Basbakan Yildirim’in Gaziantep Hasan Kalyoncu Üniversitesi Doktora Tevcih Töreninde Yaptigi Konusma
Değerli Rektör, değerli hocalarımız, öğretim üyelerimiz, sevgili öğrenciler, hanımefendiler, beyefendiler; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Gripten yeri çıktık biraz arıza var.
Gaziantep Hasan Kalyoncu Üniversitesi Akademik Ödül Töreni vesilesiyle sizlerle bir araya gelmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Senatosu tarafından şahsıma tevdi edilen doktora unvanından dolayı başta rektör olmak üzere bütün üniversite mensuplarına şükranlarımı sunuyorum. Bugün ödül alacak saygıdeğer akademisyenlerimizi de içtenlikle tebrik ediyorum. Bu ödül töreni dolayısıyla ürettiği bilimsel çalışmalarla ülkemize değer kazandıran herkese şükranlarımı sunuyorum. Türkiye için taş üstüne taş koyan herkesin başımız, gözümüz üzerinde yeri vardır. Bilgi üreterek, teknoloji geliştirerek, marka ve patent oluşturarak özgün tasarımlar yaparak ülkemizi bir adım daha öne çıkaran her vatandaşımız, her insanımız başımızın tacıdır. Türkiye bu idealist, çalışkan insanlarla yükseliyor, inşallah daha da yükselecek.
Değerli hocalarım, Hasan Kalyoncu Üniversitesi gibi genç bir üniversitelerimizi ziyaret etmek beni her zaman heyecanlandırıyor. Bu ziyaretlerde ülkemize yeni üniversiteler kazandırmak için aldığımız kararların, yaptığımız uygulamaların ne kadar da faydalı olduğunu görme fırsatı buluyoruz. Az önce Mütevelli Heyet Başkanımız, Rektörümüz 10 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen Hasan Kalyoncu Üniversitesinin ne kadar hızlı bir gelişme gösterdiğini burada rakamlarla bize anlattı. Vakıf üniversitelerinde ilk 10’un içerisinde yerini almış, tercihte ilk 5’in içerisine girmiş ve patent başvurusu, endüstriyle iş birliği, öğretim görevlilerinin yayın sayıları bakımından oldukça çarpıcı ilerlemeleri görüyoruz. Tabi beni mutlu eden bir başka konu da Rektörümüzün meslektaşımız olması, bir gemi inşa mühendisi olması da ayrıca benim için de bir mutluluk vesilesi. Ülkemizin kalkınma ve ilerleme yolunda büyük mesafeler kat etmesinde üniversitelerimizin rolü şüphesiz hiç tartışılmaz.
Üniversiteler evrensel kültürle bilginin birleştiği yerlerdir. Ayrıca demokrasinin gelişmesinde, güçlenmesinde de üniversitelerimizin çok önemli yeri var. Üniversitelerin bilgi üretimi, yol göstericiliği olmadan bir ülkenin kalkınması mümkün değildir, gelişme sürecini tamamlaması söz konusu değildir. Bu anlayışla gençlerimize güvenli bir gelecek hazırlamak adına 16 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz için, milletimiz için çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Herkesin eğitim hakkına sahip olması ve eğitim de fırsat eşitliğinin sağlanması için üniversiteye, eğitime büyük önem verdik. Rakamları Milli Eğitim Bakanımız söyledi, Türkiye 16 yılda üniversiteye erişimde dünyada ikinci sıraya yükseldi bu çok önemli bir gelişme. Şunu söylemek de hiçbir mahsur yok: Bugün orta öğretimden, liseden çıkan herkes üniversiteye girebilecek konumda. Geçmişten gelen birikimler sayılmazsa kısa bir süre içerisinde üniversitelerimizin kurulu kapasitesi lise mezunlarımızdan daha fazla olacak bunu burada ifade etmek istiyorum. Onun için yurt dışından öğrenci getirmenin önemine ben de vurgu yapmak istiyorum.
Bugün maalesef üniversitelerimizin toplam kapasitesi 7 milyonu aşan öğrencisinin yanında, yüzde 21 yabancı öğrenci olacağını düşünürsek 1,5 milyona yakın yabancı öğrenci olması lazım, ancak bunun 10’da 1’i kadar var. En fazla 150 bin öğrenci var demek ki bu alanda üniversitelerimiz özellikle çeşitli ülkelerden öğrenci cezbedecek, getirecek daha fazla faaliyet içine girmesi lazım. Bunu bir kazanç kapısı olarak görmüyoruz, bu buraya gelecek her öğrenci tahsil hayatı boyunca Türkiye’yi tanıyacak, Türk insanını tanıyacak ve ömrü boyunca da memleketinde bizim memleketimizi anlatacak. Türkiye’ye karşı zihninde, yaşamında, verdiği kararlarda özel bir anlamı olacak. Bunu bir tecrübeyle gördük, biz üniversiteyi bitirdikten sonra epey bir çalıştık, ettik piyasada 40’ndan sonra gittik üniversiteye yurt dışında üniversite okumaya karar verdik İsmet Bey’de benimle beraberdi o zaman Dünya Denizcilik Üniversitesinde Yüksek Lisans yaptık. Ama bu üniversitenin özelliği hiç o ülkeden öğrencisi hemen hemen yok. 100 değişik ülkeden denizcilik dünya denizcilik veya Uluslararası Denizcilik Örgütünün üye olduğu ülkelerden öğrenciler var. Öğrenci dediğimiz de işte efendim denizcilik idaresinde müdür, yönetici vesaire uzman. Bunlar bir araya geliyor burada dünya denizciliğindeki standart farklılıklarını ortadan kaldırmak, can ve mal emniyeti, denizlerin kirliliklerden korunması, deniz ticaretinin geliştirilmesi, deniz hukuki gibi konularda ihtisas eğitimi yapıyorlar. Bunlar neye yarıyor? Bir kere ülkelerin bu konudaki insan kaynak kapasitesi açığını kapatıyor, ikincisi de buradaki standart farklılıklarını ortadan kaldırıyor aynı dili, aynı denizcilik dilini konuşma imkanı getiriyor. Daha da önemlisi buradan mezun olan insanlar memleketlerinde gidiyor önemli görevlere geliyor. Ve orada herhangi iki ülke arasında bir sorun olduğu zaman o uzun meşakkatli diplomatik yollara gerek kalmadan direkt birebir temasla bu konular hallediliyor. Bizim böylece kafamızda en az 70-80-100 tane ülkede direkt temas kuracağımız arkadaşımız oluyor, keza onların da aynı şekilde bizimle. O yüzden küresel univers yani universten geliyor üniversite yani küresel, vizyonu geniş, dünyaya bir bütün olarak bakabilen insanların muhakeme kabiliyetlerini geliştiren, analitik düşünce özelliği kazandıran bu kurumlar, üniversitelerdir. Üniversitelerde ayrıca insanın özgüveni de gelişiyor memleketin sadece okuduğu konularla değil, memleketin genel konuları, memleketin geleceği, hedefleri bunlar konusunda da üniversitede okuyan kardeşlerimizin fikirleri oluyor ve bu fikirler Türkiye’nin geleceğini, ülkenin geleceğini şekillendiriyor. Bu bakımdan üniversiteyi önümüzdeki orta ve uzun vadede de yani okuyayım da daha devlette iyi bir işe gireyim tarzında görmemek lazım, bundan daha büyük bir ufukla bakmamız lazım.
Eskiden insan kaynağımız, kapasitemiz yeterli değildi ne kadar çok eğitebilirsek, ne kadar çok üniversite mezunumuz olursa o kadar ülkemizin kalkınma açığını, refah açığını kapatmak için üniversitelilerimize ihtiyacımız var. Ama üniversiteliler mezun olunca hedefi devlet olarak sadece devlet olarak görmemesi lazım, devlette işe girme olarak görmemesi lazım. Bir dünyayı önünüze koyacaksınız dünyanın her yeri sizin için gelecek, sizin için yol alacağınız, iş yapacağınız, bilginizi, kabiliyetinizi geliştireceğiniz bir alan olarak göreceksiniz. Bunun içinde ne yapacağız gençler? Bir kere üniversite bitmeden şu yabancı dil işini bitirin, sonra bu iş zor oluyor.
Türkiye’nin önde gelen üniversitesinden mezun olduk, dışarı çıktık baktık lisan yok, neye rağmen yok? Ortaokulda Fransızca okumuşum, lisede Fransızca okumuşum, üniversitede de Fransızca okumuşum, yüksek lisans yapmışım orada da dil okumuşum ama dönüp baktığımızda bir şey yok, çünkü yöntem öğretmeye yönelik değil, geliştirmeye yönelik değil, ama şimdi çok geniş imkanlar var. Üniversitelerin dışarıda büroları var, oradan insanlar geliyor, buradan oraya gidiyor, yani dil öğrenmek için Türkiye’de büyük fırsatlar, büyük imkanlar var. Onu bu arada yaptınız yaptınız, yapmazsanız daha sonra çok daha maliyetli oluyor bir. İkincisi de, mevsim geçiyor, mevsimi geçirdiniz mi kolay olmuyor daha bu yaşlarda bir seferde, iki seferde öğrendiğiniz şeyi o zaman 5 sefer okumanız, tekrarlamanız gerekiyor bu da büyük bir maliyet, büyük bir zaman gerektiriyor. Yani 40’mızdan sonra yurt dışında üniversiteye gitme sebebim, denizcilikte uzman olmak değil birincisi, lisan öğrenmek. Çünkü gittiğimiz yerlerde gelen öğrencilerden çok şükür gördük ki biz çok daha donanımlı yetişmişiz, meslekte herhangi bir açığımız yok. Ama en büyük açığımız lisan, dil bilmemek. Dili bildiğiniz zaman küresel düşünme, küresel iş yapma ve bütün alanlarda önünüz açılıyor…