Basbakan Yildirim’in gazetecilerin sorularina verdigi cevaplarin metni
… hem yurt içinde, hem yurt dışında. Biliyorsunuz önce Fırat Kalkanı, daha sonra Zeytin Dalı, zaten Kuzey Irak bölgesine de sürekli ne zaman ihtiyaç duyulursa o zaman operasyonlar yapılıyor. Bu konuda tabii Irak Hükümetiyle de yakın temas halindeyiz. Gerek DEAŞ’ın tamamen bölgede yok edilmesi, gerekse PKK’nın yok edilmesi konusunda ümit ederim ki yakın bir gelecekte önümüzdeki dönemde daha iyi bir işbirliği gerçekleştirmiş oluruz.
SORU- Efendim, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusundaki son gelişmeler nelerdir efendim?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biliyorsunuz 14 adet şeker fabrikası özelleştirme için ilana çıktı, zannediyorum Nisan ayında teklifler alınacak ve ondan sonra duruma göre karar verilecek. Her şeyden önce bilen de konuşuyor, bilmeyen de konuşuyor. Şeker fabrikaları özelleştirilince kapatılacakmış, şeker pancarı üretimi yok olacakmış, azalacakmış; bütün bunlar yalan dolan. Buradan açıkça söylüyorum, bu fabrikalar daha fazla kapasiteyle çalışacak, daha çok pancar üreticimiz bu işten yararlanacak; bu bir.
İkincisi; bu özelleştirmede bütün çalışanların hakları sonuna kadar korunuyor. Diyelim ki bir fabrika özelleştirildi, orada çalışanlar isterse başka kurumlara geçebilecek veya orada 5 yıl mutlaka çalışma garantisi var fabrikasında. Bu tercihi çalışanımız kendi yapacak.
İki; fabrikaların özelleştikten sonra kapanması diye bir şey yok, en az 5 sene boyunca üretim yapacak.
Bir de, efendim fabrikaların değerli arsaları var, bunun için satılıyor, aslında alan fabrikayı kapatacak arsayı da ranta çevirecek; bu da külliyen yalandır. İşin doğrusu nedir? Fabrikanın ihtiyacı kadar arsa verilecek, diğer arsa zaten bu işin dışında tutulacak özelleştirme kapsamında olacak; bu da böyle.
Ayrıca, eğer bir fabrika üretim yapmazsa teminat mektubu var, ciddi anlamda teminat alıyoruz. Yapmadığı zaman teminatı nakde çevrilecek, fabrika da elinden alınacak, devam edilecek.
Bir de efendim, nişasta bazlı şekerler daha çok üretilecek, bu da sağlığa zarar verecek. Tamam, nişasta bazlı şekerin, früktoz şurubunun sağlık açısından bazı sakıncaları olduğu konuşuluyor tıp dünyasında, ama ispatlanmış bir şey yok. Ama şüphe bile bizim için yeterlidir. Maden vatandaşımızın böyle bu nişasta bazlı şekerlere karşı böyle bir olumsuz bakışı var sağlık açısından, bunu biz çok önemsiyoruz. Bu yüzden de bu nişasta bazlı şeker üretimini sıkı bir denetim altına alacağız. Bunun için düzenlemeler getireceğiz, ayrıca kotasını da kısacağız; bunu da söylemiş olayım, bu konuda da düzenleme hazırlığındayız. Dolayısıyla vatandaşlarımız rahat olsun, ileri-geri bilen-bilmeyen konuşanların laflarına itibar etmesinler. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı olarak söylüyorum; ne pancar ekicimiz, ne pancar çiftçimiz, ne şeker fabrikalarında çalışanlarımız asla bir mağduriyet yaşamayacak, buna biz müsaade etmeyeceğiz. Bu iş üzerinden siyaset yapmaya çalışanlar, kafa karıştırmaya çalışanlar memlekete hizmet etmiyor. Biz istiyoruz ki bu fabrikalar daha verimli çalışsın, hepsi bundan ibaret. Bunlara dünya kadar emek harcanmış, maalesef devlet elindeki kurumlar istediğimiz verimde çalışamıyor. Neden? Çünkü devlet üretim yapamaz artık, ticaret yapamaz. Devletin asli işleri var. Eskiden özel sektör yoktu, 30 yıllarda, Cumhuriyetten 50’ye kadar her şeyi devlet yapıyordu, yapmak zorundaydı, ama şimdi devlet adaleti sağlayacak, devlet güvenliği sağlayacak. Sağlık bile artık hem özelde yapıyor, hem devlet yapıyor. Eğitim de aynı şekilde devlet yapıyor, ama özel de yapıyor. Ama denetim kontrol ne olursa olsun, ister özel yapsın, kim yaparsa yapsın bu devlete ait. Devlet denetimi, kontrolü havale edemez, bizzat kendi yapması lazım. Bizim inşallah bu bakış açısıyla çok daha güzel, çok daha verimli, milletin kaynağını tüketen değil kaynağına yeni kaynaklar katan bir sistemi böylece getirmiş olacağız.
Başka?...
SORU- İlahiyatçıların yaptığı açıklamalar var, Cumhurbaşkanı Erdoğan da tepki göstermişti tüm bunlara yönelik. Diyanet’ten bir adım atılacak mı? Sizin yorumunuz ne olur bu konuda?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Arkadaşlar, bu ara mikrofonu eline alan, internetin başına geçen, YouTube’ın başına oturan ahkam kesiyor, bilen de konuşuyor, bilmeyen de konuşuyor. Milletin değerleriyle, milletin duygularıyla oynamaya hiç kimsenin hakkı yok. Din hakkında konuşacak bellidir, Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu. Yalan-yanlış, eksik-gedik bilgilerle kalkıp, kadınlarla erkekler asansörde birarada çıkarsa şöyle olur, böyle olur, deli saçması şeyler bunlar. Bunu söyleyenlerin kendi itikadından sorgulaması lazım. Yani biz kadınla erkek yan yana gelince burada bir tehlike oluşuyor filan gibi şeyler söyleyenlerin, asıl onlardan endişe etmek lazım. Kadın-erkek toplumun en şerefli insanız, Cenabı Hakk hepimizi yarattı, kadın-erkek birbirini tamamlar, ne kadın önde, ne erkek geride, ne erkek önde kadın geride veya tersi, yan yana, omuz omuza ülkemiz için, geleceğimiz için çalışacağız.
Cumhurbaşkanımızın dediği çok açık ve seçik. Bizim Yüce Rabbimiz var hepimizin inandığı, bir kitabımız var Kur’an, yine hepimiz için rehber, bir de Peygamberimiz var, onun sünneti var, bunlar bizim için yeterli ölçüdür, bunun dışındaki şeyler hiçbir şekilde dininin özünü teşkil etmez.
Birtakım insanların böyle yorumları, hadi yorumdan da öte kalkıp tahkir etmeleri, şunu yaparsan şöyle olur, bunu yaparsan böyle olur, korku salmaları, bunlar asla kabul edilemez. Hepimiz aynı Yaratanın kullarıyız. Allah’a giden yollar nefes alıp veren canlıların sayısı kadardır, kimse kendi tutturduğu yolu başkalarına mahkum edemez, herkes dinini, imanını, itikadını yaşayacak.
Konuşacak kim var? Bu işte salahiyetli olanlar. Diyanet İşleri Başkanı konuşacak, Din İşleri Kurulu konuşacak, ilçelerde, illerde müftüler konuşacak. Dinimizi en güzel, en doğru şekilde öğrenilmesi için biz kolaylaştırmamız lazım, zorlaştırmamız lazım, korku değil, sevdirmemiz lazım. Korkuyla insanlara din anlatılmaz. İnsanlara dini sevdireceksen, anlatacaksan güzelliklerini anlatacaksın, İslam kolaylık dini. İnsan aklına, mantığına uymayan hiçbir şey İslam’a da uymaz, bu kadar açık. Hurafelerle, temeli, mesnedi olmayan bilgilerle hiç kimse din hakkında yargılama yapmasın, ahkam kesmesin.
Teşekkür ederim.