerçekten güzellikler var, köylülere verdikleri hiçbir şey bulamıyorlar. O tahkir ettikleri bucak müdürü geliyor, efendim diyor, köylüye bir şey verdiniz, unuttunuz mu, her köye 6 oklu bir bayrak hediye ettiniz diyor; bunlar bu.
Kardeşlerim, bu içler acısı, bu zavallı manzara merhum Adnan Menderes’in gelmesiyle tamamen tersine döndü. Ekonomi büyüyor, refah artıyor, köylünün yüzü gülmeye başlıyor, zulüm sona eriyor, köylü, şehirli ekmek görüyor, mısır görüyor, gazyağı görüyor, elektrikle tanışıyor, yolla tanışıyor, tek parti CHP zulmünün ardından insan ilk defa insan yerine konuyor. İşte bu CHP bunu kabullenemiyor, bunu çekemiyor, bunu hazmediyor, merhum Menderes’e iftiralar atmaya başlıyor, sokakları germeye, öğrencileri sokağa dökmeye başlıyorlar, her yerde tahriklerle, provokasyonlarla, sokak eylemleriyle ülke tahrip ediliyor. Nihayetinde müdahale yapılıyor, merhum Menderes ve iki bakanı idam ediliyor.
Kardeşlerim, CHP hiçbir zaman yapmanın tarafında olmamıştır, CHP hiçbir zaman inşa etmenin, imar etmenin tarafında olmamıştır, CHP yapmaz, bir şey yapılmasını da istemez, CHP üretmez, bir şey üretilmesini de istemez.
CHP asla millete hizmet etmez, millete hizmet edilmesini de istemez. İşte şu anda da CHP, yanında MHP, onlarla birlikte BDP, Pensilvanya’nın ceketinin cebine girdiler, oradan Türkiye’yi karıştırmanın çabası içindeler. 12 yıldır Türkiye istikrarla büyüyor, huzurla büyüyor, emin adımlarla geleceğe ilerliyor, işte şimdi bu şer ittifakı tıpkı 1960’da olduğu gibi komployla, yalanla, iftirayla Türkiye’yi durdurmaya çalışıyor.
İnternette ne oldu biliyor musunuz bu gece? Yaşlı bir amcanın videosunu bana izlettiler, çok güzel dualar ediyor. Gözleri görmüyor, ama, Allah ondan razı olsun. Kızlarım dedi ki, ya böyle böyle baba, böyle bir şey var. Saat da gece 12’yi 20’i geçiyor. Ben dedim ki, arayacağım. Dediler ki, ya baba dediler, bu saate aranır mı? Yaşlı amca, şimdi yatmıştır filan dediler. Dedim yok, ben arayacağım. Mademki o bana böyle dualar ediyor, ben onu bu saatte aradığımda o kalkar dedim ve 12’yi 20 geçe aradım. 90 yaşında, her şeyi görmüş, ruhen görmüş, gönülden görmüş, 5 tane yavrusu var, 1 erkek, 4 kız. Nireden nireye diyor, ben diyorum ya, baktım o da aynısını söylüyor, Nireden nireye. Ordulu, Fatsa Kabakdağı Köyü’nden. Mahmut Eraslan amca, aradım, hal, hatırını sordum. Tabi bana hayır dualarını yaptı, ondan sonra yengemle de biraz konuştum, ondan da hayır dualarını aldık. Rabbim tabi kendilerinden razı olsun, şifaların versin inşallah, uzun ömürler nasip etsin.
İşte birileri bize Pensilvanya’dan beddua ediyor, ama Mahmut amca gibi milyonlar da bize dua ediyor. Ben Mahmut amcayı bugüne kadar görmedim, o da beni görmedi, ama gönüller konuşuyor gönüller. Myanmar’dan dualar var, Libya’dan dualar var, Mısır’dan dualar var, Sudan’dan, Suriye’den dualar var, Mekke’den, Medine’den dualar var, Afganistan’dan dualar var. Ey Pensilvanya, senin bedduaların bize gelmez, bize o dualar gelir.
Şunu bilmenizi istiyorum kardeşlerim: Bizim meselemiz millet meselesi, bayrak meselesi, vatan meselesi ve biz sizlere efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik; bizim farkımız bu. Kardeşlerim, 30 Mart’ta çok önemli bir tercihte bulunacaksınız, 30 Mart’ta ya vesayet, ya siyaset, bir tercih yapacaksınız. 30 Mart’ta çetelerle demokrasi arasında bir tercih yapacaksınız, ya eski Türkiye diyeceksiniz ya da yeni Türkiye diyeceksiniz. Ne diyoruzMaşallah. Unutmayın, 30 Mart’ta ya vesayet kazanacak, ya kaset kazanacak, ya montaj kazanacak, şer ittifakı kazacak ya da siyaset kazanacak, millet kazanacak, yeni Türkiye kazanacak.
Kardeşlerim, siyaset dünyada ne için yapılır? Millete hizmet için. Ama bir de bu yola çıkan birinci olmak için çıkar değil mi? Bakın altını çiziyorum; hiçbir yerde hiçbir zaman sadece birinciyi engellemek için, birinciyi paçasından tutup aşağı çekmek için yarış yapılmaz. Bu CHP’nin birinci olmak gibi bir derdi yok, hedefi de yok, böyle bir umudu da yok. Aynı şey MHP için geçerli, onun da böyle bir derdi yok, BDP için de geçerli, onun da böyle bir derdi yok.
Bu Kılıçdaroğlu Bursa’da televizyona çıktı, ne diyor biliyor musunuz bu Kılıçdaroğlu? Diyor ki, eğer yüzde 40’ın altında oy alırsam -geçen seçim- ben ve arkadaşlarım bırakacağız. Kaç aldı biliyor musunuz? Yüzde 26, hala bırakamadı. Niye? Koltuk tatlı. Çünkü bu yalan söyler, doğru konuşmaz.
Şimdi aynı şekilde bu seçime giriyoruz, ben diyorum ki, bak ben burada bir söz veriyorum, var mısınız diyorum, gelin bu seçimde AK Parti birinci parti olmazsa ben Genel Başkanlığı bırakacağım. Niye? Partim birinci olmazsa ben bırakayım arkamdan başka arkadaşlar gelsin, ama ben çalışırım. Peki Kılıçdaroğlu, sen dürüstüm diyorsun öyle mi? Zaten bir yalanın değil, senin yüzlerce yalanını yakaladık, o yarı mesele. Sana diyorum ki, birinci olamazsan bırakmaya var mısın? Bak, yaptığım bütün mitinglerde bu çağrıyı yapıyorum, hala cevap veremedi, veremez, çünkü o nal topluyor, nal.
Bakınız, 5 yıldır Genel Başkan, 3 seçime girdi, 3 seçimde de hep geride. Ya niye orayı meşgul ediyorsun? Bırak da orayı senden daha iyi yürütecek birileri gelebilir, CHP’nin senden başka adam yok mu ya? Demek ki yok.
Aynı şeyi Bahçeli’ye söylüyorum, var mısın diyorum. Ya 15 yıldır, 16 yıldır, 17 yıldır o partinin başındasın, girdiğin bütün seçimlerde, aklımda kaldığı kadarıyla 7 seçime girdi, 7 seçimin hepsinde de nal topluyor. Ya niye bırakmıyorsun orayı arkadaş ya? Bırak, belki senden daha iyi bu işi yapan birisi çıkar. Ama benim MHP’ye gönül veren kardeşlerim herhalde hallerinden memnunlar. CHP’ye gönül veren kardeşlerim de herhalde hallerinden memnunlar. Ya diyorum, bu milleti, bu vatanı seviyorsak böyle başarısız adamlarla bir yere gidilmez.
Ha, ısrar mı ediyorsunuz, ben de Allah’ıma hamd ediyorum, Ya Rab, Kılıçdaroğlu, Bahçeli gibi adamlar oldukça evvel Allah AK Parti…
Kardeşlerim, varsın bunlar devam etsinler, biz işimize bakacağız.
İşte … bizim aramızda tutunamayan bazıları da sahaya çıkmış, AK Parti’nin oylarını nasıl azaltırız diye sağda, solda dolaşıyorlar. Kardeşlerim, hele hele bunların içerisinde bir tanesi var ki, benim yaklaşık 45 yıldır beraber olduğum, tanıdığım, bildiğim ve onu da Belediye Başkanım olduğu zaman Genel Sekreter Yardımcısı yaptım, daha sonra partide kurucu yaptım, partimin Genel Başkan yardımcılıklarından bir tanesini ona verdim ve daha sonra da bakan yaptığım birisi. Ama seçimde buradan Büyükşehir Belediye başkan adayı olmayınca, olamayınca kardeşlerim, biliyorsunuz istifayı verdi. Niye biliyor musunuz? Onun da şantaj kasetleri var, onu da açıklayacaklar diye korkarak gitti biliyorum.
Unutmayın kardeşlerim, ahlakı olmayan siyasetin millete, ülkeye faydası olmaz. İlkesi olmayan, ideali olmayan, hedefi, planı, projesi olmayan siyasetin Ordu’ya faydası olmaz. Kazanmak için değil, kaybettirmek için siyaset yapılmaz, bu ahlaksız siyasettir, bu iffetsiz siyasettir.
Kardeşlerim, Pensilvanya, CHP ve MHP’ye önünde diz çöktürdü. Nasıl yaptı? Kasetlerle. Kasetlerle CHP’yi dizayn etti. Baykal’ı görevden aldı, yerine Kılıçdaroğlu’nu getirdi kasetle. Ve biz Anayasa görüşmelerini yapıyorduk ki bu CD yayınlanınca yarım saatte müdahale ettik kaldırttık. Hala utanmadan, sıkılmadan “Başbakan elindeki belgeleri açıklasın.” Ya daha neyi açıklayacağım, hala anlamadın mı, hala anlamıyorsan zaten sende zerre kadar bir şey yoktur. Onun için de Pensilvanya CHP’nin, MHP’nin eline kasetleri verdi, montajları tutuşturdu, onları sahaya sürdü. Şimdi CHP’nin Genel Müdürü çıkmış, Türkçe Olimpiyatlarına giderim demiş. Yanına bütün milletvekillerini alsın öyle gitsin, yanına alsın öyle gitsin. Hatta orada bir de slogan atsın, Pensilvanya’nın askerleriyiz desin, hocanın izindeyiz desin.
Kardeşlerim, Ordu’nun güzel bir türküsü var, onu biraz değiştirdik şöyle yaptık, bakalım inşallah kızmazsınız bana: Boztepe’ye çıkmalı şu Ordu’ya bakmalı. Ordu’da lafa değil icraata bakmalı. Nasıl, iyi mi? Şu Ordu merkezdeki Belediye’nin yaptıklarına bakın, ne yaptı, ne yaptı? Yapamazlar kardeşim, yapamazlar. Bunların karakterlerinde hizmet aşkı yok, yok, millete aşk yok, dertli olmak yok, bu bizde var. İşte onun için diyoruz ki, Ordu değil, çöplerin olduğu bir Ordu değil. Kardeşlerim, kanalizasyonların aktığı bir Ordu değil, susuz bir Ordu değil, size hizmet siyasetini getirecek bir Ordu, o da AK Parti’de, AK Parti’de.
Kardeşlerim, bakınız şimdi. Artık Ordulu o çöpü orada görüp de oy mu verecekler? Oy mu verecek, soruyorum size. Kardeşlerim, çöpe mi oy vereceğiz,? İspat, işte bu kardeşiniz İstanbul’da çöp dağı patladı orada, 39 tane vatandaşımız öldü. CHP’li Belediye vardı o zaman. Hem ilçe belediyesi CHP’liydi, hem Büyükşehir CHP’liydi. Ya sizin vicdanınız sızlamaz mı? Ey Kılıçdaroğlu, sizin geçmişiniz bu ya, sizin geçmişiniz bu. İşte şimdi diyorum ki, aynı durumu biz Ordu’da yaşamayalım. Tertemiz bir ordu, modern bir şehirciliğin yaşandığı Ordu. Kardeşlerim, planlamasıyla, kentsel dönüşümüyle bambaşka bir Ordu istiyoruz.
Şimdi Ordu-Giresun arasına modern bir havalimanı, yıllık potansiyeli 3 milyon yolcu kapasiteli. Düşünün, artık burası aynı zamanda turizmin de hareketlendiği bir yer olacak. Artık buradan ta Samsun-Çarşamba yapmayacaksınız, hemen yanı başınızda basıp oraya gideceksiniz. Aynı şekilde Giresun Trabzon’a gitmeyecek, hemen buraya gelecek. Ama isterse Trabzon’a gidebilir, Samsun Çarşamba’ya yakın olan ilçelerimiz isterse oraya da gidebilecek. Kardeşlerim, biz size bunu layık gördük.
Şimdi Ordu’da bir şehir yapıyoruz 600 yataklı ve bu hastane kaça mal olacak biliyor musunuz? 258 trilyon ve bu hastanede yok yok. Gayet modern, kamu-özel ortaklığıyla bunu yapıyoruz inşallah.
Kardeşlerim, bakınız Türkiye’de bu havalimanıyla ilgili kimse bunu hayal etmiyordu, ama bitti. Şu anda süratle inşallah pistler yapılıyor, … bir taraftan devam ediyor, bir taraftan da inşaat hamd olsun devam ediyor. Hedefimiz süratle bunu bu yılın sonuna yetiştirmek veya önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde, ilk yarısında bitirmek. Şimdiden Ordu’muza hayırlı olsun. Ordu’muzun ticaretine, sanayisine, turizmine … diliyoruz.
Bir projemiz daha var Ordu’nun geleceğiyle alakalı, Karadeniz-Akdeniz Yolu. Bu yol kimin projesi biliyor musunuz? Sultan Abdülhamit’in. Asırları aşan bir rüyaydı. Ordu’yu Sivas üzerinden Hatay ve İskenderun’a bağlayan 600 kilometre uzunluğundaki bu yolun bir kısmını bölünmüş yol olarak inşa ettik. Kalan kısımlarıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Karadeniz-Akdeniz yolu için sadece ordu sınırları içinde 12 kilometre uzunluğunda kaç tünel var biliyor musunuz? 22 Tünel var. Bu yolun Ordu bölümü 88 kilometre uzunluğunda ve yaklaşık 315 trilyona mal olacak. Karadeniz-Akdeniz Yolunu da inşallah 2015 sonuna yetiştirmeyi hedefliyoruz. Hayalin gerçek olmasına yaklaşık 1 yıl 9 ay kaldı.
Altınordu trafiğine neşter vuracak Ordu Çevre Yolumuzun yapımı süratle devam ediyor. Çevre Yolumuza iki adet çift tüp tünel, iki adet viyadük, 4 adet köprü, 3 adet köprülü kavşak, 12 adet alt geçit yer alıyor. Kaça mal oluyor biliyor musunuz? 533 trilyon. Çevre Yolunu inşallah bu yıl tamamlıyoruz. Böylece Karadeniz sahil yolunun trafiğini Ordu il merkezinden ayırarak hem şehirler arası seyahat güvenliğini sağlıyoruz, hem de şehir içi trafiği rahatlatıyoruz.
Ünye Çevre Yolunu Aralık’taki ziyaretimizde biliyorsunuz hizmete açtık. Rahatlatınız mı? Nasıl durum? Toplam uzunluğu 14 kilometre. Bu yolun da 5200 metresini tünelle geçtik, dağları deldik dağları. Her hafta ölümlü kazaların olduğu Ünye ilçemizde dağları delen kadromuz bu işe son verdi. Artık kazalar minimize oldu.
Yani kardeşlerim, 12 yılda Ordu’ya ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 8 katrilyon, 8 katrilyon. Ulaştırma ve haberleşmede 2 katrilyon, tarım ve hayvancılıkta 1 katrilyon 300 trilyon, eğitimde üniversite dahil 600 trilyon, orman ve su işlerinde 570 trilyon, aile ve sosyal politikalarda 585 trilyon, sağlıkta 243 trilyon. Bu yatırımları yaparak Ordu’nun adeta çehresini değiştirdik.
Kardeşlerim, eğitimde kaliteyi artırmak için Ordu’ya yeni derslikler inşa ettik, mevcut derslikleri yeniledik. Kardeşlerim, 644 okula internet bağlantısı yaptık, niye? Dünya ile gençlerimiz görüşebilsinler. FATİH Projesi, … altyapıyı kurduk, 901 etkileşimli tahtayı sınıflarımıza yerleştirdik. 1031 tablet bilgisayarın dağıtımını gerçekleştirdik.
Kardeşlerim, gençler; Ordu’ya üniversiteyi kim kazandırdı? Ya niye bu CHP falan bunlar daha önce Ordu’ya üniversite getirmedi? Ah kardeşim ah. Üniversitemizde Tıp ve Diş Hekimliği Fakültesi dahil 10 fakülte, 10 meslek yüksek okulu, 3 yüksek okul, 3 enstitü açtık. Ordu Üniversitemizde bugün Allah’a hamd olsun 12 bin öğrenci var ya. Okuyor musun, orada mısın? Maşallah. 12 bin öğrenci.
Ya bizden önce kardeşlerim, üniversite öğrencilerine ne veriyorlardı biliyor musunuz? 45 liracık cık cık, 45 lira. Şimdi 300 lira veriyoruz. Kredi Yurtlar’da kalanlara 200 lira da beslenme yardımı veriyoruz 500 lira. Yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunları yapar mı? Kitapları ücretsiz alıyor muyuz?
Ah kardeşlerim, biz göreve geldik 76 üniversite vardı, 99 üniversite ilave ettik, şu an 81 vilayetimizin tamamında üniversite var, 175; bunları biz yaptık.
Göreve geldik, kimden aldık iktidarı? MHP’den. MHP’den aldığımız iktidarda milli gelirimiz neydi? 230 milyar dolar. Şimdi 590 milyar dolar ilave ettik üzerine, 820 milyar dolar. Düşünebiliyor musunuz? 79 senede 230 milyar dolar, biz geldik 12 senede 590 milyar dolar ilave ettik, 820 milyar dolar. Bu MHP’den bir şey olmaz, bunlar kafatası milliyetçisi, bunlar vatansever, milliyetperver değil, sadece hakaret etmek, tek sermayeleri bu. Aynen al birine vur öbürüne, hiç farkları yok. Ne yaptınız diye sorun, bunlar buraya geldikleri zaman veya buradaki adamlarına sorun, ne yaptınız ya, sizin bir eseriniz var mı ya? Bu millet size iktidar DSP ile beraber bir iktidar ortaklığı verdi 5 seneliğine. Ya 3,5 sene durdunuz kaçıp gittiniz ya, niye kaçıp gittiniz, kalsaydınız ya? Dayanamadılar. Sakarya depreminin altında kaldılar, Düzce depreminin altında kaldılar, Kocaeli depreminin altında kaldılar, kalkamadılar. İşte bizim dönemimizde de depremler oldu. Bak Bingöl depremi oldu, 1 yılda yeni Bingöl inşa ettik. Simav depremi oldu, 1 yılda yeni Simav inşa ettik. Van depremi oldu, 1 yılda yeni Van inşa ettik; biz buyuz. Yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunu yapabilir mi? İşte bunlar halloldu.
Kardeşlerim, bakınız sadece Ordu’da 2435 kişi kapasiteli 7 adet yüksek öğrenim yurdu açtık ve 500 kişi kapasiteli Ünye Yükseköğrenim Yurdumuzun yapımı devam ediyor, inşallah onu da kısa sürede yapacağız.
Yalnız ben burada bir şey söylüyorum, ama sizden de gür sedayla cevap bekliyorum; Pensilvanya’nın yurtlarında kalan yavrularınız varsa çekip alın. Dershanelerinde olanlar varsa çekip alın. Kardeşlerim, hafta sonlarında takviye kursları vereceğiz, Cumartesi-Pazar ücretsiz olarak takviye kurslarını Milli Eğitim Bakanlığımız verecek. Çocuklarımızı zehirlemesinler, alın alın, bunlar aileleri bölüyor aileleri. Ya çocuklar anneye-babaya itaat edemez veya etmez hale getirdiler. Ablalar varmış ablalar, gece beddua seansları yapıyorlar. Yanımıza geliyor kızcağızlar, diyorlar ki; Başbakanım, bize size beddua ettiriyorlar. Ne yaptık da beddua ettiriyorlar? Dershanelerden dolayı beddua ettiriyorlar, rant meselesi rant. Yok kızım dedim, yok. Bunları en çok rahatsız eden ne biliyor musunuz? İmam hatiplerin orta kısmını açtık ya, o. Bunları en çok rahatsız eden ne biliyor musunuz? Artık liselerde Kur’an-ı Kerim dersleri seçmeli olarak okutuluyor ya o. Bunları en çok rahatsız eden ne biliyor musunuz? Artık okullarda Siyeri Nebi Peygamberimizin hayatı okutuluyor ya o. Çünkü devran değişiyor. Ah kardeşlerim ah. Başörtüsüne füruattır diyen bu değil mi? Sen nasıl hocasın ya, 28 Şubat’tan önce başörtüsüyle ilgili olarak çok farklı bir şey söylüyorsun, ama kalkıyorsun tam arkasından maalesef 28 Şubat’ta da aksini söylüyorsun. Ah kardeşlerim. Şimdi artık başörtülü kızlarımız okullarına gidiyor mu? İmam hatiplerin orta kısmı açık mı? Katsayı kalktı mı? Üniversiteye de başörtüyle gidebiliyor mu? Devlet dairesine başörtüsüyle gidebiliyor mu? Ne güzel değil mi, normalleşme bu, Türkiye’nin normalleşmesi bu, bunu biz sağladık. Kılıçdaroğlu çıkmış utanmadan, sıkılmadan diyor ki; başörtüsü sorununu ben çözdüm diyor.
Şimdi ya bunlara Ordu oy verecek mi? Bunlara yani şu 30 Mart var ya, Ahmet’in, Mehmet’in seçilmesi olayı değil, 30 Mart aslında milli iradeye saygı, bunun neticesini almak. Çünkü bunlar milli irade hırsızı. Bu hırsızlara oy vermememiz lazım. Her türlü yoksuzluğu yapıyorlar. Kardeşlerim, bunlarda yalan var, bunlarda takiye var, riyakarlık var, iftira var, fitne var, fesat var. Ve bunlar 17 Aralık’ı bizi devirmek için yaptılar, fakat başaramadılar.
Kardeşlerim, biz hizmete devam edeceğiz. Ordumuza 4 bin kişi kapasiteli inşallah bir yüksek öğrenim yurdu daha kazandıracağız ki buralardan atılan kızlarımız var, çocuklarımız var, bunları süratle bu yurtlarımıza inşallah alacağız. Şu anda geçiş döneminde sosyal tesislerimizde onları ağırlayabiliriz, onlara evler tutmak suretiyle oralarda ağırlayabiliriz, o da yoksa bizim kesin talimatımız var, valilikler yurtları bu noktada otellerden kiralama yapmak suretiyle bu geçiş dönemini de oralarda yapabiliriz.
Sağlıkta değerli kardeşlerim, Ordu merkez ve ilçelerini sağlık tesisleriyle donattık. Sadece bina inşa etmedik. Hastanelerimizin tıbbi cihaz, araç-gereç, personel ihtiyaçlarını giderdik. 300 yataklı Ünye Devlet Hastanemizin yapımı hızla devam ediyor, inşallah kısa sürede tamamlayacağız. Fatsa Devlet Hastanemize 300 yataklı bir ek blok ilave ederek hastanemizi büyütüyoruz. Şu an o da ihale aşamasında. Aynı şekilde ihale süreci devam eden Gürgentepe Devlet Hastanesi, Aile Sağlık Merkezleri ve sağlıkevleri projemiz var.
Kardeşlerim, TOKİ Ordu’ya 4184 konut inşa etti, hak sahiplerine teslim ettik. Biz gelene kadar Ordu’da yapılan bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? 50 kilometre. Biz 12 yılda 74 kilometre yaptık. Kardeşlerim, biz buyuz. Ayrıca, 149 kilometre kaliteli asfalt. Şimdi bundan sonra zaten bunları ne yapacak? Büyükşehir belediyesi yapacak. Artık köy yok, mahalle var. Bunların hepsi ilçenin mahallesi. İlçe elini oraya uzatacak, büyükşehir elini oraya uzatacak. Hele hele bütün ilçeler AK Parti’yle beraber bütünleştiği zaman artık mahallemizin hepsi A’dan Z’ye pırıl pırıl olacak.
Kardeşlerim, Ordu’nun Giresun ve Samsun’la olan karayolu bağlantılarını yollarla sağladık. İhalesi yapılan Ordu-Ulubey-Gürgentepe-Görköy Yolunu süratle tamamlayarak önümüzdeki yıl hizmete açıyoruz. 54 yıl önce planlanan, sonra yılan hikayesine dönen sahil yolunu tamamlamak bize nasip oldu. Bolaman-Perşembe arasındaki eski sahil yolunu da tamamladık.
Kardeşlerim, Ordu’nun 2040 yılına kadar içme suyu ihtiyacını karşılayacak olan yatırımı yaptık, tesisleri kurduk. İnşaatına devam ettiğimiz Ordu İçme Suyu Arıtma Tesisiyle Ordu’ya memba kalitesinde su temin edeceğiz. Aynı şekilde Ünye’nin ve çevresindeki yerleşim birimlerinin 2040 yılına kadar olan içme suyu ihtiyacını karşılayacak yatırımı arıtma tesisiyle birlikte biz yapacağız.
Bakınız 2011 yılında hizmet aldığımız Topçam Barajı yılda 199 milyon kilovat/saat enerji üretiyor. Kardeşlerim, biz buyuz, biz buyuz. Ve KÖYDES projeleriyle destekler verdik. Ordu’muzun köylerindeki içme suyu sorununu büyük ölçüde ortadan kaldırdık.
Ordu’nun geliri biliyoruz ki fındıktan, şimdi burada fındıktan bahsedilmez mi? Uygulamaya koyduğumuz yeni fındık stratejisiyle ruhsatlı alanlarda üretim yapan fındık yetiştiricilerimize alan bazlı gelir desteğini başlattık. Ruhsatsız alanlarda fındık yetiştiriciliği yapanlara ise alternatif ürünlere geçmeleri halinde alternatif ürün desteği veriyoruz.
Kardeşlerim, Ordu’da ruhsatlı alanlarda fındık üretimi yapan üreticilerimize son 4 yılda 970 trilyon lira destek ödedik. Kardeşlerim, fındıkta hiçbir zaman biz fındık üreten illerimizi bırakmadık. 2007 yılında Ordu’yu doğalgazla tanıştırdık. Şöyle bir doğalgaz kullananlar ellerini bir kaldırsın bakayım, bir göreyim. Ah ah anneler. Babalar, siz çileyi çekmiyorsunuz, çileyi anneler çekiyor. Bodrumdan kömürü taşımak annenin, külü temizlemek annenin, öyle mi? Bir oda ısınır, diğer odalar soğuk değil mi? Şimdi doğalgazla bütün daire ısınıyor mu? Mutfakta sıcak su var mı? Banyoda sıcak su var mı? Ya peki, benim Ordulu Fatma bacım, Ayşe Bacım, Hatice bacım, ya bunlar modern bir yaşama layık değil miydi? Niye onlara getirmediniz? Doğalgaz yeni mi icat oldu ey CHP, ey MHP. Ama biz getirdik. Çünkü biz sizi seviyoruz, biz dertliyiz.
Kardeşlerim, kültür ve turizmde hamd olsun yaptığımız yatırımların neticesini alıyoruz, 2011 yılında Ordu Kültür Sanat Merkezini açtık. Kabadüz’de Çambaşı Kayak Merkezinin 1 kilometre uzunluğundaki profesyonel kayak pistini bitirerek onu da hizmete açtık. Kayak tesisinin inşası ayrıca devam ediyor.
Kardeşlerim, Ordu’ya içinde 1600 değişik türde bitki bulunan Karadeniz’de ilk olan bir botanik bahçesi kuruyoruz. Eskipazar’da inşa ettiğimiz botanik bahçesi Ordu’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olacak. Ama bunu biz merkezi yönetim olarak yapıyoruz, istiyorum ki Büyükşehirle beraber bunu daha da güçlendirelim.
Şimdi artık büyükşehir olan bir Ordu var. Ama bir şey söyleyeceğim, unutmayın; kişi sevdikleriyle beraber haşrolunacaktır. Kılıçdaroğlu’nu sevenler onunla haşrolunacak, Bahçeli’yi sevenler onunla haşrolunacak, biz de bu meydanda olanlarla hasrolunacağız. Eyvallah. Büyükşehir olan Ordu’nun vizyonlu ve dirayetli bir eğitime ve yönetime ihtiyacı var. Onun için Ordu’ya çalışma arkadaşım, yıllarca beraber siyaset yaptığım, il başkanlığından tutunuz milletvekilliğine varıncaya kadar benimle beraber bu yolda omuz omuza yürüdüğümüz arkadaşım Enver Yılmaz’la beraber istiyoruz ki Ordu’yu yönetelim. Enver Yılmaz kardeşimin Ordu için büyük hayalleri var, büyük projeleri var. Şu anda Ordu’nun plakası kaç? 52 proje var, tamam? Enver Yılmaz kardeşimle beraber inşallah artık belde yok, mahalleler var. Toplamda kaç ilçemiz var? 19 ilçemiz var, Büyükşehir 20. Şöyle ilçe belediye başkanlarımızı da alalım hemen, İl Başkanımızı da alalım.
Şimdi bir akitleşme yapacağız, hazır mıyız? Önce hanım kardeşlerime söylüyorum; kale içeriden fethedilir, tamam? Onların ablaları var, bizim ablalarımız burada. 5 gün kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Var mıyız? Sakın ha oy kullanırken pusulanın üzerine aman ha bir şey yazmayın. Çünkü bu sahte ablalar şunu yapıyor: Diyor ki oraya Esma yaz, şunu yaz, bunu yaz, sakın ha, hiçbir şey yazmayacaksınız. AK Parti’nin ambleminin altına evet mührünü vuracaksın, tamam? Onların abileri varmış, bizim abiler de burada. Abiler, 5 gün gece-gündüz dolaşmaya var mıyız? Durmak yok… Eyvallah. Yalnız ben sizden bir şey daha isteyeceğim; Pazar sabahı çok erken saatte, yani şafakla beraber sandık mahallinde olun, tamam? Ve sandıklardan sandık kurulu üyelerimiz, müşahitlerimiz imzalı tutanağı almadan ayrılmasın, tamam? Ve hemen onu ilçe teşkilatına götürecekler ve ilçe teşkilatı onu bilgisayar kaydına girecek. Tamam, anlaştık.
Şimdi akitleşiyoruz. Burada 19 ilçe belediye başkan adayımız ve başkanlarımız var, Büyükşehirle beraber 20. 20’de 20 yapmaya var mıyız? 20’de 20 yapmaya var mıyız? 20’de 20 yapmaya var mıyız? Pazar günü zaferimiz hayırlı olsun inşallah.