Cumhurbaskani Erdogan’in Samsun 6. Olagan Il Kongresi’nde Yaptigi Konusma
Hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Buradan Samsun’un tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.
Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Samsun teşkilatlarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.
6. Olağan Kongremizin partimiz için, Samsun’umuzla birlikte ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Samsun 16 Nisan halkoylamasında yüzde 64’lük evet oranıyla sözünü tuttu ve Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir seviyeye ulaştı. Samsun kurucu şehir olma vasfıyla milletimizin gönlünde ayrı bir yere sahip. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş sürecinde de yine Samsun’da en önde olmak yakışır. Bu güzel sonuçla bize olan desteğini, ahde vefasını gösteren Samsun’a şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
Tabi bu arada yüzde 87 ve yüzde 85’lik evet oranlarıyla tüm Türkiye’de ilk 100 arasında yer alan Ayvacık, ve Asarcık ilçelerimizi özellikle tebrik ediyorum.
Şimdi önümüzde yeni bir imtihan var, o da 2019 seçimleri. Halkoylamasında araladığımız kapıyı inşallah 2019’da sonuna kadar açarak ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirme kararlılığımızı ortaya koyuyoruz. Şimdi buradan öyle bir ses verin ki Karadeniz’in her iki cundan da duyulsun, sadece burada duyulmakla kalmasın sınırlarımızı aşsın, tüm dünyadan duyulsun. Samsun, 2019’da büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etme davamızın en önünde hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Samsun 2019’da yeni bir heyecanla ülkemizi hak ettiği yere çıkartıyor muyuz? (“Evet” sesleri) Genel Başkan olduğumda bir metal yorgunluğundan bahsetmiştim. Şimdi diriliş hareketini Afrin’le başlattık, devamını var mıyız? (“Evet” sesleri) Yeniden diriliş. Teşkilatlarımız çok çalışmaya hazır mı? (“Evet” sesleri)
Şimdi ana kademeyi bir göreyim, ana kademe bir kalksın bakayım. Ana kademe, kalkın bakalım, delegeleriyle beraber kalksınlar. 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Yok yok, böyle ses olmaz. 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Tamam, buyurun.
Şimdi Kadın Kollarını görelim bakalım, maşallah, böyle olacak. Kadın Kolları, 2019’a kadar her eve girmeye, her gönle dokunmaya hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Maşallah. Durmak yok yola devam… (“Yola devam” sesleri)
Gençlik kolları, maşallah, 2019’a kadar liselerden üniversitelere kadar tüm gençlerimize ulaşmaya hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Böyle olacak.
Sizi ben yeniden dirilişin muştusu olarak kutluyorum. Durmak yok… (“Yola devam” sesleri) O kadar. Yola çıkarken ne dedik? Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz-gece, gideceğiz gündüz-gece, durmak yok.
Samsun’daki bu heyecan, bu kararlılık, bu samimiyet bize ayrı bir güç veriyor.
Az önce içeri girerken, gel buraya gel, Tayyip dedesini karşılamak için bu sabah kuaföre gitmiş, saçlarını da böyle güzel yaptırmış. Şimdi de içeri girerken bana dedi ki, Tayyip dede dedi, sen hiç yorulmuyor musun? Ben dedim ki, sizi gördüğüm sazan bana yorulmak olur mu?
Kardeşlerim; milletimizin bize verdiği desteğe, ettiği hayır dualara teşekkürlerimizi hep hizmet olarak ifade etmeye çalıştık. Bu anlayışla geçtiğimiz 15 yılda ülkemizin diğer 80 vilayetiyle birlikte Samsun’a da çok önemli hizmetler getirdik. Bu dönemde Samsun’a yaptığımız yatırım tutarı ne biliyor musunuz? 22 katrilyon lira, çünkü kurtuluşun şehri Samsun’a bu yakışırdı. Bizden önce gelenler hep laf laf laf, bunu yaptılar. Biz iş iş iş, bunu yaptık.
Eğitimde 4576 yeni derslik yaptık, 8451 kişilik yükseköğrenim yurtlarını faaliyete geçirdik, birkaç yıl içinde 5550 kişilik yeni yurtları da hizmete açıyoruz.
Samsun Stadyumu 35 bin kişilik kapasitesiyle sadece bölgemizin değil, ülkemizin de önemli spor tesislerinden biri oldu. Ayrıca, Bafra’da 5 bin kişilik ikinci bir stadyumumuz ile şehrimizin her köşesine kazandırdığımız pek çok spor tesisimiz var. İşte buyurun, şu kapalı spor salonuna bak ya, bunu kimler yaptı? Biz yaptık. Stadyumu kim yaptı? Biz yaptık, size yakışan buydu da onun için.
Şu kapalı spor salonu Türkiye’de öyle her yerde yok ha, birkaç yerde var, öyleyse şimdi bunun hakkını vermemiz lazım. Samsunspor’un durumu iyi değil. (“Samsun seninle gurur duyuyor” sesleri) Ben de sizlerle gurur duyuyorum.
Şimdi sizlere bir müjde vermek istiyorum, Samsun’a ikinci bir devlet üniversitesi açıyoruz. Doğrudan şehrimizin ismini verdiğimiz Samsun Üniversitemizin kuruluşuyla ilgili karar önceki gün Yükseköğretim Kurulumuzda alındı, inşallah diğer aşamaları da süratle geçerek kanun olarak Meclisimizden çıkacak ve üniversitemiz en yakın zamanda eğitim-öğretime başlayacaktır, şimdiden hayırlı olsun.
Sağlıkta 14’ü hastana olmak üzere 34 tesisi şehrimize kazandırdık. Vezirköprü ve Çarşamba’daki hastanelerimizin inşası sürüyor. Ayrıca, 900 yataklı şehir hastanemiz de şu anda ihale sürecindedir.
TOKİ vasıtasıyla şehrimize 9500 konut inşa ettik.
Bölünmüş yol uzunluğumuzu 120 kilometreden 306 kilometreye çıkarttık. Ve durmadık, Samsun gibi bir şehir hızlı trensiz olmaz dedik ve Kırıkkale-Çorum-Amasya-Samsun hattının proje ve sondaj çalışmalarına başladık. Ayrıca, Samsun-Sivas arasındaki mevcut demir yolunu 1,2 milyar liralık bir yatırımla baştan sona yeniliyoruz.
Gençler, Samsun Havalimanımızın yolcu trafiği neydi biliyor musunuz? 175 bin. Bunu nereye çıkarttık? 1 milyon 152 bine çıktı. Demek ki biz bu yatırımları boşuna yapmıyoruz, ihtiyaç var onun için yapıyoruz. Mevcut terminal binasını tamamen dış hatlara ayırıp iç hatlar için yeni bir terminal binası inşat etmek üzere kolları sıvadık. İnşallah önümüzdeki birkaç yıl içinde Samsun’a yeni iç hatlar terminal binasını da kazandırmış olacağız.
Bugüne kadar tamamladığımız 8 barajla 444 bin dekar arazinin sulanabilmesini sağladık. Ladik Fındıcak ve Terme Salıpazarı barajlarının inşası sürüyor.
Samsunlu çiftçilerimize 15 yılda verdiğimiz tarımsal destek tutarı ne biliyor musunuz? 1,8 milyar lira. Bay Kemal ne diyor? Çiftçi ağlıyor diyor, işte bunu biz çiftçiye verdik, senin cebine koyacak halimiz yoktu herhalde. Önümüzdeki dönemde de inşallah bu çalışmaları daha da ileri taşıyacak, Samsun’u büyütmeye devam edeceğiz.
Kardeşlerim; bundan tam bin yıl önce bu topraklar tarihi bir olaya şahitlik etmiştir. Selçuklu Devleti’nin büyük komutanı Çağrı Bey 1018 yılının 1 Mart ayında Maveraünnehir’den Anadolu’ya gelmiş ve Van ve Nahçıvan bölgesini fethederek Malazgirt’e giden yolun taşlarını döşemiştir. Şimdi de Malazgirt’te bütün o alana biz yeni, ama farklı bir peyzajıyla, her şeyiyle düzenlememizi yapıyoruz, inşallah Malazgirt kutlamalarını, geçen yıl birincisini yaptık, bundan sonra her yıl yapacağız. Gençler, sizi tabi orada göreceğim inşallah. Nasıl 18 Mart Çanakkale Savaşlarını kutluyorsak, inşallah Malazgirt’i de kutlayacağız. Çünkü 2071 göremeyeceğim, ama bizim torunlarımız inşallah 2071’i kutlayacaklar.
Aslında Çağrı Beyin niyeti, doğuda Karahanlılar ve Gazellilerle mücadele etmek yerine, batıya doğru ilerleyip geleceğini orada aramaktı, ancak gelişmeler Çağrı Beyin bu stratejisini hayata geçirmesine izin vermedi. Ta ki 1071’e Sultan Alp Arslan’ın yeniden bölgeye yönelmesine kadar bu durum böyle devam etti. Bu vesileyle, kardeşi Tuğrul Beyle birlikte Selçuklu Devleti’nin iki büyük kurucusundan biri olarak gördüğüm Çağrı Beyi rahmetle yad ediyorum, Allah rahmet etsin. Birer Fatiha okuyalım.
(Fatiha Okundu)
Ecdadımıza Anadolu kapılarını ilk defa açan bu büyük komutanın mirasına sahip çıkan Sultan Alp Arslan ve onun izinden giden tüm kahramanları da rahmetle yad ediyorum.
Anadolu Hazreti Ömer Radıyallahu Anh döneminde Diyarbakır’ın fethiyle güneyden bizim olmaya başlamıştı. Önce Çağrı Beyin, ardından Sultan Alp Arslan’ın fetihleriyle doğudan batıya İstanbul önlerine kadar tamamen ecdadımızın ve medeniyetimizin hakimiyetine girmeye başlamıştır. Ecdadımız Anadolu’yu fethi elbette kılıçla başlamıştır, ama asıl fetih gönüller kazanılarak gerçekleştirilmiştir. Gazi derviş dediğimiz bu insanlar savaşçı kimlikleri yanında, asıl bilgileri, ahlakları, örnek hayatları, insanlara faydalı hizmetler sunan meslekleriyle yerleştikleri yerleri cazibe merkezleri haline getirmeyi başarmışlardır.
Bugün de ecdadımızın izinden gidiyoruz. Terör örgütleriyle mücadelemizi ecdadın savaşçı kimliğinden aldığımız ilhamla ve ustalıkla yürütürken, emanetimize aldığımız yerlerde de hemen gönül kazanma faaliyetine başlıyoruz. Zaten öz kardeşlerimizden ayrı görmediğimiz bölge insanına daha güvenli, huzurlu ve müreffeh bir gelecek sağlamak için her türlü çalışmayı sürdürüyoruz. Şehirlerin içme suyundan elektriğine ve yollarına kadar tüm altyapısını elden geçiriyor, kullanılabilir hale getiriyoruz.
İşte bu vesileyle, ben Samsun’da da değerli Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Gerçekten Samsun bizim iktidarımızda çok daha farklı bir yere geldi, çok daha farklı bir konuma geldi, inanıyorum ki çok daha iyi bir duruma gelecek.
Bununla yetinmiyoruz, hastanelerinden okullarına kadar insanların günlük hayatlarında ihtiyaç duydukları tüm hizmetleri hemen faaliyete geçiriyoruz. Bölge halkının kendi kendini yönetebilmesini sağlayacak kurumları hemen oluşturuyoruz. Güvenlikten belediye hizmetlerine kadar, ihtiyaç duyulan tüm görevlileri gereken eğitimlerden geçirerek donanımlarını sağlayarak işe başlatıyoruz. Çünkü biz oralara sömürmeye veya zulmetmeye değil, kardeşlerimizi terör örgütlerinin pençesinden çekip almaya gidiyoruz.
Kardeşlerim, bugün itibarıyla Afrin’de etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3733’e ulaşmıştır.
Kimse Türk Ordusuna, Türkiye’ye Suriye’de istila hareketi yapıyor diyemez. Batı istila hareketlerinin en güzel örneklerini vermiştir, çünkü onlar müstevlidir. Ve bugün bile Afrika’ya gittiğiniz zaman kendilerini nasıl istila ederek onlara köle muamelesi yaptıklarını hep anlatırlar. İşte dolaştığım Afrika ülkelerinde bunu gördüm, acımasızca yapmışlar, ama bizim tarihimizde böyle bir şey asla yok. Biz tam aksine, Batı istila yaparken biz onları kurtuluşa erdirdik ve oralara elimizi adeta merhametle uzattık.
Şimdi söylüyorum, kendi geleceklerini inşa etmelerine yardımcı olduğumuz kardeşlerimiz bunu tamamen başardıklarında artık orada bize ihtiyaç kalmayacaktır. İşte bakın, şu anda Fırat Kalkanı Harekatıyla yaptığımız operasyonda 2 bin kilometrelik alanı biz kontrolümüze aldık ve 160 bin Cerablus, Rai, Bab, oranın insanları şimdi topraklarına döndüler. Şimdi de burada, Afrin’de operasyonlar bittiği anda, ki dönmeye başladılar, oraya dönecekler ve biz o insanları orada güvence altına alacağız. Bölgede bulunan devletlerden sadece ve sadece Türkiye’nin böyle bir bakış açısı, böyle bir niyeti, böyle bir gayreti vardır. Bizim dışımızdaki herkes farklı niyetlerle ve farklı taktiklerle oradadır. Bölgede yaşayan kardeşlerimiz bu durumu gördükleri için, Tel Rıfat’tan Münbiç’e, Tel Abyad’a, Resulayn’a kadar her yerde Türkiye’nin gelip oraları da güvenliğe, huzura, düzene kavuşturmasını isteyen mesajlar gönderiyor. İnşallah onların bu çağrılarını karşılıksız bırakmayacağız.
(“Reis bizi Afrin’e götür” sesleri) Gençler, ihtiyaç olduğu anda önce ben, sonra siz beraber gideceğiz, tamam, anlaştık. Şu anda Mehmet’imiz, Mehmetçiğimiz bu işi başarılı bir şekilde sürdürüyor.
Unutmayın; biz inlerine gireceğiz dedik mi? Cudi’ye girdik, Gabar’a girdik, Tendürek’e girdik, Beslerderesi’nde girdik, onlar kaçtı biz kovaladık. Suriye’ye kaçtılar, önce Fırat bölgesi ve daha sonra işte şimdi Afrin, oraya kaçtılar, ama biz kovaladık, kovalıyoruz, kovalamaya da devam edeceğiz ve oradaki kardeşlerimizi huzura kavuşturacağız. 3,5 milyon insan oralardan, o zulümden kaçıp bize sığında ve biz de onlara kucak açtık, her türlü desteği veriyoruz, vermeye devam edeceğiz.
Suriye sınırlarımız boyunca gözünü ve kalbine yöneltmişmiş tüm kardeşlerimizin de en kısa zamanda yanlarında olacağız. Hem Suriye’deki kardeşlerimizi kurtarana, hem de Suriye üzerinden ülkemize kurulan tuzağı tamamen bozana kadar durmayacağız.
Kardeşlerim; Türkiye’nin bölgesinde ne yaptığını ve yapmak istediğini bilenler ya tüm samimiyetleriyle yanımızda yer alıyor ya da tüm husumetleriyle karşımıza dikiliyorlar, neredeyse bu işin ortası kalmadı desek yeridir. Esasen bu durum bizim tercihimiz değildir. Biz müttefiklerimiz başta olmak üzere dünyadaki ve bölgemizdeki herkesle iyi ilişkiler kurmak, güçlü işbirlikleri tesis etmek istiyoruz. Demokrasiden ekonomiye her alanda büyük hedefleri olan Türkiye için başka türlüsü zaten düşünülemez. Dostlarımızın sayısını artırmaktan memnuniyet duyarız, ama birileri ısrarla gelip burumuzun dibinde adeta gırtlağımıza bıçak dayarcasına işler karıştırmaya kalkarsa, işte o zaman kimseyi gözümüz görmez, bu da böyle bilinsin.
Haklıya hakkını verirken, bize husumet besleyenlere haddini bildirmek de vazifemizdir. Milletimiz bu makamları bize kendisinin ve ülkemizin menfaatlerini müdafaa edelim diye emanet etmiştir. Türkiye’nin sınırları dibinde bir terör koridoru kurulurken, sırf başımız ağrımasın diye biz bu hakikate arkamızı dönemeyiz. Ülkemizde 3,5 milyon Suriyeli kardeşimiz hayatını sürdürmeye çalışırken, onların bu duruma düşmesine yol açan gelişmeleri biz görmezden gelemeyiz.
(“Dik dur eğilme Samsun seninle” sesleri) Gençler, biz bugüne kadar hiçbir beşeri gücün önünde eğilmedik. Biz sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik, bunun dışında asla. Hele hele sizler gibi imanlı, inançlı, dinamik bir gençlik yanımızda olduktan sonra evvel Allah.
Bakınız, İstanbul’da bir üniversitede, adını söylemeyeyim, siz zaten anlarsınız, çıktılar orada imanlı, milli, yerli gençlik Afrin’le ilgili lokum dağıtıyor ve bu gençlik orada lokum dağıtırken o komünist, vatan haini gençler onların bu masalarını dağıtmaya yelteniyorlar. Bunlar terörist gençler ve bu terörist gençlerle ilgili her türlü çalışmayı yapıyoruz, onu söyleyeyim. Ve bunların eşkallerini, her şeyi belirlemek suretiyle de bu terörist gençlere bu üniversitelerde okuma hakkını vermeyeceğiz, çünkü üniversite terörist gençlik yetiştirmez, üniversite vatanına, milletine hizmet edecek, kendisine hizmet edecek bir nesil yetiştirir.
Biz işte bunun için yıllardır her fırsatta Rabia’mızı haykırıyoruz. Ne diyoruz, tek millet diyoruz. Ne diyoruz, tek bayrak diyoruz. Ne diyoruz, tek vatan diyoruz. Ne diyoruz, tek devlet diyoruz.
Tek millet, 81 milyon, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Arap’ıyla 81 milyon tek millet, tamam.
İki; tek bayrak. Şu bayrağımızdan başka bayrak yok.
Üç; 780 bin kilometrekareyle tek vatan, vatanımızı böldürtmeyiz.
Dört; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devlet yok.
Bu yolda böyle çıktık, böyle yürüyeceğiz ve aksi istikamette olanlar çok ciddi bir trafik kazası yaparlar bunu bilsinler. Ve biz bunlardan taviz vermeyeceğiz. Bu coğrafyada eğer bunlardan taviz verirsek bizi bir gün bile yaşatmazlar. Biz bu ülkenin başına son 200 yıldır neler geldiğini unutmadık, unutmayacağız. Balkan faciasının nasıl yaşandığını unutmadık, unutmayacağız. Çanakkale Zaferini hangi ruhla ve hangi fedakarlıklarla kazandığımızı unutmadık, unutmayacağız. Kafkas Harekatından Kutul Amare Zaferine kadar pek çok savaşı nasıl kazandığımızı unutmadık, unutmayacağız. Değerli kardeşlerim; Birinci Dünya Savaşının sonunda 600 yıllık devletimizin başımıza nasıl yıkıldığını unutmadık, unutmayacağız. İstiklal Harbimizi nasıl, hangi şartlarda kimlere, nelere rağmen verdiğimizi, zaferi kazandıktan sonra dahi nelerden vazgeçmek zorunda kaldığımızı unutmadık, unutmayacağız. Coğrafyamızda çizilen suni sınırların yüreğimizde açtığı yaraları unutmadık, unutmayacağız. Aradan geçen bunca zamana rağmen, bırakınız önümüzün açılmasını, şu garip Anadolu topraklarının dahi bize hala nasıl çok görüldüğünü unutmadık, unutmayacağız. İşte bütün bunlara karşı mücadele edebilmek, hedeflerimize doğru adım adım yürüyebilmek için, hazır mısınız şimdi? (“Evet” sesleri) Gür sedayla…
(Halkla Beraber Söyleniyor)
Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız…
Aksi takdirde kendimizi çevremizde yaşanan faciaların içinde bulmamız kaçınılmaz olacaktır. Türkiye’yi kimsenin böyle bir duruma düşürmesine izin vermeyeceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye’yi mutlaka inşa edeceğiz. Bunun için gerekirse canımızı vereceğiz, gerekirse can alacağız, ama asla esir olmayacağız, ama asla namusumuza, çocuklarımıza tasallut edenlere fırsat vermeyeceğiz. Suriyeli yaşlı amcamızın yürek acısını yaşamayacak ve yaşatmayacağız. Ne diyor biliyor musunuz Suriyeli yaşlı amca? Bayrağınızın gölgesi bile yeter bize diyor. Aynı şeyi Suriyeli hanım kardeşimiz de söylüyor. Ama asla bayrağımızı görünce niye bu kadar geç kaldınız diyerek olduğu yere çöken Suriyeli kardeşimiz gibi hayıflanmayacağız.
Evet, herkes duysun diye Samsun’dan bir kez daha haykırıyoruz; ya olacağız, ya öleceğiz.
Kardeşlerim; biz bunları söylerken kesinlikle hamaset yapmıyoruz. Biz milletimizin hissiyatını, ülkemizin kararlılığını, devletimizin tavrını ifade ediyoruz. Birileri hala bizim kararlılığımızı anlayamamış olabilir. Birileri hala bizim sözlerimizi blöf veya altı boş ifadeler gibi görebilir. Birileri hala bizim köşeye sıkışınca sineceğimizi, pusacağımızı sanıyor olabilir, emin olun çok yanılıyorlar. Aslında sadece şu son 4-5 yılda ortaya koyduğumuz karlılık, yaptığımız işler, yürüttüğümüz operasyonlar sözlerimizde ne derece ciddi olduğumuzu göstermeye yeter. Ama anlaşılan o ki, birilerinin gözleri var ama görmüyor, kulakları var ama duymuyor, dilleri var ama doğruyu konuşamıyor, çünkü onların kalpleri mühürlü. Hiç önemli değil, eninde, sonunda hepsi de bizim kim olduğumuzu, ne yaptığımızı, ne yapabileceğimizi, nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi anlayacak.
O güne kadar biz mücadelemizi her alanda kesintisiz vereceğiz. Demokrasiyse en güzelini tesis ediyoruz, tesis edeceğiz. İnsan haklarıysa en ilerisini uyguluyoruz, uygulayacağız. Ekonomiyse en büyüğünü yapıyoruz ve yapacağız. Kalkınmaysa en büyük projeleri biz gerçekleştiriyoruz. Sanayiyse, bilimse en ilerisine biz sahip olacağız. Dış politikaysa dünyanın tamını kucaklayacağız. Orduysa, evvel Allah, en güçlü orduya inşallah dünyada biz de sahip olacağız.
İşte buyurun, bakın çok enteresan, Afrin Harekatında eğer bizim İHA’larımız olmasaydı, SİHA’larımız olmasaydı biz o operasyonları yapabilir miydik? Bize ne İsrail, ne de Amerika maalesef ne SİHA, ne İHA vermedi, vermez de. Ama şimdi bizim elhamdülillah böyle bir derdimiz yok, İHA’mız da var, SİHA’larımız da var. Bir taraftan üretiliyor, bir taraftan geliyor ve şu anda bu SİHA’larımız tüm operasyonlarda 3’te 1’ini vuran SİHA’lar. Bu bizim için çok önemli bir güç, çok önemli bir imkan. Zırhlı taşıyıcılarımız aynı şekilde çok çok önemli ve zırhlı taşıyıcılarımızla birlikte elhamdülillah dağ-taş demeden ilerliyoruz. Şimdi tanklar da devreye girecek, çok daha güçleneceğiz. Bütün bunları başardıktan sonra kimin ne dediğinin önemi yok, bundan sonra tek önemli olan bizim ne istediğimiz, bizim ne yapacağımız olacaktır, ama bunun için vaktimizi iyi kullanmamız gerekiyor. Her şey zamanla telafi edilir de geçip giden zaman hiçbir şeyle telafi edilmez.
Her alanda çok çalışacak, hedeflerimize adım adım yaklaşacağız. İster bakan olsun ister bürokrat, ister belediye başkanı olsun ister işadamı, her kim elindeki imkanları ve yetkileri ülkemizin işte bu ihtiyaçları doğrultusunda etkili, kararlı, hızlı bir şekilde kullanmıyorsa vebal altındadır. Yaptığı veya yapmadığı işlerle Türkiye’yi yaşadığı bu tarihi dönemde daha ileriye taşımak değil, yerinde saydırmak ve hatta geriletmek için çalışan hiç kimseyi benim milletim affetmeyecektir. Biz kendi sorumluluk alanımızdaki çalışmaları gecemizi gündüzümüze katarak yürütüyoruz, herkesten de aynı anlayışı, aynı gayreti, aynı yerli ve milli tavrı ortaya koymasını bekliyoruz.
İşte şimdi bir ittifak oluşturduk Milliyetçi Hareket Partisiyle beraber. Bu ittifakımız ülkemize ve milletimize hayırlı olsun. İnşallah önümüzde Kasım seçimleri, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ittifakı, bunun yanında Parlamento ittifakımız, bütün bunlar Türkiye’nin yeniden, evet, diriliş harekatının aynı zamanda bir noktalaması olacaktır, çok daha güçlü çıkacağız. İnşallah bu ümmeti parçalamak isteyenler, bu milleti parçalamak isteyenler gerekli tokadı gerek Mart yerel seçimleri, gerekse Kasım cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi seçiminde alacaklardır.
Şimdi bütün derdimiz şu: Cumhurbaşkanından memuruna kadar devlet mekanizmasının tamamı bir ahenk içinde çalışmalıdır. Aynı şekilde Meclisinden Hükümetine ve yargısına kadar tüm erklerin, tüm güçlerin aynı hedefe yönelmesi şart; 2019 bunun için çok önemli. Türkiye geçmişte maruz kaldığı ve izleri halen de görülebilen pek çok sıkıntılı, hastalıklı, sancılı alışkanlığını 2019’dan itibaren terk edecektir, artık o bitiyor. Yeni yönetim sistemiyle her alanda gelişmemiz, büyümemiz, yürüyüşümüz hızlanacaktır. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. ("Amin" sesleri)
Yoruldunuz mu, yordum mu sizi? ("Hayır" sesleri) Hadi kalkın bakalım, şöyle bir yerinizden kalkın.
Bugün maşallah bereket de var, rahmet de var. Hazırız değil mi? (“Evet” sesleri)
(Halkla Beraber Söyleniyor)
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Samsun’u hatırlatıyor.
Bu duygularla bir kez daha her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Kongremizde yeni görev alacak arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Bu yarışta bayrağı devredecek arkadaşlarımıza yaptıkları hizmetler için gönülden teşekkür ediyorum.
Sizlere sevgilerimi saygılarımı, sunuyorum, Allah’a emanet olun.
Kalın sağlıcakla.