Basbakan Yildirim’in Günes modülü fabrikasi ve AR-GE merkezi temel atma töreninde yaptigi konusma
Dost ülke Arnavutluk’un değerli Enerji Bakanı, Sayın Kore Büyükelçisi, değerli bakan arkadaşlarım, enerji sektörünün değerli temsilcileri, değerli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler; bu güzel temel atma merasimi dolayısıyla biraraya gelmiş bulunuyoruz. Hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Bugün sadece Ankara, bu bölge için değil Türkiye için de çok hayırlı, heyecan verici bir temel atma gerçekleştiriyoruz. İnşallah Konya-Karapınar ile başlayan yenilenebilir enerji hamlesinin devamı olan bu fabrikayı da burada faaliyete geçireceğiz. Bu yatırım hedefimize bir adım daha yaklaşmamıza vesile oluyor. Hem enerji teknolojilerinin geleceğinin temelini atıyoruz, hem de yenilenebilir alternatif enerji kaynaklarını daha da zenginleştiriyoruz.
Bundan 15 yıl önce Hükümeti AK Parti iktidarı olarak kurduğumuz ilk dönemde, ilk günlerde kaynağınız nedir diye soranlara, kaynak Türkiye dedik. Türkiye’nin imkânlarını, Türkiye’nin kaynaklarını harekete geçireceğiz, ülkemize kazandıracağız dedik; o günlerde en büyük vaadimiz bu oldu. İşte bugün Türkiye’nin özlemleri, hayalleri birer birer gerçeğe dönüyor ve gerçeğe dönmeye devam edecek. Türkiye’nin var olan kaynaklarını, imkânlarını teker teker harekete geçiriyoruz.
Küresel yatırımcılar, yerli yatırımcılar Türkiye’ye güveniyor, doğal zenginliklerimiz daha da değer kazanıyor, ülkemize yeni eserler olarak, yeni hizmetler olarak geri dönüyor. 15 yıl boyunca inşa ettiğimiz güven ve istikrarın sonucu yatırımdır, üretimdir, istihdamdır, kalkınmadır. Güven ve istikrarın kıymetini risk almayan, hiç emek ve değer üretemeyenler bilemez. Kim bilir? Yatırım yapmak, üretmek, istihdam kapısı açmak isteyen özel sektör güvenin ve istikrarın ne anlama geldiğini en iyi sizler bilirsiniz.
Bugün ekonomimiz güven ve istikrar ortamında büyümeye devam ediyor. İşte yılın üçüncü çeyreğindeki büyümemiz yüzde 11,1 son 6 yılın rekor büyümesini gerçekleştirdik. Sadece Türkiye’de değil dünyada da en yüksek oranda büyüyen ülke Türkiye oldu. Biliyoruz ki Türkiye’nin en büyük imkânı, en büyük kaynağı siz özel sektördür. Zira yatırımlara baktığımızda devlet kamu eliyle bir yatırım yapıyorsa, özel sektör 8 yatırım yapıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin ekonomisindeki dinamizmin, Türkiye’nin kalkınmasındaki en büyük payın özel sektörün girişimci ruhu yer almaktadır. Dünyayla rekabet edebilmek için özel sektörle beraber kalkınmaya, özel sektörün öncülüğüyle büyümeye devam edeceğiz. Ülkemiz için iş üretenin, aş üretenin, katma değer sağlayan herkesin başımız-gözümüz üzerinde yeri vardır. Biz yatırımcıların önünü açacağız, onların önündeki sorunları ortadan kaldıracağız ve yatırım için uygun ortamı hazırlayacağız, yatırımcılar da, sizler de koşar adımlarla Türkiye’nin ve kendi işletmelerinizin hedeflerine yürüyeceksiniz.
Bugün temelini atacağız YEKA Güneş Modül Fabrikası ve Araştırma-Geliştirme Merkezi bu konuda örnek bir girişimdir. Az önce Enerji Bakanımız projeyi bütün detaylarıyla anlattı, sağlayacağı katma değerli anlattı. Aslında bu enerji küresel anlamda Türk firmalarıyla diğer Koreli ortaklarının birlikte nasıl başarılı projeleri gerçekleştireceğini de gösteren en güzel örneklerden bir tanesidir.
Geçen günlerde Kore’ye resmi bir ziyarette bulundum ve çok verimli görüşmelerimiz oldu, gerek Başbakanla, gerek Cumhurbaşkanıyla ve işadamlarıyla. Gördük ki, küresel büyük Kore firmaları Türkiye’nin geleceğine güveniyor, inanıyor ve Türkiye’deki büyük projelerde daha fazla yer almak istiyorlar. Aslında son birkaç yıla baktığımızda bu anlamda ciddi işbirliklerinin yapıldığını da görüyoruz. Örneğin, Yavuz Sultan Selim Köprüsünde alt yüklenici olarak Kore’nin küresel bir markası olan SK firması yer aldı. Avrasya Tünelini bir Türk firmasıyla beraber yapı merkeziyle SK yap-işlet-devret yöntemine göre tamamladı ve şu anda işletiyorlar. Daha yakın zaman önce, 18 Mart’ta dünyanın en uzun asma köprüsü olacak Çanakkale 1915 Köprüsü de yine Kore ve Türk firmalarının ortak eseri olacak, bu proje de yap-işlet-devret modeliyle Cumhuriyetimizin 100. yılı gelmeden tamamlanmış olacak.
İşte bugün temelini atacağımız bu fabrika ve burada üretilecek paneller dünyada Konya Karapınar’da 20 milyon metrekarelik alanda kurulacak 1000 megavatlık solar enerji, güneş enerji tarlasının da bir başlangıcı olacak. Bunu yaparken tabi yerlileşmeye ve millileşmeye de ne kadar önem verdiğimizi, dolayısıyla en büyük açığımızı oluşturan cari açık içerisindeki enerji açığı payını da düşürmeye yönelik ciddi bir adım olduğunu ifade etmek istiyorum.
Türkiye son 15 yılda kurulu gücünü 2,5 kat artırdı, 85-86 bin megavata ulaşmış durumdayız. Sadece artırmakla kalmadık, aynı zamanda çeşitlendirmeyi de önemli ölçüde gerçekleştirdik. Bugün yenilenebilir enerji kaynağımızı yüzde 20’lerden yüzde 32’lerin üzerine çıkarmış durumdayız. Önemli bir ilerleme, yalnız yeterli görmüyoruz, çeşitlendirmeye, enerji arz güvenliğini artırma yönündeki projelere daha da hız vereceğiz.
Tabi bu fabrikanın yanında ondan daha fazla önemsediğim bir ar-ge merkezinin kurulmasıdır. Ar-ge merkezi gerçek anlamda yerlileşmenin de temelini oluşturuyor. Sadece parçaları getirip birleştirip ürün elde etmek değil, asıl olan yerli mühendislerin akıl terini, alın terini işin içine koymak ve böylece yerli katma değerli daha yüksek bir ürün elde etmek. İşte bu fabrika bu işi yapacak, yüzde 60’la başlayacak yerlilik oranı zaman içerisinde daha da artmış olacak.
Daha önce fabrikaların ve ar-ge merkezlerinin yapım süresi bu proje için 24 ay olarak konuşulmuştu. Ancak memnuniyetle görüyorum ki, az önce Bakanım da ifade etti, 12 ay içerisinde bu tesis bitecek ve ilk ürün hattan çıkacak. Bu çok güzel bir gelişme, çünkü artık zaman paradan daha önemli hale geldi.
Değerli misafirler, dünya çok hızlı bir değişim geçiriyor, bu değişim süreciyle eşzamanlı olarak teknolojik dönüşümünü de birlikte yaşıyoruz. Bugün petrolü, doğalgazı konuşurken, çok değil, bundan 30-35 yıl sonra artık fosil yakıtları değil başka enerji kaynaklarını konuşacağız, güneşi daha fazla konuşacağız. Güneş Mevla’mın bitmeyen enerji kaynağı, bunu insanlığın hayrına, insanlığın faydasına dönüştürmek için daha fazla kafa yormamız, daha fazla alın teri, akıl teri dökmemiz gerekiyor.
Hepimizin bildiği gibi, yenilenebilir enerji teknolojileri hızla gelişiyor ve buna bağlı olarak da maliyetlerde de önemli düşmeler meydana geldi. Önümüzdeki zaman içerisinde çok uygun fiyatlarla güneş santrallerinden enerji üretimi mümkün hale gelecek. Vatandaşlarımız da elektrik üretiminden yeni teknolojilere kadar birçok konuda ihtiyaçlarını çok daha düşük ve makul maliyetlerle karşılayabilecek.
Bir ülkenin gelişmesi, büyümesi, kalkınması en kadar enerji ürettiğine, ne kadar enerji tükettiğine bağlı. Ülkemizde kurulu gücün yüzde 45’ini yenilenebilir enerji kaynaklarına dönüştürebiliriz. Demek ki, şu anda yüzde 32’yiz, yüzde 45’e kadar kısa ve orta vadede bu oranı çıkarabiliriz. Kendinizi henüz yolun başında görmemize rağmen, eriştiğimiz yüzde 32’lik oranda da Avrupa’da ön sıralarda yer aldığımızı, bir numara olduğumuzu işaret ediyor, ifade ediyorum, Türkiye’ye de bir numara olmak yakışır tıpkı büyümede olduğu gibi.
Sayın Bakanımız bütün detayları açıkladı, ben bunlara tekrar girmeyeceğim. Ama bir kez daha altını çizmekte fayda görüyorum; hedefimiz, Türkiye’yi yenilenebilir enerji konusunda teknoloji üreten ve hatta ihraç eden bir ülke konumuna getirmektir. Bu hedefe yeni enerji politikamızla ve sizlerin desteğiyle beklediğimizin çok daha altında kısa bir sürede ulaşacağımıza inanıyorum.
Bugün bizleri biraraya getiren ve bu tören vesilesiyle bu konudaki heyecanımızı, umudumuzu tazeleyen yatırımcılarımıza, Kalyon ve Hanwha Grubuna ülkemize, ülkemizin geleceğine yaptıkları bu yatırımdan dolayı teşekkür ediyorum, başarılar diliyorum. İnşallah Türkiye gelecekte daha güzel gelişmelere sahne olacak, yeni yatırımlar, yeni fırsatlar birbirini izleyecek. Kim ne derse desin, kim ne hesap yaparsa yapsın, Türkiye Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü siyasi iradeyle ve sürekli istikrarla yatırım yapmaya, üretim yapmaya, istihdam oluşturmaya ve insanımızın yüzünü güldürmeye devam edecektir.
Kıymetli misafirler, yenilenebilir enerji kullanımının bir başka güzelliği de; dünyanın karşı karşıya kaldığı çevre felaketine karşı bir alternatif olmasıdır. Karbon salınımını azaltmaya yönelik önemli bir adım olmasıdır. Bugün maalesef hava kirliliği, küresel ısınma, iklim değişikliği ve su seviyesinin yükselmesi gibi birçok dünyamızı tehdit eden konu var. Bu tehlikeli gidişe dur demenin ve bu durumun tersine çevrilmesinin yolu da daha çok çevreci projelere ağırlık vermekten geçiyor.
Örneğin, geçtiğimiz 15 yıl içerisinde ülkemizde inşa edilen 20 bin kilometrelik bölünmüş yolların çevreye karbondioksit egzoz gazı salınımı açısından 3,5 milyon tonluk bir azaltma sağladığını burada ifade etmek isterim. Bu ve buna benzer çevreci projeler Dünyanın gelecekte en büyük baş belası olan çevre felaketinin önlenmesi için de çok ciddi atılmış adımlar olacaktır. Türkiye olarak yaptığımız her yatırımda bir yandan geleceği teminat altına alma, bur yandan da Türkiye’yi adım adım inşa etme hedefiyle hareket ediyoruz. 15 yıldır atıklarınızı kontrol altına almak için sıfır atık hedefiyle çalışıyor ve bu konuda ciddi projeler hayata geçiriyoruz. Küresel iklim değişikliğiyle mücadele için şimdiden 2030 yol haritamızı belirledik. Ulusal katkımıza göre 2030 yılında 246 milyon ton, 2012-2030 yılları arasında ise toplamda 1 milyar 920 milyon ton sera gazı emisyonu önlenmiş olacak. Ulaştırma yatırımlarımızla, şehircilik alanındaki çevre dostu yatırımlarıyla bunun için bu hedefe doğru adım adım yaklaşıyoruz. Yakın gelecekte şu anda toplu taşımada kullandığımız elektrikli ulaşım araçları çok daha yaygınlaşacak. Şimdiden elektrikli otomobiller sektörde yerini almaya başladı.
Biz de güneş ve rüzgâr başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi ve bu teknolojilere daha güçlü ve daha hızlı bir uyum sağlayacağız. Yenilenebilir enerji kullanımının artırımıyla birlikte karbon salınımında da önemli bir azalma olacak. Devreye alacağımız güneş ve enerji santralleriyle dünyanın karşılaşacağı bu tehlikelerle mücadelede ülke olarak üzerimize düşenin daha fazlasını yapmış oluyoruz. Türkiye bugüne kadar insanlığı ilgilendiren, insanlığın geleceğini ilgilendiren hiçbir küresel ve bölgesel soruna kayıtsız kalmamıştır. Gelecek nesilleri ilgilendiren böylesine önemli bir konuda da asla kayıtsız kalamazdık.
Değerli misafirler; bugün temelini atacağımız tesislerin toplam tutarı 500 milyon dolardır. Esasen burada entegre bir üretim gerçekleşecek. Entegre üretim tesisi silisyum pul fabrikası, güneş hücresi üretim fabrikası ve panel üretim fabrikası olmak üzere üç bölümden oluşacak. Buna ar-ge merkezini de ilave ettiğimizde tam anlamıyla entegre bir tesisi gerçekleştirmiş olacağız. Yerli, milli, yeni teknolojiler burada sektörle buluşacak ve bundan ülkemiz de kazanacak ve bu işe yatırım yapan Kore firmaları da kazanmış olacak. Bu merkezde çok yüksek nitelikli mühendisler, araştırmacılar, toplam 1000 kişi istihdam edecek. Burası aynı zamanda yeni enerji teknolojilerinin kusursuz bir şekilde yerli ve milli üretime dönüşeceği bir okul halini alacak ve Türkiye’de ilk defa yarı iletken teknolojisiyle ilgili üretim de bu tesiste gerçekleşecek. Bu yatırımı ülkemize kazandıracak olan Koreli Hanwha ve Türk ortağı Kalyon Grubu tebrik ediyorum, bu yatırımın hayata geçmesinde ciddi emek veren, önayak olan Enerji Bakanımız ve ekibini yürekten kutluyorum.
Bugün temelini attığımız tesislerin ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinize çok teşekkür ediyorum.
Sağ olun, var olun.