Basbakan Yildirim’in TBMM’de seçim önergesi görüsmelerinde yaptigi konusma
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sayın Başkan, Gazi Meclisimizin değerli milletvekilleri; Yüce Meclisi, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Bugün tarihi bir gün, bir dönüm noktasındayız. 24 Haziran 2018’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler için Yüce Meclis karar alacak. Yapılacak seçimlerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını Mevla’mdan bu mübarek Cuma gününde niyaz ediyorum.
Değerli milletvekilleri; 16 Nisan halkoylamasıyla milletimiz mevcut siyasal sistemde bir değişikliğe gitti, bu yönde bir karar verdi. Halkın doğrudan iradesiyle oluşan demokratik ve hukuk devletine bağlı, denge-denetleme mekanizmasıyla donatılmış daha güçlü bir meclis ve istikrarlı bir yürütme için cumhurbaşkanlığı sistemine 16 Nisan’da evet dedi.
Parlamenter sistemde geçen yıllara baktığımızda vesayet odakları sürekli olarak milli iradeyi baskı altına almaya gayret etmiş, zaman zaman doğrudan, zaman zaman da dolaylı müdahalelerle, darbelerle demokratik işleyiş kesintiye uğramıştır. Ülke olarak, millet olarak bu müdahalelerden çok çektik, büyük bedeller ödedik.
Milletimizin, sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin alın teri dökerek oluşturduğu birikimler maalesef bu müdahalelerle yok olup gitti. Ülkemiz her seferinde ekonomik krize ve istikrarsızlığa sürüklendi. Vesayet odakları sürekli olarak siyaseti itibarsızlaştırma ve devleti işlemez hale getirmeye çalıştılar. Vatandaşlar arasına ayrılık tohumlara atarak birliğinizi, dirliğinizi, kardeşliğinizi bozmaya, milleti zayıf düşürerek mevzi kazanmaya, güç devşirmeye çalıştılar. Türkiye’nin itibarını, onurunu hiç düşünmediler.
15 Temmuz hain darbe girişimi ve arkasından yaşanan gelişmeler Türkiye Cumhuriyeti’nin hem üniter devlet yapısını, hem de milli birlik ve kardeşliğini muhafaza edebileceği sağlam bir anayasal yapıyı mecburi hale getirmiştir. 16 Nisan halkoylamasında milletimiz Anayasa değişikliğine evet diyerek vesayeti bertaraf etmiş, demokrasiyi, ülkenin geleceğini güvence altına almıştır. Kesintisiz bir demokrasi, milli iradenin mutlak iktidarı, güçlü ve istikrarlı siyasal yönetime geçiş süreci başlamıştır.
Türkiye, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle bundan böyle daha hızlı karar alma ve kararları etkin bir şekilde uygulama kabiliyetine sahip olacaktır.
Sistemin tam olarak uygulamaya geçmesi şüphesiz önümüzde yapılacak seçimlerle mümkün hale gelecektir. 24 Haziran’da yapılacak bu seçim, Türkiye’nin 100. yıl hedefleri açısından da son derece önemlidir. Bu seçimde Türkiye geleceğini, istikrarını ve istikbalini de onaylamış olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 Nisan Anayasa değişiklikleriyle birlikte yürütme görevi tamamen halkın oylarıyla seçilen cumhurbaşkanına ait olacak şekilde karar çıkmıştır. Yönetim sistemi değişikliği, bürokrasinin iş yapış şeklinden ticari hayatın döngüsünde, hayatın her alanında yüksek bir beklenti oluşturmuştur. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bir an önce hayata geçmesi yönünde toplumda beklentiler günden güne artmıştır. Madem sistem değişti, o halde neden bekliyoruz sorusu sorulmaya başlanmıştır. Vatandaşlarımız 2019 Kasım’ına kadar beklemeyi kayıp zaman olarak görmeye başlamıştır. Sadece vatandaşlarımız değil siyasi partilerin bazıları da zaman zaman erken seçimin yapılması yönünde geçmişte beyanatlar vermiştir. Sürekli erken seçim olacak mı-olmayacak mı gibi değerlendirmeler toplumda geleceğin planlanması, vatandaşlarımızın öngörüsünü de olumsuz etkilemeye başlamıştır.
Bunun yanı sıra coğrafyamızda devam eden jeopolitik riskler ve ortaya çıkan gelişmeler, Türkiye’de cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bütün kurum ve yapılarıyla uygulamaya geçmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu durumu görmezden gelemeyiz, bu riskleri görmezden gelemeyiz. AK Parti bildiğiniz gibi 3 Kasım 2002’den bu yana 5 genel seçim, 3 yerel seçim, 3 halkoylaması, bir de Cumhurbaşkanlığı seçiminde milletimizin teveccühüyle açık ara birinci olarak çıkmayı başarmıştır.
Bütün milletimiz bilir ki, her zaman ülkemizin, milletin menfaatlerini öne alarak buna göre hareket ettik, buna göre kararlar verdik. Bu seçim kararını da yine ülkenin ve milletin yüksek menfaatlerini gözeterek aldık.
Şunu samimi olarak ifade etmek istiyorum: Türkiye üzerine plan yapan odaklar, Cumhurbaşkanımızın seçim tarihini açıklamasıyla birlikte büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar. Demokratik siyaset refleksimiz Türkiye’ye yönelik karanlık hesap ve söylemlerin önünü tıkamıştır.
Sayın milletvekilleri; Türkiye’nin son iki yılında demokrasimiz çok çetin sınavlardan geçti. Hamdolsun bu süreci Cumhurbaşkanlığımızın liderliğiyle başarıyla ve yüz akıyla yönetebildik. Millet iradesinin tecelli ettiği bu Gazi Meclis tarihte görülmeyen bir saldırıya uğradı. 15 Temmuz hain saldırısı karşısında millete yakışır yiğitlikte ve cesaretle bu Meclis durmasını bilmiş, alçak FETÖ örgütü mensuplarına gereken dersi vermiştir. Bayrağımıza, ezanımıza, demokrasimize, milli iradeye uzanan eller millet iradesiyle kırılmıştır. Bu Gazi Meclis’i ve Gazi Meclisin değerli milletvekillerini bu asil duruşları dolayısıyla bir kez daha tebrik ediyorum, kutluyorum. Ortaya koyduğumuz bu mücadele demokrasi tarihinde altın harflerle yazılacaktır.
Değerli milletvekilleri; bazen insanlar yaşadığı tarihin önemini bilmezler. Olayları yaşarız, bize çok sıradan gelir. Ama gelecek kuşaklar bu olayları inlerken ne kadar anlamlı olduğunu, ne kadar ülkeler için önemli olduğunu çok daha iyi fark edeceklerdir. Biz tarihi yaşayanlardanız, tarihi yazacaklar bu yaşananları en güzel şekilde anlatacaklar.
Bu mücadeleye 65. Hükümetin Başbakanı olarak katkı veren bir arkadaşınız olmaktan dolayı da büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim.
Bugün karşınızda 65. Hükümetin Başbakanı olmanın yanında, Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanı olarak da hitap etme onurunu yaşıyorum. (Alkışlar) Arkadaşlar, sağ olun.
Aslında her şey bu anayasa değişikliği, sistem değişikliği, sistem değişikliği Türkiye’nin yakın tarihinde hep gündemde olmuş bir meseledir. Ben hatırlıyorum, 70’den 80’e kadar siyasetteki bölünmüşlük, siyasetteki boşluk hep sistem tartışmalarını ön plana çıkarmıştır. Ve hatta 1921 Teşkilat-ı Esasi’den sonra yeni bir anayasa yapılması da gündeme gelmiş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Ziya Gökalp’e Diyarbakır mebusuna, Ağaoğlu Ahmet Beye görev vermiştir ve onların hazırladığı anayasa çalışması hala Cumhuriyet Müzesinde mevcuttur. Oraya baktığımızda şunu görüyoruz: Önerilen model başkanlık modelidir. Ancak Türkiye’nin İstiklal Harbinden çıkmış olması ve içinde bulunduğu şartların çetinliği dolayısıyla bu modelden vazgeçilmiş ve parlamenter sistemin devamında karar kılınmıştır.
Değerli milletvekilleri; ülkenin gündemini yıllarca işgal eden bu hükümet sistemi değişikliğinin esasında 15 Temmuz alçak darbe girişiminden sonra ülkemiz için, milletimiz için ne kadar hayati bir mesele olduğu toplumda tam anlamıyla olgunlaşmış, algı yerleşmiş ve bize düşen görev siyasetçiler olarak ülkenin, milletin beklentisini bir an önce hayata geçirmek olmuştur. 15 Temmuz’dan sonra başlayan Yenikapı ruhu ondan sonra da devam etmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve Milliyetçi Hareket Partisinin Grubu ve AK Parti Yenikapı ruhunu esas alarak cumhur ittifakının ilk adımlarını aslında anayasa değişikli noktasında başlatmıştır. Ve anayasada yönetim sistemine yönelik değişiklikler gündeme gelmiş, 10 Kasım’da Sayın Bahçeli’yle ilk görüşme yapılmış ve nihayet teklif 10 Aralık’ta yüce Meclise iki partinin mutabakatı olan bu teklif sunulmuştur. Komisyon görüşmeleri ve nihayet 21 Ocak tarihinde de yüce Meclis bu anayasa değişikliğini kabul etmiş, halkoylaması kampanya süreci başlamıştır. 16 Nisan’da malumunuz teklifin halkımız tarafından onaylanma tarihidir.
Evet, Türkiye 16 Nisan’dan sonra artık yönetim sistemi açısından farklı bir noktaya gelmiştir. Bazı maddeler hemen yürürlüğe girmiş, bazı maddeler de yapılacak seçime ertelenmiştir. Bir kez erken seçim konuşulmaya başladığı zaman, artık bunu ısrar ederek ertelemenin toplum için, ülke için, gelecek için hiç ama hiç kimseye faydası yoktur. O yüzden de bu yönde yine Sayın Bahçeli’nin erken seçim ihtiyacını dile getirmesi ve ülkemizin baş başa kaldığı jeopolitik riskleri de dikkate alarak bu yönde kararı Sayın Cumhurbaşkanımız 18 Nisan tarihinde 24 Haziran Pazar günü seçimin yapılması yönünde prensip karımızı halkımıza, milletimize bildirmiştir.
Burada bize düşen, hepimize düşen, milletin önüne gitmek ve millete hesabımızı vermektir. Biz zaten 2002’den bu tarafa hesap vere vere geliyoruz ve seçimlere de gidiyoruz. Dolayısıyla bu seçimin zamansız olduğu, baskın olduğu vesaire gibi söylemlerin bir altyapısı yoktur, gerekçesi yoktur, siyasi partiler ister muhalefette olsun, ister iktidar olsun her an seçime hazır olmak mecburiyetindedir. Gördüğümüz kadarıyla böyle de bir hazırlık var, seçim tarihi açıklanır açıklanmaz Cumhuriyet Halk Partisinde adaylık açıklayanlar ardı ardına devam ediyor. Değerli Kemal Beye benim tavsiyem, elini çabuk tutsun, sonra sıra kalmayacak.
Bu seçimlerde ilk defa, geçmiş seçimlerde gizli-saklı kapalı kapılar arkasında yapılan ittifakları da sona erdirdik, artık isteyen istediğiyle birlikte seçime kendi kurumsal kimliğini, amblemini, rozetini muhafaza ederek girebilir dedik, bu yönde de yasal değişikliği yaptık. Ve bunun sonucu olarak da bizim ittifakımız millet ittifakıdır, cumhur ittifakıdır. Milliyetçi Hareket Partisi-AK Parti olarak ülkemizin geleceği için, bekası için her türlü iç-dış tehdidi bertaraf etmek için güçlerimizi birleştirerek sandığa gidiyoruz; hayırlı uğurlu olsun.
Değerli arkadaşlar; tabii 65. Hükümetin son Başbakanı olarak belki gidip gelmemek, gelip de görmemek var. Birbirimize hakkımız geçmiştir, hakkınızı helal edin. ("Helal olsun" sesleri) Gerçi Engin Bey burada taksimatı yaptı, siz gideceksiniz, yüzde 60’ınız geri gelmeyecek, ben geleceğim dedi. Kimin geleceğini, kimin gelmeyeceğini Mevla’m bilir, görelim. Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler diyorum.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.
Bizim adayımız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır, milletin adamıdır.