Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in katildigi TRT Haber ‘Basbakan ile Özel Yayin’inin tam metni

 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Çankaya Köşkü’nden iyi akşamlar efendim. Canlı yayında Başbakan Binali Yıldırım’ı konuk ediyoruz.

Sayın Başbakanım, programımıza hoş geldiniz. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hoş bulduk Taşkın Bey, iyi yayınlar diliyorum. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Çok teşekkür ediyoruz.

Arkadaşlarımız; Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Serpil Çevikcan, Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu ve Habertürk Televizyon Genel Müdürü Veyis Ateş’le birlikte sizlere sorularımız olacak. 

Şanlı bir günümüzdeyiz, çünkü dün geceden beri iki flaş son dakika gelişme oldu, önce onlarla başlamak istiyorum. İsrail’le ilişkiler 7 yıl aradan sonra başka bir noktaya gelmiş görünüyor, bununla ilgili açıklamalar yaptınız ve hemen arkasından akşama doğru da Sayın Cumhurbaşkanının Rusya Lideri Putin’e yazdığı bir mektup dolayısıyla Rusya’yla ilişkilerde de başka bir aşamaya geçmiş görünüyoruz. 

Bu iki başlıkla başlayalım isterseniz, önce İsrail. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, İsrail’le ilgili gün ortasında açıklama yaptık, aynı şekilde İsrail’den de Başbakan eşzamanlı olarak açıklama yaptı. İsrail’le ilgili geldiğimiz nokta bir mutabakattır. Neyin mutabakatı? İlişkileri normale döndürme mutabakatıdır. İlişkiler ne zaman bozuldu? 31 Mayıs 2010’da insani amaçlı yardım yapacak 35 değişik ülkeden insanları taşıyan Mavi Marmara Gemisine yapılan baskın sonucu maalesef 10 tane vatandaşımız şehit oldu, onlara Allah’tan rahmet diliyorum, Allah mekânlarını cennet eylesin. Onun üzerine bütün ilişkiler donduruldu askıya alındı, uzun süre de öyle devam etti. Daha sonra İsrail biliyorsunuz resmen Başbakanı Cumhurbaşkanımızdan özür diledi bu olaydan dolayı, arkasından da tabii görüşmeler devam etti. 

İki konu vardı. Bunlardan bir tanesi; Filistin, Gazze, Batı Şeria bölgelerindeki ambargolar, tecrit, bunların ortadan kalkması, orada zor şartlarda yaşam mücadelesi veren insanların temel ihtiyaçlarının karşılanması. Bu epeyi zaman aldı. Aslında diğer bir madde de tazminat konusuydu, orada anlaşmaya da varıldı. Ama bu noktaya gelmemizin önündeki en önemli engel, Filistin’e uygulanan ambargo ve tecrit meselesiydi. Bu görüşmeler de nihayet bir mutabakatla sona erdi. Buna göre ne olacak? Gazze bölgesinde özellikle altyapı, elektrik gibi temel ihtiyaçlar giderilecek, ayrıca hastane yapıldı onun tamamlanıp açılması sağlanacak. Eğitimle ilgili, okullarla ilgili Türkiye’nin öncülüğünde gerekli çalışmalar tamamlanacak. Ayrıca, Cenin bölgesinde, Batı Şeria Erez Sanayi Bölgesinde bir organize sanayi bölgesi kurulması Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından devam eden bir projedir, buna hız verilecek. Yani kısacası; Filistin’de, Gazze’de, Batı Şeria’da kısıtlı şartlar ve ambargo altında yaşayan Filistinlilere tekrar hayata dönme, onların da normalleşmesini bu mutabakatla büyük ölçüde sağlamış oluyoruz. İlk hamle veya ilk uygulama bu Cuma günü 10 bin ton insani yardım bir gemiyle Mersin’den yola çıkacak ve Gazze’deki o Filistinli kardeşlerimize dağıtılacak. Bu gidecek gemi Mavi Marmara’dan 4-5 kat daha büyük bir gemi. İnşallah oradaki insanların derdine bir nebze deva olursak, geçmişte yaşanan üzüntüleri biraz hafifletmiş oluruz diye düşünüyoruz. 

VEYİS ATEŞ- Bugün biz gazeteciler için kuliste de konuşuyorduk; bir taraftan bakarsanız hareketli, bir başka terminolojiyle bereketli bir gündü. Şimdi aynı gün işte uzun 5 küsur yıldır sorunlarımız olan bir ülkeyle, son 3-5 aya yakın sorunlarımız olan bir ülke, Rusya’yı kastediyorum, bir anda…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, bir kuzeyden, bir güneyden. 

VEYİS ATEŞ- Evet, öyle desek daha mı iyi? Bir kuzeyden, bir güneyden böyle bir hamleler, tekrar ilişkilerin normalleşme hamlesi. Kabaca bizi izleyen, siyasetle o kadar da ilgili olmayan insanlar adına sorayım, ne oluyor? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Anormal bir durum mu var? Gayet güzel şeyler oluyor. Ne dedik? Dostluklarımızı artıracağız, düşmanlıklarımızı azaltacağız. Bulunduğumuz bölge itibariyle de bize düşen sorumluluk bu. Biz bölgeyi huzura, barışa, kardeşliğe dönüştürecek ciddi adımlar attık. Bundan sonra da bu adımlarımızı biraz daha sıklaştıracağız, daha fazlalaştıracağız. Örneğin, Suriye’de Irak’ta yaşananları biliyorsunuz, yıllardır özellikle Suriye kanayan bir yara. 500 binden fazla masum insan bu anlamsız savaş yüzünden hayatını kaybetti. Öldürenler de aynı millet, ölenler de aynı millet. Bir akıl tutulması. Dolayısıyla bu savaşın sona ermesi lazım, daha fazla acının, daha fazla tahribatın yaşanmaması lazım. Bunu nasıl sağlayacağız? Uluslar arası toplum orada Suriyelilerin beklentilerini karşılayacak bir gelecek hazırlaması gerekiyor. Türkiye de bu koalisyonun içindedir ve biz de bir an önce burada artık bu anlamsız, bu çirkin savaşın sona ermesi, yeni bir anlayışla bütün Suriyelileri kucaklayan yeni bir yönetimin işbaşına gelmesini şiddetle arzu ediyoruz. 

Dolayısıyla Irak’ta da benzer bir durum var. Irak’ta maalesef bu farklı mezhep anlayışı körüklenmeye çalışılıyor, bunun bir ayrışma, bir kavga meselesi yapılmaya çalışılıyor, biz bunu çok tehlikeli buluyoruz ve bütün muhatapları da bu konuda uyarıyoruz. Mezhep savaşlarından geçmişte Avrupa’nın neler çektiğini hepimiz biliyoruz ve milyonlarca insan anlamsız bir kavga uğruna yok oldu gitti. Bu çok büyük bir risktir, çok büyük bir tehlikedir, bunun asla ve asla hayat bulmaması gerekir, bunun için de ciddi gayretlerimiz var, İran’la görüşmelerimiz var, Bölgedeki mezhep ileri gelenleriyle görüşmelerimiz var. Irak’ın toprak bütünlüğü, farklı renklerinin birarada yaşadığı bir komşu olarak devam etmesi.

Hem Suriye, hem Irak bizim sınır güvenliğimiz açısından da çok önemli. Biz terörle Veyis Bey, bir mücadele sürdürüyoruz. Bu mücadelenin uzun vadede başarı şansı güneydeki sınırlarımızın tamamen güvenlik altına alınmasına bağlı. O da neye bağlı? Oradaki otorite boşluklarının ortadan kalkması, istikrarın bölgede sağlanmasına bağlı. Böyle olunca ancak Türkiye güneyden gelecek risklere karşı daha güvenli hale gelecektir. 

Buradan şuraya gelelim: Yine Kasım ayında bir hadise yaşadık 64. Hükümetin kurulduğu gündü. Daha sonra Rus uçağı olduğu anlaşılan bir uçak hava sahamızı ihlal ettiği için düşürülmüştü. Ve bu olay üzerine Rusya’yla aramızdaki ilişkiler limonileşti, daha sonra gerildi, çok üst düzey bir krize tırmandı kısa sürede. Tabii bu bizim arzu etmediğimiz bir şeydi. Ama herkes de şunu bilmeli ve kabul etmeli ki; Türkiye hükümranlık haklarını şartlar ne olursa olsun muhafaza eder. Bizim hava sahamız bizim irademiz dışında asla ve asla ihlal edilmemelidir, bu bizim hükümranlık hakkımızın ihlali anlamına gelir, arzu etmediğimiz bu olayı yaşadık. Ama şunu gördük ki; Türk milleti ve Rus halkı bu krizi çok benimsemedi. Her ne kadar kriz hakimse de, tabanda bir an önce bu anlamsız krizin sona erdirilmesi için ciddi bir beklenti oluştu. Biz de sorumluluk taşıyan yöneticiler olarak milletlerimizin, halklarımızın bizden beklentisine karşı kalamazdık, duygusallık içerisinde olamazdık ve bu görüşmeler belirli düzeylerde doğrudan değil, ama dolaylı olarak yapıldı ve bu noktaya geldik. Geldiğimiz nokta nedir? Geldiğimiz nokta çok açık ve net Veyis Bey. 

Bir; bu olay oldu, ama keşke olmasaydı diyoruz. Bu olaydan dolayı hayatını kaybeden pilotlara üzüntümüzü belirttik. Ve bu pilotun bir tanesinin öldürülmesiyle ilgili bir sorumlusu gibi iddia edilen kişi hakkında soruşturma başlattık. Ayrıca bu pilotların aileleriyle acılarını paylaştığımızı açık şekilde ifade ettik ve gerekli maddi-manevi her türlü desteği yapacağımızı ifade ettik. Rusya Federasyonu olayın oluşundan itibaren pilotların cenazelerin alınması, onların dini geleneklerine göre törenlerinin yapılması konusunda Türk Hükümetinin gösterdiği bu işbirliğini takdir ettiklerini bize ifade ettiler. Ve bu şekilde iş tatlıya bağlandı. 

VEYİS ATEŞ- Bir şey daha efendim, ithalatçı da aynı şeyi merak ediyor, turizm yatırımcısı da merak ediyor, Rusya üzerinden soruyorum; o anlamda ne zaman normalleşir işler? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi zannediyorum bugün yarın, belki Çarşamba, belki Perşembe Sayın Putin ile Sayın Cumhurbaşkanımız arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşecek. Aslında bu az önce anlattığım hususlar karşılıklı olarak kabul edildi ve fiilen normalleşme süreci başlamış oldu. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Sayın Başbakanım, biz burada mektubu biliyoruz, ama karşı tarafın cevabını bilmiyorduk. Dolayısıyla söylediklerinizin bu adımı karşı tarafın da olumlu olarak anladığını…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii, bu bizim tek taraflı bir irade değil, bu Türkiye’nin ortaya koyduğu yapıcı tutuma aynı şekilde Rusya Federasyonundan, Başkanından karşılık verildi ve nihayet bir noktada buluşuldu. Bundan sonra artık bu kriz halinin sona erdirilmesi, ilişkilerin normale döndürülmesi süreci yaşandı, başladı süreç, fiilen başladı. Bunu ne takip edecek? Ekonomik alandaki ilişkiler takip edecek. Karşılıklı turizm faaliyetlerinin hızlı bir şekilde tekrar başlaması takip edecek. Karşılıklı yatırımlar tekrar önceki şekilde devam edecek. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Her konuda kaldığımız yerden başlayacağız. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii, Kasım’dan işte bugüne ne kadar geçti? 6 ay süre. 6 aylık süre içerisinde yaşananlar yaşanmamış gibi kabul edip bundan sonra nereden kalmıştık diye yolumuza devam edeceğiz.  

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, belki tekrar Rusya’ya döneriz, İsrail meselesini bitirelim diye İsrail konusuna tekrar dönmek istiyorum. Tabii Türkiye-Filistin ilişkileri bir iki ülke ilişkisinin ötesinde Türkiye açısından dava olarak nitelenebilecek ilişkiler. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru. 

SERPİL ÇEVİKCAN- Bu bağlamda Hamas meselesiyle ilgili gün boyu da size sorular yöneltildi açıklamalarınızda da cevap verdiniz, ancak yine de açıklık getirmek anlamında tekrar etmenizi rica edeceğim. Hamas konusu bu mutabakatın neresinde ne kadar var? Ve bu konuda bir gerilimli bir süreç yaşandı mı? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Vatandaşlarımız şunu bilmesi lazım: Filistin’de iki tane fraksiyon var; bir tanesi Hamas, birisi El Fetih. Aslında Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük gayretleriyle bu iki grup ortak Filistin davasında birlikte hareket etmeye başladı. Daha önce bunlar hiç yan yana gelmiyordu, konuşmuyordu. Şu an her ne kadar ortak hükümet konusunda hala pürüzleri olsa bile, temel konularda birlikte hareket ediyorlar. Dolayısıyla bu mutabakatın hem El Fetih tarafı, hem de Hamas tarafının tam bir rızası var. Öyle olmasa biz bunu zaten yapmayız. Sayın Abbas ile Sayın Cumhurbaşkanımız telefonla görüştü anlaşma sürecinde. Hamas Siyasi Büro Şefi Halid Meşal geldi ziyaretlerde bulundu Sayın Cumhurbaşkanımıza…

SERPİL ÇEVİKCAN- Siz de görüştünüz. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizimle görüştü. Dolayısıyla onlar için bir bilinmeyen bir şey yok, bir sürpriz yok, hepsi bunların konuşuldu, görüşüldü. Burada bizim derdimiz şu: Bir kere Filistin davası artık herkesin davası oldu. 140’a yakın ülke tanıdı, 1948’den beri kanayan bir yara. Filistinlilerin bu kadar bedel ödedikten sonra dünyadan tecrit edilmeleri, adeta yalnızlığa, yoksunluğa mahkûm edilmeleri bizim değerlerimize asla ve asla uyan bir şey değil. Biz, onun için bu mutabakat çok uzun sürdü. Yoksa bizim meselemiz İsrail’le özür meselesiydi ve vatandaşlarımızla ilgili tazminat meselesiydi. Ama bunu Sayın Cumhurbaşkanımız bununla sınırlı görmedi haklı olarak. Bu krizin başlangıcı neydi? Orada yaşayan Gazze’de, Batı Şeria’da vatandaşlarımızın feryatlarını dünyanın duymasıydı ve onun için onlara insani yardımların ulaşmasıydı, krizin başlangıcı buydu. Eğer onu yok saymış olsaydık, biz Filistin’e karşı, insanlığa karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemiş olurduk. Dolayısıyla anlaşmanın ana ağırlık meselesini Filistin meselesi oluşturuyor. Ve dolayısıyla orada da bir noktaya gelindi. Şimdi artık normal sürece girdik. 

Bundan sonra ne olacak İsrail’le? 

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Efendim, birleştirerek, İsrail ile Rusya’yı birleştirerek müsaadenizle bir soru yönelteyim ben de, hani belki konuyu açar. Siz İsrailli mevkidaşınızla herhangi bir telefon konuşması yapacak mısınız, böyle bir diplomatik planlama var mı? 

Bir de, tabii bu ilişkilerin normalleştirilmesi karşılıklı ziyaretle de ölçülüyor. Gazze ziyareti Sayın Cumhurbaşkanı veya Başbakan olarak sizin, sonra devamında bir İsrail ziyareti planlaması yol haritasının içinde duruyor mu? 

Bir küçük ayrıntı da; hani İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi söz konusu, ama Rusya da uçak krizi dolayısıyla Türkiye’den özür, tazminat ve yargılama süreci beklediğini ifade etmişti. Türkiye ise Sayın Cumhurbaşkanın mektubuyla bir üzgün ifadesiyle bu olayı tanımladı. Bu Rus tarafının bu olayın yönetimi bazında beklentisini karşılayan bir cümle midir? Dolayısıyla, Rus tarafı bunu bir özür gibi sunarken, Türkiye egemenlik sahamı ihlal etmiş bir hava taşıtının angajman kuralları çerçevesinde vurulması nedeniyle üzgün olduğunu söylemekle yetindi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben hemen o ikinciden başlayayım. Bir kere mektubun içeriği çok açık, biz üzüntülerimizi ifade ediyoruz ve burada hayatını kaybedenlerden acılarını ailelerle paylaştığımızı söylüyoruz, gerekirse tazminat vereceğimizi ifade ediyoruz ve bu ilişkilerin bundan sonra normale dönmesi gerektiğini ifade ediyoruz, karşı tarafta bunu uygun buluyor onaylıyor. Tabi iç siyasette öyle takdim edilir, böyle takdim edilir biz o tarafında değiliz. Her ne şekilde takdim edilirse edilsin olayın özü aslı budur ve tak taraflı da bir irade de değildir iki taraflı bir iradedir. Bence daha bunun üzerinde eşelemek, ayrıntıya girmek, karıştırmak ne ülkemize, ne de Rusya’ya bir faydası yoktur. Bence mesele tatlıya bağlanmıştır bundan sonra önümüze bakacağız. O kadar çok yapacağımız şey var ki morale ihtiyacı var, insanlığın morale ihtiyacı var Okan Bey. Dünyada bir karamsarlık hakim dünya ekonomisi daralıyor bir yandan, bölgesel anlaşmazlıklar efendim alabildiğince tehdit olmaya devam ediyor.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Çatışmalar yaşanıyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çatışma alanları, riskleri gittikçe artıyor. Dünyada yoksullarla, zenginler arasındaki makas açılıyor, yani bütün bunlar bu büyük sorunlar varken detaylarla uğraşmak doğrusu bizim sorumluluklarımıza uygun bir davranış değil diye düşünüyorum.

İsrail meselesine gelince, İsrail’le varıldı mutabakata, anlaşma parafe edildi zannediyorum yarın da imzalanacak yetki verdik Dışişleri Müsteşarımıza imzalayacaklar. Hemen arkasından İsrail’le onay süreci var ve biz de onay süreci var. Bizde Meclis’te onaylanması için Bakanlar Kurulu kararını imzaya açtık bütün bunlar ikmal edilecek, ama büyükelçileri tayin edip göndermek için bu onay süreçlerini beklememiz gerekmiyor. Yani şu anda hazırlıklar yapılıyor, karşılıklı agremanlar diyoruz değil mi ona? 

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Evet.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Agremanlar alınacak. Onlar ikmal edildikten sonra büyükelçiler belirlenmiş olacak, atamaları yapılmış olacak ve normal çalışmaya başlayacaklar.

SERPİL ÇEVİKCAN- O zaman kısa sürede hemen gerçekleşecek.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi tabi yani bunlar bir hafta iki hafta en fazla yani çok uzun süreleri konuşmuyoruz. Tabi burada şunu görmek lazım: Ondan sonra tabi çeşitli düzeyde ziyaretler talebe göre düzenlenebilir bunların önünde bir engel yok normalleşmeden zaten bunu kast ediyoruz. Ama ziyaretlerden daha önemlisi, bu normalleşme sürecinin sonuçlarını görmek. Nedir bunun sonuçları? Ekonomik konular var, iki ülkeyi birbiriyle bir şekilde toprak bütünlüğü var birbirinin devamı. Hatırlayın Abdülhamit 100 yıl önce Hicaz demiryolunu Hayfa’dan geçirdi Hayfa’ya bağlantı verdi ve 2005’de bunun 100. yılını kutladık. Oralar bizim geçmişte ki ecdadımızın toprakları, ortak kültürümüz var, ortak değerlerimiz var. Mescid-i Aksa bizim dinimizde, bizim inancımızda ne kadar büyük anlamı olduğunu herkes biliyor. Kâbe’den sonra, Mescid-i Haram’dan sonra Müslümanlar için en kutsal yer dolayısıyla, biz bu bölgeyle ilişkilerimizi geliştirmemiz sadece Türkiye halkı, İsrail halkı için değil, ama bütün bölge için geleceğin daha barış içinde, daha güven içerisinde iyi komşuluklar çerçevesinde yaşanması demek bunu görmememiz lazım. 

VEYİS ATEŞ- O zaman efendim, dostlarımızı çoğaltmak bağlamında Suriye’yle de bir temas mı sağlanacak, sağlanacaksa ne zaman diye sorsam?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu zaten Cenevre barış görüşmeleri çerçevesinde geçmişte başlatılan bir süreç var bu süreç devam ediyor ancak biz bunların yeterli olmadığını düşünüyoruz. Burada özellikle koalisyon güçlerinin Rusya’nın, İran’ın Türkiye’yle daha yakın işbirliği içerisinde olmasını ve bir an önce orada da barış sürecinin hayata geçmesini istiyoruz. Artık hiç kimse Esad’ın devam etmesinin mantıklı olmadığını kabul ediyor. Bu kadar insan 500 binin üzerinde insan hayatını kaybettikten sonra milyonlar 6 milyon, 8 milyon insanın yerini yurdunu terk ettikten sonra gelsin burada Esad yönetime devam etsin demek burada barış istememek anlamına geliyor. Bunu artık aşağı yukarı herkes anladı, ama geçiş nasıl olacak öyle mi olacak, böyle mi olacak? Bizim dediğimiz şu: Büyük devletler bölgedeki rekabetlerinden vazgeçsin. Onların bölgedeki rekabet hevesleri maalesef binlerce cana mal oluyor, binlerce insanın hayatının kararmasına sebep oluyor dolayısıyla, şimdi zaman sorumluluk alma zaman ve bir an önce bölgeye barışın, huzurun gelme zamanıdır.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, Suriye konusu açılmışken Rusya’yla bağlantı olarak Rusya’yla Türkiye ilişkilerin de o krize yol açan olay Suriye sınırımızın ihlal edilmesi nedeniyle olmuştu ve Türkiye’nin koyduğu angajman kuralları var. Bu çerçevede acaba Sayın Cumhurbaşkanıyla, Sayın Putin arasındaki bu dolaylı temaslar süresince ve iki ülkenin işte bu normalleşmeye adım atma sürecinde Suriye sınırında nasıl hareket edileceği bundan sonra konusunda bur anlaşmaya zımni bir şeye varılmış olması söz konusu olabilir mi, o konuda bir bilgi?..

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Açıkçası yani bu normalleşme sürecinde bu konulara girilmedi, yani girilmesi de zaten çok anlamlı değil. Birinci yapılması gereken ilişkileri normale döndürmek normale döndükten sonra zaten her konu görüşülecek. Suriye’deki barış süreci nasıl ilerleyecek, oradaki koalisyon güçlerinin taraflarının pozisyonu ne olacak, nasıl makul asgari müştereklerde birleşilecek bunlar zaten hepsi normal süreçlerinde işlemeye devam edecek.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, bir de tabi Rusya’nın yine aynı konu üzerinden soruyorum ancak, Rusya’nın Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye’ye dönük birtakım şikâyetleri var bunları geri alması söz konusu olabilir mi, olacak mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi şikâyetleri varmış?

SERPİL ÇEVİKCAN- Birleşmiş Milletlere şikâyet etmişti Türkiye’yi.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi herkes birbirini şikâyet ediyor da bir şey çıkmıyor. İsrail’i şikâyetlerin sayısı 100’leri aştı, başka ülkelerinde var, yani önemli olan birbirimizi şikâyet etmek değil, önemli olan sorun çözmektir. Şikâyet etmekle neyi çözeceğiz? Oradaki kan akmaya devam ederse, oradaki insanların gözyaşı dinmezse bunlar boş işler bunların üzerinde durmanın bir anlamı yok. Dedik ya, birbirimizin daha olumlu yönlerini ön plana çıkarmamız lazım, dostluklarımızı arttırmamız lazım, düşmanlıklarımızı olabildiğince azaltmamız lazım bu coğrafyada bunu yapmaya mecburuz. Bu coğrafya çok dinamik bir coğrafya kültürlerin, medeniyetlerin birbiriyle buluştuğu, ayrıştığı bir coğrafyadan bahsediyoruz onun için bir ada ülkesi olsak bunları belki hiç konuşmamıza ihtiyaç yok, ama Türkiye tarihin bütün dönemlerinde hep dinlerin, medeniyetlerin, kültürlerin buluştuğu, kesiştiği bir yer olmuştur, bundan böyle de aynı önemi devam etmektedir.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Efendim, bir onarıcı dış politika sitiliniz var. Buraya gelmeden önce AK Parti Genel Merkezinde geleneksel büyükelçiler iftarındaydık oradaki konuşmanızın bir bölümünde Irak’ın Ankara’da yeni göreve başlayan büyükelçisine tebriklerinizi ilettiniz, adeta bir     Bağdat’taki merkezi yönetime mesaj gönderme gibi de orada diğer diplomatlar tarafından değerlendirildi. Birde tabi Mısır’la ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin de bir beklenti var. Tabi     Mısır’daki konu çok farklı, yani bir darbeyle meşru yönetimin iş başından uzaklaştırılması Türkiye’nin ve AK Parti’nin genel değerler sisteminde kabul edebileceği bir husus değil, ama yine de bir işi normale taşıma gayreti de var.     Hem Bağdat ve Kahire ekseninde bir değerlendirme yapabilir misiniz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Yani Kahire, Bağdat konusunda doğru aynen dediğiniz gibi biz Irak’ın toprak bütünlüğünü her şeyin üstünde tutarız. Bölgedeki mezhep, etnik çatışmaların tarafı olmayız ve Irak’ta istikrarın, güçlü siyasi iradenin hakim olmasını isteriz. Bu anlamda merkezi Irak yönetimiyle yine anayasaya göre Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimle de ilişkilerimizi aynı şekilde geliştiriyoruz burada bir sıkıntımız yok. Irak’la aramızı açmaya çalışanlar olduğunu biliyoruz, ama bunlara da fırsat vermeyeceğiz. Mısır meselesi çok net bir demokrasiye darbe olmuştur, seçimle iş başına gelen Sayın Mursi darbeyle indirilmiştir ve Sayın Cumhurbaşkanımız baştan beri bunun bir darbe olduğunu, bu şekildeki bir değişimi asla ve asla onaylamayacağımızı bütün dünyaya duyurmuştur. İşin bu tarafı, bunu bir tarafa koyalım, ama bir yandan da hayat devam ediyor aynı bölgede yaşıyoruz birbirimize ihtiyacımız var. Buradan gemilerimiz     Kızıldeniz’den Süveyş’ten Kızıldeniz’e geçiyor, oradan Arabistan’a, Ürdün’e, Yemen’e, Afrika’nın doğusuna gidiyor dolayısıyla her şeyi birden bire kesip istesek de kesemeyiz, çünkü böyle bir coğrafi bağımız ve yakınlığımız var, ayrıcı dini, kültürel bağlarımızı söylemiyorum. O yüzden oradaki rejim değişikliğinin şekli şemali, ondan sonra iş başından uzaklaştırılan Mursi başta olmak üzere onun ekibine uygulanan haksız isnatlar ve cezalar bir tarafa ekonomik ilişkilerin geliştirilmese bir mani hal yok. İş adamlarımız, yatırımcılarımız karşılıklı gidip gelebilirler, yatırımlarını geliştirebilirler ve böyle böyle belki ileride normalleşmeye de bir zemin hazırlanmış olur olayı böyle görüyoruz.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Şu süreçte Mısır’la ilgili daha somut bir adım…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hatta yanı bakanlar seviyesinde bile ilişkiler başlayabilir. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Bu da mı yakın zamanda olacak?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu olabilir buna mani bir hal yok ve bunun olması konusunda da biz doğrusu hazırız herhangi bir bu konuda rezervimiz yoktur.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Sayın Başbakanım, yakında bir Sayın Bakan Mısır’a gidebilir mi diyorsunuz ya da bir yerde bir görüşme mi olacak?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-  Karşılıklı Mısır’da gelebilir, bizimkilerde gidebilir, iş adamlarımız, iş heyetleri gidip gelebilirler, kültürel değişimler olabilir, askeri bakımdan karşılıklı temaslar yapılabilir bunların hepsi mümkün herhangi bir sorun yok burada. 

VEYİS ATEŞ- Bu yaz da bayağı hareketli olacak anladığımız kadarıyla.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar güzel şeyler Veyis Bey, yani bir kavga edelim yürüyelim, birbirimize dalalım bunlar iyi mi yani? Biz istiyoruz ki kardeş olalım üç günlük dünya, yani neyin kavgasını yapıyoruz? Kavga edecek şeyimiz az, paylaşacak şeyimiz daha fazla paylaşacaklarımız üzerinde kafa yormamızın daha doğru olduğunu düşünüyorum.

VEYİS ATEŞ- Kültürel ve dini havzamız dediğiniz gibi ilginç bir coğrafya Doğu, bir de 50 kusur yıllık Batı maceramız Avrupa Birliği maceramız var. İngiltere’nin Avrupa Birliğinden çıkması, Sayın Cumhurbaşkanın da Müslüman olduğumuz için alınmıyoruz söyleminden hareketle, Avrupa Birliği yolculuğumuzda yani bir yol haritası değişiklinde miyiz, yoksa başka bir şeye doğru evriliyor mu Türk dış politikasının özellikle Batı ayağı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Avrupa Birliği konusunda artık İngiltere’nin ayrılma kararından sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak bunu görmemiz lazım. Yani bizim yıllardır Avrupa Birliğine yönelik endişelerimizi bugün ne yazık ki istemediğimiz halde ilk işaret fişeğini İngiltere Birleşik Krallık yaktı ve Avrupa bunun üzerinde çok iyi düşünmesi lazım, gelecek vizyonunu yeniden ele alması lazım. Nerede hata yaptıklarını, artık bu hatayla daha fazla gidemeyeceklerini görmesi lazım. Nedir, niye ayrıldı İngiltere veya Birleşik Krallık niye ayrıldı? Bakıyorsunuz ayrılma yönünde oy verenler düşük gelir grupları, kalma yönünde oy verenler daha zengin kesimler. Kuzey kalma yönünde, Güney Galler ve İngiltere kalma yönünde, Kuzey ayrılma yönünde tersi evet Güney ayrılma yönünde, Kuzey kalma yönünde. Şimdi oralardaki sosyoekonomik yapıyı incelediğimizde olay ortaya çıkıyor insanlar diyor ki: Biz Avrupa Birliğini destekliyoruz, Avrupa’nın diğer ülkelerinin refahını arttırıyoruz. Fransızların tarım sektörünü, çiftçisini biz destekliyoruz, bizde tarım yok, bizim bütçemizden gidiyor onlar zenginliyor, biz fakirliyoruz, dolayısıyla, burada bir adaletsizlik var. Bu sadece bir etmen başka etmenler var detayları önümüzdeki günler çok daha fazla konuşulacak, çok daha fazla ortaya çıkacak.

Biz aşağı yukarı 50 yılı geçti değil mi? 53 yıl falan bu yolculukta devam ediyoruz. İnişli çıkışlı zamanlarımız oldu, ilişkilerimizin gerildi, iyileşti ve bir noktaya geldik. Bütün bunlar olduktan sonra kalkıp Türkiye’ye başka başka akıllar vermeye çalışanlar, işte özel ortaklık yapalım, şöyle yapalım, böyle yapalım. Birisi işte sırf kampanyadaki emelleri gerçekleşsin diye abuk sabuk hiç de yakışı kalmayan Türkiye hakkındaki 3 bin yılda giremez falan gibi laflar aslında bizi rahatsız eden laflar, ama bunu biz şöyle gördük: Bu bir seçim kampanyası sırasında söylenmiş laftır dedik ciddiye almadık, ama İngilizler ciddiye aldılar, Birleşik Krallığın insanları bunu ciddiye aldı ve onları doğrulamayacak bir karar verdi. Çok arzu ettiğimiz bir şey değil İngiltere’nin ayrılması bundan sevinmişte değiliz. Ve biz istiyoruz ki bu Avrupa Birliği için çok önemli bir uyarı olsun ve Avrupa Birliği coğrafyasını küçülten değil, gelecekteki bölge barışı için, kıtanın barış ve esenliği için coğrafyasını genişleten, daha kucaklayıcı bir politika ortaya koysun. Mesela Balkanlar, Türkiye’nin de dahil olduğu coğrafya efendim bütün kıta Avrupa’sını kucaklayan bir bakış açısına birlikte ihtiyaç olduğu, birliğin artık bir bürokratik devlet yapısından kurtulması gerektiği ortaya çıkmıştır. Bize 3 milyar mültecilere yardım vereceğiz diye söylüyorlar tık yok. Bürokrasi bürokrasi bürokrasi yani böyle bir iş yaparsak oradaki insanların hali ne olacak, yani eğer biz böyle yapsaydık bu insanların ihtiyaçlarını bürokrasiyle çözmeye kalksaydık büyük bir felaketti.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- O 3 milyar eurodan hiçbir dilim gelmedi değil mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani çok kayda değer bir şey yok çok küçük belki 100 milyon var yor bilmiyorum tam rakamı, ama anlamsız. Şöyle mi verelim, böyle mi verelim, sivil toplum kuruluşları mı versin, yok Avrupa Yatırım Bankası mı versin bunlar konuşuluyor. Kardeşim, nasıl verecekseniz verin, yani bir şey verecekseniz ikra ettirmeyin, verin tamam verdin deyin parayı gönderin gelin burada yapılanlar belli, işler belli. Türkiye hiç kimseden bir şey istemeden 11 milyar doları kendi bütçesinden, kendi halkının dişinden, tırnağından arttırdığı paralardan vermiş. Bütün dünyanın verdiği yardım 511 milyon dolar 20’de 1’i Türkiye’nin harcadığının 20’de 1’i. Ha biz bunu seve seve yapıyoruz, çünkü biz 3 milyon insanın gönlüne girdik. Onların bu ülke hakkındaki düşünceleri, gelecek hayalleri bizim için milyarlar ölçülmez bunun böyle görülmesi lazım. Bizim inancımızda var, geleneğimizde var, bizim geçmişimizde bu asalet var. Onun için verirler vermezler önemli değil biz şunu istiyoruz: Samimiyet istiyoruz Okan Bey, Avrupa Birliğinden samimiyet istiyoruz.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, tam bu noktada yine o son cümlenizden hareketle bu süreç içinde iki açıklamaya dikkat çekti zatıâliniz açıklamalarıyla birlikte. Biri Sayın Cumhurbaşkanının Türkiye’nin Sayın Cumhurbaşkanı Türkiye’nin müzakereleri dondurmak konusunda referanduma gidebilir ifadesi. Bir diğeri de, Sayın Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un bu Gümrük Birliği meselesinin Türkiye aleyhine olduğu ve bunun da masaya yatırılması İngiltere’nin çıkma kararından sonra bunun da masaya yatırılabileceği yolunda değerlendirmeleri oldu. Gümrük Birliği konusu şu anda hangi sıcaklıkta sizin masanızda yer alıyor? Birde Sayın Cumhurbaşkanının bu değerlendirmeleri ışığında görüşlerinizi rica edeceğim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM-     Şöyle ikincisinden başlayayım: Cumhurbaşkanımızın dediği açık ve net diyelim ki biz bütün görüşmeleri tamamladık, fasılları tamamladık her şey bitti buyurun gelin dediler, biz otomatik olarak gitmeyeceğiz, milletimizin olurunu almadan gitmeyiz bu büyük bir karar Cumhurbaşkanımızın dediği odur. Biz her türlü hazırlığı, altyapıyı yaparız sonunda millete sorarız millet ne derse onu yaparız orada hiç çelişki yok, kafa karıştıracak bir şey yok.

SERPİL ÇEVİKCAN- Nihai adım referandum olur diyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sağa sola çekecek bir şey de yok. Bu kadar önemli bir kararı efendim iki tane bürokratın yazacağı yazıyla yapacak halimiz yok bunun bilinmesi lazım öyle değil mi?

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Bu nihai aşama için evet.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi tabi.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Gümrük Birliğiyle ilgili.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gümrük Birliğiyle ilgili epey bir tecrübemiz var 94’de mi, 96’da mı?

OKAN MÜDERRİSOĞLU- 96’da efendim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 96’da başladı 10 sene geçti, yok 20 sene geçti. 20 sene geçti çok tecrübe ettik Gümrük Birliği tek ayaklı çalışıyor. Mallar hizmetlerde çalışıyor insanların hareketinde çalışmıyor, yani artık bu kadar tecrübeden sonra istiyoruz ki bunun anlaşmanın ruhuna uygun olarak çalışsın. Hem mal ve hizmet ticaretinde dengesizlikler var, bir yandan Amerika’yla Gümrük Birliği görüşmeleri yapılıyor bu bizi doğrudan etkiliyor bu konunu dışında kalmak istemiyoruz TTIP. İkincisi de, Gümrük Birliğinin insanların da hareketini kolaylaştıracak hizmetlerin ve malların taşınmasındaki kotaları da ortadan kaldıracak şekilde güncellenmesi, bu konuda da aramızda bir anlaşmazlık yok, 2017 itibariyle bu görüşmeleri başlatacağız. Şunun şu anda Ekonomi Bakanlığı koordinatör bakanlık olarak görevlendirildi ve diğer bütün ilgili bakanlıklarda görüşmek suretiyle hazırlıklarını yılsonuna kadar tamamlayacaklar ve ondan sonra müzakereler başlayacak ve ümit ederim ki yılın ilk çeyreğinde tamamlanmış olacak.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Sayın Başbakanım, İsrail’den başladık Avrupa Birliğine geldik uzun bir dış politika söyleşisi oldu bütün merak ettiklerimizi söylediniz, ama kısa bir ara verelim, aranın ardından da Türkiye’nin iç sorunlarımıza dönelim terördür, ekonomidir bu konularda neler olacak onlara bakacağız.

Kısa bir aranın ardından TRT Haber’de Başbakan Binali Yıldırım’ı konuk etmeye devam edeceğiz.


SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, terör konusunda çok sık tabi açıklamalar yapıyorsunuz. Şu anda ben toparlayıcı bir soruyla başlamak istiyorum, şu anda gelinen noktada sıcak merkez olarak Lice ve civarı görülüyor, orada operasyonlar nasıl gidiyor, nihai hedef nedir ve ondan sonraki yol haritası nedir Hükümetinizin?

BAŞBAKAN BİNAL YILDIRIM- Değerli arkadaşlar, ümit ederim ki kısa bir süre geçtikten sonra artık terörü konuşmayalım. Bu Türkiye’ye sürekli terörle yatıp kalkmayı hak etmiyor, milletimiz bunu hak etmiyor. Bu bizim başımızın en büyük belası. Kaç yıl oldu? İşte 84’ten beri demek ki 330 yılı, 35 yılı aşmış bir süredir sürekli bu mücadele içerisindeyiz. Bunu bizim hedefimiz 65. Hükümet olarak, Türkiye’nin gündeminde en alt sıralara indirmek. Bak bugünden bitirmek demiyorum, ama artık günlük hayatımızda sürekli terörle Türkiye’nin anılmasın bu ülkeye çok şey kaybettirdiğini biliyoruz, bunun için çalışıyoruz. Malum Güneydoğu illerde, ilçelerde yaşadığımız bir süreç var 22 Temmuz’dan beri, orada işgal edilen mahalleler var, oradaki insanlara eza, ceza yapıldı vatandaşlarımıza, biz de güvenlik boyutuyla müdahalemizi yaptık ve oralarda vatandaşı rahatlatıcı tedbirleri aldık.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Kentlerde büyük ölçüde bu iş bitti denilebilecek aşamada mıyız?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şu anda sorun yok gibi gözüküyor, ama tabi oradaki bundan sonra yapmamız gerekenlerde bir zafiyet oluşursa tekrar benzer olaylar gelişebilir. 

Şimdi tabi bu işin birinci safhası, bu bittikten sonra kırsala yoğunlaştık. Örneğin şu anda Lice ve çevresinde kapsamlı bir operasyon yapılıyor, bu operasyon terör örgütünün aslında bütün o pis işlerinin, kirli işlerinin planlandığı bir bölgeye yapılıyor. Uyuşturucunun merkezi adeta burası, 11 milyon kök kenevir imha edildi, 2,5 ton esrar, 11 ton patlayıcı madde. Yani bütün bunları kısacası, silah, mühimmat vesaire, bunların sadece uyuşturucuların parasal miktarı 1,5 milyar şu birkaç gün içerisinde imha edilen. Bütün bunları niye yapıyoruz? Bu terörün finansal, parasal kaynaklarını kurutmadan tek başına güvenlik boyutuyla mücadele yeterli değil, eksik kalıyor. O yüzden yaz boyunca, hatta yeni senede de kırsaldaki bu yapılanmaları kontrol altına almak için aralıksız çalışmalar devam edecek. 

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, ilçelerde işte Sur’la, Silopi’de başlayan, en son Lice örneğinde gördüğümüz bir tabi bu teröristle, terörle mücadele konusunda farklı bir konsept uyguluyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti güvenlik bağlamında. Kırsalda mücadelede de farklı bir konsepte tanık olacak mıyız?

BAŞBAKAN BİNAL YILDIRIM- Yani farklı derken neyi kastediyorsunuz?

SERPİL ÇEVİKCAN- Topyekun bir mücadele, asker, polis. 

BAŞBAKAN BİNAL YILDIRIM- Şöyle: Bir kere terörle güvenlik boyutunda bu mücadelede çok ciddi bir uyum var, yani asker, polis, jandarma, korucular gayet güzel uyum ve koordinasyon içinde çalışıyorlar. Birbirlerini kıskanmıyorlar, birbirlerinin alanlarına çatışmıyorlar ve birlikte istihbarat paylaşımı da dahil olmak üzere hareket ederek bu operasyonda hataların asgariye indirilmesi de mümkün hale geliyor ve daha verimli sonuçların alınması sağlanıyor. 

Şimdi zaman zaman tabi üzüldüğümüz olaylar olmuyor değil, ama kamuoyuna yansımayan yüzlerce, bir Ankara patlaması gibi, bir İstanbul patlaması gibi yüzlerce olay olmadan önlenmiştir. Biz toplumda korku, panik, telaş olmasın diye bunları paylaşmıyoruz ve bundan sonra paylaşmamaya da devam edeceğiz. Çünkü bu önemli bir iştir, herhangi bir şekilde bir bilgi sızıntısı olursa hemen ona göre vaziyet alıyorlar ve büyük bir felaketin riskini maalesef yaşamış oluyoruz. 

O yüzden vatandaşlarımızdan özellikle istirhamımız şudur: Polisimiz, jandarmamız, askerimiz, korucumuz, bütün güvenlik güçlerimiz gece-gündüz demeden hayatlarını ortaya koyarak 79 milyonun huzuru, güvenliği için amansızca mücadele ediyor. 

VEYİS ATEŞ- Efenim, bir şey daha, 79 milyonun önemli bir kısmı için sevindirici haberdi, hepimiz için sevindirici bir haberdi Rusya’yla ilişkilerin normalleşmek daha doğrusu sizin deyiminizle. Terörle mücadele için sevindirici olan taraf şuydu: Tarihler verdiniz, hemen önümüzdeki hafta Çarşamba, Perşembe Sayın Putin’le görüşülecek filan. Türkiye’de terörle mücadelede 6 ay sonra, 3 ay sonra, 1 yıl sonra biz artık bu meseleyi unutacağımız diyeceğimiz, diyebileceğimiz, bunu hem bir soru, hem bir temenni anlamında soruyorum, bir takvim var mı?

BAŞBAKAN BİNAL YILDIRIM- Veyis Bey, geçmişte bu tarihler çok verildi ve insanların bu konudaki maalesef umutları da gittikçe azaldı, artmadı. Onun için tarih vermekten ziyade, biz bir bakış açısı, bir hedef koyuyoruz ortaya. Hedef şudur: Türkiye terörle anılmasın. Türkiye’nin terörle anılmamasının yolu ne? Terörün yönetilebilir bir hale getirilmesidir. Yüzde 100 devletin varlığının hissedilmesi, vatandaşların yurdun her köşesinde, her noktasında seyahat edebilmesi, yaşayabilmesi, iş yapabilmesi şartlarının sağlanması, can ve mal korkusu, endişesi taşımaması, sivillerin toplu olarak öldürülme korkusuyla biraraya gelmeme yönünde bir irade ortaya koymamaları. Sivil, çocuk, yaşlı masum insanları, habersiz insanları öldürecek, onları kalleşçe katleden girişimlerin ortadan kaldırılması. Güvenlik güçlerimize, polisimize jandarmamıza, korucumuza silah doğrultup onları kahpece, kalleşçe şehit edenlerin artık bu topraklarda olmaması. Bütün bunların sağlanması, hem şehirde, hem kırsalda bu yapılanmaların çökertilmesiyle mümkün. Yetmez, güney sınırımızın yüzde 100 kontrole alınmasıyla mümkün. Bu da nasıl olacak? Suriye, Irak’ta istikrarın ve güçlü siyasi yönetimlerin oluşmasıyla olacak. Dolayısıyla bir içsel faktörler var, bir de dıştan kaynaklanan faktörler var, hepsini birlikte el almak zorundayız, o yüzden tarih vermek çok anlamlı bir şey değil. Ama şu ana kadar 22 Temmuz’dan itibaren başlayan süreç çok iyi gidiyor, çok ciddi mesafeler alındı, bundan sonra kırsal ağırlıklı çalışmaya devam edeceğiz, oradaki yuvalanmaları, oradaki sevk ve idare merkezlerini etkisiz hale getireceğiz, böylece şehir-kırsal arasındaki bağları da koparmış olacağız; bu işin bir tarafıdır.

Ama eşzamanlı olarak yapmamız gereken daha önemli bir şey var. Bugün bölgede yaşayan vatandaşlarımız şunu gördü: Terör örgütünün onlarla ilgili bir derdi yok, yani bütün faaliyetleri, bütün bu terör olaylarını bölge halkının geleceği için, onların menfaati için olmadığını anladılar. Aslında bölgenin, bölgedeki vatandaşlarımızın sorunu PKK terör örgütünün bizatihi kendisidir. Bu sorunu aradan çıkarmak istiyoruz, vatandaşla aramızda yuvalanan ve vatandaşla aramızdaki sorun alanı olan terör örgütün aradan çıkarıp vatandaşlarımızla tekrar kucaklaşmak istiyoruz; bu büyük oranda sağlandı. Artık terör örgütünün propagandasını yapan, lojistik desteğini yapan yerel yönetimler, Meclisteki temsilciler artık itibar görmüyor, bölgedeki vatandaşlarımız tarafından itibar görmüyor, Türkiye’de kimse tarafından itibar görmüyor, onun için bunlar ha babam yurt dışında kapı kapı geziyorlar, Türkiye’yi her türlü yalanı, dolanı, Türkiye hakkındaki karalama kampanyasını acımasız bir şekilde sürdürüyorlar. Ama o dostlarımız da yalancının mumu yatsıya kadar bile yanmaz anlayışını görecekler ve Türkiye’nin bu haklı davasını eninde, sonunda kabul edecekler, aksi bu ateş onları da yakar, yakmaya da başladı, bunu da bilmeleri gerekir.


OKAN MÜDERRİSOĞLU- Efendim, yurt dışında kapı kapı dolaşıyorlar deyince, dokunulmazlık bağlamında da bir soru yöneltmek istiyorum size. Dokunulmazlıkların kaldırılması özellikle teröre açıkça yardım, yataklık yaptığı bilinen HDP’li milletvekilleri bazında terörle mücadele konseptinin bir parçası gibi de algılanıyor, böyle midir? Asıl önemlisi, bu milletvekillerinden bazıları, hatta grup olarak hareket edenlerin önemlice bir bölümü ifade vermeye gitmeyeceklerini beyan ettiler. Dolayısıyla zorla götürme kararı üzerinden uluslararası kamuoyuna Türkiye’de meşru siyasetin kanallarının aslında kapatıldığı, dolayısıyla da başka bir çıkış yolu bırakılmadığı gibi bir mesaj vereceklerine ilişkin de bir tartışma yürüyor. Türk adli kolluk kuvvetleri, Türk yarısı bu konuda geçmişteki olayları da hatırlayınca oldukça deneyimli, 90’ları çağrıştıracak bir tabloyla karşılaşma riskimiz nedir acaba?

BAŞBAKAN BİNAL YILDIRIM- Evet, çok güzel bir soru Okan Bey, teşekkür ederim.

Ama isterseniz terörün güvenlik boyutlu mücadelesinin arkasından yapılması gereken kısmına da kısaca değinelim. Çünkü orada yaşayan milyonlarca vatandaşımız, tamam, burada evimizden, barkımızdan olduk, buradaki terör unsurlarını ortadan kaldırdınız, güvenliğimizi sağladınız, ama bundan sonra biz nasıl hayata tutunacağız diye insanlar beklenti içinde. Buna yönelik de çalışmalarımızı epeyi ilerlettik, enkaz kaldırma çalışmaları oldu, altyapı çalışmaları başladı, TOKİ inşaat inşatlarına bazı yerlerde başladı, bazı yerlerde başlıyor. Bunlar ilk yapmamız gereken işlerdi, ama hemen arkasından çok kapsamlı bir altyapı, kalkınma ve rehabilitasyon projesi hazırladık, önümüzdeki Pazartesi ayın 4’ünde bir bayram müjdesi olarak gerek Güneydoğu’yla ilgili, gerekse Türkiye’deki çeşitli kesimlerin ekonomiyle ilgili beklentilerini karşılayacak müjdeleri vatandaşlarımızla paylaşacağız.

Burada nerede olacak? Piyasada bir darlık olduğunu biliyoruz, bir nakit sıkışıklığı olduğunu biliyoruz, çeklerle ilgili sorun olduğunu biliyoruz, iflas ertelemelerinin kötüye kullanıldığını biliyoruz, iş kurmanın, iş kapatmanın zorluklarını biliyoruz, dışarıdan gelen yatırımcıların karşılaştıkları sıkıntıları biliyoruz, bütün bunları ortadan kaldıracak bir dizi devrim niteliğinde ezber bozan kararlar üzerinde çalışıyoruz…

VEYİS ATEŞ- Bir takvim var mı efendim?

BAŞBAKAN BİNAL YILDIRIM- Önümüzdeki Pazartesi arife günü herhalde kamuoyuyla paylaşacak noktaya geleceğiz, bir bayram müjdesi bütün esnafımıza, iş adamımıza, yatırımcımıza, çalışanımıza böyle bir müjdeyi inşallah vermiş olacağız. Buna Güneydoğu’yla ilgili özel proje de dahil. Oralarda zenginlik noktaları oluşturulması, yeni iş alanları açılması, yıkılan, yakılan yerlerin daha güzel şekilde yapılması, sosyal içerikli programlar, özellikle gençlerin hayata döndürülmesi, meslek kazandırılması, onlara daha güzel gelecek hazırlanması gibi çok kapsamlı bir projeyi, artı genel ekonomik beklentileri piyasanın karşılayacak önlem paketini bir müjde olarak vatandaşlarımıza önümüzdeki Bakanlar Kurulu sonrası paylaşacağız, bunu da bu vesileyle size ilk defa duyurmuş olalım.


YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Cazibe merkezleri de mi bu kapsamda?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi tabi, onlar da dahil, yani zenginlik merkezi, cazibe merkezi, kalkınma merkezi, ne derseniz deyin adına. Ama işin özü, o bölgeleri kendi kendine yeterli hale getirmek, yani…

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Sayın Başbakanım, sosyal, kültürel, ekonomik büyük bir reform paketi mi açıklayacaksınız?

BAŞBAKAN BİNAL YILDIRIM- Aynen öyle.

Şimdi gelelim dokunulmazlık konusuna. Dokunulmazlık konusu da bir başka istismar alanı. Dokunulmazlık, kürsü dokunulmazlığı, kendini ifade etme özgürlüğünü kapsayan bir şey değil. Gerek milletvekili olmadan önce, gerek milletvekili olduktan sonra bazı söylemleri ve eylemleri nedeniyle suç teşkil ettiğini düşünen savcılıklarla başlatılan soruşturmalar var, bunlar aşağı yukarı 700’e yakın dosya var, kişi olarak da zannediyorum 150’den fazla. Bunların dokunulmazlığının kaldırılması ve yargılama yolunun açılmasıdır.

Şimdi bu Anayasamızda mevcut bir şey değil mi? Dokunulmazlıklar Anayasaya göre belirli gizli oyla yapılıyor, bu konuda grup kararları alınamıyor ve Anayasaya göre bu oylamalar yapıldı, dokunulmazlıkların kaldırılmasına karar verildi. Şimdi aslında düşünün ne dedi bütün partiler? AK Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, HDP, aslında bütün kampanyalarda filan dokunulmazlıkları hep beraber kaldıralım dedi, herkes dedi. Tamam, şimdi kalkınca niye bazıları kıvırıyorlar? Kusura bakmasınlar, baştan isteyeceksiniz, kalktıktan sonra da, efendim, biz ifadeye gitmeyiz, biz şöyle yaparız, böyle yaparız, tahrikkar bir tutuma giriyorlar, bu fevkalade yanlıştır. Türkiye bir hukuk devleti, hukuk herkes için geçerlidir, herkese lazımdır, kimse mahkemelerin üstünde kendini göremez. Yani bu süreci de bir şov aracı olarak kullanmak fevkalade yanlıştır ve tehlikelidir. Millet o zaman ne diyecek? Efendim, ben de gitmiyorum. Nasıl düzeni, intizamı sağlayacağız? Yani bir parti lideri bunu söylerse, sıradan vatandaş da der ki, ya benim liderim gitmiyor, ben de mahkemeleri tanımıyorum diyebilir mi? Dolayısıyla bu fevkalade yanlış bir tutumdur, derhal bu tutumdan vazgeçmeleri bizim samimi tavsiyemizdir; bu bir.

Ama buna rağmen dikkat çekmek, memlekette işte hukuk yok, insan hakları yok gibi o mutat yalanlarını, dolanlarını dünya kamuoyuyla paylaşmak arzusundaysalar, böyle bir beklentileri varsa, o beklentilerini de kursaklarında bırakacağız, onu da bilin, yani öyle bir şov yapmalarına asla izin vermeyeceğiz.

VEYİS ATEŞ- İddia o ki veya teori o ki, bu dokunulmazlıklar sair bölgede süren, devam eden terörle mücadele sonucunda AK Parti HDP’lilerin, bunlar tırnak içinde ifadeler, milletvekilleri düşürülecek ve sonbahar, bilemediniz ilkbahar bir erken seçim, sonrasında 367 eşiğini geçilen bir milletvekili sayısıyla başkanlık gelecek, tırnağı kapatıyorum, iddiaları ve teorileri niçin ne derseniz?

BAŞBAKAN BİNAL YILDIRIM- Arkadaşlar, daha şurada 7 Haziran’da seçim yaptık, 1 Kasım’da seçim yaptık, yani ne oluyoruz? Seçim seçim, ne zaman geçim? Millet geçim bekliyor, kusura bakmayın, yoruldu millet, yoruldu. Artık diyor biz bu kadar seçim oldu, bir bakalım ne var, ne yapıyorsunuz, bizim işler ne zaman düzelecek, piyasa ne zaman hareketlenecek, millet bunu bekliyor bizden. Yani onun için bu seçim falan, bunları gündeme getirmek bu ülkeye iyilik değil, kötülüktür, onu asla ve asla hiç kimse keyfi, şahsi maceraları için böyle yollara girmesin, bunu özellikle ifade etmek istiyorum. 

Önümüzde önemli bir süre var, yani bir istikrarın, siyasi iradenin olduğu bir süreç var, partimiz her yönüyle sorunların da farkındadır, çözümleri de biliyor, biz gereğini yapacağız. Milletimiz bizim arkamızda olduğu müddetçe Türkiye için üretmeye, Türk insanının refahını sağlamak için çalışmaya canla, başla devam edeceğiz. Geçmişte yaptıklarımız bunun ispatıdır. Biz kendimizi ispat ettirecek bir parti değiliz, rakibimiz de yine kendimiz. Bugüne kadar bizim rakibimiz olmadı, hep kendimizle yarıştık, bundan sonra da belli ki kendimizle yarışacağız, çünkü rakiplerde tık yok. Ne memleket meselelerinde, ne de ülkenin geleceğiyle ilgili bir şey duyabiliyor musunuz Allah aşkına? Hiçbir şey yok. İşleri, güçleri Cumhurbaşkanına laf yetiştirmek. Ya bırakın da gelin deyin ki, ya kardeşim, şu işi yanlış yapıyorsunuz, doğrusu budur, biz size doğruyu gösteriyoruz, bundan da yararlanın diyen gördünüz mü? Yok. 

Şimdi HDP, dokunulmazlıklar niye kalkmış Türkiye’de? Bize hukuk dersi, demokrasi dersi vermeye çalışan dostlarımız var, kusura bakmasınlar. Bir tane patlama oldu, her şeyi askıya aldı Fransa, insan haklarını da askıya aldı ve İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaat etti, 15. madde hakkımı kullanıyorum dedi. Türkiye’de ölüm-kalım mücadelesi veriyoruz, hiçbir şeyi askıya almadık. Bu kadar da acımasızca, haksızca üzerimize kimse gelmesin, kusura bakmasın. Dünyada ne oluyor, kimin ne iş yaptığını biz herkesten iyi biliyoruz. 

Şehitlerimiz var, onlar bizim canımız, ciğerimiz, onlar bizim yüreğimizin en müstesna yerinde, onlar ölü değil, çünkü onlar Türkiye’nin yaşaması için, bu milletin yaşaması için hayatlarını seve seve verdiler. Dolayısıyla bu şehitlerimizin ruhunu acıtacak bir iş bizden asla sadır olmaz, böyle bir şey yapmayız.
Teröre açıkça destek veren, teröre yardım, yataklık yapan kim olursa olsun, sıfatı ne olursa olsun bunun bedelini ödeyecektir. Vatandaş bunu istiyor, biz de vatandaşımızın istediği neyse onu yerine getirmek gibi bir yükümlülüğümüz var, bir sorumluluğumuz var.


YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Dış politikada, terörde aslında geniş bir konuşma yaptık, fakat ikisinin kesiştiği bir yer var. Siz de sık sık vurguladınız, dediniz ki, bunun dış boyutu artık saatten sonra hatta belki de daha önemli güney sınırımızın kontrolü, konuşmadığımız bir tek bu kaldı. Amerika Birleşik Devletleri’yle özellikle Suriye’deki PYD üzerinden oluşmakta olan hat için anlaşamıyoruz, anlaşamadığımızı da karşılıklı olarak resmi açıklamalarda görülüyor. O konuda bütün bu dış politikadaki gelişmeler ve terörle mücadele için baktığımız zaman yeni şeyler beklenebilir mi ya da muhataplarımızla görüşmelerimiz nasıl gidiyor?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, muhataplarımızda görüşmelerimizde zaman zaman sıkıntılar oluyor, tabi olmuyor değil, ama işin sonunda kavga-dövüş birbirimizi anlıyoruz, onu öyle söyleyelim. 

Bizim hassasiyetimiz şudur: Bizim hassasiyetimiz, az önce de söyledim, bizim toprak bütünlüğümüze, birliğimize, beraberliğimize yönelecek saldırıları azaltan bir yapılanmaya biz orada izin veririz, buradaki riskimizi artıran bir yapılanma bizim için hayat memat meselesidir, bu kadar açık ve net söylüyorum. Dolayısıyla orada suni devletler oluşturma ve Türkiye’yi sürekli tehdit altında tutma gayretleri olduğunu görüyoruz ve müttefiklerimizi bu konuda usulünce uyarıyoruz, diyoruz ki, burada yapıyı bozmayalım, Suriye’nin, Irak’ın toprak bütünlüğünü bozmayalım. Bunlar şimdi sözde Suriye’de rejime karşı sizinle işbirliği yapıyorlar gibi olsa da bunların sicili bozuk, bunlar terör gruplarının uzantıları, Kandil’in Batıya doğru kaymış unsurları, bunlarla işbirliğinize biz razı değiliz, açıkça söylüyoruz bunu, Amerika’ya söylüyoruz. O yüzden buralarda zaman zaman anlaşamadığımız durumlar oluyor. Ama anlaşalım yahut anlaşmayalım, bizim için olmazsa olmaz o güney sınırımızın, 911 kilometrelik o uzun güney şeridin emniyet altına alınmasıdır. 

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, bir konu daha var aslında konuşmadığımız, Veyis biraz girdi ama, konu başka bir yere geldi.

Şimdi asıl mesele tabi anayasada başkanlık ya da partili cumhurbaşkanlığı neyse, o iki konu odaklı tercihen, iki konudan birisi odaklı bir anayasa değişikliğinin hazırlanması meselesi. Şimdi öyle anlaşılıyor ki, bu yasama dönemi tatile girmeden önce böyle bir düzenleme sizin tarafınızdan, AK Parti tarafından Meclise sunulmayacak, doğru mu biliyorum? 

BAŞBAKAN BİNAL YILDIRIM- Yani bu yaz tatilinden önce çok mümkün gözükmüyor, onu söyleyeyim. 

SERPİL ÇEVİKCAN- Bu arada sizinle zaman zaman da yaptığımız söyleşilerde hep A ve B planı demiştiniz. A planı olarak tabii tam başkanlık, B planı olarak partili cumhurbaşkanlığını zikretmiştiniz. Geçtiğimiz günlerde bir C planı dediniz. Siz böyle pek düşünmeden konuşmazsınız. Acaba bu C planı konusunda bize bir ipucu verecek misiniz? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sen kötü alıştın planlara. Şimdi tabii…

SERPİL ÇEVİKCAN- A ve B’yi biliyoruz, ama C’yi merak ettik. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Siyaset demek, çözüm üretmek demektir. Ben de uzun yıllar siyaseti hep çözüm üretme amacıyla bir araç olarak gördüğüm için, yani bütün Bakanlık süremde çözüm üreten, vatandaşın işini kolaylaştıran, hayat kalitesini yükselten önemli hizmetlere, önemli projelere imza attık. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’yi dönüştürdük. Nereye dönüştürdük? Türkiye’yi üçüncü dünya ülkesinden gelişmiş ülkelerin arasına getirdik. Türkiye bugün gelişmiş ülkelerde ne varsa hemen hemen hepsine sahip, birçoğundan da daha iyi konumda, onu da bilmek lazım. Bugün 2016 ilk çeyreğinde dünyada büyümesi en yüksek 5 ülkeden birisi Türkiye’dir. Her türlü olumsuzluğa rağmen bunu gerçekleştiren ülkenin adı Türkiye’dir. Türkiye dünyada yaprak kıpırdamadığı halde mega projeleri birer birer hayata geçiyor. Bu Perşembe 50 yıllık hayal gerçek oluyor, Osman Gazi Köprüsü, dünyanın dördüncü büyük köprüsünün açılışını yapıyoruz; bu hepimizin gururu. Dolayısıyla bizim siyasette çözüm esastır. Anayasa değişikliği bütün partilerin vazgeçilmez vaadidir Serpil Hanım. 2002 seçimlerinden itibaren bütün partiler; artık vesayet ürünü Anayasa gitsin, halkın iradesiyle, Meclis’in iradesiyle yapılan anayasa gelsin diyor, öyle değil mi? Ama bugüne kadar böyle kısmi değişiklikler, ufak tefek günlük ihtiyacı karşılayacak konjonktürel değişikliklerle geldik. Mutlaka artık burada bir sağduyuyla, ortak akılla bu anayasayı yapmak lazım. Eğer 2007’de 367 icadını çıkarmasalardı bugün başkanlığı belki de konuşmayacaktık. Ama orada maalesef ne hukukta yeri olan, ne demokraside yeri olan, ne de siyasette yeri olan bir icat çıkardılar, 367 icadı. Ve ondan sonra Türkiye’de her şey değişti. Değişen ne? Bizde o sorunu aşmak için dedik ki; cumhurbaşkanını halk seçsin, Anayasa değişikliği getirdik. Bugün milyonlar cumhurbaşkanını seçiyor, 20 milyondan, 21 milyondan fazla insan Cumhurbaşkanımıza, Recep Tayyip Erdoğan’a oy verdi, seçti. Anayasanın lafzında sorumsuzdur Cumhurbaşkanı, ama şimdi Cumhurbaşkanımız bu millete ben sorumsuzum mu diyecek, böyle bir şeyi kim bekleyebilir? 21 milyondan fazla insanın oyunu almış birisi yarın bunun siyasi sorumluluğu olduğunu bilmez mi? Gelip vatandaş yarın, 2019’da demeyecek mi şunu şunu söylediniz, hani bunlar yapıldı mı? Yapılmadı. Şunu yaptınız, Allah razı olsun demeyecek mi? Dolayısıyla fiilen 2010 referandumuyla başkanlık süreci başlamıştır. Yapılması gereken, bu vesayet anayasasındaki durumla fiili durumu aynı hale getirmek, bu Anayasayı yenilemek. Bu olur-olmaz, bizim sayımız buna yetmiyor, ama biz bunun olması için elimizden geleni yapacağız. Bir kez daha partilere, diğer siyasi rakiplerimize; gelin bu şeref hepimizin olsun, milli egemenliğin tecelli ettiği Meclis yepyeni, 79 milyonu kuşatan, kucaklayan, tek bir vatandaşımızı bile dışarıda bırakmayan bir anayasaya sahip olalım, bunu bu millete yaşatalım diye son çağrımızı da yapacağız. 

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Sonbaharda kamuoyuyla paylaşacaksınız öyle anlaşılıyor takvim olarak. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şu anda tabii yazılıyor…

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Muhalefet partilerine de bir ziyaret düşünüyor musunuz sonrasında? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii, bir şekilde kamuoyuyla da paylaşılacak, muhalefet partileri de bu değişiklik, bu yeni anayasa sürecine davet edilecek. Bu mümkün olmazsa, her şeye rağmen biz teklifimizi de AK Parti Grubu olarak vereceğiz. Ha buradan sonuç aldık-almadık, dünyanın sonu değil. Alternatiflerimiz de elimizde olacak, o alternatifi devreye sokacağız ve gerekeni yapacağız; bu kadar basit. 

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Şöyle bir sizin Parti Toplantınızda; diğer partiler de istiyorlarsa anayasa tasarımlarını sunsunlar, tekliflerini…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii. 

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Gerekirse tamamı ayrı ayrı…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunlar da dahil, yani o yüzden alternatifler, seçenekler, sadece bir seçenek değil birden fazla, ikiden fazla seçenek olabilir dediğimizin arkasında bu düşünce var; onu da siz hatırlattınız, teşekkür ederim. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Süremizi aslında doldurduk, ekonomideki başlıkları konuşmadığımızı biliyorum. Ekonomiyle ilgili…

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Piyasadaki nakit sıkışıklığı, daha doğrusu piyasadaki nabzı anlatan aslında bir değerlendirmeniz oldu. Merkez Bankası da arka arkaya faiz indirim kararları veriyor. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru. Bu indirimlerin piyasaya yansıması lazım. 

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Ben de onu soracaktım. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani indirmek yetmez, piyasanın da bunu hissetmesi lazım. Bizim alacağımız tedbirler, açıklayacağımız müjde paketi bunu içerecek. 

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Peki, bir son soru ben kendi adıma müsaadenizle, belki sona kaldı, ama önemli bir konu başlığı; bu paralel yapıyla mücadele noktası. Bu yapılanmanın organize suç işleme kabiliyetinin kırıldığına ilişkin bir tespitiniz var mı? Çünkü farklı farklı alanlarda mücadele sürüyor. Şimdi gecenin bu saatinde belki detay konuşmak mümkün değil, ama bu yapı toplum için organize suç işleyerek devlet dinamiklerini sarsacak bir güç ya da unsur olmaktan büyük ölçüde çıkarıldı mı? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Mücadelede önemli bir mesafe kat edildi. Ama henüz istediğimiz noktaya gelmiş değil, risklerimiz devam ediyor. Mücadelenin zorluğunu da biliyorsunuz devlet içinde bir yapılanma var, illegal yapılanma var. Bunları suçluyla suçsuzu ayırt ederek, yani yaşın yanında kurunun da yanmamasına dikkat ederek bu mücadeleyi sonuçlandırmanın kolay olmadığını takdir edersiniz. O yüzden yavaş ilerliyor, ama gittikçe daha iyi duruma geliyoruz. Şunu herkes bilmesi lazım arkadaşlar. Hiç kimse istediği kadar zayıf olsun bir devletle bilek güreşine tutuşamaz. Böyle bir şey yapmaya kalkan her dönemde bedelini öder, gerekli karşılığı da görür. Onun için otorite, irade olmayan yerde idare olmaz. Dolayısıyla biz bu konuda bugüne kadar yapılanları da biliyoruz, ama bundan sonra neler yapacağımız konusunda da kafamızda hiçbir karışıklık yok. Sadece mücadelenin zorluğu, mücadele işin tabiatı dolayısıyla zorluğu var, o zorlukları bertaraf için çalışıyoruz. Tabii finansal kaynaklar önemli bu mücadelede. Bunların kesilmesi önemli bir adım olacak. Devlet içerisinden bu unsurların temizlenmesi süreci de biraz zaman alacak. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Kararlılık var, süreç işliyor, ne yapılacağı da belli diyorsunuz. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiçbir sorun yok, kararlılık devam ediyor, bundan sonra daha da organize şekilde bütün kurumların katılımını sağlayarak bu mücadeleyi sürdüreceğiz. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Sayın Başbakanım, ekonomiyle ilgili anladığım kadarıyla Arife günü siz çok zengin bir içerik açıklayacaksınız, o yüzden çok detaylarına girmek istemiyorsunuz. Süremiz de bitti, ama çok somut da bir şey var. Tabii şimdi bedelli askerlikten 4C’ye kadar yağmur gibi tweet’ler geliyor, ama ben özellikle çok somut bir şey vardı; taşeron meselesi ne zaman açıklanacak? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Arkadaşlar, bu konuyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Biliyorsunuz 64. Hükümet döneminde, hatta seçimlerden önce bu konuda vaatlerimiz vardı, Ahmet Bey döneminde birtakım kısa vadeli vaatler yerine getirildi, daha ziyade parasal konular, asgari ücret, emekliler, diğer bireysel teşvikler, destekler vesaire bunlar yapıldı. Taşeron konusu çok karmaşık bir konu, değişik değişik statüde çalışanlar var, bunların üzerinde kesimlerle görüşülüyor, çalışılıyor. Gündemimizde çalışmalar sürüyor, yılsonuna kadar herhalde gerçekleşmiş olacak. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Çok sık vurguladınız, o yüzden son olarak da bunu sormak istiyorum; barıştan, kardeşlikten paylaşılacak şeylerin daha çok olduğunu söylüyorsunuz hem uluslar arası ilişkilerde, hem insanların, toplumların kendisi içinde. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, doğru. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Ama son geçtiğimiz Ramazan ayında çok can sıkıcı, toplumsal gerilimi de artırdığını düşündüğümüz olaylar oldu. İşte namaz kılmayan hayvandır diyerek, hocanın kendisi de sonradan bunun için özür dilediği, arkasında durmadığı bir sözden, işte Firuzağa’daki hatırlayacaksınız o kavga-dövüş sahnelerine kadar. Toplumdaki bu gerilim noktalarıyla ilgili de görüşlerinizi alalım ve söyleşimize son verelim. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu konuda ben o bahsettiğiniz olayla ilgili çok net görüşümü ortaya koydum, eğer böyle diyen varsa halt etmiş, yani ona mı kalmış kim namaz kılıyor-kılmıyor, kılan şöyle-kılmayan böyle. Bu ne din adamlığına, ne de insanlığa sığan bir şey değil, bu çok açık.

Firuzağa’daki olay da istismara çok müsait bir olaydır. Yani Taşkın Bey, din bizim tepemizin üzerindedir, dini buraya getirip konuşmaya başladık mı anlaşmazlık kapısını açarız. İnancımız, dinimiz bizim kutsalımız her şeyin üzerindedir, ama diğer yandan da insanları yargılayacak, sorgulayacak bir yetkimiz de yok, öyle bir sorumluluğumuz da yok. Sadece insanların inançlarını, düşüncelerini rahatça ortaya koyacakları ortamı sağlamakla mükellefiz. Bunu biz yapmak zorundayız. İnanana ne kadar baskı varken o bizi rahatsız ederse, inanmayana da baskı aynı şekilde bizi rahatsız eder. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Çok teşekkür ederim efendim. 

Okan Müderrisoğlu, Serpil Çevikcan, Veyis Ateş katkılarınız ve programa katıldığınız için çok teşekkür ederim.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yaklaşan Ramazan bayramlarını kutluyoruz. 

Vatandaşlarımıza son bir uyarım var: Uzun bir tatil var. Turizmde dışarıda sıkıntı yaşadık, ama Allah yardım ediyor, iç turizmde rezervasyonlar yüzde 80, yüzde 90’lara ulaşmış, turizmcinin de yüzü gülmeye başladı. Bu anlaşmalardan sonra da bunlar da işin cabası. İnşallah o alan da düzelmeye devam ediyor. 

Bayramlarını tebrik ediyorum vatandaşlarımızın. Bayramın kardeşliğimize, birliğimize, beraberliğimize daha da geliştirilmesi, kuvvetlendirilmesini Mevla’mdan niyaz ediyorum. 

Yola çıkacak vatandaşlarımızı uyarıyorum; yolların kralı olmaz, yolların kuralı olur. Siz siz olun, kurallara uyun, sevdiklerinizi, yakınlarınızı üzmeyin. Bu uyarımızı da yapmış olalım ve böylece programı kapatalım.

Teşekkür ediyorum. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Çok teşekkür ederiz efendim. 

Çankaya Köşkü’nde Başbakan Binali Yıldırım’ı ağırladığımız programımız burada sona eriyor. Kısa bir aranın ardından TRT Haber canlı yayınlarıyla tekrar devam edecek. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.