Yükleniyor...

Basbakan Erdogan’in Sanliurfa Mitingi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Şanlıurfa, evliyalar şehri Şanlıurfa, şairler şehri, ilim şehri, sanat şehri Şanlıurfa; seni hürmetle selamlıyorum. Ey Şanlıurfa, alem siye heyran, ben siye gurban. Urfalıyam ezelden, göynüm geçmez sizlerden. Göynümün gözü çıksın, iyi ki sizi sevdim ezelden. Seni gönülden selamlıyorum ey Şanlıurfa.

Akçakale, Bozova, Ceylanpınar; sizleri muhabbetle selamlıyorum. Harran, Hilvan, Siverek, Viranşehir; sizleri gönülden selamlıyorum.

Şanlıurfa bugün farklı bir gün yaşıyor, bugün bin yılların rüyasına kavuşacak, Suruç Tüneliyle suyla kucaklaşacak.

Suruç, Birecik, Halfeti; sizleri de yürekten selamlıyorum. Ey Halilurrahman’ın şehri Şanlıurfa, ey sabrın peygamberi Hazreti Eyyub Aleyhissalatu Vesselamın şehri Şanlıurfa, Hazreti Musa’nın, Hazreti Yakup’un, Hazreti Elyesa’nın şehri Şanlıurfa; seni hasretle kucaklıyorum. Şanlıurfa, sen ki şair Nabi’nin, merhum Akif İnan Ağabeyimizin şehrisin. Sen ki merhum Kazancı Bedih’in, merhum Müslüm Gürses’in şehrisin. Şanlıurfa, sen ki 38 yıllık hasretin ardında Diyarbakır’da kucaklaşan, 77 milyona “Megri” diyen İbrahim Tatlıses’in, Şivan Perwer’in şehrisin.

Şanlıurfa, sen merhum Said-i Nursi’nin Isparta’da hasta yatağında gidiyoruz dediği zaman bir Ramazan günü 2 gün yolculuk yaparak ulaştığı, gözlerini hayata yumup Hakk’a yürüdüğü şehirsin.

İlim şehri, medeniyet şehri, yiğitliğin, mertliğin şehri, kardeşliğin şehri Şanlıurfa; seni hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Allah sizlerden razı olsun. Rabbim, evlerinizden huzuru, yüreklerinizden bu sevdayı eksik etmesin. Yüreklerinizden, sofranızdan Rabbim bu muhabbetinizi, uhuvvetinizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı daim etsin.

Maşallah, Şanlıurfa bugün yine bir tarih yazıyor. Şanlıurfa bugün Başbakanına, Hükümetine, AK Parti’ye, demokrasiye bir kez daha sahip çıkıyor. Şanlıurfa, 30 Mart’ta sandıkta söyleyeceği sözü adeta bugün söylüyor. Sandığın rengi Şanlıurfa’da belli olmuştur.

Kardeşlerim, burada, Şanlıurfa’da daha en baştan bir şeyi söylemek isterim; bakınız 3 Kasım 2002 seçimlerinde iş başına geldiğimizde Türkiye’nin çok ağır sorunları vardı. Ama en önemli sorun neydi? Terör. Çok büyük acılar çektik; nice askerimizi, polisimizi, korucumuzu şehit verdik, nice gencimizi kaybettik, ocaklar söndü, yürekler yandı, milletçe huzurumuz kaçtı. Bunun yanında maddi olarak da çok ağır bedeller ödedik. İşte Doğu’daki, Güneydoğu’daki şehirlerimiz hizmetlerden, yatırımlardan uzak kaldı. Buralara yol yapılmadı, okul yapılmadı, hastaneler yapılmadı, üniversiteler yapılmadı. Değerli kardeşlerim, biz geldik. Geldikten sonra şu ana kadar Şanlıurfa’ya yapılan yatırımların toplam bedeli ne oldu biliyor musunuz? 18 katrilyon, 18 katrilyon. Cumhuriyet tarihindeki yapılan yatırımları toplayın bunu bulmaz. Ve biz terör sorununu hukuk içinde hamd olsun çözüyoruz.

Kardeşlerim, bu sorunu demokrasiyle çözeceğiz dedik. Bu sorunu ekonomik kalkınmayla çözeceğiz, hizmetle, yatırımla çözeceğiz dedik. Bu sorun sadece güvenlik tedbirleriyle çözülmez dedik. Kültürel hakları, demokratik hakları, en temel insani hakları teslim ederek çözeceğiz dedik. En önemlisi de, biz bu sorunu kardeşlikle, kardeşlik hukuku içerisinde çözeceğiz dedik. Önümüze çok engeller çıkardılar, bu sorunu çözmeyelim diye bize çok saldırdılar, çok tahrikler yaptılar. Partimizi kapatmaya kalktılar, ama başaramadılar. Biz yolumuza dimdik devam ettik. Kimlerle? Sizlerle, milletimizle. Millet bize yürü dedi, biz yürüdük. Çünkü çıkarken bir şey söylemiştik, uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece demiştik ve gideceğiz gündüz-gece. Durmak yok… Bu yola elimizi, kolumuzu, bütün bedenimizi, hatta canımızı koyduk. Bu acı meseleyi mutlaka çözeceğiz. Bu ülkede kardeşliği en güçlü şekilde tesis edeceğiz dedik.

Şimdi bakın değerli kardeşlerim, biz bu sorunu çözmek için, kanı durdurmak için, annelerin gözyaşını dindirmek için samimi mücadele verirken… Kardeşlerim, önce Oslo sürecini sabote ettiler, arkasından MİT Müsteşarımızı tutuklamak, onu devre dışı bırakmak istediler. Arkasından Paris’te birtakım suikastlar yaptılar. Süreci bozmak istediler. İşte en son 17 Aralık darbe girişimiyle, 25 Aralık darbe girişimiyle birçok hedefin yanında çözüm sürecine saldırdılar. Bakın dikkat edin, 16 Kasım’da Diyarbakır’da tarihi bir buluşmayı gerçekleştirdik. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Sayın Barzani Diyarbakır’a geldi. Şanlıurfalı İbrahim Tatlıses Diyarbakır’a geldi. Tam 38 yıldır ülkesinden, vatanından, toprağından uzak kalan Şanlıurfalı Şivan Perwer Diyarbakır’a geldi. Diyarbakır’da muhteşem bir tablo oluştu. Sadece Diyarbakır değil tüm Türkiye bu tablodan etkilendi, duygulandı. O gün telefonlar geldi bana, sevinç gözyaşları döktüler. Türkiye’nin tamamında umutlar çoğaldı. Türkiye’nin tamamında barış umudu, çözüm umudu, kalıcı bahar umudu çoğaldı.

Peki ne yaptılar? Bir dershane meselesi çıkardılar. Bu muhteşem buluşmayı gölgelemek istediler. Arkasından 17 Aralık darbe girişimini başlattılar. Çözüm sürecini tümden baltalamak istediler. Kim yaptı bunu? Pensilvanya’daki bir zat, onun buradaki maşaları, onun buradaki yandaşları. Tabii bunlar yargının içinde de örgütlenmişler, maalesef Emniyet güçlerimizin içinde de örgütlenmişler, devletin diğer kurumları içerisinde de örgütlenmişler. Doğudaki, Güneydoğudaki, Diyarbakır’daki, Şanlıurfa’daki bahar havasından rahatsız oldular. Gençlerin ölmeyecek olmasından rahatsız oldular. Bölgedeki değişimden, gelişmelerden, kalkınmadan rahatsız oldular. En başta kardeşlikten rahatsız oldular. Şanlıurfa’yla Trabzon’un, Diyarbakır’la İstanbul’un, Van’la İzmir’in kucaklaşmasından rahatsız oldular. 77 milyonun bir olmasından rahatsız oldular, beraber olmasından rahatsız oldular, birlikte Türkiye olmasından rahatsız oldular.

Sevgili kardeşlerim, şimdi sizlere bir hatırayı anlatacağım. Sene 1960, Mart ayı. Bediüzzaman Said Nursi Isparta’da. Hasta yatağında diyor ki; beni Urfa’ya götürün. Talebeleri onu aldılar 2 gün meşakkatli bir yolculuktan sonra buraya, Şanlıurfa’ya getirdiler. Burada İpek Palas’a yerleşti. Polisler onu geri götürmek istediler, hasta haliyle Isparta’ya geri göndermek istediler. Şanlıurfa’da o zamanki Demokrat Parti’nin İl Başkanı Emniyet Müdürünün önüne geçti, adeta duvar oldu. Said-i Nursi’yi hiçbir yere götüremezsiniz dedi. Şanlıurfa o gün bir kez daha tarih yazdı, Şanlıurfa o gün misafirine, Bediüzzaman Said Nursi’ye sahip çıktı ve Şanlıurfa Said Nursi’yi teslim etmedi. Bu tartışmalar devam ederken Said Nursi bundan tam 54 yıl önce bir Mart ayında, 23 Mart’ta Hakk’a yürüdü. Ne oldu? Şanlıurfa’da büyük bir cenaze merasimi düzenlendi. Said Nursi, İbrahim Halilullah Dergahına defnedildi. Şimdi bu süreç çok önemli. Ardından 27 Mayıs müdahalesi oldu. Hayatı boyunca Said Nursi’ye huzur vermeyen, onun özgürlüğünü elinden alan, onu sürgünlere mahkum eden zihniyet, CHP zihniyeti maalesef öldüğünde de onu rahat bırakmadı. Said Nursi’nin dirisine zulmedenler ölüsüne bile tahammül edemediler. İşte bu CHP zihniyetiyle şu anda güya onun izinde olduğunu iddia eden Pensilvanya, öyle demiyor mu, Said-i Nursi’nin izinde olduğunu söylemiyor mu bu Pensilvanya’daki zat, şimdi Said-i Nursi’ye zulmeden CHP ile el ele kol kola dolaşıyor. Darbe tuzaklarını beraber kuruyorlar. Said-i Nursi’ye en ağır zulümleri yapan, ona hayat hakkı tanımayan, ölüsünü bile Şanlıurfa’dan çıkarıp götüren CHP zihniyetiyle Pensilvanya’daki zat birlikte hareket ediyorlar. İnanın merhum Said-i Nursi’nin ruhu bunların CHP ile ittifakından dolayı muazzep oluyor. Ne oldu? Said-i Nursi’nin Şanlıurfa’daki, Isparta, Bitlis, Burdur, Afyonkarahisar’daki, İstanbul’daki aziz hatırası bunların CHP ile ittifakından dolayı yara alıyor.

Bir dizi gösteriyor televizyonlarda.

Tabii buradan ölüsünü aldılar Isparta’ya, bilinmeyen bir yere götürüp defnettiler. Kim? CHP, CHP. Kardeşlerim, CHP budur ya. Ve şimdi CHP ile kol kola olan bu Pensilvanya’daki zat istismarını yapıyor. Ben diyor, Bediüzzaman’ın, zaten Bediüzzaman ifadesini de ağzına almaz, son zamanlarda pirimugan diye bir ifade kullanmaya başladı, bunu kullanıyor, hiç almaz ağzına. Ve böyle bir yapı içerisinde şu tezgahı görüyor musunuz? Böyle bir yapı içerisinde bakın ne yapıyorlar, kendi televizyonlarında izlediniz değil mi? Sevgili Peygamberimizi Miraç’tan indiriyorlar kamyonete bindiriyorlar. Ve bu senaryoyu kim onaylıyor biliyor musunuz? Pensilvanya’daki zat. Akıl veriyor, o dizide sadece sevgili Peygamberimize hakaret edilmiyor. O dizide benim Kürt kardeşime de hakaret ediliyor, o dizide çözüm sürecine hakaret ediliyor, o dizide kardeşliğimize hakaret ediliyor. Bu Pensilvanya’daki zat bakın dikkatinizi çekiyorum, şu ifademe dikkat edin, Kürt olduğu için Said-i Nursi’den uzak kaldığını bizzat kendisi ifade etmiş bir zattır. İşte bu ırkçılık, bu düşmanlık bugün de aynen devam ediyor. Şu anda da bu Pensilvanya’daki zat terör meselesinin çözümünü engellemek, kardeşliğin, huzurun, birliğin önüne geçmek için ihanet derecesinde hücumlar yapıyor, bunu da tek başına değil CHP’yi kullanarak, MHP’yi kullanarak yapıyor.

Kardeşlerim, Oslo sürecinde başarılı olmayan, 7 Şubat MİT hadisesinde başarılı olmayan, çözüm sürecini sabote edemeyen bu ittifak, 17 Aralık darbe girişimiyle başarılı olacağını zannetti. Pensilvanya bu CHP’yi, bu MHP’yi çok kötü aldattı, çok kötü bir tuzağa düşürdü. Ne dedi biliyor musunuz? 17 Aralık’ta Hükümeti düşüreceğiz. Elimizde çok önemli dosyalar var dedi. Emniyet bizim elimizde, yargı bizim elimizde dedi. Elimizde ses kayıtları var dedi. Onlar işe yaramazsa elimizde montajlar var, dublajlar var dedi. CHP ve MHP’nin genel başkanları bunlara inandılar. Böyle bir darbe girişiminde payende olarak yer aldılar. Ama hesaplar tutmadı, tuzak bozuldu. Millet bunların tuzaklarına, yalanlarına, iftiralarına itibar etmedi. İşte şimdi ortalıkta kalakaldılar, ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Üç kafadar, üç şaşkın ördeğe döndüler.

Şimdi çıkmış bu Kılıçdaroğlu, gerçi Şanlıurfa’da Kılıçdaroğlu’nu konuşmam yanlış, çünkü onun burada da kıymeti harbiyesi yok zaten. MHP’yi konuşmak zaten hiç gereksiz. Değerli kardeşlerim, fakat şu anda televizyonlarda bizi izleyen milyonlar var. Buradan Türkiye’ye mesaj veriyorum. Ne diyorum; çıkmış geçen gün diyor ki… (“Urfa seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Geçen gün çıkmış diyor ki; bu Başbakan ya cezaevine gider ya da yurt dışına gider. Sen kimsin ya, senin bedelin ne ya, senden olsa olsa ancak İstanbul’un Tahtakale’sinde kasetçi olur, kasetçi ya. Sen ne zamandan beri kalkıp da bu ülkenin Başbakanını yargılamaya başladın ya, kimsin sen? Anlaşılıyor, demek ki Pensilvanya’daki zat buna akıl vermiş; çık bunları rahat rahat söyle, biz onun da defterini düzeceğiz, onu da içeri atacağız. Şimdi ben buradan Said-i Nursi’nin diliyle konuşuyorum; zalimler için yaşasın cehennem diyorum. Evet, zalimler için yaşasın cehennem, çünkü onları ancak orası paklar.

Kardeşlerim, bu yolda biz emin adımlarla gideceğiz. Ne dedik? Biz kefenimizi giyerek bu yola çıktık. Bu mücadelede çok şehit olanlar oldu. Ne olur7 sanki biz de şehit olsak, ondan daha yüce bir makam var mı, ondan daha güzel makam var mı? Değerli kardeşlerim, biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldiğimizi çok söyledik. Dolayısıyla, aynen bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.

Şimdi aldatıldıklarını 30 Mart akşamı çok iyi anlayacaklar. Ben diyorum ki bunlara, hepsine, CHP, MHP, BDP, hepsine söylüyorum; siyaset meydanda yapılır, meydanda. Bunlar meydanda değiller. Kimisi bakıyorsunuz bir terör örgütünün arkasına sığınıyor siyaseti öyle yapıyor, kimisi bakıyorsunuz aynen böyle bir örgütün, bu bir dini cemaat değil, koyun bunu bir kenara. Artık bu bir siyasi örgüttür, dini cemaat değil. Ne ararsanız var bunlarda. Yalan var, takiye var, iftira var, fitne var, fesat var. Kardeşlerim, iftirayla, yalanla asla siyaset yapılmaz, siyaset sandıkta yapılır. Siyaset şantajla, tehditle, provokasyonla yapılmaz, işte bunlar bir kez daha çuvalladılar. Bunlar bir kez daha benim milletimin ferasetine, basiretine çarptılar. 30 Mart’ta göreceksiniz, bu millet korsan siyasete çok anlamlı bir cevap verecek. 30 Mart’ta millet korsan kasetçiliğe de çok anlamlı bir cevap verecek. Korsan siyaseti de elinin tersiyle itecek. Şu anda bu Pensilvanya artık son kirli numaralarını, son tahriklerini, son montajlarını piyasaya sürmeye başladı. Sürekli şunu söylüyorlar: 30 Mart’ta şu çıkacak, 15 Mart’ta şu çıkacak, 25 Mart’ta bu çıkacak; amaçları siyaseti esir almak, milletin iradesini esir almak. Ya neyiniz varsa dökün ortaya. Benim milletim size inanmıyor.

Bakınız geçenlerde bir televizyon programına çıktım biliyorsunuz ATV-A Haber televizyon programında montajların nasıl yapıldığını gösterdim, izlediniz değil mi? Düşünebiliyor musunuz, Bahçeli gibi birisi Öcalan’a nasıl methiyeler düzüyor. İzlediniz değil mi? İnandınız mı? Ama aynı mıydı Dudak okumalarına bakın o da aynıydı. Aynı şeyi Kılıçdaroğlu da, baktık Kılıçdaroğlu da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının yolsuzluklarını anlatıyor, onun ne düzenbaz olduğunu anlatıyor ve nasıl ihraç edilmesi gerektiğini anlatıyor. Konuşma, her şey, alkışlar, hepsi, montaj, dublaj nasıl? Teknoloji bu kadar ilerlemiş. Aynen bunu tutuyorlar bunlar bizler için yapmaya kalkıyorlar. Sen meydanda ne yapıyorsun onu söyle, bu millete ne hizmet verdiniz onu anlatın. Tabii ben soruyorum; ey CHP ne hizmet verdin sen bu millete onu anlat. Şanlıurfa’ya geldi mi? Programda var mı? Niye gelsin, onlar gideceği yeri bilir. Onlar kutsallarda siyaset yapmaya devam etsin, biz kumsalda da siyaset yaparız, biz karada da yaparız, 780 bin kilometrekarede siyaset yaparız, ama onlar yapamaz.

Kardeşlerim, hep söylerim; Bahçeli Sivas’tan öte geçebiliyor musun? Hadi geç Sivas’tan öteye, geçemez, geçemez, belki sembolik olarak böyle bir-iki yere gelir. Niye? Onlar için Türkiye 780 bin kilometrekare değil. Sadece belli yerler, siyaseti orada yaparlar. Ama biz her yerde yaparız, çünkü bizim için 780 bin kilometrekarenin tamamı Türkiye’dir.

BDP, sen nerede siyaset yapıyorsun? O da belli. İşte şimdi geldiler Şanlıurfa’da siyaset yapmaya. Şanlıurfa, gelin 30 Mart’ta bu BDP’ye güzel bir cevap verin. Buna hazır mıyız? Gümbür gümbür inşallah tüm ilçelerde.

Şanlıurfa, sizi büyükşehir kim yaptı? Biz yaptık. Bu üç partinin tamamı da Şanlıurfa’nın büyükşehir olmasına karşı çıktılar, üçü de, yakıştırmadılar. Çünkü bunların derdi belediyecilik değil, bunların derdi hizmet değil. Bunların derdi sevgili kardeşlerim, ideolojik siyaset.

Şu dalgalanmalar olmasın, bak bayılanlar oluyor ayılanlar oluyor.

Ben de sizinleyim, hep sizinleyim. Artık elhamdülillah sıkıntıları aştık mı, daha iyi olacak, biraz sonra değineceğim.

Şimdi ben buradan sesleniyorum tüm Şanlıurfa’ya, tüm Şanlıurfa’nın bu büyük meydanındaki kardeşlerime; kaç gün kaldı? 21 gün. 21 gün benim hanım kardeşlerim, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Beyler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Öyle dolaşalım, öyle dolaşalım ki inşallah 30 Mart akşamı hep birlikte gülelim. Bu ülkenin birliği için gülelim. O sevdamızı burçlara diktiğimiz için gülelim. İnşallah ondan sonra da Şanlıurfa’ya bunu tebrik için gelelim. Kardeşlerim, kapı kapı dolaşıp inşallah bu seçimlerde Şanlıurfa’yı çok daha farklı kılalım. İyisiniz, güçlüsünüz, ben buna inanıyorum.

Şimdi açık açık bir şeyler söylüyorlar, Denizli’de filan dolaşmışlar, SMS’ler atıyorlar, şunu atıyorlar bunu atıyorlar. Artık diyorlar AK Parti’den başka kime oy verirseniz verin, yeter ki AK Parti’ye oy vermeyin. Kim diyor bunu? Bu ara ablalar çıkmış meydanlara. Bizim ablalarımız bize yeter. Bir de abiler çıkmış. Bizim abilerimiz bize yeter. Gençlerimiz bize yeter. Kardeşlerim, son seçim 21,5 milyon oyla sandıklardan çıktık. İnşallah bu seçim daha başka olacak. Ve tabii serzenişte bulunanlar oluyor ve diyorlar ki; sakın ha AK Parti’ye vermeyin, kime verirseniz verin. Ya sizin bu imamınız 10 sene önce, 11 sene önce ne diyordu, o zaman AK Parti’ye oy verin mi diyordu? Eğer o zaman AK Parti’ye oy verin diyorsa, ya o zaman yanlış yaptı, ya sizin bu imamınız şimdi yanlış yapıyor. AK Parti aynı yerde duruyor, bu ülkeye hizmet vermeye devam ediyor. Demek ki sizin hocanız da akşam bir başka, sabah bir başka. Aynen bu CHP’liler gibi, aynen bu Bahçeli gibi. Bunlar yalanı, tehdidi, şantajı meslek haline getirmiş. Anlaşılan korku dağları sardı, sandığın rengi belli oldu. Bu paraleller korkmaya başladı. İş yerlerinde işçilerini AK Parti’ye oy vermeyin diye ikna ediyorlar. Adeta 28 Şubat’taki gibi ikna odalarını kurdular, ikna odaları. İş yerlerinde, okullarda, yurtlarda, dershanelerde kızları, erkekleri ikna odalarında ikna etmeye çalışıyorlar, ikna olmazlarsa atıyorlar. Şimdi ben de diyorum ki…

Anacığıma bir yol verin.

Şimdi ben buradan üniversiteli gençlerimize sesleniyorum, bunların yurtlarında, evlerinde kalanlara sesleniyorum; bütün Kredi Yurtlar Kurumunun yurtlarında boşluklar şu anda tespit edildi, sizleri oraya alabiliriz. Hemen Milli Eğitim’e, Gençlik Spor Bakanlığı’na müracaat edin. Eğer Kredi Yurtlar’da yer yoksa sizi otellerde ağırlayacağız, devletin kurumlarında ağırlayacağız. Çünkü bunların zulmüne sizi asla muhatap etmeyeceğiz. Geçici bir süre de olsa biz bunları halledeceğiz.

Şu yavrumuzu da alalım, şuradan şöyle omuzlarda alalım. Şu hanım kardeşlerimize bir yol verin, şurayı açın, şu koridoru açın.

Polis arkadaşlar, Allah aşkına siz burada durup da ne iş yapıyorsunuz, açın şu arayı, yardımcı olun. Emniyet Müdürüm, sen ne iş yapıyorsun, yardımcı olsana şuraya, oradan seyrediyorsun ya, Allah Allah. Koridor yapalım, hanım kardeşlerimi şuradan alalım, hanım kardeşlerimizi alalım. Şu hanım kardeşlerimize bir yol verin. Arkadaşlar, şöyle biraz koridor yapalım. Özellikle hanım kardeşlerimize şöyle biraz yardımcı olalım. Polis arkadaşlar, bak şurada da hanım kardeşlerimizi şuradan şöyle bir koridor açıp kurtaralım. Evet, bir koridor yapalım arka taraftaki hanım kardeşlerimizi oradan şöyle bir alalım.

Kardeşlerim, sevgili kardeşlerim; çözüm sürecini sabote etmek isteyenler bunu başaramadılar ve başaramayacaklar. 30 Mart sizin bu muhteşem duruşunuzun bir cevabı olacak ve bu süreç başarıyla ilerliyor. Allah’a hamd olsun acı haberler almıyoruz. Bölgenin çehresi hızla değişiyor, şehirlerimiz hızla değişiyor, kepenkler açık kalıyor. Artık şehirlerimize turistler geliyor, iş adamları artık yatırımlara başladılar. Maşallah Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu artık kalıcı bir baharın huzurunu, iklimini yaşıyor. Buna hep birlikte sahip çıkacağız. Bu huzuru, bu baharı hep beraber yaşayacağız. Eski günlere, eski Türkiye’ye dönülmesine asla izin vermeyeceğiz. Kana, gözyaşına, acıya, kaosa geri dönülmesine hep birlikte mani olacağız.

Demokratikleşme konusunda, kültürel haklar konusunda çok büyük adımlar attık. Demokratikleşme paketini çıkarttık. Özgürlükleri genişleten, hakları daha ileriye taşıyan yolları açtık.

Şu hanım kardeşlerimize de bir yol açalım, şöyle bir koridor açalım. Aman bu dalgalanmaları yapmayalım.

Ayrımcılığa, nefret suçuna karşı ağır cezalar getirdik. Sen Türk’sün, sen Kürt’sün, sen Arap’sın, sen Zaza’sın diye, Boşnak’sın, Arnavut’sun, Roman’sın diye ayrımcılık yapanlara, sen başörtülüsün, sen sakallısın, bıyıklısın diye ayrımcılık yapanlara, inançları, ibadetleri engelleyenlere ağır cezalar getirdik. Kardeşlerim, çıkmış Kılıçdaroğlu ne diyor biliyor musunuz? Başörtülülere üniversite yolunu ben açtım diyor. Ya ayıptır ayıp, insan utanır ya, insan utanır. Biz MHP ile birlikte üniversiteye kızlarımızın gitmesinin yolunu açtık, Anayasa Mahkemesine müracaat ederek, 411 oyla geçmişti, Anayasa Mahkemesine müracaat ettiler üniversiteye gidişi maalesef engellediler. Ondan sonra tekrar son çıkardığımız, artık bu işin önünü açtık, neyle? Yüzde 58 referandumdaki oyla başörtülü olarak kızlarımızın üniversiteye gidişini, kamuda çalışmalarının önünü açtık. Çıktı CHP’nin İstanbul Milletvekili bunu Danıştay’a götürdü, Danıştay reddetti. Danıştay reddettikten sonra şimdi bizim kızlarımız üniversiteye gidiyor mu? Devlet dairelerinde çalışıyor mu? Kardeşlerim, bu CHP bu ya. Ama bunlarda yalan bol, bunlar akşam başka sabah başka, bunlarda takiye var, bunlarda yalan var, iftira var. Niye? Pensilvanya’dan icazetli bunlar, oradan fetvayı alıyorlar. Kardeşlerim, bu oyun 30 Mart’ta bozuluyor.

Şimdi benim sizden bir ricam var; şimdi ne diyorlar bunlar AK Parti’ye, efendim bunlar yolsuzluk yapıyor. Şimdi söylüyorum sizlere; şu Şanlıurfa 18 katrilyonu sadece Şanlıurfa şu bizim 10 yılımızda aldı, bu kadar yatırım. Şimdi söyleyeceğim hangi alanlarda ne kadar yatırım aldığını. Kardeşlerim, bu kadar yatırımı alan Şanlıurfa, acaba Cumhuriyet tarihinde bunları niye alamadı? Bu tek partili dönemde CHP vardı, acaba Şanlıurfa’ya ne yaptı? Hiç. Yapmazlar, yapamazlar, onların böyle bir derdi yok. Kardeşlerim, bakınız 79 senede, buna dikkat edin, bu çok önemli, 79 senede 6100 kilometre bölünmüş yol yapıldı. Biz 10 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık Türkiye’de. Yolsuzlukların iktidarı bunu yapabilir mi?

Kardeşlerim, eğitimde kitaplarımızı sıraların üzerinde ücretsiz alıyor muyuz? Cumhuriyet tarihinde yapılan okulların yarıdan fazlasını biz 10 senede yaptık. Ve Harran Üniversitesinde yavrularımız, gençlerimiz 45 liracık burs alıyordu. Şimdi 300 lira burs veriyoruz, 200 lira da beslenme yardımı veriyoruz, 500 lira. Bak nereden nereye geldi. Ah benim kardeşlerim, 76 üniversite vardı, şimdi 175 üniversite var, üniversite olmayan il kalmadı.

Kardeşlerim, biliyorsunuz burada Mürşitpınar Sınır Kapısıyla ilgili mesele vardı çözdük. Bu sınır kapımız şu anda açık. Akçakale Sınır Kapısıyla ilgili sorunu biliyoruz, şu anda çözümle ilgili çalışmalar devam ediyor. Aslında Akçakale’de bizim tarafımızda herhangi bir sıkıntı yok. Sıkıntı sınırın diğer tarafında. Ortada uluslararası bir mesele var. Akçakaleli ve Harranlı kardeşlerim rahat olsunlar. Suriye tarafında işler normalleşmeye başlar başlamaz sınır kapısı açılacaktır, hiç endişeniz olmasın. Ama riske edemeyiz, oradan tırlar geçip de orada karşı tarafta herhangi bir şey olması bizleri üzer. Kardeşlerim, zaman meselesi, aşacağız.

Değerli kardeşlerim, sevgili Şanlıurfalılar; şimdi buradan biraz sonra biz Suruç’a geçeceğiz, orada tarihi bir açılış gerçekleştireceğiz. Ülkemizin en uzun, dünyanın 5. uzun sulama tüneli olan Suruç Tünelinin açılışını bugün yapıyoruz. Suruç tüneli, pompaj sulamalarıyla birlikte kaça mal oldu biliyor musunuz? Şu ana kadar 2 katrilyon. Ve Güneydoğu Anadolu Projesinin en önemli projelerinden biri. 17185 metre uzunluğundaki tüneli tamamladık. Tünel tünel, tünelden gidiyorsun, dağları deldik dağları, niye? Ya size sevdalıyız be, size sevdalıyız. Bu kuruyan topraklar suya hasret, bu suyu biz getiriyoruz, bu suyu biz getiriyoruz. Ferhat nasıl Şirin’e sevdalıydı, biz de size sevdalıyız, onun için dağları deldik. Dağları delerek bu suya hasret olan topraklar şimdi Suruç Tüneliyle suyu buldu. İnşallah bu yılın sonunda bir adım daha atıyoruz, Atatürk Barajından Suruç Ovasına su bırakmaya başlıyoruz. Öyle tünel dediysek, öyle herhangi bir tünel sanmayın. Suruç Tüneli, içinden tırların geçebildiği 7 metre çapında borulardan oluşuyor, adeta bir su otoyolu. Saniyede 90 metreküp suyu Atatürk Barajından alacak, Suruç Ovasına aktararak 950 bin dönüm araziyi sulayacak. Suruç Tünelimizin, bu muhteşem eserin hayırlı olmasını diliyorum.

Kardeşlerim, İstanbul, Eskişehir, Ankara, Konya, Karaman, Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa hattını hızlı tren hattı yapmaya karar verdik. Evet, bunun kararını verdik. Ankara-Eskişehir tamamlandı hizmete girdi. Eskişehir-İstanbul bir iki ay içerisinde o da bitiyor yakında açıyoruz. Diğer kısımlarla ilgili projeler, hazırlıklar kesintisiz devam ediyor. Şanlıurfa’yı 2023’e kadar mutlaka hızlı trenle buluşturacağız. Nasıl dağları geçerek, ovaları aşarak Suruç Tünelini inşa ettiysek, aynı şekilde hızlı tren hattını da yapacak ve sizlerin hizmetine sunacağız. Kolay değil, 1 milyon 800 bin Şanlıurfalının artık ulaşım ağları genişleyecek. Uçak var mı? Yollar pırlanta gibi mi? Bir de hızlı tren oldu mu, bunun tadına doyum olmaz.

Ve Şanlıurfa’nın şu anda bütün demiryollarını, her türlü malzemesini yerli üreterek adeta sıfırdan yapmışçasına yeniledik. Şanlıurfa’da şu anda devam eden demiryolu projelerinin tutarı ne biliyor musunuz? 240 trilyon.

Şanlıurfa’ya kardeşlerim bir müjde veriyorum size; şimdi ne yapıyoruz biliyor musunuz? İnşallah ihale hazırlıkları tamamlanmak üzere. Büyükşehirlere biliyorsunuz benim bir sözüm var, 30 büyükşehirde şehir hastaneleri olacak. Şanlıurfa’ya da 1700 yataklı bir şehir hastanesi yapıyoruz. Kamu-özel ortaklığıyla inşa ettiğimiz bu kampus toplamda 6 hastaneden oluşacak. İhalesi sonuçlanır sonuçlanmaz hemen inşasına başlıyoruz. Aynı şekilde kamu-özel ortaklığıyla hayata geçireceğimiz 200 yataklı Balıklıgöl Devlet Hastanesi ve 100 yataklı Ceylanpınar Devlet Hastanesinin de şu anda ihalesi yapılıyor. 150 yataklı Suruç Devlet Hastanesi ile 150 yataklı Birecik Devlet Hastanesi de ihale aşamasında, bunların da şu anda projeleri değerli kardeşlerim hazırlanıyor.

Kardeşlerim, 18 katrilyonluk yatırım dedim. Tarım ve hayvancılıkta buraya yaptığımız yatırım ne biliyor musunuz? 4 katrilyon 800 trilyon. Ulaştırmada haberleşmede 2 katrilyon. Eğitimde üniversite dahil 1 katrilyon 769 trilyon. Aile ve sosyal politikalarda 1 katrilyon 400 trilyon, orman ve su işlerinde 2 katrilyon 300 trilyon. Toplu konutta 938 trilyon liralık yatırım yaptık. Şanlıurfa’ya yaptığımız bu yatırımlar şehrin ekonomisine de yansıdı. Bu ilimizin ihracatı 15,5 kat arttı. Şanlıurfa artık otelleriyle farklı şehirlere göz kırpıyor, artık bir dünya markası olma yolunda.

Kardeşlerim, Şanlıurfa’da eğitimde çok önemli adımlar attık ve okullarımızın sayısı artıyor. FATİH Projesiyle enteresan bir gelişmeyi yaşadık. FATİH Projesi kapsamında 1578 sınıfa etkileşimli tahtaları yerleştirdik. Tablet bilgisayarları dağıtıyoruz yavrularımıza. FATİH Projesinin başladığı günden bugüne kadar toplam 163 bin tablet bilgisayar dağıttık. 675 bin adet bilgisayarı da öğrencilerimize önümüzdeki haftalarda dağıtıyoruz ve önümüzde 10 milyon tablet bilgisayarın ihalesi var, ona hazırlanıyoruz.

Kardeşlerim, Şanlıurfa’da ilk ve orta öğretimdeki 180 bin öğrencimize anneleri vasıtasıyla eğitim desteği veriyoruz. Biri Şanlıurfa Sırın’da, diğeri Viranşehir’de olmak üzere Şanlıurfa’ya iki adet eğitim kampüsü yapıyoruz. Toplam 420 dersliğe sahip bu eğitim kampüsleri, spor salonları, kütüphaneler, konferans salonları, yüzme havuzu, bilim merkezi gibi her türlü ihtiyaca cevap verilecek şekilde tasarlandı. Kampüslerin yapım ihalesini inşallah Ağustos ayı içerisinde gerçekleştireceğiz.

Son 12 yılda Harran’a yaptıklarımızı değerli kardeşlerim biliyorsunuz. Aynı şekilde bu desteklerimiz devam edecek. Zira Harran Üniversitesi bizim için çok ama çok önemli. Şanlıurfa, Birecik ve Viranşehir’de olmak üzere toplam 928 kapasiteli yükseköğrenim yurtlarını hizmete açtık. Şanlıurfa’ya 29 bin seyirci kapasiteli, tribünlerin üstü tamamen kapalı GAP Arena Stadyumunu biz tamamlayarak kazandırdık.

Kardeşlerim, sağlıkta 500 yataklı Merkez Eğitim Araştırma Hastanesini, 200 yataklı Viranşehir Devlet Hastanesini, 200 yataklı Siverek Devlet Hastanesini, 32 adet aile sağlığı merkezi ve daha birçok sağlık tesisini 12 yıl içerisinde Şanlıurfa’mıza kazandırdık. Eyyubiye mevkiinde 600 yataklı üniversite hastanesini bu yıl hizmete açıyoruz. TOKİ kanalıyla 7260 yeni konut inşa ettik. Şanlıurfa, Suruç, Viranşehir ve Akçakale adalet saraylarını tamamlayarak hizmete aldık.

Şanlıurfa’ya, burası çok önemli, bunu özellikle dinlemenizi istiyorum, burası çok önemli; Şanlıurfa’ya 2002 yılına kadar kaç kilometre bölünmüş yol yapılmıştı biliyor musunuz? 29 kilometre, 29 kilometre. Ve vicdansızlar ya, hiç acımadınız mı şu Şanlıurfa’ya ya? Biz 10 senede 501 kilometre bölünmüş yol yaptık. 79 senede 29 kilometre, 10 senede 501 kilometre; farkımız bu. Peki bu BDP diğer yerlerde ne yaptı ya, bir bakın ya, Diyarbakır’da ne yapmış ki bunlar Şanlıurfa’da yapacak?

Kardeşlerim, bakınız ben buradan özellikle ben sevgili Kürt kardeşlerime hitap ediyorum; siyasi Kürtçülüğe oy vermeyin, hizmet Kürtçülüğüne oy verin. Ben şimdi bir şey söylüyorum size. Bakınız, bu Rabia’dır. Bu Rabia’da ne var.

Bir; Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Roman’ıyla biriz, iriyiz, diriyiz, beraberiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye’yiz; tek millet, tek millet.

İki; tek bayrak. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Bayrağımızın rendi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin simgesi.

Tek vatan diyoruz, 780 bin kilometrekarede tek vatan. Kardeşlerim, batıda ne varsa Doğuda, Güneydoğu’da da o olacak…

Bölünmüş yol, bunları yapıyoruz ve bütün her şeyiyle Allah aşkına soruyorum sizlere; 10 sene önce denseydi ki Şırnak’ta havalimanı olacak, inanır mıydınız? Ağrı’da olacak dense inanır mıydınız? Iğdır’da olacak dense inanır mıydınız? Biz şimdi bunların hepsini yaptık, hepsi var şu anda. Hakkari’ye yapacağız, Hakkari’de terör örgütü engelliyor. Ama ona rağmen yapacağız, Hakkari’de de havalimanı olacak, teröristlere rağmen yapacağız. Niye? Çünkü orada yaşayan da benim vatandaşım, o da benim kardeşim. Kürt’ü de kardeşim; Türk’ü de kardeşim, Arap’ı da kardeşim, bunlar benim kardeşlerim, 77 milyon benim vatandaşım kardeşim, ayrım yok. Yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik, böyle çıktık bu yola.

Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolunu, Abide Köprülü Kavşağını, Otogar Köprülü Kavşağını, Şanlıurfa Kuzeybatı Çevre Yolunu, Hilvan-Şanlıurfa bölünmüş yollarını tamamladık, biz tamamladık, biz, başkaları değil. Şanlıurfa’nın Diyarbakır, Gaziantep, Mardin ile olan bağlantılarını bölünmüş yollarla bağladık. Adıyaman bağlantısını Bozova üzerinden, inşallah onu da bitiriyoruz. 26 kilometresi bitti. İnşallah kalanı da bitecek. Şanlıurfa’da GAP Havalimanını kim bitirdi? Biz. Bak çok enteresan, 2002’de bu havalimanından kaç kişi taşınıyordu biliyor musunuz? 23 bin kişi. 2013’te ne kadar biliyor musunuz? 502 bin yolcu taşıdı. 1’e 25 artışı görüyor musun? Bu neyi gösteriyor? Şanlıurfa’nın nasıl kalkındığını, refah düzeyinin nasıl arttığını gösteriyor. Geleni gösteriyor, gideni gösteriyor.

Kardeşlerim, GAP’a çok büyük yatırım yaptık. GAP kapsamında 2002 yılında 199 bin hektar araziyi sulanmışken, 2013’te 423 bin hektar arazi sulandı. Bu projeler, barajlar, kanallar büyük ölçüde bitti. Şimdi sulama şebekelerine ağırlık verdik. Ceylanpınar Ovaları Cazibeli Sulama Şebekeleriyle Ceylanpınar Ovasını…

Kardeşlerim, bakınız olmuyor, olmuyor. Polis arkadaşlar, lütfen, bak burada hanımlar var. Hanımlara doğru erkekler geliyor. Şuradan çekin beyefendiyi, şuraya lütfen bir koridor açın bakalım, olmuyor.

Arkadaşlar, şöyle erkekler bu tarafa doğru kaysın bakalım, erkekler lütfen bu tarafa doğru kayalım. Siz bu konularda hassassınız, ben hassasiyetinizi biliyorum. Bana göre sağ tarafa doğru şöyle bir kayalım, bak burada hanımlar rahatsız oluyor, lütfen. Burada bayılan arkadaşımızı şuradan alalım, şuraya bir koridor yapalım.

Doğrusu ben sizin bu aşkınıza, bu heyecanınıza artık dayanamıyorum, çünkü bu tablolar…

Taşbasan Sulama Şebekeleriyle 509 bin dönüm tarım arazisine can suyu veriyoruz.

Kardeşlerim, şu aşkınıza, heyecanınıza 21 gün gece-gündüz demeden çalışmaya var mıyız? Hanım kardeşlerim, var mıyız? Allah sizlerden razı olsun.

Şöyle bir de şarkımıza gelelim. Şarkımıza hazır mıyız?

 

Beraber yürüdük biz bu yollarda…

Bu az oldu, az oldu bu, Türkiye duyması lazım.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey Şanlıurfa’yı hatırlatıyor, bana her şey Suruç’u hatırlatıyor, bana her şey Türkiye’yi hatırlatıyor.

Gününüz kutlu olsun, 30 Mart hayırlı olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.

Öyle bir coşkunuz var ki her şeyi unutturuyorsunuz bize. Şimdi sizlere Şanlıurfa’da Şanlıurfa Valimiz inşallah en ücra köylere kadar Şanlıurfa’yı tanıyan, bilen ve size hizmetkar olmak için yola çıkmış bir kardeşini Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı olarak tanıyorum Celalettin Güvenç kardeşimi. İnşallah bu yolculukta beraber olacağız.

Bu BDP Şanlıurfa’nın biliyorsunuz büyükşehir belediyesi olmasına karşı çıkmıştı, CHP karşı çıkmıştı, MHP karşı çıkmıştı, biz ise olacak demiştik ve kardeşlerim büyükşehir belediyesi oldu. Çünkü ben belediyecilikten geliyorum. Belediye başkanlığının büyükşehirde ne olduğunu bilirim. Şanlıurfa’da da bu işi en güzel şekliyle yapacak Celalettin Güvenç kardeşimi sizlere takdim ediyorum. İnşallah Ankara merkezi yönetim yerel yönetimle el ele vereceğiz ve Şanlıurfa’yı çok daha modern bir şehir haline getireceğiz. Bu arada da özellikle şu ana kadar Şanlıurfa Merkezde gerçekten elinden gelen bütün imkanlarıyla merkezi gayet donanımlı, güzel bir şehir haline getiren Fakıbaba kardeşime huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Ve inşallah 30 Mart hep birlikte Şanlıurfa’nın en ücra köşesine kadar mutluluğu yaşadığımız bir gün olacak.

Kardeşlerim, diyorum ki; ilçelerin tamamını AK Parti’ye verelim ki bu ilçelerin tamamı hizmet görsün. Tamam, anlaştık? Anlaştık? Kardeşlerim, bizde ayrımcılık yok değil mi? Biz Türk’üyle, Arap’ıyla, Kürt’üyle, Pomak’ıyla, Boşnak’ıyla, Zaza’sıyla biriz, beraberiz öyle mi? Çünkü biz hangi dinin mensubuyuz? Bizim dinimizde ne Arap’ın Türk’e, ne Türk’ün Arap’a üstünlüğü var mı? Ne Arap’ın Kürt’e, ne Kürt’ün Arap’a üstünlüğü var mı? Sakın bu ayrımcılığa düşmeyelim. Onun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, Türkiye olacağız.

Ben sizi seviyorum, ayırt etmeksizin seviyorum, Yaratan’dan ötürü seviyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.