Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in, Izmir’de is adamlariyla toplantida yaptigi konusmanin tam metni

 

Bütün bunların ülkeye zaman kaybettirdiğini, para kaybettirdiğini, ülkenin gelişmesini, büyümesini geciktirdiğini unutmayalım, bunu en iyi siz bilirsiniz. İş adamı öngörülebilir bir gelecek ister, hesabını, kitabını, yatırımını yapabilmek için önünü görmek ister. AK Parti iktidarı, biz iktidara geldik, iktidarımızın -19 Kasım 2002- ilk günü 8 Ocak’ta muhtıra yedik. Belki de bilmiyorsunuz, 8 Ocak’ta verilen muhtıra, 27 Nisan 2007’dekinden daha keskin. Ama o gün ne oldu biliyor musunuz? O gün Diyarbakır’da bir uçak düştü ve o gündemde kaynadı gitti, belki de fark etmediniz, açın bakın o tarihli gazetelere. Daha bir şey yapmamız be kardeşim, ne laiklik bırakmışız, ne Cumhuriyetin tem değerleri; böyle bir şey olur mu ya? Olmadı Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşananlar, erken seçim kararı almak mecburiyetinde kalmamız. Olmadı, 17-25 olayları, olmadı 15 Temmuz darbe girişimi. Balyoz, Ay Işığı, Ergenekon darbe girişimleri, bunlar var, bunların olduğunu biz biliyoruz, ama bir başka paralel yapı bunu sulandırdı, gerçeği yalana çevirdiler, bunları yaşadık. İstiyoruz ki ülkemiz böyle bir şeyler yaşamasın, istediğimiz bu. Bu kişiler için değil, getirilen değişiklik Erdoğan için değil, her doğan için arkadaşlar, her doğan için.

Erdoğan 11,5 yıl Başbakanlık yapmış, istese daha fazla yapardı, her seferinde de millet daha fazla destek veriyor. Koltuklar gelip geçici. Şöyle düşünüyorlar, efendim, CHP tutturmuş, biz Binali Beyi seviyoruz, görevde kalmasını istiyoruz, ağızlarından bal damlıyor, birdenbire bana karasevdalı oldular. Kardeşim, siz çalışın da memleketi sevin memleketi, çalışın, çabalayın da iktidar olun. Bu sistem herkese iktidar yolu açıyor. Bak, yarın, bir gün Allah’ın izniyle bu evet’le geçecek, ben adım kadar inanıyorum, milletime de güveniyorum. Ve bu sistem herkese iktidar yolu açıyor. 

Bu sistem değişikliğinde bölgesel partiler, ideolojik partiler, bir etnik temele dayalı partiler asla iktidar göremezler, her bölgeden oy almanız lazım, yüzde 50’yi aşmanız için her yerden oy alacaksınız, yani Türkiye partisi olacaksınız; sistemin güzelliği bu. Bu ne demektir? Temsilde adalet, her bölge temsil ediliyor, ülkenin birliği, kardeşliği garanti altına alınıyor, böyle bir güzelliği var. 

İkinci güzelliği ne? Değerli kardeşlerim, ikinci güzel tarafı da, iktidar sandıkta belli oluyor, garantili hükümet sistemi diyebilirsiniz. Efendim, oyları verelim, ondan sonrasını Ankara halletsin. Ankara’ya iş bıraktınız mı nereye gideceği belli olmaz. İşi yerinde bitiriyorsunuz, oyu veriyorsunuz, akşam sayılıyor, ülkeyi 5 yıllığına kim yönetecek belli; güzel bir şey değil mi? 

Efendim, güvenoyu yok. Kardeşim, 80 milyonun güvenoyu mu var, 550-600 milletvekilinin güvenoyu mu var? Milletin güvenini hesaba katmıyor, vekillerin güveni yok diye… Vekillere kim güven veriyor? Millet. Bakın, millet iradesinden başka iradelere ram olanın demokrat olmasına imkan yok. Bir kere demokrat olmayı öğreneceğiz. Demokrat olmanın yolu, millete teslim olmaktır. Milletin kararına burun bükmemektir, dudak bükmemektir. Millet bugüne kadar hiç yanlış karar vermedi, biz yanlış karar verdik, bizim kararımızı da düzelten hep millet oldu. 

Bu milletin ne yapmaya kadir olduğunu 15 Temmuz gecesi gördük, bu bayrağı indirmedi, bu ezanları dindirmedi, böyle bir asil milletin evlatlarıyız, bunu asla unutmayalım, dünyada başka bir millet yok. Amerika anlamıyor, bu darbeyi nasıl önlediniz? Avrupa şaşkınlık geçirdi, ya bu darbe var mı, yok mu, nasıl oldu? 3 gün suspus, bir şey konuşmadılar. 4’üncü gün dedikleri çok ilginç, bu darbecileri fazla hırpalamayın. Peki, 249 şehidin hesabını kim verecek? 2194 yaralı, gazinin hesabını kim verecek? 

İşte seçim kampanyalarında yaptıklarını gördük, FETÖ, PKK baş üstünde, her türlü imkan, parlamento da dahil, televizyonlar da dahil, gazeteler de dahil kullandırıldı, Türkçe başlıklı gazete çıkardılar hayır verin diye; gördük bunları. Ama biz evet kampanyasını yapamadık, yaptırmadılar, atlarıyla, itleriyle insanların üzerlerine sürdüler. Ne oldu?  Vatandaşlarımız bir öncekinin çok daha üzerinde bir katılımla cevabını verdiler, Türkiye’yi kimse yönetmeye kalkmasın. Türkiye artık eski Türkiye değil dostlar, Türkiye kendi işini yapacak kabiliyete gelmiş durumda. Savunma sanayinde yerli payını yüzde 24’ten 65’e çıkarmış. Türkiye bugün her şeyini yapacak güçtedir, kendi kendine yetebilecek, istediği her ihtiyacını da görebilecek güce erişmiştir. 

Ben hayal anlatmıyorum, dünyanın en büyük havalimanını yapıyoruz, hayal anlatmıyorum. En büyük derken de, ikinci büyük Atlanta 90 milyon, bizimki 200 milyon, iki katından fazla, gerçekten büyük. Ama Türkiye’nin buna ihtiyacı var, çünkü havacılığın merkezi Batıdan Doğuya doğru kayıyor, 70’lerde Amerika’ydı, 80’lerde Batı Avrupa, 90’larda Orta Avrupa, şimdi Türkiye, Türkiye havacılığın merkezi oluyor; bunu tabi kıskanıyorlar. 

Gezi olaylarında dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, aynı anda Brezilya’da, Venezüella’da, Meksika’da da olaylar oldu, oradaki sokaktaki insanlar nasıl protesto ettiler biliyor musunuz hükümetlerini? Kardeşim, paraları çarçur etmeyin, yol yapın, köprü yapın, havalimanı yapın, vatandaşa, millete faydalı işler yapın. Bizde neydi? Havalimanını yapmayın, Yavuz Sultan Selim Köprüsünü yapmayın, Avrasya Tünelini yapmayın, hızlı treni yapmayın, bölünmüş yolları yapmayın; olur, baş üstüne. İşte bunları yaşadı Türkiye. Neyin üzerine yaşadı? IMF’yle borcumuzu bitirmişiz, Türkiye 1876’dan beri en düşük faize gelmiş yüzde 4.6, büyük havalimanının ihalesini yapmışız, Yavuz Sultan Selim Köprüsüne başlamışız, 2 tane nükleer santralin anlaşmasını imzalamışız, siz misiniz bunları yapan, ortalığı birbirine kattılar. Ama orada da dik durduk, milletten aldığımız güçle dik durduk, gereken cevabı da verdik.  

Sözü fazla uzatmak istemiyorum. Diyeceğim şey şudur değerli dostlar: İzmir, Türkiye’nin ilklerinin şehridir. İzmir, Türkiye’nin Batıya açılan penceresidir. İzmir, ticareti bu topraklara öğreten şehirdir. İzmir, istiklal mücadelesini başlatan şehirdir. İzmir, bu mücadeleyi zaferle noktalayan ve Cumhuriyeti kuran şehirdir. İktisat Kongresini toplayıp modern Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinin yol haritasını çizen şehirdir, böyle bir önemli şehrin bugünkü hali beni mutlu etmiyor, açık konuşayım, İzmir bundan daha iyi durumda olması lazım. Bunu yapabilir miyiz? Yaparız, ama biraz el atın, biraz destek verin, buna ihtiyaç var. Marifet iltifata tabidir, alıcısı olmayan mal zayidir. Biz marifetimizi göstermek istiyoruz, ama iltifata da ihtiyacımız var, iltifatı da siz vereceksiniz. 

Değerli dostlar, bakın kaç senedir uğraşıyorum şu Körfez geçişine. Babamın işi mi? İzmir’in işi. Kaç sefer ÇED’i mahkemeye verdiler, kaç sefer engellediler, ama nihayet inat da murat dedik bitirdik, her şeyi bitti, bu sene ihaleye çıkacağız. Eğer biz bu işlere takılıp havlu atsaydık bu kadar hizmeti yapamazdık, mücadele şart. Ama bu mücadelede ben İzmir’i yanımda görmek istiyorum, yoruldum, biraz destek. 

Değerli kardeşlerim, bu anayasa değişikliğinin her safhasında emeğim var, detayını biliyorum, çalıştım, her şeyini biliyorum, her sorunun cevabını verecek durumdayım. Bu bir kolektif çalışma ürünüdür. Milliyetçi Hareket Partisiyle biraraya geldik, 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin bir beka sorunu olduğunu gördük ve bu çalışmayı önünüze getirdik. Esasen bu çalışma 67 yıldır Türkiye’nin gündeminde, ama şartlar şimdi oluştu. Ve burada biz bir yönetim sistemi değişikliğine gidiyoruz, sürekli güçlü iktidar çıkaran, istikrarı kalıcı hale getiren cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, işin adı bu. Bunda ne tek adamlık var, ne padişahlık var.

Tek adam nerede olur? Milletin oyla, seçimle getirdiği yerde tek adam olmaz, partilerin seçime girdiği yerde tek adam olmaz, iki dönemden fazla görevde kalamıyorsan tek adam olma; bunları doğru koymak lazım. Meclisin hem yasama, hem denetleme yetkisi var, seçilen cumhurbaşkanının, görevlendirilen bakanların Meclise hesap verme mecburiyeti var, mahkemelere hesap verme mecburiyeti var, millete hesap verme mecburiyeti var. Böyle bir şey yok, onun için söylenenlerin müthiş bir bilgi kirliliğine sebep olduğunu bilmenizi istiyorum. 

Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanının yarın biraya geleceksiniz, onu da dinleyeceksiniz, dinleyin, kararınızı verin. 

BİR KATILIMCI- Kararı verdik, yüzde 65 Sayın Başbakanım Allah’ın izniyle.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Değerli kardeşlerim, doğrusunu isterseniz ben İzmir’in bir hemşehrisi olmaktan, milletvekili olmaktan, bu güzel şehre hizmet etmekten, sizlerle tanışmak, hemhal olmaktan büyük bir mutluluk duydum. Keşke daha fazla biraraya gelsek, daha fazla İzmir’i konuşabilsek.

Hakikaten bu şehir her şeyi hak ediyor. İzmir olmadan Türkiye resmi eksik olur, İzmir Türkiye’ye lazım. Türkiye’nin yeri, 34 İstanbul, 35 İzmir, yeri burasıdır, hedefimiz bu olmalıdır, bunu birlikte başarabiliriz. Bunun için bize bugüne kadar destek verdiniz, bu desteğinizin artarak devamını istiyorum, çok şey istemiyorum. Bunları biz hizmet olarak misli misli yapacağız. Karşı çıkanlar da, günün sonunda onlar da yaptığımız şeylerin ülkemize, İzmir’imize güzel işler olduğunu, güzel kararlar olduğunu görecekler, belki zaman alacak. Ben ümitliyim, hiç ümitsiz olmadım. Bu şehrin milletvekili olmaktan da onur duydum, ama son günlerde şehrimiz üzerinden şehrimize hiç yakışmayan benzetmelerden de çok üzüldüm. 

Efendim, bir tanesi çıkıyor, kendini bilmez bir adam, evet çıkarsa nasıl düşmanı İzmir’den denize döktük, onları da denize dökeceğiz. Sen kimsin ya, sen kimsin? İzmir’ nasıl böyle bir işle yan yana getirsin, nasıl bu milleti denize dökersin? Bu millet Pazar günü sana dersini verir, o zaman anlarsın. İzmir denize dökmez ama, sandığa gömer, bunu söyleyenleri sandığa gömer, benim bildiğim İzmir bunu yapar.

Bir tanesi de çıkmış, İzmir milletvekili, yazık, en galiz küfürleri yapıyor; böyle bir şey olur mu ya? İzmir güzel şeylerle anılması lazım, bu şehri temsil edenlerin, bu şehrin itibarına, markasına zarar getirecek sorumlulukta insanlar olması lazım, temsil kabiliyetleri olması lazım. İnşallah yeni sistem bunu da sağlayacak, çünkü yeni sistemde artık milletvekillerinin daha özgür, özgüvenleri yüksek, bölgelerinde bilinen, tanınan insanlar olacak, ısmarlama olmayacak. 

Baraj tabi konuşulacak, Seçim Kanunu da konuşulacak, çünkü sistem kendisi istikrarı esas alıyor, tek başına güçlü iktidarı esas alıyor. Bunlar olunca milletvekilinin asli görevi kanun yapmak, bölgesinin sorunlarının çözümüne daha fazla zaman ayırmak, yürütmeyle yasamanın erki, yetkilerinin kesin olarak ayrılmasıdır, sistemin güzelliği budur. İnşallah bu sistemle kaybedilen zamanları telafi edeceğiz ve ülkemiz çok değil 10 yıl içerisinde iki elin parmaklarıyla gösterilen ülkeler arasına girecek, bunun uzak bir hedef olmadığını lütfen düşünün, Türkiye bunu başarabilir. 

Bu sistem Türkiye’nin başını ağrıtan terör meselesini de kökünden çözecek. Bu yolda esasen çok ciddi ilerleme kaydettik, bugün artık bölücü partinin adı bile okunmuyor, Doğu’da, Güneydoğu’daydım, Hakkari’de, Şırnak’ta, Bingöl’de, Muş’ta, her yerde, Ağrı’da, Iğdır’da, insanlar bayrak elinde avazı çıktığı kadar bağırıyor, PKK kahrolsun PKK kahrolsun. İki yıl önce orada bayrak çıkaramazdınız, sesinizi çıkaramazsınız, gelen siyasetçinin elini uzattığını elini vermezlerdi, çünkü örgüt onları tehdit ediyordu; bunlar bitti. İrade olmayan yerde idare olmaz dostlar. İrade vardır, devlet işbaşındadır, devlet her tarafa hakimdir, olması gereken de budur. 

Ben bu duygularla bir kez daha bu davetimize icabet eden İzmir’imizin iş dünyasının, İzmir’imizin ekonomisini ayakta tutan siz değerli dostlarıma teşekkür ediyorum.

İnşallah yarınımız bugünden daha güzel olacak, hiç endişeniz olmasın, rahat olun. Siz rahat uykunuzu uyuyun, biz nöbetteyiz, hiç merak etmeyin. 

Sağ olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.