Basbakan Yildirim’in STK ve kanaat önderleriyle bulustugu toplantidaki konusmanin tam metni
Sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, hayırlı akşamlar diliyorum. Bu güzel toplantıda sizlerle beraber olduğumdan dolayı duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlıyorum.
Bugün Diyarbakır’da çok kapsamlı 23 ilimizi ilgilendiren Doğu ve Güneydoğu illeri yatırım ve destek hamle programını başlattık. Bununla ilgili bütün detayları sabah Cahit Sıtkı Tarcan Spor Salonunda bütün canlı yayında hem Diyarbakırlılara, hem de diğer 22 vilayetimizdeki vatandaşlarımız takip etti, bütün Türkiye takip etti. Diyarbakır programında sadece miting yapmadık, mitingden sonra Doğu ve Güneydoğu Bölgesinde görev yapan korucularımız, aşiret reisleri ve diğer STK’larla da terörle mücadele ve bölgede yapılacak işlerle ilgili değerlendirmeleri de gözden geçirdik. Bunun yanı sıra bildiğiniz gibi bugün yine Diyarbakır Merkez olmak üzere özellikle bölücü PKK terör örgütünün hendek ve çukur eylemiyle ortaya çıkan yıkımların ortadan kaldırılması amacına yönelik olarak bir yeniden imar programını da başlattık. Birkaç merkezde temel atma törenlerini de gerçekleştirdik. Özellikle yıkılan binaların öncelikle yapılması, esnafımızın yaralarının sarılması bunun yanı sıra da bozulan altyapının yeniden inşası gibi konularda fiilen çalışma başlamış oldu. Bunlar zaten olması gereken işlerdi. Maalesef terör örgütü bölgeyle hiçbir gönül bağı yok, terör örgütü öldürmekten başka hiçbir iş yapmıyor, Kürtlerin hiçbir sorunuyla ilgilenmiyor, ülkenin hiçbir sorunu onları ilgilendirmiyor işleri, güçleri Türkiye’nin enerjisini azaltmak, bölgedeki insanların hayatını karatmak. Buradan açıkça söylüyorum, terörden korkmayacağız, terör bizden korkacak, bundan sonra terör bizden korksun. Nerede karşımıza çıkarsa çıksınlar evvel Allah Türkiye arkamızda, Diyarbakır arkamızda, 79 milyon arkamızda bundan sonrasını onlar düşünsün.
Değerli kardeşlerim; sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri olarak size çok büyük görev düşüyor. Bu süreçte terörün verdiği tahribatı ortadan kaldırmak için elbirliğiyle beraberce çalışacağız. Bunların bütün kaynaklarını teker teker kurutacağız. Nasıl 15 Temmuz sonrası FETÖ terör örgütünü bütün kurumlardan ayıklıyorsak, bütün şirketlerini, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını, derneklerini, vakıflarını, sendikalarını kapattıysak şimdi sıra bölücü terör örgütüne geldi. Öyle belediye başkanı, eş başkan, Kandil’den emir alacak gelip burada racon kesecek, hesap kesecek milletin kanını emecek yağma yok. Bu milletin kuruşuna göz diken herkesten hesabını soracağız, onun da kanununu çıkardık. Her kim kamu kaynağını milletin vatandaşın, devletin paralarını teröre aktarıyorsa, dağa aktarıyorsa terörü finansa ediyorsa mutlaka gereği yapılacak. Her yönüyle terör örgütüyle kırsalda, şehirde yer yerde mücadele artarak devam edecek, finans kaynaklarını kurutacağız. Yol kesmeler, mayınlamalar, kalleşçe, kahpece saldırıların üzerine kararlılıkla, acımasızca gitmeye devam edeceğiz. Tabi bu işin güvenlik tarafı bunu zaten başladık en hızlı şekilde devam ettiriyoruz, ama işin bir de diğer kısmı var. Yıllardan beri oluşan moral çöküntüsünü ortadan kaldırmak, sosyal tahribatı ortadan kaldırmak ve milletimizin, vatandaşlarımızın birbiriyle kucaklaşmasını sağlamak, terör örgütünü de tamamen devreden çıkarmak konusunda sivil toplum kuruluşlarımıza, sizlere büyük görev düşüyor. Birlikte çalışacağız, çünkü bu bizim ortak meselemiz, ortak geleceğimiz evlatlarımızın, çocuklarımızın ortak geleceğidir. Onun için değerli dostlar, değerli kardeşlerim, bugün sadece Doğu ve Güneydoğu’daki fiziki kalkınma hamle değil, aynı zamanda birlik, beraberlik, kardeşliğin tahkim edilmesi ve geleceğe yönelik büyük Türkiye hedeflerinin gerçekleştirilmesi yönünde adımları da atıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımızın, kanaat önderlerimizin katkıları olmadan hiçbir şey olmaz, çünkü siz burada işi içindesiniz, yaşıyorsunuz damdan düşensiniz. Sizlerin tespitleri, sizlerin tecrübeleri bizim yapacağımız işlerde önümüzü aydınlatacak, bize yol gösterecek. Özellikle Diyarbakır’a bir teşekkür borcum var önemli bir şey, 15 Temmuz gecesi Diyarbakır meydanlarında Ay Yıldızlı bayrağıyla o meydanları dolduran vatansever milletinin geleceğini düşünen bu çok değerli vatandaşlarıma, sizlere çok teşekkür ediyorum. Bir kez daha düşmanları şaşırttınız, dostları sevindirdiniz, ülkenize sahip çıktınız, demokrasimize sahip çıktınız, geleceğimize sahip çıktınız. Kim demiş Diyarbakır bayrağı yan bakar? Diyarbakır Ay Yıldızlı bayrağı başının üstünde taşır işte gördük. Diyarbakır’ı bölgeyi, terörle birlikte anmak olaylara Fransız kalmaktır. Burayı bilmeyen, buradaki insanın tabiatını bilmeyen, geçmişini bilmeyen uzaktan bölge hakkında ahkam kesenler bir kez daha şaşırmışlardır, bir kez daha yanılmışlardır.
Değerli kardeşlerim, darbecilere en büyük darbeyi siz vurdunuz, Allah sizden razı olsun. 15 Temmuz’da bu ülkenin bayrağını yere düşürmediniz, vatanın bütünlüğünden yana çok güçlü bir duruş sergilediniz. Diyarbakır’ın Ankara’nın yanında olduğunu, İstanbul’un yanında olduğunu bütün dünya aleme gösterdiniz. Türkiye’nin seçilmiş Cumhurbaşkanına, Recep Tayyip Erdoğan’a yapılan o alçak saldırıya izin vermediniz, Cumhurbaşkanınıza sahip çıktınız Allah razı olsun.
Değerli kardeşlerim, önümüzde inşallah güzel günler var. Bakın 15 Temmuz’da FETÖ terör örgütü bütün foyası ortaya çıktı, bütün planları çöktü ve şimdi birer birer her yerden bunları ayıklıyoruz, her tarafı sarmışlar, kuşatmışlar, ama 15 Temmuz sonrası bir şeyi daha gördük, biliyorduk da bilmeyenler şunu gördü: FETÖ terör örgütüyle BETÖ Bölücü Terör Örgütü aynı kanaldan besleniyor, aynı birbirleriyle beraber çalışıyorlar. Biri görev alıyor diğerine veriyor, diğeri bırakıyor öbürü alıyor. Neden bu 15 Temmuz öncesi buradaki terörle mücadelelerde, operasyonlarda mesafe alamadığımızı bugün daha iyi görüyoruz. Hainlik sadece tankları, uçakları, helikopterleri meydanlara indirmek, halkın üzerine bomba atmakla olmadı, terörle mücadele yapıyoruz diye hainlikte yaptılar bunlar. Ama bütün bunlar geride kaldı, Allah’a şükür şu anda terörle mücadele konusundaki kararlılığımız, duruşumuz bu terörle mücadele dönemi içerisinde hiçbir şekilde olmadığı kadar daha kararlıyız, ne yapacağımızı daha iyi biliyoruz, yol haritamız belli. Öyle terör örgütünün saldırmasını falan beklemeyeceğiz, gittikleri kadar enselerinde olacağız, takip edeceğiz, inlerinde etkisiz hale getireceğiz. İşte 30 yıldır girilemeyen Çukurca’daki inlerine girdik inlerini dağıttık. Şehitlerimiz var, yüreğimiz yanıyor, canımız yanıyor, ama vatanı korumanın, milleti bir ve beraber tutmanın bedeli var. Acımızı bağrımıza gömeceğiz, ama asla asla teröre boyun eğmeyeceğiz. Teröre boyun eğersek o zaman millet olamayız. Bu konuda memnuniyetle görüyorum ki, Türkiye’nin her tarafında, Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Hakkari’de, Mardin’de, Muş’ta, Bingöl’de, İzmir’de, Ankara’da, Sinop’ta, Hatay’da aynı düşünüyor bu bizim en büyük gücümüz, millet bizimle beraberse gerisi teferruat evvel Allah bu işlerin üstesinden geleceğiz.
Değerli kardeşlerim, bölgemizde çok büyük oyunlar oynanıyor çok büyük oyun büyük, oyun bölgeyi istikrarsızlaştırmak, Türkiye’nin dizinin dermanını yok etmek, dizlerinin bağını çözmek ve buradaki planları gerçekleştirmek Suriye’de yapılan bu, Irak’ta yapılan bu. Efendim, Suriye’de Türk askerinin ne işi var diyor. Be kardeşim, sen 6 kilometreden, 3 bin kilometreden geliyorsun oralarda istediğin faaliyeti yapıyorsun ona bir şey diyen olmayacak, 911 kilometre hududum var ben Suriye’de ne işim var? Oradan sürekli roketler atılacak, bombalar atılacak, benim vatandaşım hayatını kaybedecek, Antep’e gelecek düğünde canlı bomba patlatacak 54 tane vatandaşımızı şehit edecek, 29 tanesi çocuk 11 yaşın altında benim orada ne işim var. Bizim orada işimiz var, bizim orada ki işimiz DEAŞ, PYD, YPG, PKK terör unsurlarını temizlemek. Türkiye’ye gelip canımızı yakmasını önlemek. Sınırlarımızın güvenliğini sağlamak, vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini teminat altına almak bu bizim en meşru hakkımızdır. Allah’a şükür şimdi Azez’den Cerablus’a kadar bugün bütün 91 kilometre sınır tamamıyla emniyete alındı, bütün terör örgütlere püskürtüldü gitti. İstiyorlar ki, Türkiye sesi çıkmasın, orada herkes at oynatsın, Türkiye’de bedel ödesin. Sizin yaptıklarınızın bedelini biz ödemeye mecbur muyuz kardeşim? Orada iç savaşa göz yumuyorsunuz, bütün oradan kaçan milyonlar Türkiye’ye geliyorlar, Türkiye’nin sırtını sıvazlıyorsunuz aferin ne güzel yapıyorsunuz. Sizin aferininize ihtiyacımız yok, biz asil bir milletiz asil bizim için darda kalan, zorda kalan herkes başımızın üstündedir. Nam olsun, şan olsun diye yapmıyoruz, bizim inancımız bunu diyor, bizim geleneğimiz bunu diyor, bizim geçmişimiz bunu diyor onun için yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.
Değerli kardeşlerim, 15 Temmuz hani derler ya her şeyden bir hayır çıkar Türkiye için bir şer, binlerce hayra vesile olmuştur. Şehitlerimiz oldu, gazilerimiz var, yüreğimiz buruk, öfkemiz büyük, ama bu süreç 79 milyonun kardeşlik duygusunu tahkim etti, Yenikapı ruhunu ortaya koydu. Bütün maskeleri düşürdü, devletin içine yuvalanan, milletin arasına sızan bütün hainlerin iyot gibi ortaya çıkmasına vesile oldu. Terör örgütü mensuplarının, destekçilerinin maskesi düştü, kanlı yüzleri ortaya çıktı. Bundan böyle FETÖ terör örgütü dinimizi kullanarak, vatandaşımızın duygularını sömürerek faaliyetlerini yapamayacak. Adeta bir terör işbirliği kuran başka örgütleri de böylece bildik. Terör örgütü darbeden önce PKK ve FETÖ terör örgütü bir araya geliyor plan yapıyorlar, dayanışma içine giriyorlar. 15 Temmuz’dan sonra işler kötü gidince FETÖ terör örgütü tekrar randevu istiyor, yine biraraya geliyorlar bu sefer onlar bölücü terör örgütünden başka taleplerde bulunuyorlar. O taleplerde, efendim bu işi halledemedik bari Cumhurbaşkanına, Başbakana suikast yapında maliyeti parası neyse biz verelim. Alçaklığın bu kadarını da görmedi bu millet. Ama bunlar hepsi tek tek hesabı görülecek, o şehitlerimizin hesabını soracağız, o gazilerimizin hesabını soracağız. Yolları mayınlayan, insanların üzerine bombaları atan, bu milletin fidan gibi yavrularını toprağa düşüren bu alçaklara bu millet dersini verecek.
Değerli kardeşlerim; hedefimiz, amacımız terörü Türkiye’nin gündeminden düşürmek. Türkiye’nin gündeminden terörü düşüremezsek burada yatırım planları da, fabrikalarda, yeni iş alanları da hepsi hayal olur, gecikir gecikir. En büyük varlık yaşamdır, insan hayatının tehlikede olduğu yerde ne ticaret konuşulur, ne iş konuşulur, ne de gelecek konuşulur. Onun için devlet olarak, Hükümet olarak birinci görevimiz Türkiye’nin her köşesinde, her karış toprağında vatandaşlarımız rahatça seyahat etmelerini sağlamak, can korkusu yaşamadan bunu temin etmek. Yetmez, terör örgütlerinin sivillere, askere, polise, korucuya, jandarmaya zarar verecek durumdan tamamen çıkarmak. Bütün bunlar sağlanınca operasyonlar duracak, aksi halde operasyonlar artarak devam edecek.
Değerli kardeşlerim, hep söylediğim bir şey var bu PKK terör örgütünün Kürtler diye bir sorunu yok, ancak ve ancak Kürt kardeşlerimizin ve Türk kardeşlerimizin PKK sorunu var, bu sorunu çözmenin yolu da milletle devlet arasından bu kan emen, kana doğmayan eşkıyaları çıkarmak başka hiçbir çaremiz yok.
Değerli kardeşlerim, Halep’te bugün büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Orada insanlar her türlü şeyden yoksun iki ateş altında feryat ediyor feryatlarını duyan yok Türkiye’ye gelecekler bırakmıyorlar. Ürdün’e, Lübnan’a gidecekler bırakmıyorlar adeta bir kapana oradaki kardeşlerimiz sıkışmış durumda. İnşallah kısa sürede yapılan temaslarla buradaki insanlık dramını da sona erdirmek için Türkiye olarak aktif bir gayret içerisindeyiz. Şu Sur’un halini gördüm, hepiniz biliyorsunuz 6 mahallesinin nasıl yerle bir olduğunu gördük. Ama Allah’a şükür şimdi Sur’la ilgili adımları da atıyoruz. Bugün itibariyle Sur’da da resmen çalışmayı başlattık. Bütün oradaki dükkanlar yenilenecek, tarihi eserler hep elden geçecek, etrafı düzenlenecek ve böylece Sur eskisinden daha güzel hale gelecek, çünkü Sur Diyarbakır’ın en büyük kültür hazinesidir. Bu hazineyi yaşatmak, geleceğe taşımak Hükümetimizin en büyük önceliğidir, boynunun borcudur.
Değerli kardeşlerim, gençlerimizi artık bu terörün pençesinden kurtarmamız lazım. Sabahta söyledim, şu çukur siyasetinden sonra terör örgütü büyük bir darbe yedi ve bu darbeyle beraber terör örgütü artık gençlerimizi dağa götüremiyor, geçen seneye göre 10 kat azaldı. Geçen sene 4 bin gencimizi kandırıp dağa çıkarıyorlardı, bu yıl 21016’da 400 ancak götürebildiler bu güzel bir gelişme, iyi bir başlangıç. Gençlerimizi kurtarmak için onları daha güzel, daha heyecan verici bir gelecek hazırlamamız lazım o da buraya yapacağımız yatırımdır, gençlerimiz için iş alanlarıdır, sosyal faaliyetlerini, eğitim faaliyetlerini gerçekleştirecekleri altyapının hazırlanmasıdır. İnşallah bunları da hızlı bir şekilde tamamlayacağız.
Çok değerli hemşerilerim, emin olun rahat olun terörle mücadele konusunda asla geri adım yok, eski Türkiye’ye bir daha dönmeyeceğiz. Tam aksine sizlerle birlikte geleceği daha güçlü bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz. Yeni döneme, kalkınma hamlemize en çok katkıyı verecek şehirlerin başında Diyarbakır geliyor. İşte bugün yeni paketimizi kamuoyuyla paylaştık. Orada bütün detayları anlattım, onun için burada bunları tekrar etmeye gerek yok. Bir konu var iki gün önce bir konuşmamda bölgedeki öğretmenlerle ilgili bir şey söylemiştim, orada belli ki bir yanlış anlaşılma var onu düzeltmek istiyorum. Bu bölgede görev yapan terörle bir şekilde iç içe olmuş 14 bin civarında öğretmen olduğu tahmin ediliyor, ancak bunların tabi ne kadarının doğrudan terör örgütüyle ilişkili olduğu, ne kadarının olmadığı yapılacak incelemelerle, yapılacak teftişlerle, soruşturmalarla ortaya çıkacak. Tedbir olarak, okul zamanı geliyor, bayramdan sonra okullar açılıyor onun için Milli Eğitim Bakanımızla konuştuk tedbir olarak bu şekilde üzerinde şüphe bulunan, gerekli tespitleri yapılan bütün öğretmenler açığa alınacak, yeni ders döneminde bunlara görev verilmeyecek. Bunun yerine yeni baştan öğretmenlerimizi buraya göndereceğiz. Öbürleri ne olacak? Öbürleri de FETÖ’cülerin başına ne geldiyse onların başına da aynı şey gelecek. Sadece öğretmenlerle sınırlı değil, terör sadece dağda değil, terör devletin içinde de var, devletin yerel yönetimi içinde de var. Terörle haşir neşir olmuş bütün kamu görevlilerinin üzerine gideceğiz, onları da tek tek ayıklayacağız. Aksi halde bu mücadeleyi sadece silahla kırda, şehirde yapamayız. Bunların lojistik desteklerini, akıl hocalarını devre dışı bırakmazsak burada da istediğimiz başarıyı elde edemeyiz bunun da farkındayız. Onun için tek boyutlu değil, güvenlik yönüyle, kalkınma yönüyle, sosyal rehabilitasyon yönüyle, kamu kurumlarındaki temizlik yönüyle topyekun bir mücadeleyi evvel Allah bundan sonra kararlılıkla yürüteceğiz.
Bugün bakanlarımızla, milletvekillerimizle hep buradayız. Bu bir şeyi gösteriyor, bu bizim kararlılığımızı gösteriyor, bu bizim bu konuya artık baş koyduğumuzu gösteriyor. Bu toplantı da yeni bir sayfa dedim, evet geçen gün de çözüm mözüm yok demiştim, bu sözün muhatabı eli kanlı bölücü terör örgütüdür, kana doymayan PKK’dır, onların hakkı dünyanın herhangi bir yerinde bir hukuk devletinde, bir demokraside eline silah alanın hakkı neyse burada da aynısı olacak. Eli silahlı eşkıya grubuna asla devlet muhatap olmayacak. Müstahakları neyse gördüler, görmeye devam edecek. Terörle etkin mücadelenin sonuçları yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
Değerli kardeşlerim, bizim için bu ülkeyi bölmek isteyen, bu bayrağı indirmek isteyen, bu vatan toprağını parçalamak isteyen Kürt’te olsa, Türk’te olsa aynıdır hiç fark yok, hepsi bölücüdür, hepsi teröristtir. Onun için yani işi Kürt, Türk diye ayırmaya lüzum yok, işin özü bellidir tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet. Bunun karşısında olan kim olursa olsun, hangi mezhepten, hangi meşrepten olursa olsun bizim için teröristtir, bölücüdür.
Değerli kardeşlerim, el ele vererek Türkiye’nin bütün bölgelerindeki gelişmişlik seviyelerini aynı noktaya getireceğiz. Kürt diye, Türk diye bir ayrım yapmayacağız, Alevi diye, Sünni diye bir ayrım yapmayacağız. Bizim için vatandaşa hizmet edenler veya hizmet etmeyenler, ülkesi için çalışanlar veya başkaları için taşeronluk yapanlar ayrım budur. Silahı meşru görenler veya görmeyenler silahı meşru görenler bizim düşmanımızdır, bizim için eski Türkiye özlemi çekenler var, bir de yeni Türkiye hayali kuranlar var. Sizler her zaman barıştan, huzurdan, istikrardan, geleceğin Türkiye’sinden yana oldunuz. Konuşmamın sonunda bu tercihiniz için ülkemize, bayrağımıza sahip çıktığınız için ve bugünkü davetimize de icabet ettiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. Bugün Diyarbakır’dan tüm bakanlarımızla, milletvekillerimizle açıkladığımız bu kalkınma ve destek hamlesinin hayırlı sonuçlara vesile olmasını Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum.
Bu vesileyle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, sizleri Allah’a emanet ediyorum.
Sağ olun, var olun.