Basbakan Yildirim’in 15 Temmuz Temali Resim ve Kompozisyon Yarismasi Ödül Töreni’ndeki konusmasi
Mübarek Ramazan akşamında Başbakanlık’ta, Çankaya’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum, hepinizin gözlerinden öpüyorum, başarılarınızın devamını diliyorum.
Gelecek demek gençlerimiz demek, gençlerimiz demek büyük Türkiye demek. Türk Telekom okullarında okuyan öğrencilerimiz arasında düzenlenen 15 Temmuz demokrasi zaferi ve iletişim konulu resim, şiir, kompozisyon yarışmasına katılan ve dereceye giren, girmeyen bütün gençlerimizi, öğrencilerimizi tebrik ediyorum, başarılarının devamını diliyorum. Aslında bu yarışmanın birincisi, ikincisi yok, milyonlarca birincisi var. 15 Temmuz demokrasi zaferinin kazanılmasında canlarını ortaya koyan gençlerimiz bu destansı mücadelenin kahramanlarıdır. Hepinizi tebrik ediyorum, tek tek alnınızda öpüyorum.
15 Temmuz’da 15 yaşın üzerindeki gençler meydanlardaydı. 15 Temmuz 18 yaş ve altında 8 tane ana kuzusunu toprağa verdik, Abdullah Tayyip Olçak, Engin Tilveç, Halil İbrahim Yıldırım, Mahir Ayabak, Mustafa Karasakal, Mutlucan Kılıç, Rüstem Resul Elçin, Uhut Kadir Işık, bu şehitlerimiz 18 yaş altı şehitlerimiz. Bu ismini saydığım şehitlerimize ve bütün şehitlerimize bu mübarek günde Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun.
Bu koca yürekli gençlerimiz adını altın harflerle ay-yıldızlarımıza işledi.
Sevgili gençler, cepheleri şahadet cennetine çeviren, savaşları destansı kılan bir milletin evladıyız. Vatan aşkıyla düşmanı kendisine aynı zamanda hayran bırakan bir milletiz. Eğer bugün Kurtuluş Savaşı’mız bir destan olarak adlandırılıyorsa, Çanakkale’deki milli mücadele bir destan olarak dilden dile dolanıyorsa, kuşkusuz o savaşları destana çeviren gençlerimizin, yiğitlerimizin sayesindedir. Çanakkale’de birer birer toprağa düşen 15 yaşındaki fidanlarımız düşmanı bile üzmüş, onları can evinden vurmuştur. Şiddetli çatışmalar devam ederken General Oglander diyor ki, Gelibolu’da kanlı muharebeler Türk ordusunun çiçeğini de bitiriyor demiş ve İngilizler şehitlerimiz için, gençlerimiz için çiçeğin tomurcuğu, vakti gelmeden solan gül goncaları benzetmeleri yapmıştır.
Çanakkale cephesine evlatlarını kınalar yakarak, türküler yakarak, ağıtlar yakarak uğurlayan analar, geri dönmeyen evlatlarının yaslarını tuttular. Hepinizin veya birçoğunuzun hatırlayacağı, ey onbeşli onbeşli, Tokat yolları taşlı, onbeşliler gidiyor kızların gözü yaşlı, bu türkünün aslı, esası, 15 yaşındaki gençlerin Çanakkale’ye, Çanakkale’de o destansı mücadelenin yazıldığı savaşa gönderilirken anaların yaktığı ağıttır. O yıllarda İstanbul Üniversitesinin tıp fakültesi öğrencileri tamamen cepheye gitmiş ve o yıla ait mezun olmamıştır. O gözlerden akan yaşlar sevdalıların, anaların gözyaşıdır.
Böyle bir kahramanlık destanını çocuk yaştaki gençlerden hiç kimse beklemiyordu. Ve yine 15 Temmuz’un gerçek kahramanlarının da gençler olacağını kimse hesap edememişti. Kimilerine göre gençler apolitik, ülke meselelerine karşı duyarsız, siyasetten anlamaz, böyle düşünenlere bu gençler öyle bir ders verdiniz ki, öyle bir utandırdınız ki, sizlerin yüzüne bakamaz hale geldiler.
Sevgili gençler, birinci göreviniz, sizin kardeşleriniz görevlerini 15 Temmuz’da yaptılar, Cumhuriyeti sonsuza dek korumak, savunmak üzere meydanlara indiler. Ey Türk gençliği, birinci vazifen, Türk bağımsızlık ve cumhuriyetini sonsuza dek korumak ve kollamaktır. Kim diyor? Gazi Mustafa Kemal Atatürk. İşte o görevin yapıldığı gün 15 Temmuz’dur. 15 Temmuz en son olarak bir millet olarak gençlerimizle, yaşlılarınızla, kadınlarımızla, erkeklerimizle bu şerefli görevi başarıyla yerine getirdiğimiz gündür. O geceyi gündüze çeviren Yüce Türk milletine bir kez daha şükranlarımızı burada sunuyoruz.
Siz görevinizi yerine getirdiniz, ama sıra şimdi gençlerimizin kıymetini bilmek, onları geleceğe hazırlamak, bu da bizim görevimiz. Gençliğin kıymetini bilmeyen, vatanın geleceğini, vatanın kıymetini bilmez. Sizin için ne yapsak az dedik ve ülkesi için canını ortaya koyan gençlerimizin ülke yönetimine de ortak olmalarını sağlayacak anayasa değişikliği yaptık. Biliyorsunuz artık anayasa değişikliğiyle gençlerimiz 18 yaşına gelince hem seçmek için oy kullanabilecek, hem de bir yere aday olup oradan seçilebilecek, bu imkan en son anayasa değişikliğiyle getirilen bir imkandır. Bu nedir? Bu gençlere güvenin bir göstergesidir. Gençlerimize güveniyoruz, çünkü gençlerimiz geleceğin teminatıdır.
Sevgili gençler, vakit dar, şimdi ezan okunmaya az bir süre kaldı, aslında konuşacak çok şey var, güzel şeyler de söyleyebiliriz, fakat en güzel şey, içinden gelerek, yaşayarak duyguların kelimelere dökülmesi, kağıtlara dökülmesi, şiir olması, kompozisyon olması, bunlar en güzel şeyler.
Mesela aranızdan bir tanesi Sude Sena Uysal 15 Temmuz ‘u şöyle tarif etmiş: 15 Temmuz benim için, gece çöken zifiri karanlıktan doğan güneş. Uyuyan bir aslanın yeniden kükremesi. Biz o gün güneş gibi doğduk geceye, o gün güneşin kaynağı mücadele, birlik ve kahramanlıktı. Güneşi doğuran ise iletişimdi. O gün iletişim olmasa insanlar ne olduğunu bilemeyecek ve gelecek nesiller karanlığa mahkum olacaklardı. Bu da 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasında iletişimin gücünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Bugün adını taşıyan okullarınızla Türk Telekom’un 2005 yılında başlattığınız eğitim seferberliği sayesinde Türkiye’nin her tarafında 53 tane okul yaptırdı, siz bu okullarda okuyorsunuz, geleceğe hazırlanıyorsunuz, ayrıca 12 tane de yurt yaptırdı. Bunlar gençlik için, gelecek için bizim hükümet olarak, Milli Eğitim Bakanlığı olarak yaptırdıklarımızın dışında Türk Telekom’un sosyal sorumluluk üstlenerek Türkiye için, Türkiye’nin gençliği için, eğitimi için yaptığı önemli bir hizmettir.
Ben bir kez daha Türk Telekom’un iletişim yanında eğitime kesintisiz desteğinin devamından dolayı teşekkür ediyorum.
Değerli gençler, evet, marifet iltifata tabidir, alıcısı olmayan mal zayidir. Siz bir marifet gösterdiniz, kafa yordunuz, yazdınız-çizdiniz, olayı en iyi şekilde anlatmaya gayret ettiniz, tabi bu becerinizi, bu başarınızı ödüllendirmek, bunu da olabildiğince geniş kitlelerle paylaşmak, duyurmak. Şimdi sizin bu yaptığınız işi bütün Türkiye bu dakika, bu saat dinliyor, izliyor televizyonlarda, böyle bir çalışmanın, böyle bir başarının olduğunu öğreniyor; işte iletişimin gücü buradan geliyor. Bir kişiye söylediğinizi bir kişi bilir, ama iletişim olunca bütün memleket bilir. Şimdi internet var, sosyal medya var, belki ben konuşurken bir kısmınız paylaşım yapıyorsunuz, işte Başbakan konuşuyor, şunları doğru söylüyor, bunları yanlış söylüyor diye arkadaşlarınızla paylaşıyorsunuz, işte bu iletişimin gücü. Bu iletişim sayesinde o gece vatandaş ülkede bir şeyler oluyor, ben de kendimi sorumlu hissediyorum, gidip ülkenin geleceği için ben de meydanlarda olmalıyım, ben de bu Hükümete, Cumhurbaşkanına, Başbakana destek vermeliyim, onların çağrılarına kulak vermeliyim diye bütün millet harekete geçti. Eğer o gece millet meseleye sahip çıkmasaydı, gençler, sizler meseleye sahip çıkmasaydınız, bu işin üstesinden gelemeyebilirdik. İletişim bu kadar kuvvetli olmasa, vatandaşın anında bilgilenmesi sağlanmasa burada farklı sonuçlar da olabilirdi, geçmiş yıllarda bunun tecrübesini bu ülke yaşadı.
Değerli gençler, sizlere güveniyoruz, çünkü geleceğimiz sizsiniz.
Bugün nüfusumuzun yüzde 100’ünü sizler oluşturmuyorsunuz ama, gelecek yıllarda yüzde 100’ünü siz oluşturacaksınız. Onun için Türkiye’nin aydınlık yarınları, güçlü Türkiye’nin inşası için sizlere çok yatırım yapmamız lazım, daha fazlasını yapmamız lazım. Bu salonda veya bugün bu ziyarette 153 tane öğrencimiz var, hepsi Türk Telekom’un liselerinde, ortaokullarında okuyan ve başarılı öğrencilerimiz. Aslında siz milyonlarca gençlerin birer temsilcisiniz.
Sizlere çok teşekkür ediyorum, başarılarınızın devamını diliyorum, şimdiden gelecek Ramazan Bayramınızı da tebrik ediyorum, gözlerinizden öpüyorum, Allah’a emanet olun.